Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/4252 E. 2019/5637 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/4252
- Karar No
- 2019/5637
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : .... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ... VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/03/2022 NUMARASI :.... DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüz, Maddi-Manevi Tazminat, Hükmün İlanı BİRLEŞEN ANKARA..... DAVANIN KONUSU : Markanın Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/03/2022 tarih ve 2020/336 Esas - 2022/96 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl davada davalı birleşen davada davacı Şirket, asıl davada dahili davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü : TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Asıl davada davacı vekili, davalı şirket ile müvekkilinin 27.06.2018 tarihli franchise sözleşmesi imzaladığını, franchise sözleşmesinde davalının faaliyette bulunacağı adresin de belirlendiğini, ancak bilahare karşı tarafın sözleşmeye konu adresten farklı bir adrese....branda asarak yakında açılacağını belirten metinler yazdığını, bunun üzerine hem şifahen hem de Karşıyaka 5. Noterliği aracılığıyla 12.03.2020 tarih ve .... nolu ihtarnameyle sebepleri belirtilerek 27.06.2020 tarihi itibariyle süresi dolan sözleşmenin haklı nedenle feshi hem de süresi itibariyle sona ereceği, yenilenmeyeceği ve sözleşmeye aykırı eylemler nedeniyle sözleşme maddelerinin uygulanacağının ihtar edildiğini, gerçeğe aykırı beyanlarla muhatabın tanınmadığı gerekçesiyle teslim alınmayan bu ihtarnameden sonra bu defa aynı noter aracılığı ile 19.08.2020 tarih ve .... nolu ihtarnamenin keşide edildiğini, sözleşmenin kesin hükümlerinden de anlaşılacağı üzere gerek adres değişikliği gerekse de sürenin sona ermesi nedenleriyle müvekkilinin tek taraflı feshetme hakkı ve yükümlülüğü nedeniyle franchise sözleşmesinin tüm hükümleriyle (tazminat, ceza vd. hakları saklı kalmak kaydıyla) sona erdiğini, buna rağmen arada halen devam eden bir sözleşme varmış gibi yeni bir iş yerinde faaliyetlerine müvekkile ait tescilli marka ve diğer hakları kullanmaya da devam ettiğini, Ankara 5. ... ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/50 D.iş sayılı dosyasında tespit yapıldığını ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiğini, taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin ortadan kalkmış olmasına rağmen davalı yanın müvekkilinin franchise alanı gibi davranmaya devam ettiğini ileri sürerek, markaya tecavüz fiillerinin önlenmesine ve men'ine, müvekkiline ait tescilli markanın aynısının ya da anımsatan benzerinin kullanıldığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, masrafı davalıdan alınarak hükmün tirajı en yüksek yurtiçi gazeteden biri ile ilanına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik SMK'nın 151/2-c maddesi uyarınca 1.000 TL maddi tazminatın ve 20.000 TL manevi tazminatın ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Şirket vekili, "..." ibareli markanın sahibi ve kurucusunun ... ... olduğunu, ... ..., markayı tescil ettirdikten birkaç yıl sonra müvekkili Şirketi, kardeşi ... ile kurduğunu, daha sonra davalı şirketi diğer bir kardeşleri ... ... ile şirket çalışanları ...''a devrettiklerini, müvekkili şirketin şimdiki sahibi ...’nın, payları devralmadan önce davalı şirkette çalışmaya başladığını ve bir anda kendisini şirketin ortağı ve sonrasında da sahibi olarak buluverdiğini, bu arada davalı şirketin kuruluşundan anılan markayı kullandığını, davalı Şirketin tüm payları, yaklaşık iki buçuk milyon TL tutarındaki