Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/1136 E. 2022/1363 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/1136
Karar No
2022/1363
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/1136 Esas

KARAR NO : 2022/1363 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)

TARİHİ : 08/10/2019

NUMARASI : 2018/280 Esas 2019/398 Karar

DAVA: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 06/10/2022

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin, kara-hava-denizyolu taşımacılığında lojistik, antrepo ve gümrükleme hizmeti veren, alanında öncü firmalardan biri olduğunu, davalı/borçlu ile arasında da bu faaliyet alanına ilişkin bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, mevcut alacak kalemlerine ilişkin olarak cari hesap ekstresinde görünen 275.00 USD tutarındaki 15/09/2017 tarihli fatura, 500,00 USD tutarındaki 15/09/2017 tarihli fatura, 1.850,00 USD tutarındaki 15/09/2017 tarihli fatura ve 521.00 TL tutarındaki15/09/2017 tarihli faturalar düzenlenmiş olup söz konusu faturalara davalı şirketçe 8 günlük yasal süre içerisinde bir itirazda bulunulmadığını, itirazda bulunulmayan bu faturalara ait hizmet bedellerinin dc halen ödenmediğini, bu nedenle davalı şirket aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. numaralı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından 04/12/2017 tarihinde itirazda bulunduğunu, davalı şirket tarafından icra takibine yapılan itirazların taraflarınca kabul edilemez nitelikte olduğunu, belirlilen hususlarla birlikte alacaklarının likit olduğu belirterek haksız itirazın iptali ile takibin devamını, davalı borçlu aleyhine icra inkar ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, borçlu hakkında % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, borçlu hakkında % 10 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, itirazın iptalini talep eden davacı ...Tic. Ltd. Şti. tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. numaralı dosyası tahtında icra takibi başlatıldığını, taraflarınca 04/12/2017 tarihinde ödeme emrinde belirtilen borca, faize ve ferilerine ve de zamanaşımı süresine yasal süresi içinde itiraz edildiğini, icra takibine dayanak belge olarak işlemiş faizleriyle birlikte toplamda 2.748,67 USD ve 597,37 TL tutarında 4 adet fatura eklendiğini, davacı tarafın itirazın iptali davası dilekçesinde ise fatura konusu hizmetleri müvekkile verdikleri ve bu sebeple düzenledikleri faturaların ödenmediğini, mevzubahis faturalara itiraz edilmeyerek faturaların kesinleştiğini iddia ettiğini, bu iddiaların hukuka ve gerçekliğe aykırı olduğunu, faturalara konu hizmetlerin müvekkile sağlanmadığını, dosyaya davacı tarafça sunulan faturalardan üçünde hizmetlerin sağlandığı iddia edilen koııişmento numaralarına, ikisindc ise konteyner numarasına yer verilmemiş olduğunu, sadece "...“ numaralı faturada hem gemi adına hem konteyner numarasına hem de konşimento numarasına yer verildiğini, bu faturada yer alan konişmento numarasının ... olduğunu, konişmento numarası "... ibaresi ile başladığı ve "..." dünya çapında bir konteyner firması olan ... Ltd.ye ait kısaltma olduğu anlaşıldığından bu hizmetin müvekkil ile hiçbir bağlantısı olmayan dava dışı ... şirketine ve/veya konteynerdeki yüklerin sahibine verilen bir hizmet olduğunu ve müvekkile faturaya konu hizmetin verilmediğinin anlaşıldığını, dosya incelendiğinde müvekkil şirket ile davacı arasındaki ticari ve hukuki ilişkinin varlığını kanıtlayacak herhangi bir belge sunulmadığını, borç ilişkisinin ve faturaların dayandığı iddia edilen hizmetlerin ne olduğuna dair açıklama dahi yapılmadığının anlaşıldığını, faturaların ... tarafından