Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/1313 E. 2021/1090 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/1313
- Karar No
- 2021/1090
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2021/1775 KARAR NO : 2025/938 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/06/2021 NUMARASI : 2017/468 Esas 2021/310 Karar DAVA : TAPU İPTALİ VE TESCİL KARAR TARİHİ : 08/05/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/05/2025 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/468 Esas ve 2021/310 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda protokolün feshedildiğinin tespiti davasının reddine, tapu iptali ve tescil davasının reddine dair verilen karara karşı davacı (İflas nedeniyle) tasfiye halinde ... AŞ. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesi, cevaba cevap dilekçeleri ve dahili dava dilekçesi ile, müvekkili ... Şirketi ile davalı ... Şirketi, ... ve avukat ... arasında 15/01/2016 tarihli protokol imzalandığını, bu protokole göre taraflar arasındaki cari alacak ve borç ilişkisini bitirmek amacıyla, müvekkili ... Şirketi'nin, dava konusu olan ... İli ... İlçesi ... Mah. ... ada ... parselde kayıtlı olan taşınmazın, davalılardan ... Şirketi'ne veya onun göstereceği üçüncü kişilere devir edeceğini, karşılığında ... Şirketi'nin elinde bulunan toplam 1.574.000,00 TL bedelli müvekkilinin keşidecisi olduğu toplam 7 adet çekin teslim edileceğini, avukat ... ile ...'nün garantör olduklarını, taşınmazın davacı ... Şirketi'nin grup şirketi olan diğer davacı ... Şirketi tarafından, davalı ... Şirketi'nin göstermiş olduğu ...'ye devredilmesine rağmen, davalının yan edimlerini yerine getirmediğini, çekleri teslim etmediğini ve bankaya ibraz ederek icra takibi ile tahsile başladığını ileri sürerek, bu hususlar nedeniyle protokolün fesih edildiğinin tespitine, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılardan ... Şirketi adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalılar ... Şirketi ve ... vekili cevap dilekçesi ile, davacı tarafından dosyaya sunulan 15/01/2016 tarihli tarihli protokolde ve çek fotokopilerinde müvekkili şirketin ünvanı ve/veya kaşesinin yer almadığı gibi müvekkili ...'ün de şahsi olarak ne isminin ne de imzasının yer aldığını, sözü edilen protokol ile sunulan çeklerin müvekkili şirket ve ... ile hukuki ve fiili bir bağı bulunmadığını, davacılar ile müvekkilleri arasında ticari ilişki bulunmadığını, davacıların gerçekte hiç olmadığını iddia ettikleri ... Limited şirketinin hayal ürünü değil Hong Kong merkezli bir şirket olduğunu, davacıların keşide ettikleri kendilerine ait çekler üzerindeki lehdar sıfatının ... Limited şirketine olduğunu, ...'a müvekkili ... tarafından kendi ya da şirketi adına sözleşme düzenlenmesi, protokol imzalanması için herhangi bir yetki ve vekalet de verilmediğini bildirerek, müvekkillerinin dava ve sözde dava konusu olay ile bir ilgisi bulunmadığından husumet yöneltilemeyeceğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir. Ancak 20/12/2015 ve 23/12/2015 keşide tarihli her biri 600.000,00 TL bedelli çek asıllarını ibraz ettiğine ilişkin 29/09/2017 havale tarihli dilekçe sunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile, davacılar ile ... arasında imzalanan protokolden tüm davalılar ile imzalanmış gibi bahsedildiğini, 15/01/2016 tarihli protokolü müvekkilinin ilk defa dava dilekçesi ekinde gördüğünü, müvekkilinin hiç kimseye böyle bir protokol hazırlanması için talimat vermediği gibi hiç kimseyi adına imza atması,vekaletle ya da temsilen garantör alınması hususunda da yetkilendirmediğini; davacı yan dilekçesinin 2.sayfasında protokole atıf yapılarak taşınmazın ... şirketine devredileceğini bildirmesine rağmen taşınmazın ne şirkete ne şirketin gösterdiği bir kişiye devredildiğini, taşınmazın müvekkili ... ile davacılardan ... A.