Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/19496 E. 2018/4565 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/19496
Karar No
2018/4565
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/279 KARAR NO: 2024/915 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2018/1398 Esas - 2021/1226 Karar TARİH: 16/11/2021 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 23/05/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin demir satışı işi yaptığını, borçlu/davalı şirketin Karayolları 2. Bölge Müdürlüğünün Torbalı Ödemiş Kiraz Yolunun toprak tesviye ve üstyapı işlerini üstlendiğini, müvekkili şirketçe anılan proje için 2018 yılında 3 parti halinde demir gönderildiğini, davalının ilk sevk edilen 19.01.2018 tarihli fatura bedelini aradaki anlaşma gereğince 15.02.2018 tarihinde, 2. sevkiyata ilişkin 24.04.2018 tarihli fatura tutarını 08.05.2018 tarihinde nakit havale yoluyla ödediğini, davalının 02.07.2018 tarihinde yeniden demir siparişi verdiğini, söz konusu siparişin 18.07.2018 tarihli sipariş bağlantı formu ile ödeme tarihi 27.07.2018 olmak üzere her iki tarafça da onaylandığını, malzemelerin ... ve ... no'lu sevk irsaliyeleri ile şantiye sahasına teslim edildiğini, 19.07.2018 tarih ve ... no'lu 173.902,80-TL bedelli e-faturanın düzenlenerek karşı tarafa tebliğ edildiğini, 27.07.2018 tarihinde davalı tarafından ödeme yapılmaması üzerine şirketle defalarca e-mail ve telefon görüşmesi yapıldığını, herhangi bir ödeme ya da olumlu bir cevap alınamadığını, davalının Karayollarından hak edişlerini alamadığından bahisle sürekli öteleme yaptığını, müvekkili şirketin son olarak 28.08.2018 tarihinde 6.566,56-TL vade farkı faturası ile birlikte toplam 180.471,56-TL'nin ödenmesi için karşı tarafa Aliağa ... Noterliğinin 28.08.2018 tarih ve ... yevmiye no'lu İhtarnamesini keşide ettiğini ve yine ödeme yapılmadığını, borçlu hakkında ilk olarak Menemen İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, borçlunun zaman kazanmak için itiraz ettiğini ve dosyanın yetkisizlik nedeniyle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esasına gönderildiğini, davalı/borçlunun bu dosyaya da itirazıyla takibin durduğunu, sonrasında anlaşma teklif ederek aldığı demiri iade edebileceğini bildirdiğini, buna istinaden de müvekkili şirketçe şantiyenin ziyaret edildiği ve teslim edilen demirin kontrol edildiğini ve borçlunun talebi üzerine bir protokol hazırlandığını fakat sonrasında borçlu tarafından ne malın teslim edildiğini ne de bedelinin ödendiğini, borçlunun yalnızca vakit kazanmaya çalıştığını, müvekkili şirketin alacağının herhangi bir teminata bağlı olmadığını belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına, masraf ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin temsil ve ilzama yetkili kişilerince imzalanmış herhangi bir sipariş formu, talep, yazışma bulunmadığını, davacının alacak iddiasına, sipariş ve e-posta yazışmalarına itiraz ettiklerini, taraflar arasında herhangi bir sözleşme de bulunmadığını, bir akde dayalı olmadan davacı tarafından gönderilen faturaların borç ilişkisi doğurmayacağını,, bu nedenlerle de faturaya dayalı alacak iddiasında bulunulamayacağını, yetkisiz kişilerce yapılan yazışmaların müvekkilini bağlayıcı olmadığını, faturaya itiraz edilmemesinin karşı tarafa alacak hakkı doğurmayacağını, vade farkı faturasına dayalı alacak talebinin de haksız olduğunu, davacının malzeme bedeline dair alacak iddiası haksız olduğundan vade farkının da olamayacağını, vade farkının istenebilmesi için sözleşmede kararlaştırılması ya da bu hususta taraflar arasında yürüyen bir uygulamanın olması gerektiğini, kaldı ki vade farkı alacağının icra takibinde açıkça belirtilmesi gerektiğini, davacının icra takibinden ve dava açmadan önce mal kaçırma iddiasıyla ihtiyati haciz talebinde bulunduğu ve talebinin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1453 D. İş sayılı dosyasında 20.11.2018 tarihli kararı ile reddedildiğini, alacağın likit olmadığını, yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği belirterek davanın reddine, davacı tarafın %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/11/2021 tarih 2018/1398 Esas 2021/1226 Karar sayılı kararında; ".....Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın faturalara dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları oluşa ve denetime uygun bulunmakla Mahkememizce de hükme esas alınmıştır. Bilirkişi raporları ile her iki tarafın ticari defterlerinin vergi dairesi kayıtlarının birbirine uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafından düzenlenen faturalar, davalı tarafça ticari defter kayıtlarına işlenmekle ve bağlı olduğu vergi dairesine bildirilmekle fatura içeriği kabul edilmiş durumdadır. Belirtilen husus yerleşik hale gelmiş Yargıtay İçtihatlarında da belirtildiği üzere (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/19496 E., 2018/4565 K. Sayılı 27/09/2018 tarihli kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/5093 E., 2018/2596 K. Sayılı 09/05/2018 tarihli kararı), fatura konusu mal veya hizmetin davalı tarafa teslimine karine teşkil etmekte olup, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Esasen davalı taraf icra takibine itirazında taraflar arasındaki satıma ve mal teslime bir itiraz ileri sürmemiş takip alacaklısına borcu bulunmadığı yönünde itirazda bulunmuştur. Bu çerçevede davalı tarafça takip konusu fatura tutarlarının ödendiğine ilişkin yazılı bir delil getirilmiş değildir. Bilindiği üzere HMK'nın 222. maddesi uyarınca; ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bununla birlikte taraflar arasında vade farkı uygulanacağına ilişkin bir sözleşme hükmü ve taraflar arasında gelişen bir teamül bulunmadığından davacı tarafça düzenlenen 27.08.2018 tarih ve 6.566,56-TL miktarlı vade farkı faturasının gerçek bir alacağı yansıtmadığı ve karşı taraftan istenemeyeceği değerlendirilmekle yukarıda zikredilen yasa hükmü, bilirkişi raporları ve dosya kapsamından toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacı yanın davalı yandan takip tarihi itibariyle 173.902,80-TL alacaklı bulunduğu kanaatine varılmıştır. Tarafların tacir olması ve aradaki ilişkinin ticari nitelikte bulunması sebebiyle davacı alacağına takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerekmekte ise de davacı taraf takip talebinde asıl alacağın faiziyle tahsilini talep etmiş, ilk takip talebinde faiz tür ve oranını belirtmemiş, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında düzenlenen ve takip borçlusuna gönderilen ödeme emrinde %9 (yasal faiz) oranında faiz talep etmiş olduğundan taleple bağlı kalınarak davacı alacağına takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. Ayrıca takip konusu alacak ticari satıma ve faturaya dayanmakta olup takip öncesi itibariyle belirli(likit) olduğundan kabul edilen tutar üzerinden davalı aleyhine % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiş, davanın reddedilen tutarı yönünden davacının takip yapmakta kötüniyetli hareket ettiği davalı tarafça ispatlanamadığından davalının bu kısma yönelik kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE; Davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 173.902,80-TL asıl alacak ve taleple bağlı kalınarak asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile devamına, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Davanın kabul edilen tutarın %20 si oranında 34.780,56-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davanın reddedilen kısmı yönünden davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, davacı taraf dava dilekçesinde her ne kadar müvekkili şirketin Ödemiş-Kiraz yolunun toprak tesviye ve üstyapı işleri kapsamında demir alım-satımı hususunda anlaştıklarını ifade etmiş olsa da taraflar arasında düzenlenen bir sözleşme bulunmadığını, Davacı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir sözleşme bulunmamakta olup 4721 sayılı TMK m.6 “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünün amir olduğunu, yargılama esnasında davacı tarafından, taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı ve işin yapıldığına dair sunulan herhangi bir delil bulunmadığını, Davacı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir sözleşme ve/veya davacının davasını dayandırdığı malzeme siparişlerine dair müvekkili şirketi temsile yetkili kişi/ler ile davacı arasında yapılmış herhangi bir sipariş formu, yazışma vs bulunmadığını, bu nedenle müvekkili şirket yetkili/lerinin hiçbir beyanını içermeyen ve müvekkili şirket yetkililerince gönderilmeyen, alacağın varlığına ve/veya kabulüne dair müvekkili