Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/760 E. 2018/1470 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/760
Karar No
2018/1470
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/156 KARAR NO : 2024/1280 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/646 KARAR NO : 2021/962 DAVA TARİHİ : 24.05.2018 KARAR TARİHİ : 09.11.2021 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DOSYA : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2018/760 ESAS, 2018/1470 KARAR SAYILI KARARI DAVA TARİHİ : 22.06.2018 KARAR TARİHİ : 12.12.2018 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 19.09.2024 KARARIN YAZ. TARİH : 19.09.2024 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.11.2021 tarih ve 2018/646 Esas, 2021/962 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin asıl dosyada davacı - birleşen dosyada davalı vekili tarafından asıl ve birleşen dosya yönünden istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. ASIL DAVA: İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen 24.05.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekilli ile davalı tarafından ... isimli kitabın basım işi ile ilgili e-posta yolu ile anlaşıldığını, iş bu anlaşmanın bir takım e posta yazışmaları sonucunda 02.02.2018 tarihinde gerçekleştiğini 2000 adet kitap baskı için ücret miktarının 18.000,00 TL olarak belirlendiğini, ücretin 8.000,00 TL'sini 02.02.2018'de ... tarafından ödendiğini, anlaşma gereği basılan kitapların 100 adedi 08.02.2018 tarihinde kalan kitapların tamamının da 15 gün içerisinde teslim edileceğini, basımı yapılacak olan kitabın basılması istenen şekli ile son hali davalı tarafından yine e posta ile gönderildiğini, talep edilen ile birebir aynı şekilde 08.02.2018 tarihinde 100 adet olmak üzere toplamda 2000 adet kitabın tamamı süresi içerisinde 10.02.2018 tarihinde teslime hazır edildiğini, o tarihte tüm kitaplar teslime hazır olmasına rağmen 71 tanesine ihtiyaç olduğunu kalanların daha sonra alınacağını beyan ederek sadece 71 adet kitabı bizzat teslim alındığını, davalı tarafça bakiye bedelin getirilerek geriye kalan kitapların teslim alınacağı belirtilmiş ise de ne ödeme yapıldığını ne de kitapların teslim alınmadığını, müvekkil şirket bünyesinde muhafaza edilen 1929 adet kitabın teslim alınması için defalarca davalı yanın davet edildiği ancak davete icabet edilmediğini, davalı tarafın kalan 10.000,00 TL'lik ücreti ödememesi mağduriyete sebep olduğunu, ödenmeyen 10.000,00 TL bedelin temerrüt tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsili için başvuruda bulunduğunu, açıklanan nedenlerle davalılardan 10.000,00 TL'lik alacağın temerrüt tarihinden itibaren hesaplanacak olan yasal faiz ile birlikte müteselsilen tahsili ile her türlü yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin dahi davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar vekili tarafından cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket yönünden; davacı tarafın açmış olduğu eldeki davada müvekkilinin ... Ticaret Limited Şirketi’nin açılan davada taraf sıfatı bulunmadığını, zira dava konusu kitap basımına ilişkin sözleşmenin müvekkili olan diğer davalı ...'la davacı ... San. Tic. Ltd. Şti arasında yapılmış olduğunu, diğer davalı müvekkili ... Ltd. Şti.'nin sözleşme ile hiçbir bağlantısı bulunmadığını, ancak davacı tarafın tamamen kötü niyetle sözleşme ile hiçbir alakası bulunmayan ... Kişisel Gelişim Enstitüsü'nü muhatap almaya, haksız ve hukuksuz şekilde sözleşmeye taraf olabilecek şahıs sayısını arttırmaya çalıştığını. diğer müvekkil ... adına sözleşmenin feshi bildirimi ile taraflarına teslim edilen 71 adet kitabın ücreti düşüldükten sonra kalan 7.361,00 TL'nin taraflarına iadesi amacıyla çekilen ihtarnameden sonra davacı