Ş. arasında yapılmış 30/09/2015 düzenleme tarihli yegane protokol gereğince ve müvekkilinin talebi üzerine gerçek malik olan kayınpederi ...’ye devredildiğini; borç doğurucu bir işlem olan garantörlük müessesesinin vekalet yolu ile kurulabilmesi için açıkça bu hususta yetki verilmesi gerektiğini; müvekkil ... ile avukat ... arasında geçmişte vekalet ilişkisi bulunmasının kendisine garantörlük hususunda özel yetki verildiğini göstermediğini, dosyaya sunulan vekaletin tamamen adli işler ile ilgili olup özel yetkiler içermeyen dava vekaleti olduğunu; müvekkilinin sözleşmede belirtilen her iki şirket ile ortaklık bağı bulunmadığını, müvekkilinin ortağı bulunmadığı iki şirket arasında cari hesabın tasfiyesi hususunda yapılmış olabilecek bir protokole garantör sıfatı ve vekil vasıtası ile imza atmasının düşünülemeyeceğini; davacı tarafın cevap dilekçesinin beşinci sayfasında dosyaya sunduğu 30.09.2015 tarihli protokolün 15.01.2016 tarihli protokol ile önceki protokolün hüküm ve esaslarının yenilendiğinden bahsettiğini, böylece davacı yanın sunmuş sunulan protokole doğrudan bir itirazı bulunmadığını, sadece sonraki protokol ile artık hükümsüz hale geldiğini iddia ettiğini; müvekkilinin ve kayınpederi ...’ nin dava konusu taşınmazın davacılar mülkiyetine dönmesini gerektirecek bir borcu, herhangi bir sözleşme ya da protokolde imzası bulunmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile, müvekkilinin bu dava ile ilgili tek bağlantısının kendi taşınmazının yine kendi adına tescil ettirilmesi olduğunu, müvekkili ile ilgili tapu iptali ve tescile ilişkin davanın koşullarının oluşmadığını, dava dilekçesine ekli protokolde vekelaten işlem yapa vekilin vekaletnamesinin genel vekaletname olduğunu ve bu vekaletname ile bir vekilin müvekkiline garantör olmasının mümkün olmadığını, garantörlük için açık bir yetkinin bulunması gerektiğini, davalılardan ...'ın kullanılmayan 2 adet 600.000,00 TL lik çeki mahkememize teslim ettiğini, davalı ...'nün imzası da bulunan 30/09/2015 tarihli protokoldeki şartlara davalı ...'ın uyduğunu ve bu protokole göre taşınmazın müvekkiline devredildiğini, davacının sunduğu protokolde müvekkili ... ve diğer davalı ...'nün imzasının bulunmadığını, ortada geçerli bir sözleşme olmadığından sözleşmeye dayalı tapu iptali ve tescil davasından açılamayacağını bildirerek, davanın reddini savunmuştur. Dahili davalı ... vekili davaya cevap vermemiştir. Süresinden sonra sunduğu 26/01/2018 havale tarihli dilekçe ile, süresinde cevap verilmediği için dava dilekçesinde ileri sürülen vakaların inkar edilmiş sayılacağını, bu çerçevede davanın haksız olduğunu, müvekkilinin dava konusu protokol ve olaylarla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, kendisinin yurt dışında ve Türkiye'de işleri olan girişimci bir iş adamı olduğunu, iyi niyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğunu, müvekkilinin dava konusu taşınmazı 25/09/2017 tarihinde tapudan devraldığını, sözleşme tarihi 15/01/2016 da taşınmazın malikinin ... Finansal Kiralama olduğunu, yani protokol tarihinde davacı şirketin malik dahi olmadığını, müvekkilinin davaya konu taşınmazı yatırım amacıyla satın aldığını ve gayrımenkul danışmanı vasıtasıyla haberdar olduğunu, kaparo bedeli 200.000,00 TL yi dava açılmadan çok önce 12/07/2017 tarihinde ...'ye havale ettiğini, bakiye satış bedelinin bir kısmının elden ödediğini, bir kısmını ise peyder pey ... hesabına gönderdiğini, satışın gerçek bir satış olmadığının ve muvazaanın varlığının ispat külfetinin davacı şirketlere ait olduğunu, adi yazılı sözleşme ile taşınmazların devrinin mümkün olmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur. GEREKÇE VE HÜKÜM : Taraflar delil ve belgelerini ibraz etmişler, ilgili ticaret sicil kayıtları, banka kayıtları, tapu kayıtları, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1313 E.sayılı, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/81116 soruşturma nolu, İstanbul Anadolu 12.