Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/667 E. 2021/36 K. – Menfi Tespit Ve Çek

Konu: Menfi Tespit Ve Çek İstirdadı

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/667
Karar No
2021/36
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit Ve Çek İstirdadı

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/1200 KARAR NO:2024/1354 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:13/01/2021 NUMARASI:2018/667 E. - 2021/36K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit ve çek istirdadı Taraflar arasındaki menfi tespit ve çek istirdadı davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı ... ve davacı ... vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile diğer davacı ... arasında ayakkabı alım satımından kaynaklı bir ticari ilişki kurulduğunu, davacı ...'in davacı ...'e ayakkabı sattığını, bunun karşığında yetkili son hamilin müvekkili ...'nun olduğu, ... Şubesi'ne ait 30.07.2018 keşide tarihli, ... çek nolu, 40.000 TL bedelli çeki verdiğini, keşidecisi davacı ... olan çekin davacı...'e ödeme amaçlı verildiğini, çek tahsilat makbuzu da düzenlendiğini, ancak davaya konu çekin meşru hamili olan davacı...'in kusuru olmadan söz konusu kaybolduğunu, çekin kaybolduğunun farkına varan davacı...'in söz konusu çekin kötü niyetli kişilerin eline geçme ihtimaline binaen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/688 Esas sayılı dosyası ile 17..07.2018 tarihinde çek iptali davası açarak ödemeden men kararı aldırdığını, bu davada müvekkiline istirdat davası açmak üzere iki haftalık kesin süre verildiğini, bu sebeple eldeki davanın açıldığını, bu arada davalılardan ... Şirketi'nin .... sayılı takip dosyası ile kambiyo takibi başlatıldığını, iş bu icra takibine ... sayılı dosyası ile yetkiye, borca ve ferilerine itiraz edildiğini, dosyanın halen derdest olduğunu, davalı tarafın gereken özeni göstermiş olsa idi çekin kaybolduğunu öğrenebileceğini, kaldi ki takibe koyduğu çekin arkasında, ödeme yasağı kararı ve kararı veren mahkeme adının açık olduğunu, müvekkilinin kaybettiği çekin, kötü niyetli kişilerin eline geçerek tedavüle konulduğunu, ciro edildiğini, alacaklı olduğunu iddia eden takip alacaklısı-davalı ...Şirketi ve diğer cirantalara müvekkilinin herhangi bir borcu olmadığını, davalı ... Şirketinin alacaklı sılatıyla icra takip dosyasında gerekli yükümlülükleri yerine getirmediğini, kötü niyetli davrandığını, davacıların davalılar ..., Şti., ... Şirketi, ... Şirketini tanımadığı gibi hiçbiri ile aralarında ticari münasebet de olmadığını, müvekkilininin ve davalıların ticari defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesi halinde durumun ortaya çıkacağını ileri sürerek, ...bank, ...Şubesi'ne ait 30.07.2018 keşide tarihli, 40,000 TL bedelli çekten dolayı müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, davaya konu çekin müvekkiline iadesine, çek bedelinin ödenmemesi yönünde öncelikle ... sayılı icra takibinin teminatsız olarak ya da uygun görülecek bir teminat mukabilinde dava sonuna kadar durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili, savunmasında özetle; müvekkili açısından yetkili mahkemelerin Bursa mahkemeleri olduğundan mahkemenin yetkisiz olduğunu, esasa ilişkin olarak ise dava konusu çekin müvekkiline düzenli ciro silsilesi ile geçtiğini ve müşterisi diğer davalı....