Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/700 E. 2020/387 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/700
- Karar No
- 2020/387
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO:2024/1257 KARAR NO:2025/594 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:30/11/2023 NUMARASI:2023/298 Esas - 2023/1080 Karar DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ:27/03/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/10/2012 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortacı ...'a ait ...'ın idaresindeki ... plaka sayılı araç ile ... plaka sayılı araç sürücüsü ... ve ... idaresindeki ... plaka sayılı aracın karıştığı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkil sigortalısı ... ... plakalı araçta yolcu olarak bulunduğunu, kaza sonucu ağır şekilde yaralandığını kazada davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, kazadan sonra bir süre Türkiye de tedavi gören sigortalının daha sonra yurt dışında tedavi gördüğünü ve müvekkilinin bu tedavi sebebi ile 21.854.00 ... ödediğini, davalı ...Sigorta Şirketi ... plakalı aracın ZMSS yapan şirket olarak zarardan sorumlu olduğunu, ...'nın da tedavi giderlerinden sorumlu olduğunu belirterek 21.854.00 ... alacağın tahsil tarihindeki TL karşılığının, faiz masraf ve vekalet ücretinin davalıların sorumlu oldukları miktar ve limitleri ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Kuruma başvuru yapılmadan dava açılmadan davanın reddi gerektiğini, müvekkili kurum aleyhine açılan davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğunu, davacının taleplerinin 2918 sayılı kanunun 109/3 maddesinde düzenlenen 2 yıllık süre geçirildiğinden zamanaşımına uğradığını, esasa ilişkin olarak da müvekkilinin 6111 sayılı yasa ile değişen KTK'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderlerinden sorumlu olduğunu, söz konusu tedavi giderinin sağlık uygulama tebliği (SUT) kapsamında karşılandığını, iş göremezlik, maddi manevi tazminat ve bakıcı giderlerinin bu kapsamda olmadığını, zararın yabancı para olarak talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Plakalı araç, müvekkili olan şirket tarafından tanzim edilen 16/01/2012-2013 vadeli ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalının kusuru, zararı ispat etmesi gerektiğini, davanın zaman aşımına uğraması nedeniyle reddi gerektiğini, mahkemenin yetkisiz olduğunu, trafik kazası sebebiyle Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurumlarınca gerçekleştirilen tedavi giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Sağlık Bakanlığına yapılacak ödemeye ilişkin usul ve esasların Sosyal Güvenlik Kurumu ve Sağlık Bakanlığı tarafından belirlendiğini bu nedenle müvekkil şirketin sorumluluğunun olmayıp kurumun tüm borçtan sorumlu olduğunu, ayrıca faturaların incelendiğinde belirtilen harcamalar dava dışı ... tarafından yapıldığını davacının bu davayı açmakta hukuki bir menfaatinin bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "1-Davalı ... A.Ş. aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile; 10.881,60 CHF geçici iş göremezlik tazminatının, davalı ... A.Ş.’den (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 15/06/2017 tarihinden itibaren devlet bankalarınca ... cinsinden 1 yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında işletilecek faizi ile tahsili ile davacıya ödenmesine, Mahkeme kararını istinaf etmeyen davalılar... ve ... yönünden ilk hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2-3.718,00 ... tedavi giderinin davalı ...’dan 15/06/2017 tarihinden itibaren devlet bankalarınca ... cinsinden 1 yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında işletilecek faizi ile tahsili ile davacıya ödenmesine, diğer davalılar yönünden tedavi gideri isteminin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... Sigorta Şirketi vekili, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kazada hesaplama davalı sigortalısının kusuru ile orantılı indirim yapılmış olmasının doğru olmadığını, kazaya sebebiyet veren her sorumlunun kusur oranına bakılmaksızın tüm diğer sorumlular ile birlikte müştereken ve müteselsilen zararın tamamından sorumlu olduklarını, bu sebeple müvekkili sigortalılarının kusuru bulunmadığından herhangi bir oranda kusuru bulunan taraf zararın tamamından sorumlu olduklarını, bu sebeple kusur oranına