Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/4094 E. 2017/1013 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/4094
- Karar No
- 2017/1013
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/320 KARAR NO: 2024/437 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/11/2020 NUMARASI: 2017/1370 Esas - 2020/861 Karar DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2024 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı şirketin davalı şirketten 27.03.2017 tarihinde 2016 model ... 1.5.dcı Edc ... tip aracı sıfır kilometre iken ... Paketi-... paketi -...-Yedek Lastik+nakliye 72.650,60-TL bedelle satın aldığını, davacının 04/07/2017 tarihinde aracın şanzıman sistemindeki bozukluk olduğu, aracın kalkış yaptığı esnada 1.vites yerine 2. vitesten kalkış yaptığı şikayeti ile ... Yetkili servisi ... Tic. A.Ş.ye başvurduğunu, yetkili servisin ise araçta arıza olmadığından bahisle araçtaki ayıbı gidermediğini, davacı şirketin, aracın şanzıman sistemindeki problemin devam etmesi üzerine 10/11/2017 tarihinde ... yetkili servisi ... Tic.A.Ş.'ye tekrar başvurduğunu, yetkili servisin araçtaki hatayı teyit ederek, aracın debriyaj setini değiştirdiğini, yapılan tamirata rağmen aracın şanzıman sistemindeki fabrika çıkışlı hatanın devam etmekte olduğunu, 6098 TBK 227.maddesi uyarınca satılanın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesi, bunun mümkün olmaması halinde ödenen bedelin ticari faizi ile birlikte iadesi gerektiği hususu davalıya ihtar olunmasına rağmen ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını, dava konusu aracın 14.12.2017 tarihinde tekrar ... yetkili servisi ... Tic.A.Ş.'ne teslim edildiği, servis tarafından otomatik vites kutusunun değiştirildiğini, çeşitli tarihlerde servise bırakılan aracın iki kez şanzıman sisteminin değiştirildiğini, buna rağmen araçtaki imalat hatasının devam ettiğini, aracın bu hali ile kullanımın mümkün olmadığını, 30.11.2017 tarihli İhtarname ile, aracın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesi bunun mümkün olmaması halinde satılanı geri vermeye hazır olunduğu ve sözleşmeden dönüleceği bildirildiği halde 14.12.2017 tarihinde aracın tamir edilerek yeniden teslim edildiği, aracın bu hali ile kullanımı mümkün olmadığından şirketten satın alınan aracın ayıplı olması nedeniyle malın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi, ayıpsız bir benzeri ile değişimin mümkün olmaması halinde ödenen bedelin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili ... Ltd. Şti.'nin, ... ve ... satış ve servis yetkili bayisi olduğu, uyuşmazlığa konu ... marka aracın, 27.03.2017 tarihinde davacıya satılıp teslim edildiği, taraflar tacir olup söz konusu uyuşmazlığın ticari satıma dayandığı, bu nedenle öncelikle Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri değerlendirilmesi gerektiğini, davacıya müvekkili tarafından ... marka araç satılmış olsa da müvekkilimin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, ... A.Ş.'nin, ... ile ... otomotiv markalarının "Türkiye Mümessili" ve "Türkiye Genel Distribütörü" olduğu, bu nedenle tüm sorumluluğun ... A.Ş.'ye ait olduğu, öncelikle davanın ... A.Ş.'ye ihbar edilmesine karar verilmesini, satılan araçta herhangi bir ayıp bulunmadığı, davacının iddialarının gerçek dışı olduğu, satın alınan aracın tamamen uluslararası standartlar ve kurallar çerçevesinde üretilmiş olup sağlam bir şekilde müşteriye satılıp teslim edildiğini, Davacının bugüne kadar aracını düzgünce kullanıp aracın herhangi bir darbe veya hasar almadığını kanıtlaması gerektiğini, davacının dava dilekçesinde, aracın 1.vites yerine 2.vitesten kalkış yaptığını, şanzıman sisteminde fabrika çıkışlı hata olduğunu iddia ettiğini, 04.07.2017,11.10.2017 ve 14.12.2017 tarihlerinde aynı problem için dava dışı ... yetkili servisi .... Tic.A.