Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/957 E. 2020/569 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/957
Karar No
2020/569

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/232 KARAR NO: 2024/403 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/11/2020 NUMARASI: 2019/957 E. - 2020/569 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/02/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 5/12/2017 tarihli 1213 sayılı faktoring sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında davalıya ödemeler yapıldığını ve davalının alacaklarının temlik alındığını, yapılan ödemenin teminatını oluşturmak üzere davalıya ait ... İli, ... ilçesi, ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazı üzerine 13.000.000,00TL bedelli %42 yıllık faiz oranı ile ipotek konulduğunu, sözleşme kapsamında ilk işlemin 02/072018 tarihinde yapıldığını ve buna göre davalının iki adet toplam 6.500.000,00TL bedelli faturalardan kaynaklanan alacağından 2.333.120,00TL'lik kısmını davacıya temlik ettiğini, ödeme aracı olarak da fatura borçlusu .... A.Ş keşideli, ... muhataplı her biri 900.000,00TL bedelli 6 adet toplam 5.400.000,00TL'lik, aynı keşideci imzalı ve aynı banka muhataplı biri 750.000,00TL meblağlı ve biri 333.120,00TL meblağlı çeklerin verildiğini, bu çeklerden bir kısmının ödendiğini ve davalının borcuna mahsup edildiğini, bir adet çekin aynı keşideci imzalı ... Muhataplı 900.000,00TL bedelli çek ile değiştirildiğini, ... çekinin karşılıksız çıkması nedeniyle İstanbul .... İcra müdürlüğünün 2019/15334 esas sayılı dosyasında takibe geçildiğini, 750.000,00TL meblağlı ve 333.120,00TL meblağlı çeklerin de karşılıksız çıkması nedeniyle İstanbul .... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında takibe geçildiğini, ikinci işlemin 17/08/2018 tarihinde yapıldığını ve davalının ... şirketinden olan 1.416.000,00TL bedelli faturadan kaynaklı alacağının 1.145.000,00TL'lik kısmını davacıya temlik ettiği, ödeme aracı olarak yine ... keşideli ... muhataplı 1.145.000,00TL bedelli çek verdiğini, üçüncü işlem olarak 27/08/2018 tarihinde davalının yine faturadan kaynaklı 3.835.000,00TL'lik alacağının 2.030.800,00TL'lik kısmını davacıya temlik ettiğini ve ödeme aracı olarak yine ... keşideli ... muhataplı 1.030.800,00 TL ve 1.000.000,00TL bedelli iki adet çeki teslim ettiğini, yapılan tahsilatların davalının borcuna ve hesabından mahsup edildiğini, sözleşme kapsamında 44. İşlemin 29/08/2018 tarihinde yapıldığını ve buna göre davalının 3.835.000,00TL bedelli faturadan kaynaklanan 144.470,00TL alacağını da davacıya temlik ettiğini, ödeme aracı olarak da ... keşideli ... muhataplı 144.470,00TL bedelli çeki verdiğini, çeklerin zamanda ödeneceğinin keşideci ... tarafından da taahhüt edildiğini, ancak bir kısım çeklerin ödenmediğini ve bununla ilgili İstanbul .... İcra müdürlüğünün ... Esas ve İstanbul .... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyalarında takibe geçildiğini ve ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı hakkında İstanbul .... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takip yapıldığını, takipte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla tahsilat istendiğini ve bakiye borç üzerinden talep edildiğini, ancak davalının haksız itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, arabuluculuk başvurusundan da bir sonuç alınamadığını, itirazın işi uzatmaya yönelik olduğunu beyanla itirazın iptaline ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; faktoring sözleşmesinin geçersiz olduğunu, 6361 sayılı yasa kapsamında geçerli ve fatura ile tevsik edilmiş bir alacak olmadığını, dolayısıyla davacıya bir borçlarının olmadığını, icra müdürlüğünün yetkisiz olduğunu, İstanbul Anadolu mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunu, hem çek nedeniyle takip yapılması hem de ipoteğin paraya çevrilmesinin hukuk aykırı olduğunu, mükerrer takip yapıldığını, davacının kötü niyetli olduğunu beyanla davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; Taraflar arasında faktoring sözleşmesi yapıldığı ve bu kapsamda temlik alınan alacaklara karşılık davalıya ödemeler yapıldığı, dava faktorun alacağının teminatı olarak davaya konu ipoteği aldığı, davalının verdiği faturaların ve çeklerin dava dışı ... A.