Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/472 E. 2021/583 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/472
Karar No
2021/583
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/596 KARAR NO : 2024/88 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/472 KARAR NO : 2021/583 KARAR TARİHİ : 15/10/2021 DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAİRE KARAR TARİHİ : 15/01/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/01/2024 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2021 Tarih ve 2019/472 E.2021/583 K. sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı avukatı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; davacının 2006 yılına kadar ... ile kurduğu adi ortaklık olan ... adlı şirkette ticari faaliyetlerde bulunduğunu, ...’ın damadı ...’ın, şirket ödemeleri için verdiği ödünç para ve faizi karşılığı, adi ortaklık adına teminat senedi düzenlendiğini ve müvekkilinin çoğu kısmı boş olan teminat senedini imzaladığını, ...'ın senedi icraya verdiğini, davalının senetteki kaşede ismi bulunan ...’ın yeğeni, aynı zamanda damadı olduğunu, icra takibi başlatılırken, adi ortaklıkta ismi geçen iki kişinin de borçlu olarak gösterilmesi gerekirken sadece müvekkilinin borçlu gösterildiğini, icra takibinde alacaklının adresi olarak gösterilen adresin ...’ın adresi olduğunu, müvekkilinin, ... aleyhine kız kardeşlerinin açmış olduğu mirasla ilgili Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/411 E sayılı dosyada tanık olarak beyanda bulunacağının öğrenilmesi nedeniyle icra takibi açıldığını, icra konusu senet incelendiğinde çıplak gözle görülebilecek yazı farklılıkları mevcut olduğunu, bedelsiz olan adi senet kambiyo senedine dönüştürülerek takip yapıldığını, bugüne kadar müvekkilinin senedin bedelsiz olduğunu iddia ettiğini fakat bunu ispatlayabilecek yazılı kanıtları olmadığından menfi tespit davası açamadığını, davalı ...'ın, müvekkilinin 2006 yılında yaptığı bir tasarrufla ilgili 14.11.2018 tarihinde Menemen 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/648 E sayılı tasarrufun iptali davasını açtığını, bunun üzerine kötü niyeti ispatlamak için taraflarına Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/411 E sayılı dosyasının delil olarak mahkemeye bildirildiğini, dosya incelendiğinde, bu dosya ile birleşen 2013/267 E sayılı dosyaya, davalı ... vekilinin 2013 yılında verdiği cevap dilekçesinde iptali istenen ... ... ... ... Ada ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak “...’ın ... ve ... ortaklığına verdiği 85.000-TL borcun ½ si ortaklık nedeniyle ... ve ...’a ait olduğundan bu borç payına karşılık verdikleri arsalardır.” şeklinde açıklama yapıldığını, senede karşılık alındığı beyan edilen ... ... ... Ada ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazların devrinin 2006 yılında yapıldığını, açıklamanın devamında bedelini aldıkları bu senetle ilgili Menemen İcra Müdürlüğü’nde 2013/1783 E sayılı takibi açtıklarını belirttiklerini, davalının açık bir şekilde bedelsiz senedi icraya koyduğunu mahkeme içi ikrar ettiğini, ayrıca takibe konu senet incelendiğinde, vade ve düzenleme tarihinin daha sonra anlaşmaya aykırı bir şekilde yazıldığının ortada olduğunu, adi senedin, kambiyo vasfında senede dönüştürülüp takibe konulduğunu, açıklanan nedenlerle; Menemen İcra Müdürlüğü'nün 2013/1783 E Sayılı icra dosyası ile takip konusu yapılan, 01.11.2009 vade tarihli 35.000,00-TL bedelli ve 01.12.2009 tarihli 50.000,00-TL bedelli senetlerden dolayı, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, senetlerin iptaline, kötü niyetle hareket ederek müvekkiline yargılama gideri, avukatlık ücreti gibi maddi ve manevi zararlar veren alacaklının %50 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. YANIT : Davalı avukatı tarafından verilen yanıt dilekçesinde özetle; davacının senedin işleme konulmasından 7 yıl sonra tam da kardeşine kaçırdığı miras hissesinin tespit edilip bu tasarrufun iptali için dava açılmasının ardından senedin bedelsiz olduğu iddiası ile işbu davayı açtığını, davacı ve davacının iddialarının hiçbirini kabul etmediklerini, tamamının gerçeğe aykırı ve kötü niyetli olduğunu, bu hususta ispat yükünün davacıya ait olduğunu, ayrıca senedin bedeli itibariyle tanıkla ispatı mümkün olmayıp yazılı delille iddiasını ispatlaması gerektiğini, davacının tanık deliline muvafakat etmediklerini, senetlerin 2012 yılında Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2012/653 Esas sayılı dosyasında ilk işleme konulduğunda davalı borçlunun senede karşı yetki ve borca itirazlarını Karşıyaka 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/100 Esas sayılı dosyasında bildirdiğini, işbu davadaki iddiaların aksine böyle bir borç paranın alınmadığının yazıldığını, senette sadece davacı borçlunun imzasının bulunduğunu, dilekçelerin süreleri içinde verilmesi zorunluluğu da göz önüne alındığında yüz yüze görüşme imkanı olmadığını ve sadece telefon ile irtibat sağlandığını, telefonda söylenen bir hususun vekil olarak yanlış anlaşıldığını ve sehven borcun adi ortaklık adına alındığının beyan edildiğini, esasen borcun adi ortaklık adına alınmadığını, ...'