Şti.tarafından ciro edilerek 06.10.2017 tarihli çek giriş bordrosu ile müvekkiline verildiğini, müvekkilinin ... şirketi ile 2017 yılından beri çalıştığını, müvekkilinin çekte iyi niyetli yetkili hamil olduğunu ve davaya konu çekin illetten mücerret olduğu gibi çek iptali davasının da takip alacaklısının hakkını engelleyemeyeceğini, davacıların müvekkili şirketin çeki iktisabında kötü niyetli olduğu hakkında ispat külfeti altında olduğunu, davacıların kötü niyetli olduğunu ve çekin keşide tarihinin 30.07.2018 tarihi olmasına rağmen İstanbul 6. ATM'nin 2018/688 Esas sayılı dosyasından çek iptali davasının açılış tarihinin 17.07.2018 tarihi olduğunu, davacılardan ... tarafından çekin tahsil tarihine ait tahsilat makbuzu tarihinin 10.10.2017 tarihi olduğu, ayrıca davacılar tarafından müvekkili ve diğer davalılar hakkında dava açılmış iken davacı ...'ndan sonra ciranta olarak imza ve kaşesi bulunan dava dışı ... hakkında dava açılmadığını ve çek gerçekten kaybolmuş olsa davacılardan sonra ilk cirantanın ... olduğunu ve çekin bu şahıs tarafından kullanılmış olduğunu, davacılar ile kendilerinden sonra cirosu bulunan dava dışı ... arasında herhangi bir ticari ilişki olup olmadığının tespitinin ilgili vergi dairelerinden istenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Şirketi vekili, savunmasında özetle; müvekkili ile davalı .... Şti. arasında tedarik sözleşmesi olduğunu, ticari ilişki bulunduğunu, davalı ... tarafından 27.10.2017 tarihinde dava konusu çekin müvekkiline ciro edildiğini, dava konusu çekin müvekkili tarafından çek portföyüne alındığını, ... Şubesi’ne vadesinde tahsil edilmek üzere tahsil cirosu yapıldığını, müvekkilince diğer şirkete fatura kesilerek dava konusu çekin bu faturadan mahsup edilmesini talep ettiğini, ayrıca bu faturaya binaen diğer davalı şirket tarafından müvekkiline dava konusu çek haricinde 6 adet daha çek ciro edildiğini, ancak dava konusu çek üzerinde ödemeden men kararı olduğu için tahsil işlemi gerçekleştirilemediğini, dava konusu çekin müvekkili şirkete iade edildiğini, iyiniyetli olan müvekkilinin dava konusu çek ile ilgili ödemeden men yasağı olduğunu bu tarih itibariyle öğrendiğini, diğer 6 adet çekin tahsil edilmesi neticesinde ödenmeyen fatura bedeli olarak 45.873,00 TL bakiye kaldığını, kalan bu bakiyenin tamamının da diğer davalı .... Şti.tarafından 02.08.2018 tarihinde müvekkiline ödendiğini, dava konusu çek bakiyesine binaen müvekkili şirket bünyesinde herhangi bir hak ve alacak mevcut olmadığını, kaldı ki dava konusu çekin müvekkili şirkete ciro edildiğinde müvekkili şirketin ödemeden men yasağından haberdar olmadığını, iyi niyetli olduğunu, diğer davalı ile arasında bulunan cari hesap bakiyesine ilişkin ciro işleminin gerçekleştirildiğini, çeki kötü niyetle iktisap etmediğini, iktisapta ağır bir kusuru da bulunmadığını, şirketlerin ciro silsilesinin dış görünüş itibariyle kopuk olup olmadığını inceleme yükümlülüğü içerisinde olduğunu, ciro silsilesinde kopukluk olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ... Şirketi'ne usulüne uygun tebligat çıkartılmasına rağmen davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava; ...bank ...Şubesine ait 30/07/2018 keşide tarihli, ... nolu 40.000,00 TL bedelli çekin rıza dışı kaybolması nedeniyle davalı ... A.Ş.'nden istirdatı ve işbu çek yönünden davacıların davalılara borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Davalı ... ŞİRKETİ vekilinin yetki itirazının mahkememizin 12/06/2019 tarihli celsesinin 5 nolu ara kararı ile HMK'nun 7. Maddesi uyarınca davalılardan ... A.Ş.'nin yerleşim yeri gözetilerek yerinde görülmediğinden yetki itirazının reddine karar verilmiştir. ... bank ... Şubesine ait 30/07/2018 keşide tarihli, ... nolu 40.000,00 TL bedelli çekte davacı ...'in keşideci olduğu ve çekin hamiline düzenlenerek diğer davacı ...'na çek tahsilat makbuzu karşılığında teslim edildiği ve davacı ...'nun imzasına havi çekin uhdesindeyken kaybolduğu ve sonrasında davaya konu çekin sırasıyla ..., ..... ŞTİ, .... ŞİRKETİ tarafından cirolandığı ve yetkili son hamilinin .... ŞİRKETİ' olarak göründüğü anlaşılmıştır.