Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/1549 E. 2017/2839 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/1549
Karar No
2017/2839
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/910 KARAR NO:2024/1576 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2018/1176 KARAR NO:2020/229 KARAR TARİHİ:07/07/2020 DAVA:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:04/12/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davacı şirket ile davalı şirket arasında 09/08/2016 tarihinde "Web Sitesi Proje Sözleşmesi" imzalandığının, davalı şirketin sözleşme imza tarihindeki ticari unvanı "... A.Ş." ise de ticari unvanının "... A.Ş." olarak değiştirildiğini ve 04/10/2017 tarihinde tescil edildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin bedelinin 22.500,00 TL + KDV olarak belirlendiğini, bedelin Ağustos 2016 ve Eylül 2016 olmak üzere 2 eşit taksit halinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, imzalanan sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından -davalı şirket tasarımı dava dışı bir şirkete yaptırdığı için tasarım aşaması haricinde- web sitesinin hazırlanarak tamamlandığını, davalı şirket çalışanı ile yapılan 23/03/2017 tarihli e-posta yazışmalarında da sitedeki düzenlemelerin uygun olduğu belirtilerek canlıya çıkartılmasının talep edildiğini ve 23/03/2017 tarihinde web sitesinin canlıya çıkarıldığını yani tüm internet kullanıcılarına açıldığını, web sitesinin kullanımı ile ilgili davalı şirket çalışanına eğitim verildiğini, bu eğitimin tutanağa bağlandığını, web sitesinin kullanıma açılmasından sonraki süreçte bakım hizmeti verildiğini, bu hususta da taraflar arasında e-posta yazışmaları bulunduğunu, yani sözleşme konusu web sitesinin müvekkili tarafından gereği gibi hazırlanarak teslim edildiğini ayrıca Ekim 2017 tarihine kadar web sitesiyle ilgili hizmet ve destek verildiğini, sözleşme bedelinin ilk taksitine ilişkin 30/12/2016 tarihinde 13.275,00 TL (11.250,00 TL + KDV) e-arşiv faturası olarak düzenlendiğini ve davalı tarafa gönderildiğini, davalı tarafından faturaya herhangi bir itirazda bulunulmadığını, fatura bedelinin ödenmemesi üzerine Beyoğlu .... Noterliğinin 13/06/2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi keşide edilerek fatura bedelinin ödenmesinin talep edildiğini, davalının ise bu ihtarnamenin tebliği üzerine iade faturası düzenlediğini, iade faturasının ise davalı tarafa iade edildiğini ve işbu dava konusu icra takibine girişildiğini, davalı tarafça her ne kadar takibe itiraz dilekçesinde hizmetin gereği gibi yerine getirilmediği ve internet sitesinin...isimli başka bir firma tarafından düzenlendiği ileri sürülmüş ise de davalı tarafından kabul edilerek kullanılmaya başlanılan internet sitesine ilişkin yasal düzenlemelere uygun bir ayıp iddiasının ve ihbarının bulunmadığını, ayrıca sözleşmenin feshine ilişkin de bir ihtarnamenin de göndermediğini beyan ederek; davanın kabulü ile davalının itirazının iptalini, takibin devamını, %20'den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı tarafa dava dilekçesi 03/01/2019 tarihinde tebliğ edilmiş olup yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.Davalı vekili 13/05/2019 tarihinde sunmuş olduğu beyan dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğunu, müvekkili e-ticaret yolu ile iş görmek ve bu sayede maddi kazanç sağlamak amacında iken davacının düşen yükümlülükleri gerektiği gibi ve zamanında yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkilin ağır mağduriyetine ve maddi kaybına sebebiyet verdiğini, web sitesini teslim etmiş olduğunu iddia ettiği tarihte sitede birçok eksik bulunduğunu, müvekkilinin beklentisini karşılamadığını, davacının sözleşmeye ve taahhütlerine