Ş.'ye başvurduğunu belirttiğini, söz konusu ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğunu, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, dava dışı servisin yetkili satıcı olmadığını, bu servise yapılan ayıp ihbarının kendileri açısından bir geçerliliğinin bulunmadığını, davacının muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının dava konusu aracı bugüne kadar kullandığı ve onu eskittiği, bu nedenle Mahkemenin aracın onarılması veya ayıp oranında bedelde indirim yapılması yönünde kanaat kullanmasının tarafların menfaatine daha uygun olacağı, araç tamir edildiğinden davacının dava açmasında hukuki yararı bulunmadığı, davanın ... A.Ş. ihbarını, belirtilen sebeplerle davanın reddine karar verilmesi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İhbar olunan vekili cevap dilekçesinde özetle; İhbar olunan, davanın tarafı sıfatını kazanamayacağından, ihbar olunan hakkında hüküm kurulmasının mümkün olmadığını, nitekim, Yargıtay’ın emsal içtihatlarında da mevcut uygulamanın aynı olduğunu, Davacının ayıp ihbar yükümlülüğünü yasal süresi içerisinde yerine getirmediğini, Davacı dava konusu aracı 27.03.2017 tarihinde teslim aldığını, davasını 21.12.2017 tarihinde ikame ettiğini, faizin dava tarihinden itibaren talep edilemeyeceği, ancak aracın davalıya teslimiyle başlayacağını, davacının aracını davalıya teslim etmediği için faize hak kazanamadığını, aracın halen davacı tarafça sorunsuz olarak kullanıldığı, davacının halihazırda aracından sorunsuz yararlandığı göz önüne alındığında, davacının kişisel algılamasına göre dava ikamesinin haksızlığı kanıtlanmakta olduğunu, dolayısı ile davacı tarafın talebinin yersiz olduğu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...davacı taraf ayıptan haberdar olduğu halde davalıya süresinde ayıp ihbarında bulunmamıştır. Davanın devamı esnasında aracı 65.000-TL bedelle satarak da elinden çıkarmıştır. Davacı tarafın söz konusu aracı elinde tuttuğu süre içerisinde kullandığı da göz önüne alınarak satış bedelinin ikinci el araç için makul olabileceği değerlendirilmiştir. Bununla birlikte TBK 227/1. maddesinde satılanın ayıplı çıkması halinde alıcının seçimlik haklarını düzenmiş bulunmaktadır. Anılan Kanun hükmünde, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasının istenme hakkı bulunmaktadır. Esasen davacı, dava konusu aracı 04.07.2017- 10.11.2017-14.12.2017- 27.01.2018-29.03.2018 -30.03.2018- 16.11.2018 tarihlerinde dava dışı ... yetkili servisi ... Tic.A.Ş.'ye götürerek ücretsiz olarak tamir ettirmekle TBK 227/1. maddesinde yer alan bu seçimlik haklardan, satılanın ücretsiz tamiri yönünde seçim hakkını kullanmıştır. Mahkememizce de davacının seçim hakkını ayıplı olarak satılan aracın tamiri yönünde kullanmış olduğu kabul edilerek ve davacının başkaca bir talepte bulunamayacağı değerlendirilerek davacının davasının reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Somut olayda aracın gizli ayıplı olduğu konusunda taraflar arasında bir ihtilaf olmayıp ihtilaf ayıp ihbarının süresi ve yapılış şekline ilişkin olduğunu, mahkemece her ne kadar ayıp ihbarı süresini değerlendirirken; araçta daha ilk sorun çıktığında aracın ayıplı olduğunun davacı tarafından öğrenildiği gibi bir varsayımdan hareket ettiğini, davacı ilk tamiratlar sırasında araçta gizli ayıbı öğrenmiş olmadığını, araçta yapılan tamiratlar ile araçtaki ayıbın giderildiği zannıyla davacı aracı iade almış ve kullanmaya devam ettiğini, ancak tüm tamiratlara rağmen ayıbın devam etmesi üzerine artık bu ayıbın gizli ve önemli olduğu, tamirat ile giderilmediği ve davacının katlanamayacağı bir ayıp olduğu ortaya çıkmış ve hemen akabinde davalıya ihtarname keşide ettiğini, nitekim