Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/432 E. 2017/117 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/432
- Karar No
- 2017/117
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1108 KARAR NO: 2024/1163 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2016/135 Esas KARAR NO: 2021/311 TARİHİ: 23/03/2021 DAVA: İtirazın İptali (Kooperatif aidat borcundan kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 11/02/2016 KARAR TARİHİ: 25/09/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyaları ile müvekkili kooperatif lehine takip yapılmış olduğunu, söz konusu takiplere davalı/borçlular tarafından itiraz edildiğini, itiraz üzerine takibin durmuş olduğunu, davalıların davacı vekil eden kooperatifin ortaklarından olduklarını, takip dayanağı alacağın ise bu üyelerin ödemekten imtina ettikleri edimler ve işleyen faiz olduğunu, takibe dayanak yaptıkları 2003, 2004, 2005, 2006, kısmen 2007 ve 2015 yıllarına ait edimlerini yerine getirmemiş olduklarını, ilgili yılın Genel Kurul Kararlarında o yıla ait edimlerin belirlenmiş gerek üyeye bildirim yaparak gerekse de Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan etmek suretiyle duyurulmuş olduğunu, davalıların tüm itiraz nedenlerinin maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, borcun likit olduğunu beyanla; itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı asiller cevap dilekçesinde özetle; davacı kooperatife herhangi bir borçları olmadığı gibi kooperatiften alacaklı olduklarını, somut olayda dairelerinin kooperatif tarafından inşa ve itmam edilmiş olması ve kooperatifin kendilerine verdiği 10.06.1995 tarihli taahhütname gereği dairelerinin (... Blok Kat ... Bölüm ... Daire ... ve ... Blok Kat ... Bölüm ... Daire ...) 144,17/8650'er hisse olarak adlarına tapuda 1997-1998 yılında tescil ettirmiş olması gerektiğini, 22 yıldır aidat ödeyen, 7 ve 8 nolu dairelerin mevcut tüm daire içi imalatlarını yaptıran ve masrafları ödeyenin kendileri olduğunu, yaptıkları daire içi imalatlara zarar verenin davacı kooperatif olduğunu, kooperatifin ödedikleri aidatların karşılığında diğer ortaklara yaptığı daire içi imalatları noter kanalıyla, yaptıkları tüm uyarılara rağmen kendilerine yapmamış olduğunu, ... Blok Kat ... Bölüm ... Daire ... ve ... Blok Kat ... Bölüm ... Daire ...'in mevcut tüm daire içi imalatlarının hatta bazı kaba imalatların 2000 yılında, kendilerince yapıldığını, daire içi imalatlar nedeniyle toplam 129.833.323.533,00 TL masraf yapıldığını, buna ilişkin açtıkları davanın kabul edildiğini ( B.Çekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2004/1137E 2013/418 Karar) kooperatifçe eksik bırakılmış işler için yaptıkları harcamaların hesaplarına alacak olarak mahsup edilmesi mümkün iken yapılmadığını, cari hesapta dikkate alınmadığını ve hala paralarının da ödenmediğini, Genel Kurul kararlarında daire içi imalatların ortaklar tarafından yapılacağına ilişkin bir karar olmadığını, dairelerinde (7 ve 8 nolu dairelerde) hala kullanıma engel teşkil edecek nitelikte eksik imalatlar bulunduğunu, 01/03/2015 tarihli olağan genel kurul toplantısında, genel kurulca bir ortak için belirlenen yıllık ödenti tutarı 350 TL olduğunu ve aidatın tamamının ... Beylikdüzü Şubesine ödenmiş olduğunu, aynı genel kurulda iki ayrı ödeme planının karara bağlanmayacağını, 2. Ödeme planı için (30.000,00TL ) koop.k. 52/1 ek ödemeye ilişkin 3/4 çoğunluğun sağlanmadığını, diğer kooperatif üyelerinin de ödeme yapmadığını, bunun talep edilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortaklardan gecikme bedeli alınması yönünden Ana Sözleşmede hüküm bulunmadığı gibi, aidatlarını geç ödeyenler için genel kurulca faiz yönünden bir karar verilmemiş olduğunu, dolayısıyla kooperatif ortaklarından faiz istenemeyeceğini,faiz oranının fahiş olduğunu, kooperatifin kendilerini dolandırdığını, verebileceği konut olmadığını, arsa sahiplerine karşı açılan tapu iptal tescil davasından kooperatifin feragat ettiğini, gerçek dışı borçlar yüklenerek icra takibi yapılmış olduğunu, bir kısım ödeme yaptıklarını beyanla; davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline, davacı kooperatif tarafından inşa edilen yapıya el konularak kayyum atanmasına, adli teşkilatı, kötü niyetle meşgul eden davacı vekil hakkında disiplin ceza uygulanmasına karar verilmesini talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece "Dava, kooperatif aidat alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya mahkememize fiziki olarak gönderilmiş olup, davacı takip alacaklısı kooperatif tarafından davalı takip borçlusu ... aleyhine 51.182,14 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı takip borçlusu tarafından takibe itiraz edildiği anlaşıldı. Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya mahkememize fiziki olarak gönderilmiş olup, davacı takip alacaklısı kooperatif tarafından davalı takip borçlusu ... aleyhine 51.182,14 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı takip borçlusu tarafından takibe itiraz edildiği anlaşıldı. Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere; davalıların, davacı kooperatif üyesi olduğu, davacı kooperatifin, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007 ve 2015 tarihli genel kurul kararına dayalı ve bu genel kurul kararlarına uygun olarak alacakların tahsilini davalılardan talep ettiğinden 1163 sayılı kanun ve ana sözleşme hükümlerine aykırılığın bulunmadığı, davalıların, icra takibinde alacak dayanağı gösterilen 2003, 2004, 2005, 2006, 2007 ve 2015 tarihli genel kurul kararlarının davalıları bağlayacağının kabul edilmesi gerekeceği, davalıların edimlerden sorumlu olması gerektiği, davacı kooperatifin, her bir icra dosyasında 22.12.2015 takip tarihi itibariyle her bir davalıdan ayrı ayrı asıl alacak 36.781,00 TL, 14.267,85 TL işlemiş gecikme faizi olmak üzere toplam 51.048,85 TL alacaklı olduğu, her ne kadar davalılar tarafından davacısı oldukları İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/432 E. Dosyası ile davalı kooperatiften eksik imalat bedelinin talep edildiği dosya ile iş bu dosyada takas mahsup talep edilmiş ve bu yönde ek bilirkişi raporlarının alındığı görülmüş ise de, dosyada yansıyan bilgi ve beyanlardan anlaşıldığı üzere davalıların İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/432 E.-2017/117 K. Sayılı ilamının takibe konulmuş olduğu, iş bu dosyanın henüz karara çıkmış olması ve İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/432 E.-2017/117 K. Kesinleşmiş olması nedeni ile takas mahsuba karar verilmesi halinde uygulamada tereddüte mahal verebileceği, takas mahsup taleplerinin yerinde olmadığı, açıklanan bu nedenlerle açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine, icra inkar tazminatı talebinin alacağın varlığı teknik incelemeyi gerektirdiğinden likit olmadığı kanaati ile reddine" gerekçesi ile ''Açılan davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ İLE, 1-Davalı ...'nun Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 36.781.00 TL asıl alacak, 14.267,58 işlemiş faiz üzerinden DEVAMINA, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz İŞLETİLMESİNE, 2-Davalı ...'nun Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 36.781.00 TL asıl alacak, 14.267,58 işlemiş faiz üzerinden DEVAMINA, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz İŞLETİLMESİNE, 3-Davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE, karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı asiller yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesi. itirazın iptali davasından önce takip konusu borcun kanundan kaynaklanan sebeplerle sona ermiş olması (tbk. m.135) , kanun gereğince asıl borca bağlı olarak sükut eden geçikme faizini ödemekle yükümlü tutulmamız da hukuksal olarak mümkün olmadığından (tbk m.131), davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmaması, bu hususun İlk Derece Mahkemesince dikkate alınmamış olması, İlk Derece Mahkemesi'nin verdiği kararının kaldırılmasını, asıl davanın reddini gerektirir. Kaldı ki kooperatiften olan alacaklarımızın toplam tutarı, takip konusu aidat borçu tutarından hayli fazla (10 katı fazla) olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının itirazının iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmadığı açıktır.Davacı Kooperatif bize verdiği, 10.06.1995 tarihli, taahhütnameye göre dairelerimizi halâ teslim edilmemiş; davacı dairelerin tapularını adımıza tapuda tescil ettirmemiştir. 2 adet daire x 490.000,-tl- 980.000,-tldavanın açıldığı tarihte, davacı kooperatif'ten alacaklıyız. kooperatif'in, bize vermeyi taahhüt ettiği dairelerde (bölüm 81 ve bölüm 82'de), yaptığı herhangi bir imalât yoktur; yapması gereken işleri hiç yapmamıştır.tapularımız verildikten sonra dahi kooperatiften alaçaklı olduğumuz sabittir. Davacı Kooperatif'ten olan alacaklarımızın toplam tutarı iki kalem alacağımız var; dairelerin ince inşaatı toplam maliyetinin yaklaşık %60 kadar) : 1) 2000 yılında, dairelerde yaptığımız daireiçi imalâtlarla ilgili harcamalarımız 2) 2013 yılında tespit edilen ve halâ devam eden eksikliklerin; dairelerin tamamlanması için gereken para, takip konusu aidat borcu tutarından (B.