Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/417 E. 2021/449 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/417
Karar No
2021/449
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/561 Esas KARAR NO: 2024/1474 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEME: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla ) NUMARASI: 2018/417 Esas - 2021/449 Karar TARİHİ: 23/11/2021 DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 03/10/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda asıl davada ve karşı davada verilen karara karşı davacı/karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı- karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin davalı şirket ile cari hesap alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosaysı ile ilamsız takip başlatıldığını , takibe konu ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini, ödeme emrini tebliğ alan borçlunun vekili aracılıyılya sunmuş olduğu dilekçesinde yetkiye ve borca kötü niyetle itiraz ettiğini, takibin durmasına sebep olduğunu, İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, yetki itirazının iptalinin gerektiğini, davalı tarafın borçlu tarafa sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde faiz oranına itiraz ettiğini, bu itirazın hukuken bir dayanağının olmadığını, zira müvekkil ile borçlu şirket arasındaki ilişkinin ticari iş niteliğinde olduğunu, ayrıca davalı borçlu şirketin kötüniyetli itiraz ile takibin durmasına sebebiyet verdiğini, takip konusu alacağın tutarının dözünlenen faturalar ve cari hesap ilişkisi sapsamında sabit olduğunu, davalının icra takibini yetkisine ve borca yönelik olarak yapmış olduğu mesnetsiz ve kötü niyetli tüm itirazlarının iptali amacıyla mahkemeye dava açmak zorunda olduğunu, söz konusu alacak tutarının likit olması sebebiyle borçlunun takip tutarının %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesinin gerektiğini, davalı tarafın delilleren karşı delil sunmak hakları saklı kalmak kaydı ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafça sunulan yetkiye, borca , faiz oranına işlemiş faize yönelik itirazın tümünün iptali ile takibin devamına karar verilmesini davalının takip tutarının %20 sinden az olmaka üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde ve karşı dava dilekçesinde özetle; öncelikle hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, davanın süresinde açılmadığını, davaya bakmada yetkili mahkemenin sözleşmenin ifa edildiği yerin Hatay olması sebebi ile Hatay Mahkeme ve İcra Daireleri olduğunu, müvekkili ile davacı şirket arasında müvekkiline ait araçların deniz yolayla ... taşımacalığı yapılmasından doğan bir ticari ilişkin bulunduğunu, bu ticari ilişkiden doğan ve faturaya dayalı alacak ve borçlar, cari hesap yöntemiyle tutulduğunu, cari hesap ekstresine göre, müvekkilin karşı tarafa borcu bulunmadığını, davacı tarafından icra takibinde USD olarak talep edilen alacağa, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabınaödediği en yüksek faiz oranı zerinden faiz hesaplanması gerektiği halde yıllık %10,5 oranında Reeskont- Avans faizi uygulandığını beyanla davanın asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiş olup, karşı davasına ilişkin, asıl dava davacı-karşı dava davalı tarafça İskenderun- Mısır-Arabistan hattındaki seferleri durduğunu ancak 23/05/2014 tarihi öncesinde ödeme işlemleri tamamlanmış, yüklemeye hazır olan araçların İskenderun- Mısır-Arabistan hattında taşınmasının yapılacağının bildirilmesine rağmen müvekkiline ait araçların taşınmasının yapılmadığını, bu nedenle müvekkilinin başka bir gemi firması ile mallarını göndermek zorunda kaldığını ancak bu gecikmeden dolayı müvekkilinin zarara uğradığını, zararın tanzimi için cari hesaptan mahsup taleplerinin karşı tarafa iletildiğini ve bu hususta mutabakat mektuplarına şerh düşmelerine rağmen bugüne kadar ödeme yada mahsuplaşma yapılmadığını, bunun üzerine müvekkili firmanın bekleme yapılan günler karşılık toplam 11.500USD bedelli fatura düzenlendiğini ve karşı tarafa tebliğ edildiğini, ancak karşı tarafın kötü niyetli olarak faturayı iade ettiklerini, söz konusu alacağın cari hesaptan mahsubu ile bakiye alacağın ödenmesi hususunda müvekkili tarafından 18/08/2014 tarihinde karşı davalıya mail yolayla gerekli bildirim ve ihtar yapıldığını bu nedenle şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile en yüksek faiz oranına göre işleyecek faizi ile birlikte 10.877 USD lik alacağın tahsilini talep ettiklerini, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davacı-karşı davalı vekili karşı davaya karşı cevap dilekçesinde özetle; karşı dava ile ileri sürülen alacaklar bakımından 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, bu nedenle usulden reddedilmesi gerektiğini, zararın tazmini istemli alacak davasının itirazın iptali davasında karşı dava olarak ileri sürülemeyeceğini, müvekkili şirketin alacağının kaynağı olana 30/04/2014 tarihli 7.953,00.TL bedelli fatura ve 27/06/2014 tarih, 5.804,00.TL bedelli faturaların borçlu şirket tarafından ödenmediğini, davalı-karşı davacının borcundan mahsup edilmesini talep ettiği faturanın müvekkili tarafından hiçbir zaman kabul edilmediğini, 23/05/2014 tarihinde iptal edilen sefer nedeni ile doğan zararın müvekkiline yüklenmesine ilişkin olduğunu, iptal edilen seferin müvekkilinin kusurundan kaynaklanmadığını, Mısır ve Kızıldeniz Limanlarında yaşanan operasyonel sorunlar nedeni ile sefer yapılmadığını ve bu nedenle oluşan zarardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirketin Taşıma Hüküm ve Koşulları bilet alımı ile karşı tarafça kabul edilmiş olmakla müvekkili şirketin talep edilen zarardan sorumlu olamayacağı düzenlendiğini beyanla karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 23/11/2021 tarih 2018/417 Esas - 2021/449 Karar sayılı kararında; "Davalı-karşı davacı vekili 25/08/2021 tarihli dilekçesi ile karşı dava konusu talebini 2.623,00USD artırarak karşı dava konusu talebini 13.500,00.USD olarak ıslah etmiş ve aynı tarihli harç makbuzunu dosyaya sunmuştur. Mahkememizde açılan işbu davanın, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/05/2018 tarih 2017/1366 Esas 2018/486 Karar sayılı görevsizlik kararı ile gelmiş olduğu anlaşılmıştır. Esas davanın; cari hesap alacağı tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğu, uyuşmazlığın konusunun; icra dairesinin yetkili olup olmadığı, davanın hak düşürücü sürede açılıp açılmadığı, borcun bulunup bulunmadığı, takas mahsup şartlarının oluşup oluşmadığı ve borç miktarı hususunda toplandığı anlaşılmıştır. Karşı davanın; iptal edilen deniz taşıması nedeniyle bekleme ve ardiye ücretli alacak davası olduğu, uyuşmazlığın konusnunun; usulüne uygun açılmış bir karşı dava bulunup bulunmadığı, karşı davanın hak düşürücü sürede açılıp açılmadığı, iptal olunan seferler nedeniyle karşı davacı zararının miktarı ve bu iptal nedeniyle karşı davalının kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Alacaklı ... A.Ş. tarafından borçlu ... Tic. Ltd. Şti. aleyhine 27/10/2015 tarihinde toplam 2.315,29.USD + 9.261,98.TL ) 'nin tahsili için ilamsız icra takibi yapılmış olduğu, borçluya ödeme emrinin 10/11/2015 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 17/11/2015 tarihli itiraz dilekçesi ile takibin durduğu, iş bu davanın 26/12/2017 tarihinde İİK Md. 67 uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelemesi için Hatay 6 Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmıştır. Mahkemece resen seçilen bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 02/01/2020 tarihli raporda; davalı tarafa ait 2014 yılına faturalar ve ödeme belgeleri incelenmiş olup, davacı tarafın cari hesap hareketleri (2014 yılına ait) karşılıklı mukayese edilmiştir, dava dosyasında davacı tarafından keşide edilen ihtarnameye rastlanılmadığından davacının icra takibinde talep ettiği işlemiş faizin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı yanca düzenlenen faturaların (2014 yılı için) tamamının davalı kabul edilmiş olduğu görülmüştür. Bilirkişi raporu ekinde fatura fotokopileri ve ödeme belgeleri sunulmuştur. Davacı yanca dava dosyasına sunulan taraflar arasındaki hesap dökümünde anlaşıldığı üzere davalı tarafından davacıya düzenlemiş olduğu 27/03/2014 tarih ve ... nolu 