Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/2462 E. 2022/799 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/2462
Karar No
2022/799
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1087 Esas KARAR NO: 2024/1616 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/03/2019 NUMARASI: 2016/837 Esas, 2019/352 Karar. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2024 Dairemizin 13/05/2022 tarihli, 2019/2462 E. - 2022/799 K.sayılı kararı, Yargıtay 11.HD'nin 28/02/2024 tarihli, 2022/5178 Esas, 2024/1575 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, duruşmalı yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı bulunduğu ... Şirketinin, ... Şirketine alınan malzemeler nedeniyle 1.400.000,00 USD borçlu olduğu konusunda taraflar arasında 10/06/2013 tarihli borç tasfiye sözleşmesi imzalandığını, 2.maddede senetlerin tesliminden sonra alacaklının 600.000,00 USD ödeme yapacağının belirtilmesine rağmen ve senetlerin ... Şirketine verilmesine rağmen 600.000,00 USD ödemenin yapılmadığını, 5.maddede ödemelerin öncelikle Türkmenistan'da ve 'de devam eden inşaatın hak edişlerinden yapılacağının kararlaştırıldığını, ... şirketi tarafından ... şirketinin ortak ve yöneticilerinin vekil tayin edildiğini, ... grubunun ... şirketinin stok malzemelerini satarak bedelini tahsil ettiğini, hakedişlerden gelen paraların hangi miktarda ..... şirketine ödendiğinin defter ve kayıtlarının incelenmesinden sonra ortaya çıkacağını, protokolün 6.maddesinde ödemelerin süresinde yapılmaması halinde ...şirketinin yarı payının devredileceğinin, devrin yapılmaması halinde senetlerin takibe konu edilebileceğinin belirtildiğini, sözü edilen hisse devrinin yapıldığını, ancak senetlerin ...'na ciro edilerek takibe konu yapıldığını, davalının bu nedenle kötü niyetli olduğunu, takibe konu bu çekler nedeniyle takip borçlularının herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını bildirmiş, davaya konu İstanbul anadolu ...icra müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına konu edilen çeklerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, davacının takibin kesinleşmesinden 3 yıl sonra açtığı davanın afaki ve kötü niyetli beyanlara dayandığını, dava konusu takibin dayanağın davacının iddiası olan protokole göre düzenlenen senet değil, çek olduğunu, ayrıca protokolün tarafının da müvekkili olmadığını, bu nedenle protokolün müvekkilini bağlamadığını, davaya konu takibin dayanağı çekin, davacının davasına dayanak yaptığı ve tek delil olarak ibraz ettiği protokol ile ilgisi olmadığı gibi, protokolde belirtilen senetlerin de işleme dahi konulmadığını, davacının bu senetlere ilişkin bildirdiği bir icra dosyasının bulunmadığını, davacının denediği sair yollardan sonuç alamaması üzerine haksız kötüniyetli ve dayanaksız olarak borcundan kurtulmak amacıyla davayı açtığını, takibe konu çeklerin 31.07.2013 tarihli olup, protokolden 1 ay sonrasına ait olduğunu, bu durumun dahi tek başına davanın haksızlığını ortaya koyduğunu bildirmiş, davanın görev ve esas yönünden reddine, davacının kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre; "Davacı tarafça takibe ve davaya konu çeklerin borç tasfiye protokolü uyarınca dava dışı .....şirketine verildiği ve bu şirketin protokoldeki yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle çeklerin iade edilmesi gerektiği iddiası ile protokole dayanılarak dava açılmış ise de, davaya konu edilen çeklerin protokol kapsamında verildiğine dair bir delil ve belge örneği sunulmadığı gibi üstteki paragrafta açıklandığı üzere dayanılan adi yazı örneğinin protokolün eki niteliğinde bulunmadığı, protokolü düzenleyenlerin imza ve kaşelerinin bulunmaması nedeniyle bu yazının delil olarak dikkate alınamayacağı, borç tasfiye protokolünde yalnız senetlerden söz edilip, protokol kapsamında verilmiş herhangi bir çekten söz edilmediği, bunun yanında protokolde senet bilgilerinin gösterilmediği, protokolün eki olarak belirtilen senet fotokopilerine ilişkin ekin davacı tarafça dosyaya sunulmadığı, davacı tarafça protokol kapsamında sözü edilen senetler nedeniyle takip ve tahsil yapıldığına dair bir beyanda bulunulmadığı, davaya konu çeklerin davacı tarafça dayanılan protokol ile bir bağlantısının kurulamamasına göre nitelikleri itibariyle sebepten mücerretlik ilkesine tabi bulunduğu birlikte gözetildiğinde davacı tarafın dayandığı dava konu ve sebepleri ile borç tasfiye protokolüne göre iddialarını kanıtlar nitelikte bir delil ve belge sunmaması karşısında başkaca bir araştırma ve incelemeye, özellikle dava dışı .....