şirketin borcunun üstlenilmesi karşılığında; müvekkili şirketin sahibi ...'ya devredildiğini, şirket paylarının devri aşamasında müvekkili şirketin sahibi ...'nın, bazı tehdit ve baskılarla karşılaştığını, bu baskılar neticesinde franchise sözleşmesi imzalamak zorunda bırakıldığını, ancak o güne kadar sınırsız ve herhangi bir sözleşmeye, süreye bağlanmayan davalı müvekkili şirketin markayı kullanımına itiraz etmeyen davacı tarafın, daha franchise sözleşmesindeki süre dolmadan ve gelişen durumlar nedeniyle müvekkiline karşı ihtar çektiğini, müvekkili şirkete ihtar gönderildiği tarihlerde tüm dünyayı sarsan "Covid 19 Salgın Hastalığı" başladığını, bu salgın dolayısıyla zaten tüm dünyadaki ticari yaşamın nerede ise durma noktasına geldiğini, davacı taraftaki marka hakkı sahibi olan tarafın, davalı taraftaki şirketi kurduğunu, yıllarca bu şirketin markayı kullanmasına, marka ile bütünleşmesine itiraz etmediğini, göz yumduğunu, ancak şirketin oldukça yüklü borcunu devretmesi sonrasında da müvekkili şirketi franchise sözleşmesi imzalamak zorunda bıraktığını, tarafların tacir olması sebebiyle basiretli davranmaları gerektiğini, davalı şirketin ...'ya devrinden önce davalı şirketin; bu markayı sınırsız ve engelsiz şekilde kullandığını, müvekkilinin, yaptığı düzenlemelerle markaya katkı sağladığını ve itibarını artırdığını, davacı şirket ile davalı şirket arasında yıllardan beri kurulmuş ve topluma tanıtılmış olan "organik bir ortaklık" söz konusu olduğunu, yıllarca davalı şirketin, davacı şirketin şubesi olarak tanıtıldığını, davacı tarafın mülkiyeti müvekkillerine ait telefon numarasını kullanmaya ve bu telefon üzerinden ticari kazanç elde etmeyi sürdürdüğünü savunarak asıl davanın reddini istemiş, birleşen davada da 2002/07437, 2005/14455, 2007/31284, 2017/39627, 2017/39642, 2017/40040, 2020/125064, 2020/131187 sayılı markaların 6769 sayılı SMK 5.maddesi uyarınca ayırt ediciliklerinin bulunmadığını, tavacılık faaliyetinin bütün yemek sektöründe yapılabilen, davalı tarafından icat edilmemiş, herkesçe kullanılabilecek bir isim ve işaret olduğunu, bununla birlikte davalı ile aynı ismi taşıyan ve bu sektörde çalışmak isteyen örneğin ... isimli ve tavacılık faaliyeti ile uğraşacak bir kişinin bu isim ya da markayı kullanamamasının da dürüstlük kuralına aykırılık oluşturacağını, davalının bir başkasının kullanımını engellemek amacıyla aynı markayı 5 değişik şekilde tescil ettirdiğini ileri sürerek, 2002/07437, 2005/14455, 2007/31284, 2017/39627, 2017/39642, 2017/40040, 2020/125064, 2020/131187 sayılı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada dahili davalı vekili, müvekkilinin eldeki davaya dahil edilmesini kabul etmediklerini, müvekkilinin diğer davalı şirket ile bir lokanta işletmesinin işletilmesinde işbirliği yaptığını, dolayısıyla davacı ve diğer davalı arasında yapıldığı söylenen sözleşmenin tarafı olmadığını, müvekkilinin diğer davalı şirketle işbirliği bulunmakla beraber davalı şirketin alacak ve borçlarının müvekkilini ilgilendirmediğini, davalı şirketin kurulduğu günden bu yana sözü geçen markayı hiçbir sınırlama ve bedeli olmadan kullandığını, davalı şirketin, bu hali ile şimdiki sahibine yüklü borç karşılığı devredildiğini, sonrasında çeşitli tehdit, korkutma ve sindirme girişimleri ile sözü geçen franchise sözleşmesinin imzalatıldığını, hatta bu sözleşmenin imzalatılmasında şimdiki davacı vekilinin de bulunduğunu, kendisinin ...'yı ikna ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı vekili, dava konusu 2020/12506 ve 2020/131187 sayılı markaların müvekkili adına tescilli olmadığını, birleşen davanın kötü