Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/506 E. 2019/666 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/506
- Karar No
- 2019/666
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N E S A S H A K K I N D A K A R A R) ESAS NO : 2020/1331 KARAR NO : 2024/523 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 14.10.2019 ESAS-KARAR NUMARASI : 2017/506E., 2019/666K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davacı vekili: Davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine 17.573,84 TL asıl alacak üzerinden Ankara 17. İcra Dairesinin 2017/10365 esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından borca itiraz edilerek takibin durduğunu, müvekkili ile davalı arasında süregelen ticari ilişki kapsamında radyoloji hizmeti verildiğini, verilen hizmet karşılığında çok sayıda fatura düzenlendiğini, davalının faturalara itiraz etmediğini, muhtelif tarihlerde kısmi ödemeler yaptığını ileri sürerek, davanın kabulünü, Ankara 17. İcra Dairesinin 2017/10365 sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili: Davacı ile davalı arasında cari hesap sözleşmesi bulunduğunu ayrıca cari hesap ilişkisinin devam ettiğini, bu sebeple hesap kat ihtarı, muacceliyet ihbarı yapılmadan takibe konulmasının doğru olmadığını, yapılan ödemelerin cari hesaptan mahsup edilmediğini savunarak, davanın reddini takibin iptalini, %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, talep etmiştir. İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ : İlk derece mahkemesince "Davanın konusu, cari hesap ilişkisine dayalı bakiye alacak için davacının başlattığı takibe yapılan itirazın iptali ve inkar tazminatı talebinden ibarettir. Taraflar arasında süregelen ticari ilişkinin varlığı kabul edilmekte olup yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmamakla birlikte taraflar arasında ticari ilişki cari hesap tarzında yürütülmüştür. Davacının öncelikle alacak tutarını ispatlaması, sonrasında davalının ispat edeceği ödeme miktarının alacak miktarından mahsubu suretiyle kalan alacak olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. HMK 222. Maddeye göre taraflar kendilerince tutulan defter kayıtlarına göre alacaklarını ispatlayamamaktadır. Her iki taraf defterinin birbirini doğrulaması şartıyla defter kaydı hükme esas alınabilecektir. Taraflardan birinin defterlerini ibraz etmemesi, defterini ibraz eden tarafın kendi kayıtlarına göre alacağını ispatlaması imkanı da tanımamaktadır. HMK 222/5. Maddede sadece karşı tarafın defterlerine dayanılması yani başkaca hiçbir delil gösterilmemesi ve karşı tarafın defterinin delil olarak bildirilmesi dışında defterin ibraz edilmemesi de karşı taraf lehine sonuç doğurmayacaktır. Bu amaçla tarafların defterleri incelenerek 06/06/2018 tarihli rapor, 23/11/2018 tarihli 1. Ek rapor ve 13/05/2019 tarihli 2. Ek rapor alınmıştır. 06/06/2018 tarihli raporda davacının 3.868,86 TL alacaklı olduğu sonucuna varılmış ise de rapora mahkememizce itibar edilmemiştir. Zira söz konusu rapor her iki tarafın cari hesap dönemini kapsayan tüm defterleri incelenmeksizin oluşturulmuştur. Her iki tarafta defter ve belgeleri eksik ibraz ettiğinden bu kez cari hesap döneminin tamamını kapsar defterlerin bilirkişi incelemesine sunulması koşuluyla ek rapor alınmış, 23/11/2018 tarihli ek raporda, kök rapor tekrarlanmakla yetinilmiş sunulan kayıtların yine yeterli olmadığı görüşü de bildirilmiştir. Taraflara tekrar süre verilmek suretiyle bilirkişiden 2. Ek rapor talep edilmiş, 08/05/2019 tarihli raporda terditli hesaplama yapılmış, 2013 yılı devir bakiyesinin davacı ve davalı defterlerindeki kayıt esas alındığında farklı bir alacak tutarı çıkarılmış, 2013 yılı devir bakiyesi dikkate alınmaması halinde ise daha farklı bir sonuca varılmıştır. Bilirkişinin yapmış olduğu hesaplamadan hiçbirine mahkememizce itibar edilmeyip sadece ortaya koyduğu tespitler mahkememizce ele alınarak aşağıdaki değerlendirme yapılmıştır. Taraflar yukarıda izah edildiği üzere ispat yükü üzerinde olan hususları kendi kayıtları ile ispat edemeyeceğinden ancak karşı tarafın defterlerindeki kayıtla ispatı yerine getirebilecekleri bu kapsamda alacak tutarının davacı tarafça ispatlanması gerektiği, var ise ödeme iddiasının ise davalı tarafça ispatlanması gerektiği gözetildiğinde davacının alacağı, davalı defterlerine göre, davalının ödemesi ise davacı defterlerine göre belirlenmelidir. Davalı defterlerinde kayıtlı faturaların toplam