Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/316 E. 2021/284 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/316
- Karar No
- 2021/284
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2022/798 Esas KARAR NO: 2024/471 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 30/09/2021 NUMARASI: 2018/316 E. - 2021/284 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli) KARAR TARİHİ: 11/03/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil ..., ticari faaliyetine 1946 yılında İtalya'da başlamış ve kısa sürede ... şirketler grubu olarak tüm kıtalarda ve 27 ülkede şirketler kurmuş ve ürünleri ile dünyanın her noktasına ulaşmayı başardığını, yoğun üretim, pazarlama ve tanıtım faaliyetleri, müvekkil ...yı çikolata ve şekerleme sektöründe tüm dünya ülkelerinde tanınan, dünya çapında 4. büyük çikolata ve şekerleme üreticisi unvanına kavuşturduğunu, müvekkilin, "...", "... ", "...", "...", "..." ve "... " markaları ve bu markaları taşıyan ürünlerinin ülkemizde de çok iyi tanındığını, müvekkilinin "... " markalı çikolatalı pralinleri ihtiva eden ürünlerinin; ilk kez müvekkil tarafından uzun yıllar önce ihdas edilip, piyasaya sürüldüğünü ve dünya çapında birçok ülkede müvekkilinin yoğun tanıtım ve pazarlama faaliyetleri sonucu tanınan ürünler ve markalar haline geldiğini, "..." markalı ürünlerin, dünya çapında 30 yılı aşkın, Türkiye'de ise yaklaşık 1990 yılından beri tüketici ile buluştuğunu ve beğenilerek tüketildiğini, müvekkilin "..." özgün ve son derece ayırt edici bir ambalaj kompozisyonu içerisinde piyasaya sunulduğunu, her bir ambalaj tasarımında "... " ürün ailesine özgü renk-dokunun yeknesak bir şekilde kullanıldığını, bu ürünlerin şeffaf kutular içerisinde, altın sarısı parlak kâğıda sarih ve altlarında volanlı kâğıt zarflardan oluşan pralinlerden oluştuğunu, müvekkilin söz konusu ambalaj kompozisyonlarının, ülkemizde aynı zamanda müvekkili adına ..., ..., ..., ..., ... ve ... numaraları ile tescilli marka olarak da koruma altında bulunduğunu, ayrıca TPMK nezdinde tescilli pek çok markasının daha mevcut olduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan pazar izleme faaliyetleri sonucunda, davalının huzurdaki davaya konu ambalajlarının ayniyet derecesinde benzeri olan bir önceki ambalajlarının müvekkilinin tescilli markaları ve ambalajlarıyla benzer olduğu ve müvekkil aleyhine haksız rekabet yarattığının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla tespit edilmiş olmasına rağmen, davalı şirketin görsellerine yer verilen "..." ibareli ürün ambalajları ve ambalaj kompozisyonları ile, müvekkilin yukarıda anılan tescilli markaları ve ticari kullanımları aleyhine marka tecavüzü ve haksız rekabet yaratmaya devam ettiğinin tespit edildiğini, bunun üzerine, davalı tarafından müvekkili aleyhine yaratılan marka tecavüzü ve haksız rekabet durumunun tespiti, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması talebiyle, müvekkil tarafından davalıya karşı 10 Nisan 2014 tarihinde, İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2014/93 E, sayılı dava açıldığını, mahkemenin 19.02.2015 tarih, 2014/93 E. ve 2015/33 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiğini ve marka tecavüzü ve haksız rekabet durumları açıkça tespit edildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, kesinleşmiş mahkeme kararına rağmen davalının dava konusu ürünlerinin müvekkili aleyhine tecavüz ve haksız rekabet yarattığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının "..." ibareli fıstıklı ve fındıklı ürünlerine ilişkin olarak tekli, yirmili, yirmi dörtlü, otuzlu, otuz beşli ve diğer çoklu yeşil ve kahverengi ürün ambalajları ile; müvekkili aleyhine yarattığı haksız rekabet sebebiyle TTK madde 56 ve ayrıca marka tecavüzü sebebiyle SMK 151/2(b) uyarınca "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç" üzerinden müvekkilin davalıdan talep ve tahsile hakkı olduğu tazminat miktarının ayrı ayrı hesaplanarak, Mahkemece bu tutara SMK'nun 151/4. maddesi uyarınca makul bir pay da eklenmek suretiyle şimdilik 500.