Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/6712 E. 2019/2237 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/6712
- Karar No
- 2019/2237
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO:2022/491 KARAR NO:2024/1677 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:23/03/2021 NUMARASI:2017/647 Esas - 2021/352 Karar DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ:14/10/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13/05/2016 tarihinde davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ... ve idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında ...'ın vefat ettiğini, davalı ... A.Ş.'nin kazaya sebep olan ... plakalı aracın kaza tarihindeki ...'cısı olması sebebiyle sorumlu olduğunu, ... A.Ş'ye müracaat etmelerine rağmen ödeme yapılmadığını, davalı şirketin 29/04/2017 tarihindeki başvuruyu 02/05/2017 tarihinde teslim almasına rağmen yanıtsız bıraktığını, ölenin henüz 24 yaşında ve nişanlı olduğunu, destekten yoksun kalan anne babanın evlat acısı çektiklerini, kardeşlerinin ve yuva kuracakken destekten yoksun kalan nişanlının da durumu gözönüne alınarak ...'ın ölümü nedeniyle geriye kalan annesi ..., babası ... ve nişanlısı ...için maddi tazminat yönünden belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmek ve fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla; anne ... için 1.000,00 TL, baba ... için 1.000,00 TL ve nişanlı ...için 1.000,00 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 3.000,00 TL maddi tazminat ile anne ... için 75.000,00 TL, baba ... için 75.000,00 TL, kardeş ... için 25.000,00 TL, kardeş ... için 25.000,00 TL ve nişanlı ...için 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 250.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren en yüksek ticari faiziyle işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, sigorta şirketi yönünden sigorta limiti aşılmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek faizi ile davalılardan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini destekten yoksun kalma tazminatı yönünden anne ... için 126.710,73 TL, baba ... için 77.153.TL arttırmıştır.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın haksız fiile dayalı maddi ve manevi tazminat alacağına ilişkin olduğunu, davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, yetkili mahkemenin Bodrum Mahkemeleri olduğunu, ölümlü trafik kazalarında yoksun kalınan desteğin belirli ve belirlenmesinin mümkün olduğunu, maddi tazminat miktarı açıkça belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davası açmalarında hukuki menfaatleri olmadığını, davacıların maddi destekten yoksun kaldıklarının söylenemeyeceğini, müteveffanın hayatını kaybettiğinde henüz 17 yaşında olduğunu, herhangi bir işte daimi çalışarak anne ve babası ile nişanlısına maddi destekte bulunmadığını, müteveffanın vefatından 1 yada 2 ay evvel asgari ücretle çalışmaya başladığını, müteveffanın çalışmaya başladığı tarih ve aldığı ücrete göre anne-babası yada nisanlısına maddi destekte bulunamayacağını, müteveffanın nişanlısı ...'ın ...'ın vefatından kısa süre sonra nişanlandığını ve evlilik hazırlığında olduğunu, hiçbir desteği olmayan müteveffanın ölümü sonrası nişanlısı davacının destekten yoksun kaldığını söylemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Bodrum 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19/01/2017 tarih, 2016/500 Esas ve 2017/15 Karar sayılı dosyasındaki kusur raporunun kabulünün mümkün olmadığını, davacıların zenginleşme amacıyla davalıların karşılayabileceğinin çok üzerinde bir bedeli manevi tazminat olarak istediklerini, müteveffanın kardeşleri davacılar ... ve ... ile arasındaki husumetin tüm mahalle sakinlerince bilindiğini, davalı ...'in sadece kazaya karışan aracın maliki olup kazada hiçbir kusurunun ve manevi tazminat yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, bu sebeple davalı ... yönünden manevi tazminat istemlerinin reddi gerektiğini belirterek, davanın yetki ve görev yönünden usulden ve esastan reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile; davacı anne ... için 101.368,58 TL, davacı baba ... için 61.722,40 TL olmak üzere toplam 163.090,98 TL tazminatın (davalı sigorta şirketinin poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) 12/05/2017 tarihinden, davalılar ... ve ... yönünden 13/05/2016 tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve mütesilsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...'ın açtığı maddi tazminat davasının reddine, Davacı anne ... için 50.000,00TL, baba ... için 50.000,00TL, kardeşler ... ve ...'ın her biri için 20.000,00 TL, davacı ...için 10.000,00TL olmak üzere toplam 150.000,00TL manevi tazminatın 13/05/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerekçeli karara istinaden davalılardan ... A.Ş. ile sulh olunduğundan, maddi tazminat talebinin asıl alacak ve faizi yönünden bu davalı bakımından konusuz kaldığını, davalı sürücünün ağır kusurlu, müteveffa ...'