Ş'den alındığı, davalı şirket ile dava dışı fatura borçlusu şirketin ortaklık yapısının benzer olduğu, yöneticisinin aynı kişi olduğu ve faktoring sözleşmesine kefil olduğu anlaşılmaktadır.Davalı ve dava dışı şirket arasında organik bağ var ve her ikisinin yöneticisi aynı kişi ise de, ... ve davalının aynı sektörde iş yaptığı, dolayısıyla birbiriyle ticari ilişki, alacak borç ilişkisine girmesinin olağan olduğu, bazen aynı kişiye ait şirketlerin asıl işveren alt işveren veya işveren yüklenici, bayilik ve benzeri ilişkilerinin olabileceği, dolayısıyla her iki şirket arasında böyle bir ilişki olmasının faktoring sözleşmesinin geçerliliğine etki etmeyeceği anlaşılmıştır. Davacı faktor, temlik aldığı alacağı 6361 sayılı yasa nedeniyle tevsik etmek zorunda olup, bu kapsamda dava dışı ... şirketine kesilmiş faturalar ve karşılığında alınmış çekler mevcut olup, görünürde bu şart gerçekleşmiştir. Anılan fatura ve çeklerin ticari defterlere kaydedilmemesi faktor yönünden sonuca etkili olmayacaktır. Bu, ancak tarafları bağlar. Dolayısıyla faktorun araştırması gereken husus görünürdeki ilişki olup, şirketlerin ticari defterlerini inceleme olanağı ve yetkisi yoktur. Hatta şirketler arasındaki ilişkinin gerçek olup olmadığını da inceleme yükümlülüğü yüklenemez. Önemli olan, Vergi Usul kanunu ve Türk ticaret kanununa uygun, muhasebe standartlarında geçerli bir belgeyle alacağın tevsik edilmesi olup, somut olayda bu şart gerçekleşmiştir. Davalının imza inkarına ilişkin iddiası, resmi belge olan ipotek senedinin sahteliği iddia edilmediğine göre dinlenilecek bir iddia değildir. Bilirkişi tarafından defter ve kayıtlar üzerinde yapılan incelemeye göre, ödenmeyen çekler nedeniyle İstanbul .... İcra müdürlüğü ile İstanbul ... İcra müdürlüğü dosyalarından kaynaklı davalının, 5.302.511,22TL borcu mevcut olup, talip edilen ipotek miktarı bu miktarın altındadır. Yanı davalının borcu da sabittir.Alacak sabit, faktoring sözleşmesi geçerli, temerrüt oluştuğuna göre, davacının ipoteği paraya çevirmeye ilişkin talebi haklı olduğu," gerekçeleriyle davacının davasının KABULÜ ile, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalarında yapılacak tahsilat ile tekerrür olmamak kaydı ile İPTALİNE, takibin devamına, itirazın haksız ve alacağın likit olması nedeniyle takdiren %20 oranı üzerinden hesaplanan 1.023.298,00TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın dayanağı olan sözleşmeye ve sözleşmedeki imzaya ilişkin itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, sözleşmedeki "yetki şartı" dikkate alınarak yetki itirazlarının reddine karar verildiğini, takip tarihinde müvekkili şirketin tebligat adresinin Ataşehir/İstanbul olduğunu, dava tarihinde de Kadıköy/İstanbul olduğunu, davacının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapamayacağı yönündeki itirazlarının de değerlendirilmediğini, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, imza itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının alacaklı olduğunu ispat edemediğini, mahkemece davacının gerçek bir alacaklı olmadığı yönündeki iddialarının dinlenmediğini, davacının faktoring işlemlerini geçerli ve yasal olduğunu kanıtlamayamadığını, işleme konu faturaların müvekkilinin defterlerinde olmadığını, bunun bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, faktoring sözleşmesinin mevzuata aykırı ve geçersiz olduğunu, Mahkemece dava dışı .... A.Ş. ve ... Ltd. ŞTİ.nin yöneticilerinin ve faktoring sözleşmesine kefil olan kişinin aynı kişi olduğunu tespit etmesine rağmen geçerli mevcut bir alacağın faktoring şirketine temlik edilip edilmediğini tespit etmeyip iki şirket arasında ticari ilişki olduğunu ve faktor görünürde bir alacak varsa bunu temlik alabilecekleri gerekçesiyle itirazlarını reddettiğini, davacı ... müvekkilinin zor durumundan yararlanarak yetkili makamlarca verilen izni kötüye kullandığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda itirazlarının değerlendirilmediğini, yeni bir ek rapor alınmadığını, alınan raporda, davalı ile dava dışı ... A.