Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/771 E. 2020/873 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/771
Karar No
2020/873
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/1030 KARAR NO: 2024/1939 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 28/12/2021 NUMARASI: 2019/287 Esas - 2021/934 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 20/11/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; 20/11/2012 tarihinde ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Diyarbakır istikametinden Şanlıurfa istikametine seyir halinde iken Külaplı Köyü kavşağında davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki davalı ... Sigortaya ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracı ile Külaplı Köyü istikametinden gelip Diyarbakır istikametine seyir halindeyken kavşak geçiş esnasında ... plakalı aracın ön kısmıyla ... plakalı araca sol yan orta kısımlarına çarpması neticesinde maddi hasarlı ve yaralanmaları trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkilinin kaza neticesinde yaralandığını, işgücü kaybına uğradığını belirterek 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesine göre belirlenmek üzere geçici ve sürekli iş gücü kaybına maruz kalan müvekkilin için, şimdilik 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili kuruma geçerli bir başvuru yapılmaksızın dava açıldığından davanın usulden reddi gerektiğini, trafik sigortası sigortalı aracın işleteninin üçüncü kişilere verdiği maddi zararın poliçe limitleri ve sigortalının kusuru oranında tazmini amacı ile oluşturulmuş bir sigorta türü olup, somut olayda da müvekkili kurumun sorumluluğunun belirlenebilmesi için öncellikle aracın kusur durumunun tespiti gerektiğini, yargılama neticesine aleyhe hüküm kurulması halinde, müvekkilinin sorumluluğu kaza tarihi itibariyle maluliyet hallerinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası teminat limiti ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Hilvan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2012/896 Sor. Sayılı dosyasında davacıda meydana gelen zararın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olması ve bu nedenle şikayete bağlı suç niteliğinde olması nedeniyle davacı yanın şikayetçi olmaması üzerine takipsizlik kararı verildiğini, dava dilekçesinde belirtilen nitelikte yaralanmaların 7 yıl önce meydana gelmiş olan bir kaza sonucu oluştuğuna yönelik somut bir delil de davacı tarafından dosyaya sunulmadığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını ve zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; davacı ... için sürekli ve geçici iş göremezlik bakiye maddi zarar alacağı olan 20.433,17 TL'nin kaza tarihi 20/11/2012 tarihinden itibaren (davalı ... Sigorta yönünden 16/05/2019 temerrüt tarihinden itibaren) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Sigorta A.Ş ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; davacı ... için 15.000,00 TL'nin kaza tarihi 20/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yetki ve zamanaşımı itirazlarının reddedildiğini, bu davada yetkili mahkemenin Şanlıurfa Mahkemeleri olduğunu, kusur tespitine ilişkin değerlendirmeler yapılırken kaza sırasında zarar gören ...'nın emniyet kemerinin takılı olup olmadığı, kazanın meydana geldiği yerde trafik işaretlerinin mevcudiyeti, olay sırasında ... plaka sayılı aracı kullanan ...'nın kazanın meydana geldiği yerdeki trafik kurallarına riayet edip etmediğini araştırılması ve ona göre rapor düzenletilmesi belirtilmişken bu hususlar nazara alınmadan rapor düzenlendiğini, matematiksel olarak hesaplanan bilirkişi raporlarının ve bu raporu dayanak alan mahkeme kararının ve takdirle çok yüksek verilen manevi tazminatın kabulünün mümkün olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş.vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tazminat hesabında teknik faiz uygulanması gerektiğini, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık hallerinde tazminat hesaplamasında TRH 2010 tablosu kullanılması, %1,8 teknik faiz uygulanması ve hesaplamanın progresif rant yöntemi yerine aktüeryal yöntemlerle yapılması gerektiğini, emniyet kemerinin takılı olup olmadığı araştırılması ve TBK'nın 52. maddesi uygulanarak hesaplanan tazminat tutarı üzerinden müterafik kusur indirimine gidilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 20.11.2012 tarihinde dava dışı sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili ile Diyarbakır yönünden Şanlıurfa istikametine seyrederken olay mahalli kavşağa geldiğinde otomobilin ön kısımları ile seyir istikametine göre sağ tarafta bulunan kavşak kolundan kavşağa girerek Diyarbakır istikametine geçmek isteyen davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki davalı ... Sigorta A.