Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/10003 E. 2021/9450 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/10003
Karar No
2021/9450
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/216 Esas KARAR NO: 2024/988 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2019/446 Esas - 2021/706 Karar TARİH: 05/10/2021 DAVA: Çekişmenin Giderilmesi ve Tazminat KARAR TARİHİ: 06/06/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, Davacının İç Hastalıkları uzmanı iken istifa ederek 22/08/2012 tarihinde Karşıyaka'da güzellik salonu açtığını, 2015 yılının ocak ayında içinde cilt bakımı ve zayıflama işlemi yaptığı .... adli işletmesini Konak'a taşıdığı ve halen bu iş yerini işlettiğini, yaklaşık 4000'i aşkın kişiyi diyetsiz ve kaslarını çalıştırarak ve alkali beslenme önerileri yaparak zayıflatıp sağlığına kavuşturduğunu, danışanlarının katkı maddesi içerdiği ve katı olduğu için vitamin mineral ve gıda takviyelerini eczanelerden almasını istemediğini, doğal beslenmeye inandığını, altı yıldır ilaçsız yaşam tarzını aşılamış ve bu tutumla çevresinde bir isim yaptığı ve danışanları tarafından da bu yönüyle tanınmış bir hekim olduğu, gençleşme önerilerine kollajen desteğinin önemini bilindiğinden, ... güvencesiyle olduğu belirtilen ve ...'nun '...' adlı ürünü SIVI olması ve üzerinde 'KORUYUCU MADDE İÇERMEZ' ibaresi bulunması üzerine, önce kendi için kullandığı, bu ibareye ve ... güvenerek danışanlarına, ailesine, arkadaşlarına önermeye başladığını, aynı zamanda aldırttığını, önerildiği üzere 21 gün kullandırtmaya başladığını, yedili küçük şise formunda kapak açılmaması ve ürünün açılmadan dışarıya taşması gibi şikayetler yaşadığını ve bu şikayetleri aynı zamanda tavsiye ettiği insanlardan da duymuş olmasına rağmen sıkıntının kapak sorunu olduğunu düşündüğünü ve ... olan güveninden de bunun tehlike yaratacağını tahmin etmediğini, bu kapak sorunlarına rağmen hala kendisine sorulduğunda aldırmaya devam ettiğini, müvekkilinin ürüne bu denli güvenmesine ... nun ürünün sunumlarına katılması, ürünün videolarında ürünü anlatması da çok etkili olduğu, ... kendi internet sitesinde de ayrıntılı anlattığı üzere (http://.../) katkısız ve alkali beslenme, sağlıklı yaşam konusunda kitaptan, televizyon programları olan ve kariyerini bu yönde yaptığı bir doktor ve biyokimya uzmanı olduğu, bu yönüyle imaj oluşturan bir hekimin, biyokimya uzmanı olarak ürün tanıtımlarında, reklamlarında yer alması, konuşmalara katılması, benzer şekilde alkali yaşam ve beslenme konusunda çalışmalar yürüten müvekkilinde ürünün gerçekten de katkısız ve sağlıklı olduğuna inandırdığı ve de pek çok tüketicide de bu fikri uyandıracağı, söz konusu yedili küçük şişe form daha sonra değişmiş şarap şişesi şeklindeki yeni formu piyasaya çıktığı, bir önceki şişelerde kapak sorunu yaşadığı için bu kez bu şişeleri denemek istediği ve ürünü alıp annesine götürdüğünü, üzerinde "Çalkalayınız" yazan şişeyi çalkalamamış olmasına rağmen kapağın üstündeki koruma bandını yandan açıp kapaktan ayırdığı anda kapak aniden ve kendiliğinden havalanmaya başladığı ve şampanya gibi patladıktan sonra kapağın süratli bir şekilde duvara çarptığı, hemen sonra içindeki sıvı, gazlı içecek gibi köpürüp ağız kısmını eliyle kapatmaya çalışmasına rağmen yaklaşık yüzde yirmilik kısmı şişeden hızla yere saçıldığı, bu haliyle ürünün sözde koruyucu madde içermediği iddiasına rağmen içini köpürtecek kadar karbondioksit veya basınç oluşmasına neden olabilecek başka bir kimyasal konmuş olma ihtimalini düşündürttüğünü, bu fırlamaların insan yüzüne zarar verebilecek kadar şiddetli bir basınçla meydana geldiği ve ilk ürün açıldığında bedensel zarar meydana gelmemesinin şans eseri olduğunu, altı yıldır kimseye eczaneden ürün önermemiş olan müvekkilinin üzerindeki ibareye güvenerek "ayıplı" olan ürünü aldırmış olmasının kendi mesleki kariyerini ve savunduğu tüm değerleri ve mesleki itibarını lekelediğini ve oluşan bu durumda kandırıldığını haklı olarak düşündüğünü, Bu sebeple TKHK md. ll hükümlerince satış sözleşmesinden dönerek ödemiş olduğu bedelin iadesini ve meydana gelen zararın iadesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Davacının davalı olarak ..., yanı sıra ... A.