ın ise kusursuz olduğunu, davacıların ağır üzüntü ve acı duyduklarını, mahkemece taktir edilen manevi tazminat miktarının düşük kaldığını, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın ticari taksi olduğundan hükmedilmesi gerekli faizin ticari avans faizi olması, Yargıtay Kararları doğrultusunda Borçlar Kanunu'nun uygulanmasından kaynaklanan indirimler sebebiyle reddine karar verilen miktar için kendisini vekille temsil ettirmiş olsa da davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinden maddi tazminat yönünden davalılar ... ve ... lehine hükmedilen avukatlık ücretinin kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ATK raporundaki belirlemelerin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, müvekkilinin müteveffaya arkadan çarpmadığını, müteveffanın motoru ile müvekkiline sol tarafından çarptığını, Bodrum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/500 Esas sayılı dosyasında asli kusurlunun müvekkili olduğu yönünde karar verilmiş olsa da ceza dosyasının yargıtay incelemesinde olduğunu, tarafların kusur durumunun kesinleşmediğini, müteveffanın müterafık kusuru konusunda ayrıntılı bir inceleme yapılmaksızın eksik değerlendirme ile karar verildiğini, müteveffanın gerek kask takmaması, gerek hız sınırını aşması, gerekse gece vakti motosikletle seyir için uygun ekipman bulundurmaması sebebiyle müterafık kusurunun en az müvekkiline atfedilen kusur kadar olması gerektiğini, sadece %20 oranında müterafık kusur izafe edilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece takdir olunan manevi tazminat miktarının TMK.'nın 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine göre çok fahiş olduğunu, müvekkili ...'ın sadece kazaya karışan aracın maliki olup meydana gelen kazada hiçbir kusuru ve manevi tazminat yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, manevi tazminat istemlerinin reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Bodrum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/500 Esas, 2017/15 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; meydana gelen trafik kazasında ...'ın vefatı nedeniyle sanık ... hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan kamu davası açıldığı, yargılama sırasında tanıkların dinlendikleri, mahkemece alınan ATK Trafik İhtisas Dairesinin 25/11/2016 tarihli raporunda; "sanık sürücü ...'in sevk ve idaresindeki araçla seyri sırasında önünde aynı istikamette seyreden araçların seyir durumlarını dikkate alarak yeterli ve güvenli takip mesafesi bırakarak seyrini sürdürmesi gerekirken bu hususa riayet etmediği, müteveffa sürücünün sevk ve idaresindeki araca etkili tedbir almadan çarptığı olayda meydana gelen kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile asli kusurlu, müteveffa sürücü ...'ın ise sevk ve idaresindeki motosiklet ile kendi şeridini takiben seyrini sürdürdüğü, gerisinden aynı istikamette seyreden sanık sürücü sevk ve idaresindeki aracın etkili tedbir almadan motosiklete çarptığı olayda meydana gelen kazanın oluşumunda atfı kabil kusuru bulunmadığının tespit edildiği," yargılama sonucunda sanık ...'in taksirle öldürme suçundan eylemine uyan 5237 TCK’nın 85/1 maddesi uyarınca, aynı kanunun 61/1 maddesine göre suçun meydana geliş biçimi, suçun meydana geldiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın söz konusu olaydaki kusur durumu göz önüne alınarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle takdiren ve teşdiden 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın eylemini bilinçli taksirle işlediği sonuç ve kanaatine varıldığından TCK'nın 22/3.maddesi uyarınca sanığa verilen cezanın takdiren 1/3 oranında artırılarak sanığın 5 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, taraf vekillerinin istinafı üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi'nin 19/01/2017 tarih, 2017/1187 Esas, 2018/51 Karar sayılı ilamı ile " CMK 'nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine," karar verildiği, dosyanın halen Yargıtayda bulunduğu anlaşılmıştır.Mahkemece alınan ATK Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen 28/02/2019 tarihli raporda; olayda davalı sürücü ...'in %100 oranında tam kusurlu, müteveffa sürücü ...'ın kusursuz olduğu kanaati bildirilmiştir.Dosyada kaza tespit tutanağı bulunmamaktadır.Ceza dosyasındaki bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 30/05/2016 tarihli bilirkişi raporunda, kazanın oluşumunda sanık sürücü ...'in asli kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ...'ın kusurunun olmadığı kanaati belirtilmiştir.Ceza dosyasında yapılan18/08/2016 tarihli keşfe binaen tanzim edilen 23/08/2016 tarihli bilirkişi raporunda; kazanın oluşumunda sanık sürücü ...'in asli kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ...'ın kusurunun bulunmadığı kanaati bildirilmiştir.Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında davalı vekilinin kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.KTK'nın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85/1. maddesine göre "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. " maddenin son fıkrasına göre ise "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı) Davalı ... ... plakalı aracın maliki olduğuna göre, malik ve işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacılara karşı müteselsilen sorumlulukları bulunmaktadır. Bu nedenle mahkemece davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, maddi tazminat yönünden davalı sigorta şirketi ödeme yaptığından, sulh olunduğundan maddi tazminat talebinin konusunun kalmadığını beyan etmiştir.Mahkemece, müteveffanın motorsiklet kullandığı sırada başında koruma başlığı/kask yerine minfer tarzında bir başlık bulunduğu, kaza sırasında başından çıktığı ve parçalandığı, ölüm sebebinin kafatası kemik kırığı ve beyin kanaması olduğu gerekçesiyle müteveffanın müterafik kusurlu olduğu kabul edilerek, kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru olmasa da müteveffanın kask kullanmaması nedeniyle Yargıtay İçtihatları doğrultusunda davacılar yönünden hesaplanan tazminattan % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmıştır. Davalılar vekilinin daha fazla indirim yapılması gerektiğine ilişkin istinaf talebi yerinde değildir.TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat için avans faizi talep edilmiştir. ... plakalı otomobilin trafik kaydında kullanım amacı ticari(sarı) ve kullanım şekli yolcu nakli olarak açıklanmıştır. Bu durumda kazaya sebebiyet veren aracın ticari nitelikte sarı taksi olmasına ve dava dilekçesinde avans faizi talep edilmesine rağmen sadece maddi tazminat yönünden avans faizine hükmedilmesi, manevi tazminat yönünden HMK’nın 26. maddesine ve talebe aykırı biçimde yasal faize hükmedilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle bu hususa değinen davacılar vekilinin istinaf talebi yerindedir.Kabule göre de davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirilen miktar, yasal düzenlemelerden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirim mahiyetinde olduğu halde davalı sigorta lehine bu kısım üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamıştır.Bu nedenle; davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:A-Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE,B-Davacılar vekilinin istinaf başvusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; a-Davacı anne ... için 101.368,58 TL, davacı baba ... için 61.722,40 TL olmak üzere toplam 163.090,98TL tazminatın (davalı sigorta şirketinin poliçe limitliyle sınırlı olmak üzere) 12/05/2017 tarihinden, davalılar ... ve ... yönünden 13/05/2016 tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve mütesilsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, b-Davacı ...'ın açtığı maddi tazminat davasının REDDİNE,c-Maddi tazminat yönünden karar harcı 11.140,80TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 864,13TL harç ve 690,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.554,13 TL'nın mahsubu ile bakiye 9.586,70TL harcın davalılar ..., ... ve ... A.Ş. tarafından müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazine adına irad kaydına, d-Davacı tarafça yatırılan peşin olarak yatırılan 864,13TL harç ve 690,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.554,13TL'nın davalılar ..., ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, e-Davacı taraf kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli AAÜT gereğince 19.443,64TL nispi vekalet ücretinin davalılar ..., ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,2-Manevi Tazminat Talebi Yönünden;-Davacı anne ... için 50.000,00TL, baba ... için 50.000,00TL, kardeşler ... ve ... in her biri için ayrı ayrı 20.000,00 TL, davacı ...için 10.000,00TL olmak üzere toplam 150.000,00TL manevi tazminatın 13/05/2016 tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,a-Manevi tazminat yönünden karar harcı 10.246,50TL harcın davalılar ... ve ... tarafından müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazine adına irad kaydına,b-Davacı taraf kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli AAÜT'deki esaslara göre belirlenen 18.200,00TL nispi vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,c-Davalı taraflar ... ve ... kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli AAÜT'deki esaslara göre belirlenen 13.450,00TL nispi vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine,3-Davacılar tarafından tarafından yapılan 31,40TL başvuru harcı, 635,70TL tebligat, talimat, tanık ve müzekkere gideri, 700,00TL bilirkişi ücreti, 300,00TL ATK raporu faturası olmak üzere toplam 1.667,10 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 1.147,50TL'sinin davalılar ..., ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, kalan tutarın davacılar üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde HMK'nın 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;1-Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan 107,90 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine, 3-Harçlar Yasası'na göre davalılar ... ve ...'den alınması gereken 21.387,30 TL harçtan peşin alınan 5.346,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.040,47 TL harcın davalılar ... ve ...'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-Davalılar ... ve ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/10/2024