Ş. arasında geçerli bir borç ilişkisinin olup olmadığı hususunda sadece defter kayıtları ve fatura bilgileri yazıldığını, bir borç ilişkisi olduğu yönünde eksik ve hatalı bir incelemeye dayalı sonuca varıldığını, verilen kararda reddi hakim taleplerinin yargılamayı uzatacağı nedeniyle reddedildiğini, ipotek senedinde ipoteğin teminat amacıyla verildiğini, ipotek alacaklısının alacağının ve miktarının belli olmadan ipoteğe dayalı talepte bulunması mümkün olmayacağını, yasal hiçbir alacağı, talep hakkı bulunmamasına karşın davacı hukuka aykırı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi takibi yaptığını, davacının haksız davasının reddi gerektiğini, kambiyo takibindeki çeklere ilişkin olarak imzaya ve borca itiraz edildiğini, bu yönde İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/339 E. ve İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/215 E. sayılı dosyalarında yargılama devam edildiğini, bu dosyaların sonucunu beklenmesi taleplerininde reddedildiğini, icra takibi haksız ve hukuka aykırı olduğu gibi faiz talebinin, talep edilen faiz oranının da hiçbir yasal ve somut dayanağı olmadığını, davacı tarafça talep edilen işlemiş faiz miktar, oran ve türü de haksız olduğundan davaya konu icra takibine ilişkin itirazlarımız yerinde olduğunu, gerekli ve yeterli araştırma yapılmadan, eksik incelemeye dayalı verilen karar hatalı olduğundan kararın kaldırılmasını, davacının davasının reddini haksız ve kötüniyetli olan davacının %20 den az olmamak üzere tazminata mahkumiyetini, istinaf isteminin kabulünü talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, ipoteğin paraya ilamsız çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında alacaklı ... AŞ. tarafından borçlu ... LTD. Şti. aleyhine 15/04/2019 tarihinde ... İlçesi ... Mah. ... pafta ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Borçlu itiraz dilekçesinde yetkiye, borca, rehin ipotek sözleşmesine ve hesap katın müvekkile takip tarihinden önce gönderilmediğinden muaccel alacak bulunmadığı belirtilmek suretiyle takibe itiraz edilmiştir. İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlular aleyhine çeke istinaden 25/02/2019 tarihinden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlular aleyhine çeke istinaden 15/03/2019 tarihinden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Taraflar arasında 15/12/2017 tarihinde Faktoring Sözleşmesi tanzim edildiği, sözleşmenin 20.mad. göre iş bu sözleşmeden doğacak ihtilaflarda münhasıran İstanbul/Çağlayan mahkemeleri ve icra müdürlüklerinin yetkili olduğu, sözleşme bedelinin 18.000.000.00 TL olduğu, dava konusu taşınmaz üzerine 06/12/2017 tarihinde davacı lehine birinci derecede doğmuş ve doğacak tüm borçlardan 13.000.000.00 TL kadar olan kısmı ile bu meblağa ilaveten ayrıca bu borçlarla ilgili olarak sözleşmeler ile kararlaştırılmış yasal reeskont faizleri, mahkeme masrafları, icra masrafları, vekalet ücretleri ve diğer tüm masrafları teminen ipotek tesis edildiği görülmüştür. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, mali müşavir, nitelikli hesaplama uzmanı, bankacı-SPK uzmanı tarafından düzenlenen 08/09/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda, taraflar arasında düzenlenen geçerlilik şeklinin uygun olduğunun tespit edildiği, ayrıca unsurlarınında mevcut bulunduğu, taraflar arasındaki 05/12/2017 tarihli sözleşmenin akdedilmesi ile sözleşmenin uygulanmaya başlandığı ve 4 adet faktoring işlemi yapıldığı tespit edilmiş olduğundan taraflar arasında geçerli bir faktoring sözleşmesi bulunduğu belirtilmiştir.