Ş. aleyhine açtığını, oysaki ...A.Ş davacı tarafça yanlış olarak muhattap gösterildiğini, ... şirketlerinin her biri, Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde kurulmuş yek diğerinden bağımsız birer hükmi şahsiyetler olduğunu, ticaret ünvanı,ito sicil kaydı,işyeri sgk kaydı, iştigal konuları yek diğerlerinden farklı olduğunu, Öncelikle, Müvekkil davacı iddiaların muhattabı olmadığından Müvekkile açılmış davanın tefrik edilerek husumet yokluğundan reddine, Her halükarda haksız mesnedsiz davanın reddine, Masraf ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Davacı davasını ikame ederken, gerekli özeni göstermeksizin, ayıplı olduğu iddia edilen ... markasını dilekçesinde davalı taraf belirlediğini dava konusu ... adlı ürünün etiketinde belirtildiği üzere, ilgili ürünün "gıda işletmecisi" ... Limited Şirketi olduğunu, 17.11.2011 tarih ve 28145 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Gıda İşletmelerinin Kayıt ve Onay İşlemlerine Dair Yönetmelikte, Gıda İşletmecisini; "Kâr amaçlı olsun veya olmasın kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek veya tüzel kişiler tarafından işletilen, gıdaların üretildiği, işlendiği, muhaza edildiği depolandığı, dağıtıldığı, nakledildiği, satıldığı, servis edildiği herhangi bir aşaması ile ilgili herhangi bir faaliyeti yürüten işletme" olarak tanımlanmıştır. bu nedenle, söz konusu maddi hatanın düzeltilerek, aynı zamanda voonka markasının sahibi ve dava konusu ürünün gıda işletmecisi olan kampotu ilaç gıda sanayi ticaret limited şirketi'nin davalı sıfatıyla davaya dahilini talep ettiklerini, davacının talepleri mahkeme tarafından incelemeye değer görüldüğü takdirde, ürünün satışının durdurulması ve piyasadaki ürünlerin geri çekilmesine dayanak bir sebep bulunmayacağı görüleceğini, davacı tacir olarak nitelendirildiğinden, mahkemece, iddia etmiş olduğu ayıplı mal olgusuna ilişkin; ayıp ihbar yükümlülüğüne uyulup uyulmadığının incelenmesi gerektiğini, davacının ürünü kullanma koşullarına aykırı kullanımından dolayı davalı şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin pazarlamasını gerçekleştirdiği ürün ile ilgili ürün alıcıları tarafından yapılmış olan her türlü şikayet ,advers etki bildirimi vs. her türlü taleplerin muhatabı diğer davalı şirket olduğunu, izah edilen sebeplerle her türlü beyanda bulunma hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili şirket aleyhine haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilmiş olan davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ticari merkez adresi “... Mah. ... Sk. No:... Esenyurt/İstanbul” olduğunu, huzurdaki dava için müvekkili bakımından HMK.m.6 gereğince yetkili mahkeme Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olacağını, müvekkili bakımından açılan dava için yetkisiz olduğunu, davacı tarafından, dava konusu olay ve ürün ile ilgili olarak müvekkil şirket çalışanları ve İstanbul İl Genel Müdürü ile yapıldığı beyanıyla birtakım telefon görüşmelerine ait kayıtlar dosyaya sunulduğunu, bu telefon görüşmelerinin içeriklerini ve gerçekliklerini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, işbu kayıtların hukuken geçerli delil vasıfları bulunmadığını, Müvekkili şirketin, dava konusu ürün ve diğer bazı ürünler için davalılardan ... A.Ş. ile imzaladığı pazarlama sözleşmesi ile bu ürünlerin satışı bu firma aracılığıyla yapıldığını, dava konusu “...” isimli ürün, müvekkili tarafından doğrudan ya da diğer davalı .... A.