tutarı 67.130,48 TL olarak belirlenmiş 2013 yılı devir bakiyesi, 2013 yılı öncesi defterler sunulmadığı için hesaba dahil edilmediğinden her iki taraf defterinde davacının 67.130,48 TL fatura tutarı kadar alacaklı olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Her iki taraf defterinde birlikte yer alan ödeme tutarı ise 15.025,80 TL olup bu tutara dahil olmayan ve ayrıca davacı defterinde kayıtlı olan 55.941,78 TL davalı ödemesi eklendiğinde kayıtlara göre davalının ispatlanan ödeme tutarı 70.947,58 TL olarak kabul edilmiş ve davacının ispatladığı fatura tutarından daha fazla bir ödemesi ispatlandığından davacı taraf başkaca delil göstermediğinden ve yemin deliline de dayanmadığından davanın reddine..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İstinaf yasa yoluna başvuran-davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: müvekkili şirket ticari defter ve kayıtlarına göre davalı şirketin borçlu olduğunun tespit edildiğini, 2013 yılı devir bakiyelerinin dikkate alınmamasının doğru olmadığını, müvekkili şirket tarafından 2008 yılından beri devam eden cari hesap nedeniyle her bir seneye ait muhasebe defterlerinin de dosyası sunulmuş olup buna rağmen 2013 öncesi müvekkili şirket kayıtlarının dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, cari hesabın devam eden bir süreç olduğunu, kök raporda davacı şirketin ticari defterlerinde 2013 devir bakiyesi olmasına rağmen ilk derece mahkemesince dikkate alınmamasının devam eden cari hesap ilişkisinde sadece belli bir dönemin dikkate alınmasının hukuka aykırı olduğunu, borçlunun borca itirazının kötüniyetli olması ve alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin de yanlış olduğunu, davanın kabulünün gerektiğini bildirerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE : Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davacı ile müvekkili arasında cari hesap sözleşmesi olduğunu, cari hesap ilişkisinin devam ettiğini, hesap kat ihtarı, muacceliyet ihbarı olmadan takibe konu edilemeyeceğini, kısmi ödeme yapıldığını, cari hesap borcunun davacı tarafın iddia ettiği kadar olmadığını, yapılan ödemelerin cari hesaptan mahsup edilmediğini, kısmi ödemeler yapıldığının davacı tarafça kabul edildiğini, fatura kalemlerinde belirtilen malzemelerin ekstresinin ya müvekkili şirkete teslim edilmediğini ya da hatalı teslim edildiğini bu nedenle muaccel hale gelmemiş cari hesaptan dolayı takip yapılmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu açıklamıştır. Davalı vekili, tarafından yukarıda özetlenen cevap dilekçesinde ödeme savunması yapılmış olması karşısında ödemenin ispat yükü bu aşamada davalıya geçmiştir. Davalı tarafça cari hesap kapsamında yapılan ödemeler ispat edilemediğinden davacı defterlerine göre de davacının 2013 yılı devir bakiyesine göre davalıdan 18.731 TL alacaklı olduğu tespit edildiğinden, davanın kabulüne ve alacak likit olduğundan asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatına karar vermek gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: I-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK m. 353/1,b,2 gereğince, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/506E., 2019/666K. sayılı dava dosyasında verdiği 14.10.2019 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE. Buna göre: "1-Davanın KABULÜNE, Davalının, Ankara 17. İcra Dairesinin 2017/10365 E.sayılı icra takibine itirazının iptaline, takibin 17.573,84 TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki şartlarla devamına, Hüküm altına alınan asıl alacağın %20 oranında hesaplanan 3.514,76 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.200,47 TL'den peşin olarak yatırılan 212,25 TL'nin düşümü ile kalan 988,22 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafından yapılan 278,50 TL tebligat gideri, 112,-TL posta gideri, 500,-TL bilirkişi ücreti 212,25 TL ilk yargılama gideri olmak üzere toplam 1.102,75 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 17.573,84 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve istek halinde gideri içerisinden karşılanarak taraflara iadesine,." II-Peşin alınan istinaf karar harcının davacıya iadesine, III-Davacı tarafından yatırılan 148,60 TL istinaf başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, IV-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına. 27.03.2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 28.03.2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır