Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/1179 E. 2016/522 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1179
- Karar No
- 2016/522
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1010 Esas KARAR NO: 2024/1892 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2020/276 Esas - 2022/117 Karar TARİHİ: 23/02/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 28/11/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari ilişki içerisinde müvekkili tarafından davalıya mal temin edildiğini ve bu hizmet karşılığı fatura düzenlendiğini, müvekkilinin takip tarihi itibari ile 24.446,91 TL. olan cari hesap alacağının davalı tarafından ödenmediğini, 27.06.2015 tarihli faturadan da görüleceği üzere müvekkili tarafından davalıya mal teslim edildiği ve bu malların davalı tarafından teslim alındığı açıkça ortada olduğunu, açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibine davalı, müvekkili şirketin alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğinden işbu davayı ikame etme zorunluluklarının hasıl olduğunu, davalının haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz etmiş olması ve dava konusu edilen tutarın likit ve belirlenebilir olduğundan İİK. md. 67 uyarınca icra takibine konu müvekkili şirket alacağının %20’sinden aşağı olmamak üzere hükmedilecek tazminatın davalıdan alınarak müvekkil şirkete ödenmesine, davalının davaya konu icra takibine itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesi gerektiğini belirterek fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yaptığı tüm itirazların iptali ile takibin devamına, davalının takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada müvekkili asile yapılan tebligat usulsüz olup tebligatın iptalini ve öğrenme tarihinin de dosyadan haberdar oldukları 26/08/2020 tarihi olarak kabul edilmesini talep ettiklerini, somut olayda müvekkilinin vekaletnameli vekili aracılığıyla icra dosyasından gönderilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde borca itiraz ettiğinden ve vekile ait vekaletname takip dosyası içinde bulunduğundan itirazın iptali davasında, ekinde dava dilekçesi bulunan ve üzerinde duruşma gününün yazılı olduğu tebligatın vekile yapılması gerekirken asile yapılmasının doğru olmadığını, itirazın iptali davasının ayrı ve yeni bir dava olmayıp icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı icra takibinin devamı niteliğinde bir dava olduğunu, dolayısıyla vekil yerine müvekkili şirkete yapılan tebligat usulsüz olduğundan tebligatın iptalini ve öğrenme tarihinin haberdar oldukları gün olan 26/8/2020 olarak düzeltilmesini; bu yönüyle davaya cevap dilekçelerinin yasal süresinde olması nedeniyle kabulünü talep ettiklerini, açılan davayı kabul etmediklerini ve davanın reddini talep ettiklerini, dosya içerisinde mevcut 07/05/2019 tarihli itiraz dilekçesini tekrar ettiklerini, söz konusu dilekçede de belirtildiği üzere müvekkili firmanın davacı alacaklı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, dosyada mevcut ve de bilahare sunacakları faturalardan, tahsilat makbuzlarından, şirketler arası yazışmalardan, cari hesap ekstrelerinden ve de ticari defter kayıtlarından da anlaşılacağı üzere müvekkili davacı şirketten dava dışı ... Ticaret ve Sanayi Ltd.Şti. aracılığı ile motorin aldığını ve karşılık gelen ödemeleri de yaptığını, müvekkilinin ekte sunulan 24/04/2013 tarihli yetki belgesinden de anlaşılacağı üzere ödemeleri yetkili firma olan dava dışı ... Ticaret ve Sanayi Ltd.Şti.'ne yapmış olup davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu konuyla ilgili takip ve dava öncesi davacı şirket ile müvekkili firma arasında yapılan yazışmalarda da borç bulunmadığına ilişkin mutabakat sağlandığını, tahsil etmiş olduğu alacağı tekrar tahsil etme girişiminde bulunan, bu ısrarını arabuluculuk ve huzurdaki davayla da devam ettiren davacının kötü niyetli olduğu sabit olup davacının müvekkili şirkete, asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etiklerini belirterek usulsüz tebligatın iptali ile öğrenme tarihi olan 26/8/2020 tarihinin tebliğ tarihi olarak kabulüne, davanın reddine, kötü niyetle hareket ederek müvekkilin ticari hayatlarına onarılmaz zararlar veren davacıların %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 23/02/2022 tarih ve 2020/276 Esas - 2022/117 Karar sayılı kararında; "Dava, hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir. Davanın İİK 67 maddesine göre açılan itirazın iptali davası olduğu, celp edilen İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; 27/06/2015 tarihli 24.446,91 TL. Tutarlı faturaya dayalı 24.446,91 TL. alacağın tahsili için icra takibi başlattıkları, davalı tarafın süresi içerisinde yapmış oldukları itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın; davalının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaliyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkin olduğu belirlenmiştir. Tarafların delilleri toplanarak, tarafların defterlerinin incelenmesi için gün tayin edilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle dosya üzerinde Mali Müşavir bilirkişilerden inceleme yaptırılarak teknik ayrıntıları gösterilen mahkememizce alınan 02/11/2021 tarihli bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir.Dosyada mübrez 02/11/2021 tarihli bilirkişi raporunun sonuç bölümünde; tarafların ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olduğu, kendi lehlerine delil niteliğine haiz olduğu, raporda inceleme başlığı altında (11)/3-D) sayılı bentte tanıtılan mail yazışmasında, davacı tarafından gönderilen 22.10.2015 tarihli mail ekinde davalı şirketin cari hesap ekstresinin bulunduğu, davacı tarafından gönderilen cari hesap ekstresinde davalının cari hesabının O (Sıfır) olduğu, davacı şirketin toplam 137.719,97 TL. tutarında 5 adet fatura düzenlediği, davacının düzenlediği 5 adet fatura bedellerinin davalı tarafından dava dışı ...Ltd. Şti.'ne makbuzlar karşılığı ödendiği, dava konusu haricindeki 4 adet faturanın ödenmediğine dair bir iddiasının bulunmadığı, raporda değerlendirme başlığı altında (1V/2) sayılı bentte tanıtılan yüksek yargı kararları uyarınca, davalı şirketin dava dışı ... Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.'ine ödediği dava konusu fatura bedelinin uygulamada yerleşmiş teamül gereği davacıya ödenmiş olduğu, davalı şirketin defter kayıtlarına göre, takip tarihi itibariyle davacı şirkete 4,97 TL borçlu olduğu, tüm delillerin takdiri ve hukuki değerlendirmenin tamamı mahkememize ait olmak üzere kanaatlerini bildirmiştir.Yapılan yargılama, toplanan tüm deliller ve dosya kapsamına göre; davacı alacaklının fatura alacağına ilişkin olarak davalı borçlu aleyhine icra takibine başladığı, davalının süresi içerisinde takibe itiraz ettiği, davanın itirazın iptali ile icra inkar tazminatına ilişkin olduğu belirlendi. Dava süresi içerisinde açılmıştır. Taraflar tacir olması nedeniyle her iki tarafın ticari kayıtları üzerinde mali müşavirden oluşan bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, hukuka uygun ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafından davalı aleyhine137.719,97 TL tutarında 5 adet fatura düzenlendiği, 5 adet faturanın davalı tarafından dava dışı ... Ltd. Şti'ne makbuzlar karşılığında ödendiği, dava konusu haricindeki 4 adet faturanın ödenmediğine dair bir iddiasının bulunmadığı, dava konusu fatura bedelinin uygulamada yerleşmiş teamül gereği davacıya ödenmiş olduğu, davalı şirketin defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacı şirkete 4,97 TL borçlu olduğu, bu nedenle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, takibin asıl alacak 4.97 TL üzerinden takip başlangıcında belirtilen şart ve koşullar altında aynen devamına, fazlaya ilişkin itirazın iptali isteminin reddine, asıl alacak fatura alacağı olması sebebiyle likit olduğu, asıl alacak olan 4,97 TL'nin yüzde yirmisi icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, '' Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-Davalının İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, takibin asıl alacak 4.97 TL üzerinden takip başlangıcında belirtilen şart ve koşullar altında aynen devamına, fazlaya ilişkin itirazın iptali isteminin reddine,3-Asıl alacak olan 4,97 TL nin %20'si icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından yasal süre içerisinde cevap verilmediğinden HMK 128 uyarınca davalı, dava dilekçesinde yer alan iddiaları inkar etmiş sayılması gerekirken, yerel mahkemece bu husus değerlendirilmeksizin hüküm kurulduğunu, davalı tarafından her ne kadar icra takibine vekil ile itiraz edildiği ve arabuluculuk sürecinin vekil ile tamamlandığından dava sürecindeki tebligatların vekile yapılması gerektiğinden hareketle taraf teşkili sağlanmadığı iddia edilmişse de icra takibine vekil aracılığı ile itiraz edilmesinin asil hakkında açılacak davaların tümüne ilişkin dava takip yetkisi verildiğine dair karine oluşturmadığından taraflarınca davalı asil aleyhine usulüne uygun şekilde dava ikame edildiğini ve dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından süresinde cevap dilekçesi sunulmadığını, 02.12.2020 tarihli ön inceleme duruşmasında davalının süresi içinde cevap dilekçesi sunmadığının açıkça hüküm altına alındığını; bu hükme rağmen yine de yerel mahkeme tarafından, "HMK 140/5. maddesi gereğince tarafların delil listelerinde ve dilekçelerinde ileri sürüp celp edilmemiş delilleri varsa celbine" denilmek suretiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na aykırı biçimde ara karar kurulduğunu, bu hususun HMK'nun 140/5 maddesine aykırı olduğunu, Yargıtay Genel Kurulu'nun da cevap dilekçesi sunmayan tarafın delillerine dayanarak hüküm kurulamayacağını yerleşik içtihadıyla ortaya koymakta olduğunu (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/2-695 E. 2016/522 K. 20.04.2016 Tarihli İlamı),Yerel mahkeme tarafından, dosya kapsamında alınan çelişkili ifadeler içeren hukuka aykırı bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazları nazara alınmaksızın hüküm kurulduğunu; bilirkişi raporunda delil vasfı taşımayan mail yazışmaları ve davalının ticari defterleri, hukuk aykırı biçimde rapora esas alındığını; mahkeme tarafından müvekkili şirketin ticari defterlerinde yer alan ... Cari Hesap Virmanlarının geri alınması başlıklı kayıt değil davalı ticari defterleri esas alınarak hüküm kurulduğunu, gerekçeli kararda, müvekkili şirket tarafından düzenlenen; dava konusu 27.06.2015 tarih ve ... no'lu ... Sap Fatura no'lu 24.446,91 TL tutarlı fatura bedelinin, davalı tarafından ... Bankası Kartal Şubesi'nin ... no'lu 27.10.2015 keşide tarihli 24.445,00 TL tutarlı çeki ile ... Ltd. Şti'ne ödendiği, karşılığında ... Denizcilik Ltd. Şti'nin 01.07.2015 tarih ... no'lu tahsilat makbuzunun bulunduğu bu nedenle müvekkili şirketin dava konusu haricindeki 4 faturanın ödenmediğine dair bir iddiasının bulunmadığı, dava konusu fatura bedelinin uygulamada yerleşmiş teamül gereği müvekkili şirkete ödenmiş olduğu değerlendirmesinin yer aldığını, davalı tarafından faturaya konu bedele ilişkin ödemenin garantör ... Denizcilik şirketine yapıldığı kabul edilse dahi müvekkili şirket tarafından dava dışı ... Denizcilik'e tahsil yetkisi verilmediğini; müvekkili şirket ile ... Denizcilik arasında imzalanan sözleşmede de bu yönde bir hüküm bulunmadığını; bu sebeple 3. Kişiye yapılan ödemenin belirtilen şekilde müvekkili şirkete olan borcu sona erdirmesinin mümkün olmadığını, ... Denizcilik'in, Çerçeve Sözleşme'nin Garanti Hükümleri uyarınca; aracılık faaliyetleri kapsamında ticari ilişki tesis edilecek müşteriler ile müvekkili arasındaki ticari ilişki nedeniyle, müşterilerin müvekkili nezdinde doğabilecek tüm borçlarının ödenmesinden müşterek ve müteselsil olarak garantör sıfatı ile sorumlu olması, müvekkilin asıl borçluya başvurmasına engel olmadığından davaya konu alıma ilişkin borcun davalıdan istenmesinin hukuka uygun olduğunu, kaldı ki davaya konu fatura bedeline ilişkin müvekkili şirkete ne davalı tarafça ne de garantör şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını; müvekkili şirketin davalıdan olan alacağının devam ettiğini, Müvekkili şirketin doğrudan davalıya akaryakıt temin etmekte olup temin etmiş olduğu akaryakıt bedelini davaya konu faturaya yansıttığını; akabinde garantör sıfatı ile müvekkili şirketin davalıdan olan tüm alacaklarından müteselsil ve müşterek olarak sorumlu olan dava dışı ... Denizcilik davaya konu fatura bedelinin ve başkaca müşteri borçlarının ödenmesi için garantör sıfatıyla müvekkili şirkete çekler keşide ettiğini ve müvekkili şirketten çek bedellerinden davalının borcu tutarınca virman işlemi yapılmasını talep ettiğini; müvekkili şirketin bunun üzerine verilmiş olan bu çeklere istinaden davalının hesaplarında virman işlemini gerçekleştirdiğini, fakat yapılan virman işlemi akabinde dava dışı ... Denizcilik tarafından keşide edilen çeklerin ödenemeyeceği bu sebepte ertelenmesinin talep edildiğini; akabinde ise ertelenen çek bedelleri için ... Denizcilik tarafından müvekkili şirkete keşide edilen yeni çeklerin bankaya usulüne uygun olarak ibraz edildiğini ancak karşılıksız çıktığını; bunun üzerine keşide edilen çeklere istinaden yapılan virman işleminin ters kayıt ile düzeltildiğini, Yargıtay'ın da yerleşik içtihatları tarafların ticari defterlerinde aykırılık mevcut ise bu çelişkinin giderilmesi aksi takdirde ticari defterlerin delil vasfı kazanamayacağını göstermekte olduğunu(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2018/1179 E. 2020/356 K. Sayılı İlamı), mahkemece, müvekkili şirket ticari defterlerinde yer alan ters kayıt işlemi değerlendirilmeksizin, ticari defter yasal süresi içinde bildirilmeyen ve bu nedenle delil olarak dayanılamayacak davalı ticari defterlerindeki kayıtlar esas alınarak hüküm kurulduğunu; bu nedenle anılan Yargıtay kararı gereği hukuka aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, Davalının açık ikrarı ve takibe konu faturadan anlaşılacağı üzere müvekkili tarafından davalıya mal teslim edildiği ve bu malların davalı tarafından teslim alındığı açıkça ortada olduğunu, davalı aleyhine başlatılan icra takibine konu fatura uyarınca davalı müvekkile karşı fatura borcunu ödemekle yükümlü olmasına ve yasal süresi içinde sunmadığı cevap dilekçesinde de fatura içeriğini açıkça ikrar etmiş olmasına rağmen dava konusu borcun müvekkile ödenmediğini; davalının dilekçesi ile borç ikrarında bulunan davalının icra takibine haksız ve kötüniyetli itiraz ettiğini, davalı tarafından takibe konu fatura bedelinin üçüncü bir kişiye ödendiği bu nedenle müvekkile karşı borçlu bulunmadığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını; müvekkili şirket tarafından dava dışı şirkete tahsilat yapma yetkisinin verilmediğini, ... Denizcilik'in müvekkilinin akaryakıt satış faaliyetlerinde; müşteri temini ve müşteri portföyü oluşturulmasında aracılık faaliyetini yüklendiğini; söz konusu şirketin Garanti Hükümleri uyarınca aracılık faaliyetleri kapsamında ticari ilişki tesis edilecek müşteriler ile müvekkili arasındaki ticari ilişki nedeniyle, müşterilerin müvekkili nezdinde doğabilecek tüm borçlarını müşterek ve müteselsil olarak ödenmesinden garantör sıfatı ile sorumlu olduğunu kabul ve taahhüt ettiğini, davalının üçüncü kişiye yapmış olduğu ödemenin müvekkile olan borcunu sona erdiremeyeceğini; öte yandan anılan sözleşme çerçevesinde müvekkili tarafından ... Denizcilik'e tahsil yetkisi de verilmediğini; bir an için davalının üçüncü şahsa ödeme yaptığı kabul edilse bile, davacının bu ödemeyi ve ödemenin takibe konu borca ilişkin borca karşılık olduğuna dair bir delil ibraz etmediğini, Bununla birlikte davalının üçüncü şirketlere ödediklerini iddia ettiği tutar ... Denizcilik tarafından hiç bir şekilde müvekkile ödenmediğini; davalı tarafın ... Denizcilik'e herhangi bir ödeme yapıp yapmadığı incelenmeksizin söz konusu çek bedelinin tahsil edilip edilmediği araştırılmadan bedelin tahsil edilmiş olduğu varsayımıyla tespit yapıldığını, Mahkemenin, sözleşme hükümlerinin aksine ticari teamülün uygulanması gerektiği yönündeki değerlendirmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, mahkemece gerekçeli kararda, dava konusu fatura bedelinin uygulamada yerleşmiş teamül gereği davacıya ödenmiş olduğu, değerlendirmesine yer verildiğini, bu değerlendirme ile sözleşme hükümlerine aykırı olarak ticari teamülün esas alınması gerektiği ifade edildiğini, müvekkili şirket ile dava dışı ... arasındaki ilişkinin tellallık sözleşmesi niteliğinde olduğunu; telallık sözleşmesinin esas unsuru olan, tellalın müvekkili şirket adına tahsil yapabilmesinin ancak özel yetkilendirme ile mümkün olacağı bilerek ve istenerek açıkça görmezden gelindiğini, müvekkili şirket ile dava dışı ... arasında imzalanan Çerçeve Sözleşme'de müvekkili şirket tarafından ...'e bu yönde özel bir yetki tanımadığı gibi, aksine ...'in müvekkilin yalnızca akaryakıt satış faaliyetlerine müşteri temini ve müşteri portföyü oluşturulmasına aracılık etme faaliyeti ile sınırlı bir yetkiye sahip olduğunu; ... garanti hükümleri uyarınca, ticari ilişki tesis edilecek müşteriler ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişkilerde, müşterilerin müvekkili şirket nezdinde doğabilecek tüm borçlarının ödenmesinden müşterek ve müteselsil olarak garantör sıfatı ile sorumlu olduğunu da kabul ve taahhüt ettiğini, davalı tarafça müvekkili şirket ile dava dışı ... arasındaki ilişkinin telallık sözleşmesi niteliğinde olduğunun vurgulandığını ancak bu tespit doğrultusunda telallık sözleşmesinin unsurları ve taraflar arasında imzalanmış bulunan Çerçeve Sözleşme hükümleri uygulanmak yerine ticari teamülün uygulanması gerektiğinin ileri sürüldüğünü, kaldı ki dava öncesi dönemdeki borçlara ilişkin ... tarafından verilen çeklerin, ...'in garantör sıfatının gereği olup, bu çeklerin ... üzerinden tahsilat yapıldığı yönünde teamül oluşturduğunun söylenemeyeceğini, İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.02.2022 tarihli 2020/276 E. 2022/117 K. sayılı usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılmasına ve davamızın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, 27/06/2015 tarihli 24.446,91-TL bedelli satış faturasına dayalı alacağın tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı taraf, davalıya akaryakıt satıp teslim ettiğini, karşılığında düzenlemiş olduğu takip konusu bir adet fatura bedelinin ödenmediğini, bu nedenle davalı aleyhine takip başlattığını, davalının takibe itirazının haksız olduğunu beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, davacı ile aralarındaki akaryakıt alım satımına ilişkin ticari ilişkinin dava dışı ... Şirketi tarafından yürütüldüğünü, ... firmasının davacı adına tahsilat yetkisi olduğunu, takip konusu fatura ile takip konusu olmayan faturaların bedellerinin dava dışı şirkete çekler ile ödendiğini, davanın reddini savunmuştur. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; süresinde cevap dilekçesi sunmayan davalının sunduğu delillere göre hüküm kurulamayacağı, davacı ile dava dışı ... Denizcilik Şirketi arasında tellallık sözleşmesi bulunduğu, dava dışı şirkete alacak tahsilat yetkisi verilmediği, dava dışı şirketin yalnızca garantör olduğu, davalının bu şirkete yaptığı ödeme ile borcundan kurtulamayacağı, kaldı ki dava dışı şirket tarafından da davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı, davanın kabulü gerektiği yönündedir. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, davacı ile dava dışı ... arasındaki çerçeve sözleşme, dava dışı şirkete tarafından davacıya gönderilen virman listesi, davacının davalıya kestiği takip dayanağı olan ve olmayan faturalar ile bu faturalara ilişkin tahsilat makbuzları dosya arasına alınmış, taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davacının davalıya tanzim ettiği içerisinde dava ve takip dayanağı faturanın da yer aldığı toplam 137.719,97-TL tutarlı beş adet fatura bulunduğu, bu faturaların bedellerinin davalı tarafından dava dışı ... Şirketi'ne makbuz karşılığında ödendiği, davacının dava ve takip konusu dört adet faturanın ödenmediği iddiasının bulunmadığı, buna göre dava konusu fatura bedelinin de taraflar arasındaki teamül gereği davacıya ödenmiş olduğu, davalı şirketin defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacı şirkete 4,97-TL borçlu olduğu gerekçeleri ile davanın 4,97-TL yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dava konusu takip dosyası kapsamından, davacının davalı aleyhine 24/09/2019 tarihinde, 27/06/2015 tarihli 24.446,91-TL bedelli satış faturasına dayalı olarak, fatura bedeli kadar alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı anlaşılmıştır. Davacı ile