Bölge Adliye Mahkemesi · Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2023/2199 E. 2024/1386 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2199
- Karar No
- 2024/1386
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/2199 KARAR NO : 2024/1386 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :28/01/2020 NUMARASI :2019/158 Esas - 2020/49 Karar DAVACI :... - ... VEKİLİ :Av. ... - ... DAVALI :FEYİZHAN ÇELİK DEMİR İNŞ. HURDA İMALAT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. - ... VEKİLİ :Av. ... -... DAVA :Menfi Tespit DAVA TARİHİ :18/04/2019 KARAR TARİHİ :10/10/2024 KR. YAZIM TARİHİ :14/10/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kocaeli 8. İcra Dairesi'nin 2019/15205 E. sayılı dosyasında davacı aleyhine icra takibi başlatıldığının davacı tarafından 27.03.2019'da öğrenildiğini, ödeme emrinin 22.02.2019'da işyeri çalışanı olan İK personeli ...'e tebliğ edildiğini ve sonrasında icra dosyasında davacı aleyhine haciz yapıldığını, Kocaeli 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/171 E. sayılı dosya ile usulsüz tebligatın iptali ve tebliğin öğrenilme tarihi olarak düzeltilmesi, borca itiraz, takibin durdurulması ve hacizlerin fekkine ilişkin şikayet davasının 27.03.2019'da açıldığını ve davanın derdest olduğunu, ayrıca dosya kapsamında davacı şirketin olası zararlarını önleyebilecek teminat miktarının icra dosyasına yatırılarak ihtiyati tedbir talep edildiğini, mahkemece Kocaeli 8. İcra Dairesi'nin 2019/15205 E sayılı dosyasına kapak hesabı kadar teminat mektubunun icra dosyasına depo etmesi halinde icra takibinin geçici olarak durdurulmasına karar verildiğini, davacı şirketin olası zararlarını önlemek için mahkemece verilen karar üzerine 3 ay ileri tarihli kapak hesabı uyarınca 267.369,73-TL teminat miktarı kesin ve süresiz banka teminat mektubu icra dosyası veznesine depo edildiğini, icra dosyasında alacağın nedeni olarak Finansbank'a ait 190395075 seri no'lu 30.08.2015 keşide tarihli 31.08.2015 ibraz tarihli 35.000,00-TL tutarlı çek, Akbank'a ait 29082004 seri no'lu 19.09.2015 keşide tarihli 21.09.2015 ibraz tarihli 48.000,00-TL tutarlı çek, Akbank'a ait 29082002 seri no'lu 17.10.2015 keşide tarihli 17.10.2015 ibraz tarihli 44.000,00-TL tutarlı çek, Finansbank'a ait 180355076 seri no'lu 30.08.2015 keşide tarihli 31.08.2015 ibraz tarihli 35.000,00-TL tutarlı çeklerin gösterildiğini, 162.000,00-TL asıl alacak, 53.753,64-TL işlemiş faiz olmak üzere 215.753,64-TL takip çıkış rakamı gösterildiğini, davacının davalıya asıl alacak borcu, işlemiş faiz borcu veya herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe dayanak gösterilen çeklerde davacı şirkete ait ciro, kaşe ve imza bulunmadığını, kanun koyucu ödenmeyen çeklerden dolayı hamile; keşideci, cirantalar ve avalist kendilerinden sonra gelen hak sahiplerine karşı müracaat hakkı tanındığını, her ne kadar takip ilamsız icra olarak açılmış olsa da, takibe konu çeklerde müracaat hakkı davacı şirkete karşı yöneltilemeyeceğini, müracaat borçluları arasında yer almadığından sorumlu tutulması yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davacının ticari defterlerinde davalıya herhangi bir cari hesap borcu bulunmadığını, bu sebeple de davalının alacak talebinde bulunulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek; davanın kabulüne, davacı şirketin Kocaeli 8. İcra Dairesinin 2019/15205 E. sayılı dosyasına konu borçtan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının ticari alanda sac, demir, ham demir-çelik boru, profil paslanmaz boru ve alüminyum imalatı, ihracatı alanında ticaret faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davacı firma tarafının ise trafo kazanları üreten ticari bir firma olduğunu, davalı firma ile davacının aynı ticari alanda faaliyet gösterdiklerini, davalı firma ile davacının, uzun bir süre karşılıklı ticari faaliyet