Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2017/589 E. 2019/73 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2017/589
Karar No
2019/73
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO:2024/232 Esas KARAR NO:2024/1982 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:21/03/2019 NUMARASI:2017/589 Esas, 2019/73 Karar DAVANIN KONUSU:Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) DAVA TARİHİ:13/09/2017 KARAR TARİHİ:25/12/2024 Dairemizin 19/01/2022 tarihli, 2019/1353 Esas, 2022/80 Karar sayılı kararı, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 26/10/2023 tarihli, 2022/2149 Esas, 2023/6201 Esas sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, duruşmalı yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 26/03/2004 tarihinde 35.sınıf emtialar için ... marka numarası ile "..." markasını tescil ettirdiğini, reklam amacı ile 07/06/2000 tarihinde "..." internet sitesi tahsis edildiğini, bu siteyi ticari amaçla kullanmaya devam ettiğini, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne ... nolu kayıtlı davalı .... Şirketi'nin konut inşaatı alanında ticari faaliyetini sürdürdüğünü, BTK.nın resmi internet sitesi üzerinden tanzim edilen raporda "..." alan adı sahibinin davalı olduğunun sabit olduğunu, davalının "..." ibaresini büyük puntolar ve kırmızı ile beyaz renklerde öne çıkarmak suretiyle kullandığının görüldüğünü, davalının tescilli bir "..." markası bulunmamasına rağmen ibareyi markalaştırarak kullandığını, ticaret unvanının tescil edildiği şekilde kullanılmadığını, davalının kullanma şeklinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun sabit olduğunu, müvekkiline ait "..." markasının eskiliği, kullanımının yaygınlığı ve tanınmışlığı nedeniyle de bu internet sitesinin müvekkili şirkete ait olduğu ve bu site üzerinden yapılan inşaat işlerinin müvekkil şirket veya müvekkil şirkete bağlı bir şirket üzerinden yapıldığı algısının mevcut olduğunu, internet sitesine yönelik erişimin engellenmesi ve bu sitelerin müvekkil şirkete devredilmesini, tescile ve izne dayanmayan kullanımın önlenmesi, marka hakkına tecavüzün durdurulması, haksız rekabetin ortadan kaldırılması, "..." internet sitesinin belirli bir bedel karşılığında veya bedelsiz olarak müvekkil şirket adına kullanım hakkı tanınmasına ve bu internet sitesinin müvekkil şirkete devredilmesine, bu taleplerinin reddi halinde müvekkil şirkete ait "..." markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, marka hakkına tecavüzün önlenmesine ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, "..." internet sitesine erişiminin engellenerek davalı tarafından kullanımının önlenmesine, dava sonuna kadar tedbiren internet sitelerine erişimin engellenmesine, karar kesinleşinceye kadar tedbir kararının devamına, Türkiye çapındaki "..." yazılı tabela, vergi levhası, broşür, katalog, el ilanları, kartvizit vs. her türlü tanıtım ve ticari evrakın toplatılarak imhasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ... İnşaat ve Ticaret Ltd. Şirketi'nin 19/01/1995 tarihinde kurulduğunu ve bu tarihten itibaren kesintisiz faaliyet gösterdiğini, 22 yılı aşkın süredir bilinen ve tanınan bir şirket olduğunu, 22 yıl sonra böyle bir dava açılmasının iyi niyetli olmadığını, dilekçe ekinde eski tarihli kullanımın gösterir resmi evraklar ve çizimi yapılan inşaatların ruhsatları, tapu, atık su, belediye nüshaları örneklerinin ibraz edildiğini, davalının 22 yıldır ... ibaresini kullandığını davacı şirketin 27/09/1994 yılında ... ibaresini aldığı düşünüldüğünde her ikisinin de eski birer şirket olduğunu, ...'nin müvekkiline ait olduğunu, bu siteyi de hukuka uygun şekilde kullandığını, dava açılıncaya kadar davacı tarafından müvekkiline hiçbir şekilde sözlü veya yazılı ihtar yapılmadığını, davacının her ne kadar davasını terditli açarak "internet sitesinin bedelli veya bedelsiz" tahsisini istemiş ise de, davadaki söylemleri ile internet sitesinin hiçbir ilgisinin