ın "..." isimli kendisine ait şirketinden kaynaklanan borçları için alındığını, ...'ın sahibi olduğu, adi ortaklıkla ilgisi olmayan, kendisine ait ...'ün banka borçlarının ödenmemesi nedeniyle banka kredi sözleşmesine kefil olan ... ve ... da kefil sıfatıyla borçlandıklarından Almanya'da mali durumu iyi olan akrabaları ...'dan borç para istediklerini, ...'ın ...'a ayrı, ... ve ...'a ayrı ayrı borç paralar verdiğini, davacı ...'ın bu borcunu Menemen'deki arsalarını satarak ödeyeceğini taahhüt ettiğinden bu borç paranın verildiğini, davaya konu 85.000,00-TL senet borcunun sadece ...'a ait olduğunu, adi ortaklıktan dolayı değil ...ün borçları için alındığını ve tamamen ...'ın şahsi borcu olduğunu, senet altındaki imzanın sadece ...'a ait olduğunu, ortaklığa ait olsaydı diğer ortakların da imzasının olması gerekeceğini, kefilliği nedeniyle bankaya borçlanan ... ve ...'ın da ayrıca davalıdan borç para aldıklarını ve bankaya ödeme yaptıklarını, daha sonra da ...'dan aldıkların kendi borçlarına karşılık ...'deki ... ada ... ve ... parselleri ...'a devrettiklerini ve kendi borçlarını ödediklerini, ...'ın ise borcunu ödemediği gibi ...'deki ... ada, ... parseldeki arsasını eşi ile muvazaalı boşanma yaparak eşine kaçırdığını, daha sonra tüm piyasaya borç bıraktığını ve diğer ortakları kefil oldukları için borçları ödemek zorunda kaldıklarını, ...'ın halen kefillere borçlarını ödemediğini, kötüniyetle yazlığını eniştesine, baba evindeki hissesini de danışıklı olarak kardeşine kaçırdığını, müvekkilinin kendisine karşı açılmış tenkis davasında savunma kapsamındaki beyanının hukuki mahiyette bir ikrar olmadığını, müvekkilinin kendisine karşı açılmış tenkis davasında bir ikrarda bulunması için ileri sürülen ve talep konusu karara bağlanması istenen hakka ilişkin bir kabul olması gerektiğini, ancak tam aksine müvekkilinin talep konusu iddiayı reddederek dava konusu arsanın kendisi tarafından alındığını ve mirasçılarından mal kaçırma amacıyla bir devir olmadığını, kendisine olan senet borcunun tapu devriyle ödendiğini söylediğini, bu savunma kapsamındaki beyanının hukuki mahiyette bir ikrar olmadığını, dolayısıyla mahkeme için bir ikrar kapsamına girmediğini, açıklanan nedenlerle; haksız ve mesnetsiz davanın reddine, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi 15/10/2021 Tarih ve 2019/472 Esas, 2021/583 Karar sayılı kararında özetle;...davacı vekilinin Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/411 E sayılı dosyası ile birleşen 2013/267 E sayılı dosyada davalı ... vekilinin 2013 yılında verdiği cevap dilekçesinde “...’ın ... ve ... ortaklığına verdiği 85.000-TL borcun ½ si ortaklık nedeniyle ... ve ...’a ait olduğundan bu borç payına karşılık verdikleri arsalardır.” şeklinde açıklama yapıldığını bu beyanın mahkeme içi ikrar olduğunu ve senedin bedelsiz olduğunu ikrar anlamına geldiğini beyan ettiği, davalı vekilinin Karşıyaka 1 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/411 E sayılı dosyası ile birleşen 2013/267 E sayılı dosyada verdiği cevap dilekçesinin incelenmesinde "2. sıradaki taşınmaz esas dosyanın delil listesinin 20. maddesinde belirtilen ...' ın ... ve ... ortaklığına verdiği 85.000,00 TL borcun 1/2 si ortaklık nedeniyle ... ve ... 'a ait olduğundan bu borç payına karşılık verdikleri arsalardır. ...'ın borcu halen durmakta olup söz konusu 85.000 TL lik senet halen Menemen İcra Müdürlüğü’nde 2013/1783 E sayılı halen derdesttir" şeklinde olduğu, yargılama usulü bakımından ikrar "açıklayan tarafından hasmının karara bağlanmasını istediği hakkın veya hukuki durumun meydana gelmesine esas olan ve hasmınca ileri sürülen maddi olayların tümünün veya bir bölümünün doğru olduğunun bildirilmiş olması demek.” olduğu davalı vekilinin beyanının hukuki mahiyette bir ikrar olmadığı ,davacının borcu bulunmadığı iddiasını, aynı kuvvet ve mahiyette yazılı bir belge ya da delille ispatlayamadığı tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış olmakla mahkememizce aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır...' gerekçesiyle davanın reddi ile davalının kötüniyet tazminat talebinin kabulü ile, asıl alacak üzerinden 17.000,00-TL (%20 oranında) kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine dair karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı avukatı tarafından verilen 16/12/2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme kararının gerekçesinin bulunmadığını, günümüzde whats-up ve mail mesajlarının bile delil kabul edilmekteyken davalı vekilinin Karşıyaka 1 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/411 E sayılı dosyası ile birleşen 2013/267 E sayılı dosyada verdiği cevap dilekçesindeki iş bu davaya yönelik iddialarının ikrarı niteliğinde olan yazılı beyan dilekçesinin delil sayılmamasının büyük hata olduğunu, kaldı ki taşımaz değerlerinin senet bedellerinin kat ve kat üstünde olduğunun bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, Kaldı ki Karşıyaka 1 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/411 E sayılı dosyası ile birleşen 2013/267 E sayılı dosyada verdiği cevap dilekçesinin düzeltilmesi veya beyanda hata olduğu iddiasının da bu dosyada iddia dahi edilmediğini, başka davada yapılan mahkeme içi ikrarın başka bir davada da geçerli olup kesin delil teşkil edeceğini, yine aleyhlerine kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceğini beyanla kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE; Dava,kambiyo senetlerine mahsus takip konusu yapılan iki adet senetten(50.000-TL+35.000-TL) dolayı borçlu olunmadığının tespiti ve senetlerin iptali istemine ilişkindir. Yerel mahkemece davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi gereği ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Senede karşı ispat kuralı gereği iddia ancak yazılı delil ile ispat edebilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı yoksa davanın, ikrar (6100 sayılı Kanun 188 inci madde), yemin (6100 sayılı Kanun 227 nci madde) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Kesin delil, yanları ve hakimi bağlayan, bu tip delillerle kanıtlanan olayın hukuksal doğru olarak kabul edilmesi gereken delillerdir. Hakimin kesin delilleri takdir yetkisi yoktur. Bu biçimde ispatlanan hususu doğru kabul etmek zorundadır. Hukukumuzda kesin deliller sınırlı olup bunlar, ikrar, senet, yemin ve kesin hükümdür (Hukuk Genel Kurulu’nun 14.11.2012 tarihli ve 2012/20-583 E., 2012/789 K. sayılı ilamı). 6100 sayılı Kanun’un 187 nci maddesinde; ispatın konusunun, tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalardan oluştuğu ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilebileceği, herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıaların çekişmeli sayılmadığı hükme bağlanmıştır. Yargılama usulü bakımından ikrar, açıklayan tarafından hasmının karara bağlanmasını istediği hakkın veya hukuki durumun meydana gelmesine esas olan ve hasmınca ileri sürülen maddi olayların tümünün veya bir bölümünün doğru olduğunun bildirilmiş olması demektir ( YHGK 09.11.1955 tarihli ve 4-79 E., 78 K., YHGK 25.06.1975 tarihli 4/681 E., 879 K. sayılı ilamları). Davada bir tarafça ileri sürülen bir vakıa iddiasının, mahkeme önünde karşı taraf ya da vekili tarafından ikrar edilmesiyle artık o vakıa, taraflar arasında çekişmeli olmaktan çıkar ve bunun sonucu olarak ispatı gerekmez (6100 sayılı Kanun m. 188/1). İspatın gerekmediği bir halde ise, delilden söz edilemez. İkrar, tek taraflı bir usûlî işlem olarak, delil ikame faaliyetini ve ispat ihtiyacını ortadan kaldıran bir taraf beyanıdır. Bununla birlikte hemen belirtmek gerekir ki; borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkanı verilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 08.02.2022 tarih ve 2021/19-659 Esas ve 2022/82 Karar sayılı ilamı) Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalıya (alacaklıya) düşer. Alacak kambiyo senedine dayanıyorsa kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan ispat yükü davacı borçludadır. Yine; Mahkeme içi ikrarın, taraflardan yada onların yetkili temsilcilerinden sadır olması ve ikrarın yargılama içinde, mahkemeye karşı yapılması gerekir. Mahkeme içi ikrar, mahkeme önünde sözlü olarak yapılabileceği gibi; bir dilekçe veya layiha ile de vakıa ikrar edilebilir. Mahkeme içi ikrar, bir kesin delildir. Önemle vurgulanmalıdır ki; bir davada yapılan mahkeme içi ikrar, başka bir davada da geçerli olup, kesin delil teşkil eder (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı baskı, İstanbul 2001, C:2, s:2045 ).( Bakınız Yarg 3HD.3 Esas:2023/1459-Karar: 2023/1285 ve Yarg. 3HD.E: 2022/4418 K: 2022/6383) Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; Somut olayda davacı; davaya konu senetlerin Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/411 E sayılı dosyasının delil olarak mahkemeye bildirildiğini, dosya incelendiğinde, bu dosya ile birleşen 2013/267 E sayılı dosyaya, davalı ... vekilinin 2013 yılında verdiği cevap dilekçesinde iptali istenen ... ... ... Ada ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak “...’