aykırı tutumu sebebiyle müvekkilinin başka bir firma olan .... Şti. ile anlaştığını, 55.000,00 TL bedel karşılığında söz konusu internet sitesinin en başından itibaren işbu firma tarafından düzenlendiğini, söz konusu gecikmelerin taraflar arasında e-mail, telefon ve toplantı yolu ile gerçekleştirilen görüşmelere de yansıdığını, davacı tarafın davalı şirketin memnuniyeti için çalışıldığı, üzerine düşen yükümlülüklerden fazlasının yerini getirildiği beyan ve iddiasının geçek dışı olduğunu, müvekkilinin gerek yazılı gerek sözlü uyarılarla davacıyı eksik ve ayıplı iş ifa ettiğine dair uyarmak suretiyle yasal olarak üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesine rağmen işlerin gereği gibi ifa edilmediğini, .... sayılı dosyasındaki icra takibinin haksız ve kötüniyetle başlatıldığını beyan ederek davanın reddini ve %20'den aşağı olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; "...icra takip dosyası birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasında 09/08/2016 tarihli Web Sitesi Proje Sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşme kapsamında davacının davalı firmaya ait web sitesinin alt yapısının taşımasını yaptığı, bunun karşılığında davacının proje bedeli olarak 22.500,00TL+KDV tutarındaki faturayı üç eşit taksitle düzenleyeceği, ayrıca bir yıl boyunca bakım bedeli olarak aylık 9,00TL+KDV olarak fatura düzenleyeceği konusunda anlaşıldığı, dosya içindeki e-posta yazışmalarında web sitesinin davalı tarafından aktif olarak kullanıldığı, davalının web sitesinin kullanılmasına onay verdiği, davacı yan tarafından düzenlenen 30/12/2016 tarihli 13.275,00TL tutarındaki faturanın her iki yan defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafça fatura bedelinin ödenmediği, davacı tarafından davalıya Beyoğlu ...Noterliği aracılığı ile 13/06/2018 tarihli ihtarname gönderildiği, bu ihtarnameden sonra 13/07/2018 tarihinde davalı tarafından iade faturası düzenlendiği, davacı yan tarafından Beyoğlu ...Noterliği aracılığı ile davalıya gönderilen 18/07/2018 tarihli ihtarname ile iade faturasının davalı yana iade edildiği, davalı yan tarafından en son 20/07/2018 tarihinde 13.275,00TL tutarında iade faturası kesilerek cari hesap bakiyesinin sıfırlandığı, faturaların incelenmesinde davacı yanın 30/12/2016 tarihinde düzenlediği 13.275,00TL tutarındaki faturaya davalı yanın ilk olarak sözleşme konusu projenin ayıplı olduğu iddia edilerek 14/06/2018 tarihinde iade faturası düzenlendiği, yani sözleşme konusu web sitesinin davalılarca kullanımında bir buçuk yıl sonra davalının ayıp ihbarında bulunarak iade faturası düzenlediği, TTK.nun 23/2. maddesinde belirlenen sürede davalının davacı faturasına itirazda bulunmayarak içeriği kabul etmiş sayıldığı, yine davalının ayıp ihbarını TTK.nun 25/3.maddesinde belirlenen sürede yapmadığı, bu suretle davacının satılanı kabul etmiş sayıldığı, bu nedenle davalının ayıp iddiasının dinlenemeyeceği, ayrıca her ne kadar davacı ayıplı işi başka şirket tarafından düzeltildiğini ve fatura ibraz etmiş olsa da söz konusu faturanın sözleşme konusu işin yapılması ile ilgili olup olmadığının anlaşılamadığı, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 14.maddesinde sözleşme konusu işin ayıplı yapılması durumunda diğer taraf sözleşmenin gereği gibi yerine getirilmesi için 15 gün süre tanıması gerektiği ibaresinin yer aldığı, dosya içinde davalının böyle bir ihtarnamesinin bulunmadığı, dolayısıyla davacının davalıdan düzenlemiş olduğu fatura doğrultusunda 13.275,00TL alacaklı olduğu, ayrıca davacı tarafından gönderilen ve davacı tarafın kabulünde olan 60,28TL işlemiş faiz talep edebileceği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; beyan dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, taraflar arasında imza altına alınan sözleşmenin 10.maddesi gereğince proje bedelinin 2 eşit taksitte ödenmesi kararlaştırılmış olup müvekkili tarafından ilk taksit ödemesinin gerçekleştirildiğini, bu hususta uyuşmazlık bulunmadığını, yani müvekkili şirket tarafından davacı şirkete bir kısım ödeme yapıldığını ancak davacı şirket üzerine düşen yükümlülüklerini hiçbir şekilde gereği gibi ifa etmediği için yaşanan mağduriyet nedeniyle müvekkilinin işi başka bir firmaya vermeye mecbur kaldığını, dosya kapsamında alınan 21/02/2020 tarihli raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, zira taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında iş bedelinin belirlenmesi için teknik bir bilirkişinin inceleme yapması, eksik ve kusurlar dikkate alınarak fiziki oranla iş bedelinin belirlenmesi gerektiğini, bu hususların bilirkişi tarafından da "dosyaya bilişim konusunda uzman bir teknik bilirkişinin atanması gerekebileceği" şeklinde ifade edildiğini, ancak mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, davacı tarafından eksik ve ayıplı şekilde ifa edilen ve tamamlanmamış halde sunulan hizmete dair ödeme yapılmasına karar verildiğini, verilen kararın hukuk düzenine açıkça aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, ödenmeyen sözleşme fatura bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. .... sayılı dosyası ile; davacı tarafından, davalı aleyhine 13.275,00 TL (30/12/2016 tarihli ... no.lu) fatura bedeli, 1.918,42 TL (30/01/2017-12/07/2018 tarihleri arası) işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.193,42 TL alacağın avans faizi birlikte tahsili istemiyle başlatılan icra takibine ilişkin ödeme emrinin davalıya 06/08/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından aynı tarihte borca ve ferilerine itiraz edildiği, davanın İİK'nın 67.maddesi uyarınca yasal 1 yıllık süresi içerisinde açıldığı tespit edilmiştir. Taraflar arasında 09/08/2016 tarihinde Web Sitesi Proje Sözleşmesi başlıklı sözleşme imzalanmıştır. Sözleşmede davacı "...", davalı (... - ... A.Ş) "Proje Sahibi" olarak anılmaktadır. Sözleşmenin ilgili maddeleri aşağıdaki gibidir; "2.Sözleşmenin Konusu; ... - ... A.Ş web sitesinin altyapısının ...'e taşınması ... tarafından yapılacaktır.4.Varsayım Ve Kabuller;...*...tarafından paylaşılacak olan proje takviminde ana evreler (ön yüz, yazılım ve kapanış) için onay aşaması olacaktır. Ön yüz ve yazılım çalışmalarının onaylanması için onay süresi 5 (beş) iş günüdür. Proje takvimi ile imza altına alınan ve bu dokümanda açıkça belirtilen sürede müşteriden onay gelmezse, ... müşteriden gelecek onay sonrasında proje takvimini 1 (bir) aya kadar öteleme hakkını elinde bulunduracaktır.*Proje kapanış evresi için yapılan çalışmalar test ortamına aktarılıp müşterinin onayına sunulduktan 5 (beş) iş günü içerisinde müşteri varsa bulgularını iletecektir. Bulgular düzeltildikten sonra son kez müşteri onayına sunulup 7 (yedi) iş günü içerisinde onay beklenecektir. Müşteriden belirtilen süre zarfında onay gelmezse, proje kapanışı müşteri tarafından onaylanmış sayılacaktır.*Proje canlıya çıkış onayı alınıp canlıya çıkıldığı tarihte ... proje yöneticisi tarafından Proje Sahibi'ne kapanış dokümanı gönderilecektir. Proje Sahibi kapanış dokümanını kapanış tarihinden itibaren 20 iş günü içerisinde imzalamalı ya da imzalamaya engel bir durum varsa sebepleriyle belirtmelidir. 20 iş günü içerisinde hiçbir itiraz gelmediği halde imzalanmayan kapanış dokümanı Proje Sahibi tarafından imzalanmış sayılacaktır.