şirketi ile davacının yetkilisi olduğu ..şirketinin defter ve kayıtlarının incelenmesine gerek görülmemiş, kanıtlanamayan davanın reddine, mahkememizin 04/04/2017 tarihli kararı ile davacıya ait şirket hisselerinin satışının geçici olarak durdurulmasına karar verilmiş ise de, bu kararın infaz edilmemesi ve karar gereğince satış işleminin durdurulmadığı anlaşılmakla kötü niyet tazminatı istemi konusunda yasal koşullar oluşmadığı" gerekçeleriyle davanın reddine karar vermiş, davacı vekili tarafından bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme tarafından, çeklerin dayanılan protokolle olan bağlantısının kurulamaması sebebiyle davanın reddine karar verildiğini ancak mahkemenin bu değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, borç tasfiye protokolü ve taraflar arasındaki ilişki dikkate alındığında görüleceği üzere, davalı hamilin kötü niyetli olup borç tasfiye protokolünden sonra bu çekler nedeniyle alacaklı olduğunun ayrıca ispatlanması gerektiğini, mahkeme tarafından, eksik inceleme neticesinde, bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verildiğini beyanla mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; davacının istinaf başvurusunun reddine ayrıca davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davalı vekilinin istinafa cevap dilekçesi süresinde olmakla katılma yoluyla istinaf talebi niteliğinde bulunduğundan ancak istinaf harçları yatırılmadığından HMK 360.maddesindeki yollama nedeniyle ve usul ekonomisi ilkeleri de gözetilerek harcın tamamlatılması yoluna gidilmiş, davalı vekilinin çıkarılan muhtırada verilen kesin süre içerisinde istinaf harçlarını yatırdığı görülmekle, bu dilekçesi istinaf talebi olarak değerlendirilmiştir. Davalı tarafından davacı ve dava dışı ..., ...Ltd.Şti, ve ...Ltd.Şti aleyhine çeklere dayalı olarak toplam 1.765.402,74 USD'nin tahsili için kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibi başlattığı, takibin dayanağı çeklerin 31/07/2013 tarihli ve 250.000 USD ve 1.350.000,00 USD bedelli keşidecisinin dava dışı ...Ltd.Şti, lehtarının ... San.Tic.A.Ş. Sonraki hamilin ise davalı olduğu, çeklerin ibraz edildiği, ibraz anında hesap bakiyelerinin sıfır olduğunun şerh verildiği görülmüştür. Dava dilekçesine ekli borç tasfiye protokolünün incelenmesinde, borçlunun ...Ltd.Şti, alacaklının ...San.Tic.A.Ş. Olduğu, müşterek borçlu müteselsil kefilin ise ...Ltd.Şti olduğu, protokolün içeriğinde borçlu şirketin alacaklı şirkete aldığı malzemeler karşılığı 1.400.000,00-TL borçlu olduğu hususunda mutabık kaldıkları, alacaklı şirketin protokolün imzasından sonra protokolde bahsi geçen senetlerin tanzim edilerek kendisine verilmesinden sonra borçlu şirket Türkmenistan da devam eden inşaat işlerinin tamamlanabilmesi için 600.000 USD daha ödeme yapacağı, borçlu şirketin de bu tutarlardaki borçlarına karşılık senetler vereceği, ödemelerin en geç 2013 yılı sonuna kadar tamamlanacağı, ödemelerin vadelerinde tahsil edilememesi halinde alacaklı şirketin kefil firmadan şirket hisselerinin 1/2 sinin devrini talep edeceği, hisse devri karşılığında bedel istenmeyeceği, herhangi bir şekilde hisse değeri yapılamaz ise borçlu ve kefil şirketin borcu 90 gün içerisinde ödemeyi kabul ettiği, protokolün 10/06/2013 tarihinde imzalandığı, ekinde senet fotokopilerinin bulunduğunun belirtildiği görülmüştür. Dava dilekçesi ekinde ... verilen çekler ve senetler başlıklı bir belge bulunduğu, bu belgede herhangi bir imza bulunmadığı görülmüştür. Dosyada daha önceden davacı vekilince ihtiyati tedbir istenildiği, tedbir kararının itiraz üzerine