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın, marka tecavüzü ve haksız rekabetin işlenmeye başlandığı tarihten itibaren, Merkez Bankası’nın Türk Lirasına uygulamış olduğu senelik en yüksek mevzuat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BEDEL ARTIRIM TALEBİ: Davacı vekili 08/04/2021 tarihinde talep artırım dilekçesinde; maddi tazminat bakımından taleplerini 20.000.000,00 TL (20 Milyon TL) olarak belirlediklerini, arttırılmış talepleri doğrultusunda 20.000.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın marka tecavüzü ve haksız rekabetin işlenmeye başlandığı tarihten itibaren, merkez bankasının Türk Lirasına uygulamış olduğu senelik en yüksek mevzuat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkil ...Tic.A.Ş.'nin çikolata sektöründe faaliyet gösterdiğini, ürettiği ürünler ve yarattığı markalarla Türkiye ve yurtdışına tanınmış bir firma olduğunu, müvekkili şirketin halen çikolata, çikolata kaplamalı ürünler, bisküvi, gofret, sakız ve şeker ve kek üretimi yaptığını, 1500'ü aşan çalışan sayısıyla ülkemize önemli katma değer yaratan, ürettiği ürünleri 90'ı aşan ülkeye ihraç eden saygın bir şirket olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, eylemin ve zararın öğrenme tarihi olarak marka başvurusu tarihinin esas alınması gerektiğini, davacının müvekkilinin tescilli olarak kullandığı ürün ambalajını davaya konu ettiğini, davacının dayanak olarak sunduğu mahkeme kararında söz konusu ambalajla ilgili hiçbir hüküm bulunmadığını, davaya bu ambalajın dahil edilmesinin mümkün olmadığını, davacının tazminat talebinin kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin bahse konu ürünlerindeki "..." ibaresinin kullanım şekli dikkate alınırsa, müvekkilinin davacı markalarıyla iltibas yaratmak suretiyle haksız kazanç elde etmek gibi bir düşüncesinin olmadığının açıkça göründüğünü, ürünlerde "..." ibaresinin ön planda tutulduğunu, ayrıca "..." markasının tescile dayalı bir şekilde kullanıldığını, davacı şirketçe talep edilen faiz türü ve başlangıç tarihinin hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın esasına girilmeksizin zamanaşımı def'i dikkate alınarak davanın reddini, usul yönünden taleplerinin kabul olunması halinde haksız ve dayanaksız davanın esas yönünden reddini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 30/09/2021 tarihli 2018/316 E. - 2021/284 K. sayılı kararıyla; "...Tüm dosya kapsamı, sunulan deliller, İstanbul 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin Yargıtay tarafından da onanarak kesinleşen 19.02.2015 tarih, 2014/93 E. ve 2015/33 K. Sayılı kararı ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eyleminden kaynaklı olarak zararın tam olarak tespitinin mümkün olmadığı, satılan ürün adedinin tespit edilemediği dikkate alındığında alınan raporlardaki farazi değerlendirmeler içeren hesaplamaların (davalı kayıtlarının ayrıştırılmamış olması, aynı ürün gamından davalı savunmaları dikkate alındığında birden fazla ve tecavüze konu ürün çeşidinden fazla/farklı ürün çeşitliliğinin bulunması gözetildiğinde) hükme doğrudan esas alınabilecek nitelikte olmadığı, bu sebeple izahı yapılan TBK 50 kapsamında zararın takdiren belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmış olup davalı eylemi yönünden ceza zamanaşının uygulanması gerektiği dikkate alınarak zamanaşımı savunmalarına itibar olunmaksızın davalının kullanım durumu, işlem hacminin büyüklüğü, tecavüze konu ürün çeşitliliği sunulan deliller hak ve nesafet, izahı yapılan tüm değerlendirmeler kapsamında sübut bulan maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden takdiren 3.000.