Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/18235 E. 2018/731 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/18235
Karar No
2018/731
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1736 Esas KARAR NO: 2024/1781 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/08/2024 (Ara Karar Tarihi) NUMARASI: 2024/564 Esas DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 07/11/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; fazlaya ilişkin her türlü dava, talep ve alacak hakları saklı kalmak kaydıyla; ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne, yapılacak yargılama neticesinde; Davalı/borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, yapılan itirazın haksız olduğunu, bu husustan dolayı davalı/borçlunun, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı/borçlunun üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 01/08/2024 tarih ve 2024/564 Esas (Derdest) sayılı ara kararında; "...Buna göre ihtiyati haciz talep eden, talebini yaklaşık ispat derecesinde ispatlamalı ve buna ilişkin belgeleri dosyaya ibraz etmesi gerekmektedir. İİK 258. maddesine göre, ihtiyati haciz talebinde bulunan alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. İİK 257 md ve dosya kapsamı nazara alındığında alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden yapılacak yargılama sonunda tespit edileceği anlaşılmakla yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı kanaati ile davacının ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir."gerekçesi ile, ''Davacının ihtiyati haciz isteminin REDDİNE, kararın bir örneğinin talep edene tebliğine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kanun ve Yargıtaya göre ihtiyati haciz için alacağın varlığının tam ve kesin olarak ispatlanması gerekmemekte olup yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, yerel mahkemenin ihtiyati haciz talebimizin reddine yönelik kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkeme, İİK 257 md ve dosya kapsamı nazara alındığında alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden yapılacak yargılama sonunda tespit edileceği gerekçesiyle yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı kanaatinden bahisle ihtiyati haciz talebini reddettiğini, Müvekkilinin alacağı açık cari hesap ticari ilişkisine ve faturalara dayalı olduğunu, ayrıca söz konusu alacağın faturalarında ve ticari defterlerinde mevcut olduğunu, aynı zamanda gerek taraflar arasında yapılan telefon görüşmeleri ile sözlü olarak gerekse de davalı tarafından gönderilen e-mail ile de söz konusu alacak ile ilgili mutabık kalındığının belirtildiğini, işbu belgelerin dosyada mevcut olduğunu, buna rağmen alacakları yargılamayı gerektirdiğinden ve yaklaşık ispat sağlanamadığından bahisle ihtiyati haciz taleplerinin reddolduğunu, bu kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin alacağının likit olduğunu, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 2012 / 16708 E – 2013 / 761 K sayılı ilamında özetle “ dava konusu alacak faturalara dayalı cari hesap alacağı olup likit ( muayyen, belirlenebilir ) nitelikte bulunduğundan iik'nin 67/2 maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle bu yöndeki istemin reddi isabetsizdir. “ şeklindeki kararıyla da faturaya dayalı cari hesap alacağının likit olduğunun açıkça kabul edildiğini, yani alacağın miktarının da belli olduğunu, bu sebeple de ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararının hatalı olduğunu, İİK Madde 257' de "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya 3. şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını haczettirebilir." denilmektedir. Yine İİK madde 258'de "Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." denilerek alacağın varlığının ve muaccel olduğunun tam ve kesin şekilde ispat edilmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delillerin gösterilmesinin yeterli kabul edildiğini, müvekkilinin söz konusu alacağının gerçek bir alacak olduğunu ve izah edilen nedenler ve dosyaya sunulan belgelerle bu husus büyük oranda ispatlandığını, buna karşın mahkemenin bu belgeleri, delilleri dikkate almadığını, sanki yaklaşık ispat şartı sağlanmamış gibi, aksine kesin ispat arar şekilde hatalı değerlendirmede bulunduğunu, Müvekkilin alacağının gerçek bir alacak olduğunu ve ayrıca davalı tarafça da bu durumun bilinmesine rağmen dava konusu borcun müvekkiline ödenmemiş olmasının dikkate alınarak İİK ilgili hükümleri gereğince koşulları oluşmuş olan ihtiyati haciz taleplerinin kabulü gerekirken aksi yöndeki "alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden yapılacak yargılama sonunda tespit edileceğinin anlaşılmakla yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığından bahisle ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2016/18235 E. 2018/731 K. Sayılı ilamında "... ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır." dendiğini, Benzer nitelikteki emsal kararların da şu şekilde olduğunu; Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/685 E. 2015/13030 K. Sayılı ilamında "Mahkemece, sunulan belgelerin ihtiyati haciz talebine yeterli olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş, karar talep eden vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı uygulanır. Mahkemenin davanın reddine gerekçe gösterdiği sunulan belgelerin İİK 68'e uygun olmadığı gerekçesi alacağın ispatı ile ilgilidir. Bu nedenle talep ekinde yer alan faturaların irsaliyeli fatura olduğu ve ayrıca da cari hesap mutebakatına ilişin belge de bulunduğu gözetildiğinde yaklaşık ispat kuralı uyarınca talebin kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiştir." Yargıtay 17. Hukuk Dairesi' nin 2016/10319 E. 2017/4277 K. Sayılı ilamında "İİK'nun 257. maddesindeki düzenleme gereğince “rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veye üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklar ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” İhtiyati hacizde, alacaklının henüz kesin haciz isteme yetkisinin gelmediği bir dönemde, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesi garanti altına alınır. Haciz sebeplerinin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delillerin