Çek istirdatı istemi yönünden ; TTK 792. Maddesinde 'Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.') şeklinde düzenleme mevcut olup, belirtilen kanun hükmü uyarınca davacının, kendisinin yetkili hamili olduğunu kanıtlaması yanında, yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekip, çeki elinde bulunduran davalı hamil, çeki edinme nedenini kanıtlamakla yükümlü olmadığı, aksi halin kabulü kıymetli evrakın “mücerretlik” ilkesini ortadan kaldıracağı, Hukuk Genel Kurulu 2012/19-185 E. , 2012/386 Kararında da; kötü niyetten maksadın, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmak olarak kabul edilmiştir. Somut olayda davacılardan ... hamili bulunduğu çeki kaybettiğini, bu nedenle İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/688 Esas sayılı dosyası ile çek iptali davası açıldığını ve çekin yasal hamilinin kendisi olduğunu iddia etmişse de Davalı ... ŞİRKETİ'nin ticari defter ve kayıtlarında davaya konu çekin diğer davalı ... ŞİRKETİ ile olan ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturalara istinaden iktisap ettiği, yine dava konusu çekin, davacı ... tarafından HAMİLİNE düzenlendiği, diğer davacı ... çekte ilk ciranta olup çeki dava dışı ...’a ciro ettiği, dava dışı ... tarafından davalı ....Şti’ ne ciro edildiği ve .. şirketi tarafından ....Şti’ ne ciro yolu ile geçmiş olduğu, yine ... tarafından diğer davalı ... A.Ş ciro edildiği alınan raporlar ile sabit olup, çekte ciro silsilesinde herhangi bir kopukluk olmadığı ve davacı tarafından TTK'nun 704. Maddesi gereğince işbu davalının çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusurlu olduğu ispat edilemediğinden TTK'nun 704. Maddesi uyarınca çekin iadesine ilişkin koşullar somut olayda gerçekleşmediği, bu yönden açılan davanın reddi gerektiği anlaşılmıştır. Menfi tespit istemi yönünden;Somut olayda; davacılardan ...'in keşideci, ...'nun ilk ciranta olduğu ve her iki tarafında ticari defter ve belgelerini usulüne uygun ihtara rağmen süresinde sunmadığı bilirkişi raporu ile sabit olup, davalılardan .... ŞTİ. Ve ... ŞİRKETİnin dava konusu çekte ciranta oldukları ve diğer davalı ... A.Ş.'nin son hamil olduğu gözetildiğinde gerek keşideci davacı ... yönünden gerekse diğer davacı ilk ciranta davacı ... yönünden kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi sonucu diğer davalıların kendilerinden sonraki ciranta olmadıkları da dikkate alındığında; davacıların davalılar ile ticari ilişkinin bulunmaması nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine yönelik kişisel defilerinin davalılara karşı ileri sürülemeyeceği, kaldıki davacıların herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defilerden birinin de somut olayda ileri sürülmediği; yine T.T.K.818 deki atıf nedeniyle çeklerede uygulanması gereken TTK 687 maddedeki düzenleme '' poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri başvuran hamile karşı ileri süremez meğerki hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmesin'' şeklindedir. Keşideci olan davacı ... ile ciranta ...'nun davalılar ile ticari ilişki bulunmadığından bahisle davalılara borçlu olmadığının iddiaları karşısında davalılarında çeki kötüniyetle iktisap ettiklerine dair bir delilin davacılar tarafından ileri sürülmediğinden istemlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Buna göre; Tüm yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar tarafından ispatlanamayan davanın reddine, İİK 72 uyarınca infaz edilmiş bir tedbir kararı bulunmadığından davacılar aleyhine kötü niyet tazminat takdirine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davanın reddine, İİK'nın 72. maddesi uyarınca infaz edilmiş bir tedbir kararı bulunmadığından, davacılar