Çekmece ... İcra Müdürlüğü ... ve ... Es. D.) fazla olduğu husuşları birlikte değerlendirildiğinde davacının bu davayı açmakta hukuki yarar bulunmadığı açıktır. 2000 yılında imalatlar tarafımızdan yapıldı. Defalarca talep edilmiş olmasına rağmen, yaptığımız masraflar tarafımıza ödenmedi, alacağımıza irat kaydedilmedi; mahsubu yapılmadı. 2000 yılında, dairelerde Yaptığımız daireiçi imalâtlarla İlgili, dava ve karar tarihinde, herhangi bir icra takibi söz konusu değildir, mahsubu yapılmalıydı. Dosyaya mübrez kesin delillerimiz; dairelerde yaptığımız imalâtlarla ilgili alacağımız dikkate alınmamış, eksik inceleme sonucu davanın kabulüne karar verilmiş olması, İlk Derece Mahkemesi'nin kararının kaldırılarak asıl davanın reddini gerektirir. İlk Derece Mahkemesi'nin verdiği hukuka aykırı kararı ile, Kooperatif vekiline ekonomik yarar sağlanmış, davacı Kooperatif ile olan ihtilâflarımız çözülmemiş, daha da derinleşmiştir. Kooperatif vekili, 22.02.2021 tarihli dilekçesinde, işbu dosyanın “tarafların karşılıklı alacaklarının mahsuba tabi tutulduğu 30.12.2019 tarihli ek rapor doğrultusunda karara çıkmasını" talep etmiş, İlk Derece Mahkemesi hakimin 23.03.2021 tarihli celse esnasında; “ Avukat bey, takas, mahsubu yapılmadan dosyanın karara çıkmasını talep ediyorsunuz, değil mi?" sorusu üzerine de Koop. vekili, işbu dosyanın takas, mahsubu yapılmadan karara çıkarılmasını talep etmiş ve İlk Derece Mahkemesi hakimi, yaptığımız imalâtları da yok sayarak ,davacı Kooperatif vekilinin " yeni" talebi doğrultusunda takas, mahsup hususunda karar oluşturmamıştır. Aynı dönem için her iki dosyada farklı faiz oranları uygulanmış; İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/432 Es. Dosyasında, 2017/117 K. dava tarihinden; 21/09/2004 tarihinden itibaren 23/12/2020 kesinleşme tarihi ve sonrası Için, alacağımıza yasal faiz tahakkuk edilmiş, işbu dasyada ise davacı Köaperatif'in "iddia ettiği alacağına” 2003/2004 tarihinden 22/12/2015 icra takibinin başlatıldığı tarihe kadar olan dönem için Yasal Faiz Oranının % 100 fazlası kabul edilmek suretiyle hesaplanmış. Uygulanan bu çifte standart taraflar arası ihtilâfı daha da çözümsüz hale getirmiştir.'' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, kooperatif aidat alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davanın dayanağı Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasının incelenmesinde; Alacaklı : ... Kooperatifi Borçlu : .... Borç takip miktarı : 1.416.00.TL 2003 yılı edimi+3.307.16.TL İşlemiş faiz+2.578.00.TL 2004 yılı Edimi+5.247.25.TL İşlemiş faiz+1.987.00.TL 2005 yılı edimi+3.567.78.TL işlemiş faiz+800.00.TL 2006 yılı edimi+1.292.45.TL işlemiş faiz+320.00.TL 2007 yılı edimi+459.38.TL işlemiş faiz+30.000.00.TL 2015 yılı edimi+207.12.TL işlemiş faiz+51.182.14.TL olmak üzere toplam 51.182,14TL Alacağın takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiği. İcra Takip dayanağının ... KYK nin 2003,2004,2005,2006,2007 ve 2015 yılları genel kurul kararları gereğince ödenmeyen aidat ve gecikme faiz alacağı olduğu, davalının süresine takibe itiraz ettiği, itirazında kooperatife herhangi bir borcu olmadığı gibi kooperatiften alacaklı olduğunu, bu hususta kesinleşmiş mahkeme kararlarının bulunduğunu, kooperatifin daire içi imlalatlarını yaptırmadığı için daire içindeki imalatların hepsini kendisinin yaptırdığı keşide ettikleri ihtara rağmen bu imalatların kooperatif tarafından yaptırılmadığı, bu harcamalara ilişkin ibraz ettikleri resmi fatura banka dekontları ile bu durumun sabit olduğunu, 22 yıldır aidat ödemelerine bırakılmış işler için yaptıkları harcamaların cari borç alacak hesaplarında mahsup edilmesi gerekirken mahsup işleminin yapılmadığını, cari hesaba aktarılmadığı, aidatlarını geç ödeyen ortaklardan gecikme faizi alınması yönünde karar alınmadığını belirtmiştir. Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasının incelenmesinde; Alacaklı : ... Kooperatifi Borçlu : ... Borç takip miktarı : 1.416.00.TL 2003 yılı edimi+3.307.16.TL İşlemiş faiz+2.578.00.TL 2004 yılı Edimi+5.247.25.TL İşlemiş faiz+1.987.00.TL 2005 yılı edimi+3.567.78.TL işlemiş faiz+800.00.TL 2006 yılı edimi+1.292.45.TL işlemiş faiz+320.00.TL 2007 yılı edimi+459.38.TL işlemiş faiz+30.000.00.TL 2015 yılı edimi+207.12.TL işlemiş faiz Toplam: 51.182.14.TL Alacağın takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiği, İcra Takip dayanağının ... KYK nin 2003,2004,2005,2006,2007 ve 2015 yılları genel kurul kararları gereğince ödenmeyen aidat ve gecikme faiz alacağı olduğu, davalını diğer davalı ile benzer şekilde takibe itiraz ettiği görülmektedir. Davalılar, davacı kooperatifin kendilerine borçlu olduğunu ileri sürmektedir. İstanbul 2. ahm 2016/ 432 e, 2017/ 117 sayılı kararının incelenmesinde; Bu davanın davacılar ... ve ...nun, davalı ... KYK ne karşı açtığı alacak davası olduğu , yapılan yargılamada davacıların davalı kooperatiften kira alacağı hakkındaki davayı takip etmedikleri , bilirkişinin raporunda belirlenen eksik imalat konusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerinden davacıların kendilerine düşen ... Blok ... ve ... nolu bağımsız bölümler yönünden kooperatifçe kendilerine eksik teslim edildiği konusunda bilirkişilerce yapılan inceleme sonucu davacılara ait olan bağımsız bölümlerde her bir daire için 21.403.02.TL lik masraf yapmış oldukları ve bunun 2 daire için toplam 42.806.04.TL olduğu 1163 sayılı kooperatifler kanunu hükümlerine göre davalıların diğer üyeler ile eşit hak menfaatlere sahip olması, kooperatifin amaçlarına ulaşması için gereken maddi sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği ve davacıların bu miktarı kooperatiften talep etme hakkı olduğundan taleple sınırlı olmak üzere 40.000.TL nin yönünden davanın kabulü ile dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verildiği, dava tarihinin 21/09/2004 olduğu, temyiz incelemesinden geçerek 23/12/2020 tarihinde kesinleştiği görülmektedir. Somut davada; Davacı kooperatifin, davalıların kooperatifin üyesi olduğunu beyan etmiş olduğu davalıların da kooperatif üyesi olmadıkları yönünde beyanda bulunmadıkları sabit olduğundan davalıların kooperatifin üyesi olduğunun kabulü gerekmektedir. Takiplere dayanak gösterilen 2003, 2004,2005,2006,2007 ve 2015 tarihli genel kurul kararlarının iptal edildiği yönünde dosyaya beyanda bulunmadıklarından , bu genel kurul kararlarının kesinleştiğinin kabulü ile söz konusu bu genel kurul kararlarının davalıları bağlayacağının kabul edilmesi gerekmektedir. İcra takip dayanağı gösterilen genel kurul tutanakları üzerinde yapılan incelemelerde; Davacı kooperatifin 27.03.2016 tarihinde yapılan 2015 hesap yılı genel kurulunun 9 nolu kararı ile 2016 yılı tahmini bütçesinin 2 ret oyuna karşılık oy çokluğu kabul edildiği kabul edilen tahmini bütçeye göre ortaklardan aidatların üye başına 5.200.00.TL olduğu , belirtilen aidatın 2016 yılı Nisan ayından itibaren sıralı olarak her ayın ilk 5 günü içerisinde 5 eşit taksitle ödenmesine karar verildiği ancak bu genel kurulca kararlaştırılan ödemenin icra takibine konu edilmediği görülmüştür. 01.03.2015 tarihinde yapılan 2014 hesap yılı genel kurulunun 10 nolu gündem maddesinde yıllık üye aidatının ortak başına 350.TL olmasına ve bu bedelin 2015 Nisan Ayında 150.TL Mayıs ve Haziran aylarında 100. Er TL olmak üzere tahsil edilmesine oy birliği ile karar verildiği, ayrıca davadan feragat karşılığında ve ödemenin yapılmasını müteakip üyelere veya kooperatife sözleşmede yüklenmiş olduğu edimlerini yerine getirmesi şartıyla 540.000.00.TL arsa sahiplerine ve iskan alımı ve diğer giderlerin karşılanması için kooperatif hesabına yatırmak üzere üye başına 30.000.TL nin yönetim kurulunun konu ile ilgili yazılı tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde kooperatifin hesabına yatırılmasına , toprak ödenecek bedelin banka hesabında bloke edilmesine ve tapu alımı için diğer işlemler için yönetim kuruluna yetki verilmesine oy birliği ile karar verildiği, Genel kurulun 13 nolu kararı ile bu genel kurul tarihinden sonra ödemelerin zamanında yapılmaması halinde gecikme faizinin aylık %5 olmasına oy birliği ile karar verildiği, 24.06.2007 tarihinde yapılan 2006 hesap yılı genel kurulunun 8 nolu gündem maddesinde üyeaidatının yıllık 320.TL olmasına 15.07.2007 de 100.TL, 15.08.2007 de 100.TL,15.09 2007 de 120.TL şeklinde tahsiline oy çokluğu ile karar verildiği, 04.06.2006 tarihinde yapılan 2005 hesap yılı genel kurulunun 9 nolu gündem maddesinde üyelerden 4 ay boyunca 200.TL aidat alınmasına oy çokluğu ile karar verildiği ,toplam 4 ay x200.TL - 800.TL 26.06.2005 tarihinde yapılan 2004 hesap yılı genel kurulunun 6 nolu maddesinde ödemeler ve gelirler toplamı 109.720.TL olmasına bu tutarın 38.160.TL si geçen yılki bütçeden tahsil edilemeyen miktar olup, 71.560.TL sinin ise yeni ödeme planı ile 15.07.2005 ayından itibaren 8 ay eşit taksitte ödenmesine (71.560.TL / 36 üye - 1.987.78.TL) karar verildiği, 27.06.2004 tarihinde yapılan 