Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2017/47 E. 2020/367 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2017/47
Karar No
2020/367
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/8 KARAR NO: 2024/102 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22.09.2020 NUMARASI: 2017/47 E. - 2020/367 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ... ilçesinde ... ada ... parsel sayılı taşınmazda akaryakıt istasyonu işlettiğini, davalı şirket ile 15.02.2001 tarihinde İstasyon Bayilik Sözleşmesi ve buna bağlı olarak 07.12.2000 tarihinde 12 yıl süreli kira sözleşmesi imzalandığını, bayilik sözleşmesinin 6.5 maddesince 10.08.2009 tanzim tarihli 100.000 TL bedelli ... Esenyurt Şubesine ait kesin teminat mektubu ve diğer ipotek teminatlarını davalıya teminat olarak verdiğini, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve buna bağlı ek sözleşmelerin Rekabet Kurulu'nun dikey anlaşmaları sonlandırmasına ilişkin kararı gereğince 18.09.2010 tarihinde sona erdiğini, davalıya Bakırköy ... Noterliğinden 07.09.2010 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname gönderdiğini, ihtarnamede sözleşmelerin 18.09.2010' da sona ereceği sözleşmeler kapsamında davalıya verilen 100.000,00TL nakit teminat mektubunun iadesinin talep edildiğini, davacının davalıya ait ticari ve defter kayıtlarında 124.224,19 TL alacaklı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme sona erdikten sonra 11.10.2010 tarihinde davalı tarafından gönderilen cari hesap ekstresi ve davacı kayıtları çerçevesinde davacının davalıdan 24.224,19 TL alacağının olduğunu, 22.11.2010 tarihinde davalı elinde bulundurduğu 100.000,00 TL değerindeki teminat mektubunu iade etmeyerek sözleşmeye aykırı olarak haksız şekilde nakde çevirdiğini ve mektup bedeli olan 100.000,00 TL'yi tahsil ettiğini, davalının ticari kayıtlarında mektup bedeli olan 100.000,00 TL'yi davacının alacağı olarak kaydettiğini, neticede davacının 24.224,19 TL cari hesaptan ve 100.000,00 TL teminat mektubunun nakte çevrilmesi nedeniyle 124.224,19 TL alacaklı duruma geldiğini, davalının ticari kayıt ve defterlerinde davacının dava konusu alacağın kayıtlı olduğunu, davalıya Büyükçekmece .... Noterliğinin 17.12.2010 tarihli ve ... sayılı temerrüt ihtarnamesi gönderdiğini, ihtarnamede 24.244,00 TL cari hesap alacağı ve haksız yere nakte çevrilen 100.000,00 TL bedelli teminat mektubunun ödenmesinin talep edildiğini, davalının ödeme yapmayarak ihtarnamenin tebliğ edildiği 22.12.2010 tarihinde temerrüde düştüğünü, davacının 124.244,00 TL asıl alacak ve 13.400,00 TL temerrüt faizi tahsili için İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nde ... E. sayılı dosyada ilamsız icra takibi başlattığını, davalının haksız ve mesnetsiz olarak hiçbir borcunun bulunmadığını söyleyerek tüm borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu iddia ederek, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı yanın icra takibine itirazında "hiçbir borcunun bulunmadığı" gerekçesiyle haksız itirazı nedeniyle %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; ... A.Ş.'nin ... Anonim Şirketi ile tüm aktif ve pasifini devir almak suretiyle birleştiğini, ... A.Ş.'nin halen petrol ürünlerinin ithalatı ve bazı bayiler ve satış noktaları vasıtasıyla bu ürünlerin toptan ve perakende olarak pazarlama işi ile uğraştığını, davanın usul yönünden dava dilekçesinde davacının adresi ve vergi numarası bulunmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, yine usul yönünden itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından herhangi bir araştırma yapılmaksızın davanın reddinin gerektiğini, davacının itirazın iptali davasını açma hakkını kötüye kullandığını, bu sebeple davanın esasına girilmeksizin davanın reddedilmesi gerektiğini, dava konusu alacağın cari hesaptan kaynaklandığının davacı tarafından sunulan cari hesap dökümünden belli olduğunu, dava konusu alacağın cari hesaptan kaynaklandığından beş yıllık zaman aşımının işleyeceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin Rekabet Kurulu tarafından 18.09.2010 tarihinde sona erdiğini, dolasıyla taraflar arasındaki cari hesap sözleşmelerinin de bu tarihte sona erdiğini, huzurdaki davanın 16.01.2017 de açıldığı düşünülünce icra takibinin başlatıldığı tarih ile arasında yaklaşık 6 yıllık süre bulunduğundan dava konusu alacağın zaman aşımına uğradığını, tüm bu nedenlerden dolayı davanın esastan reddine, ayrıca davacıya Lüleburgaz istasyonu için peşin kira bedeli ödendiğini belirterek takas-mahsup talebinde bulunulduğunu belirterek İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasından yapılan icra takibinin iptalini, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddini, davacı taraf aleyhine alacağın %40'ından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " ...Öncelikle mahkememizce aldırılan 19/12/2017 tarihli bilirkişi heyet raporu gerekçeli ve denetime açık olup dosya kapsamı ile de uyumlu olduğu değerlendirilmekle rapora mahkememizce itibar edilmiştir. Taraf ticari defterlerinin usulüne uygun düzenlendikleri anlaşılmış, taraflar arasında ticari ilişki gerçekleştiği, İstanbul ve Kırklareli istasyonları için kira ve bayilik ilişkileri kurulduğu, 100.000,00 TL bedelli ... teminat mektubunun 22/11/2010 tarihinde nakde çevrilerek davalıya ödendiği hususunda uyuşmazlık yoktur.Bilirkişi raporunda da değinildiği üzere davalının davacıdan 10/12/2010 tarihi itibari ile 381.185,21 TL olan alacağının İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/21 Esas - 2016/175 Karar sayılı kararı ile davalı tarafından davacı aleyhine 505.429,40 TL 'lik faturanın 74.535,87 TL asıl alacak olarak Yargıtayca onanması, onanan tutarın 03/01/2017 tarihinde davacı tarafından davalıya ödenmesi sonucu davacının 124.244,19 TL davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmış, nakde çevrilen 100.000,00 TL teminat mektubu tutarı için değişen avans faizi oranı baz alınarak yapılan hesaplamada faizin 13.311,11 TL olacağı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 124.244,00 TL asıl alacak ve 13.311,11 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 137.555,11 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına ve de davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.Davalı vekili; davacının müvekkil şirketin Lüleburgaz istasyonunun da eski işleticisi olup müvekkil şirketin Lüleburgaz istasyonu için müvekkili şirket tarafından davacıya ödenen ve kullanılmayan kira sürelerine ilişkin kira bedeli iadesi alacakları bulunduğundan takas - mahsup talebinde bulunmuştur. Takas - mahsup talebinin karşı dava şeklinde açılması şart olmayıp defi şeklinde de ileri sürülmesi mümkündür.Ancak 12/04/2002 tarihinde taraflar arasında ... ili ... ilçesi ... Köyü Asfalt arası mevkinde kain tapuda ... pafta, ... parselde kayıtla 5183 m2'lik ikinci taşınmaz akaryakıt istasyonu için kira sözleşmesi imzalandığı, kira ve malik sözleşmeleri devam ederken 27/12/2007 tarihinde davacı ve davalı arasında protokol imzalandığı ve bu protokolün 3. Maddesine göre 12/04/2002 yılında Kırklareli ili Lüleburgaz ilçesinde bulunan akaryakıt istasyonu için yapılmış kira sözleşmesi karşılıklı mutabakat sonucu sonlandırılmış taraflar arasında kira sözleşmesi sona ermiş olduğundan taraflar arasında yapılan bayilik sözleşmesi de sonlandırılmıştır. Davacının 05/01/2008 tarihinde tahliye edeceği, tahliye etmemesi halinde tahliye edilmeyen her gün başına 100 USD bedelini davalıya ödeyeceğini kabul etmiştir. 27/12/2007 tarihli protokolde davalı ... AŞ 'ye ... Ltd'yi ibra ettiği yazılı değil ise de belirtildiği üzere sözleşmenin bu tarihte sona erdiği, bu tarih sonrası bilirkişi raporlarıyla da tespit edilmiş olduğu üzere buna ilişkin taraf şirket kayıtlarında bir alacağın görülmemesi davalının ibraz ettiği 2 adet faturanın hangi istasyon için gönderildiğinin anlaşılamaması, buna ilişkin defterlerin davalı tarafça sunulamayacağının belirtilmesi ve de Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/345 Esas - 2018/1035 Karar sayılı 19/09/2018 tarihli kararı da nazara alındığında yani davacı şirketin davalı yana borçlu olmadığının da belirlenmesi karşısında davalının takas ve mahsup talebinin yerinde olmadığı, bu iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından bu talebi de yerinde görülmemiştir. Davalı savunmaları ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak alacağın bu bakımdan likit kabul edilemeyeceği ve yargılamayı gerektirdiği değerlendirilmekle borçlu aleyhine icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek ... " gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından şartlar oluşmadığı gerekçesiyle icra inkar tazminatının reddine karar verildiğini, hükümde belirtilen asıl alacağın icra talebinde belirtmiş oldukları asıl alacak olduğunu, işlemiş faiz talebinin reddedildiğini, alacağın miktarının tamamen belgeye resmi kayıtlara dayalı olduğunu, takip konusu alacağın likit olup icra inkar tazminat talebinin ret kararının kanuna aykırı olduğunu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına bakıldığında alacaklarının net olarak görüldüğünü, davalının takas mahsup savunmasında bulunmuş olmasının, tek taraflı fahiş miktarda fatura düzenlemesi ve ticari kayıtlarına işlemesinin takip konusu alacağın likit ve belirli olma özelliğini değiştirmeyeceğini iddia ederek, icra inkar talebinin reddine dair hüküm fıkrasının kaldırılmasını ve İİK'nın 67. maddesi gereğince %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda müvekkili şirket ile davacı arasında Lüleburgaz istasyonu için kira sözleşmesi akdedildiği, söz konusu kira sözleşmesi uyarınca müvekkili şirket tarafından davacıya 14 yıl 6 aylık kira bedelinin peşin olarak ödendiği, taraflar arasında akdedilen 27.12.2017 tarihli protokol uyarınca davacının müvekkilini ibra ettiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 02.11.2016 tarihli kararında davacının huzurdaki dava konusu alacak iddiasına ilişkin takas mahsup definin yerinde olmadığının tespit edildiğini, 2005-2011 yıllarına ilişkin kira bedellerine kapsayan toplam 516.128,60 TL bedelli 2 adet kira faturasının bulunduğu ve davalının söz konusu faturaları ticari defterlerine işlediğinin