İcra Müdürlüğünün 2016/24465 E., 2017/20354 E.ve 2017/24465 E.sayılı dosya örnekleri celbedilmiş, muhasebe uzmanı ..., mimar ... imzalı 14/09/2018 havale tarihli bilirkişiler kök raporu, 20/02/2019 havale tarihli ek rapor ile muhasebe uzmanı ..., mimar ..., bankacı ... imzalı 27/01/2020 havale tarihli bilirkişi kurulu kök raporu ve 09/09/2020 havale tarihli ek rapor alınmıştır. Davalı ... Ltd. Şti. vekili müvekkiline ait ticari defter kayıt ve belgelerin İzmir 10.İcra Mahkemesinin 2015/339 E.sayılı dosyasına sunulduğunu belirtmiş ve bu doğrultuda 4 klasör halinde ilgili mahkemeden belgeler celbedilmiş ise de, gelen evraklar arasında 3 klasörde adı geçen davalı şirkete ait hiçbir resmi defterin bulunmadığı, davacı firmalar adına herhangi bir belge ve kaydın yer almadığı, 4.klasörde sadece ... Ltd. Şti.nin davacı Kervansaray ... A.Ş.hakkında düzenlediği 06/04/2014 tarihinden başlayıp 16/12/2014 tarihi de dahil olmak üzere satış faturalarının bulunduğu ancak 21/12/2014 tarihli 212.164,00 TL tutarlı satış faturasının yer almadığı belirlenmiştir. Dava, genel hükümlere ve kısmen ticari ilişki iddiasına dayalı olarak açılmış, taşınmazın satımı ve ticari ilişkinin tasfiyesine ilişkin protokolün feshedildiğinin tespiti, sözleşme konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılardan ... Tic. A.Ş. adına tescili isteminden ibarettir. 30/09/2015 tarihli "Protokol" başlıklı, davalı ... ve davacı .... A.Ş. arasında "... ili, ... İlçesi, ... Mahallesi ... Ada ... Parselde Kayıtlı Taşınmazın Devrine İlişkin Koşullar" konulu sözleşmenin imzalandığı, Davacıları temsilen ..., dava dışı ... Ltd. Şti.ni temsilen Av. ... arasında, yine kendi adına ve ...'yü temsilen garantör sıfatıyla ...'ın yer aldığı 15/01/2016 tarihli "protokol" başlıklı sözleşmenin imzalandığı, Dava konusu taşınmazın protokollerin tanzim tarihleri itibariyle ... adına iken 6 gün sonra 21/01/2016 tarihinde davacı ... A.Ş.'ne satış yoluyla devredildiği, 1 gün sonrasında 22/01/2016 tarihinde anılan şirket tarafından davalı ...'ye satış yoluyla devredildiği, yargılama sırasında da 28/09/2017 tarihinde dahili davalı ...'a devredildiği, Protokol konusu çeklerden toplam 1.200.000,00 TL bedelli olan iki adet çekin (7899231 C1 ve 7899832 C1 seri nolu) davalı ... tarafından mahkememiz kalemine teslim edildiği, bu çeklerin davacı ... A.Ş. tarafından davalı ... emrine düzenlendiği, bu şirket adına ... tarafından ciro edildiği, ciro silsilesinde ..., ... ve ...'nin isimlerinin yer aldığı, 7899822 C1, 7899823 C1, 7899824 C1 seri nolu çeklerin ibraz edildiği ve ibraz edenler tarafından bedellerinin tahsil edildiği, bu çeklerden 7899822 C1 ve 7899823 C1 nolu çeklerin davacı ... A.Ş. tarafından davalı ... emrine düzenlendiği, bu şirket adına ... tarafından ciro edildiği, ciro silsilesinin gerçekleştiği ve hamil ... ve hamil ... tarafından ibraz edilip bedellerinin alındığı, 7899824 C1 seri nolu çekin 21/03/2016 tarihinde ...'e ödendiği, ancak bu çekin arka sayfasının ilgili banka tarafından gönderilmemiş olduğu, 7899830 C1 seri nolu çekin ibraz bilgisinin tespit edilemediği, ... Genel Müdürlüğünün cevabi yazısına göre, 7899829 C1 çek numaralı, 20/08/2016 keşide tarihli, 100.000,00 TL bedelli çeke ödeme yasağı konulduğu ve bankaca bir işlem yapılmadığının belirtildiği, hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık ve çözülmesi gereken sorun; davalılar ... Şirketi ve ...'ün pasif dava ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı, 30/09/2015 ve 15/01/2016 tarihli protokollerin geçerli olup olmadığı, bu bağlamda davalı ...'ın ... Şirketini ve davalı ...'yü temsil yetkisinin bulunup bulunmadığı, davalı ...'nün 15/01/2016 tarihli sözleşmeden dolayı garantör olup olmadığı, davalılar arasında ilişkilerin mahiyetinin ne olduğu, dahili davalı ...'