2003 hesap yılı genel kurulunun 6 nolu maddesinde 2004 yılı tahmini bütçesi ve ödeme planı okunarak müzakere edildi. Ödemeler ve giderler toplamı 138.946.000.000.TL olmasına, “bu tutarın 46.160.000.000.TL si üyelerin eski borçlarından , 92.786.000.000.TL sinin ise üyelerden karşılanması oylanarak oy birliği ile karar verildiği buna göre bir üye başına 92.786.000.000.TL /36 üye - 2.577.39.TL nin ödenmesine karar verildiği, 15.06.2003 tarihinde yapılan 2002 hesap yılı genel kurulunun 7 nolu maddesinde her ortağın 15.07.2003 tarihinde başlamak üzere 6 ay süre ile 15.12.2003 tarihine kadar aylık 236.000.000.TL aidat ödenmesine oy birliği ile karar verildiği, 6 ay X 236TL- toplam 1.416.00.TL olduğu, 30.06.2001 tarihinde yapılan 2000 hesap yılı genel kurulunun 10 nolu gündem maddesinde ödemelerini zamanında yapmayan üyelerden aylık 10 gecikme faizinin alınmasına karar verildiği, 30.06.2000 tarihinde yapılan 1999 hesap yılı genel kurulunun 11 nolu gündem maddesinde aylık %10 gecikme faizinin alınmasına karar verildiği görülmüştür. Somut davada; Genel kurul kararlarından da anlaşıldığı üzere, Davacı kooperatifin icra takibine konu alacakların genel kurul kararları ile kararlaştırıldığı tespit edilmiştir. Davacı kooperatifin 2003,2004,2005,2006,2007 ve 2015 yıllarında yapılan genel kurul kararlarına uygun ve tahmini bütçe gündeminde kabul edilen kararlara dayanılarak davalılardan aidat tahsilinin icra takibi gereği istenmiş olduğundan icra takip talebinde gösterilen alacak dayanağının usule ve 1163 sayılı yasaya uygun olarak talep edildiği, genel kurulda ortakların ödemelerini zamanında yapmamaları halinde gecikme faizi alınması yönünde karar verildiği, somut davada; İcra takip dosyasındaki asıl alacağa işletilen gecikme faizinin TBK 88 ve 120 mad hükmüne uygun hesap edilerek, davalılardan tahsilinin talep edildiği bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Kooperatif Uzmanı bilirkişi ... ve SMMM bilirkişi ... 10/05/2018 tarihli raporlarında özetle; davalıların, davacı kooperatifin üyesi olduğunu ve taraflar arasında bu yönde bir uyuşmazlığın bulunmadığını, davacı kooperatifin, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007 ve 2015 tarihli genel kurul kararına dayalı ve bu genel kurul kararlarına uygun olarak alacakların tahsilini davalılardan talep ettiğinden 1163 sayılı kanun ve ana sözleşme hükümlerine aykırılığın bulunmadığını, davalılar, icra takibinde alacak dayanağı gösterilen 2003, 2004, 2005, 2006, 2007 ve 2015 tarihli genel kurul kararlarının iptal edildiği yönünde dosyaya beyanda bulunmadıklarından, bu genel kurul kararlarının kesinleştiğinin kabulü ile söz konusu bu genel kurul kararlarının davalıları bağlayacağının kabul edilmesi gerekeceğini, dosyaya ibraz edilen İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.03.2017 tarih 2016/432 E, 2017/117 K. Sayılı ilamı ile davalıların lehine, talebe bağlı olarak kooperatiften hak kazandıkları eksik imalat bedeli toplamı 40.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş olduğunu, davalıların 20.000,00TL den toplam 40.000,00TL tutarındaki mahkeme kararına istinaden alacaklarını kooperatiften tahsil edip etmediklerinin dosya kapsamı gereği tespit edilemediğini ve bu miktar alacakları yönünden de somut davada alacak/borç mahsubu taleplerinin mevcut olmadığını, davalıların 2007 yılı aidatlarını ödediği, somut davada; İcra takip dosyasındaki asıl alacağa işletilen gecikme faizinin yukarıda anılan yasal mevzuat hükümlerine uygun olarak hesap edilerek, davalılardan tahsilinin talep edildiği görülmüştür. Davacı kooperatifin, her bir icra dosyasında 22.12.2015 takip tarihi itibariyle her bir davalıdan ayrı ayrı asıl alacağının 36.781,00 TL, 14.267,85 TL işlemiş gecikme faizi olmak üzere toplam 51.048,85 TL şeklinde olacağını bildirmişlerdir. Dosyanın taraf itirazları irdelenmek suretiyle ek rapor tanzimi için bilirkişi kuruluna tevdiine karar verilmiş olup, kök raporu hazırlayan bilirkişi heyeti 10/04/2019 tarihli ek raporlarında özetle; davalıların kök rapora itiraz dilekçesi ekinde dosyaya ibraz ettikleri Büyükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/590 E, 2017/573 K sayılı ilamından da anlaşıldığı üzere davalıların İstanbul 2 ASHM nin 28.03.2017 tarih ve 2016/432E, 2017/117 K sayılı kararında davacılar ...