gösterdiğini, davalı firma tarafından davacıya kazan üretiminde kullanılmak üzere başta sac olmak üzere çeşitli hammadde satışı yapıldığını, ... üzerinden tüm işlemler yürütüldüğünü, yapılan tüm ödemelerin tamamının ... tarafından yapıldığını, ... tarafından düzenlenmiş çeklerin davalı firmaya ciro edildiğini, ticari ilişkinin bir süre bu şekilde sürdürüldüğünü, ancak daha sonra davalı firma ile davacı yan yetkililerinin arasının bozulması nedeniyle ticari ilişkinin bir anda son bulduğunu, davalı firmanın çeklerin vade tarihinden itibaren 3 yıl geçmiş olmasına rağmen çeklerle ilgili herhangi bir işlem yapmadığını, ticari ilişkinin düzelmesini beklediğini, davalı firmanın bu tavrı karşısında davacı yetkililerinin kötü niyetli olarak, en baştan hazırlamış olduğu kılıfa büründüğünü ve kendilerinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, muhatabın ... olduğunu belirttiklerini, davalı, davacı ile ticari ilişkilerin düzelmeyeceğinin anlaşılması üzerine, çekleri düzenleyen ...'ya karşı söz konusu çeklerin vadesi üzerinden 3 yıl geçmiş olanlara ilişkin Kocaeli 8. İcra Dairesinde 2018/78383, 2018/78379 E. sayılı dosyaları ile ilamsız icra takibi, vadesi üzerinden 3 yıl geçmemiş olanı üzerinden ise Kocaeli 8. İcra Dairesinde 2018/78402 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu başlatıldığını, takiplerin kesinleşmesi üzerine yapılan sorgularda ... adına herhangi bir mal varlığı tespit edilemediğini, bunun üzerine taraflarınca ...'nın adresine Gölcük İcra Dairesinin 2019/42 Talimat sayılı dosyası ile fiili hacze gidildiğini ancak burada borçlunun hacze kabil bir malı bulunmadığı görüldüğünü, daha sonra borçlunun söz konusu fiili haciz sırasında söz aldığını "...söz konusu borçlar benim değil Baysan Trafo Kazanları San. Ve Tic. A.Ş.'nin borcudur. Bu firma yaptığı işlerin bir kısmını benim üzerinden yapmış, benim adıma çek kullanmış, işçileri dahi benim çalışanım olarak göstermiştir...." şeklinde beyanlarla aslında taraflarınca bilinen hususu doğruladığını, kendisinin Baysan Trafo Kazanları San. ve Tic. A.Ş.'nin devamı olduğunu resmi merci önünde açıkça ikrar ettiğini, bu söylediklerinin ispatı olarak Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 9. Hukuk Dairesi'nin 2018/125 E. 2018/117 K. sayılı ilamını ve bu karara dayanak teşkil eden ilk derece mahkemesi kararını sunduğunu, davacı yan ile dava dışı ... arasında organik bağ olup, ...'nın, davacı yanın devamı bir firma olup, bağımsız bir tüzel kişiliği bulunmadığını, davalı firma ile davacı yan arasındaki ticari işlemlerin tamamına yakını ... tarafından yapıldığını ancak dönem dönem sevk irsaliyeleri davalı firma tarafından doğrudan davacı yan adına kesildiğini belirterek, davanın reddine, kötü niyetli açan davacı yan aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın Kabulü ile, 2-Davacının, Kocaeli 8.İcra Dairesi 2019/15205 Esas sayılı icra dosyasına konu, -Finansbank İzmit Sanayi Şubesi 190395075 seri numaralı Kocaeli 30.08.2015 tarihli 35.000,00-TL bedelli, -Finansbank İzmit Sanayi Şubesi 180355076 seri numaralı Kocaeli 30.08.2015 tarihli 35.000,00-TL bedelli, -Akbank İzmit Sanayi Şubesi 29082004 seri numaralı Kocaeli 19.09.2015 tarihli 48.000,00-TL bedelli, -Akbank İzmit Sanayi Şubesi 29082002 seri numaralı Kocaeli 17.10.2015 tarihli 17.10.2015 ibraz tarihli 44.000,00-TL bedelli çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, 3-İK nun 72/5 maddesi uyarınca takibe konu alacağın (215.753,64-TL) % 20 si olan kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Mahkememizin 23.10.2019 tarihli tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamın ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin dosyaya sunulan delillerin taktirinde yanılgıya düştüğünü, dosyada mevcut delillerde dosyaya delil olarak sunulan işçilik alacakları dosya ve kararlarında açıkça davacı şirket ile ...'nın