ın ... ve ... ortaklığına verdiği 85.000-TL borcun ½ si ortaklık nedeniyle ... ve ...’a ait olduğundan bu borç payına karşılık verdikleri arsalardır.” şeklinde açıklama yapıldığını, senede karşılık alındığı beyan edilen ... ... ... Ada ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazların devrinin 2006 yılında yapıldığını, açıklamanın devamında bedelini aldıkları bu senetle ilgili Menemen İcra Müdürlüğü’nde 2013/1783 E sayılı takibi açtıklarını belirttiklerini, davalının açık bir şekilde bedelsiz senedi icraya koyduğunu mahkeme içi ikrar ettiğini, bedelsiz senet nedeniyle borçlu olmadığını beyan etmiş; Davalı ise ispat yükünün davacıda olduğunu, 2013/267 esas sayılı dosyadaki cevap dilekçesinde geçen beyanlarının aleyhlerine alılan tenkis davasında savunma kapsamındaki beyanları olduğunu, ikrar olarak kabul edilemeyeceğini, senetlerin bedelsiz olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Hal böyle olunca ;Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklı-davalıda olmakla birlikte davalının alacağı 2 adet senede dayanmakla ispat yükü yer değiştirerek senetlerden dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer.Zira, kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir.Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır. Borçlu, bononun başka bir amaçla verildiği yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispatlamalıdır. Bu konuda tanık dinletilmesi de mümkün değildir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2018/2939 Esas, 2019/4786 Karar sayılı 2017/3521 Esas, 2019/1844 Karar sayılı kararları) İspat yükü kendisinde olan davacı-borçlu delil olarak Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/411 E sayılı dosyasına dayanmıştır. Bu dosya ile birleşen 2013/267 E sayılı dosyaya, davalı ... vekilinin 2013 yılında verdiği cevap dilekçesinde iptali istenen ... ... ... Ada .... parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak “...’ın ... ve ... ortaklığına verdiği 85.000-TL borcun ½ si ortaklık nedeniyle ... ve ...’a ait olduğundan bu borç payına karşılık verdikleri arsalardır.” şeklinde usulüne4 uygu vekaletle kendisin temsil eden vekilinden sadır olan ikrarını içeren beyanını yargılama içinde, mahkemeye karşı yapmıştır. Söz konusu bu beyan dilekçesinde davalı takibe konu senetlerin bedelsiz kaldığını ikrar etmiştir ve bu beyan mahkeme içi ikrardır. Mahkeme içi ikrar, bir kesin delildir. Önemle vurgulanmalıdır ki; bir davada yapılan mahkeme içi ikrar, başka bir davada da geçerli olup, kesin delil teşkil eden 2013/267 E sayılı dosyaya, davalı ... vekilinin 2013 yılında verdiği cevap dilekçesi ile bedelsizlik iddiasını ispatladığından davanın kabulü yerine yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde davanın reddine ve davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmakla davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca kabulü gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2021 Tarih ve 2019/472 E.2021/583 K. sayılı kararının 6100 sayılı HMK 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASINA ve ESAS HAKKINDA YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, 2-Davanın KABULÜ ile; Davalının Menemen İcra Müdürlüğünün 2013/1783 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİ İLE ;takibin 85.000,00 TL asıl alacak ve 29.783,67 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 114.738,67 TL üzerinden devamına, -Asıl alacak belirlenebilir ve likit olmakla yasal şartları oluştuğundan asıl alacağın %20 sine tekabül eden 17.000-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 7.840,87 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 1.451,59 TL peşin harcın mahsubu ile kalan 6.389,28 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 1.451,59 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından karşılanan 350,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 18.365,39 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana iadesine, 8-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harcının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 9-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından istinaf aşamasında karşılanan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 60,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 222,60 TLnin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 15/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/472, K. 2021/583, T. 08.02.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-472-e-2021-583-k-bc3fe646fd89