-...nın davalı kooperatif aleyhine açtığı 21.09.2004 tarihli alacak davası sonucunda davacıların(... ve ...) davalarının kabulü ile eksik imalat bedeli olan 40.000,00TL nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte kooperatiften tahsiline karar verilmiş olduğu ve anılan bu mahkeme kararının kesinleşmesi neticesinde davalıların mahkeme ilamını davacı kooperatif aleyhine Büyükçekmece ... İcra Müd. ... E sayılı icra dosyası ile ilamlı icra takibi başlatarak tahsil etmeye çalıştıkları ancak mahkeme ilamına dayalı olan 40.000,00TL tutarındaki bu alacaklarını dava tarihinden itibaren gecikme faizleri ile birlikte kooperatiften tahsil edemediklerinin davalıların dosyaya sundukları belgelerle anlaşılması ve davalıların bu alacaklarını huzurdaki davada kooperatifin icra takibi ile başlatılan borçlarından mahsup edilmesi gerektiği yönündeki talepleri de dikkate alınarak, davalıların da mahkeme ilamına konu davacı kooperatiften kesinleşmiş alacaklarının miktarının ve işlemiş gecikme faizinin ne tutarda olduğunun tespitinin yapılması gerekmiş olduğunu, İstanbul 2 ASHM nin 2016/432 E, 2017/117 K sayılı kesinleşmiş mahkeme kararına göre davacı kooperatifin 21.09.2004 dava tarihi itibariyle 40.000,00 TL yi dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılara ödemesi gerekeceğinden, davacı kooperatifin davalılar aleyhine başlattığı 22.12.2015 takip tarihi itibariyle 40.000,00 TL asıl alacak ve yıllık %9 dan hesap edilen gecikme faiz tutarı olan 101.317,81-TL olmak üzere toplamda 141.317.81-TL tutarında davalıların davacı kooperatiften alacaklı olduğunun hesap edilmiş olduğunu, davalıların mahkeme ilamına dayalı davacı kooperatiften alacaklarının mahsup edilmesine yönelik talepleri doğrultusunda bu alacaklarından davacı kooperatifin genel kurul kararlarıyla tahsilini talep edebileceği 2 davalı yönünden hesap edilen toplam 102.097,70-TL nin mahsup edilmesi halinde davalıların davacı kooperatife borçlu olmadıklarının kabulünün gerekeceğini, kaldı ki davalıların 22.12.2015 icra takip tarihi itibariyle ilama dayalı alacak tutarı olan 141.317,81 TL den kooperatife genel kurul kararları gereği ödenmesi gereken 102.097,70 TL borç tutarının mahsubundan sonra davacı kooperatiften 22.12.2015 tarihi itibariyle halen 39.220,11 TL alacakları bulunduğunun kabulünün gerektiğini, bu nedenle kök raporda davalıların, davacı kooperatife 51.048,85 TL x 2 = 102.097,70 TL tutarında borçlu bulundukları yönündeki kanaat ve görüşlerinin değişeceğini, davalıların davacı kooperatife icra takibine konu edilen borçlar yönünden borçlu olmadığının kabul edilmesi gerekeceğini bildirmişlerdir. Dosyanın davacı tarafın faiz hesabına ilişkin itirazları dikkate alınarak değerlendirme yapılmak üzere bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, kök ve 1.ek raporu hazırlayan bilirkişi heyeti 30/12/2019 tarihli 2.ek raporlarında özetle; davacının faiz itirazı ile ilgili yapılan tekrar değerlendirmede; Büyükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/590 E, 2017/573 K sayılı ilamından da anlaşıldığı üzere davalıların İstanbul 2 ASHM nin 28.03.2017 tarih ve 2016/432 E, 2017/117 K sayılı kararında davacılar ...- ...nın davalı kooperatif aleyhine açtığı 21.09.2004 tarihli alacak davası sonucunda davacıların(... ve ...) davalarının kabulü ile eksik imalat bedeli olan 40.000,00 TL nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte kooperatiften tahsiline karar verilmiş olduğunu, bu durumda davalıların alacağına 21.09.2004 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekeceğini, İstanbul 2 ASHM nin 2016/432 E, 2017/117 K sayılı mahkeme kararma göre davacı kooperatifin 21.09.2004 dava tarihi itibariyle 40.000,00TL yi dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılara ödemesi gerekeceğinden, davacı kooperatifin davalılar aleyhine başlattığı 22.12.2015 takip tarihi itibariyle 40.000,00 TL asıl alacağına; Faiz Dönemi Başlangıcı 21.09.2004, Faiz Dönemi Bitişi 22.12.2015, GÜn Sayısı 4109, Faiz Oranı 9 Faiz İşletilecek Ana Para Tutarı 40.000,00 TL Faiz Tutarı 41.090,00 TL = 81.090,00 TL şeklinde olduğunu, bu itibarla ek raporda ki işlemiş faiz hesabının yanlış olduğunun kabulünün gerekeceğini, bu durumda davalıların mahkeme ilamına dayalı davacı kooperatiften alacaklarının mahsup edilmesine yönelik talepleri doğrultusunda; davacı kooperatifin genel kurul kararlarıyla tahsilini talep edebileceği 2 davalı yönünden hesap edilen toplam 102.097,70 TL nin mahsup edilmesi halinde davalıların davacı kooperatife; 102.097,60 TL - 81.090,00 TL= 21.007,60 TL borçlarının kalacağını, bu itibarla davalıların açtığı davanın Yargıtay nezdinde kesinleşmesi ve takas mahsup talebinin Mahkeme tarafından kabulü halinde davalıların ayrı ayrı (21.007,60 TL / 2 ) 10.503,80 TL