Ş. vasıtasıyla piyasadaki eczanelere ya da davacıya ait işletme gibi işletmelere satıldığını, bu ürün takviye edici gıda vasfına sahip olan, Gıda, Tarım Ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan alınmış izinle ve Bakanlığın denetimi ile satılan ve sağlığa hiçbir zararı bulunmayan bir ürün olduğunu, içeriğinde hangi maddelerin bulunduğu ve hangi koşullarda muhafaza edilerek kullanılması ya da satışa sunulmasının gerektiği de ürün kutusunda açıkça ve ayrıntılı biçimde yer aldığını, dava konusu ürün davacının başvurusu sonrasında, diğer davalı tarafından müvekkil şirkete iletilmiş ve müvekkil şirket tarafından bu ürün bilimsel olarak gerekli tüm test ve uygulamaların yapılması suretiyle içeriğinde bir eksiğin ya da hatanın bulunup bulunmadığının tespiti için Yeditepe Üniversitesine, Yıldız Teknik Üniversitesine ve Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilmiş kuruluşlardan olan ...Tic.Ltd.Şti.ne gönderildiğini, bu üniversiteler ile yetkili kuruluşun laboratuarlarında yapılan incelemeler sonucunda ürünün içeriğinde hiçbir eksiğin, kusurun ya da mevzuata veya bilime aykırı bir durumun mevcut olmadığı tespit edildiğini, anılan gerekçelerle, huzurdaki davanın yetkisizlik sebebiyle reddi ile dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle hukuki yarar yokluğundan, bunun uygun bulunmaması halinde esastan reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 05/10/2021 tarih 2019/446 Esas 2021/706 Karar sayılı kararında; ".......Davacı tarafın dava konusu ürünün ayıplı olması nedeniyle maddi ve manevi zararının bulunduğuna yönelik tespit kararı verilmesini talep etmişse de aynı dava ile maddi ve manevi zararının davalılardan tazminine yönelik eda davası da açtığı anlaşılmakla davacının tespit davası ile istediği hukuki korunma, diğer dava çeşitlerinden biri ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının o konuda tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından (Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2020/10003 E. 2021/9450 K. Sayılı ilamı) tespit davasının reddine karar verilmiştir. Davalı ... A.Ş'ye yönelik dava açılmışsa da davalının iştigal konusunun farklı olduğu dava konusu ile ilgili bir faaliyetinin bulunmadığı ... A.Ş'nin sorumlu olduğu anlaşılmakla davalı ... A.Ş yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı tarafın iddiası, davalıların savunmaları, ürüne ilişkin görüntüler, tanık beyanları, ihtarnameler, bilirkişi kök ve ek raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; tanık beyanları ve ürüne ilişkin davacı tarafça sunulan görüntülerle sabit olduğu üzere davacının kullandığı ve ticari işletmesine gelen danışanlarına tavsiye etmiş olduğu ... isimli ürünün koruma bandını açtıktan sonra kapağının yukarıya doğru fırladığı ve ürünün bir kısmının döküldüğünün sabit olduğu, davacının İzmir ... Noterliği 30/10/2017 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarname si ile davalılara bildirdiği, tanık beyanları ile sabit olduğu üzere ürünü almış olduğu eczaneye de ürünü iade ettiğinin anlaşıldığı, böylece davacının ayıp bildirim yükümlülüğüne uyduğu, dava konusu ürünün son kullanma tarihinin geçmiş olması nedeniyle ürün üzerinde laboratuvar incelemesi yapılamadığı, bu durumun davacının kusurundan kaynaklanmadığı, ayrıca davalılar davacının muhafaza ve saklama koşullarına uygun davranmadığı savunmasında bulunmuşlarsa da bu savunmaya yönelik dosya kapsamında delil bulunmadığı ve bunun davacıdan istenemeyeceği, (emsal nitelikte Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/8622 E. 2016/11964 K. Sayılı ilamı), davalı ... Tic Ltd Şti tarafından dava açılmadan önce ürün analizine yönelik almış olduğu laboratuvar inceleme sonuçlarını dosyaya sunmuşsa da yapılan incelemelerin tek taraflı olarak yapılmış olduğu ve dava konusu üründe meydana