niyetli olduğunu, müvekkili markalarının ayırt ediciliği haiz bulunduğu gibi aynı zamanda SMK m.25/4 hükmü uyarınca da ayırt edicilik kazandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, birleşen davanın konusunu oluşturan 2002/07437, 2005/14455, 2007/31284, 2017/39627, 2017/40040 sayılı markaların maliki ... ... ... Şirketi iken İzmir 3.Noterliği'nin 15/04/2021 tarih 03588 sayılı marka devir sözleşmesi ile ... ... Anonim Şirketi'ne devredildiği, devir işleminin aynı tarihte ... siciline kaydedildiği, 31/05/2021 tarih ve 471 sayılı Bülten'de bu durumun ilan edildiği, dolayısıyla birleşen dava tarihi itibariyle söz konusu markaların malikinin birleşen dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ... ... ... Şirketi değil, birleşen dava bakımından dava dışı konumu haiz ... ... Anonim Şirketi olduğu, dava konusu markaların önceki malikinin davalı olarak gösterilmesinin 6100 sayılı HMK m.124/3-4 fıkralarında tanımlanan nitelikte bir maddi hata veya kabul edilebilir nitelikte bir yanılgı olarak değerlendirilmeyeceği, zira 6769 sayılı SMK m.22/3 hükmü uyarınca marka sicilinin aleni olduğu, hiç kimsenin, marka siciline kaydedilerek ilan edilen bir olguyu bilmediğini ileri süremeyeceği, birleşen davanın dava konusu 2017/39642 sayılı marka ise her ne kadar davalı adına kayıtlı olsa da bu markanın tescilli olmadığı, bu marka yönünden davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, 2020/125064 ve 2020/131187 sayılı marka başvurularının da hem tescil edilmediği hem de davalıya ait olmadıkları, asıl dava yönünden ise dava konusu işyerinde davalı ... ... ... ... ... Şirketi ile ...'nin birlikte işbirliği içinde ticari faaliyet yürüttükleri, işyerinin vergi kaydının ... adına olduğu, buna göre; davacının ileri sürdüğü özellikle toplatma istemi maddi olarak bölünebilir nitelikte olmaması nedeniyle davalı ... ... ... ... ... Şirketi ve dava dışı ... arasında HMK m.59 hükmü uyarınca maddi anlamda zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu, dava tarihi itibariyle davacı şirketin salt davalı ... ... ... ... ... Şirketi'ni davalı olarak göstermesinin, dava dışı ....davalı olarak göstermemesinin HMK m.124/4 hükmü uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olmayan kabul edilebilir bir eksiklik olduğu, bu nedenle davacı vekiline HMK m.124/4 hükmü uyarınca, dava konusu yapılan istemler bakımından, davaya konu işletmenin vergi levhası sahibi ...'nin davaya dahil edilmesi talebinde bulunup bulunmayacağı hususunda verilen süre içerisinde dava dışı ...'nin zorunlu dava arkadaşı olarak davaya dahil edilmesini talep ettiği, bu talep üzerine ...'nin zorunlu dava arkadaşı olarak davalı sıfatıyla davaya dahil edildiği, davacı vekili yargılama devam ederken marka hakkı ihlali iddiasına mesnet tutulan markaların ... ... Anonim Şirketi'ne devredildiğini belirterek; davanın müvekkili ... ... Anonim Şirketi yönünden devamını talep etmiş, davacı vekilinin ileri sürdüğü hususlar ... sicil kayıtları ile tevsik edilmekle 6100 sayılı HMK m.125 hükmü uyarınca; dava konusunu devralan ... ... Anonim Şirketi, dava konusunu devreden ... ... ... Şirketi yerine geçtiğinden, bu kabul ile yargılamaya devam olunduğu, davalı ve dahili davalının birlikte işlettiği restoranda kullandığı "... ....ibareli davacı marka haklarına tecavüz oluşturduğu, dava konusunu devreden davacı ile davalı Şirket arasında 27/06/2018 tarihli franchise sözleşmesi imzalandığı, dava konusunu devreden davacının ..., karşı tarafın franchisee sıfatının bulunduğu, "..." ibaresinin marka olarak söz konusu sözleşme içeriğine konu olduğu, söz konusu sözleşme