İİK 45.mad. göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile, alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği, ancak rehin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebileceği, poliçe ve emre muharrer senetler ile çekler hakkındaki 167.mad. hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Davalı tarafından hakimin reddi talebinde bulunulduğu, mahkeme heyeti ara karar ile reddi hakim talebinin davayı uzatmaya yönelik görülmesi nedeniyle geri çevrilmesine karar verilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Somut olayda taraflar arasındaki 05/120/2017 tarihli faktoring sözleşmesine istinaden dava konusu ipoteğin tesis edildiği alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E, sayılı dosyasında 15/04/2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, dava konusunun itirazın iptali olduğu, davalı tarafından her ne kadar yetki itirazında bulunulmuş ise de faktoring sözleşmesinin 20.mad. yetki düzenlemesi yapıldığı, İstanbul/Çağlayan mahkemeleri ve icra müdürlüklerinin yetkili olduğunun düzenlendiği, 6100 sayılı HMK nun 17.mad. Göre tacir olan taraflar arasındaki yetki sözleşmesinin geçerli ve bağlayıcı olduğundan alacaklı tarafından İstanbul İcra müdürlüğünde takip başlatılması yerinde olup, davalının bu yöndeki istinaf sebebine itibar edilmemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemenin dava dışı .... A.Ş. ve ... Ltd. ŞTİ.nin yöneticilerinin ve faktoring sözleşmesine kefil olan kişinin aynı kişi olduğunu tespit etmesine rağmen, geçerli mevcut bir alacağın faktoring şirketine temlik edilip edilmediğini tespit etmeyip iki şirket arasında ticari ilişki olduğu ve görünürde bir alacak varsa bunu temlik alabilecekleri gerekçesiyle itirazlarını reddettiğini, davacı ... şirketinin müvekkilinin zor durumundan yararlanarak yetkili makamlarca verilen izni kötüye kullandığını ileri sürmüş ise de; sözleşmenin tarafı olan davalı tarafça sözleşme gereğince finansman sağlandıktan sonra, borcun ödenmesi aşamasında bu hususun ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılmasını teşkil edeceğinden ve TMK 2. Madde gereğince ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. İİK 45.mad. göre yapılan inceleme neticesinde alacaklı tarafından aynı temel ilişkiye dayalı olarak, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. ve İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasındaki takiplerin ipotekli takipten daha sonra başlatıldığı, alacaklı tarafından ipotekli takip başlatılmasına yasal bir engel bulunmadığından bu yöndeki istinaf sebebine itibar edilmemiştir. Ayrıca Kambiyo senedine dayanılarak başlatılan takiplerde imza inkarına yönelik davaların da beklenilmesine gerek bulunmamaktadır. İpotek senedi resmi bir senettir, sahteliği ileri sürülemeyeceğinden bu nedenle imza incelemesi yapılmaması yerindedir. Kaldı ki cevap dilekçesinde de bu hususu ileri sürmemiştir. Hakimin reddi talebinin geri çevrilmesine ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde; HMK 41/1-b maddesi gereğince ret sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmediğinden ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Takip miktarı, ipotek miktarından daha düşük olduğu takip tarihi itibariyle alacaklının alacak miktarının bilirkişi raporu ile tespit edilmesi gerektiği bilirkişi raporunda İstanbul 36. icra müdürlüğünün .... sayılı ve İstanbul .... icra müdürlüğünün ... E. sayılı dosyadaki alacakların tespit edildiği, toplam alacak miktarının 5.302.551,22‬ TL olduğu, takibin 5.116.490,00 TL üzerinden başlatıldığı, takip miktarını geçmediğinden mahkemece bu iki dosyadan tekerrür etmemek kaydı ile itirazın iptaline karar verilmesi yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/11/2020 tarih ve 2019/957 E., 2020/569 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 349.507,43 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 87.377,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 262.130,43 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 29/02/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/957, K. 2020/569, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-957-e-2020-569-k-3a2e0813a2b0