birlikte ortak olarak hareket ettikleri, bu nedenle ...'ya ait iş yerinde çalışan işçilerin tamamının işçilik alacaklarını davacı şirketten hak ettikleri ...'ya ait işyerinin kira kontratında davacı şirketin imzasının bulunduğu ve diğer sair delillerin ne yazık ki yerel mahkemece dikkate alınmadığını, işçi alacakları ile davalının alacaklarının farklı olduğu yönünde bir gerekçeye dayandırılarak yerel mahkemece hüküm kurulduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda da açıklandığı üzere başkasının borçlarından sorumlu olunması ve perdenin kaldırılması teorisinin koşulları oluşmadığını, alacağın nedeninin başvuru süresi geçmiş olan çeke (kambiyo evrakına) dayandığını ve ilamsız icra olduğunu, davacı şirketin çekte imzası bulunmadığını, bu nedenle de çekten kaynaklı davacının sorumluluğunun bulunmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/01/2020 tarih, 2019/158 Esas - 2020/49 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(22)9-3109 Esas, 2021/1075 Karar sayılı kararında birlikte istihdam, organik bağ, tüzel kişilik perdesinin aralanması kavramları şu şekilde açıklanmıştır:"... Birlikte istihdam olgusunun varlığı her ne kadar daha çok şirket grupları içinde ortaya çıkmakta ise de bu ilişkinin kurulması için birlikte işverenlerin aynı şirket grubu içerisinde yer alması zorunlu değildir. Önemli olan aynı grup içinde yer alma değil, birlikte işverenlerin işçi ile olan ilişkilerini ayrı ayrı değerlendirebilme olanağını ortadan kaldıracak şekilde işçi ile hukukî bir bağlantı içinde olmalarıdır. Ayrıca işçinin birlikte işverenlerle ayrı ayrı iş sözleşmesi yapmasına da gerek olmayıp, aynı iş sözleşmesi kapsamında birden fazla işverene aynı zaman ve nitelikte iş için iş görme borcunu yüklenmesi mümkündür (Süzek, s.150). Birlikte istihdamın varlığı hâlinde işverenlerin her biri, işveren hak ve yetkilerine sahip olmakla birlikte işverenin borç ve sorumluluklarına da ayrı ayrı sahiptirler. Bir diğer anlatımla işçiye karşı işverenler müteselsil sorumlu olup, işçi de ücret ve diğer haklarının tümünü her bir işverenden talep etme hakkına sahiptir. Uygulamada işverenler iş hukukundan doğan yükümlülüklerden kaçınmak için bazı durumlarda bir holding veya şirketler topluluğunda ya da bunların dışında kalan şirketlerde işçiler görünüşte bir şirketin işçisi olarak gösterilmektedir. Bu duruma engel olmak için tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi geliştirilmiştir. (Süzek, s.152) Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s. 210). Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Şirketler arasında ortakların akraba olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir veya şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması organik bağ için yeterli değildir (Baycık, G.: İşverenin Tespitinde Birlikte İstihdam ve Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Kurumları, İş Uyuşmazlıklarında Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Değerlendirme Toplantısı (Seminer Bolu/Abant – 06 Nisan 2019), Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası, Ankara 2019, s. 20). Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir." Buna göre somut olayda; davalı tarafın delil olarak dayandığı İş Mahkemesi dosyalarında, iş mahkemelerindeki işveren değerledirmesinin farklı olduğu, eldeki davada iş mahkemesinde işverenlerin sorumlulukları hususlarının bu davada uygulanamayacağı değerlendirmesinin Baysan Trafo Kazanları Sanayi ve Ticaret A.Ş ile ...'yı alt işveren - üst işveren olarak değerlendirseydi doğru olacağı ancak davalı Baysan Trafo Kazanları Sanayi ve Ticaret A.