tarafın, sözleşme sebebiyle sözde alacaklı olduğu miktara ilişkin fatura düzenleyerek, söz konusu faturayı İzmir 29. Noterliği'nin 29.03.2018 tarihli 2204 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile olayla tamamen bağlantısız olan ... Kişisel Gelişim Enstitüsü'ne gönderdiğini, ancak müvekkili ... Kişisel Gelişim Enstitüsü'nün söz konusu kitap basımına ilişkin sözleşme ile hiçbir ilgisi bulunmadığından Karşıyaka 5. Noterliği'nin 12.04.2018 tarihli 11738 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile söz konusu faturayı davacı şirkete iade edildiğini, davalı ... yönünden; davacı matbaa şirketi arasında 200 saat yoga eğitmenliği sertifika programı eğitim kitabının basım ve çoğaltımı için 02.02.2018 tarihinde anlaşma yapıldığını söz konusu anlaşmaya göre davacı şirket tarafından 08.02.2018 tarihinde yoga eğitiminin bu tarihte olması ve kitap dağıtma zorunluluğunun olması nedeniyle öncelikli olarak istendiğini, toplam basımın 100 adetlik kısmının, 15 iş günü sonunda ise 2.000 kitabın tamamının teslim edileceğini taahhüt edildiğini, müvekkilinin ise 2.000 adet kitap gereği davacı şirkete 18.000,00-TL. ödeme yapmayı kabul ettiğini, Müvekkilin, kitabın kapak rengi, kapağındaki lak basımının niteliği, sayfaların rengi vb. konularda karşı taraf ile görüşerek, istediği özellikleri belirttiğini, müvekkilin ödemesi gereken miktarın 8.000,00-TL. tutarındaki kısmını, davacı şirketin edimini tamamlamasını beklemeden 02.02.2018 tarihinde kısmi erken ödeme yaptığını, davacı şirketin müvekkil ile yapmış olduğu kitap basımı konusunda anlaşmasına rağmen, 08.02.2018 tarihinde teslim etmesi gereken 100 adet kitap 08.02.2018 tarihinde teslim edilmeyip, 10.02.2018 tarihinde 75 tane basılıp bu 75 tane tamamen hatalı olmasına rağmen, en kötü 4 tane teslim alınmayarak sadece 71 adet kitap müvekkilin elemanına teslimi yapıldığını basımı yapılan 71 adet kitabın ise müvekkille yapılan anlaşmaya aykırı şekilde basıldığı ve ayıplı olduğu tespit edildiğini, müvekkilin 08.02.2018 tarihinde 100 tane teslim almak istemesinin nedeni 09.02.2018 tarihinde vereceği Yoga Eğitmenliği dersinde öğrencilerine dağıtması için basılmasını istediğini ancak bu teslim bile zamanında yerine getirilmediğini davacının da kabul ettiği şekilde 10.02.2018 tarihinde teslim edildiğini , müvekkilin itibarının sarsıldığını, Ayıplı ifa ve kararlaştırılan miktardan az kitap basımı nedeniyle müvekkilin işbu kitabın dağıtımını yapamadığını ve müvekkil mağdur olduğunu,davacı şirketin dürüstlük kurallarına aykırı hareket ederek müvekkili mağdur ettiğini sözleşmeye duyulan güveni ortadan kaldırdığını davacı şirketin kötü niyetli davrandığını tamamen haksız bir şekilde sözleşme şartlarını yerine getirmeyen tarafın müvekkillerden ... olduğunu gösterme çabası içerisine girildiğini davalılardan müvekkil ... adına müvekkilin davacı şirkete ödemiş olduğu 8.000,00 TL'den teslim edilen 71 adet kitap ücreti düşüldükten sonra kalan 7.361,00 TL'nin faizi ile birlikte tahsili ile müvekkile iadesi amacıyla yine iş bu mahkemede 2018/760 esas numaralı dosya ile dava açıldığını açıklanan sebeplerle dava dilekçesinde iddia edilenin aksine sözleşme konusu kitapların kesinlikle süresinde hazır edilmediğini basımı yapılmış olan az sayıdaki kitapta hatalı olarak üretildiğini tüm bu hususlar neticesinde de sözleşme taraflarınca feshedildiğini, belirtilen sebeplerle davacı tarafın müvekkillerden hiç bir alacağı bulunmadığından davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen 22.06.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı ile 2000 adet kitabın basımı için sözleşme yaptıklarını, müvekkilince davalı tarafa 8.000,00 TL ödeme yapıldığını, taraflarına teslim edilen 71 adet kitap ücreti düşüldükten sonra kalan 7.361,00 TL'nin 23.