farklı tarihlerde aracın arızalanması ve tamiri ile iadesi halinde yapılan ayıp ihbarında emsal kararlar da bu yönde olduğunu, davacı ayıp ihbar külfetini yerine getirdiğini, ancak bir an için ayıp ihbarının yapılmadığı ya da usulüne uygun yapılmadığı düşünülse dahi; davalı ayıp ihbar külfetinin yerine getirilmediğinden bahisle sorumluluktan kurtulamayacağını, satıcının ağır kusuru mevcut ise alıcı; gözden geçirme ve ihbar külfetini yerine getirmese dahi satıcının ayıba ilişkin sorumluluğu devam ettiğini, bu durum ticari satışlar için de geçerli olduğunu, yani ticari satış sözleşmesinde satıcı, satılanın ayıplı tesliminde ağır kusurlu ise, ayıbın kendisine süresi içinde ihbar edilmediği def’inde bulunamayacağını, mahkemece gerekçeli kararında davacının seçimlik hakkını ayıplı satılan aracı yetkili servise götürerek aracın tamiri olarak kullandığı bu nedenle artık diğer haklarını kullanamayacağı belirtilmişse de, bu tespit hukuka aykırı olduğunu, eğer somut olayda araç bir kere hata göstermiş ve bu hata sonucu davacı aracını servise götürüp tamir ettirdiğini ve en önemlisi de hata çözülüp artık araçta herhangi bir hata kalmamasına karşın davacı yine de aracın misli ile değişimini talep ediyor olsaydı, bu durumda davacının ayıplı aracı tamir ettirerek seçimlik hakkını tamirden yana kullandığı ve diğer seçimlik haklarını kullanamayacağını, ancak somut olayda müteaddit defalar araç yetkili servise götürülmesine karşın arıza hala devam ettiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da ayıbın gizli ayıp olup henüz çözümlenemediği rapor edildiğini, dava konusu aracın yargılama sürecinde satılması nedeniyle talep sonucu semenin tenziline hasredildiğini, mahkemece kararında davanın devamı sırasında aracın 65.000,00 TL bedelle satılmasının ikinci el için makul olduğu belirtildiğini, ikinci el araç piyasasında 2020 yılı içindeki artış trendi mahkemece değerlendirilmediğini, araç satış sözleşmesinde belirtildiği üzere aracın kasko değeri dahi 79.879,00 TL, bu kasko değeri zaten sıfır değil, 2. el olan dava konusu aracın değeri olduğunu, bu nedenle mahkeme'nin ikinci el olan aracın 65.000,00 TL den satılmasının makul olduğuna ilişkin değerlendirmesi hatalı olduğunu, makul olup olmadığını bilirkişi marifetiyle değerlendirilmesi gerekirken mahkemece değerlendirilmesi de hatalı olduğunu, tehiri icra talebinin kabulü ile istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar mahkeme kararının uygulanmasının geri bırakılmasına, mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmilini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Dava; ticari satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan otomobilin satış bedelinden ayıp oranında indirim istemine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmeye konu aracın ayıplı olup olmadığı, süresinde ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı, davacının ücretsiz tamir hakkını kullanmış olmasının ayıpsız mislini isteme yada bedel isteme hakkına engel olup olmadığı noktalarındadır. Davacı şirket, davalıdan 27/03/2017 tarihinde ... modeli otomatik vites otomobili satın almıştır. Bu husus taraflar arasında ihtilaf konusu değildir.Dava konusu araç hakkında; 04/07/2017 tarihinde aracın şanzıman sisteminde arıza olduğu kalkış yaptığı esnada 1. Vites yerine 2. Viteste kalkıyor şikayetiyle yetkili servis ... A.