Ş ile ...'nın işçileri beraber istihdam ettiklerinden bahisle her ikisi açısından da dava kabul edildiğinden bu değerlendirmenin doğru olmadığı, yine davalı tarafın icra takibini sadece davacı tarafa karşı yaptığı, dava dışı çeki keşide eden asıl şirkete karşı takip yapmadığı,takip konusu çeklerin incelenmesinde,keşidecilerinin dava dışı, Ustalar Mekanik İmalatı ..., lehtarlarının davalı olduğu, dava dışı keşideci ile birlikte davacı sorumlu tutularak yapılan bir takip bulunmadığı, davalı tarafın söz konusu çekleri göstererek davacı tarafa karşı takip yaptığı, davacının takip konusu alacak olarak gösterilen çeklerde imzası veya herhangi bir kaydının bulunmadığı, bu nedenle söz konusu çeklerden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu olmadığından,davacının icra dosyasın borçlu olmadığını tespitini istediğinden, icra takip talebinde belirtilen alacak nedeni olarak çekler gösterildiğinden başka bir alacak borç nedeni belirtilmediğinden,diğer dava dışı çeki keşide eden Ustalar Mekanik İmalatı ...'ya ilişkin herhangi bir talep de bulunmadığından, “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi”nin belirli ve sınırlı durumlarda sakınılarak kullanılması gereken bir yol olduğu ve somut uyuşmalık bakımından perdenin aralanması koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmesi Ustalar Mekanik İmalatı ... ile davalı Baysan Trafo Kazanları Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından isabetli olmamıştır. Mahkemece yapılacak iş; özellikle Sakarya BAM 9. HD'nin 14/12/2018 tarih, 2018/125 Esas ve 2018/117 Karar sayılı ilamı ile; 'Ticaret sicil kayıtlarından ...' nın iştigal alanının metal makine imalatı işleri olduğu, ... Makine İmalat Ltd Ştinin de trafo kazanları imalatı, trafo radyatörleri imalatı, makine yedek parçaları imalatı, şirket konusu ile ilgili makine alım satım ithalat ihracatını yapmak vs. olduğunun anlaşıldığını, davalı Baysan Şirketinin kayıtlı adresi farklı ise de faaliyet alanı ... Makine İmalat Ltd Şti'ye benzer işler olduğunu, davacı tanık anlatımı ile bilirkişi raporundan, banka kaydı ve dosyada mevcut Baysan şirketi çalışanı ... ile Ustalar Mekanik işyeri arasındaki maillerden; işçi maaş listeleri ve ödeme dekontları incelendiğinde davalı ... şirketi tarafından çıkarılan işçilere ne miktarda ödeme yapılacağı listelerinin Baysan şirketine iletildiği, iletilen miktarların makine imalatı açıklaması ile ödendiği tespit edildiği, bu tespitin davalı ... beyanı ile de örtüştüğü, bu hali ile ürün alımı olarak gösterilen kimi ödemelerin işçilik ödemesi olduğu, ürün satın alma olarak gösterdiği tespit edildiğini, bilirkişi raporunda; 2015 yılına ait ...'nın Baysan şirketinden aldığı ödemelerin banka açıklamasına yansıyan işçilik, kira araç bakım ve sigorta gibi fason üretim veya yarı mamul alımını aşan düzeyde ekonomik ilişki olduğunu gösterir örnek kayıtlar tablo halinde gösterilmiştir. Davalı Baysan şirketinin üretim için ihtiyaç duyduğu ürünleri dışarıdan fason üretim ya da yarı mamul üretimi ile başkaca şirketlerden de aldığı ancak diğer davalı ile ilişkisinin bu durumu aşacak düzeyde olduğu, organizasyonel ve ekonomik olarak Baysan şirketine bağlı olduğu tespiti de yapıldığı" şeklinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davalı Baysan Trafo Kazanları Sanayi ve Ticaret A.Ş ile ... arasında organik bağ bulunup bulunmadığı tekrar değerlendirilmesi, organik bağ bulunduğuna kanaat getirilirse; takip konusu alacak nedeni olarak gösterilen çeklerle ilgili olarak davacı tarafın borçlu olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; davacının adresinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir. İlk derece mahkemesinin yaptığı yargılama ve verdiği kararda tespit edilen ve yukarıda belirtilen eksiklik ve hatalar dairemizce HMK'nın 353/1-a.6 maddesi kapsamında "uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması" olarak nitelendirildiğinden davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/01/2020 tarih, 2019/158 Esas ve 2020/49 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.10/10/2024 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*