İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2014/6570 E. 2021/443 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2014/6570
- Karar No
- 2021/443
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/65 Esas KARAR NO : 2025/750 Karar DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 22/01/2025 KARAR TARİHİ : 18/09/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan "Alacak" davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Rusya'da yerleşik bir şirket olup, 11.03.2024 tarihinde müvekkili şirketin davalı ... ile bir anlaşma imzaladığını, cihazların satın alınması konusunda anlaştığını, müvekkilinin, sözleşme ve bu sözleşme uyarınca gönderilen fatura esasında belirlenen 776.029,10 TL'yi davalının .... Bankası A.ş.'nde bulunan banka hesabına yatırdığını, ancak davalının, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, belirlenen cihazları temin edemediğini, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmeyen, bir diğer anlatımla cihazları temin etmeyen davalının, müvekkili tarafından ödenen 776.029,10 TL'den 570.590,00 TL iade edilmiş ancak, 205.439,10 TL bakiye tutar, davalı tarafından iade edilmemiş olduğunu, davalının adeta bu tutara el koyduğunu, tarafların tacir olduğu hususu dikkate alındığında, davalının el koyduğu tutar ile ilgili olarak müvekkiline faiz ödemesi gerektiğinin de aşikar olduğunu, davalının, müvekkilinin ödediği tutardan 570.590,00 TL'yi iade ettiğini, dolayısıyla, bakiye iade edilmeyen tutara bu tarihten (iade tarihinden) itibaren temerrüt faizinin uygulanmasının gerektiğini, ticari avans faizinin uygulanmasını istediklerini, taraflar arasındaki sözleşmenin ticari iş niteliği taşıması hasebiyle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında taraflarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosuna başvuru yapıldığını ancak ekte sunulan arabuluculuk son tutanağından da anlaşılacağı üzere taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, bir diğer taraftan, davalının, kötü niyetli olarak, yargılama sürelerinin uzunluğuna güvenerek, açık bir şekilde iade etmesi gereken tutara el koyduğunu, ülkemizdeki yüksek enflasyon oranları ve Türk Lirası'nın değer kaybı dikkate alındığında, davalının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmekten kasten imtina etmesi, fiilen davalı lehine bir avantaj sağladığını, bu durumun, davalının, borcun ödenmesi gereken tarihten çok daha sonraki bir tarihte ödeme yapması nedeniyle, borcun reel değerinin düşmesine neden olduğunu, netice itibarıyla, davalının, haksız bir şekilde ekonomik kazanç elde etmekte ve müvekkilinin alacağının değer kaybetmesine yol açmakta olduğunu, müvekkilinin temerrüt faizi ile karşılanmayan munzam zararlarının hesaplanarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini istediklerini beyan ederek, kötü niyetli olarak davalı tarafından iade edilmeyen 205.439 (ikiyüzbeşbindörtyüzotuzdokuz) TL'nin kısmi iade tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile beraber davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, temerrüt faizi ile giderilemeyen zararlar bakımından munzam zararların tespitine, bu doğrultuda tespit edilecek munzam zararların davalıdan alınarak müvekkile verilmesine, HMK madde 329 uyarınca, müvekkili ile taraflarınca imzalanan avukatlık sözleşmesi ile kararlaştırılan vekalet ücreti olan 2.000 (ikibin) ABD dolarının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, HMK madde 329/2 uyarınca, kötüniyetli davalının disiplin para cezası ile mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı taraf sunduğu dava cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça, satış sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerin müvekkili tarafından yerine getirilmediği, bu sebeple davacı tarafça ödenen bedelin temerrüt faizi ile iadesi ve munzam zararların tazmini talepli olarak iş bu davanın açıldığını, iş bu davada davayı ve dava dilekçesinde yer alan beyan ve iddiaları kabul etmediklerini, taraflar arasında imzalanan 11.03.2024 tarihli ve 31.07.2024 tarihi itibariyle geçerliliği sona eren sözleşme gereği, davacı şirketin, .... marka