1.284.57TL miktarındaki fatura ile 16/08/2014 tarih ve ... nolu ve 11.550USD miktarındaki faturaların davacı tarafın kayıtlarına almadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafın düzenlediği 27/03/2014 tarih ve 262132 nolu 1.284,57.TL miktarındaki fatura ile 16/08/2014 tarih ve ... nolu ve 11500 USD miktarındaki faturalar sonucunda davacının 9.533,50USD borcu kaldığı hesaplanmış olup, bu 9.553,50.USD borca karşın 6.668,43TL alacağı olup TL alacağının 31/12/2014 tarihindeki TCMB dolar kuruna göre (6.668,43TL/kur : 2.3189 USD) 2.875,69.USD yapmaktadır, davacının 9.553,50USD borcundan 2.875,69USD düşüldüğünde davacının davalıya 6.657,81USD borcu kalmaktadır. Her ne kadar davalı tarafın davacıdan 6.657,81USD alacağı olduğu hesaplansa da davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında davalının davacıya borcu veya davacıdan alacağı bulunmamakta olup bu husunun takdirinin Mahkemeye ait olduğuna dair görüş ve tespitlerini bildirmiştir. Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 17/09/2020 tarihli raporda; Davacının davalıdan 120.34.01.01.1147.00 nolu hesapta 30.04.2014 tarih ... seri nolu 7.953 TL. bedelindeki fatura karşılığında 3112.2014 tanhi itibarıyla 7.953,00TL, alacaklı, Davalı tarafından davacı adına tanzim edilen "Ciro Prim" açıklamalı faturaların iş bu besapta takip edildiği, davalının davacıdan 31.12.2014 tarihi itibarıyla 320.34.04,01,0471.00 nolu hesapta 2.613,19 TL. alacaklı olduğu, Davacı tarafından davalı adına USD cinsinden tanzim edilen faturaların takip edildiği 120.34.01.01,1147,02 nolu hesapta (EK.l) davacının 27.06,2014 tarih ... seri nolu "Navlun, Ardiye Ücreti" açıklamalı 5 SÛ4 USD bedelli faturadan bakiye 2.016,50 USD alacaklı olduğu, Dolayısıyla, davacının davalıdan 31.12.2014 ve 28.10 2015 icra lakıp tarihi itibarıyla 5.334;8l TL ve 2.016,50 USD alacaklı olduğu, Davalının talimat yoluyla incelenen yasal defterlerinde ise, Davacı tarafından davalı adına tanzim edilen faturaların davalının yasal defterlerinde yer aldığı, lakin davalı tarafından davacı adına tanzim edilen 27.03 2014 tarih ve ... no lu 1.284,57 TL miktarndaki fatura ile 16.08,2014 tarih vc ... no lu ve 11,550 USD miktarındaki faturaların davacı defterlerinde yer almadığının tespit ve rapor edildiği, Bilirkişi raporu ile tespit edilen 27.03.2014 tarih ve ... no.lu 1.284.57 TL bedelli "ciro prim"lerinin takıp edildiği hesapta davalı hesabına alacak kaydedildiği ve bu fatura konusunda taraflar arasında uyuşmazlığın bulunmadığının tespit edildiği. Davalı tarafından davacı adına ianzim edilen davacı kayıtlarında yer almayan 16.08.2014 tarih vc ... no.lu faturanın 11.550 USD tutarında olduğu, ... 24.06 2014 tarihli Ropax raporunda: talebe konu araçlardan biri için 38 günlük ardiye bedeli olarak 76 Usd. diğeri için 37 günlük ardiye bedeli olarak 74 Usd tahakkuk ettirildiği, bu kapsamda ... günlük ardiye bedelinin araç başına 2,00 Usd olduğunun görüldüğü, Davalı/karşı davacının talep edebileceği ardiye bedelinin 2 araç için (38 gün x 2,00 Usd) 76.00 Usd + (37 gün x 2,00 Usd) 76 Usd toplam 150,00 Usd olacağı, Davalı/karşı davacının ise bekleme ve ardiye bedeli olarak günlük 150,00 Usd den toplam 11.550,00 Usd talep ettiğinin görüldüğü. ... günlük ardiye bedelinin 2.00 Usd olduğu düşünüldüğünde, her araç için talep edilen 150,00Usd - 2,00 Usd = 148,00 Usd günlük/bekleme ücreti olarak talep edilmiş ise bu talebin neye dayandırılmış olduğu ve hangi tarifeye gbre taleple bulunulduğunun anlaşılmadığına dair görüş ve tespitlerini bildirmişlerdir. Tarafların beyan ve itirazları üzerine bilirkişi kuruluna ...'da eklenerek dosya bilirkişi kuruluna yeniden tevdi edilmiştir. Bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen 09/07/2021 tarihli raporda; Uluslararası Karayotu taşımacılığı uygulama ve teamüllerine göre gecikme ücreti günlük 150-200 USD civarında olduğu değerlendirilmekte olup, ... Taş, Ltd. Şti' nin beklemeden kaynaklanan ticari kaybı gözetildiğinde, talep ettiği bedel sektör uygulama ve teamüllerine göre makul olarak değerlendirildiğine ilişkin görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.Esas davaya konu alacaklardan; -30/04/2014 tarihli 7.953,00 TL bedelli fatura "... Gemisi" ile ... deniz yolu taşımasına ilişkin olup; Pendik Gümrük Müdürlüğünden celp edilen ... sayılı yazı ile konu araçların giriş çıkış bilgileri; ... plakalı aracın l1/04/2014 tarihinde Fransa'dan "..." isimli gemi ile geldiği; ... plakalı aracın 11/04/2014 tarihinde Fransa'dan "..." isimli gemi ile geldiği; ... plakalı aracın 11/04/2014 tarihinde Fransa'dan "..." isimli gemi ile geldiği, kayıtları mevcut olup faturaya konu deniz yoluyla taşıma hizmetinin ifa edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.