tanzim edilen hangi konişmentoya ve veya hangi konteynere ilişkin olduğunun tespit edilemediğini, davacı tarafın dilekçelerinde belirttiği 3 adet faturanın konişmento kısımları boş bırakılarak konişmento numarasının belirtilmemiş olmasının aslında bu söz konusu harcamaya temel bir konişmento olmadığını kanıtlar nitelikte olduğunu, dava konusu faturalar incelendiğinde varış limanının Dakar olduğunun anlaşıldığını, müvekkilin hizmet verdiği ülkelerin müvekkilin internet sitesi incelendiğinde müvekkili şirketin yurtdışında Dakar/Senegal’e herhangi bir taşıma faaliyetinin olmadığının açıkça anlaşılacağını belirterek davanın esastan reddini, karşı tarafın % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 08/10/2019 tarih ve 2018/280 Esas - 2019/398 Karar sayılı kararında;"....Davacı tarafça mahkeme ara kararı üzerine dosyaya davalı adına ... ile yapılan mail yazışmaları sunulmakla, esasen mail yazışmaları davacı delilleri arasında gösterilmemiştir. Mail yazışmaları incelendiğinde ise davaya konu fatura dayanağı taşımaya ilişkin herhangi bir yazışmanın mevcut olmadığı; 25/04/2017 tarihli mail ile davalı adına hareket ettiği beyan edilen ... tarafından Ambarlı-Dakar taşıması için rezervasyon talep edildiği görülmüş ancak akıbeti anlaşılamamıştır. Yine 25/04/2017 tarihli yüklemeye ilişkin gemi detaylarının davacı tarafından davalı adına ... iletildiği ancak bu mailde belirtilen tarihler ile faturalara dayanak konişmento tarihlerinin uyuşmadığı anlaşılmıştır. Kaldı ki fatura dayanağı olan ... numaralı konişmento tarafları ile davalının ilişkisine dair ise dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Ayrıca mail yazışmalarında davalı adına hareket ettiği beyan edilen ..., bahsi geçen mailler dışında, dosyaya sunulan konişmentoya, davalı ve davacının taraf olmaması, faturalara dayanak olan taşımanın davalı adına davacı tarafından organize edildiği ve fatura bedellerine hak kazanıldığına dair dosyaya herhangi bir delil de sunulmamış olması bir arada değerlendirildiğinde, davaya ve takibe konu faturalara dayanak hizmetin davacı tarafından davalı adına ifa edildiği, davalının fatura dayanağı konişmento tahtında taşıtan olduğu ve navlun faturasından sorumlu olduğu kanaatine ulaşılamamış olup..."gerekçesi ile, Davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, İlk derece mahkemesi kararının hukuka ve usule aykırı olduğunu, Anılan kararda; "...Kaldı ki fatura dayanağı olan ... numaralı konişmento tarafları ile davalının ilişkisine dair ise dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Ayrıca mail yazışmalarında davalı adına hareket ettiği beyan edilen ..., bahsi geçen mailler dışında, dosyaya sunulan konişmentoya, davalı ve davacının taraf olmaması,faturalara dayanak olan taşımanın davalı adına davacı tarafından organize edildiği ve fatura bedellerine hak kazanıldığına dair dosyaya herhangi bir delil de sunulmamış olması bir arada değerlendirildiğinde, davaya ve takibe konu faturalara dayanak hizmetin davacı tarafından davalı adına ifa edildiği, davalının fatura dayanağı konişmento tahtında taşıtan olduğu ve navlun faturasından sorumlu olduğu kanaatine ulaşılamamış olup davanın karar verilmiştir". şeklinde karar verildiğini, İş bu karar mail yazışmaları ve bilirkişi raporu tamamen değerlendirilmeksizin verildiğinden hatalı olup istinaf incelemesi ile birlikte kaldırılması gerektiğini, Müvekkili şirketin; kara, hava ve denizyolu taşımacılığında lojistik, antrepo ve gümrükleme hizmeti veren ülkemizde bu alanda öncü firmalardan biri olduğunu, davalı ile arasında bu faaliyet alanına ilişkin bir ticari ilişki mevcut olduğunu, Müvekkili şirket mevcut alacak kalemlerine