olmadığını, davalı ile davacının sektörünün farklı olduğunu, davacının 22 yıl sonra iş bu davayı açmasının dürüstlük kuralına ve Ticaret Kanunundaki "basiretli tacir ilkesine" aykırı olduğunu, davacının sessiz kalarak hak kaybına uğradığını, davacının, davalının ... ibaresini kullanım şekline karşı 5 yıllık dava zamanaşımını kaçırdığını, haksız ve mesnetsiz, sessiz kalınarak süresinde açılmayarak zamanaşımına uğrayan davadaki tüm taleplerin reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI:İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21.03.2019 tarihli 2017/589 E. - 2019/73 K.sayılı kararıyla; "... somut olaya bakıldığında, davalının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin davacının tescilli markalarının esas unsuru ile aynı olduğu, davalının inşaat hizmetleri alanında faaliyet gösterdiği, davacının markalarının bir kısmının da 37. Sınıfta inşaat hizmetleri için tescilli olduğu, bu nedenle davacının tescilli markaları ile davalının ticaret sicilinde yer alan "..." ibaresinin işitsel, görsel ve anlamsal olarak birebir benzer olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar davalıya ait internet sitesinde bilirkişilerin yaptıkları incelemede davalının tescilli ticaret unvanını tescilli olduğu şekilde kullanıldığı ve farklı bir kullanımın tespit edilemediği belirtilmişse de, davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde sunduğu tapu kayıtları, fatura örnekleri ve atık su tadilat projesi gibi davalıya ait ticaret unvanının kullanım şeklini gösteren belge örnekleri incelendiğinde, davalının ticaret unvanında esas unsur olarak yer alan "..." ibaresinin alt ve üstüne iki eğri çizgi koyulmak ve büyük harflerle yazılmak suretiyle ön plana çıkartılarak kullanıldığı, bu kullanım şeklinin davacının dava dilekçesi ve ekinde davalının kullanım şeklini ispatlamak için sunduğu belge örneklerinde yer alan kullanım ile aynı olduğu, bu kullanımın ticaret unvanının kullanımını aşarak markasal kullanım niteliğinde olduğu, davalının inşaat alanında hizmet verdiği düşünüldüğünde, ticaret unvanının hizmet markası olarak da algılandığı, bu şekilde kullanımın davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, davalının daha sonra bu kullanım şeklini değiştirdiği, her ne kadar davacı tarafça davalıya ait internet alan adının davacıya devredilmesi veya erişimin engellenmesine karar verilmesi de talep edilmişse de, davalının tescilli ticaret sicilini kullanmasının hukuka uygun olduğu, bu unvanına uygun bir alan adını kullanmasının da yasal hakkı olduğu "gerekçesiyle; "Davanın kısmen KABULÜNE, Davalının ticaret unvanının çekirdek unsuru olan "..." ibaresini daha büyük harflerle ve farklı renk ve karakterle yazarak ön plana çıkartmak suretiyle iş evrakında ve internet sitesinde kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine,Marka hakkına tecavüzün önlenmesine, Haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, Davalının bu şekilde ... ibaresini daha büyük harfle ve farklı renk ve karakterle yazarak ön plana çıkardığı tabela, vergi levhası, broşür, katalog, el ilanları, kartvizit vs.her türlü tanıtım ve ticari evrakın toplatılmasına, karar kesinleştiğinde imhasına, Davalının ticaret unvanını bu şekilde internet sitesinin içeriğinde kullanmasının yasaklanmasına, Davacının diğer taleplerinin reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURULARI:Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkemece oluşturulan hüküm fıkrasında sadece haksız rekabetin tespitine karar verilip, haksız rekabetin sonuçlarının ne şekilde ortadan kaldırılacağına dair olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi suretiyle infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/5455 E, 2014/12211 K ve 26.06.2014 tarihli kararı) Davalı'nın, "..." kelimesini alan adında ve internet sitesinde ticari amaçlı ve markasal olarak kullanmaya devam ettiğini, davalı tarafından "..." ibaresinin kullanılmaması için erişime engellenmesini, "..." ibaresinin