- 27/06/2014 Tarihli 5.834,00 Usd Bedelli Fatura "... Gemisi"ile İskenderun -Haifa deniz yolu taşımasına ilişkin olup; İskenderun Gümrük Müdürlüğünden celp edilen ... sayılı yazı ile konu araçların giriş çıkış bilgileri; ... plakalı araç ile ... plakalı dorsenin 09/05/2014 tarihinde "..." isimli gemi ile çıkış yaptığı; ... plakalı araç ile ... plakalı dorsenin 21/06/2014 tarihinde "..." isimli gemi ile çıkış yaptığı, kayıtları mcvcut olup faturaya konu deniz yoluyla taşıma hizmetinin ifa edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Taraflara ait ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Davacının davalıdan 120.34.01 01 1147.00 nelu hesapta 30/04/2014 tarih ... seri numaralı 7.953 TL bedelindeki fatura karşılığında 31/12/2014 tarihi itibarıyla 7.953,00 TL alacaklı olduğu; Davalı tarafından davacı adına tanzim edilen "Ciro Prim" açıklamalı faturaların İş bu hesapta takip edildiği, davalının davacıdan 31/12/2014 tarihi itibarıyla 320.34.04.01.0471.00 nolu hesapta 2.618,19 TL alacaklı olduğu; Davacı tarafından davalı adına USD cinsinden tanzim edilen faturaların takip edildiği 120.34.01.01.1147.02 nolu hesapta davacının 27/06/2014 tarih ... seri nolu "Navlun, Ardiye Ücreti" açıklamalı 5,804 USD bedelli faturadan bakiye 2.016,50 USD alacaklı olduğu tespit olunmakla; neticede davacının davalıdan 31/12/2014 ve 28/10/2015 icra takip tarihi itibarıyla, 5.334,81 TL ve 2.016,50 USD alacaklı olduğu mahkemece kabul edilmiştir. Davalı/Karşı Davacının Talepleri Bakımından; -16/08/2014 Tarihli ... Nolu 11.550,00 Usd Bedelli Fatura; "15/05/2014-26/06/2014 tarihleri arasında İskenderun Limanında araçların... bekleme ve liman ardiye ücreti" açıklamasıyla düzenlendiği anlaşılmaktadır. İskenderun Gümrük Müdürlüğünden celp edilen ... sayılı yazı İle konu arakların giriş çıkış bilgileri; ... plakalı araç ile ... plakalı dorsenin 16/05/2014 tarihinde İskenderun Limanı'na giriş yaptığı, 22/06/2014 tarihinde 38 gün sonra yurt dışına davacının işlettiği "..." isimli gemi ile çıkış yaptığı; ... plakalı araç ile ... plakalı dorsenin 17/05/2014 tarihinde İskenderun Limanı'na giriş yaptığı, 22/06/2014 tarihinde 37 gün sonra yurt dışına davacının işlettiği "..." isimli gemi ile çıkış yaptığı kayıtları mevcut olup faturaya konu beklemelerin İskenderun Limanı'nda yaşandığı anlaşılmaktadır. Bu beklemeler dosyada bulanan "..." 24/06/2014 tarihli Ropax raporu ile de teyit edilmektedir. Bu beklemelere ilişkin olarak esas dosya davacısının 23/05/2014 Tarihli "Mısır - S. Arabistan İle Haifa- Ürdün Hatlarının Geçici Olarak Durdurulması" Konulu Yazısı ile; "hattı işleten dava dışı ... (...) firmasının 23/05/2014 tarihinde yapmış olduğu yazılı duyuru ile çalışmakta olduğu Adabiya Limanında yaşamış olduğu operasyonel sorunlardan dolayı hattı işletemeyeceğini bildirdiği, buna bağlı olarak 24/05/2014 günü ve sonrasına kalacak gemilere ait rezervasyonların iptal edildiği; liman içerisinde bulunan, ödeme işlemleri tamamlanmış ve yüklemeye hazır olan araçların yükleneceği" belirtilmektedir. Faturaya konu araçlardan; ... plakalı araç ile ... plakalı dorsenin 16/05/2014 tarihinde İskenderun Limanı'na giriş yaptığı, ... plakalı araç ile ... plakalı dorsenin ise 17/05/2014 tarihinde İskenderun Limanı'na giriş yaptığı anlaşılmakla birlikte yukarıda bahsedilen 23/05/2014 Tarihli "Mısır - S. Arabistan İle Haifa- Ürdün Hatlarının Geçici Olarak Durdurulması" Konulu Yazı gereği 24/05/2014 tarihinden önce İskenderun Limanı'na giriş yapan ve uyuşmazlığa konu beklemelere ilişkin davacının, liman içerisinde bulunan, ödeme işlemleri tamamlanmış ve yüklemeye hazır olan araçların yükleneceği şeklindeki taahhüdüne uymadığı mahkemece kabul edilmiştir. Beklenen süreler sonunda da davalıya ait araçların yine davacının sahip olduğu gemiye yüklendiği anlaşılmaktadır. Davalı karşı davacı vekilince, her bir araç için 37 gün ve 38 gün beklemeye ilişkin olarak 25/08/2021 tarihli bedel artırım talebi ile 13.500 USD talep edilmekle birlikte, mahkemece ardiye ücretleri ile nakliye araçları bakımından bekleme ücretlerinin rayiç bedelini tespit edebilmek amacıyla ... AŞ ile ... Derneği'ne müzekkere yazılmıştır. Gelen yazı cevaplarına göre; Uluslararası Nakliyeciler Derneği'nin 22/12/2020 - ... sayılı yazısında; bekleme ücretleri olarak tavsiye niteliğinde olan ve ortalama değerini gösterir ve 24 saati aşan gecikmeler için zarar gören taraf, diğer tarafa günlük bekleme ücreti olarak komple tenteli römork için 200 Euro + KDV bedel uygulandığını, ADR yanıcı ve tehlikeli maddeler için % 20-50 ilave edildiği bildirilmiştir. Dosyaya celp edilen ... İskenderun Ardiye ücretleri listesinde ise "İlk 2 gün ücretsiz, 3. Gün 15 - USD, 4-7 gün 20.-USD, 8 gün ve sonrası 30.- USD" tarife uygulandığı belirtilmiştir. ... 24/06/2014 tarihli Rapox raporunda; talebe konu araçlardan biri için 38 günlük; ardiye bedeli olarak 76 Usd, diğeri için 37 günlük ardiye bedeli olarak 74 Usd tahakkuk ettirilmiş olup buna göre ardiye bedelinin araç basına 2.00 Usd olduğu anlaşılmaktadır. Gelen yazı cevapları doğrultusunda bilirkişilerce yapılan hesaplama neticesinde davalı karşı davacının 11.500 USD talebinin sektör uygulama ve teamüllerine göre makul bulunduğu açıklanmıştır. Davalı karşı davacı vekilince gelen yazı cevapları doğrultusunda davası, talebi 38 ve 37 günlük beklemeler toplamı 75 gün üzerinden günlük 30 USD ardiye ve günlük 150 USD bekleme ücreti bakımından toplam 13.500 USD olarak ıslah edilmişse de; 16/03/2018 tarihli cevap ve karşı dava dilekçesi ile, beklemeden kaynaklı zararının günlük 2 USD ardiye ve günlük 150 USD bekleme olmak üzere toplam 11.550 USD olduğu, buna ilişkin fatura düzenlenerek davacı karşı davalıya tebliğ edildiği belirtilmekle, mahkemece celp edilen müzekkere cevapları doğrultusunda davalı karşı davacının zarar talebini ıslah etmesi mahkemece uygun bulunmamıştır. Zira davalı karşı davacı tarafça talep edilebilecek bedel gerçek zarar miktarı olmakla, davalı karşı davacı tarafça dava açılmadan önce zararı tespit edilerek davacı karşı davalıya iletilmiştir. Kaldı ki dosyada mevcut ... 24/06/2014 tarihli Rapox raporunda da ardiye bedelinin günlük 2 USD olduğu kayıtlıdır. Aksi durum mahkemece iyi niyet kapsamında değerlendirilmemiş olup, karşı dava bakımından davanın "75x2 USD" ve "75x150 USD" olmak üzere toplam 11.550 USD olarak kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile, ''1-Esas dava bakımından, -Davanın KISMEN KABULÜ ile İstanbul Anadolu .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 2.016,50USD ile 5.334,81.TL asıl alacak bakımından DEVAMINA, 2.016,50USD ye icra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD de ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya VERİLMESİNE, 5.334,81.TL'ye icra takip tarihinden itibaren ticari faiz UYGULANMASINA,Fazlaya dair taleplerin REDDİNE, Şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı taleplerinin REDDİNE, 2-Karşı dava bakımından Davanın KISMEN KABULÜ ile 11.550,00USD nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD de ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davacı karşı dava davalısından dan alınarak davalı karşı dava davacısına VERİLMESİNE, 1.950,00USD bakımından davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve asıl davada ve karşı davada verilen karara karşı davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 17. Asliye Ticaret (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi’nin 2018/417 E. 2021/449 K. Saylı dosyası kapsamında esas dava ve karşı dava yönünden yapılan yargılama neticesinde 23.11.2021 tarihinde verilen usul, yasa ve maddi gerçeğe aykırı kararının yapılacak inceleme sonucunda bozularak kaldırılması ve esas davanın tam kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmesi talepleri olduğunu belirtmiştir.Cari hesap alacaklarının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına gelen itirazın iptali için açılan itirazın iptali davasının kısmen kabulüne ve takibin devamına karar verildiğini, yapılamayan deniz taşıması nedeniyle doğan araçların limanda bekleme ve ardiye ücretlerinin taşıyan müvekkilinden tahsili istemli karşı davanın kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verildiğini,Esas Dava Yönünden İstinaf Sebepleri Davalı vekili lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyasından 2.016,50 USD + 7.953 TL tutarlı asıl alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe davalı borçlu şirket tarafından yapılan itirazın iptali için açılan işbu itirazın iptali dosyasından davanın kısmen kabulü ile 2.016,80 USD + 5.334,81 TL asıl alacak bakımından davanın kabulüne karar verildiğini, reddolunan tutarın 2.618,19 TL den ibaret olduğunu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2. maddesi uyarınca karşı taraf vekili lehine hükmedilecek vekalet ücretinin reddedilen miktarı geçemeyeceğinden reddedilen miktarı geçemeyeceğini, yasanın amir hükmü gözetilmeksizin 4.790,25 TL vekalet ücreti hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Yargıtay 19. HD. 03.12.2018 T. E: 2016/19443, K: 6251 sayılı kararı huzurdaki dava dosyası gibi itirazın iptali istemli olup vekalet ücretinin somut olaydaki gibi hatalı hesaplanması nedeniyle kararın düzeltilmesine hükmolunduğunu, dilekçe ekinde kararın bir örneğini sunduklarını; "Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup reddedilen miktar 828,14 TL olup AAÜT’nin 13/2. maddesi uyarınca kendisini vekille temsil ettiren davalı vekili lehine hükmedilecek vekalet ücretinin reddedilen miktarı geçemeyeceği gözetilmeksizin 1.800 TL vekalet ücreti hükmedilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirir ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmeyeceğinden 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanunun geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 5236 sayılı Kanunun 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki 438/7 maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir." Esas dava yönünden Sayın Yerel Mahkemenin takibin devamına yönelik verilen karara bir diyecekleri olmamakla beraber, izah edilen nedenle, karşı tarafın vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun kabulünü talep ettiklerini, Karşı dava yönünden istinaf sebepleri; Hak düşürücü süre yönünden yapılan itirazların değerlendirilmediğini, Yerel Mahkemece karşı dava ile ileri sürülen tazminat talebinin TTK Mad. 1188 de düzenlenen hak düşürücü süre geçtikten sonra talep edildiği yönündeki itirazlarının hiç bir aşamada dikkate alınmadığını, yargılama boyunca işbu itiraza yönelik bir araştırma yapılmadığı gibi gerekçeli kararda da süre yönünden bir değerlendirmeye yer verilmediğinin görüldüğünü, TTK Mad.1188'deki düzenlemenin açık olup; eşyanın hasar görmesinden, geç tesliminden veya eşyanın hiç teslim edilmemesinden doğan tazminat istem hakkının, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşeceğini, aynı maddenin 2. fıkrasında bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya hiç teslim edilmemişse onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağının düzenlendiğini, Karşı davacının taşımaya konu araçların 16.05.2014 tarihinde İskenderun Limanında S. Arabistan'a gönderilmek üzere hazır ettiğini ancak taşımanın gecikmeli olarak yapıldığını, işbu gecikme nedeniyle doğan bekleme ve liman ardiye ücretlerinin müvekkilden tazminini talep ettiğini, Yargılama kapsamında Mahkemece liman otoriteleriyle yapılan yazışmalar ile davacıya ait ... ve ... Plakalı araçların 16.05.2014 tarihinde İskenderun Limanına giriş yaptığı, 23.05.2014 tarihli duyuru kapsamında seferin geçici olarak durdurulduğu 38 gün limanda bekleme yapıldıktan sonra hattın tekrar açıldığı ve 22.06.2014 tarihinde müvekkile ait ... gemisi ile taşıma işleminin yapılabildiğinin ortaya konduğu, Aynı şekilde ... VE ... plakalı araçların 17.05.2014 tarihinde İskenderun