ın taşınmazın iktisabında iyi niyetli olup olmadığı, dahili davalıya yapılan satışın gerçek satış olup olmadığı, bu çerçevede dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptalinin ve davacı ... Şirketi adına tescilinin gerekip gerekmediği, 30/09/2015 tarihli protokolün "III" nolu paragrafında belirtilen toplamı 1.350.000,00 TL olan 3 çek ile ilgili takyidatların ne olduğu hususundadır. Tüm dosya içeriği delil ve belgelerin, özellikle tapu kayıtlarının, ilgili taraflara ait ticari defter kayıtlarının, bütün olarak bilirkişiler raporlarının değerlendirilmesi sonucunda; I-Taraflar arasındaki ilişkinin mahiyetine ve kapsamına, olayların gelişimine, davalı ...'ün hem davalı ... Şirketinin hem de dava dışı ... Ltd.nin yetkili temsilcisi olmasına, davacı ... A.Ş.ile ... Ltd. Şti. arasında ticari ilişki bulunmasına, iddianın bu ticari ilişkiyi kapsamasına, olayların özelliğine ve hakkaniyet gereği adı geçen her iki şirketin ve ...'ün tek hukuki kişilik görüntüsü vermelerine, aksi düşüncenin dürüstlük kuralına aykırı olmasına göre, davalılar davalı ... ve ... Şirketi vekili tarafından ileri sürülen pasif dava ehliyeti itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. II-Davanın esasına gelince: Yukarıda bahsedilen ve toplam tutarı 1.574.000,00 TL olan 7 adet çekin, davacı Kervansaray ... A.Ş. tarafından davalı ... Şti. için düzenlediği hesap ekstresinde kayıtlı olmadığı, davacı Kervansaray ... A.Ş.nin davalı .... Ltd. Şti.adına sunduğu hesap ekstresine göre borç ya da alacak bakiyesinin bulunmadığı; toplam tutarı 1.574.000,00 TL olan ve yukarıda bahsedilen 7 adet çekin, davacı ... A.Ş. tarafından dava dışı ... Ltd. Şti. için düzenlediği hesap ekstresinde kayıtlı olduğu, davacı ... A.Ş.nin dava dışı ... Ltd. Şti.ne 31/12/2015 tarihli cari hesap ekstresine göre 130.252,15 Euro karşılığı 413.889,23 TL borçlu olduğu bilirkişiler raporunda belirtilmiştir. Davalı ..., davacı ... A.Ş. ve dava dışı ... (müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla) arasında 30/09/2015 tarihinde imzalanan protokolde tapunun ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazın devrine ilişkin koşulların belirlenmiş olduğu; ... Tic. A.Ş.adına ... 15/01/2016 tarihine kadar protokol konusu taşınmazın öncelikle ... A.Ş.adına devir ve tescilini sağlayacağı, daha sonra ... veya onun göstereceği kişiler adına tapuda devir ve tescil ettireceği, Selim ...'dan kaynaklanmayan sebeplerin gerçekleşmesi durumunda bu sürenin 30/01/2016 tarihine kadar uzatılmasının mümkün olacağı, banka ve kamu borçları ile ... A.Ş.nin kendisi ile ilgili borçlarından dolayı olan takyidatları kaldırmak sorumluluğunun ...'a ait olduğu, toplamı 1.350.000,00 TL olan 3 çek ile ilgili takyidatların ise ...'nün sorumluluğunda bulunduğu, Davalı ...'ın (sözleşmenin tarafı dava dışı ... Ltd. Şti.ni temsilen-davalı ...'yü temsilen ve kendi adına asaleten garantör sıfatıyla) imzaladığı, ...'un da davacı şirketler adına imzaladığı 15/01/2016 tarihli protokolde: a)Protokolün konusunun ... A.Ş.nin ... Ltd. Şti.ne olan cari borcunun tasfiyesine ilişkin olduğu, b)Taraflar arasındaki cari borç ilişkisinin, ... Leasing A.Ş.tarafından ... A.Ş.ne devredilecek olan ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı taşınmazın ... Ltd. Şti.ne veya bu şirket tarafından yazılı olarak bildirilecek bir gerçek veya tüzel kişiye devredileceği, ... A.Ş.den kaynaklanmayan sebeplerden dolayı tapu devrinin gerçekleşmemesi halinde sorumluluğun ... Ltd. Şti.ne ait olacağı ve ... Ltd. Şti.nin işbu protokolde belirtilen 7 adet çeki ... A.Ş.ne iade edeceği, c)Davacı ... A.Ş. tarafından dava dışı ... Ltd. Şti.ne dava konusu 7 adet çekin düzenlenerek teslim edildiği, d)Sözü edilen ... parselde kain taşınmazın ... Ltd.Şti.ne veya gösterdiği kişi adına devir ve tescili ile belirtilen çeklerin ...'a tesliminden sonra taraflar arasındaki cari alacak borç ilişkisinin sona ereceği, tarafların bu cari ilişkiden dolayı karşılıklı olarak herhangi bir hak ve alacaklarının kalmadığının kabul edildiği, kararlaştırılmıştır. Davacı ... A.Ş.tarafından dava konusu taşınmazın devredileceği kişi ile ilgili olarak karşı tarafça düzenlenmiş bir belge sunulamamıştır. Bununla birlikte, 30/09/2015 ve 15/01/2016 tarihli protokollerden sonra; 31/01/2016 tarihinde "... Dükkan satış dekontu" açıklamalı 2.330.000,00 TL 720.540,94 Euro bedelli cari hesap kaydı ile davacı .... A.Ş.vekilinin 24/03/2020 uyap tanzim tarihli dilekçesinde "2.074.000,00 TL toplam tutarlı yeni çekler verilecek olursa yukarıda yer alan 1.574.000,00 TL çeklerin iade edileceği, protokol ile devri yapılan gayrımenkulün de tapusunun iade edileceği konusunda sözlü mutabakat yapıldığı, karşı tarafa 14/02/2016 keşide tarihli 350.000,00 TL tutarlı, 02/03/2016 keşide tarihli 350.000,00 TL tutarlı, 09/03/2016 keşide tarihli 350.000,00 TL tutarlı, 16/03/2016 keşide tarihli 350.000,00 TL tutarlı, 23/03/2016 keşide tarihli 324.000,00 TL tutarlı, 14/04/2016 keşide tarihli 350.000,00 TL tutarlı olmak üzere toplam 2.074.000,00 TL bedelli çeklerin verildiği, bu çeklerden 23/03/2016 tarihli çek haricindeki diğer çeklerin gününde ödendiği, 15/01/2016 tarihli protokol ile iadesi istenilen 4 adet çekin üçüncü kişilere geçmesi sebebiyle iade edilemeyeceğinin bildirilmesi üzerine 20/02/2016 tarih 50.000,00 TL, 20/03/2016 tarih 50.000,00 TL, 20/08/2016 tarih 100.000,00 TL, 20/09/2016 tarih 124.000,00 TL olmak üzere toplam 324.000,0 TL nin iade edilemeyeceği gerekçesiyle 23/03/2016 keşide tarihli 324.000,00 TL tutarlı çekin iade edilmeyeceği ve hesaba alacak yazılacağı" şeklindeki beyanı çerçevesinde dava dışı ... Ltd. Şti.nin cari hesabına bu kayıtların işlendiği, buna göre davacı ... A.Ş.nin dava dışı ... Ltd. Şti.arasında 01/10/2016 tarihli cari hesap ekstresine göre 1.119.128,59 Euro karşılığı 3.765.604,10 TL tutarında alacaklı olduğu, Davacı ... A.Ş.nin 2017 yılı hesap ekstresinde davalı ... tarafından mahkememize sunulan 20/12/2015 keşide tarihli 600.000,00 TL bedelli ve 23/12/2015 keşide tarihli 600.000,00 TL bedelli iki adet çekin Euro bedelini belirtmeden kaydedilmiş olduğu, 05/07/2017 tarihinden sonraki cari hesap kayıtlarında da sadece kur değerlemesi işlemlerinin yapıldığı, davacı ... A.Ş.nin 18/12/2015 tarihli 1218010 fiş numaralı kaydından 20/12/2015 ve 23/12/2015 keşide tarihli her biri 600.000,00 TL tutarında olan çeklerin Euro bedeli karşılıklarını her biri ayrı ayrı olmak üzere 191.895,61 Euro bedelinden almış olduğu, Bu durumda, 01/10/2016 tarihli cari hesap ekstresine göre mahkemeye teslim edilen 2 adet çekin bedelinin mahsup edilmesi halinde davacı ... A.Ş.nin dava dışı ... Ltd. Şti.nden 735.337,37 Euro alacağının kaldığı, bu tutarın TL karşılığının ise dava tarihi 24/08/2017 itibariyle 3.028.339,89 TL olduğu, Buna karşılık davacı ... A.Ş.nin dava dışı ... Ltd. Şti.ne 31/12/2015 tarihli cari hesap ekstresine göre 130.252,15 Euro karşılığı 413.889,23 TL tutarında borçlu olduğu, Dava konusu 7 adet çekin (20/12/2015 keşide tarihli 600.000,00 TL tutarlı, 23/12/2015 keşide tarihli 600.000,00 TL tutarlı, 20/01/2016 keşide tarihli 50.000,00 TL tutarlı, 20/02/2016 keşide tarihli 50.000,00 TL tutarlı, 20/03/2016 keşide tarihli 50.000,00 TL tutarlı, 20/08/2016 keşide tarihli 100.000,00 TL tutarlı, 20/08/2016 keşide tarihli 124.000,00 TL tutarlı) toplam tutarının 1.574.000,00 TL olduğu, davacı ... A.Ş. tarafından dava dışı ... Ltd. Şti. adına düzenlenmiş ve karşılığı ödenmemiş olan çeklerin toplam tutarının 1.424.000,00 TL olduğu, davacı ... A.Ş.nin dava dışı ... Ltd. Şti.ne 31/12/2015 tarihli hesap ekstresine göre 130.252,15+39.658,43+31.982,60+ 191.895,61+ 191.895,61=585.684,40 Euro karşılığı (kur değerlemesi yapılmadan) 1.837.889,23 TL borçlu olduğu, Davalı ...'ye satılıp devredilmiş olan taşınmaz ile ilgili davacı ... A.Ş.tarafından 31/01/2016 tarihinde 869381 fatura numarası ile 2.360.000,00 TL tutarında KDV dahil fatura kesildiği; ...'ye ait olarak oluşturulmuş cari hesap ekstresinin 2.330.000,00 TL bakiye tutarının davacı ... Tic. A.Ş. tarafından diğer davacı ... A.