kaldırıldığı, bu karara karşı davacı vekilince itiraz edildiği, itirazın reddedildiği, kararın davacı vekilince istinaf edildiği, İstanbul BAM 12.Hukuk Dairesi'nin de istinaf istemini esastan reddettiği görülmüştür. DAİREMİZ KARARI: Dairemizin 13/05/2022 sayılı kararı ile; " Dava, İİK 72.maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır. Davalı taraf davacı ve diğer çek borçluları aleyhine kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibi başlatmış, davacı taraf ise söz konusu çekler nedeniyle borçlu olmadığını iddia etmiştir. Takip ve dava konusu çeklerde davacının ismi yer almamakla birlikte dava konusu çeklerin ön yüzündeki aval şerhlerinden davacının çeklerde aval veren olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim ilk derece mahkemesince verilen gerekçeli kararda da davacının çeklerde aval veren olarak yer aldığı belirtilmiştir. Bilindiği üzere TTK 702/2 maddesi gereğince aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Dolayısıyla davacının davasının bu gerekçe ile reddi gerekmekte olup, mahkeme kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan gerekçedeki bu yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir. Açıklanan bu husus gözetildiğinde davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin katılma yoluyla yaptığı istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise, her ne kadar davacının dava dışı şirketteki hisselerinin satışının önlenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de, bu tedbir kararının infaz edilmediği, takip işlemlerinin devam ettiği anlaşılmakla davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf talebinin de reddi gerekmiştir. Hal böyle olunca ilk derece mahkemesi kararına yönelen taraf vekillerinin istinaf taleplerinin reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle; "Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Dairemiz kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. YARGITAY BOZMA İLAMI: Yargıtay 11.HD'nin 28/02/2024 sayılı ilamıyla; "1. İlk Derece Mahkemesi’nce davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi'nin bu gerekçesi değiştirilerek istinaf başvurusu 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1 inci alt bendi uyarınca esastan reddedilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği, Bölge Adliye Mahkemesince esastan yeni bir karar verilmesinin gerekli kılındığı, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilemeyeceği, bu gibi hâllerde de esastan yeni bir hüküm kurulması gerektiği kuşkusuzdur. Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, bir yandan kararın gerekçesinde yargılama eksikliğine ve bunun giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak İlk Derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hâllerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve infazda tereddüt oluşacağı, bu durumun ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil edeceği açıktır. 3. Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1 inci alt bendi kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle ve 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi uyarınca bozulması gerekmiştir." açıklanarak kararın bozulmasına karar vermiştir. Dairemizce, Yargıtay bozma ilamı taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekili duruşmaya katılmamış, davalı vekili bozma ilamına uyulmasını talep etmiş, Usul ve yasaya uygun görülen bozma kararına uyulmasına karar verilerek, bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, İİK 72.maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı tarafından, davacı ve diğer çek borçluları aleyhine kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibi başlatılmış, davacı taraf; takibe ve davaya konu çeklerin borç tasfiye protokolü uyarınca dava dışı .....