**Proje tamamlandığında, projeye özgü geliştirilen kaynak kodları ... tarafından Proje Sahibi'ne teslim edilecektir...9.Süre;...Madde 2'de tanımlanan işler, mücbir sebepler ve Proje Şahibi'nden kaynaklanan gecikmeler dışında, sözleşme onayını takiben hroje planı çerçevesinde işi teslim edilecektir.Detaylı proje planı kick off toplantısını takiben 1 hafta içerisinde hazırlanıp Proje Sahibi yetkilisi ile mutabık kalınıp onaylatılacaktır 10.İşin Bedeli Ve Ödeme Planı; Proje bedeli olan 22.500 TL + KDV ve 1 yıllık bakım ve destek hizmetleri bedeli olan 10.800 TL + KDV aşağıdaki ödeme planı ile faturalandırılacaktır. Proje Bedeli Ödeme Planı: Proje bedeli olan 22.500 TL + KDV, Ağustos 2016 ve Eylül 2016'da 2 eşit taksitte,1 Yıllık Bakım ve Destek Hizmetleri Bedeli Ödeme Planı: Bakım Bedeli aylık 900 TL + KDV tutarında ve 1 yıl boyunca her ay eşit miktarda ödenecektir. Faturaların vadesi 30 gündür.14.Sözleşmenin Feshi; Taraflardan birinin bu sözleşmede tarif edilen sorumluluk ve yükümlülüklerini, hiçbir mücbir sebep olmaksızın tanımlanan sürelerde, hiç veya gereğince ifa etmemesi durumunda, diğer taraf bu durumu ihtar ederek hizmetlerin ve/veya görevlerin sözleşme gereği gibi yerine getirilmesi için 15 (on beş) gün süre tanıma hakkına sahiptir. Bu süre içerisinde ihtara konu olan işlerin işbu sözleşme ve ekleri uyarınca ve proje planına uygun olarak yerine getirilmemesi durumunda ihtar eden tarafın sözleşmeyi derhal fesih etme ve uğradığı zararların tazminini isteme hakkı mevcuttur."Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirildiğinde ihtilafa konu sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu açıktır. Eser sözleşmesi, niteliği itibariyle tam iki tarafa borç yükleyen ivazlı, rızai ve ani edimli bir sözleşmedir (Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Prof. Dr. Fikret Eren, 9. Baskı s.596). Eser sözleşmesinin en tipik unsuru "eser" unsurudur...yüklenici, maddi bir eser meydana getirmeyi üstleneceği gibi maddi olmayan, mesela fikri bir eser meydana getirmeyi de borçlanabilir (s. 600). TBK m. 470'te "meydana getirme" deyimi kullanılmıştır. Meydana getirme deyiminin içine, yeni bir eser meydana getirme girdiği gibi, mevcut bir eseri değiştirme ve hatta mevcut bir eseri ortadan kaldırma da girer. Eser meydana getirme her şeyden önce maddi ve maddi olmayan yeni bir eser meydana getirmeyi kapsar. Burada yüklenici böyle bir eseri ilk defa meydana getirir. Bir bina veya makine yada elbise veya ayakkabı yapılması, bu anlamda yeni bir eser meydana getirmeyi ifade eder... Mevcut bir eserin şeklinin değiştirilmesi de bir eser meydana getirmedir. Bir arabanın veya binanın tamir edilmesi, bir elbisenin kuru temizlemeye verilmesi, bir duvarın veya kumaşın boyatılması mevcut bir eserin değiştirilmesidir... Mevcut bir eserin ortadan kaldırılması da meydana getirme kavramı içinde yer alır. Bir binanın yıktırılması, ağaçların kestirilmesi bu anlamda eser meydana getirmektir (s. 606, 607). Davacı taraf sözleşme konusu edimlerin yerine getirilmesine rağmen bakiye sözleşme bedelinin ödenmediğini iddia etmektedir. Davalı taraf ise sözleşme konusu edimlerin zamanında, eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim edilmediğini savunmaktadır.İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur ve dava konusu hak ile buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları yönünde mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda 187/1 maddesinde "İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylardır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Hakim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK'nın "İspat Yükü" başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Yani ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. Kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, 6. b., 2.c., s.1972).Davacı tarafça web sitesinin