şirketin herhangi bir beyanının yer almadığı, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an doğru olduğu kabul edilse dahi, yetkisiz kişilerce yapılan yazışmaların müvekkili şirketi bağlayıcılığı bulunmadığını, bu nedenle ortada herhangi bir sözleşme, talep vs bulunmadığından davacı taleplerinin haksız olduğunu, Türk Ticaret Kanununda yer alan düzenlemeler gereği, temsile yetkili olmayan şahıslar tarafından imzalanan evraklar muteber olmadığından, müvekkili şirket yetkilisini gösterir ticaret sicil gazetesi ve imza sirkülerinin incelenmesinden de görüleceği üzere, müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerce imzalanmış herhangi bir sipariş formu, teslim formu ve/veya buna bağlı bir belge bulunmadığından, müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceği dikkate alınarak davacı talebinin reddi gerektiğini,Aynı gerekçe ile, taraflar arasında muteber herhangi bir işlem bulunmadığından, buna dayalı olarak düzenlenmiş fatura da hukuki sonuç doğurmaz ve faturaya itiraz edilmediği iddiası ile davacının alacak hakkı doğmaz; Yargıtay "Alınan bir faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde, o faturanın münderecatının kabul edilmiş sayılacağına dair TTK. madde 23/2 hükmünün, sadece geçerli akitler hakkında uygulanabileceğini" belirttiğini, Somut olayda, müvekkili yetkilisince imzalanmış herhangi bir sözleşme, sipariş vs herhangi bir belge bulunmadığından ortada müvekkili şirketi bağlayıcı, geçerli bir ticari, borç ilişkisi bulunmadığını, fatura bir akit olmayıp, akdin ifasını gösteren bir belge olduğundan, ihdası muteber bir borç ilişkisinin varlığına bağlı olduğunu, geçerli olmayan bir akite dayanılarak davacı tarafından gönderilen faturalar, ortada geçerli bir borç ilişkisi bulunmadığından hukuki sonuç doğurmaz, bu nedenle de faturaya itiraz edilmediği iddiası da geçerli olmadığını ve davacı lehine alacak hakkı doğurmadığını, faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemesi, muteber olmayan bir işleme geçerlilik kazandırmayacağını, TTK md. 21 hükmü gereği, faturanın, onu teslim alan muhatabı borç altına sokabilmesi için borç doğurucu/geçerli bir hukuki işlemin bulunması ve bu hukuki ilişkiye istinaden verilmesi şart olduğunu, fatura tebliği ve faturaya itiraz edilmemesi, fatura düzenleyen lehine alacak hakkı doğurmayacağını, Yargıtayın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, emsal bir kararda “…TTK. md. 23. maddesi gereğince ticari işletmesi icabı bir mal satmış, imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer tarafın kendisine bir fatura vermesini ve bedeli ödenmişse bunun da faturada gösterilmesini isteyebilecek olmasına ve bu suretle akdi ilişkinin mevcudiyetinin şart bulunmasına ve olayda davacı satım akdine dayandığından bu ilişkinin ve bedeli isteyebilmesinin karşılığı olan teslimin vuku bulduğunu onun ispat etmesi gerekmesine ve salt fatura tebliğinin bir alacak hakkı doğurmayacağına göre… ” denilerek taraflar arasında geçerli bir akitin varlığının arandığı ifade edildiğini, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, tüm taleplerin reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı satış faturası ve bu faturanın ödenmemesinden kaynaklı olarak kesilen vade farkı fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dava ve takip konusu 19.07.2018 tarih ve ... nolu faturanın ....Ltd.Şti tarafından davalı .... A.Ş “ye düzenlendiği, Mal ve hizmet açıklamasının 14 mm-18-22-10-12-16-20 mm Nerv. İnşaat demiri olduğu Mal hizmet toplamının 147.375,25-TL, 26.527,55-TL KDV ile beraber toplam 173.902,80-TL olduğu görülmektedir. Yine ... nolu 27.08.2018 tarihli faturanın ise Vade Faturası açıklamasıyla KDV dahil 6.566,56-TL olduğu görülmektedir. Mahkemece, Mal ve hizmet alımına ilişkin davalı tarafın BA formlarının ve mal ve hizmet satımına ilişkin davacı tarafın BS formlarının ilgili vergi dairesi müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulduğu, incelendiğinde; Davalı ....A.Ş'nin 2018 yılı BA formu dökümünde 775 sıra numarasında davacı ... Ltd.Şti'den 4 adet belge karşılığında 277.080-TL alım yapıldığının bildirildiği, Davacı .... Ltd.Şti'nin 2018 yılı BS formu dökümünde 456 sıra numarasında davalı ....A.