şirketine verildiği ve bu şirketin protokoldeki yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle çeklerin iade edilmesi gerektiği iddiası ile ise söz konusu çekler nedeniyle borçlu olmadığını iddia etmiştir. İlk derece mahkemesince, davaya konu çeklerin davacı tarafça dayanılan protokol ile bir bağlantısının kurulamaması ve sebepten mücerretlik ilkesi birlikte gözetildiğinde, davacının tarafın dayandığı borç tasfiye protokolüne göre iddialarını kanıtlar nitelikte bir delil ve belge sunmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Takip ve dava konusu çeklerde davacının ismi yer almamakla birlikte dava konusu çeklerin ön yüzündeki aval şerhlerinden davacının çeklerde aval veren olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim ilk derece mahkemesince verilen gerekçeli kararda da davacının çeklerde aval veren olarak yer aldığı belirtilmiştir. Bilindiği üzere TTK 702/2 maddesi gereğince aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Dolayısıyla davacının davasının bu gerekçe ile reddi gerekmektedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin katılma yoluyla yaptığı istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise, her ne kadar davacının dava dışı şirketteki hisselerinin satışının önlenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de, bu tedbir kararının infaz edilmediği, takip işlemlerinin devam ettiği anlaşılmakla davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabul KISMEN reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.03.2019 tarih ve 2016/837 Esas ve 2019/352 Karar sayılı hükmün HMK 353/1-b-1,2,3 maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Davalı tarafın kötüniyet tazminatı isteminin de reddine, İlk derece yargılaması yönünden; 4-Harçların tahsilinin davacının mağduriyetine yol açmayacağı anlaşılmakla, davacının yargılama harçlarından sorumlu tutulmasına ve harç bedelinin düşük miktarda olduğu dikkate alınarak HMK'nun 339. maddesi uyarınca taksitlendirilmesine yer olmadığına, 5-Davacının sadece nispi ve başvurma harcı yönünden adli yardımdan yararlandırılmasına karar verilmesi nedeniyle, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL başvurma harcı ile 427,60 TL maktu karar harcının ayrı ayrı davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 6-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,7-Davalı tarafça yapılan tebligat ve müzekkere giderinden oluşan toplam 294,10 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davalı yararına AÜÜT' nin 13 (1) maddesi uyarınca takdir edilen 113.520,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, İstinaf yargılaması yönünden; 9-Davacı vekilinin istinaf başvurusu kabul olduğundan istinafa geliş aşamasında yatırılan 44,40 TL peşin harcın talebi halinde kendisine iadesine, 10-Davacı tarafından yapılan 121,30 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 59,20 posta masrafı toplamı olan 180,5-TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 11-Davalıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9-TL harcın davalıdan alınarak, hazineye irat kaydına, 12-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,13-İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından yapılan celse sayısı da dikkate alındığında istinaf talebinin kısmen kabulü yönünden kendisini vekil temsil ettiren davacı yararına 16.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 14-İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından yapılan celse sayısı da dikkate alındığında istinaf talebinin kısmen reddi yönünden kendisini vekil temsil ettiren davalı yararına 16.000,00 L vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, Temyiz aşamasında: 15-Davacı yargılama gideri olarak yapılan temyiz başvuru harcı 397,80 TL ile 134,00-TL yargılama gideri olmak üzere toplam 531,8-TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 16-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından yatıran tarafa iadesine, Dair, duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucu, davacı vekilinin yokluğunda davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Temyiz Yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 23/10/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/2462, K. 2022/799, T. 20.03.2019, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-2462-e-2022-799-k-fb4fb957c5de