göre yapılan hesaplamanın doğru olmadığını, kusur oranına ilişkin hesaplamanın doğru olmadığını, zararın tamamına hükmolunması gerektiğini, davalının sorumluluğu belirlenir iken sigorta limiti ifadesi kullanıldığını, bu ifadenin uygulamada ve kararın infazında sakınca yarattığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; poliçe limitlerinin, davaya konu uyuşmazlığa uygulanacak mevzuat kapsamında olduğunu ve hakimin mevzuatı resen uyguladığını, müvekkili şirketin sorumlu olduğu tutarın 225.000 TL olup hükmedilen ferilerin de poliçe teminatına göre oranlanması müvekkil şirketin sorumlu olduğu her tutarın ayrı ayrı belirtilmesi gerektiğini,İstanbul Anadolu 4. ATM 2017/700 E. 2020/387 K. numaralı 10.09.2020 tarihli karara istinaden başlatılan İstanbul ... İcra Dairesi ... sayılı dosyaya müvekkili şirket tarafından ödeme yapılmış ve sorumluluğun sona erdiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını,Yargıtay Yerleşik İçtihatlarında kusur raporlarının ATK veya Makine Mühendisi bilirkişiler tarafından hazırlanmamasının bozma nedeni olduğunu, davaya konu kaza neticesinde zararın oluşmasında davacı yanın ağır kusuru bulunduğunu, bu husus zarar ile kaza arasındaki illiyet bağını kopardığını, sigortalı araca atfedilen kusuru kabul etmediklerini, aktüer bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, hesaba esas alınan gelirin kabulünün mümkün olmadığını, kaza tarihindeki verilere göre hesap yapılması halinde müvekkili şirkete karşı, tazminata; temerrüt tarihinden itibaren faiz işletileceğini ancak güncel veriler kullanılarak hesaplanan işleyecek dönem zararına ayrıca faiz işletilmesi hakkaniyete aykırı olacağını, gelecek dönem zararına geçmiş tarihten faiz işletilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, davacı yanın ticari faiz taleplerinin reddi ile vekalet ücreti, harç, yargılama giderleri hatalı olup, düzeltilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; öncelikle davanın dava şartı noksanlığı nedeni ile reddi gerektiğini, bu davada İş Mahkemelerinin görevli olduğunu, trafik kazası sonucu yapılan tedavilerle ilgili olarak sağlık hizmet sunucuları ile sigortalılar lehine müvekkili Kurum nezdinde oluşan alacakların halefıyet yolu ile 3. kişilere intikalinin hukuken mümkün olmadığını, davaya konu olay bakımından yasada öngörülen sürenin dolduğunu, kanun, yönetmelik ve genelge hükümleri çerçevesinde, trafik kazası nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin sağlık uygulama tebliği kapsamında Kurumlarınca karşılanmakta olup; iş göremezlik, maddi-manevi tazminat ve bakıcı giderleri gibi Kurumlarınca karşılanmayan talepler için sigorta şirketlerinin sorumluluklarının devam ettiğini, uğranılan zararın yabancı para olarak talebinin de hukuka aykırı ve haksız olduğunu, davacının kuruma herhangi bir başvurusu olmadığını ve sonraki muhtelif tarihlerde kurumca davacının tedavi giderleri karşılanmış olup ilgili belgelerin celbini talep etmiş olmalarına rağmen yeterli ve gerekli araştırma yapılmadan hüküm kurulduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, trafik kazası bağlı yaralanma nedeniyle sigortası kapsamında dava dışı sigortalının tedavisi için hastaneye ödenen tedavi giderlerinin, geçici işgöremezlik tazminatının, davalı Sigorta Şirketi, davalı ...,davalı araç işleteninden ve sürücüsündün rücuen tahsili istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 15/03/2023 tarih, 2021/8 Esas ve 2023/439 Karar sayılı kararı ile " ...İlk Derece Mahkemesince, gerekçeli kararda reddedilen kısma yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, kabul edilen kısma yönelik tarafların iddia ve savunmalarını karşılayacak şekilde tartışılmadığı, kısa kararın hüküm fıkrasında ise 2a ve 2b bendinin kendi içinde çeliştiği gibi 2a bendinin kendi içinde çeliştiği görülmektedir. Bu yönüyle, karar yukarıda açıklanan Anayasa, usul ve yasa kurallarına aykırılık teşkil etmektedir...Dava, rücuan tazminat istemiyle açılmış olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açacak idi ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. Sigortalı gerçek kişi tarafından davalı ZMMS sigortacısı aleyhine eldeki davanın açılması halinde görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğundan, sigortalının halefi sıfatıyla davayı açan davacı sigorta şirketi yönünden de asliye ticaret mahkemesi görevlidir. ..818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 83/son maddesi (6098 sayılı TBK m. 99) hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir.Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun Yabancı para borcunda faiz işletilmesine ilişkin 4/a maddesinde"Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." hükmü düzenlenmiştir.Yukarıda ifade olunan yasal düzenlemeler de göz önünde bulundurulduğunda, yabancı para borcunun alacaklısı olan davacı tarafın, fiili ödeme günündeki kur üzerinden talepte bulunma hakkına sahip olduğu gözetilerek ve davacının talebiyle de bağlı kalınarak karar verilmesinde ve ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiğinden oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/1715 E. ve 2016/6513 K.sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta yaralamalı trafik kazası 01/10/2012 tarihinde gerçekleşmiş, dava 15/06/2017 tarihinde açılmıştır. Dava itibariyle 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresi dolmadığından zamanaşımına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir.Davalılar vekillerinin esasa ilişkin diğer istinaf taleplerinin ilk derece mahkemesi tarafından denetime elverişli gerekçeli karar yazılmasından sonra değerlendirilebileceğinden bu aşamada değerlendirilmemiştir. ..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Daire kararımız ile zamanaşımı, görev, faiz yönünden istinaf incelemesi yapılarak karar verilmiş olduğu anlaşıldığından aynı yöne ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamından davacı sigorta şirketi tarafından 01/10/2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında sigortalının yaralanması nedeniyle tedavi giderleri, geçici işgöremezlik tazminatı içen ödediği 21.854.00 ... davalılardan halefiyet kuralı gereği tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih, E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir.Kaza tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'da haksız fiil halinde müteselsil sorumluların dış ilişkisi 61.maddede düzenlenerek birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacağı kabul edilmiş; müteselsil sorumlar arasındaki iç ilişkisi ise 62.maddede düzenlenmiştir.Müteselsil sorumluluğa ilişkin TBK'nın 162/1.maddesine göre ise müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Aynı Kanun'un 163.maddesi gereğince borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder.Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.Bu nedenle yukarıda belirtilen KTK'nın 85 ve 91.maddelerindeki düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan maddi zararlardan iki tarafın işleten, sürücü ve trafik sigortacısı zarar görene karşı müteselsilen sorumludur.Zarar gören davacı yolcu ,TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Mahkemece dava dışı sigortalının yolcu olması nedeni ile kusurunun bulunmadığı gözetilerek davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarına karar verilmesi gerekirken kusur oranına göre karar verilmesi doğru olmamıştır. İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı davalı ...Sigorta Şirketi tarafından verilen istinaf dilekçesinde kusur oranına, illiyet bağına, aktüerya bilirkişi hesaplamasına ve kriterlerine ilişkin istinaf talebi bulunmadığından karşı taraf lehine bu hususlarda usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu yöne değinen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalıların sorumluluklarının sona erdiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). Davalı ... Sigorta Şirketi tarafından ilk karar tarihinden sonra icra dosyasına yapılan ödemenin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerekmektedir.Kaza tarihi itibariyle davalı ... Sigorta Şirketi'nin geçici iş göremezlik tazminatı yönünden sorumlu olduğu poliçe limiti 225.000,00 TL'dir. lk Derece Mahkemesince kurulan hükümde davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olduğu yazılı olmakla birlikte poliçe limitinin açıkça gösterilmemiş olması doğru olmamıştır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.1993 tarih, 1993/13-41 Esas ve 1993/145 Karar sayılı yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz satış kuru karşılığı Türk lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre nispi ilâm harcının ve avukatlık ücretinin hesaplanması gerektiği yönündeki kararı gereğince dava tarihi itibariyle poliçe limitini aşan tazminat bulunmadığından yargılama giderleri, vekalet ücreti, harç için oranlama yapılmamasında isabetsizlik bulunmamaktadır.13.02.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak 25.2.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile 2918 sayılı KTK'nın 98.maddesinde yapılan değişiklikle"Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ... tarafından karşılanacağı..." hükmüne yer verilmiş; 6111 Sayılı Yasanın Geçici 1.maddesinde de "Bu kanunun yayınlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin de ... tarafından karşılanacağı..." hükmü getirilmiştir.Sosyal Güvenlik Kurumu, tüm tedavi giderlerinden değil, 6111 Sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 sayılı Yasa'nın 98.maddesi kapsamında kalan ve belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri yönünden ise işleten, sürücü ve sigortacının sorumluluğu devam etmektedir.Sosyal Güvenlik Kurumu'nun tedavi giderlerinden Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamındaki sorumluluğuna ilişkin hüküm,Danıştay 10. Dairesinin 05/10/2010 tarih, 2007/7391 Esas ve 2010/7354 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.Elde ki dava da yaralanan dava dışı sigortalı ...'ın tedavisi yurt dışında yapılmıştır. 6111 Sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 Sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan ve belgeli tedavi giderleri yurt içinde olanlardan ... sorumlu olacak ancak Türkiye'de geçirdiği trafik kazası nedeniyle yurt dışında devam eden tedavilerinin ... sorumluluğu kapsamında olmadığından yurt dışında devam eden tedavi giderlerinden ... değil işleten, sürücü ve ZMMS sigortacısı sorumlu olacaktır. Bu nedenle davalı ... bakımından davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.Bu nedenle; davacı vekili, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin ile davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilerek 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:A- Davacı vekili, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili ile davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,Buna göre:1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 21.854.00 ... tazminatının, davalılar ..., ... ve ... Anonim A.Ş.'den (Davalı ... Anonim A.Ş.'nin sorumluluğu 225.000,00 TL poliçe limiti sınırlı olmak üzere) 15/06/2017 tarihinden itibaren devlet bankalarınca ... cinsinden 1 yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında işletilecek faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,Davalı ... aleyhine açılan davanın REDDİNE, 2-Davalı ... Sigorta Şirketi tarafından ilk karar tarihinden sonra icra dosyasına yapılan ödemenin infaz aşamasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla icra müdürlüğünce değerlendirilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 5.390,37 TL harçtan, davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 1.347,60 TL harcın mahsubu ile arta kalan 4.042,77 TL harcın, davalılar ... Sigorta Şirketi, ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 1.347,60 TL harcın, davalılar ... Sigorta Şirketi,..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan AAÜT göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... Sigorta Şirketi, ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 6-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan AAÜT göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'ya ödenmesine,7-Davacı tarafından yapılan 3.148,00 TL yargılama giderinin davalılar ... Sigorta Şirketi, ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN;1-Davacı, davalı...Sigorta Şirketi, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-a-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 902,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,b-İstinaf aşamasında davalı ... Sigorta Şirketi tarafından yapılan 261,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile adı geçen davalıya verilmesine,c-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan 167,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama giderinin davacıdan tahsili ile adı geçen davalıya verilmesine,3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kesin açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/03/2025