Limanına giriş yaptığı, 23.05.2014 tarihli duyuru kapsamında seferin gerçekleşmediği 37 gün limanda bekleme yapıldıktan sonra 22.06.2014 tarihinde müvekkiline ait ... gemisi ile taşıma işleminin yapılabildiğinin ortaya konduğunu, bu noktada taşıma işlemlerinin gecikmesinden doğan tazminat istemi hakkının süresi içinde kullanılıp kullanılmadığı yönünde herhangi bir değerlendirilmeye gidilmediğini, mahalli mahkemece yapılması gereken ilgili araç ve dorselerin varış limanına teslim tarihinin araştırılması ve bu tarihin üzerinden bir yıllık hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin tespiti olduğunu, tüm itirazlara rağmen bu hususun da göz ardı edildiğini, Karşı dava tarihinin 16.03.2018 olduğunun sabit olup taşıma işlemlerinin ise 2014 yılı içerisinde tamamlandığı anlaşıldığından karşı dava ile talep olunan istemin 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra işbu davanın açıldığının ortada olduğu, hal böyle iken süre yönünden reddi gereken tazminat talebinin kısmen kabulü yönündeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davalı-karşı davacının talep ettiği bekleme bedellerinden müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, davalı şirketin TBK M.52'de düzenlenen zararı azaltma yükümlülüğünü açıkça ihlal edildiğini, tazminat tutarı belirlenirken yerel mahkemece bu durumun dikkate alınmadığını, Karşı davanın hak düşürücü süresi içinde açılmadığına yönelik itirazlarının kabul göreceğini, herhangi bir hak kaybına uğramamak adına karşı davanın esasına ilişkin istinaf gerekçelerini sunduklarını, Davalı karşı davacının talep ettiği, Sefer iptalinden kaynaklı araç ve dorselerinin uzun sürelerde limanda beklemesi nedeniyle meydana geldiği iddia edilen toplamda 11.550 USD bedelli zarardan müvekkili şirketin kesinlikle sorumluluğu olmadığını, somut olayda müvekkil şirketin sefere ilişkin iptal duyurusunun 23 MAYIS 2014 tarihinde ilan ettiğini, davalı şirketin ise; ...-... Plakalı araçlarını limanda 16.05.2014-22.06.2014 tarihleri arasında ...- ... Plakalı araçlarını limanda 16.05.2014-21.06.2014 tarihleri arasında 37 GÜN, olmak üzere toplam 75 gün beklettiğini, Müvekkilinin 23.05.2014 tarihinde hattın mivekkilinden kaynaklanmayan nedenlerle geçici olarak durdurulduğunu ve seferlerin yapılamayacağı alenen duyurduğunu, müvekkilin ilgili hatta taşıma işinin yapılamayacağını bildirmesine rağmen, bu duyurudan sonra davalının tırlarını İskenderun limanında yaklaşık 30 gün daha bekletmesinin, davacının TBK Mad. 52'den kaynaklanan zararı azaltma yükümlülüğünün açıkça ihlali olduğunu, davalının araçlarını liman sahasından çıkartması ve alternatif yollardan taşımayı gerçekleştirmesi önünde hiç bir engel bulunmadığını, müvekkilin kendisinden kaynaklanmayan tamamen yurt dışındaki liman otoritelerinden kaynaklı sebeplerle seferleri geçici olarak durdurmak durumunda kaldığını, davalının araçlarını keyfi olarak 1 aydan fazla sürelerde limanda beklettikten sonra hattın tekrar açılması ile birlikte ilgili araçların yine müvekkile ait gemi tarafından taşınmasını gerçekleştirdiğini, duyuru sonrası araçların liman sahasından çekilseydi söz konusu yatma bedellerinin doğmayacağını, Hal böyle iken davalı-karşı davacı şirketin kendi zararını artıran kusurlu davranışı nedeniyle doğan araç yatma bedellerini müvekkilden hiçbir koşulda talep edemeyeceğini, Kabul anlamında olmamakla beraber davalı şirketin iptal edilen sefer nedeniyle, taşıma işini bir başka taşıyana yaptırmak durumunda kaldığını ve aleyhine bir fark ücret doğduğunu ispat etmesi halinde davalının bu zararı talep etmesinin hukuken anlaşılabilir nitelikte olacağını ancak, davalının başından beri talep ettiği kendi ticari kararı nedeni ile 75 günlük tırların limanda yatmasına ilişkin bedellerin müvekkil şirketçe karşılanmasının kabul edilebilir olmadığını, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise bu talep bakımından, davacının zararını arttırıcı davranışlarını dikkate alınarak 75 günlük talep edilen bedele ilişkin hakkaniyet indirimine gidilmesini talep ettiklerini,İndirim talepleri dikkate alınmayarak keyfi olarak araçlarını limanda bekleten davalının işbu