Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/3858 E. 2017/2944 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/3858
Karar No
2017/2944

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/255 KARAR NO: 2024/223 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2018/70 KARAR NO: 2020/130 KARAR TARİHİ: 19/02/2020 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 21/02/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin Bursa .... Noterliği'nin ... yevmiye nolu 06/10/2016 tarihli vekaletname ile 31/12/2018 tarihine kadar müvekkili şirketten gümrük müşavirliği hizmeti almak üzere müvekkili şirket ve çalışanlarını vekil tayin ettiğini ve müvekkili tarafından davalıya gümrük müşavirliği hizmeti verildiğini, müvekkilinin verdiği hizmet karşılığı 20.709,38 TL tutarındaki alacağını tahsil edemediğini, bunun üzerine davalı şirketin genel müdürü ... 27/09/2017, 03/11/2017, 23/11/2017 tarihlerinde olmak üzere 3 kez güncel borç bakiyelerini gösteren cari hesap ekstreleri mail olarak iletilerek ödemelerin yapılmadığına ilişkin uyarılarda bulunulduğunu, bu uyarılara rağmen ödeme yapılmadığı için davalı şirkete son olarak 07/12/2017 tarihinde "Ödeme İhtarnamesi" gönderildiğini ve 2 gün içinde ödemenin yapılmaması halinde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, borç ödenmediği için davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itirazda bulunduğunu beyan ederek itirazının iptali ile takibin devamına, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkilinin davacı şirketten gümrük müşavirliği hizmeti aldığını, taraflar arasında cari hesap ilişkisinin kurulduğunu ancak cari hesap sözleşmesi olmadığını, TTK 94/2 gereği hesap kapatılarak işlem yapılması gerekirken, davacı tarafından hesap kapatılmadan takibe girişildiğini, bu nedenle alacağın likit olmadığını, taraflar arasında hizmet bedeli yönünden sözleşme olmadığı için gümrük müşavirliği asgari ücret tarifesinin uygulanması gerektiğini, davacının ise asgari tarifeyi uygulamayıp yüksek fiyatlandırmada bulunduğunu, müvekkiline 07/12/2017 tarihli ödeme ihtarnamesinin gönderildiğinin iddia edilmekte ise de herhangi bir ihtarnamenin tebliğ edilmediğini beyanla, davadaki tüm haksız taleplerinin reddine, mevzuatın aradığı usule uyulmadan yapılan haksız icra takibi nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile müvekkili lehine kötü niyet tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerekmekte olup, bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir ancak her ne kadar davalı kayıtları sunulmamış ise de, hizmetin ifasının halinde defter kayıtlarına itibar edilebilecektir. Bu bilgiler ışığında, davacının ibraz olunan dava konusu 2017 yılına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında ve eksiksiz yaptırıldığı, ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfınını olduğu davalının defter ibrazında bulunmadığı, davacının ticari defterlerine göre davacının takip ve dava tarihi itibariyle 20.606,07-TL davalıdan kayden alacaklı olduğu ancak bu kaydın kabul edilebilmesi için hizmetin ifa edildiğinin ispat edilmesi gerektiği, davacı vekilinin 16/03/2018 tarihli dilekçesi ekinde sunulan 25/07/2017 tarihli mutabakat mektubuna göre tarafların 30/06/2017 tarihi itibariyle 21.665,99-TL borç alacak miktarı üzerinden mutabık oldukları ve 30/06/2017 mutabakat tarihinden sonra davalı şirketin 20.000,00-TL ödeme yaptığının görüldüğü takibe konu alacağın 21.665,99 - 20.000) = 1.665,99-TL'lik kısmının her iki tarafça imzalı mutabakat metni ile ispatlandığı, davacının 30/06/2017 tarihinden sonra düzenlediği 18.940,08-TL'lik faturalardan 9.284,69-TL kısmı için teslim/tebliğ hususunun tartışmasız olduğu ve davalı aleyhine borç doğurduğu ve fakat bakiye kalan 9.655,39-TL'lik kısmı için hizmetin ifa edildiği, bunun faturalandırıldığı, faturaların teslim ve tebliğ hususunun belgelendirilmediği ve bu kısım yönünden defter kayıtlarına itibar edilemeyeceği görülmekle, teslim/tebliğ hususu tartışmasız olan toplam 1.665,99-TL mutabakatlı + 