alan adından kaldırılması veya internet sitesinin bedelli/bedelsiz olarak müvekkili şirkete devredilerek haksız rekabetin sonuçlarının ne şekilde ortadan kaldırılacağına ilişkin uyuşmazlığın çözümüne dair hüküm tesis edilmesi gerektiğini. -Sundukları kesinleşmiş mahkeme kararlarından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğu ve davalının "..." ibaresini kullanımının da iltibas teşkil ettiğini, davalının "..." markasını tescilsiz kullanımının korunamayacağını, davalının "..." ibaresini ticaret unvanında kullanmasının ticari dürüstlüğe uygun olmadığını, alıcıların iki işletme arasında bağlantı kurmalarına neden olabileceğini diğer taleplerinin de kabulüne karar verilmesi gerektiğini.-Bilirkişi raporuna karşı ciddi itirazlarının değerlendirilmesi için, marka uzmanı, ticaret hukuku öğretim üyesi, bilgisayar mühendisi ve sektörden bilirkişinin de içinde bulunduğu 4 kişilik bir bilirkişi heyetten, denetime elverişle yeni bilirkişi raporu alınması gerektiğini, beyanla, mahkeme kararının kısmen kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Müvekkili şirketin 19/01/1995 tarihinde kurularak, kesintisiz faaliyet gösterdiğini, 22 yılı aşkın süredir bilinen ve tanınan bir şirket olduğunu, 22 yıl sessiz kaldıktan sonra bu şekilde bir dava açılmasının iyi niyetli olmadığını, davacı şirketin 27/09/1994 yılında ... ibaresini aldığı düşünüldüğünde, her iki şirket arasında ticari unvan olarak kullanmaya başlama zamanı açısından arada 4 ay olduğunu, Mahkeme’ye yıllar önce kullanılan eski faturalardan örnekler sunularak sessiz kalındığını ispatladıklarını, bu faturalardan bahisle marka tecavüzü tespiti ile kısmen kabule yönelik bölümün hukuka aykırı olduğunu, dilekçelerinde yer verdikleri Yargıtay'ın yerleşik kararında belirtildiği üzere; dava açıldığı tarihte 22 yıldır aynı şekilde kullanılan ... İnşaat ve Ticaret Ltd.şti. ibaresinin, kullanım şeklinin, davacının dilekçesinde saydığı marka tescillerine tecavüz ve haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin korumadan yararlanan haklarına dayanarak kullandığını. -Her iki tarafın sektörleri farklı olduğu gibi, ... ibaresini kullanım şeklinin de farklı olduğunu. -TMK'da düzenlenen dürüstlük kuralında “ Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken, dürüstlük kurallarına uymak zorundadır” denildiğini, müvekkilinin 1995 yılında seçtiği, kendi sektöründe tanıttığı ve yatırım yaptığı bir ibareyi “ticaret hayatında seçerek” kullandığını, bilirkişi kök raporunda "davalının “...” ibaresinin kullanımı, davacı marka haklarına iltibas teşkil etmemektedir. Davaya konu ... alan adında yer alan “inşaat” ibaresi, davalı alan adını, davacının tanınmış markasından ayırt edilebilmesine imkan tanımaktadır." şeklinde tespitte bulunulduğunu beyanla, kararın kısmen kabulüne ilişkin kısmının kaldırılarak, tümüyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Dosya içerisinde bulunan ticaret sicil kayıtlarından; davalının ticaret sicil kaydının 19/01/1995, davacının ticaret sicil kaydının ise 03/11/1989 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır. Taraflara ait alan adlarının tescil tarihlerinin; davalıya ait ... alan adının 10 Nisan 2015 tarihinde, davacının... alan adının ise 07/06/2000 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.Dosya içerisinde bulunan Davacıya ait marka tescil kayıtları incelendiğinde; ... numaralı "..." markasının 14/01/2015 tarihinde 01, 02, 03, 04, 05, 06, 07, 08, 09, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 40, 41, 42, 44, 45. sınıflarda,... numaralı "..." markasının 18/02/2013 tarihinde 36, 37. sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 11/09/2003 tarihinde 35. sınıfta, ... numaralı "..." markasının 16/03/2003 tarihinde 35.sınıfta, ... numaralı "..." markasının 08/06/2003 tarihinde 08,09,10,21,27. sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 24/01/2000 tarihinde 08,09,18,25,27. Sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 