tespit edilmiş olmasına karşın mahkeme tarafından bu hususun göz ardı edildiğini, bilirkişi raporunda müvekkili ile davacı arasında 18.04.2002 tarihinde Lüleburgaz ilçesindeki taşınmaz üzerinde bulunan istasyon ve müştemilat için 14 sene 6 aylık kira bedelinin peşin olarak ödendiği, kira sözleşmesinin 27.12.2007 tarihli protokol ile sonlandırıldığı, davacının Lüleburgaz istasyonu için müvekkili şirketi ibra ettiği, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/21 Esas sayılı dosyasıyla Yargıtay 19. Hukuk Dairesi tarafından verilen kararla davacının huzurdaki davaya konu yaptığı alacağının bulunmadığının tespit edildiğini, takas mahsup define ilişkin 2 adet faturanın 2005-2011 yıllarını kapsayan kira bedeline ilişkin olduğu ve 2 adet faturanın davacının ticari defterlerine işlendiğinin tespit edildiğini, Lüleburgaz istasyonu için akdedilen kira sözleşmesi uyarınca müvekkili şirket tarafından davacıya 14 yıl 6 aylık kira bedelinin peşin ödendiğini, yıllık 62.491,84 TL bedelli KDV dahil toplam 516.182,60 TL olan faturalardan bu durumun tevsik edildiğini, bu hususun göz ardı edilerek karar verildiğini, müvekkili defterleri üzerinde mali müşavir tarafından inceleme yapılırken müvekkili şirketin Lüleburgaz istasyonuna ilişkin cari hesap dökümünün bilirkişiye sunulduğunu, cari hesapta faturaların işlendiğinin tespit edildiğini buna rağmen raporda söz konusu faturaların hangi istasyona ait kira bedeli ödemesi olduğunun tespit edilemediğine ilişkin görüş bildirilmesinin hatalı olduğunu, eksik ve yetersiz inceleme sonucu hazırlanan rapor dikkate alınarak karar verildiğini, davacı tarafından sunulan dilekçelerde de kabul edildiği üzere müvekkili ile davacı arasında akdedilen bayilik sözleşmeleri ve kira sözleşmeleri uyarınca davacının Esenyurt, Lüleburgaz istasyonlarını işlettiğini, müvekkili şirket tarafından ayrı ayrı cari hesap kayıtları açıldığını, her iki istasyon için yapılan ödemelerin söz konusu istasyonun cari hesaplarına yansıtıldığını, bilirkişinin 20.10.2005 tarihli faturaların hangi istasyona ilişkin kira bedeli olduğunu sorduğunu ve taraflarınca dilekçe ekinde bulunan Lüleburgaz istasyonuna ilişkin cari hesap dökümünün bilirkişiye sunulduğunu, mali müşavir tarafından müvekkili şirketin ticari defter ve belgelerinde 2017 yılında inceleme yapıldığından 2017 yılı itibariyle müvekkili şirketin 2005 yılına ilişkin ticari defter ve belgeleri saklama yükümlülüğü sona erdiğinden 2005 yılına ilişkin ticari defter ve belgelerin bilirkişi incelemesi sırasında hazır bulundurulmasına gerek olmadığını, TTK'nın 82/5 fıkrası uyarınca saklama süresi geçen ticari defter ve belgeler imha edildiğinden inceleme sırasında fiili olarak da defterlerin ibraz edilemediğini, bilirkişilerin usulüne uygun düzenlenen cari hesap kayıtları ile 2 adet faturanın Lüleburgaz istasyonuna ilişkin kira bedeli ödemesi olduğunun ispatlanmış iken ayrıca müvekkilinin 2005 yılına ilişkin ticari defterleri sunması gerektiğine dair görüşü ve mahkemenin 2 adet faturanın hangi istasyon için gönderildiğinin anlaşılamadığı kanaatinin kabul edilemeyeceğini, Lüleburgaz istasyonuna ilişkin kira sözleşmesinin 05.01.2008 tarih itibariyle feshedildiğini, müvekkili şirket tarafından 12.10.2016 tarihine kadar ödenen peşin kira bedelinin iade edilmediğini, davacının buna ilişkin bir iddiasının bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin en az davacıdan 79.500,00 USD kira bedeli iadesine ilişkin alacağı bulunduğunu, faturalarla ispatlandığını, mahkemenin davalının takas ve mahsup talebinin yerinde olmadığı kanaatinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasının henüz kesinleşmediğini, kaldı ki söz konusu davanın tespit davası olmayıp ipoteklerin fekkine ilişkin olduğundan mahkemenin bu kararda davacının davalı yana borcu olmadığının belirlenmesi şeklinde kanaatinin kabul edilemeyeceğini, ipoteğin fekkine ilişkin kesinleşmemiş karara dayanarak tespit davası gibi yorumlanarak takas ve mahsup talebinin reddinin yerinde olmadığını, red kararı verilmesinin açıkça hukuka aykırı olup kabulünün mümkün olmadığını, TTK' nın cari hesap ilişkilerinde işleyecek zamanaşımının 101.maddesinde çok açık olduğunu , tüm cari hesap ilişkilerinde 5 yıllık zamanaşımının uygulanacağını, borcu kabul etmemekle birlikte alacağın 5 yıllık zamanaşımına uğramış olduğunun tartışmasız olduğunu, davanın açılma tarihi ile yaklaşık 6 yıl süre geçtiğinden davanın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle zamanaşımı definde bulunduklarını, ilk derece mahkemesinini istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, istasyonda perakende ve işleticilik esasları içinde satış sözleşmesi kapsamında verilen ve nakte çevrilen teminat mektup bedelinin ve cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, İstanbul İli Esenyurt ilçesindeki parsellerle ilgili olarak işletmecilik sözleşmesinin ve ayrıca Kırklareli İli Lüleburgaz ilçesindeki parselde bayilik işletmeciliği için iki ayrı sözleşmenin imzalanmış olduğu, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen dosyasında, davalı alacaklı tarafından Rekabet Kurulu