Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/263 E. 2017/282 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/263
- Karar No
- 2017/282
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/38 Esas KARAR NO: 2024/716 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 26/10/2017 NUMARASI: 2017/263 E. - 2017/282 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/04/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde;şirketin 2003 yılından beri ... Ltd. Şti. ünvanı ile faaliyet gösterdiğini, davalının İstanbul ... Noterliği'nin 25.11.2015 tarihli ihtarnamesi ile ... ibareli marka hakkına sahip bulunduklarını, bu ibareyi kullanmak suretiyle müvekkili şirketin marka tecavüzü suçu işlediğini, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükümünde Kararname (556 sayılı KHK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) ilgili hükümlerine aykırı olduğunu ihtar ettiğini, davalının ... nolu tescilinin 35, 36 ve 38 inci sınıfta olup, ... no’lu 29.03.2013 tarihli başvurunun kuyumculuk eşyaları vd. olarak belirtilen alt sınıfta tescilinin talep edildiğini, müvekkili şirketin tescil tarihi itibariyle ön kullanım hakkına sahip olduğunu, şirket ortaklarından ...’e ait ... nolu tescil başvurusunun, başvuru ücretinin ödenmemesi sebebiyle tescil edilemediğini, ancak fiili kullanımın ciddi ve kesintisiz mevcut olduğunu, ... nolu tescil yönünden ilgili sınıfta tescilli olmadığı halde ticari ünvanını marka olarak uzun yıllardır kullanan müvekkiline karşı davalının tecavüz iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu ileri sürerek 556 sayılı KHK'nun 74 üncü madde gereği marka hakkına tecavüzün bulunmadığının tespitini, ... nolu tescilin 556 sayılı KHK'nun 14 üncü maddesi gereği tüm sınıflar yönünden iptali ile sicilden terkinini, ... no’lu başvurunun kuyumculuk eşyaları için, 556 Sayılı KHK'nın 42 nci maddesi gereği hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir. KARŞI DAVA: Davalı karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde; davalının söz konusu marka üzerindeki eskiye dayalı kullanım hakkı mevcut olduğunu, davalı firmanın ... tarafından 1991 yılında kurulan özel mücevher ve lüks saat firması olduğunu, 15.03.1995 tarihinde "..." ünvanlı kuyumculuk işletmesini İstanbul Kuyumcular Odası'na tescil ettirdiğini, davacının ... ibaresini ticaret ünvanında 14.07.2003 tarihinden itibaren İstanbul Ticaret Odası'na kayıtlı olarak faaliyet gösterdiğini, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalının tescilli ... ibaresini davacının ... şeklinde kullanmak suretiyle faaliyet göstermesinin ticari alanda karışıklığa sebep olduğunu, davalının marka hakkına tecavüz ettiğini, davacının davalı markasını kullanmasının müşteriler nezdinde karışıklığa ve haksız rekabete sebep olduğunu ileri sürerek tazminat ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davacı tarafça davalının tescilli ticaret ünvanı ve markasına yapılan tecavüzlerin durdurulmasını ve men’ni, davacının ticaret ünvanında yer alan ... ibaresinin sicilden terkinini, davacının ilgili unvan ve markayı tanıtım ve kullanım vasıtalarının yasaklanmasını, hükmün ilanını talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde;davalının söz konusu marka üzerindeki eskiye dayalı kullanım hakkı mevcut olduğunu, davalının ... ibaresini Türkiye’de maruf hale getirdiğini, sürekli ve kesintisiz olarak kullandığını, davalının 14 ve 40 ıncı sınıflarda talep ettiği, ... nolu başvurusuna ilişkin tescilin henüz kesinleşmediğini, tescil edilmemiş bir markanın hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceğini, davalının 04.04.2003 tarihinde 35, 36, 38 sınıflarda söz konusu markayı tescil ettirdiğini, 04.04.2013 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile yenilendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Karşı davalı cevap dilekçesinde; karşı davanın reddini istemiştir. MAHKEME KARARI; İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/10/20917 tarihli 2017/263 E- 2017/282 K sayılı kararıyla; ... nolu "..." ibareli markanın 35, 36, 38. sınıflarda 04.04.2003 tarihinde davalı-karşı davacı ... adına tescil edildiği, 04.04.2013 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle yenilendiği, "..." ibaresinin 14, 35, 40. sınıflarda ... numarası ile davalı-karşı davacı ... adına ticaret - hizmet markası ile tescilli olduğu, davacı karşı davalı bakımından ... ... ibaresini ilk kullandığı tarihin 1989 yılı olup, ... Ltd. Şti.'nin 2003 tarihinde tescil olunduğu, ... İşletmesinin 01.01.1992 tarihinde kurulduğu, faaliyet konusunun "kuyumculuk" altın işletme olarak gözüktüğü, İstanbul Kuyumcular odası yazısında, ...'