Ş.'ye ZMMS poliçesi ile ... plakalı araca sol yan kısımlarına çarpması ile meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/771 E. sayılı dosyası ile ... plakalı aracın ZMMS sigortacısı olan ... Sigorta Şirketi aleyhine maddi tazminat davası açılmıştır. İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/771 E. - 2020/873 K. sayılı dosyasının eldeki dava ile birleştirilmesine karar verilmiş ise de Mahkemenin 11/02/2021 tarihli ara kararı ile birleşen davanın işbu dava dosyasından tefrikine karar verildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın genel yetkiyi düzenleyen 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." HMK 7/1 maddesine göre dava, dava dilekçesi ile birden fazla davalıya yöneltilmiş olup, davalılardan birinin ikametgahı mahkemesinde açılabilir. Yine aynı Yasa'nın 16.maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Buna göre haksız fiil halinde HMK'nın 16. maddesi gereğince birden fazla mahkeme yetkili kılınarak davacıya bir seçimlik hak tanınmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7.maddesinde, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir.Somut olayda kaza yeri Şanlıurfa, davacının yerleşim yeri Siverek/Şanlıurfa, davalı sürücünün yerleşim yeri Torbalı/İzmir, davalı sigorta şirketinin Genel Müdürlüğünün adresinin Şişli /İstanbul olduğundan, davanın açıldığı İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin dava tarihi itibariyle yetkili olduğu, davacı vekilinin dava açarken HMK'nın 16. maddesindeki seçimlik hakkını kullanarak maddi ve manevi tazminat davasını yetkili Mahkemede açtığı anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir (Yargıtay HGK'nun 30/4/2013 gün ve 2013/17-2099 Esas - 2014/572 Karar sayılı ilamı). KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." Dava konusu yaralamalı kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Kaza tarihi olan 20/11/2012 tarihi ile dava tarihi olan 16/09/2019 tarihi dikkate alındığında 8 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir. Resmi mercilerce düzenlenmiş ve aksi ispat oluncaya kadar geçerli olan kaza tespit tutanağında davalı sürücünün KTK da belirtilen asli kusurlardan olan kavşaklarda geçiş üstünlüğüne uymama kusurunu ihlal ettiğinin belirtildiği görülmüştür. Mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda da "sürücü ... sevk ve idaresindeki aracıyla seyri sırasında ifadesinden de anlaşılacağı üzere aracının hızını sisli hava şartlarına göre ayarlamadığı, görüş mesafesine göre aracını sevk ettirmesi gerekirken bunu yapmadığı için kavşaktan katılımla hareket alanına giren araca karşı zamanında tedbir alamayarak kazaya karıştığı anlaşılmakla gerçekleşen olayda tali derecede (%30 oranında) kusurlu; sürücü ... idaresindeki otomobil ile olay mahalli kavşaktan geçişine başlamadan önce yeterli kontrolleri yapması, bölünmüş yol üzerinde düz devam eden araçlara ilk geçiş hakkını vermesi, geçişine uygun bir anda başlaması gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek mevcut sisli havaya rağmen kontrollerini tamamlamadan idaresindeki otomobil ile kavşağa giriş yaparak, diğer sürücü idaresindeki otomobilin seyir şeridini kapatmış olmakla meydana gelen olayda asli (%70 oranında) kusurlu" olduğu belirlemesi yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan ATK' kusur raporunun olayın oluşuna uygun düştüğü, kaza tespit tutanağı ile örtüştüğü anlaşıldığından hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında davacının emniyet kemeri takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı, belirsiz olarak işaretlendiği gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle her ne kadar Mahkemece gerekçeli kararda tartışılmamış ise de belirlenen tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre hükme esas alınmış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078 E. - 2022/10550 K., 2021/13398 E. - 2022/10498 K. sayılı kararları). TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi, ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davalı ... vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 2.420,44 TL harçtan peşin alınan 605,11 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.815,33 TL harcın davalı ...'tan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 1.95,78 TL harçtan peşin alınan 605,11 TL harcın mahsubu ile bakiye 790,67 TL harcın davalı ... Sigorta A.Ş.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.20/11/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/771, K. 2020/873, T. 22.06.1966, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-771-e-2020-873-k-381a8fb9a121