dava dışı ... Dış Ticaret Ve Sanayi Limited Şirketi arasında imzalanan 21/12/2012 tarihli Çerçeve Sözleşme ile dava dışı şirketin, davacıya akaryakıt satış faaliyetlerinde müşteri temini ve müşteri portföyü oluşturulmasında aracılık hizmeti vermeyi üstlendiği, sözleşmenin 2. maddesi ile dava dışı şirketin, davacı ...'in ÖTV'siz akaryakıt satışı yapabileceği müşteri grubunu tayin ve tespit ederek, tüm mali/ödeme sorumluluğu uhdesinde kalmak üzere ürün alım satımına dair ticari ilişkileri aracı olarak tesis edeceğinin, aracılık hizmeti verdiği müşterilerin, davacı nezdinde akaryakıt alımları sebebiyle doğabilecek her türlü borçlarını TBK'nın üçüncü kişinin fiilini taahhüt hükümleri çerçevesinde garantör sıfatıyla ifa edeceğinin, Garanti Hükümleri başlıklı 5. maddesinde ise, davacı ile müşterileri arasındaki ticari ilişki nedeniyle müşterilerin davacı nezdinde doğabilecek tüm borçlarının ödenmesinden müşterek ve müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunun, müşteriler tarafından kabul edilen beyan ve taahhütlerin kendisi için geçerli olduğunun, müşterilerin borçlarının vadesinde ödenmemesi halinde, davacı tarafından herhangi bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın iş bu garanti taahhüdünden doğan borçların tamamının muacceliyet kesbedeceğinin ve muaccel olan borçların muacceliyet tarihinden itibaren 10 gün içerisinde ödeyeceğinin kabul edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece alınan mali bilirkişi raporu kapsamından, davacı tarafından davalıya düzenlenen ve bir adedi dava konusu olan beş adet faturanın davalı defterlerinde kayıtlı oldukları, fatura bedellerinin davalı tarafından her bir fatura için verilen çeklerle ve tahsilat makbuzu karşılığında dava dışı ... şirketine ödendiği, davacı tarafından da davalının verdiği her bir çekin davalı hesabına alacak kaydedildiği, buna göre davacının kendi defterlerine göre davalıdan 22/10/2015 tarihi itibariyle herhangi bir alacağının bulunmadığı, ancak davacının 12/11/2016 tarihinde "... cari hesap virmanlarının geri alınması açıklaması ile yaptığı işlem ile davalıyı 24.446,91-TL borçlu hale geçirdiği, bu tutarın takibe konu edilen 27/06/2015 tarihli satış faturası bedeli ile aynı olduğu anlaşılmıştır. Davalının süresinde cevap dilekçesi sunmamasının neticesi davacının iddiasının inkar edilmiş sayılması olup, inkar kapsamında delil sunulmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, öte yandan davalının ticari defter ve kayıtları ile bu kayıtların dayanaklarının HMK'nun 222/1 fıkrası uyarınca mahkemenin re'sen ibrazını isteyebileceği delillerden olduğu, Davacının, davalı tarafından dava dışı ... Şirketi'ne verilen tüm çekleri davalı borcuna mahsuben defterlerine kaydetmiş olması, takip konusu fatura haricindeki dört adet fatura karşılığı dava dışı ... Şirketi'nin çek ile yapmış olduğu tahsilatlara herhangi bir itirazının bulunmaması karşısında, yalnızca dava konusu fatura bakımından dava dışı ... Şirketi'nin tahsilat yetkisi bulunmadığını ileri sürmesinin çelişkili davranış yasağına aykırı olduğu, zira dava konusu edilmeyen faturalar bakımından davalının dava dışı ...'e yaptığı ödemeleri kabul eden ve davalı borcuna mahsup eden davacının, ...'in kendi bulduğu müşterilere satılan yakıtlar için davacı adına tahsil yetkisini haiz olduğu hususunda davalıda güven oluşturduğu, bu hususun bizzat davacı defterlerinde yer alan kayıtlar kapsamından anlaşıldığı, mahkemenin bu yöndeki kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu takip cari hesaba değil, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılmış olup, itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya baplı davalar olduklarından ve takip konusu faturanın ödendiği davalı tarafından ispat edilmiş bulunduğundan davanın reddi gerekirken, mahkemece davalının takip tarihi itibariyle kendi defterlerine göre davacıya 4,97-TL cari hesap borcunun göründüğü gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmamış ise de, davalı tarafından bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmamış olması nedeniyle bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.