ın 15.03.1995 tarihinde odaya kaydının yapıldığı, tarafların kuyumculuk olarak aynı işle iştigal ettikleri, davacının ticaret ünvanını davalının marka olarak aynı ibareyi (...) kullandıkları, davacı ticaret ünvanında ... ibaresinin harfleri aralarında nokta işaretli olmasının benzerliği ortadan kaldırmadığı, davacı şirketin 1989 yılında oda nezdinde yaptırdığı kayıt sırasında ... unvanını kullandığı, ancak 2003 yılına kadar geçen 14 yıllık sürede bu unvanı kullandığını gösteren başka belge ibraz edemediği, 2003 yılından sonra kesintisiz olarak kullandığı, davalıya ait ... nolu marka hakkında tescilli bir marka bulunmadığından marka başvurusunun iptalinin istenemeyeceği, ... nolu markanın iptali talebi yönünden ise Anayasa Mahkemesi'nin 2016/148 E., 2016/189 K. sayılı 14.12.2016 tarihli 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesinin Anayasanın 91 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı olması sebebiyle iptaline dair kararın Resmi Gazetede yayınlandığı, bu nedenle 14 üncü maddenin iptali sonucu bu markaya ilişkin davanın dayanaksız kalması nedeniyle diğer markaya ilişkin ise dava tarihinde henüz tescil edilmemesi nedeniyle davanın reddi gerektiği, davacının tescilli ticaret unvanını kullandığı, bu nedenle davalı yanın marka hakkına herhangi bir tecavüzünün bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada davacı ... Ltd. Şti. tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davacının davalı marka hakkına tecavüzünün bulunmadığının tespitine, davadaki ... sayılı markanın dava tarihinde henüz tescilli olmadığı bu markaya ilişkin davanın mevsimsiz açıldığı ... sayılı markanın kullanılmama nedeniyle iptaline yönelik açılan davada ise 14 üncü maddenin Anayasa Mahkemesinin iptal kararı nedeniyle dayanak maddenin bulunmaması nedeniyle iptal ve hükümsüzlük taleplerinin reddine, karşı davada davacı ... tarafından davalı ... Ltd. Şti. aleyhine açılan marka hakkına ve ticaret ünvanına tecavüzün durdurulması, meni, ticaret ünvanının terkini talepli davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURUSU; Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... davacı şirketle ilgisinin olmadığı, gerçek kişi ve şirketin ilgisinin bulunmadığını, 2013/29270 numaralı markaya tecavüzün bulunmadığının tespitinin hatalı ve yasaya aykırı olduğunu, ... tescil numaralı tanınmuş markası yönünden de davacı-karşı davalının markaya tecavüzünün bulunduğunu, Mahkemece allınan bilirkişi kök ve ek raporlarında çelişkili ifadelerin bulunduğunu, davacı- karşı davalının 2003 yılından itibaren ... ismini kullandığı halde dava tarihine kadar dava açmamak suretiyle sessiz kalmakla, dava açma hakkını kaybettiğinden, ... ibaresinin ticaret unvanından silinmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Dairemizin 17/02/2022 tarihli 2020/761 Esas-2022/218 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davalı-karşı davacı vekili Dairemizin kararına karşı temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/11/2023 tarihli 2022/2899 Esas-2023/6630 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi’nce asıl davada davacı ... Ltd. Şti tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davacının davalı marka hakkına tecavüzünün bulunmadığının tespitine, davadaki ... sayılı markanın dava tarihinde henüz tescilli olmadığı bu markaya ilişkin davanın mevsimsiz açıldığı, ... sayılı markanın kullanılmama nedeniyle iptaline yönelik açılan davada ise 14 üncü maddenin Anayasa Mahkemesinin iptal kararı nedeniyle dayanak maddenin bulunmaması nedeniyle iptal ve hükümsüzlük taleplerinin reddine, karşı davada davacı ... tarafından davalı ... Ltd Şti aleyhine açılan marka hakkına ve ticaret ünvanına tecavüzün