kararı gereğince Esenyurt ilçesindeki bayilik sözleşmesinin erken sona ermesinden kaynaklı olarak taşınmaz kira sözleşmesi kapsamında davacı şirkete peşin olarak ödenen ancak erken sona erme nedeniyle şirketin sebepsiz şekilde zenginleştiği iddia edilen kira bedeli alacağına yönelik açılan davanın kesinleştiği, söz konusu davada davacı şirketin dava aşamasında sözleşme kapsamında davalı şirkete teslim edilen teminat mektup bedelinin tahsil edilmesinden dolayı mektup bedeli ile ticari defter ve kayıtlarda yer alan cari hesap alacağına ilişkin yapmış olduğu takas mahsup talebinin Yargıtay onama ilamı ile reddedildiği ve buna ilişkin karar düzeltme istemininde reddedildiği, davacının takas mahsup talebine konu ettiği, alacak kalemleri yönünden karar düzeltme aşamasında iken iş bu davanın konusu olan icra takibini başlatılmış olduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacı yararına kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazimatının verilmemiş olmasının usul ve yasaya uygun olup olmadığı, davalının yargılamanın her aşamasında Lüleburgaz bayiine yönelik olarak gerçekleştirilen işletmecilik sözleşmesi kapsamında davacı tarafa peşin olarak ödenen ancak sözleşmenin süresinde önce sona ermesi ile kullanılmayan yıllarla ilişkin kira bedelleri yönünden davalının takas mahsup talebinin 2005 yılına ait faturaların ticari defter ve kayıtlarının ibraz edilmediği, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/345 Esas sayılı dosyasının kesinleşmiş olması ve 2 adet faturanın hangi istasyon için gönderildiğinin anlaşılamaması gerekçesiyle ret kararı ve davacının cari hesap alacağına dair davalı şirketinin zamanaşımı define dair mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında ayrı ayrı olmak üzere istasyonda perakende olarak işleticilik esasları içinde satış amacıyla İstanbul ili Esenyurt'ta mevcut olan 10 nolu parselde kayıtlı taşınmazlar üzerinde inşa edilecek olan akaryakıt servis istasyonunun işletilmesi amacıyla 15.02.2001 tarihinde sözleşme imzalandığı, Lüleburgaz ilçesindeki taşınmaz üzerindeki akaryakıt istasyonu ile ilgili olarak ise de yine aynı taraflar arasında 12.04.2002 tarihinde işleticilik sözleşmesi imzalandığı, her iki sözleşmede de davacı şirketin işletici olarak yer aldığı, Esenyurt'taki parsel nedeniyle taraflar arasında kira sözleşmesi düzenlendiği, kiracının davalı şirket olduğu, kiraya verenin davacı şirket olduğu, aylık kira bedelinin 2.675.000.000 TL / ay ve 32.100.000.000 TL / yıl olduğu, kira karşılığının 12 yıl peşin şeklinde ödeneceğinin belirtildiği, davacı şirket tarafından davalı şirkete Bakırköy ... Noterliğinde keşide edilen 07.09.2010 tarihli ihtarname ile akaryakıt bayilik sözleşmesinin sona erdiğinin belirtildiği, ihtarnamede Esenyurt ilçesinde 10 nolu parseldeki ... Akaryakıt İstasyonuna ait bayilik sözleşmesinin Rekabet Kurulunun 2002/2 sayılı tebliği gereğince 18.09.2010 tarihi itibariyle sona ereceğinin belirtildiği ve 19.09.2010 tarihi itibariyle çalışılmayacağının ifade edilerek mevcut bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle kira sözleşmesi kapsamında tapu kütüğüne verilen şerhlerin kaldırılması ve teminatların iadesinin talep edildiği, ihtarnamenin davalı şirkete 14.09.2010 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, davacı şirket tarafından, davalı şirket adına Esenyurt ilçesindeki mevcut istasyonla ilgili olarak sözleşme kapsamında 10.08.2009 tarihli ... Bankası AŞ Esenyurt şubesi tarafından düzenlenen 100.000,00 TL bedelli 1 yıl vadeli teminat mektubunun teslim edildiği, teminat mektubunun vadesinin 10.11.2010 tarihine kadar uzatıldığı, davalı şirket tarafından 10.11.2010 tarihi itibariyle muhatap bankaya başvuruda bulunularak ilgili firmanın yükümlülüklerini yerine getirilmediğini belirtmek suretiyle teminat mektubunun tazmin edilerek banka hesabına EFT yapılmasının talep edildiği, 22.11.2010 tarihli EFT işlemi ile 100.000,00 TL teminat mektup bedelinin davalı şirket hesabına gönderilmiş olduğu, davacı şirketin davalı şirkete karşı Büyükçekmece .... Noterliğinde düzenlenen 17.12.2010 tarihli ihtarname ile TTK'nın 23 maddesi gereğince faturaya itiraz ederek, alacaklarının ödenmesini talep ettiği, ihtarname içeriğinde, davalı tarafça 10.12.2010 düzenleme tarihli 505.429,40 TL bedelli kullanılmayan kira süresi iade bedeli açıklamalı fatura ve 10.12.2010 düzenleme tarihli 69.030,00 TL bedelli kanopi ve üç makaralı pompa açıklamaları faturanın gönderildiği, faturaya konu veya herhangi bir sebeple borçlarının bulunmadığının belirtilerek fatura asıllarının iade edildiği, taraflarının 24.224,19 TL cari hesap alacağı ile teminat mektubunun haksız yere paraya çevrilmesi nedeni ile 100.000,00 TL teminat mektubunun ödenmesi nedeniyle gecikme bedeli dahil toplam 194.765,66 TL ile 300.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesinin talep edildiği, aksi halde yasal yollara başvurulacağının belirtildiği, 22.12.2010 tarihinde ihtarnamenin tebliğ edilmiş olduğu, ihtarnamede belirtilen ve davacı şirket tarafından kullanılamayan kira süresi iade bedeli faturasının davalı şirket tarafından davacı şirket adına 10.12.2010 tarihinde düzenlenmiş KDV dahil 505.429,40 TL tutarlı fatura olduğu, faturanın seri numarasının 084519 olarak yer aldığı, davalı şirket tarafından davacı şirketin 2010 tarihli faturanın iadesi üzerine İstanbul 31. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/245 Esas sayılı dosyasında, sebepsiz zenginleşme iddiası ile 505.430,00 TL bedelin tahsilini talep ettiği, iş bu dava dosyasındaki davacı şirket olan şirket vekilinin söz konusu dava dosyasında takas mahsup talebinde bulunduğu, mahkemenin 2011/245 Esas, 2012/282 Karar ve 24.12.2012 tarihli kararı ile davanın tümden reddine karar verildiği, ret kararına dair söz konusu dosyadaki davacı iş bu dosyadaki davalı şirket ile birlikte katılma yolu ile davacı şirketin temyiz kanun yoluna başvurduğu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2013/7152 Esas, 2014/4656 Karar 11.03.2014 tarihli ilamı ile bozulmasına karar verildiği, bozma sonrasında alınan bilirkişi raporu sonucunda, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/21 Esas, 2016/175 Karar ve 08.03.2016 tarihli kararı ile; bozma ilamı uyarınca 07.12.2000 tarihli kira sözleşmesi gereğince peşin olarak ödenip kullanılmayan kira bedelinin hesap edilmesi yönünde ek rapor alındığı, davacı tarafından 12 yıllık bir süre için ödendiği görülen intifa bedelinin 385.200,00 TL olduğu, bu bedelin Rekabet Kurulunun 05.03.2009 tarihli kararı ve 12.03.2009 tarihli duyurusu kapsamında bayilik sözleşmeleri ile bağlantılı olarak yapılan intifa sözleşmelerinin 18.09.2010 tarihine kadar kurulum 2002/2 sayılı tebliğinde yer alan muafiyetlerden yararlanabileceği, 18.09.2010 tarihi itibariyle ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereği güncellenmiş 74.535,87 TL ödenen kira bedelinden kaynaklı sebepsiz zenginleşmeden oluşan alacağın tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği, söz konusu kararın her iki taraf vekili tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/7610 Esas, 2016/14247 Karar ve 02.10.2016 tarihli ilamı ile onanmasına karar verildiği, onama kararına dair taraflarca karar düzeltme talebinde bulunulduğu, davacı söz konusu dava dosyasında takas mahsup talebinde bulunan davalı ... Petrol vekili tarafından 16.01.2017 tarihli karar düzeltme dilekçesinde, onama gerekçesinin dosya içeriği ile çelişkili olduğu, bilirkişi raporunda, takas definin değerlendirilmediği, mahkemenin 21.04.2015 tarihli bilirkişi incelemesi ara kararında bu konuda bilirkişiye görev verilmediği, sadece davacının iade alacağını hesap etmesi görevi verildiğini, takas defi hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, onama kararının hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, onama kararında takas mahsup talebinin ret edilmesine ilişkin oluşturulan gerekçenin esasen dosya içeriği ile çeliştiğini, bilirkişi raporunda taraf defterlerinin incelendiği, bilirkişiye görev verilmemesi nedeniyle takas itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunda 22.11.2010 tarihi itibariyle kayıtların örtüştüğü, müvekkili davalının davacıdan 124.244,19 TL alacaklı olduğunun açıkça tespit edildiğini, davacının 10.12.2010 tarihinde tek taraflı olarak alacak kaydettiği 505.429,40 TL bedelli alacak kaydı hakkında detaylı açıklamalar yapıldığını, müvekkilinin davacıdan 124.244,19 TL alacaklı iken davacının müvekkilinden 74.535,78 TL alacaklı olduğunu, buna rağmen raporda ve mahkeme kararında karşılıklı alacakların takası konusunda hiçbir değerlendirilme yapılmadığını, takas definin konusuz kaldığını, müvekkili şirketin alacağının tahsili için ayrı bir alacak davası açıldığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/47 Esas sayılı dosyasında, itirazın iptali davasının açılmasının gerektiğini, bu nedenle takas taleplerinin alacak için ayrı bir dava ikame edildiğinden takas mahsup definin konusunun kalmadığını, bu defi ileri sürmekten vazgeçtiklerini, ancak onama kararının gerekçesinde yer alan davalının takas mahsup iddiasının yerinde olmadığını, bilirkişi raporu ile anlaşılmış olması gerekçesi nedeniyle kararın incelenerek düzeltilmesi gerektiğini, müvekkilinin menfaatinin bulunduğunu, takas definin kesin hüküm kapsamı dışında olması ile birlikte mahkeme kararında takas defi hakkında karar verilmemiş olduğundan onama kararının gerekçesinde yer alan dosya içeriğine aykırı gerekçe nedeniyle alacağın tahsili yönünde açtıkları davada haksız ve kötü niyetli itirazlara ve yorumlara neden olabileceğini belirterek kararın düzeltilmesini talep ettiği, karar düzeltme talebine karşı cevap veren ... AŞ vekilinin ise Yargıtay tarafından davalının takas mahsup definin geçerli olup olmadığı hakkında karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olmadığını beyan ettiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 25.06.2018 tarihli 2017/839 Esas, 2018/3516 Karar sayılı ilamı ile; karar düzeltme isteminin reddedildiği, söz konusu kararın 25.06.2018 tarihinde kesinleşmiş olduğu; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/1119 Esas sayılı dosyasında, davacı şirket ve dava dışı gerçek