kapsamında, davalı tarafa 2 yıl süreyle, sadece "..." adresinde faaliyet göstermesi kaydıyla "..." markası altında ticari faaliyette bulunmasına izni verildiği, sözleşmenin gerek 3-B maddesi, gerekse 8.maddesi hükümlerine göre davalı tarafın yukarıda belirtilen adreste faaliyet gösteren işletmesi ile sınırlı olmak kaydıyla söz konusu sözleşmenin akdedildiği, davalının bu adreste hangi nedenle olursa olsun faaliyetine son vermesi, franchisorun yazılı izni olmaksızın yapılacak adres değişikliğinin ve farklı bir adreste sözleşmeye konu işyeri faaliyetinin gerçekleştirilmesi halinde franchisorun sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme hakkının da bulunduğunun kayıt altına alındığı, ayrıca söz konusu sözleşmenin süreli olarak akdedildiği gözetildiğinde 28/06/2020 tarihi itibariyle taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin kendiliğinden sona ermiş sayılacağı, buna bağlı olarak davalı tarafın "..." ibareli markaları kendi işyerinde kullanmasının meşruiyetinin de ortadan kalkacağı, delil tespiti ve ihtiyati tedbir talep dilekçesi tarihi ile bilirkişi tarafından yapılan yerinde inceleme tarihi dikkate alındığında, taraflar arasında "..." ibareli markanın karşı tarafça kullanımına cevaz veren geçerli bir sözleşme ya da icazet ilişkisinin bulunmadığı, davalı yan her ne kadar davacı yanın kötü niyetli olduğunu ileri sürse de; dosya içerisinde mevcut delillere göre süreli franchise sözleşmesi uyarınca markanın kullanımına izin verildiğinin anlaşıldığı, sürenin dolması ile taraflar arasında yapılmış başkaca bir izin ya da sözleşme ilişkisi olduğuna ilişkin delil bulunmadığı, sözleşme ilişkisi çerçevesinde gerçekleşen markasal kullanım haricinde, davacı yanın, davalı tarafın uzun süreli markasal kullanımına sessiz kalmadığı, taraflar arasında akdedilen sözleşme tarihinden önceki markasal kullanımların, davacı yanın, davalı tarafın markasal kullanımlarına sessiz kaldığı ve bu nedenle sessiz kalma yolu ile hak kaybı koşulunun oluştuğu anlamına gelmeyeceği, davaya konu marka hakkı ihlâli oluşturan dönemin değişik iş dosyasındaki fiili tespit tarihi olan 12/10/2020 ile dava tarihi olan 08/12/2020 tarihleri arasındaki dönem olduğu, bu döneme ait tarafların ticari faaliyetleri dikkate alındığında, bilirkişi raporunda 59.682,85 TL olarak belirlenen maddi tazminatın SMK m.151/2-c hükmü uyarınca varsayımsal lisans bedeli olarak kabul edilmesinin somut olayın özelliğine uygun düştüğü, ancak eldeki uyuşmazlıkta talep edilen maddi tazminat bedelinin 1.000,00 TL olduğu, taleple bağlılık ilkesi uyarınca talep edilen bedelden daha yüksek bir bedele hükmedilemeyeceği, markaya tecavüz nedeniyle manevi tazminat koşullarının da oluştuğu tarafların kusur oranları, sıfatları, işgal ettikleri makam ve 4721 sayılı TMK m.4 hükmünde ifadesini bulan hak ve nesafet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde; 15.000,00 TL manevi tazminatın uygun görüldüğü gerekçesiyel asıl davanın kısmen kabulü ile davalılar ... ... ... ... ... Şirketi ve ...'nin, dava konusunu devralan davacı ... ... Anonim Şirketi'ne ait 2002/07437, 2005/14455, 2007/31284, 2017/39627 ve 2017/40040 sayılı marka haklarına tecavüz teşkil eden eylemlerinin önlenmesine, men'ine, 2002/07437, 2005/14455, 2007/31284, 2017/39627 ve 2017/40040 sayılı markaların aynısının ya da iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlerinin kullanıldığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak, menü, marka ile ilişki kuracak şekilde dekoratif olarak kullanılan fotoğrafların toplatılmasına, 1.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi n dava tarihi olan 08/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte asıl davada davalı ve dahili davalıdan tahsiline, karar kesinleştiğinde masrafı davalı ve dahili davalıdan kaydıyla hükmün ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede ilan edilmesine,, birleşen davada 2002/07437, 2005/14455, 2007/31284, 2017/39627, 2017/40040 sayılı markaların hükümsüzlüğü isteminin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2017/39642 sayılı marka başvurusu tescilli olmadığından bu markanın hükümsüzlüğü isteminde hukuki yarar bulunmaması nedeniyle usulden reddine, 2020/125064 ve 2020/131187 sayılı marka başvuruları gerek tescilli olmamaları gerekse davalıya ait olmamaları nedeniyle hukuki yarar ve pasif husumet yokluğu nedeniyle bu markaların hükümsüzlüğü istemlerinin usulden reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davalı birleşen davada davacı Şirket ve asıl davada dahili davalı vekili, dava konusu markanın 2007 tescil edildiğini, müvekkili davalı Şirketin ise 2009 yılında ... ve ... ortaklığında kurulduğunu, ... ... basın, internete , gazete de vb mecralarda davalı Şirketin tüm ... ... ... işletmelerinin merkezi olacağını duyurduğunu, müvekkili Şirketin sahibi olan ...'nın, müvekkili şirket hisselerinin devralmadan önce sigortalı çalışanı olduğunu, asıl davada davacı ve müvekkili şirketin ortaklarının aynı aileden olduğunu, müvekkili Şirketin, ... tarafından devralınmasından önce markanın davalı Şirket tarafından kullanıldığın, devirden sonra ...'ya baskı ve tehditle franchise sözleşmesi imzalatıldığını, bu hususta müvekkilinin yetkilisinin yaptığı şikayet sonucu Ankara 45 ASCM'nin 2021/1608 sayılı dosyasında ... ... oğlu ...ve kardeşi ... ... sanık olarak yargılandıklarını, davacı şirketlerin sahibi olan ... ... kötü niyetli davrandığını, dava konu markanın davacı şirketlere ait olduğunu, davacıların müvekkili şirketin dava konusu markayı sınırlama olmadan kullanılabileceği inancı yarattığını, yaratılan bu inanç olmasaydı müvekkili şirketin yetkili ... ... davalı Şirketin yüklü miktarda borcunu üstlenerek davalı şirketi devralmayacağını, diğer taraftan yargılama sırasında davacının markalarını neden devredildiğinin, devir tutarının gerçek olup olmadığının da araştırılması gerektiğini, ayrıca asıl davada talep edilen maddi tazminatın hesabında, markaları devralan davacının cirosunun dikkate alınması gerektiğini, dahili davalı ...'nin zorunlu dava arkadaşı olarak kabul edilip aleyhine hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, dahili davalı ile diğer davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, ancak dahili davalının dava konusu ile ilgisinin olmadığını, birleşen davada da dava konusu markaların15.04.2021 tarihinde devredilmesine rağmen bu durumun yaklaşık 1 yıla yakın süre mahkemeye bildirilmediğini, kötü niyetli davranıldığını ileri sürerek ,ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE:1- Asıl dava markaya tecavüzün önlenmesi, men'i, ref'i, maddi-manevi tazminat ve hükmün ilanı , birleşen dava ise marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, asıl davada davalı Şirketin, 43. sınıfında yer alan “... ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden dava konusu "... ... .../..." ibareli markasal kullanımlarının, asıl davada davacı Şirketin 43. sınıfta “... ve içecek sağlanması hizmetleri"nde tescilli, 2002/07437, 2005/14455, 2007/31284, 2017/39627 ve 2017/40040 sayılı ve "...", "... ..." ibareli markalarına tecavüz oluşturduğu, asıl davada davalı Şirketin bu kullanımlarına asıl davada davacı tarafça icazet ve izin verildiğinin ispatlanamadığı, asıl davada davalı Şirketin eski ortaklarının asıl davada dava konusunu devreden davacının ortağı olmasının varılan sonucu değiştirmeyeceği gibi asıl davada davalı tarafça davalı Şirketin, dava konusu ibarelerin herhangi bir sınırlama olmadan kullanılabileceği inancı yaratıldığı için devralındığı savunmasınının da ispatlanamadığı, dava konusu kullanımların gerçekleştiği işletmenin, taraflar arasında daha önceden imzalanan frnacise sözlşmesinin konusunu oluşturan iş yerinden farklı olduğu, bu itibarla asıl davada davalı vekilinin anılan sözleşmeye dayalı istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı, dava konusu kullanımların gerçekelşetiği iş yerinin 21.07.2020 tarihinde faaliyetine başladığı, asıl davada davalının ihlal oluşturan kullanımlarının mahkmenin 2020/50 D.İŞ sayılı dosyasında 12/10/2020 tarihinde yapılan tespitle belirlendiği, asıl davanın 08/12/2020 tarihinde açıldığı gözetildiğinde asıl dava davacı tarafın dava konusu kullanımlara sessiz kaldığından da bahsedilemeceyeği, maddi tazminat hesabında esas alınması gereken dönemin asıl davada davalının dava konusu kullanımlarının tespit edildiği 12/10/2020 tarihi ile asıl dava tarihi olan 08/12/2020 tarihleri arası olduğu, her ne kadar yargılama sırasında asıl davada mesnet gösterilen markalar asıl davada davacı .......AŞ şirketine devredilmişse de maddi tazminat hesabı yönünden dikkate alınması gereken dönemde menset markalar asıl davada markaları devreden davacı ... ... .....Ltd Şti'ne ait olduğundan, maddi tazminatın hesabında anılan Şirketin ticarei defter ve kayıtlarının nazara alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, birleşen davada hükümszlüğü talep edilen 2002/07437, 2005/14455, 2007/31284, 2017/39627, 2017/40040 sayılı markaların birleşen dava tarihinden önce birleşen davada husumet yöneltilen ... ........Ltd Şti tarafından ... ...A.Ş'ye devredildiği ve devrin aynı tarihte marka sicline kaydedildiği, marka sicili aleni olduğundan, birleşen davada husumetin, birleşen dava tarihinde anılan dava konusu markaların sahibi olmayan ... ......Ltd Şti'ye yöneltilmesinin HMK'nın 124. maddesi kapsamında kabul edilebilir maddi hata olduğunun kabul edilemeyeceği, 2017/39642 sayılı marka başvurusu birleşen davada davalı Şirkete ait olsa da bu başvurunun tescil edilmediği, 2020/125064 ve 2020/13187 sayılı marka başvuruları tescilli olmadığı gibi birleşen davada davalı Şirkete değil birleşen davada davacı şirket yetkilisi ... ...'ya ait olduğu, bu itibarla birleşen dava yönünden de mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla asıl davada davalı birleşen davada davacı Şirket ve asıl davada dahili davalı vekilinin, asıl davada davalı birleşen davada davacı Şirket yönünden tüm istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Asıl davada dahili davalı ... yönünden, istinaf itirazlarının incelenmesine gelince, mahkemece asıl davanın konusu kullanımların gerçekleştiği iş yerinde davalı ... ... ... ... ... Şirketi ile ...'nin birlikte işbirliği içinde ticari faaliyet yürüttükleri, iş yerinin vergi kaydının ... adına olduğu, davacının ileri sürdüğü özellikle toplatma isteminin maddi olarak bölünebilir nitelikte olmaması nedeniyle davalı ... ... ... ... ... Şirketi ve dava dışı ... arasında HMK m.59 hükmü uyarınca maddi anlamda zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu gerekçesiyle asıl dava davacının talebi üzerine ... HMK'nın 124/4 gereğince dava dahil edilmiştir. Asıl davanın konusunu oluşturan markaya tecavüz eylemlerinin gerçekleştiği iş yerinin asıl davada davalı Şirket ile davaya dahil edilen ...'nin birlikte işletildiği gerek dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden gerekse de asıl davada davalı Şirket ile ... vekilinin yargılama sırasındaki beyanları ile sabit olup bu hususta bir uyuşmazlık yoktur. Markaya tecavüz davası, özünde bir haksız fiil davası olup haksız fiili gerçekleştirilenlerin sorumluluğu müşterek değil müteselsil sorumluluktur. Yani haksız fili birlikte geçekleştirilenlerin her biri haksız fiilden ayrı ayrı sorumludur. Somut olayda yukarıda da ifade edildiği üzere, markaya tecavüz eylemlerinin gerçekleştiği iş yeri asıl dava davalı Şirket ile davaya dahili davalı olarak katılan ... tarafından birlikte işletildiğinden, ihlal oluşturan bu kullanımlardan her biri ayrı ayrı sorumlu olduklarından, aralarında HMK'nın 59. maddesi anlamında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamaktadır. Öte yandan, usul hukukumuzda dahili davalı şeklinde bir kurum bulunmamaktadır. HMK'nın 124. maddesindeki koşulların bulunması halinde taraf değişikliği mümkün ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.09.2019 tarih, 2018/4252 E., 2019/5637 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere davalılara yeni bir davalı eklenmesinin bu madde kapsamında mümkün değildir. O halde, asıl dava davacı vekilinin 12/11/2021 tarihli dahili dava dilekçesi ile davaya dahil edilen ... hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından, asıl davada davada taraf sıfatı taşımayan bu kişi aleyhine hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu itibarla mahkemece, asıl davada ... aleyhine usulüne uygun açılmış bir dava bulunmaması nedeniyle, ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, asıl davada davalı birleşen davada davacı Şirket ile asıl davada dahili vekilinin, asıl davada dahili davalı yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı birleşen davada davalı Şirket yönünden istinaf başvurusu reddedildiğinden ve bu yönlerden Dairemizce esas dair bir inceleme yapılmadığından, ilk derece mahkemesince tesis edilen hükme Dairemiz kararında aynene yer verilerek, ilk derece mahkemesinin karar tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınarak, asıl ve birleşen davanın tarafları yönünden vekalet ücreti takdir edilmiş, ayrıca Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 Tarih, 2024/29 Esas, 2024/226 Karar sayılı kararı uyarınca asıl davada reddedilen manevi tazminat talebi yönünden vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı birleşen davada davacı Şirket ile asıl davada dahili davalı vekilinin, asıl davada davalı birleşen davada davacı Şirket yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı birleşen davada davacı Şirket ile asıl davada dahili davalı vekilinin, asıl davada dahili davalı yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 5. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/03/2022 Tarih ve 2020/336 Esas - 2022/96 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA; 3-Asıl davada dahili davalı ... hakkında, usulüne uygun biçimde açılmış bir dava bulunmadığından, KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 4-Asıl davada davalı Şirket aleyhine açılan davanın KISMEN KABULÜNE, davalı Şirketin dava konusunu devralan davacı ... ... Anonim Şirketi'ne ait 2002/07437, 2005/14455, 2007/31284, 2017/39627 ve 2017/40040 sayılı marka haklarına tecavüz teşkil eden eylemlerinin önlenmesine, men'ine, markaya tecavüz oluşturan ibarelerin kullanıldığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak, menü, marka ile ilişki kuracak şekilde dekoratif olarak kullanılan fotoğrafların toplatılmasına, 5-1.000 TL maddi tazminat ile 15.000 TL manevi tazminatın 