ilişkin olarak cari hesap ekstresinde görünen 275.00 USD tutarındaki 15/09/2017 tarihli fatura, 500,00 USD tutarındaki 15/09/2017 tarihli fatura, 1.850,00 USD tutarındaki 15/09/2017 tarihli fatura ve 531.00 TL tutarındaki 15/09/2017 tarihli 4 adet fatura düzenlenmiş olup söz konusu faturalara davalı şirketçe 8 günlük yasal süre içerisinde bir itirazda bulunulmadığını, bu nedenle davalı şirket aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. numaralı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ve başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından 04/12/2017 tarihinde itiraz edildiğini, Davalı şirketçe faturalara itiraz edilmemesi alacağın mevcudiyeti konusunda karine oluşturduğu, kaldı ki yerel mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesiyle de müvekkili şirketin davalıya bir hizmet sunmuş olduğu fakat bu hizmetin karşılığında ödenmesi gereken bedelin müvekkile ödenmediği açıkça tespit edilmiş bulunduğunu, Davacı müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğu ilgili raporda açıkça belirlendiği ve davalı tarafından ilgili faturaların içerik kayıtlarına itiraz etmesi için yasal sürenin geçtiğinin tespit edildiğini, Bilirkişi raporunun -D.Akdi İlişki Bakımından İnceleme ve Değerlendirme- başlıklı maddesinde; davacı müvekkilinin, 2.715 USD ve 531 TL alacağının olduğu tespiti yapıldığı ve "Davalı yan bu faturaları almış, ticari defterlerine işledikten sonra taraflar arasında iadesi veya iptali konusunda anlaşma olmaksızın, tek yanlı iade faturaları ile bakiyeyi sıfırlamıştır. Davalının alıp ticari kayıtlarına işlediği faturaların tamamı esasen bir adet 40lık konteynerın dava dışı ... aracılığı ile taşıması süreci için düzenlenmiş faturalardır. Ancak davalı bu faturaları kabul etmiş ve kayda almış olduğuna göre "içerik kayıtları" hususunda itiraz etmesi için yasal sürelerin geçmiş olduğu açıktır" denilerek davacı müvekkilinin davasında haklı olduğu tespit edildiğini, Bilirkişi raporunda yer alan; "Davacı yan ile davalı yan arasında e-posta yazışmaları gözetildiğinde, davacının düzenlediği faturaları ticari kayıtlarına alan ve ödemeyen davalının aradan geçen 4 ayı bulan zaman sonra tamamı için ayrı ayrı aynı tarihli faturalar düzenleyerek ödemekten kaçınması somut olaya uygun gözükmemektedir". Tespiti ile de davalı yanın takibe yapmış olduğu itirazın haksız ve mesnetsiz olduğu tespit edildiğini, Ayrıca konşimentolar üzerinde isim yer almaması hususu müvekkili ilgilendiren bir durum olmayıp yapılan operasyon ile ilgili olduğu, Müvekkili şirket yüklemeyi organize ederken müşterinin talebi doğrultusunda hat konşimentosuna gerçek yükleyici ve gerçek alıcıyı yazar fakat amatöre yapılacak ödemeyi konşimentoda yazan taraflar aksine müvekkili şirket yaptığı ve bunun karşılığında üzerine kar koyarak müşteriye fatura edilmekte olduğu, konşimento üzerinde müvekkkili şirketin olma zorunluluğu bulunmadığı, fakat maddi anlamda müvekkili şirketin sorumlu olduğunu, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulüne, tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Davanın Bakırköy 5 ATM. 'de açıldığı, görevsizlik kararı üzerine dosyanın deniz ihtisas mahkemesi olarak görev yapan İstanbul 17 ATM.'ye gönderildiği anlaşılmıştır. Dava, cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekilinin mahkemenin kabulüne ve hizmetin verildiğine yönelik istinaf sebebi incelendiğinde,Davaya konu icra takibinde takibe konu alacağın dayanağının cari hesap alacağı olduğu belirtilmiştir. Davalı borçlu vekili icra dosyasına verdiği itiraz dilekçesinde, asıl borca ve tüm ferilerine itiraz ettiğini belirtmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, Müvekkili