elektronik malzeme siparişi için (ip kamera, elektronik kart okuyucu) müvekkili şirketin hesabına 776.029,10-TL ödeme yaptığını, ancak, Almanya'da bulunan .... merkezli fabrikanın Türkiye'deki bayiisi, ..... firması ile olan kendi iç problemleri sebebiyle, ...... firmasının ürünleri, müvekkili şirkete tedarik edememesi sebebiyle, taraflar arasındaki ilgili siparişin iptal edildiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin, davacı şirketin mağduriyet yaşamaması için, davacı şirkete, ödeme yaptıkları tutarla ilgili olarak, Türkiye'de veya Avrupa'da başka bir elektronik marka (..... vs.) veya davacı şirketin istediği herhangi bir ürünü alıp Türkiye'den Rusya'ya mal ihraç etmeyi teklif ettiğini, ancak davacı şirketin, müvekkili şirketin bu teklifini kabul etmediğini, müvekkili şirketin, ilgili siparişin iptal olması ve başka bir elektronik markadan mal gönderilmesi taleplerinin reddedilmiş olması sebebiyle, derhal davacı şirketin ödemiş olduğu 776.029,10-TL'yi iade etmek için banka işlemi gerçekleştirmişse de; Avrupa Birliği ve ABD tarafından Rusya'ya uygulanan yaptırımlar sebebiyle (Swift ödemelerini ABD yönetmektedir.) müvekkili şirketin davacı şirketin hesabına para gönderemediğini, banka tarafından müvekkili şirketin ödeme talebinin geri çevrilmiş ve paranın, davacı şirkete gönderilememiş olduğunu, müvekkili şirketin bankacılık işlemleri yapmasına rağmen paranın gönderilemediğine dair belgeler ekte sunduklarını, hatta müvekkili şirketin, banka ile bu konuyu görüşmeye gittiğinde, ... Bankası A.Ş.-...y Şubesi'nde, şubenin eski çalışanı dava dışı ... Bey'in, ... Bankası Türkiye-Üst Yönetimi, kendi iç politikaları, ve 3 seneden beri, halen devam eden ABD-AVRUPA, RUSYA karşıtı banka yaptırımları yüzünden, paranın Rusya'ya gönderilemeyeceğini ifade ettiğini, müvekkilinin, sorunu çözmek için, iyi niyetli olarak, Türkiye'deki, tedarikçisi (... bayisi) .... teknoloji firması ile ilgili malzemeleri Avrupa'dan bulamayınca, bu sefer sipariş iptal süreci başlayınca, ... firmasının yazılı talebi üzerine, malzemeleri, ... bayilerinden bulup, kendilerine teklif ettiğini fakat davacı şirketin müvekkilinin teklifini kabul etmediğini, bunun üzerine müvekkili şirketin davacı şirket yetkilisi ....'e, 7 ağustos 2024 tarihli yazıyı e-mail olarak ilettiğini, bunun üzerine, davacı şirket yetkilisi ... isimli kişi, müvekkili şirket ile iletişime geçerek bu ödemenin, müvekkili şirket yetkilisinin şahsi hesabından kendi şahsi hesabına veya sözleşmeye taraf olmayan başka üçüncü kişi şirketlere ödeme yapılmasını teklif ettiğini, ancak müvekkili şirketin, davacı şirket yetkilisinin teklif ettiği gibi bir para transferi gerçekleştirilirse, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarında vergi incelemesi yapıldığı takdirde müvekkili şirket zor duruma düşeceğinden ve en az %20 oranında müvekkili şirkete vergi yükü doğabileceğinden, bu ihtimalde vergi ödemesi yapmak zorunda kalacaklarını davacı şirket yetkilisine ifade ettiklerini, bunun üzerine taraflar, söz konusu 776.029,10-TL'den, müvekkili şirket yetkilisinin ödemek durumunda kalacağı tahmini vergi kesintilerinin mahsubu sonucunda kalan tutarın, davacı şirket yetkilisi ....'in şahsi hesabına gönderilmesi hususunda mutabık kaldıklarını, bunun üzerine müvekkili şirket yetkilisinin, müvekkili şirketin ileride cebri icra ile karşı karşıya kalmaması için, davacı şirket tarafından gönderilen 776.029,10-TL'yi şirket hesabından çekip kendi şahsi hesabına yatırmış ve kendi şahsi hesabından tarafların mutabakatıyla bir miktar kesinti yaparak kalan 570.590,00-TL'yi davacı şirket yetkilisi .... isimli kişinin hesabına göndermiş olduğunu, böylelikle davacı şirketin kendi teklif ettiği yöntemle, müvekkili şirketin davacı şirkete hiçbir borcu kalmadığını, dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, yargılama sürelerinin uzunluğuna güvenerek iade edilmeyen 205.439,10-TL'ye el koyduğu, ülkemizdeki yüksek enflasyon oranları ve Türk Lirasının değer kaybı dikkate alındığında müvekkili şirketin ödeme yükümlülüğünü kasten ihmal ettiği ve bu durumun müvekkili lehine bir avantaj