aleyhine kötü niyet tazminatı takdirine yer olmadığına, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı ... ve davacı ... vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu çekin yetkili son hamilinin müvekkili davacı ... olduğunu, çekin müvekkilinin kusuru olmadan kaybolduğunu, bu kapsamda müvekkili tarafından derhal gerekli önlemler alınmışsa da çekin kötüniyetli kişilerce tedavüle konulduğunu, çekin, keşidecisi ... tarafından müvekkili ile aralarında mevcut ticari ilişkiye karşılık ödeme amaçlı verildiğini, çekin kötüniyetli kişilerin eline geçerek tedavüle konulduğunu, takip eden süreçte davalılardan .... Şti tarafından ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, müvekkilinin kendisinden sonra dava konusu çekin arka kısmında sırasıyla dava dışı ..., ....Şti., .... Şti. tarafından cirolandığı ve yetkili son hamilin ... AŞ görülmekteyse de müvekkilinin hiçbirini tanımayıp herhangi bir ticari ilişkide de bulunmadığını, müvekkilinin ve davalıların ticari defterleri incelendiğinde durumum açıkça görülecek iken hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik tanzim edildiğini, bilirkişi raporunda davacı müvekkilinin, diğer davacı keşideci ... ve davalı ....Şti.'ne ait ticari defterler incelenmediğini, usul ve yasaya uygun şekilde delil toplanmadığından ilk derece mahkemesi tarafından eksik ve yetersiz incelemeye dayalı bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurma yoluna gidildiğini, mahkeme tarafından 20.11.2019 tarihli 2 nolu celsede "Davalı ......ltd. Şti'nin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi.." kararı üzerine ilk olarak 23.12.2019 tarihli bilirkişi raporu düzenlendiğini, raporda yalnızca davalılardan ... Ltd. Şti'nin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinin uyuşmazlığın tamamını çözümleyemeyeceğinden bahisle eksik rapor sunulduğundan 30.09.2020 tarihli 4 nolu celsede eksik bilirkişi raporunun giderilmesi amacıyla dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesine karar verildiğini, bunun üzerine 17.12.2020 tarihli bilirkişi raporu tanzim edildiğini, ancak işbu bilirkişi raporunun da eksik tanzim edildiğini, somut uyuşmazlığı aydınlatacak nitelikte olmadığını, gerek 23.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda gerekse 17.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili ...'nun, diğer davacı ...'in ve davalılardan ... şirketinin ticari defter ve kayıtlarının incelenmediğini, her ne kadar 17.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda "Davacı tarafın ticari defterlerini süresi içinde ibraz etmediği..." ifade edilmişse de 4 nolu celsede dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesi üzerine müvekkili adına söz konusu ticari defterlerinin incelenmesi için "Yerinde İnceleme" talebinde bulunulduğunu, ancak raporda, rapor teslim tarihine kadar dönüş sağlanmadığının belirtildiğini, bunun üzerine, müvekkile defterlerin sunulması için ek süre verilmesi talep edildiğini, ancak bu talebin de kabul görmediğini, eksik incelemeyle hazırlanan rapor hükme esas alındığını, uyuşmazlığın esas noktasının, müvekkili davacıdan sonra gelen dava dışı ... ile ....Şti'nin ticari ilişkide bulunup bulunulmadığı, çekin ne şekilde iktisap edildiği olduğunu, ancak bilirkişi raporunda, yalnızca ciro silsilesinin son cirantası ve son yetkili hamili görünen diğer iki davalı ... AŞ'nin ticari defter kayıtlarına dayanıldığını, oysa müvekkilden sonra dava dışı ...ve daha sonra davalı ... Şti ciranta olarak göründüğünü, zira davacı müvekkili ...'nun ticari defterleri incelense idi dava dışı ... ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmayıp şahsı tanımadığının ortaya çıkacağını, mahkemece yalnız davalıların bir kısmının ticari defterleri esas alınarak hazırlanan bilirkişi raporunu hükme esas alarak davacılara ve diğer davalıya ait ticari defterlerin incelenmediğini, adil yargılanma hakkı, silahların eşitliği ilkesi ve HMK m.353'e aykırı şekilde eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi raporunda, gerçeği yansıtmayan ifadeler olduğu gibi bilirkişinin hakimin görevi kapsamına giren konularda hukuki değerlendirmede bulunduğunu, uyuşmazlığı aydınlatacak olan müvekkili ve diğer davalı ... Şirketinin tuttuğu ticari defterlerin incelenmemesi, buna rağmen ... ve ... şirketleri tarafından tutulan kayıtların incelenmediği halde diğer kayıtlarla zımnen uyumlu ve doğru olduğu kabul edilerek uyuşmazlığın esasına dair çıkarımda bulunulması, öte yandan bilirkişinin davacı ile davalının delillerinin çeliştiğini ve bilirkişi hakimin takdir yetkisine haizmişçesine mesnetsiz gerekçelerle davalı yanın belgesini esas alarak eksik ve hatalı bilirkişi raporu tanzim etmesi ve buna dayalı hüküm kurulmasının doğru olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davacı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece alınan 23.12.2019 tarihli bilirkişi raporu ve 17.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili ...'in, diğer davacı ...'nun ve davalılardan. .. Ltd. Şti.'nin ticari defter ve kayıtlarının incelenmediğini, her ne kadar 17.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda "Davacı tarafın ticari defterlerini süresi içinde ibraz etmediği..." ifade edilmişse de 4 nolu celsede dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesi üzerine müvekkili adına söz konusu ticari defterlerinin incelenmesi için yerinde inceleme talebinde bulunulduğunu, pandemi günlerinde, müvekkili ile görüştüğünü, ancak defterleri süresi içerisinde hazır edemediklerini, pandemi sebebi ile pek çok iş yerinin kapatıldığı, evden çalışmaların arttığı ve pek çok çalışanın sağlık sorunları sebebi ile dışarı çıkamadığı düşünüldüğünde, müvekkilinin muhasebecisi ile görüşememesinin ve defterleri almak için ilgili ofise gidememiş ve defterleri bilirkişiye ulaştıramamış olmasının olağan bir durum olduğunu, yerinde inceleme talebinde bulunulmuşsa da rapor teslim tarihine kadar kendilerine dönüş sağlanmadığını, bunun üzerine, müvekkiline defterlerin sunulması için ek süre verilmesinin talep edildiğini, ancak bu talebin de kabul görmediğini, eksik incelemeyle hazırlanan raporun hükme esas alındığını, somut uyuşmazlığın esas noktasının müvekkili davacının keşide ettiği, ...'nun dava konusu çeki ciro ettiği iddia edilen dava dışı ... ile ... Şti'nin ticari ilişkide bulunup bulunulmadığı, çekin ne şekilde iktisap edildiği noktasında olduğunu, ancak bilirkişi raporunda, yalnızca ciro silsilesinin son cirantası ve son yetkili hamili görünen diğer iki davalı .... Şti. ve .... AŞ'nin ticari defter kayıtlarına dayanıldığını, oysa müvekkilinin keşide ettiği çekin yetkili son hamili diğer davacı ... olmasına rağmen dava dışı ... ve daha sonra davalı ...kemece yalnız davalıların bir kısmının ticari defterleri esas alınarak hazırlanan bilirkişi raporunu hükme esas alındığını, adil yargılanma hakkının ellerinden alındığını, delillerin eksik değerlendirilmesi nedeniyle kararın yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi hakimin görevi kapsamına giren konularda hukuki değerlendirmede bulunduğunu,17.