Ş.ne dekont kesilerek devredilerek kapatılmış olduğu, Davacı ... A.Ş. ticari defter kayıt ve belgelerinde davalı ... Şti. Ve dava dışı ... Ltd. Şti. Ve diğer davalılar ile ilgili olarak herhangi bir kaydın bulunmadığı bilirkişiler raporunda belirtilmiştir. Dahili davalı ... tarafından sunulan banka dekontlarına göre davalı ...'ye 1.605.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığı, 28/09/2017 tapu devir tarihinden önce 12/07/2017 tarihinde 200.000,00 TL ödemenin dahili davalı tarafından değil Şaara Mühendislik tarafından yapıldığı, bu ödemenin davalı ...'nin banka hesaplarında tespit edilemediği; davalı ...'nin 31290278 nolu vadesiz hesabına dahili davalı tarafından 28/09/2017 tarihinde 13.000,00 TL tutarında paranın aktarıldığı, kalan 1.405.000,00 TL tutarındaki ödemenin tapu devir tarihi 28/09/2017 tarihinden sonra yapıldığının beyan edildiği; dava konusu taşınmazın davacı ... A.Ş.tarafından davalı ...'ye satıldığı 22/01/2016 tarihi itibariyle 3.200.000,00 TL, dava tarihi itibariyle 3.835.000,00 TL, davalı ... tarafından dahili davalı ...'a satıldığı 28/09/2017 itibariyle 3.845.000,00 TL olduğu anlaşılmaktadır. Bu maddi olguların yanında taşınmazın satımına ilişkin hukuki olguların ortaya konulması gerekmektedir. Ezcümle, taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır. Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz (TBK.m.237/I, II; TMK.m.706/I). Ancak, adi şekilde yapılmış taşınmaz satım sözleşmesinden doğan edimler taraflarca ifa edilmişse -dürüstlük kuralı gereğince- artık geçersizlik iddiasında bulunulamaz. Bu çerçevede, davacı ... A.Ş. tarafından imzalanan 30/09/2015 tarihli "Protokol" başlıklı sözleşmede öngörülen taşınmaz (... ili, ... İlçesi, ... Mahallesi ... ada ... parselde kayıtlı) davalı ...'nün istemi ile, aynı zamanda kayınpederi olan davalı ...'ye tapudan devredilmiştir. Anılan sözleşmenin (III-C) maddesi gereğince -her ne kadar davacılar ve davalı ... arasındaki protokolden önceki hukuki/ticari ilişkinin kapsamı ve mahiyeti taraflarca net şekilde açıklanmamış/ açıklanamamış ise de, ahde vefa ilkesi gözetilerek- bu taşınmazdan dolayı tarafların birbirlerini ibra etmiş sayılmaları ve taşınmazın tapudan devrinin geçerli olduğunun kabulü gerekir. Davacı tarafın sözleşmeden doğan tapudan devir edimini yerine getirdikten sonra bu kez dönüp sözleşmenin geçersizliği iddiasında bulunması dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder. 30/09/2015 tarihli protokolde davalı ...'nün edimi olarak belirtilen "toplamı 1.350.000,00 TL olan üç çek ile ilgili takyidatların" mahiyeti ve kapsamı konusunda: Davacılar vekili 28/03/2018 uyap tanzim tarihli dilekçe ile protokolde belirtilen çeklerin 5 adet olduğunu, sehven 3 adet olarak yazıldığını, bu çeklerin "yukarıda açıklanan" 20/01/2016 keşide tarihli 50.000,00 TL tutarlı, 20/02/2016 keşide tarihli 50.000,00 TL tutarlı, 20/03/2016 keşide tarihli 50.000,00 TL tutarlı, 20/12/2015 keşide tarihli 600.000,00 TL tutarlı, 23/12/2015 keşide tarihli 600.000,00 TL tutarlı çekler olduğunu; davalı ... vekili ise 28/03/2018 havale tarihli dilekçesi ile ekte fotokopileri sunduğu 3 adet çekin 17/09/2015 keşide tarihli 400.000,00 TL tutarlı, 13/12/2015 keşide tarihli 351.760,00 TL tutarlı ve 12/10/2015 keşide tarihli 600.000,00 TL tutarlı çekler olduğunu bildirmişlerdir. Ne var ki, davacı vekilinin bildirdiği 5 adet çekte davalı ...'nün ismine rastlanmadığı, protokolde 3 adet çekin yazılı olduğu, protokolün önemi ve kapsamına göre edimin net şekilde açıklanmamasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, bu çeklerin daha öncesinde adı geçen davalıya teslimine ilişkin delil ve belge sunulmadığı anlaşıldığından 5 adet çekin protokolde belirtilen çekler olduğu yönündeki iddiaya itibar edilmemiştir. Keza, davalı ... vekilinin bildirdiği çeklerden 2 adet çekin lehtarının dava dışı şirket ... Şti, bir adet çekin lehtarının ... olduğu, 600.000,00 TL bedelli ve lehtarı ... Ltd. Şti olan çekin cirantalarının dava dışı bir limited şirketi ve ... olduğu, çekler ile ilgili olarak Bursa C. Başsavcılığı'nın 2015/8516 soruşturma sayılı dosyasında yapılan soruşturma neticesinde Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/651 Esas sayılı dosyasında yargılamanın yürütüldüğü, 3 adet çekin toplam tutarının protokolde belirtilen toplam tutarı aştığı, bu çeklerin davalı ... ile irtibatının bulunduğunun ve protokol konusu çekler olduğunun davalı ... tarafından ispatlanamadığı anlaşıldığından adı geçen davalının bu konudaki savunmasına itibar edilmemiştir. Bu durumda, davanın mahiyetine ve kapsamına, olayın özelliklerine ve şartlara göre 30/09/2015 tarihli protokolün üçüncü maddesinde belirtilen 1.350.000,00 TL bedelli üç adet çek takyidatı ile ilgili sorumluluk konusunda davacı tarafın davalı ... hakkında ayrı bir alacak vs. dava açma hakkı mahfuzdur. Bu itibarla, 30/09/2015 tarihli protokolün "3C" madde hükmü açıklığı karşısında tapudan devri gerçekleştirilen sözleşmenin feshedildiğini kabule imkan yoktur. Öte yandan, davacı taraf 15/01/2016 tarihli "Protokol"ün davacı ... A.Ş.ve dava dışı ... Ltd. Şti. arasında imzalandığı ve bu sözleşmeyi dava dışı firma adına taraf temsilcisi olarak, kendi adına asaleten ve ... adına vekaleten garantör sıfatıyla Av. ...'ın imzaladığını ve bu şekilde sözleşmenin tamamlandığını iddia etmiş iseler de; Davalı ... vekilinin Av. ...'a bu konuda bir temsil yetkisi verilmediğini savunmasına, davacı tarafın bu husustu özel yetki belgesini sunamamasına, sözü edilen protokolün adi nitelikte olmasına ve her zaman düzenlenmesinin mümkün olabilmesine, nitekim 15/01/2016 tarihli protokolde 30/09/2015 tarihli protokole hiçbir atıfta bulunulmamasının hayatın olağan akışına ve ticari hayatın dinamiklerine uygun düşmemesine göre 15/01/2016 tarihli protokolün hukuki değerinin bulunmadığı ve davalı tarafı bağlamadığı kanaatine varılmıştır. Bu konuda davalı Av. ...'ın mahkememize teslim edip iadesine karar verildiği çekler ve protokolde belirtilen diğer çekler ile ilgili olarak davacı tarafın genel hükümlere göre davalı ...'a başvuru hakkı mahfuzdur. Tahkikat yargılaması aşamasında yine davacı ... A.Ş. vekili 24/03/2020 uyap tanzim tarihli dilekçe ile, 2.074.000,00 TL toplam tutarlı yeni çekler verilecek olursa yukarıda yer alan 1.574.000,00 TL çeklerin iade edileceği, protokol ile devri yapılan gayrımenkulün de tapusunun iade edileceği konusunda sözlü mutabakat yapıldığını iddia etmiş ise de, taşınmazın tapudan devrinin resmi şekilde gerçekleştirilmesi geçerlilik şartı olduğundan ve bu hususta taraflar arasında tüm edimler yerine getirilmiş bir satım sözleşmesinin varlığı ispatlanamadığından, bu iddiaya da itibar edilmemiştir. Sözü edilen çeklerle ilgili olarak davacı tarafın genel hükümlere göre hak ve alacağını sorumlu tuttuğu kişi ya da kişilerden talep etmesi mümkündür. Kaldı ki, dilekçelerin teatisi ve ön inceleme yargılaması aşamalarında böyle bir iddianın ileri sürülmediği ve davalı tarafın tahkikat yargılamasında ileri sürülen bu iddia ile ilgili açık bir muvafakatının bulunmadığı belirgindir. Belirlenen maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, davacı tarafın 30/09/2015 tarihli adi sözleşme gereğince yapılan taşınmazın tapudan devri sözleşmesinin geçerli olması, buna karşılık tahkikat yargılaması aşamasında ileri sürülen aynı taşınmazın davacı tarafa tapudan iade edileceğini yönelik sözlü mutabakatın geçerli olmaması karşısında yine yargılama sırasında dava konusu taşınmazı tapudan devralan dahili davala ...'