9.284,69-TL fatura zimmet formu ile teslim edilmiş) 10.950,68-TL tutarlı faturalar miktarı kadar davalıdan alacaklı olduğu, takipten önce temerrüt oluşmadığı, merkez bankası verilerinden 12/12/2017 takip tarihi itibari ile avans faizi oranının %9,75 olduğu anlaşıldığından bu faiz miktarı ile davanın kabulüne karar verilmiş ve Itirazın iptali ile İİK 67 maddesi uyarınca itirazın iptali davasında alacaklı-davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız ve alacağın da likit olması, borçlu-davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibe geçmede haksız ve kötü niyetli olması zorunludur. Alacağın likit ve hesaplanabilir olması, davalı/borçlunun itirazlarında haksız olduğunun anlaşılması karşısında hüküm altına alınan asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı toplamının %20'si oranında İİK 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına karar verilmiştir." gerekçesiyle,"1-a-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 10.950,68-TL asıl alacak üzerinden, asıl alacağa takip tarihiden itibaren işleyecek yıllık %9,75 avans faizi ile devamına, işlemiş faiz ve bakiye talepleri yönünden davanın reddine, b-Alacağın %20'si olan 2.190,13-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; hizmetin ifa edildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, alacağın ticari defter ve kayıtlarla ispat edildiğini, takibin faturaya değil cari hesaba dayalı olduğunu, davalı tarafından imzalanan borcun açıkça ikrar edildiği mutabakat formu ile takipteki tutarın uyuştuğunu, borç miktarının davalıya 27/09/2017, 03/11/2017, 23/11/2017 tarihlerinde mail olarak iletildiğini, yine 07/12/2017 tarihli ödeme ihtarının mail olarak gönderildiğini, alacağın ispat edildiğini, buna rağmen fatura tebliği olmadığı gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmekten kaçınmış olup bu durumda ibrazı talep eden taraf olarak müvekkilinin iddiasını ispat ettiğini, TTK 1530/4 gereği faturanın veya ödeme bildiriminin alınmasından itibaren 30.gün itibariyle davalının mütemerrit olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasında gümrük müşavirliği hizmetinin verilmesi hususunda ticari ilişki olduğu ihtilafsızdır. Somut olayda ihtilaf; verilen hizmetlere karşılık davacının alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile; davacı tarafından 20.606,07 TL asıl alacak, 103,31 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.709,38 TL üzerinden 12/12/2017 tarihinde takip başlatıldığı, ödeme emrinin 15/12/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 21/12/2017 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, davanın İİK'nın 67.maddesi uyarınca 1 yıllık yasal süre içerisinde açıldığı tespit edilmiştir. Takip talebinde borcun sebebi "30/11/2017 tarihli 20.606,07 TL tutarlı ticari defter ve kayıtlardan doğan fatura cari hesap alacağı" olarak belirtilmiştir.Mahkemece mali müşavir bilirkişi heyetinden alınan raporda; davalının defterlerini ibraz etmediği, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, taraflar arasında 30/06/2017 tarihi itibariyle davacının 21.665,99 TL alacaklı davalının ise aynı miktarda borçlu olduğuna dair mutabakat mektubu sunulduğu, bu tarihten sonra ise davacı tarafından düzenlenen faturalar ve davalı tarafından yapılan 20.000,00 TL ödeme neticesinde davacının takip tarihi itibariyle davalıdan kaydi olarak 20.606,07 TL alacaklı göründüğü, mutabakata göre davacının 21.665,99 TL alacaklı olduğu davalı tarafça da kabul edildiğinden ve bu tarihten sonra ise 20.000,00 TL ödeme yapıldığından, 21.665,99 TL-20.000,00 TL = 1.665,99 TL yönünden davacının alacağının ispatlandığı, 30/06/2017 mutabakat tarihinden sonra ise davacı tarafından düzenlenen faturaların toplamının 18.940,08 TL olduğu, bu faturalardan toplam 9.284,69 TL'lik faturaların davalı şirkete teslim/tebliğ edildiğinin fatura zimmet formları ile ispatlandığı, kalan 9.655,39 TL bedelli faturaya dair bir belge ibraz edilemediğinden ispata muhtaç olduğu, bu durumda davacının 1.665,99 TL + 9.284,69 TL = 10.950,68 TL alacaklı olduğu ve takip öncesi temerrüdün oluşmadığı belirtilmiştir. 