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın yerinde olduğuna kanaat getirilmekle bu miktarlar üzerinden tazminat taleplerinin kabulüne dair;-Davacının maddi tazminat davasının kısmın kabulü ile, takdiren 3.000.000,00 TL(üçmilyontürklirası)'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, -Davacının manevi tazminat davasının kabulü ile 100.000,00 TL (yüzbintürklirası)'nın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, " karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURULARI: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Yerel mahkemece 3.000.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, bilirkişi incelemesi ile davaya konu ürünlerin "çikolata kaplamalı, içi tüm fındıklı ve fındık kremalı gofret", "çoklata kaplamalı fındıklı krema dolgulu gofret", "çikolata kaplamı için tüm antep fıstıklı ve fıstık kremalı gofret" ve çoklara kaplamalı fıstıklı krema dolgulu gofret" ürün sınıfında yer aldığının tespit edildiğini, yapılan hesaplama sonucunda tecavüz süresince davalının bu ürünlerin satışından 40.995433,15 TL net kazanç elde ettiğinin tespit edildiğini, 2017 yılında veri girişi olmadığından bu yıl için hesaplama yapılamadığını, 2017 yılı verileri de mevcut olsaydı net kazancın daha da artacağını, bu konuda ek rapor alınması taleplerinin reddedildiğini, davalı tarafın da bilirkişi raporuna itirazları reddedilerek kendilerine bedel artırımı için süre verildiğini, kendilerinde ikinci bilirkişi raporunun hükme esas alınacağı kanısı oluştuğundan 20.000.000,00 TL tazminat talep edildiğini, Mahkemece bilirkişi raporunun yetersiz olduğu ve farazi hesaplamalar yapıldığı gerekçesiyle 3.000.000,00 TL tazminata hükmedilmişse de, raporlardaki hesaplamaların oldukça detaylı olduğunu, Mahkemece bir tereddüt oluştuysa bu konuda ek rapor alınması yoluna gidilmeden TBK'nun 50. maddesi uyarınca maddi tazminatın belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, belirlenen tazminatın hakkaniyete uygun olmadığını, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın tümden kabulü ile 20.000.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın, haksız rekabetin işlenmeye başladığı 10/04/2014 tarihinden itibaren, Merkez Bankası'nın Türk Lirasına uygulanan senelik en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Dava dilekçesinde talep ettikleri maddi ve manevi tazminatla ilgili haksız fiil tarihinden itibaren faize hükmedilmesi talep edildiği halde Mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de hukuka uygun olmadığını belirterek, Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda incelenen 4 yıl 2 ay 16 gün için müvekkilinin net karının 218.988,00 TL olduğunun tespit edildiğini, ikinci bilirkişi raporunda ise 527.165,00 TL net karın tespit edildiğini, ancak ikinci bilirkişi raporunda dava dışı pek çok ürün hesaplamaya dahil edildiğinden afaki ve soyut hesaplamalar yapıldığını, bu rapora taraflarınca itiraz edildiğini, Mahkemece bilirkişi raporlarında net kazanç hesabı yapılamadığı, satılan ürün adedinin tespit edilemediği, alınan raporların farazi değerlendirmeler içerdiği ve hükme esas alınamayacağı kabul edilerek, TBK'nun 50. maddesi uyarınca 3.000.000,00 TL maddi tazminata hükmedildiğini, ancak takdir hakkı kullanılırken hangi hususlara göre değerlendirme yapıldığının yerleşik Yargıtay kararlarına rağmen açıklanmadığını, yalnızca işlem hacminin büyüklüğü ve tecavüze konu ürün çeşitliği ile bu durumun açıklanamayacağını, Ceza zamanaşımı süresi dikkate alınmışsa da, bu sürenin 8 yıl olduğu, Mahkemece bu sürenin dikkate alınarak takdir hakkının kullanıldığını, incelenen dönemin ise 4 yıl 3 ay 16 gün olduğunu, ceza zamanaşımı süresinin yaklaşık yarısına denk geldiğini, bu nedenle takdir edilen tazminatın fazla olduğunu, Kararda müvekkili aleyhine hükmedilen manevi tazminata ilişkin gerekçeye yer verilmediğini, ayrıca 100.000,00 TL olarak belirlenen manevi tazminatın fahiş olduğunu, Maddi ve manevi tazminata yasal faiz uygulanması gerekirken avans faizi uygulanmasının da doğru olmadığını, TTK'nun 60. maddesinde belirlenen 1 ve 3 yıllık zamanaşımı ve TBK'nun 72. maddesindeki 1 ve 2 yıllık zamanaşımı sürelerine rağmen zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, ceza zamanaşımı süresinin dikkate alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,Haksız fiil devam ettiğine göre her eylemle zamanaşımı yeniden başlayacağından açılan davada en fazla 1 yıllık süre için tazminat hesabı yapılması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: TPMK'dan istenen marka tescil belgeleri incelendiğinde; "..., adına ... numaralı "Şekil" markasının 30. sınıfta, ... numaralı "Şekil" markasının 30. sınıfta, ... numaralı "...