kişiler tarafından davalı şirket aleyhine 15.11.2010 tarihinde ipoteğin kaldırılmasına dair dava açtıkları, dava konusu edilen ipotekli taşınmazların İstanbul/Esenyurt'ta yer alan 10 nolu parsel ve yine ek teminata konu olan Esenyut'taki 6 nolu parseller olduğu, bayilik sözleşmesinin sona ermesine rağmen davalının ipoteği ve nakdi teminatı elinde tutmasının hiçbir hukuki mesnedi olmadığı gerekçesiyle davanın açılmış olduğu, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/345 Esas, 2018/1035 Karar ve 19.09.2018 tarihli kararı ile, asıl ve birleşen ipoteğin kaldırılmasına dair davaların kabul edildiği, asıl dava yönünden Esenyurt'ta yer alan 10 nolu parsel üzerinde şirket lehine tesis edilen 22.10.2000 tarihli ipoteğin fekkine birleşen dava yönünden ise Esenyurt ilçesindeki 6 nolu parsel üzerinde bulunan ve şirket lehine tesis edilen 05.04.2002 tarihli ipoteğin fekkine karar verildiği, söz konusu kararın ipoteğin fekkine yönelik olarak istinaf yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle bu hükümlerin 20.10.2018 tarihinde kesinleşmiş olduğunun 07.11.2018 tarihli mahkeme kararında belirtildiği, davacı şirket tarafından İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde aleyhine devam eden ve takas mahsup talebinin sonuçsuz kalması üzerine ve Yargıtay onama ilamına yönelik karar düzeltme dilekçesinde ifade ettiği şekilde takas mahsup konusu edilen 100.000,00 TL teminat mektup bedeli ile 24.244,00 TL cari hesaptan kaynaklanan asıl alacak ile işlemiş faiz toplamı olan 137.644,00 TL alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı ve dava dışı ... Bankası AŞ aleyhinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 11.11.2011 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından icra takip müdürlüğünün yetkisine ve borca itiraz edildiği, itiraz üzerine iş bu davanın açılmış olduğu, davalı şirket vekili tarafından dava dilekçesine cevapla birlikte davacının kesinleşen dosyadaki takas mahsup talebine ilişkin alacağının olmadığı hususunun kesinleştiğini ayrıca davacı şirketle Kırklareli ilinin Lüleburgaz ilçesinde bulunan bayilik nedeniyle 18.04.2002 tarihinde işletmecilik sözleşmesi gerçekleştirildiğini, 12.04.2002 tarihinde aylık 750,00 USD olmak üzere 9.000,00 USD kira bedelli 14 sene 6 aylık kira sözleşmesi yapıldığını, kira sözleşmesi uyarınca 14 sene 6 aylık kira bedelinin peşin olarak müvekkili şirket tarafından davacı şirkete ödendiğini, kira sözleşmesinin tapu siciline şerh edildiğini, kira sözleşmesinin 05.01.2008 tarihi itibariyle feshedildiğini, feshin 27.12.2007 tarihli protokol ile gerçekleştirildiğini, davacının müvekkili şirket tarafından 12.10.2016 tarihine kadar ödenen peşin kira bedelini iade etmediğini, en az 79.500,00 USD kira bedeli iadesine ilişkin alacağı olduğu, cevap dilekçesinin ekinde sunulan müvekkili adına düzenlenmiş ve Lüleburgaz istasyonuna ilişkin 20.10.2005 tarihli kira bedeli faturalarının bulunduğunu belirterek davacının müvekkili şirkete ödemesi gereken en az 249.967,37 TL kira bedeli iadesine ilişkin borcu olduğu düşünüldüğünde takas mahsup taleplerinin kabulü ile davanın reddi gerektiğini belirttiği, taraflar arasında Lüleburgaz ilçesindeki ... parselde bulunan akaryakıt istasyonu ve müştemilatına ilişkin olarak işleticilik sözleşmesinin 12.04.2002 tarihinde imzalandığı, işletici şirketin yine davacı şirket olduğu, aynı sözleşme kapsamında 14 sene 6 ay süreli yazılı kira sözleşmesi düzenlendiği, kiralanan yer adresinin Kırıkkale ile Lüleburgaz ilçesi Karıştıran köyü olduğu, aylık kira bedelinin 750.00 USD, yıllık kira bedelinin 9.000,00 USD olarak gösterildiği, ... ilçesindeki ... parsel nolu taşınmaz kaydına kira şerhinin 12.04.2002 tarihinde işlenmiş olduğu, söz konusu akittle 14 yıl 6 ay olmak üzere 130.500,00 TL karşılığı akit tarihinden başlamak koşuluyla benzin istasyonu ve ilgili hizmetler açısından kullanılmak üzere davalı şirkete kiraya verildiği ve tapuya şerh talep edildiği hususlarına yer verilmek üzere şerhin gerçekleştirilmiş olduğu, 27.12.2007 tarihli protokol başlıklı adi yazılı sözleşme ile tarafların arasında gerçekleştirilen 12.04.2002 tarihli kira sözleşmesinin protokolün imzalanması ile sona ereceğinin belirtildiği, protokolün 3. Maddesinde, davacı şirketin taşınmazı teslim etmemesi durumunda 100 USD ödeyeceğini kabul ve taahhüt edeceğinin beyan edildiği, davacı şirketin davalı şirketten 12.04.2002 başlangıç tarihli kira sözleşmesinden dolayı hiçbir tazminat ve alacak vb herhangi bir edimi talep etme hakkının bulunmadığının belirtildiği, davacının davalıyı tamamen ibra ettiğine yer verildiği, ancak davalı şirketin kira alacaklarına dair herhangi bir açıklamaya yer verilmediği, söz konusu protokolün içerisinde belirtildiği üzere sözleşmenin 12.04.2002 tarihli Kırklareli ili Lüleburgaz ilçesindeki işletmecilik sözleşmesine dair olduğu, İstanbul Esenyurt ilçesinde yer alan taşınmazdaki bayilik sözleşmesinin 15.02.2001 tarihinde imzalanmış olduğu, davalı şirket tarafından takas mahsup talebine esas olmak üzere davacı şirketin davalı adına düzenlemiş olduğu 20.10.2005 tarihli 2005-2006-2007-2008-2009 ve 2010 kira bedeli adı altında 437.442,88 TL fatura ve 20.10.2005 tarihli 2011 kira bedeli olarak davacı şirketin davalı adına düzenlemiş olduğu kira bedeli alacağı ile KDV toplamı olan 516.182,60 TL irsaliyeli faturayı ibraz ettiği anlaşılmıştır. 19.12.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda; tüm delillerin takdir ve değerlendirilmesinin mahkemeye ait olmak üzere, taraflar arasında 15.02.2001 tarihli İstanbul ili Büyükçekmece ilçesi 2. Bölge Esenyurt Köyü ve 18.04.2002 tarihli Kırklareli ili ... ilçesi ... Köyü, arası mevkiinde olmak üzere 2 adet akaryakıt bayi işleticilik ve bu bayi işleticilik sözleşmeleri kapsamında kira sözleşmeleri imzalandığı, Rekabet Kurumu tarafından düzenlenen 14.07.2002 tarihli ve 24815 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara ilişkin Grup Muafiyeti Tebliği ve Rekabet Kurumunun 12.03.2009 tarihli duyurusu doğrultusunda, 18.09.2010 tarihi itibarı ile İstanbul ili Büyükçekmece ilçesi Esenyurt Köyündeki akaryakıt istasyon bayilik sözleşmesi sona erdiği, bu konuda taraflar arasında herhangi bir anlaşmazlık bulunmadığı, ... ili ... ilçesi ... Köyü'ndeki akaryakıt bayilik sözleşmesinin ise 27.12.2007 tarihinde davacı ve davalı arasında imzalanan protokol ile sonlandırıldığı, EPDK'nın yürürlükte olan Petrol Piyasası Bayilik Lisanslarına bakıldığında, davacı ... Limited Şirketi'nin BAY/462-662/07846 lisans no'su ile, 21.03.2005 başlangıç ve 21.03.2017 bitiş tarihleri arasında, akaryakıt başlığı ve istasyonlu kategorisinde ... ili, ... ilçesi E-5 Karayolu Üzeri, Büyükkarıştıran belde Girişi adresinde, davalı ...Anonim Şirketi ile arasında bayilik lisansı olduğu, ancak 28.01.2008 tarihinde “Kendi talebi üzerine 28/01/2008 tarihli ve 394 sayılı Başkanlık Olur'u” ile lisansının iptal edildiğinin görüldüğü, davacı tarafından davalıya kesilen 20,10.2005 tarihli ... ve ... nolu yıllık 62.491, 84 TL bedelli KDV dahil toplam 516.182,60 TL olan 2005-2011 tarihlerini kapsayan kira bedeli açıklamalı faturaların hangi istasyon için gönderildiği fatura incelemesi ve 2005 yılı ticari defterlerinin her iki tarafça heyetimize sunulamamış olması nedeniyle anlaşılamadığı, bu kapsamda bu 2005-2011 kira bedeli konulu faturaların hangi istasyon için düzenlendiği hususunun mahkemenin takdirin olduğu, mali inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, tarafların 2010 yılı ticari defterlerine ait noter açılış tasdiklerini süresi içinde yaptırdıkları, yevmiye defterlerine ait noter kapanış tasdiklerinin TTK ilgili maddesi gereği süresi içinde yaptırıldığı, tarafların 2017 yılı yevmiye ve defteri kebir defterlerine ait açılış ve kapanış onaylarını, elektronik defter kullanımları nedeniyle, süresi içinde GİB (Gelir İdaresi Başkanlığı)'dan alınan ilk açılış ve son kapanış beratlarıyla ve ayrıca envanter defterlerini süresi içinde notere açılış tasdiki yaptırmak suretiyle YTIK 64 md. gereği süresi içinde yaptırdığı, davacı ve davalı ticari defterlerinin sahipleri lehine delil teşkil ettiği, onanan kararın kesinteşip kesinleşmediği hususunun mahkemenin bilgisinde olduğu, davalı, davacı ticari defter kayıtları üzerinde davacıya 124.967,25 TL borçlu olmakla birlikte, borcun, 11/11/2011 tarihli takip talebi gereği 124.244,00 TL olacağı, davacının, İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... E icra dosyası ile 11/11/2011 tarihli takibe konu ettiği alacağın, 10/08/2009 tarihli ... nolu teminat mektubu, 22/11/2010 tarihli iki adet Halkbankası Esenyurt şubesine ait EFT dekontu, cari hesap ekstresi ve diğer ticari kayıtlar ve defterler olduğu, davacının 11/11/2011 tarihli takipte, davalı tarafından nakde çevrilen 100.000,00 TL teminat mektubu tutarı için 13.400,00 TL işlemiş faiz talep ettiği, ancak, bu değer üzerinden TCMB değişken avans faiz oranı baz alınarak yapılan faiz hesabında işleyen faizin 13.311,11 TL olacağı, davacının 11/11/2011 tarihli takipte, takip tarihinden itibaren ticari faiz (415) işletilmesini talep ettiği, talep tarihinde avans işlemlerine uygulanan ticari faiz oranıtın 415 olacağı, mahkemenin takip tarihinden itibaren faiz hesabına hükmetmesi durumunda, takip tarihi ile dava tarihi arasında 124.244,00 TL asıl alacak için işleyecek faizin 82.919,93 TL olacağı, böylece, işlemiş faizlerle birlikte toplam alacağın 220.475,04 TL olacağı belirtilmiştir. Davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı itiraz edilere, Lüleburgaz'daki gerçekleştirilen işletmecilik sözleşmesinin protokolle sonlandırıldığını, müvekkili şirketin ödemiş olduğu kira bedellerine ilişkin olarak faturaların mevcut olduğunu, Lüleburgaz istasyonuna ilişkin cari hesap dökümünün bilirkişiye sunulduğunu , takas mahsup taleplerinin değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin davacıdan peşin olarak tahsil edilen kira bedellerine dair alacağı olduğunu, ayrıca cari hesap alacağının TTK'nın 101. maddesi gereğince zamanaşımına uğradığını iddia ederek müvekkili şirketin Lüleburgaz istasyonuna ilişkin cari hesap dökümlerinin tartışılması amacıyla dosyanın yeni bir heyete tevdi edilmesini talep ederek davacı tarafından işletilen Lüleburgaz istasyonuna ilişkin cari hesap örneğini dilekçesine eklemiştir. Mahkeme tarafından yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davalı şirketin zamanaşımı, hak düşürücü sürelere ilişkin defi ve savunmaları değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne, davacının icra inkar tazminat talebinin ise şartları oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından mahkemenin ve davacınında kabulünde olduğu üzere, cevap dilekçesinde ve devamı dilekçelerde ve duruşmada takas mahsup talebinde bulunulmuştur. Takas mahsup talebine konu edilen alacağın sebebi ise dava dışı Kırklareli ili Lüleburgaz ilçesindeki işletme ile ilgili olarak gerçekleştirilen sözleşme ve kira sözleşmesi kapsamında peşin olarak ödenen ancak erken fesih nedeniyle iade edilmeyen kira ödemelerine ilişkindir. Takas mahsup talebine esas olmak üzere davalı şirket tarafından 2005 yılında düzenlenen fatura örneğini ve Lüleburgaz işletmesi ile ilgili cari hesap ekstre örneğini dosyaya ibraz etmiştir. Davacı tarafın sözleşmenin feshi ile birlikte davalının ödemiş olduğu ancak kullanılmayan yıllara ilişkin ödenen kira bedellerinin iade edildiğine dair bir savunmada bulunulmamıştır. Davalı sözleşmenin protokol ile sona erdirilmesi aşamasından sonra davacı tarafça herhangi bir ödemede bulunulmadığını ve söz konusu yıllara ilişkin olarak ticari defter ve kayıtlarının ibrazının TTK'nın 82. maddesinde belirtilen 10 yıllık sürenin dolmuş olması ve imha edilmiş olmasından dolayı ibraz edilemeyeceğinin ancak dosya içerisine faturaların ve cari hesap ekstre örneklerinin ibraz edildiğini belirtmiştir. Mahkeme tarafından her ne kadar bilirkişi raporunun buna dair açıklamaları esas alınarak yukarıda yer verildiği üzere iki adet faturanın hangi istasyon için gönderildiğinin anlaşılamadığı belirtilmiş ise de dosya ekinde yer alan İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen dosyasındaki davalı şirketin kira bakiye alacağına dair istemine konu fatura Esenyurt ilçesindeki taşınmazla ilgili gerçekleştirilen kira sözleşmesi neticesinde ödendiği belirtilen 505.429,40 TL tutarlı 10.12.2010 tarihli fatura olup gerek fatura tarihleri gerekse fatura miktarları birbiriyle uyumlu değildir. Bu nedenle mahkemenin gerekçesinin dosya kapsamına uygun düşmediği kanaatine varılmıştır. Mahkemece davalı vekilinin takas mahsup talebi ve bilirkişi raporu ile davalı vekilinin rapora yaptığı itirazlar değerlendirilerek, davalı tarafın Lüleburgaz işletmesine yönelik olarak peşin ödendiğini iddia ettiği, kira bedellerinden dolayı sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar davacının sebepsiz zenginleştiği alacağının olup olmadığının tespiti ile uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle ve eksik ve inceleme ile verilen karar isabetli görülmemiştir. Ayrıca gerekçede, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/345 Esas, 2018/1035 Karar sayılı ilamının nazara alınması durumunda da davacı şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının belirlendiği ve takas mahsup talebininde yerinde olmadığı gerekçesine yer verilmişse de Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin asıl ve birleşen dosyalar yönünden ipoteğin fekkine konu taşınmazların, Esenyurt ilçesindeki bayilik sözleşmesi ve kira sözleşmesi kapsamında teminat ve ek teminat olarak aynı ilçe sınırları içerisindeki taşınmazlara ilişkin olduğu, Lüleburgaz ilçesindeki bayilik sözleşmesine ilişkin taşınmazın davanın konusunu oluşturmadığı, Lüleburgaz İlçesindeki kira konusu taşınmazın söz konusu ilçe sınırları içerisinde bulunan ... nolu parsel olduğu ve söz konusu parsel üzerine yukarıda belirtildiği üzere 12.04.2002 tarihinde kira şerhi işlendiği, yani Lüleburgaz 'daki işletme ve kira sözleşmesi ile ilgili dosya içerisinde herhangi bir yargı kararı mevcut olmadığı dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmalıdır. Bilindiği üzere, TBK nun 139/1 maddesi uyarınca, iki kişi karşılıklı olarak bir miktar parayı veya konuları itibari ile aynı türden malı birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise iki tarafın her biri borcunu alacağı ile takas edebilir. Sonuçta her iki borç da az olanı oranında sona erer. Takas, karşılık dava olarak ileri sürülebileceği gibi, defi olarak da ileri sürülebilir. Takasın defi olarak ileri sürüldüğü davada, takas ve mahsup sonucu kalan ve hüküm altına alınan miktar üzerinden yargılama harcı alınacak, takas ve mahsup defi nedeni ile reddedilen miktar üzerinden ileri süren yararına vekâlet ücreti ve yargılama giderine karar verilecektir. Açıklanan nedenlerle, öncelikle davalı tarafın takas mahsup talebinin incelenerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekeceğinden, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince, işin esası incelenmeksizin ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine,4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.01.02.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2017/47, K. 2020/367, T. 01.02.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2017-47-e-2020-367-k-9779e5854569