25/07/2017 tarihli mutabakat mektubu gereğince; davacının 30/06/2017 tarihi itibariyle davalıdan 21.665,99 TL alacaklı olduğu, davalının ise aynı miktarda borçlu olduğu hususunda tarafların mutabık oldukları anlaşılmaktadır. Ancak takibe konu alacak salt bu belgeye dayanmamaktadır. Zira mutabakat tarihinden sonra takip tarihi olan 12/12/2017 tarihine kadar davacı tarafça 18.940,08 TL bedelli faturalar düzenlenmiş, davalı tarafından ise aynı tarih aralığında toplam 20.000,00 TL ödeme yapılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin mutabakat formundaki miktar ile takip talebinde miktarın uyumlu olduğu ve alacağın ispat edildiği yönündeki itirazları yerinde değildir. Davacı tarafça delil listesinde her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına delil olarak dayanılmıştır. Davacı tarafça ticari defterler ibraz edilmesine rağmen, davalı tarafça defterler sunulmamıştır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 12/09/2017 tarih, 2016/3858 E. 2017/2944 K. sayılı ilamında ticari defterlerin delil kabiliyeti "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." şeklinde açıklanmıştır. Yine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 20/04/2022 tarihli 2021/2158 E. 2022/2285 K. sayılı ilamında ifade edildiği gibi; "...uyuşmazlık konusu alacağın dönemi belirtilmek suretiyle hangi yıla ait ticari defterlerin hangi konu ve dönemle ilgili inceleneceği ve bilirkişinin inceleme görev alan ve sınırlarını HMK hükümlerine göre belirlemek suretiyle davalıya ticari defterlerin ibrazı için usulüne uygun kesin süre verilmesi, davalının mahkemece usulüne uygun olarak kurulan ara karara rağmen defterlerini ibraz etmemesi halinde ise HMK'nın 220. maddesi gereğince davalı defterleri ibraz etmeme nedeni hakkında defterleri elinde olmadığı özenle aradığı halde bulamadığı ve nerede olduğunu bilmediğine ilişkin yemin teklif edilmesi, davalı tarafça verilen kesin sürede ibraz etmeme hakkında delilleri ile birlikte kabul edilebilir bir mazeret gösterilmemesi ve teklif edilen yeminin kabul ve icra edilmemesi halinde ise davacı defterlerini de dikkate alarak ibraz etmeme sonucuna göre usulüne uygun olarak tutulan açılış ve kapanış tasdikleri yapılan davacı ticari defterlerindeki kayıtları ve diğer delilleri taktir ve değerlendirerek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir..."Mahkemece defter incelenmesine yönelik oluşturulan ara kararın ise uyuşmazlık konusu alacağın dönemi belirtilmek suretiyle hangi yıla ait ticari defterlerin, hangi konu ve dönemle ilgili inceleneceği hususlarını içermediği, defterlerin ibraz edilmemesi halinde sonuçların ihtar edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece; taraflara ait defterlerin incelenmesi hususunda emsal kararda da ifade edildiği şekilde ve HMK'nın 222.maddesinde yer alan hükümler de dikkate alınmak suretiyle usulüne uygun ara karar oluşturularak taraf vekillerine gerekli ihtaratın yapılması gerekmektedir. Yaptırılacak inceleme neticesinde davalı tarafça defterler ibraz edildiği ve usulüne uygun tutulduğunun, lehine delil vasfına sahip olduğunun tespiti halinde; ihtilafa konu 9.655,39 TL bedelli faturalar davalı defterlerinde kayıtlı ise bu durumda davacının alacağını ispatladığı kabul edilmelidir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı). Şayet ihtilafa konu 9.655,39 TL bedelli faturalar davalının usulüne uygun tutulmuş defterlerinde kayıtlı değil ise bu durumda söz konusu faturalara yönelik hizmetin verildiğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerekmektedir. Mahkemece açıklanan hususlar dikkate alınmadan, ispat yükünün davacı üzerinde olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/70 E. 2020/130 K. sayılı ve 19/02/2020 karar tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/02/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/3858, K. 2017/2944, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-3858-e-2017-2944-k-75aa90402ef5