ticari kararından doğan zararının tamamının müvekkilden tazminine yönelik Yerel Mahkeme Kararına açıklanan nedenlerle açıkça itiraz ettiklerini beyanla, 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/417 E., 2021/449 K. Sayılı 23.11.2021 tarihinde verilen usul, yasa ve maddi gerçeğe aykırı kararının yapılacak inceleme sonucunda; esas dava hakkında verilen hükmün karşı vekalet ücreti yönünden yapılan itirazlar kapsamında düzeltilmesi ile, karşı dava hakkında verilen hükmün ise kaldırılarak istinaf incelemesi ile tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava; dava ve takip dayanağı faturalara konu davacı tarafından davalıya verilen deniz yoluyla taşıma hizmeti bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Karşı dava; davalı tarafından davacıya verilmesi taahhüt edilen dava konusu deniz taşıma hizmetinin planlanan süre içerisinde verilmediği gerekçesi ile taşınacak araçların limanda beklemesi sebebiyle bekleme ve ardiye ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl davanın ve karşı davanın kısmen kabulün karar verilmiş, davacı/karşı davalı vekili tarafından asıl davada verilen karara karşı davalı lehine takdir edilen vekalet ücretinin usul ve yasaya aykırı olduğu, karşı davada verilen karara karşı davanın hak düşürücü sürede açılmadığı ve Mahkemece bu savunmanın ara karar ve gerekçeli karar ile değerlendirilmediği, söz konusu bedellerinden davacı/karşı davalı şirketin sorumlu olmadığı ve aksinin düşünülmesi halinde dahi karşı tarafın zararın artmasındaki müterafik kusurunun değerlendirilmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; asıl davada ve karşı davada taraflar arasında deniz yoluyla taşıma sözleşmesi akdedildiğine, davacı/karşı davalı tarafından taşıma hizmetinin davalı/karşı davacıya verildiğine, karşı dava konusu olan deniz taşıma hizmetinin gecikmeli olarak verildiğine ilişkin taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasında istinafa gelen temel ihtilaf; asıl davada davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin tarifeye uygun olup olmadığı, karşı davada davalının taşıma hizmetini geç vermiş olması sebebiyle oluşan zarardan sorumlu olup olmadığı, karşı davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı, karşı dava davacının zararın artmasında müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarındadır. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, kararın sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Mahkemece, davacı tarafın dava dilekçesinde davalı olarak gösterdiği tüm kişiler hakkında ileri sürdüğü talepleri ile ilgili olumlu/olumsuz bir karar verilmemesi, talep sonucunun karşılanmaması açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, istinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerekmektedir. Karşı dava yönünden davalı vekili tarafından davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı savunması ileri sürülmüş, ancak Mahkemece hak düşürücü süre olması sebebiyle resen de değerlendirilmesi gerekmesine rağmen söz konusu savunma hakkında ara karar ve gerekçeli karar ile olumlu ve olumsuz karar verilmemiş ve değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece Anayasa'nın ve 6100 sayılı Kanun’un aradığı anlamda bu hususta herhangi bir gerekçe oluşturulmadan esas hakkında karar verildiğinden Dairemizce de karşı davada davalı vekilinin istinaf sebepleri denetlenememiştir. Bu sebeple karşı davada davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenle, davacı/karşı davalı vekilinin karşı dava yönünden istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, kaldırma sebebine göre davacı/karşı davalı vekilinin asıl davada ve karşı davada sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı/ karşı davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla ) 23/11/2021 tarih ve 2018/417 Esas - 2021/449 Karar sayılı kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacı/ karşı davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 03/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/417, K. 2021/449, T. 23.11.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-417-e-2021-449-k-1cd1e3e1a2a2