Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/20667 E. 2018/8234 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/20667
- Karar No
- 2018/8234
- Karar Tarihi
T.C. BURSA BAM 14. HUKUK DAİRESİ T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/687 KARAR NO : 2024/1322 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2024 NUMARASI : DAVACI : ... (TC No:...) VEKİLİ : Av.... - DAVALI : ... - VEKİLİ : Av.... DAVA : İtirazın İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ : 12/09/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/09/2024 Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurunun incelenmesi neticesinde; İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı vekili Bursa 7. İş Mahkemesi'ne vermiş olduğu dava dilekçesinde; davacının, davalı şirket tarafından yüklenilen,... Osmangazi/ Bursa adresinde bulunan ....isimli Plazanın yapımında yangın tesisatı işini yapmak üzere işe başladığını, davacının 01/06/2021 ile 30/10/2022 tarihleri arasında yüklenmiş olduğu işi kesintisiz olarak yaptığını, davacı ile davalı taraf arasında işçi işveren ilişkisi kurulduğunu, davalı şirketin davacının SGK primlerini ödediğini, ayrıca davacının, davalı şirket bünyesinde ücretli olarak da çalıştığını, davacı ile davalı şirket arasında yapılan sözleşme gereği iş bitiminde ödenmek üzere 80.930,00 TL'lik bakiye alacağının kaldığını, bahse konu alacağını haricen yapılan görüşmelerle defalarca talep etmiş olmasına rağmen hiçbir zaman ödeme yapılmadığını, davalı şirket ile yapılan görüşmelerden de anlaşılacağı üzere alacağının 80.930,00 TL olduğu konusunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, 4857 Sayılı İş Kanunu hükümleri ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereği bahse konu alacağın davacıya ödenmesi gerektiğini, davalı şirkete davacı tarafından PTT aracılığı ile 17/02/2023 tarihinde kalan bakiye alacağını talep ettiği ihtarname gönderildiğini ancak davalı şirket tarafından müvekkiline herhangi bir cevap iletilmediğini, bunun üzerine verilen sürede de borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında 10. İcra Müdürlüğü’nün .... E sayılı dosyasıyla 80.930,00 TL asıl alacak olmak üzere işbu borcun tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, davalı vekili aracılığı ile 20/03/2023 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek, davalı tarafça yapılan icra takibine haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine haksız ve kötü niyetli itirazdan kaynaklanan % 20 inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan görevsiz iş mahkemesinde dava açılmış olması sebebiyle öncelikle görevsizlik itirazlarının da dikkate alınarak mahkemenin görevsizliğine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının bağımsız bir tacir olduğunu, Başatlar Tesisat olarak yüklenici sıfatı ile sözleşmede taraf olduğu ve yüklenici sıfatıyla davalı şirket ile 30.6.2021 tarihli eser sözleşmesi düzenleyerek “davalı şirketin taraf olduğu -...şantiyesi yangın Tesisatı İşleri- yapılması, devreye alma, test yıkama işlemleri de dahil olmak üzere, sözleşme eki niteliğinde olan teknik şartnamelere, projelere ve ulusal-uluslararası kalite standartlarına uygun olarak yapılması ve her türlü ayıptan, kusurdan, eksikliklerden ari olarak tamamlanmış işlerin davalı şirkete teslim edilmesi” işini yapmak üzere anlaştığının açıkça tespit edileceğini, davacının işçi işveren ilişkisinden kaynaklı bir alacağının bulunmadığını, kaldı ki alacak olarak talep edilen 80.930,00 TL'nin neden kaynaklandığı, hangi alacağa ilişkin olduğunun da davacı tarafından bildirilmediğini, taraflar arasında 30.6.2021 tarihli eser sözleşmesi düzenlendiğini, bu işin yapılması karşılığında da davacıya 458.557,46 TL ödeme yapılacağını, davacı yanın alacak talebinin hangi kaleme ilişkin olduğu dava dilekçesinden anlaşılamamakla birlikte davacının, sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri de yerine getirmediğini, sözleşme gereği yapması gereken işleri tamamlamadığını, davalı yanın ise sözleşme gereği yapılan işlerin karşılığını ödendiğini, davacı yanın iddiasını ispatlayacak somut delil de sunmadığını beyanla, mahkemenin görevsizliğine, davanın reddine ile %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, mevcut davanın mutlak ticari dava olmadığı, davanın nisbi ticari dava olup olmadığının tespiti açısından TTK 12 ve 11 inci maddelerinin incelenmesi gerektiği, davanın nispi ticari dava olabilmesi için her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerektiği, davacının