gösterilmesi gerekir. Buradaki ispat esas davadaki gibi tam bir ispat değildir. Mahkemenin, alacağın ve ihtiyati haciz sebeplerinin varlığına kanaat getirmesi yeterlidir. İhtiyati haciz için davaya dair tüm koşulların gerçekleşmesinin beklenmesi dava ile elde edilecek sonuçların alınamamasına yol açabileceğinden davacı tarafından ... genel şartlarına dayalı olarak açılan rücu davasında, davacının rücu talep ettiği miktarla sınırlı olmak üzere ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/685 E. 2015/13030 K. sayılı ilamında "Mahkemece, sunulan belgelerin ihtiyati haciz talebine yeterli olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş, karar talep eden vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı uygulanır. Mahkemenin davanın reddine gerekçe gösterdiği sunulan belgelerin İİK 68'e uygun olmadığı gerekçesi alacağın ispatı ile ilgilidir. Bu nedenle talep ekinde yer alan faturaların irsaliyeli fatura olduğu ve ayrıca da cari hesap mutabakatına ilişkin belge de bulunduğu gözetildiğinde yaklaşık ispat kuralı uyarınca talebin kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiştir." Denilmek suretiyle alacağın varlığının ve muaccel olduğunun tam ve kesin şekilde ispat edilmesinin aranmaması gerektiğinin, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delillerin gösterilmesinin yeterli kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davalı firmanın konkordato ilan ettiğini, bu nedenle de ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekmekte iken red kararı verildiğini, bu kararın hatalı olduğunu, Davalı firmanın İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/55 E. Sayılı 26.01.2024 tarihli kararı ile 3 aylık geçiçi mühlet kararı aldığını, bunun üzerine müvekkili şirketin davacı konkordato talep eden ... Ticaret A.Ş.'den fazlaya dair tüm hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla 33.931,67 Euro asıl alacak ve 388,59 Euro işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplamda 34.320,26 Euro alacağı olması nedeniyle İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/55 E. Sayılı dosyasına müdahale dilekçesi sunulduğunu, halihazırda davalı firmanın 26.06.2024 tarihinden itibaren 1 yıllık kesin mühlet kararı aldığını, bu husus düşünüldüğünde de ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar vermek gerekirken aksi yöndeki kararın hatalı olduğunu, davalının kesin mühlet kararına ilişkin ticaret sicil gazetesini de sunduklarını, Mahkemece teminat dahi istenmeksizin, ihtiyati haciz talebinin de reddedildiğini, İşbu ihtiyati haciz talebine mutakiben, alacak bedelinin %15'i kadar tutarı teminat olarak yatırılması halinde söz konusu alacak miktarı döviz kurlarının yukarı çıkmasıyla oldukça yüksek bir meblağ olacağından, kimsenin bir ticari ilişkisi ve dayanağı olmadan bu miktarlar için ihtiyati haciz talep etmesi hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, alacak davası açılmadan önceki ihtiyati haciz talebi bir dava değildir, sadece bir geçici hukuki koruma talebi olduğunu, ( HMK m. 406/2 ). Taraflarınca cari hesap ekstresi, mutabakata ilişkin mail yazışmaları ile borçlu şirketi temerrüde düşüren ihtarname, mahkemenin dikkatine sunulduğunu, alacaklarının dayandığı faturaların da dosyada mevcut olduğunu, Yargıtay kararları ve İİK 257. ve 258. Madde doğrultusunda ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken sayın yerel mahkemece edimin yaklaşık olarak dahi ispat edilemediğinden ve yargılamaya muhtaç olmasından bahisle ihtiyati haciz talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu sebepler ile İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/564 Esas sayılı 01/08/2024 tarihli ihtiyati haciz talebimizin reddine ilişkin ara kararın kaldırılarak taleplerinin kabulüne ve borçlunun taşınır, taşınmaz, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etme zaruretinin hâsıl olduğunu, İleri sürerek; Yukarıda arz ve izah ettiğimiz ve resen nazara alınacak nedenlerle, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/564 Esas sayılı 01/08/2024 tarihli ihtiyati haciz talebimizin reddine yönelik ara kararın istinaf incelemesi neticesinde bozularak kaldırılmasına ve yeniden yapılacak yargılama sonucunda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 34.320,26 Euro alacağımızı teminen borçlu şirketin menkul ve gayrimenkul malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı/borçlunun üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, cari hesaba dayalı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Mahkemece, İhtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır. İİK'nun 257/1.maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmü, İİK'nın 258/1.maddesinde ise; "Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." hükmü yer almaktadır. Somut olaya döndüğümüzde, davacı tarafından dava dilekçesine delil olarak Kartal ... Noterliğinden davalı muhataba gönderilen ihtarname, davacı tarafından davalıya gönderilen 12.09.2023 tarihli mutabakat bildirimi, maillerin eklendiği, davacı tarafça davalıya gönderilen 12/09/2023 tarihli mutabakat bildirimini davalı tarafın onaylayıp geri gönderildiğine dair delil olmadığı, davacı tarafça ibraz edilen maillerin, tarafları bağlayıp bağlamadığı yargılama ile ortaya çıkacaktır. Takip ve dava tarihi itibariyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı açılan davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında ortaya çıkacağından talep eden davacı tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler, alacağın varlığına dair HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Karşı tarafın, mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya çalıştığını gösterir delil de sunulmamıştır. Bu hali ile, ara karar tarihi itibariyle İİK 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, değişen durum ve şartlara göre de her zaman yeniden talepte bulunulabilecek olup buna göre, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen karar, usul ve yasaya uygun olduğundan talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/18235, K. 2018/731, T. 12.09.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-18235-e-2018-731-k-97a4e786aa84