Ş ye başvurulduğu, yetkili servisçe araçta bir arıza olmadığını belirtilip işlem yapılmadığı, davacı tarafça şanzıman problemi devam ettiği gerekçesiyle aynı yetkili servise 10/11/2017 tarihide yeniden başvuru yaptığı, yetkili servisçe araçta hata belirlenerek debriyaj sisteminin bedelsiz olarak değiştirildiği, davacı tarafça arızanın devam ettiği gerekçesi ile davalıya 30 Kasım 2017 tarihli noter ihtarı gönderilerek araçta ayıp olduğu, ayıpsız misli ile değişim mümkün değil ise bedelini faizi ile birlikte ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarın davalıya 05 Aralık 2017 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafça 14/12/2017 tarihinde yeniden yetkili servise başvurulduğu aracın otomatik vites kutusunun ücretsiz değiştirildiği ve 21/12/2017 tarihinde eldeki davanın açıldığı, dava tarihiden sonra da aynı şikayetler ile servise başvurulduğu görülmektedir. 6098 sayılı TBK’nın 227. Maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir. Alıcının genel hükümlere göre uğradığı diğer zararlar için tazminat isteme hakkı saklıdır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Öğretide ayıp satılanda, vaad edilen niteliklerin bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.Dosyaya alınan bilirkişi raporu ile; dava konusu ... plakalı, ... marka tipi, 2016 model, 27/03/2017 tarihinde davalı ...Tic. LTd. Şti tarafından davacı ... Ltd. Şti'ye KDV dahil 72.650,60-TL fiyat ile yeni olarak satılmış hususi otomobilin vites geçişlerinde titreme/ ses olduğu servis tarafından da tespit edilmiş olmalı ki iyileştirme için ucuzdan pahalıya/ kolaydan zora sıra ile, ön aks rulmanın değiştirildiği, debriyaj setinin değiştirildiği ve vites kutusuna yağ eklendiği, otomatik vites kutusunun değiştirildiği, otomatik vites beyninin kontrol edildiği, ancak şikayetin devam etmesi üzerine garanti süresinin bitmek üzere olduğu dikkate alınarak 16/11/2018 tarihinde ses(titreme) şikayeti ile ilgili işlem yapılmadığı; otomobildeki gizli ayıbın henüz tespit edilemediği ve iyileştirilmediği; gizli ayıba neden olabilecek parçaların ucuzdan pahalıya/ kolaydan zora sıra değiştirildiği halde gizli ayıbın devam ettiği; Otomobilin otomatik vites beyninin arızalı olduğu ve değiştirilmesi gerektiği; ilave başka arızalarda olabileceği; söz konusu olası ilave arızaların beynin değiştirilmesinden sonra kontrole devam edilerek anlaşılabileceği ancak araç sahibinin gizli ayıp nedeniyle fazlasıyla mağdur olduğu dikkate alınarak mağduriyetin daha fazla devam etmemesi için eşdeğeri ile değiştirilmesinin veya bedelinin iadesinin mahkemenin takdirinde olduğu, yeni bir otomobilde dişliler alışana kadar vites geçişlerinde normal olmayan titreme/ ses olabileceği, ancak ilk bakıma kadar 7.500 km (3 aydan fazla ) kullanıldıktan ve dişliler alıştıktan sonra titremelerin seslerin kendiliğinden bitmesi gerekti, ilk bakıma kadar otomobildeki normal olmayan titremelerin /seslerin kendiliğinden bitmemesi halinde gizli ayıplı olduğunun kabulünün gerektiği, otomobil satın alındıktan sonra 8-30 gün içinde titreme/ ses şikayeti ile servise götürülmüş olsa daha henüz dişliler alışma süresince olduğu için açık/ gizli ayıplı olduğunun kabul edilemeyeceği ve kabul edilmemesinin normal olduğu dikkate alındığında otomobildeki gizli ayıbın kullanım ile birlikte ortaya çıkan/ anlaşılabilecek cinsten gizli ayıp olduğu," tespit edilmiştir. Dosyadaki servis kayıtları, yapılan işlemlerin niteliği ve bilirkişi raporu ile aracın gizli ayıplı olduğu, dava tarihine kadar bir çok kere yetkili servise başvurulup ücretsiz onarım yapılmasına rağmen gizli ayıbın giderilemediği anlaşılmaktadır. Gerek ticari satım, gerek tüketicilere yönelik ticari olmayan satımlarda ayıp nedeniyle seçimlik hakların kullanılması yenilik doğurucu hak niteliğindedir (Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 13. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2013, s. 127; Yavuz, Cevdet; Satıcının Satılanın (Malın) Ayıplarından Sorumluluğu, Beta Yayınevi, İstanbul 1989 (Satım), s. 141; Aslan, Yılmaz; 6502 sayılı Kanuna Göre Tüketici Hukuku, 4. Baskı, Ekin Yayınevi, Bursa 2014, s. 165-166; G).Gerek kurucu nitelikte, gerekse bozucu nitelikte olsun yenilik doğurucu haklar kural olarak bir kez kullanılmakla tükenirler. Bu kuralın istisnası ise, tüketicinin kullandığı seçimlik yenilik doğurucu hakkının yerine getirilmemesi olup, bu durumunda Kanunun kendisine tanıdığı başka seçimlik bir hakkı kullanması mümkün olacaktır (Zevkliler, Aydın/Aydoğdu, Murat; Tüketicinin Korunması Hukuku, 3. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2004, s. 126). Davacının aracı her seferinde servise götürmesinin ayıp ihbarı niteliğinde olması nedeniyle davalının süresi içinde ayıp ihbarı yapılmadığı yönündeki itirazı ve ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulü yerinde değildir. (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/5180 Esas - 2020/4973 Karar sayılı ilamı)Seçimlik yenilik doğurucu hakların bir kez kullanılması halinde, sonradan bu seçimden dönülmesi ve başka bir seçimde bulunulabilmesi mümkün değildir (Yargıtay 11. HD'nin 08.04.2021 T. ve 2019/4094 E. – 2021/3484 K.). Seçim hakkının değiştirilmesi “ıslah” suretiyle bile mümkün olamaz (Yargıtay 11. HD'nin 11.02.2020 T. ve 2018/4145 E. – 2020/1212 K. ; Yargıtay 11. HD'nin 12.11.2019 T. ve 2019/296 E. - 2019/7125 K. ; Yargıtay 13. HD’nin 05.06.2008 tarih ve 2008/1735 E., 2008/7867 K.). Islah ancak usul işlemlerinden geri dönmeyi sağlar. Maddi hukuka dayalı yenilik doğurucu hak niteliğindeki seçimlik haklardan geri dönmeye imkan vermez.Ancak Somut olayda; davaya konu aracın gizli ayıplı olduğu, davacı alıcının sıfır olarak aldığı araçtan beklediği faydanın önemli ölçüde azaldığı, ayıbın üretimden kaynaklandığı, garanti kapsamında olduğu, tamirine rağmen sorunun giderilemediği, davacının her seferide yetkili servise başvurmak suretiyle süresinde ayıp ihbarında bulunmuş sayılması gerektiği, davacı alıcının öncelikle TBK'nın 227. maddesinde öngörülen ücretsiz onarım hakkını kullandığı, buna rağmen arızanın giderilmesi mümkün olmadığından davacının sözleşmeden ayıpsız misli ile değişim yada sözleşmeden dönerek bedel iadesini isteyebileceği, eldeki uyuşmazlıkta davanın bu talepler ile açıldığı, yargılama aşamamsında dava konusu aracın elden çıkarılması ile TBK 228 hükmü gereği ayıp oranında indirim talep edildiği görülmektedir. Bu durumda mahkemece seçim hakkının ücretsiz onarım olarak kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. (emsal Yargıtay 11 HD. 2021/2444 E. 2022/6595 K ve aynı dairenin 2020/3233 E. 2021/6928 K. sayıl ilamları) Davacıya satılan aracın ayıplı olduğu, alıcının TBK 227 maddesi gereği seçimlik haklarını kullanabileceği, TBK 227/1-2 ve 228 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde ayıp oranında indirim talebinde bulanabileceği, davacının ıslah dilekçesi ile aracı satmış olması nedeniyle ayıpsız misli ile değişim ve bedel iadesine ilişkin talebinden vazgeçerek TBK 228 maddesi gereği ayıp oranında indirim isteme hakkının bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. lk derece mahkemesince dosyaya alınan bilirkişi raporunda araçtaki ayıp oranındaki indirim miktarı konusunda alınmış bir rapor bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun istikrar kazanmış ilamlarına göre "nisbi metot" yöntemi ile bilirkişiler tarafından ayıplı aracın satış tarihi itibarıyla gerçek ayıpsız rayiç değeri ile mevcut ayıplı haldeki rayiç değerinin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilen oran, satış bedeline uygulanmak suretiyle satış bedelinden indirim miktarının belirlenerek hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli olmamıştır. (emsal Yargıtay 11 HD 2022/217 e. 2023/468 k. Ve 2022/218 e. 2023/345 K. Sayılı ilamları) HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacının istinaf talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2024