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu çekin müvekkili ... tarafından hamiline düzenlendiği, diğer davacı ...'nun çekte ilk ciranta olup çeki dava dışı ...'a ciro ettiği, ilgili çekin ... tarafından davalı .... Şti'ne ciro edildiği ve ... Şirketin kayıtlarına dayanarak... Şirketinin 06.10.2017'de söz konusu çeki aralarındaki ticari ilişkiye dayanarak ...'e ciro ettiği, daha sonra ... Şirketi kayıtlarının örtüşerek 27.10.2017'de dava konusu çekin aralarındaki ticari ilişkiye dayanarak ... Şirketi'ne ciro ettiğini, ciro silsilesinin düzgün ve geçerli olduğununu belirttiğini, bu kapsamda müvekkilinin, diğer davacı ... ve davalı .... Şti'nin defterleri incelenmeden, ciro silsilesinin geçerli olduğu ispatlanmadan tespitte bulunulmasının izaha muhtaç olduğunu, uyuşmazlığı aydınlatacak olan müvekkili ve diğer davalı ... Şirketinin tuttuğu ticari defterlerin incelenmemesi, buna rağmen ... ve ... şirketleri tarafından tutulan kayıtların incelenmediği halde diğer kayıtlarla zımnen uyumlu ve doğru kabul edilerek uyuşmazlığın esasına dair çıkarımda bulunulması, öte yandan bilirkişinin delillerinin çeliştiğini ve bilirkişi hakimin takdir yetkisine haizmişçesine mesnetsiz gerekçelerle eksik ve hatalı bilirkişi raporu tanzim etmesi ve buna dayalı hüküm kurulmasının kabul edilemeyeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, davacıların elinden rızası dışında çıktığı ileri sürülen çek nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespiti ve çekin TTK'nın 792. maddesi uyarınca istirdadı istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ... ve davacı ... vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava dilekçesinde; davacı ...'in dava konusu ...bank- ... Şubesi'ne ait 30.07.2018 keşide tarihli, ... no'lu, 40.000 TL bedelli çeki, hamiline şekilde düzenleyerek aralarındaki ticari ilişki sebebiyle diğer davacı ... 'a verdiği, ancak davacı ...'nun çeki kaybettiği, çekin davalıların eline geçtiği, davalıların kötüniyetli olduğu ileri sürülerek, davacıların davalılara borçlu olmadığın tespiti ile çekin istirdadına karar verilmesi talep edilmiştir. Davalılar .... Şti. ve ... AŞ ise; ciro silsilesinde kopukluk olmadığını, çekin sebepten mücerret olduğunu, çekin ticari ilişki sebebiyle ciro edildiğini, kötüniyet ve kusurlarının bulunmadığını savunmuşlardır. Dava konusu ...- ... Şubesi'ne ait 30.07.2018 keşide tarihli, .... no'lu, 40.000 TL bedelli çekin davacı ... tarafından hamiline keşide edildiği, davacı... ...'ın ilk ciranta olduğu, bu davacının çeki ...'a ciro ettiği, ardından sırasıyla davalı ... Ltd. Şti.'ne, davalı ... Ltd. Şti.'ne ve son olarak da davalı ... AŞ'ye cirolandığı, davalı .... AŞ tarafından 30.07.2018 tarihinde çekin takas merkezine ibraz edildiği, ödemeden men kararı sebebiyle ödeme yapılmadığı, söz onusu çekin .... AŞ tarafından önceki ciranta ... Ltd. Şti.'ne iade edildiği, davalı ... Ltd. Şti.tarafından 14.12.2018 tarihinde söz konusu çekin .. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibine konu edildiği anlaşılmaktadır. Çek istirdadı talebi yönünden yapılan istinaf incelemesinde; TTK'nın 792. maddesine göre; "Çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790.maddesine göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle hükümlüdür." aynı Kanunun 790. maddesinde ise "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" düzenlemesi bulunmaktadır. TTK'nın 790. maddesine göre, iktisap anında ciro silsilesinde görünüş itibari ile kopukluk olup olmadığını inceleme yükümlülüğü bulunmaktadır. Çeki iktisap edene bunun dışında daha fazla yükümlülük yükleyen bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır.Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır. Bu davada, davacının çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve çeki elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir. TTK'nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, yukarıda da belirtildiği gibi çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir (Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. 