gelen sıkıntının ürün içeriğinden ziyade ürün ambalaj şişe kapağından kaynaklı olduğu anlaşılmakla değerlendirme konusu yapılmamış, talimat mahkemesi tarafında alınan bilirkişi kök ve ek raporu tüm dosya kapsamına, hükme ve denetime elverişli olduğu ve bilimsel delillere uygun olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmış ve dava konusu ürünün yapısındaki proteinin oksijensiz ortamda fermantasyonuyla CO2, N2 ve H20 oluştuğu ve ürünün yapısı ve bileşiminin değişerek ayıplı hale geldiği ve böylece sıvı ürün ambalajının içindeki basıncı arttırarak patlamaya ve kullanıcı kazalarına neden olabileceği Mahkememizce kabul edilmiştir. Davalı ... Tic Ltd Şti'nin Voonka markasının sahibi ve dava konusu ürünün gıda işletmecisi/üreticisi olarak sorumluluğunun bulunduğu, diğer davalı ... A.Ş'nin ürünün pazarlama ve satışından sorumlu olması nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu, iki davalının birbirleri aralarında yapmış olduğu sözleşmenin taraflar arasında bağlayıcı olduğu ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülememesi nedeniyle dava konusu ürünün ayıplı olmasından davalılar ... Tic Ltd Şti ve ...'nin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir. Davacı tarafça dava konusu ürünün ayıplı olması nedeniyle kazanç kaybının olduğunu ve yoksun kaldığı gelire yönelik maddi tazminat isteminde bulunmuşsa da kazanç kaybına ilişkin delillerin dosya kapsamına sunulmadığı ve ispatlanamadığı anlaşılmakla maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.Davacının dava konusu ürünün piyasadan çekilmesi ve gazetede yayınlanmasına ilişkin taleplerinin Türk Ticaret Kanununda yasal dayanağı bulunmadığından reddine karar verilmiştir. 22.6.1966 tarihli 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, manevi tazminat tutarını etkileyen özel hal ve şartlar belirtilmiş olup, hâkim manevi tazminat miktarını belirlerken Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalmalı, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, olayın vehametini, davalıların kusurunu, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyet derecesini gözetmelidir. Takdir edilecek manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalı, ne var ki mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanması amaç edinilmediğinden zenginleşme aracı da olmamalıdır. Davacının iştigal ettiği konu dikkate alınarak danışanlarına dava konusu ürünü tavsiye ettiği ve ürünün ayıplı olmasından kaynaklı olarak nihai tüketiciyi etkileyebilecek nitelikteki bu eylemin davacının müşteri kaybına sebebiyet verecek nitelikte olması göz önüne alındığında davacının piyasa değerini ve ticari itibarını etkileyebilecek eylem nedeniyle davacının manevi zararı oluştuğundan takdiren belirlenen 7.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... A.Ş ve ...Tic A.Ş'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, 1-)Davalı ... A.Ş yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,2-)Davacının maddi ve manevi zararının bulunduğuna yönelik tespit kararı verilmesine yönelik talebinin aynı zamanda maddi ve manevi zararına yönelik eda davası da açtığı anlaşılmakla; tespit kararı verilmesinde hukuki yarar bulunmadığından tespit davasının REDDİNE,3-)Davacının maddi tazminat davasının ispatlanamadığından REDDİNE, 4-)Davacının dava konusu ürünün piyasadan çekilmesi ve gazetede yayınlanmasına ilişkin taleplerinin Türk Ticaret Kanununda yasal dayanağı bulunmadığından REDDİNE,5-)Davacının manevi tazminat davasının KABULÜ ile; davacının 7.000,00 TL manevi tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... A.Ş ve ... Tic A.Ş'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiş ve karara karşı davalı .... A.Ş vekili ve ... A.Ş vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ...Tic. A.