vergi beyannamesine göre tacir olmadığı, ticari işletmesinin bulunmadığı, bu sebeple de tacir olmadığı gerekçesiyle; mahkemenin görevsizliğine, davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davanın konusu itibariyle davaya bakmaya görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğundan HMK 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde talep edilmesi halinde görevli Bursa Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının bağımsız bir tacir olduğu (başatlar tesisat olarak yüklenici sıfatı ile sözleşmede taraf olduğu) ve yüklenici davacının 30.6.20121 tarihli sözleşmeden doğan alacak iddiasında bulunarak kötü niyetli olarak icra takibine giriştiğini, kaldı ki alacak olarak talep edilen 80.930 TL’nin neden kaynaklandığı hangi alacağa ilişkin olduğunun da davacı tarafından bildirilmediğini, tüm bu gerekçelerle davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk mahkemesi değil Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu beyan ederek istinaf talebinde bulunmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye iş bedeli alacağının tahsili talebi için başlatılan vaki icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsili talebine ilişkindir. Davacı ile davalı şirket arasında 30/06/2021 tarihinde ... isimli plazanın yangın tesisat işlerinin yapılması, devreye alma test yıkama işlemleri de dahil olmak üzere teknik şartnamelere, projelere, ve ulusal –uluslararası standartlara uygun olarak yapılması işi için anlaştıkları, davacının yüklenici, davalının ise iş sahibi olduğu, anlaşılmıştır. Taraflar arasında eser sözleşmesi kurulduğu hususunda ihtilaf bulunmamakta olup mahkemece davanın asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde mutlak ticari davalar: [(1) Her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./1. m.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;, a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012 - 6335 s. K. 1. m.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır] şeklinde düzenlenmiştir. Bunun yanında, TTK'nın 21. maddesi gereğince her iki tarafın tacir olması ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan davalar, taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması kaydıyla Borçlar Kanununun havale hakkındaki 457 - 462 ve vedia hakkındaki 463 - 482. maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan nispî nitelikteki ticari davalar yönünden de ticaret mahkemesi görevlidir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu Kanundan doğan hukuk "davalarının" ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan "davalara", ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez (Yargıtay 3 HD 10/09/2018 tarih 2016/20667 E., 2018/8234 K. sayılı emsal kararı). O halde toplanan delillerden somut olayda, taraflar arasında yangın tesisatı işine dair eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu, davacının yüklenici, davalının ise iş sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından eser sözleşmesine dayalı alacak talebinin TTK 4 ve 5. maddesi uyarınca sayılan davalardan olmadığından eldeki davanın mutlak ticari olmadığı açıktır. Davanın nispi ticari dava olması için ise her iki tarafın tacir olup hizmetin ve işin tarafların ticari işletmeyle ilgisinin bulunması zorunludur. Bu durumda davalının sermaye şirketi olup tacir olduğu, davacının ise gerçek kişi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda gerçek kişi olan davacının tacir sayılması için, işin yapıldığı tarih itibariyle tacir olup olmadığına ilişkin araştırma yapılmalıdır. Nitekim dosya içerisinde davacıların tacir olup olmadıklarına yönelik getirtilen kayıtlarda, herhangi bir ticaret sicil kaydının bulunmadığı, Vergi Kaydının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacının tacir olmadığı ve davanın, nispi ticari dava sayılamayacağından iş bu davaya bakma görevinin HMK’nun 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu gözetilerek verilen karar yerindedir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b/1 maddesine göre ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılması gereken istinaf karar ve ilamı harcı peşin alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının yatırana iadesine, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Karar tebliğ, harç tahsil ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK 362/1-a maddesine göre KESİN olmak üzere 12/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ... Başkan ... ¸ ... Üye ... ¸ ... Üye ... ¸ ... Katip ... ¸