davalıya 23/03/2017 tarihinde tamamen tamamlanarak teslim edildiği, bu tarihten sonra da davacı tarafından web sitesi ile ilgili talep edilen bir kısım hizmetlerin verildiği taraflar arasındaki mail yazışmaları ile sabit olduğu gibi web sitesinin teslim edildiği hususu davalının da kabulündedir. Ancak davalı taraf ayıp savunmasında bulunduğu için, bu savunmanın değerlendirilmesi gerekmektedir.Eser sözleşmesinde ayıba ilişkin hükümler, TBK'nın 474-478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp, işin kusurlu olması veya sözleşmeye aykırılık halidir, eserde olması gereken lüzumlu vasıfların olmaması veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir.TBK'nın 474/1. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene ederek varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekmektedir. TBK'nın 474/1. maddesine göre açık ayıplarda bildirimin "işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz" diğer bir ifadeyle işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde, TBK'nın 477/3. maddesine göre gizli ayıplarda ise gecikmeksizin yani öğrenir öğrenmez yapılması gerekir. Yine TBK'nın 477.maddesine göre eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder ayrıca iş sahibi gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse eseri kabul etmiş sayılır. Ayıp halinde iş sahibinin hakları ise TBK'nın 475. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını isteme veya ayıbın giderilmesini isteme şeklindedir. Eserin iş sahibinin kullanamayacağı derecede ayıplı olması veya hakkaniyet gereği eseri kabul etmesinin iş sahibinden beklenememesi veya eserin sözleşmede açıkça kararlaştırılan nitelikleri taşımaması gibi hallerde iş sahibi eseri kabulden kaçınarak sözleşmeden dönebilir.Eserdeki ayıpların, eserin reddini gerektirecek nitelikte önemli olmadığı takdirde ise diğer seçimlik hakların kullanılması gerekir. Ayrıca eserin ayıplı olması halinde, ayıbın varlığının ihbarı, şekil koşuluna bağlı olmaksızın tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir. Yargıtay 15 Hukuk Dairesi'nin 11/07/2017 tarihli 2016/1549 E. 2017/2839 K. sayılı ilamında da aynı hususlara işaret edilmiştir. Davalı tarafından yasal düzenlemelere uygun olarak ayıp ihbarı yapıldığına dair dosya kapsamında bir belge bulunmadığından işin mevcut haliyle davalı tarafça kabul edildiği kanaatine varılmakla, bu durumda teslim edilen eserin ayıplı olup olmadığına dair ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir.Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacı tarafça takibe konu edilen 30/12/2016 tarihli... no.lu, 11.250,00 TL + 2.075,00 TL KDV olmak üzere toplam 13.275,00 TL bedelli e-arşiv faturasının her iki tarafın usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Ancak davalı taraf, dava konusu edilen fatura 30/12/2016 tarihli olmasına rağmen bu faturaya karşı ilk olarak yaklaşık 1,5 yıl sonra 14/06/2018 tarihinde 13.275,00 TL bedelli iade faturası düzenlenmiş, söz konusu fatura davacı tarafça iade edilmiş, davalı tarafça en son 20/07/2018 tarihinde iade faturası keşide etmiştir. Davacı tarafça takibe konu edilen faturanın, davalı tarafından defterlerine işlendiği, 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği tespit edildiğinden, davacının davalıdan fatura bedeli kadar alacaklı olduğu sabit hale gelmiştir.Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir.Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 366,10 TL'nin mahsubu ile bakiye 61,50‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 04/12/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/1549, K. 2017/2839, T. 27.06.2003, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-1549-e-2017-2839-k-c5841faa7418