08/12/2020 dava tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte asıl davada davalı Şirketten tahsili ile asıl dava davacı ... ... Anonim Şirketi'ne verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde masrafı asıl dava davalı Şirket tarafından karşılanmak kaydıyla hükmün ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede ilan edilmesine, 7-Hükmün infazı aşamasında 31/08/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda yer alan maddi tespitlerin dikkate alınmasına, 8-Asıl davada Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken, maddi olmayan istemler yönünden 615,40-TL maktu, maddi manevi tazminat yönünden 1.092,96-TL nispi karar ve ilam harcından peşin ve tamamlama harcı olarak alınan 358,63-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.708,36-TL'nin davalı ... ... ... ... ... Şirketi'nden tahsili ile Hazineye irat kaydına, 9-Asıl davada davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre maddi olmayan istemler yönünden belirlenen 7.375,00-TL, manevi tazminat talebi yönünden 7.375,00-TL, maddi tazminat talebi yönünden 1.000,00-TL olmak üzere toplam 15.750,00-TL vekalet ücretinin davalı ... ... ... ... ... Şirketinden alınarak davacıya verilmesine, 10- Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 Tarih, 2024/29 Esas, 2024/226 Karar sayılı kararı uyarınca reddedilen manevi tazminat talebi yönünden vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, 12-Asıl dava bakımından davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.900,00-TL bilirkişi ücreti, 350,00-TL tebligat ve posta masrafı, 826,50-TL delil tespiti masrafı olmak üzere toplam 3.076,50-TL yargılama giderine 358,63- TL peşin harç 54,40-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 3.489,53-TL'nin davalı ... ... ... ... ... Şirketi'nden tahsili ile davacıya verilmesine, 13-Asıl davada davalılar tarafından herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 14-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 15-Birleşen davada 2002/07437, 2005/14455, 2007/31284, 2017/39627, 2017/40040 sayılı markaların hükümsüzlüğü isteminin pasif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 16-Birleşen davada 2017/39642 sayılı marka hükümsüzlüğü isteminin, marka tescil edilmediğinden, hukuki yarar bulunmaması nedeniyle USULDEN REDDİNE, 17-Birleşen davada 2020/125064 ve 2020/131187 sayılı markaların hükümsüzlüğü isteminin, markaların davalıya ait olmamaları ve tescilli bulunmamaları hukuki yarar ve pasif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 18-Birleşen davada Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10-TL karar ve ilam harcının davacı ... ... ... ... ... Şirketi'nden tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 19-Birleşen davada davalı ... ... ... Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. AAÜT m.3 ve m.7 hükümleri gereği hesaplanan 7.375,00 -TL maktu vekalet ücretinin birleşen davada davacı ... ... ... ... ... Şirketi'nden alınarak anılan davalıya verilmesine, 20-Birleşen davada davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 21-Birleşen davada davalı tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 22-Birleşen davada yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 23-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken istinaf karar ve ilam harcından, asıl davada davalı birleşen davada davacıdan, birleşen davada davacı asıl davada davalıdan peşin olarak alınan 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 24-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 07/07/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.