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile ayrıca ihtarname gideri olan 500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini karar ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi 09.11.2021 tarih ve 2018/646 Esas 2021/962 Karar sayılı kararında özetle; asıl dava ve birleşen dava açısından öncelikle çözümlenmesi gereken hususun asıl dava davacısı ile davalılardan hangisi arasında eser sözleşmesinin kurulduğunun tespiti gerektiği, TBK'nun 1. maddesinde sözleşmenin kurulması hüküm altına alınmış olup buna göre "sözleşme tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları ile kurulur. İrade açıklaması açık veya örtülü olabilir." hükmüne yer verildiğini, belirtilen kanun hükmüne göre taraflar arasında bir sözleşmenin varlığını kabul edebilmek için öncelikle tarafların karşılıklı birbirine uygun iradelerinin ortaya konulması gerektiğini, sözleşmenin niteliğine göre şekil şartlarının geçerlilik açısından ayrıca aranacağının muhakkak olduğunu, buna göre tarafların iddia ve savunmaları ile karşılıklı olarak keşide etmiş oldukları ihtarnameler, mail yazışmaları ve eylemleri dikkate alındığında ve yine dava dilekçesindeki davacı tarafın tekil ifadeleri ile birlikte eser sözleşmesine konu ön ödemenin ... tarafından ödenmiş olması ve davacı tanığı ...'in sözleşmeyi ... ile yaptık şeklindeki beyanı ve diğer tanıkların beyanları dikkate alındığında dava konusu edilen eser sözleşmesinin ... ile .... Matbaa... Ltd. Şti. arasında yapıldığı sonuç ve kanaatine varıldığı, taraflar arasında uyuşmazlık hasıl olduktan sonra davacı tanığı ...'in beyanı ile fatura tarihinden de anlaşıldığı üzere resmi bir muhatap oluşturmak için asıl dava davacısı tarafından fatura tanzim edildiği anlaşılmakla davalı ...... Ltd. Şti.'nin faturaya itiraz ettiği ve sözleşmenin tarafı olmadığına ilişkin beyanda bulunduğunun anlaşıldığı, her ne kadar söz konusu kitabın daha sonra Ankara'da bir başka matbaaya yaptırılmasındaki sözleşme ... ile davalı dışı üçüncü kişi arasında yapılmış ise de burada ortaya konulan iradenin somut uyuşmazlık açısından bir öneminin bulunmadığı, TBK 1. maddede de belirtildiği üzere sözleşmenin kurulması için tarafların karşılıklı iradesinin ortaya konulmasının geçerlilik şartı olduğu, tüm dosya kapsamına göre davaya konu edilen eser sözleşmesinin asıl dava davalısı ... ile asıl dava davacısı ... arasında kurulduğu sonucuna ulaşıldığı, asıl dava yönünden davacı ile davalılardan ... arasında sözleşmenin kurulduğu anlaşıldığından her ne kadar davalı ... Ltd. Şti'ne davacı tarafça fatura düzenlenmiş ise de bu faturanın davalı tarafından kabul edilmediği, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin bulunmadığı anlaşıldığından davalı ... .... Ltd. Şti açısından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği, davacı dava dilekçesinde 2000 adet kitabın 10.02.2018 tarihinde hazır edildiğini beyan etmiş ise de, davacı tarafın ihtaratlı ara karar üzerine vermiş olduğu 05.07.2021 tarihli beyanındaki "yer temini sıkıntısı nedeni ile muhafaza edilememiştir." şeklindeki beyanına; keşif esnasında hazır edilen kitapların az bir yer kapladığı mahkemece gözlemlendiğinden ve ayrıca çekişme konusu olan kitapların muhafazasının şart olduğu ve bedeli talep edilen kitapların sahibine teslim edilmesi gerektiği basiretli bir tacir tarafından bilinmek zorunda olduğundan, 401 adet kitabın hazır edilmediği davacı tarafından basılmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davacının aksi yöndeki beyanına itibar edilmediği, diğer davalı ... yönünden ise davacı bu davalıya usulüne uygun bir fatura düzenlemediği gibi sözleşmeye konu kitaplarında sözleşmede kararlaştırılan tarihte ve adet de hazır edilmediği anlaşıldığından davacının davalı ...'den