+Şekil" markasının 20. Sınıfta "patsa ve şekerlemeler, çikolata ve çikolatalı ürünler, dondurmalar" için, ... numaralı "...+Şekil" markasının, ... numaralı "...+Şekil" markasının 30. Sınıfta "Çikolatalar, pralinler, sütlü çikolata içinde bütün fındıklar ve fındık krokanları" için, ... numaralı "Şekil" markasının 30. Sınıfta davacı adına tescilli oldukları, marka tescillerinin halen geçerliliğini koruduğu tespit edilmiştir. Davalı adına tescilli ... numaralı "...+Şekil" markalarının 29, 30 ve 32. Sınıflarda tescilli oldukları ve marka tescillerinin halen geçerliliğini koruduğu tespit edilmiştir. İstanbul 4. Fikri ve sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/93 Esas, 2015/33 Karar sayılı kararı incelendiğinde; davacıların ... ve ... A.Ş., davalının ... A.Ş., dava tarihinin 10/04/2014 olduğu, davalının “...” markalı ürün ambalajlarının davacıya ait ..., ... ve ... tescil numaralı markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ve önlenmesi için dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek 11/01/2018 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince bilirkişiler ...'tan oluşan heyetten alınan 08/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda; "Davalı şirketin 2014-2015-2016-2017-2018-2019 yılına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahihi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacı ile davalı şirket arasında bir lisans sözleşmesinin akdedilmediği, davalı şirket vekilinin dosya kapsamında belirtmiş olduğu “... Mahallesi, ... Caddesi, no:... Silivri/İstanbul” adresine 01.11.2019 tarihinde yerinde incelemeye gidildiği “ tarafımızca talep edilen evraklardan ... markasında ait satış rakamlarının ve satış faturalarının ibrazı yapılamadığını, haçimli ve zaman alması sebebi ile 05.11.2019 tarihinde ibraz edileceği yönünde” tutanak tutulduğu, 05.11.2019 tarihi itibariyle yerinde inceleme sırasında talep edilen evraklar taraflarına ulaştırılamamış olması sebebiyle ara karar doğrultusunda bir tespit yapılamadığı" bildirilmiştir.Aynı heyetten alınan 20/02/2020 tarihli bilirkişi I.Ek raporunda; "Davalı vekilinin mail yazışmalarında beyan etmiş olduğu 2014-2015-2016-2017-2018 yıllarına ait davaya konu ürünlerin satış miktarlarına istinaden yapılan hesaplamalar neticesinde; davaya konu ürün satış tutarlarına vergi öncesi kar marjlarının uygulanması sonucunda 2014-2018 yıllarında elde edilen kar tutarının 258.387,00 TL olduğu, davaya konu ürün satış tutarlarına vergi sonrası kar marjlarının uygulanması sonucunda 2014-2018 yıllarında elde edilen kar tutarının 218.988,00 TL olduğu, dava konusu ürün satışından 2014-2018 döneminde elde edilen kar tutarlarının ve buna bağlı olarak davacının davalıdan talep edebileceği maddi tazminat tutarının;Vergi öncesi kar marjlarının dikkate alınması halinde : 258.387,00 TL olabileceği,Vergi sonrası kar marjlarının dikkate alınması halinde : 218.988,00 TL olabileceği, sayın mahkeme davalının 2014-2018 yıllan arası satış faturalarının incelenmesi suretiyle hesaplama yapılmasına karar verecek olursa, bilirkişi incelemesi sınırlarının çok dışında olan bu değerlendirmenin Sayın Mahkemece kurdurulacak bir ekip marifetiyle yaptırılması ve sonucunun bilirkişi kurulumuza bildirilmesi ile durumun değerlendirilebileceği" bildirilmiştir.