sağladığının iddia edildiği, davacı tarafın iş bu iddialarını kesinlikle kabul etmediklerini, davacı şirkete, müvekkili şirket yetkilisinin şahsi hesabından davacı şirket yetkilisinin şahsi hesabına gönderilen 570.590,00-TL'yi, müvekkili şirketin hesabına iade ettikleri takdirde, müvekkili şirketin hesabından davacı şirketin hesabına 776.029,10-TL'yi gönderebileceklerini de müvekkilinin iyi niyetle ve ... teknoloji çalışanı ... isimli kişi de, çözüm odaklı bir şekilde davacı şirket yetkilisine mail ile durumu net bir şekilde ifade ettiklerini, davacının kötü niyetli olduğunu beyan ederek, davanın reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı şirket üzerinde bırakılmasına, davacı tarafın iş bu davayı açmakta açıkça kötü niyetli hareket etmiş olması sebebiyle HMK madde 329/2 gereği kötü niyetli davacının disiplin para cezasına mahkum edilmesine ve müvekkili şirket ile aralarında imzalanan avukatlık sözleşmesi ile kararlaştırılan vekalet ücreti olan 2.500 ABD dolarının davacıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır. Dava, hukuki niteliği itibariyle, satım sözleşmesinde edimin ifa edilmemesi nedeni ile ödenenen bedelin sözleşmenin 6.2. Maddesine dayalı olarak alacak ve munzam zarar tazmini istemine ilişkindir. Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... Numaralı dosyasında; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının 28/11/2024 tarihinde düzenlendiği anlaşıldı. Taraflar arasında 11.03.2024 tarihli sözleşme ve cihazların temin edilmediği, bu nedenle 776.029,10-TL ve 570.590,00-TL nin ödendiği, 205.439,00-TL nin ödenmediği konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, bu miktarın ödenmeme sebebinin taraflar arasındaki sözleşmenin 7 maddesi kapsamında mücbir sebep olup olmadığı, davalının ödememe sebebinin sözleşme kapsamında haklı neden olup olmadığına, banka işlemlerinin geri çevrilip çevrilmediği, ödeme talebinin geri çevrilip çevrilmediği, davacı tarafa dava tarihi itibari ile ödenmesi gerekip gerekmediği, temerrüd faizi talebinin yerinde olup olmadığı, munzam zararın oluşup oluşmadığı, oluştu ise miktarının ne olduğu, davacının HMK madde 329 uyarınca avukatlık sözleşmesi uyarınca 2.000 ABD dolarının davalıdan tahsili, davalının HMK madde 329/2 gereğince 2.500 ABD dolarının davacıdan tahsili koşullarının oluşup oluşmadığı hususu noktalarındadır. Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde 03/06/2025 tarihine inceleme günü verilmiş olup masrafın davacı tarafa yüklenmiş ise de bilirkişi ücreti yatırılmadığı anlaşılmakla inceleme yapılamamış, davalının iddiaları dikkate alınarak mahkememizin 08/05/2025 tarihli 3 nolu ara kararı 2. ve 3. Nolu paragraflarında günsüz bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 16/07/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; "Davacının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacağı Anapara (iade edilmeyen kısım): 205.439,00, İşlemiş faiz. 52.119.509 olmak üzere toplam alacağın 257.558,59 TL olduğunu, mahkemece raporun benimsenmesi halinde dava tarihinden itibaren asıl alacak tutarı olan 250.439,00-TLnin yıllık 9.949,25 ve değişen oranlarda basit usulde işleyecek nitelikli ticari avans faizi ile birlikte istenebileceği, dava tarihinden itibaren asıl alacak tutarı 205.439,00 TL'nın yıllık 9.949,25 ve değişen oranlarda basit usulde işleyecek nitelikli ticari avans faizi ile birlikte istenilebileceği, aşkın zarar talebi yönünden, davacı tarafından aşkın zararın varlığının somut ispat yöntemine göre ispatlanamadığı, soyut ispat yönteminin uyuşmazlığa uygulanması ihtimalinde aşkın zararın hesaplanabileceği, davacının, 26.07.2024-22.01.2025 tarih aralığında yapılan hesaplama sonucunda, aşkın zararının söz konusu olmadığı," görüş ve sonuç kanaatine vardığı raporunu ibraz etmişlerdir. Bilirkişi raporu HMK 280. Maddesi uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir. TMK'nın 6 ve HMK'nın 190, 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. HMK 190/1 maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. İspat hukuku şekli hukukun içinde yer alsa da, ispat yükü maddi hukuk tarafından