Ş'ye 4 adet belge karşılığında 277.080-TL satım yapıldığının bildirildiği, davacı- davalı Vergi dairesi kayıtlarında 2018 yılı için kesilen fatura tutarlarının kayıtlara alınmasında bir ihtilafın olmadığı görülmektedir. Mahkemece, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının talimat mahkemesince inceletilmek suretiyle rapor alındığı, alınan bilirkişi raporunda; Davacı ve davalının ticari ilişkisinde bir ihtilaf olmadığı, ihtilaf konusunun 19.07.2018 tarih ... nolu fatura ve bu faturanın ödenmemesinden kaynaklı kesilen 27.08.2018 tarih ve ... nolu vade farkı faturası olduğu: Davacı ... Ltd. Şti'nin 2018 yılı Ticari Yasal Defterlerinin 213 sayılı VUK'nun 219, 224, 225 ve TTK mevzuatına uyumlu olduğu, davacı ve davalı 2018 Yılı BA / BS formlarında beyan edilen Fatura tutarının 277.081-TL ve fatura adedinin 4 olarak kayıtlara alınmasında ihtilafın bulunmadığı, defterler ve belgeler üzerinde yapılan inceleme de davalı .... A.Ş'nin davacı .... Ltd. Şti'ye 27.08.2018 tarihi itibariyle 180.471,56-TL borçlu olduğunun görüldüğü belirtilmiştir.Mahkemece, davalı taraf ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden rapor alındığı, alınan bilirkişi raporunda;Davalıya ait defterler, inceleme günü mahkeme kaleminde sunulmamış olup, verilen yetki çerçevesinde şirket muhasebe müdürü ...'ın arandığını, ...com mail adresinden, tarafına 6 sayfalık döküm sunulmuş olup, sunulan bu dökümlerin defter dökümlerini ihtiva edip etmediği belli olmadığı gibi, davalıya ilişkin ticari defter tasdik bilgilerini de ihtiva etmediğini, Davacının defter ve kayıtları ile davalının sunmuş olduğu 6 adet sayfada dökülmüş bulunan kayıtlar ve her iki tarafın da dosyaya sunulmuş olan Ba-Bs formları karşılaştırıldığında: karşılıklı olarak birbiri ile mutabık olduğu, neticede davacının davalıya kesmiş olduğu 4 adet fatura karşılığı 326.956,56TL olup, bunun karşılığında 146.487,00 tahsilat yapıldığı ve davacının davalıdan icra takip tarihi itibariyle (326.956,56 — 146.487,00) 180.469,56 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması halinde veya davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. (Yargıtay 19. HD' nin 2017/5093 Esas -2018/2596 Karar , Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. veYargıtay 19. HD' nin 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)Somut olaya döndüğümüzde; davacı ve davalının ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen rapor içeriğindeki tespitler de gözetildiğinde,mal ve hizmet satımına ilişkin davacı tarafın BS ve mal ve hizmet alımına ilişkin davalı tarafın BA formlarının karşılaştırılması sonucunda dava ve takip konusu faturaların her iki tarafça vergi dairelerine beyan edildiğinin anlaşıldığı, davaya konu alacağın dayanağı olan faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve bu durumda fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. 6100 Sayılı HMK.' nın 222 maddesi uyarınca kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhine delil sayıldığı, davalı tarafça, davaya ve takibe konu konu faturaya süresi içerisinde itiraz ettiğini, faturaları iade ettiğini iddia ve ispat edememiştir. Davalı icra müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesi ve cevap dilekçesi ile, borcunun olmadığı iddiasında bulunmuş ise de bu iddiasının dosya kapsamı itibariyle ispatlanamadığı ve davalının kendi sunduğu belgelere göre de icra takip tarihi itibariyle, davacıya 180.469,56 TL. borçlu gözüktüğü tesbit edilmiştir. Bu durumda ispat külfeti davalı tarafta olup tüm bu değerlendirmeler ışığında, davalının ticari belgelerinde kayıtlı olan borcun ödendiğini kanıtlaması gerekmektedir. Davalı tarafından ödeme yapıldığına dair ödeme belgesinin sunulmadığı ve tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, İlk Derece Mahkemesinin kabul ve gerekçesine göre davalı vekilinin aksi yöndeki müvekkili şirket yetkilisi tarafından verilmiş sipariş olmadığı, sunulan sipariş formunu müvekkili şirket yetkilisinin imzalamadığı, mal tesliminin olmadığı ve borcun olmadığına ilişkin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 11.879,30 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.970,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.909,3‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/19496, K. 2018/4565, T. 27.08.2018, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-19496-e-2018-4565-k-29747b86bcfa