İlk derece mahkemesince 5 mali müşavir eşliğinde mahallinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, dosya bilirkişiler ... tevdi edilerek alınan 05/01/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; "Davalının tutulması zorunlu ticari defterlerinin, TTK hükümlerine göre usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış onaylarının, yasal süresinde yapıldığı, e-defter beratlarının yasal süresi içerisinde sisteme yüklendiği, defterlerin sahipleri lehine takdiri delit niteliğine haiz olduğu, dava konusu ... ibareli fındıklı ve fıstıklı ürünlere ilişkin 2016 yılı kazancının 6.601.507,39-TL olabileceği, beş yılın aritmetik ortalaması alınmak suretiyle de hesap yapılması durumunda da 40.995.433,15/5- 8.199.086,63 TL sonucuna ulaşıldığı" bildirilmiştir. G E R E K Ç E: Dava markaya tecavüz ve haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasıdır.Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilinin zamanaşımı ile ilgili istinaf talepleri incelendiğinde; davaya konu tazminatların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet nedeniyle talep edildiği, TBK’nun 72/1. maddesi uyarınca ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı öngörülmüşse bu zamanaşımının uygulanacağının düzenlendiği, buna göre zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, haksız fiilin gerçekleştiği 14/04/2014 tarihinden dava tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.Davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin gerekçe yazılmadığı ve fahiş olarak takdir edildiğine dair istinaf talebinin incelenmesinde; SMK’nun 149/1-ç maddesi uyarınca sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayanların maddi ve manevi tazminat talep edebilecekleri düzenlenmiş olup, davalının ürün ambalajlarının davacının markalarına tecavüz teşkil ettiği tespit edildiğinden davacının manevi tazminat talep edebileceği, Mahkemenin somut olayın özelliklerine ve hak ve nefasete göre manevi tazminatı belirlediğini gerekçeli kararında belirttiği, davalının tecavüzünün devam ettiği süreye, tarafların ticari hacimlerine, davalı tarafın kesinleşen mahkeme kararına rağmen aynı ambalajları kullanmaya devam etmesi nedeniyle kusurunun ağırlığına göre takdir edilen 100.000,00 TL manevi tazminatın somut olaya uygun olduğu kanaatine varılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminatın belirlenmesine ilişkin istinaf talepleri incelendiğinde; alınan bilirkişi raporları ile davaya konu ürünlerin markaları ayrıştırılarak ticari kayıtlara işlenmediğinden davalının ürün cinsine göre satış miktarlarının ve net karının tespit edilemediği, tanımlanan çikolata kaplı ve krema dolgulu ürünlerin tamamının aynı cins ambalajla satılıp satılmadığının da tespitinin mümkün olmadığı, ayrıca davalıya ait ürünlerin satışında tek tercih nedeninin, davacıya ait şekil markaları ile benzer olan ürün ambalajları olmasının da düşünülemeyeceği, satışlara markanın etkisinin kesin olarak tespit edilemediği dikkate alındığında, bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamalara göre Mahkemece TBK’nun 50. maddesi uyarınca maddi tazminatın takdiren belirlenmesinin yerinde olduğu, tecavüzün devam ettiği süreye, davalının ticaret hacmine ve incelenen dönemdeki ürün satışından elde ettiği kazanca göre Mahkemece takdir edilen 3.000.000,00 TL maddi tazminatın somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu, ilk derece mahkemesinin kararında hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla, davacı vekili ile davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf taleplerinin de reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı yandan alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davalı yandan alınması gereken 211.761,00 TL nispi harçtan, peşin alınan 52.940,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 158.826,25 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak yalnız davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 101,60TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 50,80 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 11/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.