2017/11-159, K. 2021/417 tarih ve sayılı kararı). Bu bilgilere göre çek istirdadı talebinin incelenmesinde; Davacılardan ... dava konusu çekin keşidecisi olduğu, davacı ...'nun çekte ilk ciranta olduğu, çekin bu davacı elinde iken kaybolduğunun ileri sürüldüğü, çekin nihai hamilinin ise çek elinde olan ve çeki icra takibine konu eden davalı ... Ltd. Şti.olduğu anlaşılmaktadır.Madde metninden de anlaşıldığı üzere çek istirdadı davası, çekin rızası hilafına elinden çıktığını iddia eden meşru hamili tarafından, yeni hamile karşı açılabilecek bir davadır. Yani çek istirdadı davasının davacısı çek elinde iken çekin rızası dışında elinden çıktığını ileri süren hamil, davalısı ise çekin nihai hamilidir. Diğer cirantaların, çek istirdadı davasında davalı sıfatı (pasif husumet ehliyeti) yoktur. Somut olayda, çekin keşidecisi olan davacıdan sonra ilk ciranta davacı... elinden rızası dışında çıktığı ileri sürülen çekin istirdadına ilişkin bu davada keşideci davacı ...'in aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gibi, davalılar... şirketlerinin pasif husumet ehliyetleri de bulunmamaktadır.Zira sıfat deyimi dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle (usul hukuku sorunu) ilgili olduğu halde; taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hakka (maddi hukuk sorunu) ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (davacı sıfatı-dava hakkı) o hakkın sahibine ait olup (aktif husumet); hakkını o hakka uymakla yükümlü kişiden (davalı sıfatı-pasif husumet) isteyebilecektir.Husumet (taraf sıfatı) resen nazara alınması gereken bir husus olduğundan, mahkemece çek istirdadı talebi yönünden davacı ...'in aktif husumet ehliyeti olmadığı, davalılar ... şirketi ile ... şirketinin ise pasif husumeti bulunmadığından çek istirdadı davasının bu iki davalı yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine, davacı ... yönünden ise aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu davacı ve bu davalılar yönünden de esastan reddine karar verilmesi hatalı olduğundan, ilk derece mahkemesinin kararının resen kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. Bu tespitlere göre davacı ... vekilinin çek istirdadı talebine ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Davacı ...'nun davalı ... şirketine yönelik çek istirdadı talepleri yönünden ise; somut olayda davacı... tarafından yukarıda anılan madde hükümleri uyarınca belirtilen şekilde bir kanıt sunularak, çeki iktisap eden davalı ... şirketinin çeki iktisabında ağır kusurlu veya kötü niyetli olduğu kanıtlayamamıştır. Davacı defterlerinde yapılacak inceleme bu hususu kanıtlamaya yeterli değildir. İncelenecek defterlerde, davacının sonraki ciranta veya cirantalara borçlu olmadığının veya bu kişilerle ticari ilişkisinin bulunmadığının belirlenmesi, davalı ... şirketinin kötü niyetini veya iktisabında ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamaya yeterli değildir. Bu nedenle davacı defterlerinde bilirkişi incelemesi yapılması mevcut durum itibariyle yargılamanın uzamasından başka bir fayda sağlamayacaktır. Kaldı ki, davacı...'in ın yerinde inceleme talebi konusunda davacı vekiline usulüne uygun ihtar yapılarak yerinde inceleme gün ve saatinin belirlendiği, ancak davacının bilirkişilerle irtibata geçmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı ... vekilinin çek istirdadı talebine ilişkin ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Menfi tespit talebi yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Kambiyo senetlerinde kural olarak bedelsizlik iddiasının yazılı belge ile kanıtlanması gerekir. Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’idir. Bedelsizlik bir kişisel def’i olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Çek, sebepten mücerret kıymetli evrak olup davalı cirantalar temel borç ilişkisinin tarafı olmadığından, TTK'nın 818/1.e maddesi atfıyla, aynı kanunun 687. maddesi uyarınca, temel ilişkideki def'iler hamile karşı ileri sürülemez. Meğer ki hamil, senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Bu durumda hamilin, yani somut olayda davalıların kötü niyetini ispat yükü, davacılara aittir.Ancak somut olayda, ispat yükü üzerinde olan davacıların borçlu olmadıkları ve davalıların kötüniyetini ispata yarar delil sunamadıkları anlaşıldığından menfi tespit talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu sebeple davacılar vekilinin menfi tespit talebine ilişkin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacılar vekillerinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, davacı ...'in aktif husumet ehliyetinin bulunmaması, davalılar .. ve ... şirketlerinin pasif husumet ehliyetlerinin bulunmaması sebebiyle, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, neticeten çek istirdadı davasının davacı ... yönünden aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davalılar ... şirketi ile ... şirketi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ... tarafından ... şirketine açılan çek istirdadı davasının esastan reddine, menfi tespit davasının tüm davalılar yönünden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.Dairemizce yeniden hüküm kurulurken, davacılar vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmeyip hükmün resen düzeltilmesine karar verildiğinden, ilk derece mahkemesince davalılar lehine hükmedilen vekalet ücreti aynen muhafaza edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacılar vekillerinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, davacı ...'in aktif husumet ehliyetinin bulunmaması, davalılar ... ve ... şirketlerinin pasif husumet ehliyetlerinin olmaması nedeniyle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;1-Davacı ... tarafından açılan çek istirdadı davasının aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, 2-Davacı ... tarafından açılan çek istirdadı davasının davalılar .... AŞ ve . ... Ltd. Şti. yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine,3-Davacı ... tarafından açılan çek istirdadı davasının davalı ... Ltd. Şti. yönünden esas bakımından reddine, 4-Davacılar tarafından açılan menfi tespit davasının tüm davalılar yönünden esas bakımından reddine, 5-Alınması gerekli 427,60 TL harcın, peşin alınan 683,10 TL harçtan mahsubu ile artan 255,50 TL'nin, talep halinde davacılara iadesine, 6-Davacılar tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,7-Davalı ... Ltd. Şti. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT uyarınca belirlenen 6.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak bu davalıya verilmesine, 8-Davalı ... AŞ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT uyarınca belirlenen 6.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak bu davalıya verilmesine 9-Artan gider avanslarının, yatıran taraflara iadesine,10-İstinaf aşamasındaki yargılama giderleri yönünden; a-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacılar tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde,ilk derece mahkemesince davacılara iadesine,b-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, kararımızın içeriğine göre, takdiren davacılar üzerinde bırakılmasına,11-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,12 -Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerindn yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 03.10.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/667, K. 2021/36, T. 03.10.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-667-e-2021-36-k-290bc36cb618