sözleşme bedelini TBK 97. maddesi gereğince talep edemeyeceği ve ayrıca davalı ...'in TBK 84. maddesi gereğince kısmi ifayı kabule zorlanamayacağı ve yine davalı ...'in TBK 473. maddesi gereğince sözleşmeden döndüğü anlaşıldığından asıl davanın da davalı ... açısından reddi gerektiği, Birleşen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/760 Esas, 2018/1470 Karar sayılı dosyası açısından birleşen dava davacısı ...'in davadaki taleplerinin değerlendirilmesinde davacının kısmi ifaya zorlanamayacağı ve TBK 473. maddesi gereğince sözleşmeden döndüğü ve yine taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacının belirlenen adet de kitabı hazır etmemiş olması nedeniyle davacının kabulündeki 71 adet kitabın bedeli mahsup edildikten sonra davacı ...'in ödemiş olduğu avansın bakiyesi olan 7.361,00 TL'nin iadesine yönelik davanın kabulüne karar verildiği, asıl davada davalılar için ayrı ayrı nedenlerle red kararı verildiğinden her bir davalı için ayrı vekalet ücretine hükmedildiği gerekçeleriyle; Asıl dava yönünden: ... Ticaret Ltd. Şti açısından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalı ...'a karşı açılan davanın Esastan reddine, Birleşen dava yönünden: Davanın kabulü ile; 7.361,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. Karardan sonra asıl dosyada davalılar - birleşen dosyada davacı vekili tarafından verilen 16.12.2021 tarihli dilekçesinde özetle; Asıl davanın reddine karar verilmiş olması neticesinde dosyada müvekkilleri tarafından yapılan yargılama giderlerinin (tanık vb.), davacı taraftan alınarak müvekkillerine verilmesi gerekirken gerekçeli kararda bu hususa yer verilmediğini, ayrıca birleşen 2018/760 Esas numaralı dosyada dava dilekçelerinde 500,00 TL tutarındaki ihtarname giderinin de dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte karşı taraftan tahsilinin talep edildiğini, ancak gerekçeli kararda bu hususa yer verilmediğini, söz konusu ihtarname giderinin de davacı (birleşen dosya davalısı) taraftan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini belirterek; asıl davada taraflarına ödenmesi gereken yargılama giderleri ve birleşen davada talep etmiş oldukları toplam 500,00 TL ihtarname masrafının ( dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte), davacı (birleşen dosya davalısı) taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi 27.12.2021 tarih ve 2018/646 Esas 2021/962 Karar sayılı kararında özetle; Mahkemenin 2018/646 Esas, 2021/962 Karar sayılı 09.11.2021 tarihli kararının "A-ASIL DAVA YÖNÜNDEN" kısmına 7. Madde olarak "davalı ... Ticaret Ltd. Şti. Tarafından yapılan 15,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak işbu davalıya verilmesine," ibaresinin eklenmesine, Mahkemenin 2018/646 Esas, 2021/962 Karar sayılı 09.11.2021 tarihli kararının "B-BİRLEŞEN İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2018/760 E. 2018/1470 K. SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN" kısmına 6. Madde olarak "davacı ... Tarafından yapılan 59,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak işbu davacıya verilmesine," ibaresinin eklenmesine, Birleşen dava davacısı vekilinin ihtarname giderine ilişkin talebi hakkında gerekçeli kararda değerlendirmede bulunulduğunda ihtarname giderine ilişkin ek karar talebinin reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Asıl dosyada davacı - birleşen dosyada davalı vekili tarafından asıl ve birleşen dosyalara yönelik verilen 20.12.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; Öncelikle mahkemenin Davalı ... ..Ltd.Şti yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle ret kararının kabul edilemez olduğunu, zira dosyaya sunulu mail yazışmalarının davalı şirket ile yapıldığını, davacı tanığının ifadesinde geçen "sözleşmeyi ... ile yaptık" ifadesi ile dava dilekçesindeki anlatımların tekil olması nedeniyle bu sonuca ulaşılamayacağını, zira sözleşmenin ... ile yapılmasından doğal bir şey olamayacağını, ki ...'