Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/6749 E. 2017/1043 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/6749
- Karar No
- 2017/1043
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/1686 KARAR NO: 2025/705 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 16/02/2022 NUMARASI: 2021/517 Esas - 2022/110 Karar DAVA: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 28/04/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14/08/2019 tarihinde müvekkilinin sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın karıştığı tek taraflı kaza neticesinde ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini ve kazaya konu araçta yolcu konumunda bulunan ...isimli şahsın hayatını kaybettiğini, olay anında müvekkilinin idaresinde olan aracın ... Sigorta A.Ş. tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında teminat altında bulunması sebebi ile müteveffanın yakınlarının destekten yoksun kalma talebi ile davalı sigorta şirket aleyhine açılan Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2019/109137 Esas ve 2020/42620 Karar sayılı ilamı ile başvurucular lehine 390.000,00 TL tazminat ödemesine karar verildiğini ve davalı sigorta şirketinin ilam doğrultusunda ödemiş olduğu tazminat bedelinin tahsili ve rücuen tazmin talebi ile müvekkili aleyhine kusur oranında icra takibine girişmişse de davalı sigorta şirketinin rücu hakkına ilişkin şartlar oluşmadığını, müvekkilinin davalı şirkete borçlarının bulunmadığının tespitini, davalı sigorta şirketi tarafından müvekkilleri aleyhine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası nezdinde başlatılan haksız icra takibinin iptalini, davaya konu icra takibinin haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine konu edilmesi nedeniyle %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Sigortalısı nezdinde ... .San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin maliki ve davacının sürücüsü olduğu aracın 14/08/2019 tarihinde tek taraflı ölümlü yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin dava konusu kazada vefat eden kişinin yakınlarına destekten yoksun kalma tazminatı ödediğini, yapmış olduğu ödeme nedeniyle davacı ve ...Şti aleyhine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davacının bu takibe 25/03/2021 tarihinde itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, takibin durmasının ardından sigorta şirketinin icra dosyası kapsamında herhangi bir işlem yapmadığını ve itirazın iptali davası açmadığını, ayrıca müvekkilinin 02/11/2021 tarihinde icra dosyasından feragat ettiğini, 03/11/2021 tarihinde icra dosyasının kapatılması taleplerinin kabulüne karar verildiğini davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,"Konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, İİK'nın 72/5 uyarınca davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava açılırken davalılar tarafından müvekkilinin borç tehdidi altında bırakıldığını ve haksız şekilde girişilen icra takibi kötüniyetli olduğunu, davanın 28.07.2021 tarihinde açıldığını, yine aynı şekilde davalılarında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından feragatlarının davanın açılmasından ve kendilerine dava dilekçesinin tebliğinden aylar sonra olan 02.11.2021 tarihinde yapıldığını, İlk derece mahkemesi huzurunda açılan dava hem müvekkilin böyle bir borcunun olmadığının tespiti hem de müvekkili bu borç tehdidi altında bırakan kötüniyetli davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talepli olduğunu, nitekim müvekkilin yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi amaçlandığını, davalı taraf hukuka ve hakkaniyete aykırı şekilde icra takibi başlattıklarını kabullendiğini ve icra dosyasından feragat ettiğini ve fakat davayı kabul etmediğini, dolayısıyla ilk derece mahkemesi tarafından kötüniyet tazminatının da değerlendirilmesi gerektiğini, en nihayetinde de ilk derece mahkemesi dosyanın esasına girerek yargılama yaptığını, bu itibarla da ön inceleme aşamasından önce dava konusuz kalmış gibi bir hüküm kurulması hatalı olduğunu, davanın kabulü halinde vekalet ücreti AAÜT'nin 6.maddesinde ki düzenlemeye göre yarı oranda ki vekalet ücreti dahi kabul edilemezken zira mahkeme tarafından işin esasına girilmiş olduğundan ve davalı tarafından dava konusu taleplerinden yalnızca icra takibinin haksız ve hukuka aykırı olduğu konusu ikrar edilerek kötü niyet tazminatının değerlendirilmediğinden tam vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, AAÜT 13. maddesi gereğince davalının tarifeye göre kanuni (karşı) vekalet ücretine mahkum edilmesini, ayrıca müvekkil ile arasında yapılan avukatlık vekalet sözleşmesi ve HMK'nın 329/1. maddesi ile AAÜT'nin 23. maddesi uyarınca davalının takip çıkışının %10'u oranında akdi vekalet ücretine mahkum edilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava nispi karar ve ilam harcına tabi bir dava olsa dahi dava konusuz kaldığından maktu yerine nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesi hukuka açıkça aykırı olduğunu, icra takibinin ... için iddia ettiği şekilde tehdit oluşturma ihtimali kalmadığını, dolayısıyla davanın hukuki yarar yokluğundan reddine ve Türkiye Sigorta lehine vekalet ücreti yönünden karar verilmesi gerekirken, konusuz kalmasına karar verilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, davalı sigorta şirketi tarafından davacı ile dava dışı ... İnş. Şti. aleyhine İstanbul Anadolu ...İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, davalı tarafından daha sonra icra takibinden feragat edildiği anlaşılmaktadır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 13/02/2017 tarih, 2016/6749 E. ve 2017/1043 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere "Dava İİK 72. maddesine göre açılan menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılması durumunda, menfi tespit davasında ileri sürülebilecek iddialar itirazın iptali davasında savunma sebebi olarak ileri sürülebileceğinden, bu durumda borçlunun ayrı bir menfi tespit davası açmakta hukuki yararı yoksa da, henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmamış olduğu durumda ise böyle bir imkan söz konusu olmadığından, borçlunun itirazın iptali davasının açılmasını beklemeden menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekir. Zira yapılan itiraz üzerine takip durmuşsa da, takibe itiraz sadece takip hukuku ile ilgili bir sonuç olup, kesin hükmün sonuçlarını doğurmaz. Bu itibarla borçlu, itirazın iptali davası için alacaklıya tanınan bir yıl gibi uzun bir süreyi beklemeden maddi hukuk anlamında, borcun bir an önce ve kesin olarak ortadan kaldırılmasını istemek hakkına sahip olup, böyle bir durumda dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını kabul etmek mümkün değildir. Somut olaya dönülecek olursa, yargılama sırasında davacı icra dairesine ödediği parayı tahsil etmiş olduğundan istirdat istemi konusuz kalmış ise de davalı alacaklının her zaman alacağının tahsili için dava açma hakkı bulunduğundan davacının bu hukuki baskıdan kurtulmak amacıyla menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmaktadır." açıklaması mevcuttur. Yukarıya aktarılan Yargıtay kararı ışığında değerlendirme yapıldığında; somut uyuşmazlıkta davacı borçlunun süresinde ödeme emrine itiraz etmesi üzerine takibin durduğu ancak henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılmadığı, davalı alacaklının eldeki menfi tespit davası açıldıktan sonra takipten feragat ettiği de gözetildiğinde davacı borçlunun, İİK'nın 72. maddesine göre menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalının İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 02/11/2021 tarihinde takipten feragat ettiği ve takibin bu şekilde kapatıldığı bildirilmesi üzerine Mahkemenin ön inceleme duruşmasının 08/12/2021 tarihinde yapıldığı, davalının ön inceleme duruşma tarihinden önce takipten feragat etmesi nedeniyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ve davanın bulunduğu aşama itibariyle tarafların iddia ve savunmalarını ve bu bağlamda davalının kötüniyetli takipte bulunduğu ispatlanmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (I) sayılı tarifenin yargı harçları başlığını taşıyan bölümünün karar ve ilam harcı başlıklı III. kısmının 1. fıkrasında, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden tarifede gösterilen oranda nispi karar ve ilam harcı; 2-a fıkrasında ise, 1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlar ve davanın reddi kararlarında maktu karar ve ilam harcı alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda konusu belli bir değerle ilgili bulunan davada esas hakkında karar verilmesi halinde nispi harç alınacağı, usule ilişkin nihai kararlarla, davanın konusuz kalması halinde verilecek kararlarda maktu harç alınacaktır. İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan davada maktu harç yerine nispi harç alınması usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf talebi yerinde görülerek hüküm düzeltilmiştir. AAÜT 23.maddesinin koşulları oluşmadığından takip çıkışının %10'u oranında akdi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Ancak AAÜT'nın 6.maddesinde ki düzenlemeye göre; "Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur''. düzenlemesi gereğince vekalet ücretinin 1/2 oranında hesaplanması gerekirken 1/3 oranında hesaplanması da doğru olmamış, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6.fıkrasının düzeltilmesi gerekmiştir. Bu nedenle; davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A- Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:1-Konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-İİK 72/5 uyarınca davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,3-Ön inceleme duruşmasından önce konusuz kalan davada alınması gereken 615,40 TL ilam harcının peşin alınan 9.289,41 TL harçtan mahsubu ile bakiye 6.192,94 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından peşin yatırılan 9.289,41 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan 55,00 TL posta gideri ve 59,30 TL harç gideri olmak üzere toplam 114,30 TL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Dava, ön inceleme duruşmasından önce konusuz kaldığından davacı lehine AAÜT uyarınca 1/2 oranında taktir edilen 22.123,90 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davacı ile davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-a-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 59,50 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, b-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/04/2025