07,09,11,18,20,21,24,25,27. sınıflarda davacı adına tescil edildiği tespit edilmiştir.TPMK'nın 23/10/2008 tarihli yazısından, davacı tarafça yapılan 11/06/2008 tarihli başvuru üzerine, davacının ... markasının 556 Sayılı KHK 7/1-(ı) bendi çerçevesinde herkes tarafından yaygın olarak bilinen tanınmış marka olduğu (...) tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince bilişim uzmanı bilirkişi ile, marka vekili bilirkişiden alınan 24/08/2017 tarihli raporda; davalıya ait intrenet sitesinin 10/04/2015 tarihinde tescil edildiği, içeriğinde davalı şirketin faaliyetlerinin tanıtıldığı, her iki tarafa ait internet alan adlarında "..." ibaresinin yer alması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davalının internet sitesinin arşiv kayıtlarının mevcut olmadığı, davalı firmanın ticaret unvanını tescil ettirdiği tarihte, davacı markasının tanınmış olmadığı gibi, davacı firma adına tescilli tek markanın da ... sayılı "..." markası olduğu, davalının ticaret unvanının ise, gerek davacı ticaret unvanından, gerekse davacının ... sayılı markasından ayırt edilebilecek derecede farklı olduğu, davaya konu ... alan adında yer alan "inşaat" ibaresinin, davacının tanınmış markasından ayırtedilebilirlik sağladığı, alan adlarının sadece anonim şirketler için kanunen zorunlu olmakla beraber, davalı gibi limited şirketler için de kanunen olmasa da, ticari teamülde yaygın uygulama bulduğu, davalı şirketin ticari unvanı "... İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi" olduğuna göre alacağı her alan adının davacının "..." tanınmış markasını zaruri olarak içereceği, davalı firmanın iştigal alanı da inşaat sektörü olduğuna göre, mevcut alan adının kötü niyetli olduğunu söyleme imkanının da söz konusu olmadığı, aksi taktirde davalı firmanın alabileceği tek alan adının, tescilli ticari unvanının bütünüyle kullanılmasından oluşan ... alan adı olabileceği, davalının internet sitesinde ticaret unvanını tescilli olduğu şekilde "... İNŞAAT TİCARET VE LİMİTED ŞİRKETi" olarak kullandığı yönünde tespit ve görüşlere yer verilmiştir.İlk derece mahkemesine alınan 20/07/2018 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda; " davalı tarafa ait olduğu anlaşılan ... internet sitesinin arşiv görüntülerinin kayıtlı olmadığını, bu sebeple kök raporlarında vardıkları sonuç ve kanaatte herhangi bir değişiklik bulunmadığı" yönünde tespit ve görüşlere yer verilmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde; 19/07/2004 tarihli "Betonarme ve Statik Proje" örneği, 24/05/2010 tarihli Tapu nüshası, 03/10/2011 tarihli tapu nüshası, 11/01/2010 tarihli Atıksu Projesi, 2010, 2011 yıllarına ait atıksu projeleri, 01/07/2011 tarihli proje bedeli faturası, 11/01/2011 tarihli proje bedeli faturası ve bir kısım başka faturalar sunulduğu, sunulan proje örnekleri ile faturalarda, davalı şirketin ticaret unvanının yazıldığı, unvan yazılırken ... ibaresinin büyük koyu renkli, altında ve üstünde çerçeveli olarak yazıldığı anlaşılmıştır." DAİREMİZ KARARI:Dairemizin : 2019/1353 E- 2022/80 K. sayılı kararı ile; "Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının ticaret unvanındaki ... ibaresini vurgulayarak ön plana çıkararak, markasal kullandığını, müvekkilinin tanınmış markasına yaklaştırmaya çalıştığını ve internet sitesi alan adının da müvekkilinin tanınmış markaları ve internet sitesi alan adı ile iltibas teşkil ettiğini ileri sürerek, alan adının bedelli/bedelsiz olarak müvekkiline devredilmesini, bu talebin reddi halinde davalının eyleminin markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ve önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, internet sitesine erişimin engellenmesine, Türkiye çapında "..." yazılı tabela, vergi levhası, broşür, katalog, el ilanları, kartvizit vs. her türlü tanıtım ve ticari evrakın toplatılarak imhasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dosya kapsamına sunulan mahkeme kararları ile tanınmış marka