davacı kooperatife borçlu olacakları bildirmişlerdir. Davacı vekili 22/02/2021 tarihli beyan dilekçesinde ''İşbu dosyamız bekletici mesele yapılan dosya kesinleşmiş olmakla tekemmül etmiş olup, tarafların karşılıklı alacaklarının takas mahsuba tabi tutulduğu 30.12.2019 tarihli ek rapor doğrultusunda karara çıkarılması saygıyla talep olunur.'' şeklinde beyanda bulunmuştur.Mahkemece mahsup yapılmadan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından istinaf edilmiştir.Somut olayda istinaf sebeplerine göre ihtilaf; davacının davalılardan alacaklı olup olmadığı ve davalıların daire içi imalatlar için yapmak zorunda kaldıkları masrafların davacı alacağından mahsup edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Mahsup, bir alacağın gerçek miktarının belirlenebilmesi amacıyla yapılan bir hesap işlemidir, itiraz niteliğinde olduğundan davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmaz. Mahsup, bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Takastan farklı olarak, mahsupta iki ayrı alacak bulunmamaktadır. Yani mahsupta indirilecek olan değer, farklı bir alacak olmayıp aynı alacak üzerinden tenzil edilmesi gereken değerdir. Emsal nitelikte Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 16/11/2015 tarihli 2015/2802 E. 2015/5758 K. sayılı kararında; "...Takas, bir miktar para ya da konuları itibariyle aynı türden malı birbirine borçlu olan tarafların, borçların muaccel olması ve takas itirazının dermeyan edilmesi kaydıyla, az olan borcun çok olana nazaran sona erdirilmesi olarak tanımlanabilir. Takas, hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olup, sözleşme niteliğinde bulunmadığından, takas iradesinin muhatabına ulaşmasıyla birlikte sonuç doğurmaya başlayacağı kabul edilir. Bu nedenle, takas iradesinin açıklanmamış olması ya da açıklansa bile karşı tarafa varmaması halinde borçların takasından söz edilemez. Tanımdan da anlaşılacağı üzere, takas, borcu sona erdiren nedenlerden biridir. Nitekim; uyuşmazlık tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Borçların Sükutu" başlığı altında, 118 vd maddelerinde aynı nitelikte düzenlemelere yer verilerek, takasın borcu sona erdiren nedenlerden biri olduğu açıkça kabul edilmiştir. Diğer taraftan; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 139 vd maddelerinde de, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun takasa ilişkin hükümleri dili sadeleştirilmek suretiyle aynen korunmuştur. Mahsup ise, bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak, alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı yükümlülüklerin alacaktan indirilmesidir. Mahsuplaşmada, takastan farklı olarak iki ayrı alacak bulunmamaktadır. Buna göre, alacak miktarından tenzil edilecek değer, karşı alacak olmayıp, gerçek alacağı bulmak üzere hesaplanan alacaktan indirilmesi gereken bir bedeldir. Bu nedenle, mahsupta hukuken karşılıklı alacaklılık ilişkisinden öte, alacağın gerçek miktarının tespiti için yapılan bir işlemin varlığı kabul edilmelidir. Mahsupta, doğmuş bir alacaktan söz edilemeyeceği için, mahsubun borcu sona erdiren bir neden olduğu da düşünülemez. Ayrıca, mahsup talebi hukuki niteliği itibariyle def'i olmayıp; itiraz niteliğinde olduğundan, savunmanın genişletilmesi yasağına tabi kabul edilmez. Bu yönüyle, Dairemizin 23.05.2012 Tarih, 2011/7271-3753 Esas ve Karar sayılı ilamında gösterildiği üzere, mahsubun yargılama devam ettiği sürece karşı tarafın muvafakatı olmaksızın ileri sürülmesi mümkündür. Dairemizin yerleşik uygulamalarında, aynı sözleşme ilişkisi nedeniyle taraflardan birinin katlandığı bazı yükümlülüklerin ya da elde ettiği bir kısım semerelerin diğer tarafın alacağından indirilmesi talebi, hukuki niteliği itibariyle, takas değil, "mahsuplaşma" olarak nitelendirilmektedir. (Emsal nitelikte karar olarak Dairemizin 26.11.2014 Tarih, 2014/857-6878 Esas ve Karar sayılı ilamı ile yine Dairemizin 28.02.2012 tarih, 2012/468-1180 Esas ve Karar sayılı ilamı) Somut olayda ileri sürüldüğü gibi, davacı taşeronun, sözleşmesine göre kendi yükümlülüğünde olan işçi primlerini ödemeyerek bu primleri yüklenicinin ödemek zorunda bırakıldığı yönündeki itirazının, maddi vakıa olarak yüklenicinin katlanmış olduğu mali yükümlülüğün taşeron alacağından tenzil edilmesi talebi niteliğinde olduğu, bu bakımdan; davalı savunmasının mahsuplaşma itirazı niteliğinde bulunduğu görülmektedir. Davalı tarafça, yargılama sırasında cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen belgeler ve daha sonra ibraz edilen belgelerle davacı taşeronun