durdurulması, meni, ticaret ünvanının terkini talepli davanın reddine karar verilmiş, davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin karşı davada da davalı ... şirketinin davacı yanın marka hakkına ve ticaret unvanına tecavüz ettiğine dair herhangi bir delil bulunmadığı şeklindeki gerekçeli kararı yerine davacı ve davalının aynı sektörde olması, her iki taraf da tacir olduğundan 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği basiretli tacir olarak davalı-karşı davacının, davacı- karşı davalının ticaret unvanından haberdar olmadığını iddia edemeyeceği, davacı- karşı davalı 2003 yılından itibaren ... ismini kullandığı halde dava tarihine kadar dava açmamak suretiyle sessiz kalmakla, dava açma hakkını kaybettiğinden ... ibaresinin ticaret unvanından silinmesi talebinin yerinde görülmediği şeklinde yeni bir gerekçe oluşturulup davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1 inci alt bendi uyarınca esastan reddedilmişse de; HMK 353/2 maddesinde; "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir." düzenlemesini içerdiği, bu düzenleme uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken aynı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1 inci alt bendi kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazları değerlendirilmeksizin kararın usulden bozulmasına karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı-karşı davalı vekili usuli bozma kararı verildiğinden, takdiri mahkememize bırıktıklarını beyan etmiş, davalı-karşı davacı vekili bozma ilamına uyulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Usul ve yasaya uygun görülmekle Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Davacı tarafça asıl davada, davacının ... ibaresini öncelikli kullanma hakkı bulunduğundan, davalı-karşı davacının 2003/07705 sayılı "..." ibareli markasına tecavüzünün olmadığının tespiti ile ... nolu tescilin 556 sayılı KHK m. 14 gereği tüm sınıflar yönünden iptali ile sicilden terkini, ... sayılı başvurunun kuyumculuk eşyaları için, 556 Sayılı KHK m. 42 gereği hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talep edilmiş, ilk derece mahkemesince davacının davalı markasına tecavüzünün bulunmadığının tespitine, dava tarihinde ... sayılı marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük davasının mevsimsiz açıldığından reddine, ... sayılı markanın iptali talebinin ise davanın dayanağı 556 Sayılı KHK 14. Maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle dava dayanaksız kaldığından davanın reddine karar verilmiştir. Karşı davada davalı-karşı davacının; davacı-karşı davalınğın, müvekkilinin sahibi olduğu "..." ibaresini ticaret unvanında ve logosunda kullanmak suretiyle tescilli ticaret unvanına ve marka hakkına tecavüz ettiğinden, tecavüzün durdurulmasına ve menine, davacı-karşı davalı şirketin ticaret ünvanında yer alan “...” ibaresinin ticaret sicilinden terkinine, davacı-karşı davalının unvan ve markayı tanıtım ve kullanım vasıtalarının yasaklanmasına, hükmün ilanına karar verilmesini talep ettiği, mahkemece karşı davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Davalı-karşı davacı asıl ve karşı davada verilen karar yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı -karşı davalı tarafça ... “ ...” ibaresi ile İstanbul Kuyumcular Odasına 28.12.1989 tarihinde kaydolduğuna ve üyeliğin ..11/2010 tarihinde sona erdiğine ilişkin odanın 22.12.2015 tarihli Oda kayıt Belgesi sunulmuş, “... Limited Şirketi, 14.07.2003 tarihinde İstanbul Ticaret Odasına tescil edilmiştir. Şirketin faaliyet konusu altın v.s asıl metaller ile elmas, pırlanta v.d. kıymetli taşların, ziynet eşyalarının imalatı, ticareti v.d.” olup, şirket ortaklarının ... olduğu anlaşılmıştır. Dosyada, davacı şirketin 21-25 Mart 2007 tarihli ... Show uluslararası mücevher, gümüş, saat fuarına katıldığına dair katılım teşekkür belgesi, İstanbul Maden ve Metaller İhracatçılar Birlikleri Genel Sekreterliği tarafından, davacının 2011 ila 2015 yılları arasında uluslararası fuarlara katıldığını gösteren katılım belgesi yine, davacı vekilinin 08/06/2016 tarihli dilekçesi ekinde davacının işyeri tabelasında ve fuarda stand da "..." ve ..., ...... ibaresini kullandığını gösterir