tescil kaydından, davacı ... markasının, ev eşyaları satışına ilişkin mağazacılık hizmetlerinde tanınmış olduğu, davalının ise inşaat hizmetlerinde faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, davalının ticaret unvanının terkini talepli dava açılmadığı, davalının ticaret unvanının 19/01/1995 tarihinde tescil edildiği, davalının ...alan adının 10 Nisan 2015 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Davalının internet sitesi alan adının davalının tescilli ticaret unvanının çekirdek unsuru olan "... İnşaat" ibarelerinden oluştuğu ve davalının tescilli ticaret unvanını internet sitesi alan adında kullanmakta haklı yararının olduğu, davacı vekilinin davalının alan adı tescilinin iyi niyetli olmadığına yönelik istinaf sebebi ile site içeriğinde markasal kullanım tespit edilmediğinden alan adına erişimin engellenmesi talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde, iki adet fotokopi belge sunulmuşsa da, belgelerin davalı internet sitesinden hangi tarihte alındığı konusunda kanaat oluşturulamamış, noter tespiti yahut mahkemeden delil tespiti yaptırılmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporu ve ek raporunda, davalının internet sitesinde "..." ibaresinin markasal kullanılmadığı, ticaret unvanının tescilli olduğu şekliyle kullanıldığının ve arşiv görüntülerinin bulunmadığının tespit edildiği, kök rapor ekinde internet sitesinde kullanım şekline ilişkin görsellere yer verildiği görülmüştür. Davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde; 19/07/2004 tarihli "Betonarme ve Statik Proje" örneği, 24/05/2010 tarihli Tapu nüshası, 03/10/2011 tarihli tapu nüshası, 11/01/2010 tarihli Atıksu Projesi, 2010, 2011 yıllarına ait atıksu projeleri, 01/07/2011 tarihli proje bedeli faturası, 11/01/2011 tarihli proje bedeli faturası ve bir kısım başka faturalar sunulduğu, sunulan proje örnekleri ile faturalarda, davalı şirketin ticaret unvanının yazıldığı, unvan yazılırken ... ibaresinin büyük koyu renkli, altında ve üstünde çerçeveli olarak yazıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece davalı vekilinin sunduğu belgelerdeki "..." ibaresinin alt ve üstüne iki eğri çizgi koyularak ve büyük harflerle yazılmak suretiyle ön plana çıkartılarak kullanımın" markasal kullanım olduğu gerekçesiyle davacının markalarından kaynaklanan haklarının ihlal edildiğine karar verilmişse de, davalının sunduğu belgelerdeki kullanımı markasal kullanım olmayıp ticaret unvanı kullanımı şeklindedir. Kaldı ki, davalı tarafça davacı tarafın müvekkilinin kullanımına sessiz kalındığı da ileri sürülmüştür. Dava dilekçesi ekinde sunulan İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2001/63 D.İş sayılı dosyasında alınan 18/05/2001 tarihli bilirkişi raporundan, taraflar arasında unvan kullanımı nedeniyle ihtilaf yaşandığı, davacı tarafın davalı şirketten haberdar olduğu, davalı vekilinin delil olarak sunduğu belgelerin tarihleri dikkate alındığında, 13/09/2017 dava tarihine kadar 5 yıldan fazla bir süre geçtiği, davacının davalının ticaret unvanını belirtilen şekilde kullanımına sessiz kaldığı, başkaca markasal kullanımın da ispatlanamadığı anlaşılmakla, mahkemece davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir." gerekçesiyle;"Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın reddine" karar verilmiştir.Dairemiz kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.YARGITAY BOZMA KARARI: Yargıtay 11.HD'nin 2022/2149 E- 2023/6201 K sayılı ilamıyla; "8.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesince davalının kullanımının markasal bir kullanım olmadığı tespit edilmiş ise de; davacı şirketin ticaret unvanının 26.09.2004 tarihinde tescil edildiği ve ticaret unvanında “ ...” ibaresinin yer aldığı, ayrıca davacı şirketin “...” ibareli tescilli markalarının bulunduğu, davalı şirketin ticaret unvanının ise 19.01.1995 tarihinde tescil edildiği ve ticaret unvanında “...” ibaresinin yer aldığı, davalı şirketin dava tarihi itibariyle tescilli markası bulunmamasına rağmen ticaret unvanında yer alan “...” ibaresini, ticaret unvanının ticaret sicilinde kayıtlı olduğu halinden farklı olarak ''...'' ibaresini ön plana çıkaracak şekilde iş evraklarında markasal olarak kullandığı anlaşılmaktadır. 9 Davalının ticaret unvanı kullanımı markasal olmakla birlikte, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayıp uğramadığının tespiti gerekmektedir. Zira sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir.Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin temeli 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine dayanmaktadır. Anılan madde; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmünü haizdir. Buna göre, anılan madde ile hukuk düzeninin kişilere tanıdığı bütün hakların kullanılmasında göz önünde tutulması ve uyulması gereken iki temel ilkeye yer verilmiş olup, öncelikle hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifade edilmiş, ardından hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir.10.Sessiz kalma yoluyla hak kaybında, hak genel olarak sona ermemekte, sadece bu haktan eylemine sessiz kalınan kişi ya da kişilerin yararlanmasına katlanılmaktadır.Zira tacirin, bir hakkını bilerek isteyerek belli bir süre kullanmaması sebebiyle markadan doğan hakkı kaybolmamakta, sadece uzun süredir var olan kullanıma/tescile sessiz kalmış olması sebebiyle bu duruma zımnen icazet verildiği kabul edilmektedir.11.Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince markasal kullanımın bulunmadığı, kaldı ki İstanbul Fikri Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2001/63 Değişik İş sayılı dosyası nazara alındığında davacının davalının kullanımından haberdar olduğu ve sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı belirtilmiş ise de; anılan tespit dosyasında aleyhine tespit istenilen ... İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi, davalı firma değildir. Davalı firma İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ... numara ile kayıtlı iken, tespit dosyasının tarafı olan firma Gelibolu Ticaret Sicil Müdürlüğü bünyesinde ... sicil numarası ile kayıtlıdır.12. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince davalının ticaret unvanı kullanımının markasal bir kullanım olduğu kabul edilerek, taraf delillerinin incelenmesi suretiyle 6769 sayılı Kanun'un 25 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca davacının davalı kullanımını bildiği veya bilmesi gerektiği tarihin araştırılması ve sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.Gerekçesiyle, Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.Dairemizce, Yargıtay bozma ilamı taraf vekillerine tebliğ edilmiş, duruşmaya katılan davacı vekili yargıtay bozma ilamına uyulmasını, davalı vekili Dairemizin kararında direnilmesini talep etmiş, usul ve yasaya uygun görülen bozma kararına uyulmasına karar verilerek, bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; davacı adına tescilli "..." markasının davalı tarafça ticaret unvanının kullanımını aşacak şekilde ön plana çıkartılmak suretiyle markasal olarak kullanıldığı, ayrıca davalının "..." alan adının ve internet sitesindeki kullanımının davacının "..." tescilli markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ve önlenmesi talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin istinafı üzerine Dairemizce, yukarıda yazılı şekilde, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce verilen bu karar; davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2022/2149 E- 2023/6201 K.sayılı ilamı ile bozulmuştur. Dairemizce uyulmasına karar verilen bozma ilamında; Bölge Adliye Mahkemesince davalının kullanımının markasal bir kullanım olmadığı tespit edilmiş ise de; davacı şirketin ticaret unvanının 26.09.2004 tarihinde tescil edildiği ve ticaret unvanında “ ...” ibaresinin yer aldığı, ayrıca davacı şirketin “...” ibareli tescilli markalarının bulunduğu, davalı şirketin ticaret unvanının ise 19.01.1995 tarihinde tescil edildiği ve ticaret unvanında “...” ibaresinin yer aldığı, davalı şirketin dava tarihi itibariyle tescilli markası bulunmamasına rağmen ticaret unvanında yer alan “...” ibaresini, ticaret unvanının ticaret sicilinde kayıtlı olduğu halinden farklı olarak ''...'' ibaresini ön plana çıkaracak şekilde iş evraklarında markasal olarak kullandığı, davalının ticaret unvanı kullanımı markasal olmakla birlikte, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayıp uğramadığının tespiti gerektiği, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince markasal kullanımın bulunmadığı, kaldı ki İstanbul Fikri Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2001/63 Değişik İş sayılı dosyası nazara alındığında davacının davalının kullanımından haberdar olduğu ve sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı belirtilmiş ise de; anılan tespit dosyasında aleyhine tespit istenilen ... İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi'nin, davalı firma olmadığı, davalı firmanın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ... numara ile kayıtlı iken, tespit dosyasının tarafı olan firmanın Gelibolu Ticaret Sicil Müdürlüğü bünyesinde ... sicil numarası ile kayıtlı olduğu, bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince davalının ticaret unvanı kullanımının markasal bir kullanım olduğu kabul edilerek, taraf delillerinin incelenmesi suretiyle 6769 sayılı Kanun'un 25 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca davacının davalı kullanımını bildiği veya bilmesi gerektiği tarihin araştırılması ve sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiğine hükmedilmiştir. Dairemizce bozma ilamı doğrultusunda, davacının davalı kullanımını bildiği veya bilmesi gerektiği tarihin araştırılması ve sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, 26/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "muhasebesel kayıtlar üzerinden yapılan incelemeler, davalı ve davacının faaliyet alanları ve dava dosyasına sunulan delil ve belgeler incelendiği, sessiz kalma bakımından herhangi bir veriye rastlanmadığı, yapılan inceleme ve verilen bilgilere istinaden, takdir tamamen yüce mahkemeye ait olmak üzere, sessiz kalma şartlarının oluşmadığı" yönünde görüş bildirilmiştir. Davalı tarafın itirazı üzerine alınan ek raporda da, kök rapordaki görüş tekrar edilmiştir.Yargıtay ilamında belirtildiği üzere, davalı şirketi dava tarihi itibariyle tescilli markası bulunmamasına rağmen ticaret unvanında yer alan “...” ibaresini, ticaret unvanının ticaret sicilinde kayıtlı olduğu halinden farklı olarak ''...'' ibaresini ön plana çıkaracak şekilde iş evraklarında markasal olarak kullandığı, bu kullanımların davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu, davacı tarafın sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının davalı tarafça ispatlanamadığı, dosya kapsamına göre de davalı kullanımının davacı tarafça bildiği veya bilmesi gerektiği tarihin belirlenemediği anlaşılmakla, davalının markasal kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine, markaya tecavüz nedeniyle oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, karar vermek gerekmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı eyleminin haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüşse de; haksız rekabete ilişkin 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer verilmemiş olması karşısında, davacının marka hakkına dayanarak haksız rekabet hükümlerine dayanamayacağı, nitekim Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2019/5189 E- 2022/1852 K. sayılı kararında, markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (mülga 556 sayılı Marka KHK) hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, Dairenin bu konudaki eski içtihatlarını sürdürme imkanı kalmadığına karar verildiğinden, davalı vekilinin haksız rekabete ilişkin istinaf talebi yerinde olup, davacının haksız rekabete ilişkin taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı tarafça davalıya ait internet alan adının davacıya devredilmesi veya erişimin engellenmesine karar verilmesi de talep edilmişse de, davalının tescilli ticaret sicilini kullanmasının hukuka uygun olduğu, bu unvanına uygun bir alan adını kullanmasının da yasal hakkı olduğu anlaşılmakla, davacının alan adına ilişkin taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, 3-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2,3 maddesi gereğince İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 13/03/2018 tarihli 2015/22 E. - 2018/81 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,4-Davanın KISMEN KABULÜNE, 5-Davalının ticaret ünvanının çekirdek unsuru olan "..." ibaresini daha büyük harflerle ve farklı renk ve karakterle yazarak ön plana çıkartmak suretiyle iş evrakında ve internet sitesinde kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, Marka hakkına tecavüzün önlenmesine, Markaya tecavüz nedeniyle oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına,Davalının bu şekilde ... ibaresini daha büyük harfle ve farklı renk ve karakterle yazarak ön plana çıkardığı tabela, vergi levhası, broşür, katalog, el ilanları, kartvizit vs. her türlü tanıtım ve ticari evrakın toplatılmasına, karar kesinleştiğinde imhasına, Davalının ticaret ünvanını bu şekilde internet sitesinin içeriğinde kullanmasının yasaklanmasına,6-Davacının diğer taleplerinin reddine 7 -İlk derece yargılama giderleri; a) Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin yatırılan 31,40 TL harcın mahsubu ile, bakiye 396,2 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b) Davacı tarafından yapıldığı anlaşılan 31,40- TL başvurma harcı, 31,40-TL peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı, 2.000,00 TL bilirkişi ücreti, 178,40 tebligat, müzekkere masrafı olmak üzere toplam 2.245,80 TL yargılama giderinden kabul ve red oranlarına göre 1.497,20-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,c)Davalıya ait ilk derece aşamasında yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, d)Kabul edilen kısım üzerinden davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 40.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, e-Haksız rekabete ilişkin taleplerin reddi yönünden davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 40.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, f-Alan adına ilişkin taleplerin reddi yönünden davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 40.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 8-İstinaf aşamasında;a)İstinaf talebi kabul edilen davalı tarafından istinafa geliş aşamasında peşin olarak yatırılan (maktu 44,40+nispi 44,40) olmak üzere 88,8-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince kendisine iadesine, b)Davacı tarafın istinaf başvurusu red olunduğundan, alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin olarak yatırılan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 383,2-TL harcın davacıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına, c)İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,d)Davalı tarafından yapılan 35,00 TL posta masrafı ve 121,30 TL istinaf yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 156,30-TL'nin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,e)İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve birden fazla duruşma icra edildiğinden davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,f)Temyiz yoluna başvuran davacı tarafından yapılan 379,00 TL posta masrafı ile temyiz yoluna başvurma harcı olan 397,80 TL olmak üzere toplam 776,8-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9)Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, duruşmalı yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/12/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2017/589, K. 2019/73, T. 19.01.1995, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2017-589-e-2019-73-k-8563afe5b72f