ın bu şirketin imza yetkilisi olduğunu, ayrıca tanık ... beyanında; "görüşmeleri mail yoluyla ... ile yaptık ... Şeklindeki beyanı dikkate alındığında ve mailleişilen mail adresinin dahi davalı şirket maili olduğu göz önüne alındığında , tek başına biz sözleşmeyi ... ile yaptık" beyanıyla husumet tespitinin doğru olmadığını, ayrıca dilekçede bazı anlatımların tekil olmasının yanında taleplerin her iki davalıdan olmasının hiç dikkate alınmadığını, diğer davalı ... yönünden ise mahkemece davaya konu kitap basım sözleşmesinin ... ile yapıldığını tespit ve kabul etmiş iken, davalıya usulüne uygun fatura düzenlenmediği ve sözleşmeye konu kitapların süresinde ve kararlaştırılan sayıda basılmadığı gerekçesi ile taleplerini reddettiğini, davalı, karşı davacı beyanlarında öncelikle basım konusu kitapların baskı hatası içerdiği (ayıplı olduğu) savı üzerinde durduğunu, bu anlamda yapılan iki bilirkişi incelemesinde de ayıp sayılacak bir durumun tespit edilemediğini, hatta raporda mallarda bir ayıp olmadığını, müvekkilinin temerrütünün oluşmadığını, 2000 kitaptan eksik 401 kitabın düşülerek 1599 adedin bedelinin ödenmesi gerektiği şeklinde görüş bildirdiklerini, mahkemenin dikkate almayacağı raporları neden aldığını, alıp da dikkate almayacağı rapor masraflarını neden kendilerine yüklendiğinin sorgulanması gerektiğini, şayet bu raporlar alınmış ise, tatmin olmamış ise yeniden rapor alma yoluna gitmesi gerektiğini, yahut o raporlar doğrultusunda karar vermesi gerektiğini, hem "uzmanlığım dışında" diyerek rapor almanın, hem de bu raporları hiç dikkate almamanın usuli olmadığını, alınan iki bilirkişi raporuna rağmen ve bu raporlar hiç dikkate alınmaksızın müvekkilinin sözleşme konusu kitapları anlaşılan sürede ve adette hazır etmediği gerekçesi ile talep reddettiğini, ve mahkeme nezdinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde taraflarınca hazır edilen kitapların 401 bir adedinin eksik olduğunun ortaya çıktığını, iş bu eksikliğini, aradan geçen uzun süre zarfında müvekkili şirketin fabrikasını taşıdığını, bu taşınma ve sonrasında muhafaza için yer temininde sıkıntı yaşandığının hiç dikkate alınmadığını, davacı yanın 3 yıldır basılan kitapları almadığını, basılan kitapların kendileri için hiç bir değerinin kalmamdığını, zira kendilerinin muadili yeni kitaplar bastırdıklarını beyanları ile kitapları almayacağını beyan sonrası, 3 yılda makul bir gerekçe ile oluşan kısmı kayıp neticesinde basıldığını, 1600 kitabın yok sayılarak edimin ifa edilmediği veya ifayı teklif dahi etmediği gibi (TBK 97) bir gerekçe ile taleplerinin reddedildiğini, oysa müvekkilinin malı hazır ettiğinde, davalı yanın yukarıda da izah ettikleri gibi ifayı kabul etmediği gerçeği karşısında, taraflarından ifanın teklif dahi edilmediğinin düşünülemeyeceğini, ayrıca davalı yanca teslim alınanlarla birlikte 1600 adet kitabın basımını yapan müvekkilinin 400 kitabı basmaması akıl ve mantık çerçevesinde düşünülemeyeceğini, müvekkilinin kitapları bastığını, basılmış kitapların davalılarca alınmadığını, aradan geçen sürede makul sebeplerle muhafazada kısmi eksiklik olduğunu, davalıların hazır olan kitapları almaktan imtina etmesi karşısında kaybolan bir kısım kitaplar nedeniyle müvekkilinin ediminin ifa dahi edilmediği tespiti ve bu tespitle hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirtilerek yukarıda izah etmeye çalıştıkları ve resen gözetilecek nedenlerle mahkemenin ilgi sayılı kararının kaldırılarak asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine ve feri taleplerinin kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava ve birleşen dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkindir. Mahkemece, asıl dava yönünden; davalı şirkete yönelen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Davalı ...'a açılan davanın esastan reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davacı- birleşen davanın davalısı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) ise 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince sözleşme, kural olarak o sözleşmede taraf olanları bağlar. Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davanın tarafları ancak sözleşmenin taraflarıdır. Yargıtay içtihatlarında ve öğretide bu durum taraf sıfatı olarak adlandırılmaktadır. Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti; dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kabul edilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatı bu anlamda, def'i değil itiraz niteliğinde olup; taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gibi taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmalıdır. YHGK'nın 27.11.2013 gün ve 2013/439 Esas ve 2013/1595 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet ehliyeti) da o hakkın sahibine aittir. Bir sübjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir. (pasif husumet ehliyeti) (Kuru Baki/Arslan Ramazan/Yılmaz Ejder, Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 234; Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 530; Abdurrahim Karslı, Medeni Muhakeme Hukuku Ders Kitabı, 2. Bası, İst. 2011, s. 311- 312). (Yargıtay 6.HD, 2023/3309 Esas,2023/3278 Karar) Eser sözleşmesinin muhataba varması gerekli tek taraflı irade beyanı ile sona erdirilmesi mümkün olup, kural olarak sözleşmenin haklı feshi halinde fesheden, 6098 sayılı TBK'nın 125. maddesi uyarınca akdin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararın tazminini isteyebilir. Somut olayda; Asıl davada, davacı tarafça, davalı ile aralarında kitap basım işine dair eser sözleşmesi bulunduğu, iş bedelinin tamamının ödenmediği belirtilerek, bakiye iş bedelinin ödenmesi istenmiş, Davalı ... ve Davalı ... Tic.Ltd. Şti.'ye husumet yöneltilerek dava açılmıştır. Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamaktadır. Davalı ... tarafından akdi ilişki kabul edilmiştir. Dava konusu kitap basımına ilişkin eser sözleşmesinin, davacı ile Davalı ... arasında e-posta yazışmaları yoluyla kurulduğu anlaşılmakta olup, asıl davanın davacısı yüklenici, davalı- birleşen davanın davacısı ... iş sahibidir. Davacı ile davalı şirket arasında eser sözleşmesi akdedildiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Davacı tarafından davalı şirket adına fatura düzenlenmiş ise de, fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Davadaki eser sözleşmesinden kaynaklanan hukuki ilişkinin de davacı ve Davalı ... arasında kurulduğu anlaşılmakta olup, Davalı ...'ın, davalı şirketin yetkilisi olması, "..."uzantılı e-posta adresi kullanması davalı şirket ile davacı arasında sözleşme ilişkisi bulunduğunu göstermediği gibi, dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde de davacı ile davalı şirket arasında sözleşme olmadığı, dava konusu sözleşmenin davacı ile Davalı ... arasında kurulduğu, sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceği gözetildiğinde, mahkemece davalı şirkete yönelen asıl davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin bu husustaki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmaktadır. Dava konusu kitap basım işine dair eser sözleşmesi 02 Şubat 2018 tarihinde yapılmış olup, 2000 adet kitabın 18.000,00 TL bedel karışılığında basılması, 100 adet kitabın 08.02.2018 tarihinde teslim edilmesi, komple iş teslim süresinin 15 gün olduğu kararlaştırılmış, 02.02.2018 tarihinde asıl davanın davalısı- birleşen davanın davacısı olan iş sahibi tarafından iş bedelinin 8.000,00 TL'sinin ödendiği anlaşılmıştır. Asıl davada, yüklenici tarafından iş bedelinin ödenmeyen 10.000,00 TL'lik kısmının tahsili istenmekte, birleşen davada ise iş sahibi tarafından 71 adet kitap teslim alındığı belirtilerek, basımı yapılan kitapların ayıplı olması ve sözleşme ile kararlaştırılan süre içerisinde teslimin yapılmamış olması nedeniyle, fazla yapılan ödeme tutarı olan 7.361,00 TL'nin iadesi istenmektedir. Davalı- birleşen davanın davacısı iş sahibi, yükleniciye gönderdiği 28.03.2018 tarihli ihtarname ile, temerrüt ve ayıplı ifa nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. Sözleşmeye göre, işin teslim süresi 15 gündür. Kitaplardan 100 tanesi 08.02.2018 tarihinde teslim edilecektir. Sözleşme 02.02.2018 tarihinde yapıldığına göre kitapların kalanı en geç 17.02.2018 tarihinde teslim edilmiş olmalıdır. Ancak e-mail yazışmaları, taraf tanıklarının beyanları birlikte değerlendirildiğinde, kitapların tamamının sözleşme ile kararlaştırılan tarihte teslime hazır hale getirilmediği anlaşılmaktadır. Davacı-birleşen davanın davalısı tanığı ..., 2000 tane kitabın basımının, 100 tane kitap hazır olduktan 15 gün sonra hazır olduğunu beyan etmiştir. Bu beyana göre kitapların tamamının teslime hazır hale getirildiği tarihin 23.02.2018 olduğu anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında mahkemece basılan tüm kitapların hazır edilmesi istendiğinde, 401 kitabın hazır edilemediği görülmüştür. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, kitapların ayıplı olarak değerlendirilemeyeceği görüşüne varılmıştır. Ancak sözleşmeye konu kitapların, davacı yüklenici tarafından sözleşmeyle kararlaştırılan tarihte teslime hazır hale getirilmemiş olması nedeniyle yüklenicinin temerrüdü söz konusu olup, basılan kitapların iş sahibinin istediği özellikleri taşımadığı ve bu durumun fesih öncesi 01.03.2018 tarihli e-mail ile yükleniciye bildirildiği anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar nazarı dikkate alındığında, davalı-birleşen davanın davacısı iş sahibinin yüklenicinin temerrüdü nedeniyle sözleşmeden dönmekte haklı olduğu, asıl davanın davacısı yüklenicinin bakiye iş bedeline ilişkin talebinin yerinde olmadığı, birleşen dava yönünden, iş sahibinin teslim aldığı 71 adet kitap bedelini, yaptığı 8.000,00 TL tutarındaki ödemeden düşmek suretiyle kalan tutarı yükleniciden istemesinde ve ilk derece mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacı- birleşen davanın davalısı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı- birleşen davanın davalısı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.11.2021 tarih ve 2018/646 Esas, 2021/962 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, asıl dosyada davacı - birleşen dosyada davalı vekilinin, asıl ve birleşen dosya yönünden yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl dosya yönünden; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile kalan 368,30 TL harç bedelinin davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına, 3-Birleşen dosya yönünden; davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 502,82 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 125,71 TL harcın mahsubu ile kalan 377,11 TL harç bedelinin davalıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına, 4-Asıl dosyada davacı - birleşen dosyada davalı tarafından asıl ve birleşen dosya yönünden yatırılan (162,10 + 162,10)= 324,20 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca dava değeri itibarıyla kesin olmak üzere 19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/760, K. 2018/1470, T. 19.09.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-760-e-2018-1470-k-f66e08a5b16e