şirket ile davacı arasında hiçbir ticari ilişki olmadığını, davacıdan herhangi bir hizmet alımında bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan faturaların müvekkili şirket TARAFINDAN iade edildiğini, faturalara konu hizmetlerin müvekkile sağlanmadığını, davacının faturalardan kaynaklı müvekkilinden alacağının olmadığını beyan etmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı tarafından düzenlenip davalıya gönderilen 4 adet faturanın tanzim tarihinde davalı ticari defterlerine kayıt edilmediği, tüm faturaların 15/09/2017 tarihinde kayıt edildiği ve aynı tarihte davalı tarafından davacı adına iade faturası düzenlendiği ve hesabın kapatıldığı belirtilmiştir.Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değildir. Faturaya itiraz edilmemiş olması halinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması hali akdi ilişkinin ispat edilmesi durumunda geçerli olup somut olayda davalı tarafça akdi ilişki kabul edilmeyip faturalara konu hizmetin alınmadığı beyan edilmiş olmakla, davacı tarafça akdi ilişkinin ve faturalara konu hizmetin davalıya verildiğinin ispat edilmesi gerekmektedir.Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119/l-(f) hükmü uyarınca, gerek yazılı gerekse basit yargılama usulünde, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin, dava dilekçesinde belirtilmesi gerekir. Delillerin bildirilmesi hakkındaki bu düzenleme, Hukuk Muhakemeler Kanunun'da kabul edilen somutlaştırma yükünün de bir gereğidir. Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemes hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir (HMK m.140/5). Bu madde metninde vurgulanması gereken husus 'dilekçelerinde gösterdikleri" ibaresinin kullanılmış olmasıdır. Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler (HMK m. 145).Davacı vekili dava dilekçesinin deliller bölümünde delil olarak, icra dosyası, cari hesap ekstresi, fatura suretleri ve ekleri, bilirkişi, tanık ve yemin deliline dayandığı görülmüştür.Davacı vekili, ön inceleme duruşmasından sonra 23/11/2018 tarihli dilekçe ile, fatura ve bir kısım yazışmalara dair delillerini sunduğunu belirtip dilekçe ekinde mail yazışmalarının sunulmuş ise de, dava dilekçesinde davacı mail yazışmalarına delil olarak dayanmadığına göre dayanılmayan mail yazışmaları dikkate alınamaz. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/21309 Esas - 2018/8388 Karar sayılı kararı da benzer mahiyettedir.)Kaldı ki, HMK'nın 199 maddesi hükmü ve yerleşik Yargıtay kararlarına göre, e-posta yazışmalarının belge mahiyetinde kabul edilip yazılı delil başlangıcı sayılabilmesi için e-posta yazışmalarının yetkili temsilci / temsilciler tarafından gönderilmesi ve inkar edilmemiş olması zorunludur. Somut olayda yazışmaların davalının çalışanı tarafından yapıldığı, davalının çalışanı tarafından yapılan yazışmalara davalı tarafça icazet verilip kabul edilmediğinden, davacının delil olarak dayandığı e-postaları davacı lehine ve davalıyı bağlayıcı nitelikte belge olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu durumda davacı tarafça fatura içeriklerine ilişkin hizmetin davalıya verildiği ispatlanamadığı anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesince verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 80,70.TL istinaf karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 26,30.TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince tarafa tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/10/2022 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/1136, K. 2022/1363, T. 06.10.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-1136-e-2022-1363-k-fb996b381329