sigorta prim borçlarının ödendiği ileri sürüldüğünden, taşeronun işçilerinin sigorta prim ödemelerinin yüklenici tarafından yapıldığı savunması, hukuki niteliği itibariyle, aynı hukuki ilişkiden doğup, sözleşmelerin 13. maddeleri kapsamında taşeronun yüklenmiş olduğu bir edimin yüklenici tarafından yerine getirildiğinin iddia edilmiş olmasına göre, mahsup itirazı niteliğindedir." denilmiştir. Bu karara karşı ilk derece mahkemesi tarafından verilen direnme kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nda görüşülmüş; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01/04/2019 tarihli 2017/15-2073 E. 2019/479 K. sayılı kararında; "Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “mahsup” konusunda açıklama yapılmasında yarar vardır. Mahsup, bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Örneğin bir malı sahibine iade ile yükümlü zilyedin o mal için yaptığı bazı masraflar, o maldan elde ettiği semerelerin bedeline mahsup edilir. Bunun gibi haksız fiilden zarar gören kimsenin bu fiilden elde ettiği bir menfaat olmuşsa, böyle bir menfaat uğranılan zarara mahsup edilir. Görüldüğü gibi bu olaylarda karşılıklı alacaklar bulunmamaktadır (Akman S./Burcuoğlu H./Altop A.: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 1013). Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından resen nazara alınır... ...Davalı yüklenici vekili, yargılama aşamasında 24.06.2013 tarihinde bilirkişi raporuna karşı verdiği dilekçesinde, davacının çalıştırdığı işçilerin sigorta primlerini ödemesi gerektiği hâlde ödemediğinden davacı adına SGK’ya ödeme yapıldığını savunmuş, yine 11.10.2013 tarihli dilekçe ekinde davacı adına sigorta primlerinin ödendiğine ilişkin tahsilat makbuzları ile havale yapıldığına ilişkin dekontları sunmuştur.Davalı yüklenici tarafından davacının işçilerinin sigorta primlerinin ödendiği yönündeki savunması, yanlar arasında imzalanan sözleşmeler kapsamında davacı adına yapılan ödemelerin davacının alacağından indirilmesi yönünde mahsup savunması olup hâkim tarafından resen nazara alınması gerekmektedir." şeklinde karar verilmiştir. Davacı kooperatifin davalılardan aidat alacağı mevcuttur, kooperatif eşitlik ilkesi gereği davalıların dairelerinde yapması gereken imalatları yapmamış, bu imalatlar davalılar tarafından yaptırılmış ve ödedikleri bedelin kooperatiften tahsili için açtıkları dava kabul edilmiş ve karar kesinleşmiştir. Bu durumda davacı kooperatif tarafından yapılması gerektiği halde yapılmadığından davalıların yapmak zorunda kaldığı masraflar kadar davacının borcundan kurtulacağı, davalılar tarafından yapılan ödemenin davacı kooperatif alacağından mahsup edilmesi gerektiği, davacı vekilinin de 22/02/2021 tarihli beyan dilekçesi ile mahsup talebini kabul ettiği açıktır. Mahkemece mahsup yapılmadan hüküm kurulması hatalı olmuştur. Her ne kadar davalılar, tapu devrinin olmadığını, taşınmazların bedelinin ve 2000 yılında yaptıkları diğer masraflardan kaynaklanan alacakları da olduğunu ileri sürmüş ise de taşınmazların bedeline ilişkin açılmış bir dava olmadığı, diğer imalat masraflarına ilişkin açılmış Bakırköy 3. asliye ticaret mahkemesinin 2021/559 e. 2023/145 k sayılı davanın zaman aşımından reddedildiği ve dairemizin 2023/883 esas 2023/1310 karar sayılı ilamı ile istinaf itirazının esastan reddine karar verildiği anlaşılmakla davalıların diğer mahsup taleplerine itibar edilmemiştir. Davalılar kooperatif ortağı olup, davacı kooperatif ile aralarındaki ortaklık ilişkisine göre ve kesinleşen mahkeme kararında yasal faize hükmedilmesi karşısında davalıların alacağına yasal faiz işletilerek hesaplama yapılması gerekmektedir. Ancak yasal faiz yıllara göre değişiklik göstermesine rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda her sene için %9 yasal faiz işletilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece faiz hesaplaması ve TBK 100. Maddesi dikkate alınarak mahsup yapılması için ek rapor alınması gerekmektedir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olmuştur. Açıklanan sebeplerle, davalı asillerin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yaptıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı asillerin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/135 E. 2021/311 K. Sayılı 23/03/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı asiller tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 4-Davalı asiller tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Davalı asilin yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/09/2024