belirlenir(...) Delil ikamesi, bir davada tarafların kendi vakıalarının, iddialarının doğru olduğu veya karşı tarafın iddialarının doğru olmadığı hususunda ispat sonucuna ulaşabilmek ve kendi lehine karar verilmesini sağlamak amacı ile çekişmeli vakıalar ile ilgili deliller sunarak gerçekleştirdikleri bir hukuki faaliyettir. Delil ikame yükü ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde hakimin aleyhte karar verme tehlikesini ortadan kaldırmak amacı ile tarafların delil ikamesi faaliyeti ile kendi vakıa iddialarının doğruluğu veya karşı taraf iddialarının yerinde olmadığı yolunda hakimde kanaat oluşturmasıdır. (Bilge Umar, İspat Yükü Kavramı ve Bununla İlgili Bazı Kavramlar, İÜHFM, 1962, Cilt: 3, Sayfa: 792). Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; taraflar arasında 11/03/2024 tarihli sözleşmenin varlığı ve bu sözleşmenin ifa edilmediği, bu nedenle davacı tarafından ödenen bir kısım paranın iade edilmesine rağmen davaya konu 205.439,00-TL nin iade edilmediği konusunda uyuşmazlık yoktur. Bu yönü ile davalının beyan ve kabulü ile davacı alacaklı olduğunu ispat etmiştir. Davalı tarafın sözleşmenin 7 maddesi kapsamında mücbir sebep olduğundan ödeme yapamadığı iddiası, ödememe sebebinin sözleşme kapsamında haklı neden olup olmadığına, banka işlemlerinin geri çevrilip çevrilmediği, ödeme talebinin geri çevrilip çevrilmediği iddiaları bakımından ise delil ikame yükü davalı taraf üzerindedir. Sözleşmenin 7. Maddesinin mücbir sebep kapsamında olup olmadığı bakımından inceleme yapıldığında, madde hükmü " MUCBIR SEBEP7.1. Taraflar, aşağıda sayılan mücbir sebepler nedeniyle bu Sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini kısmen veyatamamen yerine getirememeleri durumunda her türlü sorumluluktan muaf tutulacaklardır: yangın, sel, deprem vediğer doğal afetler, savaş veya askeri operasyonlar, ithalat veya ihracat yasakları, Devlet tarafından çıkarılan veTarafların yükümlülüklerini yerine getirmesini yasaklayan kanunlar veya diğer mücbir sebep halleri.7.2. Sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmesi mümkün olmayan taraf, bu durumu diğer tarafa mücbir sebephallerinin ortaya çıkmasından itibaren en geç $ (beş) iş günü içinde yazılı olarak bildirmekle yükümlüdür.7.3. Yukarıda belirtilen mücbir sebep hallerinin ispatı için TEDARİKÇİ ve ALICI'nın ülkelerindeki Tic. Sanayi Odaları tarafından düzenlenecek belgeler yeterli delil sayılacaktır." şeklindedir. İade işlemlerinin tarihleri incelendiğinde; 08.07.2024; 25.07.2024 ve 26.07.2024 tarihleridir. Sözleşmenin kurulduğu tarih ile mal bedelinin gönderildiği tarih ve kısmi iade tarihlerinin tamamı 2024 yıllarında olup Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle uygulanan ekonomik yaptırımlar sözleşmenin kurulduğu tarihten daha öncesine denk geldiğinden paranın kısmen iade edilmemesine mücbir sebep teşkil etmediği kabul edilmiştir. Bir diğer neden olarak da savaştan kaynaklı bankacılık işlemelerinden kaynaklı iade yapılamadığı ileri sürülmüştür. Bu iddia bakımından BDDK a yazı yazılmış gelen yazı cevabı içeriği ile dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup, düzenlenen raporda da tespit edildiği gibi bankacılık işlemlerinden kaynaklanan bir kısıtlama olmadığı da sabit olmuştur. Neticeten davacı davasını TMK'nın 6 ve HMK'nın 190, 200 maddeleri gereğince ispatlamış olduğundan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının munzam zarar iddiası bakımından ise her ne kadar bilirkişilerce bu hususta yarıntılı inceleme yapılmış ise de, sulüne uyun açılmış ve harçlandırılmış bir dava olmadığından karar verilemesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Davacının HMK 329/2 uyarınca kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi talebi bakımından ise,HMK m.329/2 cümle 1 uyarınca, Kötü niyet sahibi davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, ... disiplin para cezası ile mahkûm edilebileceği düzenlenmiştir. Davalının kötü niyetli olduğuna dair bir delil olmadığı anlaşılmakla, şartları oluşmadığından talebin reddine karar vermek gerekmiştir. HMK 329. Maddesi gereğince avukatlık ücreti