fotoğraflar sunulduğu anlaşılmıştır. Davalı ... adına "..." ibaresi 35, 36, 38. sınıf emtiada kullanılmak üzere ... nolu hizmet markası ile 04.04.2003 tarihinde tescil edilmiş olup 04.04.2013 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle yenilenmiştir. Davalı ... adına "..." ibaresi 14, 35, 40. sınıf emtiada kullanılmak üzere ... nolu ticaret - hizmet sınıflarında tescil başvurusunda bulunulduğu, dava tarihinde markanın tescilli olmadığı, davalı-karşı davacının "Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar kol düğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil) Adi metallerin işleme hizmetleri. Değerli metallerin işleme hizmetleri." sınıflarında .... tarafından itiraz üzerine başvurunun kısmen reddine karar verildiği ancak itiraz edenin dayanak ... sayılı marka başvurusu itirazın incelendiği tarihte hükümden düşmüş olduğundan kısmi red kararın yapılan itirazın YİDK kararıyla reddine karar verildiği anlaşılmıştır.... adına ... ibareli 14/35/40. Sınıflarda ... sayılı marka başvurusu yapıldığı, markanın müddet olduğu, tekrar ... ibareli ... sayılı marka başvurusuna davalı-karşı davacının eskiye dayalı kullanım itirazı üzerine başvurunun reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı-karşı davacı ...'ın ... ismi ile 15/03/1995 tarihinde "kuyumcu satıcı" faaliyet sınıfında İstanbul Kuyumcular Odası'na kaydolduğu anlaşılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalı-karşı davacının incelenen ticari defterlerinden 1992 yılından itibaren ... ticaret unvanını kesintisiz şekilde kullandığı, davacı şirket ortağı ... ise İstanbul Kuyumcular Odası'na kaydının 1989 yılı olduğu ve öncelik hakkının ... ait olduğu beyan edilmiştir. Davalı şirket 2003 yılında kurulmuştur. ... ibaresini ... şahıs firması iken ilk kullanan olup, ... Limited Şirketi'nin ortağı sıfatı ile şahıs firması olduğu dönemde kullandığı ibareyi şirketleştiği dönemde şirket unvanı olarak kullanmaya devam ettiğinden, mahkemece ... kullanım tarihinin gerekçeli karara esas alınmasında dosya kapsamı ve yasal düzenlemelere aykırılık bulunmadığından, ...'in davacı şirketle ilgisinin olmadığı, gerçek kişi ve şirketin ilgisinin bulunmadığına ilişkin istinaf sebebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davalı-karşı davacının ... sayılı ... ibareli markasının 35/36/38. Sınıflarda tescilli olduğu, tescil sınıfları itibarıyla, davacı-karşı davalının kuyumculuk sektöründe kullanımının davalı-karşı davacının marka koruması kapsamında kalmadığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında bulunan TPMK kaydından, davalı-karşı davacının "..." ibareli 14, 35, 40. sınıfta ... nolu marka başvurusunun 12/09/2013 tarihinde Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği, davacı-karşı davalı itirazı üzerine başvurunun kısmen reddine karar verilmişse de, itiraz eden marka başvurusu hükümden düştüğünden,kısmi red kararın yapılan itirazın YİDK kararıyla reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince davacının tescilli ticaret unvanını kullandığı, davalı tarafın marka hakkına ve ticaret unvanına tecavüz ettiğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiş ancak dosya kapsamına davacı karşı davalı vekilinin 08/06/2016 tarihli dilekçesi ekinde fotoğraflar sunduğu, fotoğraflardan, davacı-karşı davalının işyeri tabelasında ve fuarda stand da ".. " ve ..., ... ibaresini kullandığı, sunulan delillerden davacının işletme adı olarak ve kuyumculuk faaliyetinde, 35. Ve 40. sınıflarda ... ibaresi kullanımının davalı-karşı davacıdan daha eski 1989 tarihli olduğu (Odaya kayıt belgesi), öncelik hakkının davacı-karşı davalıya ait olduğu gibi, aynı sektörde faaliyet gösteren ve aynı meslek odası ile ticaret siciline kayıtlı olan davalı-karşı davacının, davacı karşı davalının kullanımlarından haberdar olmamasının mümkün bulunmadığı anlaşılmıştır. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin dayanağı TMK’nın 2. maddesi olduğuna göre, dava açılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve bu durum dava dosyasından ortaya konulabiliyorsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybının mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği,. TMK’nin 2/2. Maddesinde; "bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." tespiti yapılmış olup, davacı ve davalının aynı sektörde faaliyet gösterdiği, her iki tarafta tacir olduğundan TTK 18/2 maddesi gereği basiretli tacir olarak taraflarının birbirlerinin ticaret unvanından ve kullanımlarından haberdar olması gerektiği, davacı- karşı davalının 1989 tarihinden itibaren ... ibaresini kullandığı, davalı-karşı davacının davacı- karşı davalının ticaret unvanı ve kullanımlarından haberdar olmadığını iddia edemeyeceği, dava tarihine kadar dava açmamak suretiyle sessiz kalmakla, dava açma hakkını kaybettiğinden, davalı karşı davacı vekilinin asıl davanın tümüyle reddi, davacı-karşı davalının ticaret unvanının silinmesi ve markaya tecavüzden kaynaklanan taleplerinin kabulüne ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı kanaatine varılmış ancak mahkemenin karar gerekçesi düzeltilmekle; davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilerek, istinaf başvurusu dışında kalan kısımlarla ilgili kazanılmış haklar korunarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,2- İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/10/20917 tarihli 2017/263 E- 2017/282 K sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, düzeltilmiş gerekçe ile;3- A)Asıl davada a-Davacı ... LTD tarafından Davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davacının davalı marka hakkına tecavüzünün bulunmadığının tespitine, b-Davadaki 2013/29270 sayılı markanın dava tarihinde henüz tescilli olmadığı bu markaya ilişkin davanın mevsimsiz açıldığı 2003/07705 sayılı markanın kullanılmama nedeniyle iptaline yönelik açılan davada ise 14.maddenin Anayasa Mahkemesinin iptal kararı nedeniyle dayanak maddenin bulunmaması nedeniyle iptal ve hükümsüzlük taleplerinin reddine, B)Karşı davada a-Davacı ... tarafından Davalı ... LTD Şirketi aleyhine açılan marka hakkına ve ticaret ünvanına tecavüzün durdurulması, meni, ticaret ünvanının terkinin talepli davanın sessiz kalma nedeniyle reddine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; A-Asıl Davada; A/a -Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 29,20 TL'nin mahsubu ile kalan 398,40 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye irat kaydına, A/b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, A/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı vekili yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, A/ç-Davacı tarafından yapılan: 1.125 TL bilirkişi ücreti, 280,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.405,50 TL'nin -ret ve kabule göre takdiren hesaplanan- 702,75 ve 58,40 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 761,15 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan giderin davacı üzerinde bırakılmasına, A/d-Davalı tarafından yapılan: 1.125 TL bilirkişi ücreti ve 50 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.175,00 TL'nin - ret ve kabule göre takdiren hesaplanan- 587,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan giderin davalı üzerinde bırakılmasına, B-Karşı Davada; B/a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 29,20 TL'nin mahsubu ile kalan 398,40 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye irat kaydına, B/b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı vekili yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, B/ç-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı-karşı davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan asıl dava yönünden 98,10 TL ve karşı dava yönünden 98,10 TL olmak üzere toplam 196,20 istinaf yoluna başvurma harcının davacı-karşı davalıdan tahsiliyle davalı-karşı davacıya verilmesine,5/c-Temyiz yargılaması için davalı-karşı davacı tarafından yapılan temyiz başvuru harcı, 126 TL tebligat, müzekkere ve posta giderinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, temyiz yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına, 5/ç-İstinaf aşamasında iki duruşma yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 20.400,00 TL vekalet ücretinin davacı- karşı davalıdan tahsiliyle davalı-karşı davacıya verilmesine,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/04/2024