Ş vekili istinaf dilekçesi ile, manevi tazminat talebinin kabulüne ilişkin kısmının hatalı olduğunu, Dosyada alınan bilirkişi raporlarında yer alan ayıplı ürün görüşüne dayandırdığı, ürün kapağından yani ambalajdan kaynaklanan soruna da işaret ettiği anlaşıldığını, sözkonusu bilirkişi raporlarında ise bu ürünün içinde fazla azot gazı bulunduğu ve bunun etkileşime yol açarak patlamaya sebep olduğu, dolayısıyla ürünün ayıplı olduğu görüşüne yer verildiğini ancak bilirkişinin bu görüşlerinin hiçbiri somut bir bilimsel ve fiili tespite dayanamadığını, davacı tarafından dosyaya sunulmuş ürün numunesinin son kullanma tarihinden 8 ay sonra yapılan bilirkişi incelemesinde bu anlamda bir tespitin yapılmayacağı bizatihi bilirkişi tarafından da ifade edildiğini ancak aynı bilirkişi tarafından tamamen kişisel birtakım yorumlarla, bilimsel ve hukuki hiçbir temele dayanılmaksızın bu ürünün ayıplı olduğunun iddia edildiğini, Dava konusu “...” isimli ürün, müvekkili tarafından doğrudan ya da diğer davalı .... A.Ş. vasıtasıyla piyasadaki eczanelere ya da davacıya ait işletme gibi işletmelere satıldığını, bu ürün takviye edici gıda vasfına sahip olan, Gıda, Tarım Ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan alınmış izinle ve Bakanlığın denetimi ile satılan ve sağlığa hiçbir zararı bulunmayan bir ürün olduğunu, İçeriğinde hangi maddelerin bulunduğu ve hangi koşullarda muhafaza edilerek kullanılması ya da satışa sunulmasının gerektiği de ürün kutusunda açıkça ve ayrıntılı biçimde yer aldığını, dosyadaki bilirkişi kök raporunun 8.sayfasında bu içeriğe yer verildiğini, bilirkişi ek raporunda ifade edilenin aksine ve gerek kök raporun bahsedilen bölümünden gerekse dosyada mevcut olan ürün belgelerinde yer verilen içerik maddelerinden de görüleceği üzere, müvekkili şirketin dava konusu ürününün içeriğinde azot gazı hiçbir şekilde olmadığını, Kök raporunun 8.sayfasında ürün içeriğine yer veren ve burada azot bulunduğu tespiti yapmayan sayın bilirkişinin, kök ve ek raporlarında bu üründe sanki azot varmış gibi, genel varsayımlara dayalı olarak yaptığı çıkarımların ve bu çıkarıma bağlı olarak ortaya koyduğu ürünün ayıplı olacağı şeklindeki görüşünün kabul edilebilir ve hukuken itibar edilebilir bir tarafının olmadığını, bu görüşün bilirkişinin kendi tespitleri ile açıkça çeliştiğini, Müvekkilinin ürününde kesinlikle azot gazı kullanılmadığını, müvekkilinin bu ürünü üretilirken, ürünün içerisinde bulunan Kollajen ve hyaluronik asit ısıl işleme tabi tutulduğunu, bu ısıl işlemle bakteri oluşumunun da engellendiğini, Dava konusu ürün gibi takviye edici gıdalarda, Tarım Bakanlığının talimat ve bildirimleri doğrultusunda, ilgili ürünlerin oda sıcaklığında muhafaza edilmesi müvekkili şirket tarafından önerildiğini ancak kimi zaman özellikle eczanelerde ve bazen de depolama alanlarında 25 derecenin üzerindeki ortamlarda ürünler satışa sunulmakta, bekletilmekte veya saklandığını, bu durumlara bağlı olarak da üründe bozulmalar meydana geldiğini, dava konusu olayda da gelişen durumun yegane sebebinin ürünün uygun koşullarda ve ısıda muhafaza edilmemesinden kaynaklandığını, Dava konusu ürün, davacının başvurusu sonrasında, diğer davalı tarafından müvekkili şirkete iletildiğini ve müvekkili şirket tarafından bu ürün bilimsel olarak gerekli tüm test ve uygulamaların yapılması suretiyle içeriğinde bir eksiğin ya da hatanın bulunup bulunmadığının tespiti için Yeditepe Üniversitesine, Yıldız Teknik Üniversitesine ve Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilmiş kuruluşlardan olan ...Tic.Ltd.Şti.ne gönderildiğini, Bu üniversiteler ile yetkili kuruluşun laboratuarlarında yapılan incelemeler sonucunda hazırlanan ve 03.07.2018 tarihli dilekçe ekinde suretleri dosyaya sunulan raporlar ile ürünün içeriğinde hiçbir eksiğin, kusurun ya da mevzuata veya bilime aykırı bir durumun mevcut olmadığı tespit edildiğini, Bilirkişi, hukuka aykırı bir yaklaşımla ve yerel mahkemenin ara kararına da aykırı biçimde, tarafımızca dosyaya sunulan bu resmi raporları hiç değerlendirmediğini, bu durum da raporun objektif biçimde hazırlanmadığının, tarafların delillerine ve beyanlarına eşit biçimde yaklaşılmadığının göstergesi olduğunu, işbu raporun bu açıdan da hükme esas alınması hukuken mümkün olmadığını,Davacı tarafın iddia ettiğinin ve raporda ifade edilenin aksine dava konusu ürünün içeriğinde hiçbir ayıp söz konusu olmadığını, yaşandığı belirtilen olay, söz konusu ürünün yanlış muhafaza edilmesi ya da kullanımından kaynaklandığını, müvekkilin yasal mevzuata ve bilimsel kurallara aykırı hiçbir eylemi söz konusu olmadığını, Davacının belirttiği olay ile müvekkilinin satışını yaptığı ürünün içeriği arasında illiyet bağı olmadığını, davacının iddiasının aksine dava konusu ürünün katkısız olduğuna dair bir taahhüt ya da beyan da söz konusu olmadığını,Bir ürünün koruyucu madde içermemesi ile katkısız olması birbirinden farklı anlam ve mahiyette olan durum olduğunu, dava konusu ürünün içeriğinde sağlığa zararlı hiçbir madde veya kimyasal mevcut olmadığını, Davacının yaşadığını beyan ettiği durum, ürünün içeriğinden ya da üretim hatasından kaynaklanmayacak, aksine ürünün nihai satıcısı ya da kullanıcısının muhafaza ve kullanım hatasından doğacak bir durum olup, bunun sorumluluğunun davalılara yüklenemeyeceğinin de açık olduğunu, Hükme esas alınan ek raporda, bilirkişinin görüşlerine dayanak olarak sadece davacı tarafın sunduğu cd kaydında yer alan görüntüler ve tanık beyanları gösterildiğini, bunun kabulünün mümkün olmadığını, bu görüntülerde yer aldığı ifade edilen ürünün hangi koşullarda saklandığı belli olmadığı gibi, herhangi bir kötü niyetli müdahaleye maruz kalıp kalmadığı da belli olmadığını, ek raporda ürünün ağzındaki bantın yırtık olduğu belirtilmiş olup, bu yırtığın ilgili eczanede yada ürünün davacının elinde olduğu sırada meydana gelmiş olacağının açık olduğunu,Sadece video görüntülerine göre ilgili ürünün şişesinden azot veya karbonmonoksit gazı çıkışı olduğunun tespitinin mümkün olmayacağını, bu tür tespitlerin laboratuvar ortamlarında ve bizatihi ürün numunesi üzerinden uzman kişilerce ve bu amaca uygun teknik cihazlarla yapılabileceğini,Konunun uzmanı olmayan diğer davalı... A.Ş. vekilinin veya üretici pozisyonunda bulunmayan, pazarlamacı pozisyonunda olan, dolayısıyla da şişenin içinde ne olduğunu bilmeyecek durumda bulunan bu davalının üründe azot gazı olduğuna dair hatalı ve somut bilgiye dayanmayan beyanlarının da böyle bir sonuca varılmasını sağlayamayacağı açık olduğunu, ürünün içeriğinde hangi maddelerin bulunduğunu gösteren resmi belge olan ürün etiketinin dosyaya sunulmuş olup, Tarım Bakanlığınca onaylı olan ve bu bakanlık kayıtlarında da mevcut olan ürün içeriği bilgilerinde azot gazı bilgisi yer almadığını, dolayısıyla bu ürünün içinde azot gazının bulunmadığı resmi kayıtlarla sabit olduğunu, bunun aksinin de yine resmi biçimde, yani yetkili resmi kurumlarca ürün numuneleri üzerinde yapılmış inceleme ve tespitlerle ortaya konulmasının şart olduğunu, Davacının iddiaları, tümüyle subjektif olan, hiçbir bilimsel ve resmi tespite dayanmayan, bilimsel temeli de bulunmayan, eksik ve yanlış bilgi ile ortaya konulduğunu, kötü niyetli ve haksız kazanç sağlama amaçlı beyanlar olduğunu, müvekkil şirket tarafından, konunun uzmanı olan yetkin kurumlardan alınan ve suretleri dosyaya sunulan resmi raporlar ile ürüne ya da müvekkilinee atfedilebilecek hiçbir kusurun bulunmadığını,Davacı maddi-manevi zarar iddiasında bulunduğunu, 3.000 TL maddi ve 7.000 TL manevi tazminat talep ettiğini ancak bu zararlarının neler olduğunu net olarak açıklamadığını ve zarar iddiasını ispatlayıcı hiçbir delili de dosyaya sunmadığını, davacının gerek uğradığını iddia ettiği tüm zararı gerekse de bu zarar ile dava konusu ürün arasındaki illiyet bağını hukuka uygun biçimde ispatlaması zorunlu olduğunu, dosyada bu ispatı sağlayan hiçbir delil de bulunmadığını, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davacının manevi tazminat talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili istinaf dilekçesi ile, manevi tazminata ilişkin hükmün kaldırılması gerektiğini,Yerel mahkemece verilen ara karar doğrultusunda davacı bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığından bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, Davacının dava dilekçesinde cd deliline dayanılmamış olup usulüne uygun olarak öne sürülmeyen delillerin değerlendirmeye alınmaması gerektiğini,Bilirkişi ek raporunda son kullanma tarihi üzerinden 8 ay geçmiş olan ürünün ayıplı olmadığının tespit edilemeyeceğinin belirtildiğini,Dosyada mübrez analiz raporlarının salt davalı kampotu tarafından sunulmuş olması nedeniyle değerlendirme konusu yapılmamasının kabul edilemeyeceğini,İleri sürerek manevi tazminata ilişkin kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Davanın İzmir 3. Tüketici Mahkemesinde açıldığı, İzmir 3. Tüketici Mahkemesinin 2017/994 E. 2017/999 K. Sayılı ilamı ile asliye ticaret mahkemelerinin görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verildiği, istinaf edilmeden kesinleşmesi üzerine dosyanın İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edildiği, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/333 E. 2018/900 K. Sayılı ilamı ile tüm davalıların yerleşim yerinin İstanbul olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş ve dosya İstanbul 20 ATM. ye tevzi edilmiş ve yargılamaya devam olunarak istinafa konu karar verilmiştir.Dava; ayıplı satılan maldan kaynaklı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece, davacının maddi tazminat davasının ispatlanamadığından reddine, davacının manevi tazminat davasının kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı ... A.Ş vekili ve davalı ... A.Ş vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda davacı tarafça, davalılardan ...Tic. A.Ş. tarafından üretilen ve diğer davalı ... A.Ş. tarafından satılan ... ürünün ayıplı olduğu belirtilerek işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, talimat mahkemesi kanalı ile kimya mühendisi bilirkişiden kök ve ek rapor alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir.HMK'nın 146. maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Bu hükümle birlikte bilirkişi heyetinden alınan ek rapordaki tesbitler ve ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalılar vekilinin yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi yer almaktadır. İstinaf eden davalılar vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, hükme esas alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında mahkemece davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik istinaf eden davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, davalı ... Tic. A.Ş vekili ve davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar ... Anonim Şirketi ve ... Anonim Şirketi'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı ... Anonim Şirketi'nden alınması gereken 478,17-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 119,54-TL harcın mahsubu ile bakiye 358,63-TL harcın davalı ... Anonim Şirketi'nden tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı ... Anonim Şirketi'nden alınması gereken 478,17-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 120-TL harcın mahsubu ile bakiye 358,17-TL harcın davalı ... Anonim Şirketi'nden tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/06/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/10003, K. 2021/9450, T. 03.07.2018, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-10003-e-2021-9450-k-aff100a2cdad