olarak kararlaştırılan 2.000,00-ABD dolarının davalından tahsil edilmesine ilişkin talep bakımından ise, yargılama gideri olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. HMK’nın “Kötüniyetle veya Haksız Dava Açılmasının Sonuçları” başlıklı 329.maddesi TMK’da yer alan hakkın kötüye kullanılması yasağı ile ilişkili olup, dürüstlük kuralının da bir gereğidir. “Kötüniyetle veya haksız dava açılmasının sonuçları” başlıklı HMK m.329/1, cümle 1 uyarınca, “Kötüniyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, ... diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir.” Öngörülen yaptırımın uygulanabilmesi, davacının dürüstlük kuralına aykırı davranışının mevcudiyetinin sabit olmasına bağlıdır. Dolayısıyla davacının mutlaka kötüniyetli olması; başka bir anlatımla, hiçbir hakkı olmadığını bilmesine rağmen dava açması ya da durum icabı bilmesi gerektiği hâlde sırf aleyhine dava açtığı kişiye zarar verme kastı taşıması gerekir. (YHGK, 2017/1-1228 E. 2021/443 K. 08.04.2021 T; Y19HD, 2014/6570 E. 2014/10452 K. 03.06.2014 T ) Bir tarafın kötüniyetli olduğuna kanaat getirmek için her somut olayda kişinin haklı olduğuna inanarak dava açıp açmadığı titizlikle incelenmeli ve objektif olarak açıkça hakkı olmadığını bildiği hâlde dava açan ya da yargılamayı yürüten taraf kötüniyetli kabul edilmelidir. Kişi mutlak olarak haklı olmasa da hukukun kendisine tanığı imkânlardan yararlanarak dava açmış yürütmüş ya da haklı olduğuna inanarak savunma yapmış ve yeterli delili olmadığı gibi bir sebeple iddia veya savunması yerinde bulunmamış ise kötüniyetli sayılamaz. Aksi takdirde Anayasanın kişilere tanığı hak arama özgürlüğü kapsamında dava açma ve aleyhine açılan davaya karşı savunma hakkını kullanan ve bir şekilde haksız bulanan herkes kötüniyetli kabul edilecektir ki, böyle bir sonucun hukuken kabul edilmesi mümkün değildir. Dürüstlük kuralına aykırı olarak dava açılıp savunma hakkının kullanılması, yargılamanın yürütülerek usûl işlemlerinin yapılması hâlinde bu tür davranışların adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde korunma zemini bulması mümkün olmayıp, HMK’nın 329. maddesinin uygulama olanağı bulunmaktadır. Somut olay bakımından, davalının savunması da dikkate alındığında, davalı taraf savunma yapmış ancak mahkememizce bu yönde (mücbir sebep) yeterli delili olmadığı kabul edilmiş ve savunması yerinde bulunmamış ise kötüniyetli sayılaması mümkün olmadığından davacının bu talebi yargılama giderleri arasına dahil edilmemiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; AÇILAN DAVANIN KABULÜNE, 1-Davacının 205.439,00-TL alacağının temerrüt tarihi olan 26.07.2024 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Davacının munzam zarar talebine ilişkin usulüne uyun açılmış ve harçlandırılmış bir dava olmadığından karar verilemesine yer olmadığına, 3-Davacının HMK 329/2 uyarınca kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi talebinin şartları oluşmadığından reddine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 14.033,53-TL ilam harcın davacı tarafından yatırılan 3.508,39-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 10.525,14-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 615,40- TL başvuru harcı, 3.508,39-TL peşin nispi harç, 87,50-TL vekalet harcı, olmak üzere toplam 4.211,29-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 340,00-TL toplam yargılama giderlerinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, -HMK 329. Maddesi gereğince avukatlık ücreti olarak kararlaştırılan 2.000,00-ABD dolarının davalılardan alınarak davacılara ödenmesine ilişkin talebinin HMK madde 329 şartları oluşmadığından reddine, 7- Mahkemece verilen kararın niteliği nazara alınarak davalı tarafın yapmış olduğu masrafın yine davalı üzerine bırakılmasına, 8-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili hazineye irat kaydına, 10-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen olunan 32.870,24-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince tarafların talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/09/2025 Katip ... ¸e-imzalı Hakim ... ¸e-imzalı