ın taşınmazı iktisabında iyi niyetli-kötü niyetli olduğu hususunun değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. Davacı taraf menfi zararının, sözleşmenin kurulması için yaptığı masraflar ve kaçırdığı fırsatlar ile ilgili tespit talebinde bulunmuş ise de, davanın maddi ve hukuki unsurlarını içerir açıklamalar sunulmadığı gibi bunun sonucunda herhangi bir harcın yatırılmadığı, dolayısıyla bu hususta usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı, nitekim ön inceleme duruşmasında bu yönde bir tespitin yapılmadığı ve tarafların itirazlarının bulunmadığı anlaşıldığından, dava dilekçesinde soyut şekilde bahsedilen menfi zararın tespiti yönündeki talep konusunda herhangi bir karar verilmediği..." gerekçesi ile; Protokolün feshedildiğinin tespiti davasının REDDİNE, Tapu iptali ve tescil davasının REDDİNE, .... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... parsele kayıtlı dava konusu taşınmaz üzerine mahkememizce konulan ihtiyati tedbirin KALDIRILMASINA, Davalı ... tarafından mahkememize 29/09/2017 havale tarihli dilekçe ile sunulan 20/12/2015 keşide tarihli 600.000,00.TL bedelli ve 23/12/2015 keşide tarihli 600.000,00.TL bedelli iki adet çek aslının karar kesinleştiğinde davalı ...'a İADESİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı (iflas nedeniyle) tasfiye halinde ... AŞ. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı (iflas nedeniyle) tasfiye halinde ... AŞ. vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ... A.Ş. ve diğer davacı ... Holding A.Ş. ile karşı taraf ... Şirketi, ... ve Av. ... arasında akdedilen 15.01.2016 tarihli Protokol'e göre, .... Ltd. Şti.’nin de dahil olduğu taraflar arasındaki cari borç ve alacak ilişkisini bitirmek amacıyla, müvekkilinin ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... parselde kayıtlı taşınmazı, davalı ...'e veya ...'in göstereceği üçüncü kişilere devredeceğini, bunun karşılığında da ... elinde bulunan toplam 1.574.000,00.TL (birmilyonbeşyüzyetmişdörtbinTürkLirası) bedelli, müvekkilinin keşideci olduğu, toplam yedi adet çeki müvekkiline teslim edecek olup, anılan hususta Av. ... ve ...'nünde garantör olduğunu, taşınmazın, Kervansaray'ın grup şirketi olan müvekkili ... tarafından davalı ...'in göstermiş olduğu ...'ye devredilmesine rağmen, davalı tarafın edimlerini yerine getirmediğini, anılan çekleri teslim etmediğini, üstelik bankaya ibrazla ve icra takibiyle tahsile giriştiğini, davalı tarafla yapılan görüşmeler neticesinde yeni bir grup çekin verilmesi karşılığında davalı tarafın hem taşınmazın iadesini hem de 7 adet çekin iadesini kabul ettiğinden dolayı açılan davanın yerel mahkemece haksız gerekçelerle reddedildiğini, diğer davacı Kervansaray şirketinin ... ile protokol imzalayarak cari hesap ilişkisni sonlandırmak istediğini, davalı tarafın protokolden kaynaklı edimlerini yerine getirmediğini, protokole göre iade edilmesi gereken çekleri iade etmediğini, yerel mahkemece protokol ile ilgili Av. ...'ın yetkisi kabul edilmemiş ise de protokol kapsamında taşınmazın davalı ...'nün kayınbabası davalı ...'ye devredildiği gözönüne alındığında davalı ...'nün yetki verdiğinin açık olduğunu ve aksini düşünmenin hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin hem taşınmazı hemde çekleri vermesi halinde cari hesapta yaklaşık 4 milyon TL alacaklı durumda olacağını, müvekkilinin 15.01.2016 tarihli protokolü Bursa 22. Noterliği'nin 17.02.2016 tarihli ihtarnamesi ile feshettiğini, her ne kadar davalı ... ile imzalana 3009.2015 tarihli protokolde 3 adet çekin iadesinden bahsedilmiş ise de 15.01.2016 tarihli protokolden ve birbiriyle uyumlu bilirkişi raporlarından protokoller kapsamında 5 adet çekin verildiğini, tüm süreci perde arkasından yöneten kişinin davalı ... olduğunu, davalı ...’ün davada ikrar ettiği üzere ... şirketi yetkilisi ve hakim ortağı olduğunu ve aynı zamanda ...’nün teyzesinin oğlu olduğunu, davalı ...'nün karmaşık bir yapı yaratarak üçüncü kişiler aracılığıyla haksı kazanç elde etmek istediğini, davalıların baştan beri birlikte dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğini, protokolün geçersiz olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, bu durumun dürüstlük kuralına aykırı olacağını, protokolün tarafı ... ile ...Ltd Şti'nin tek kişi tarafından yöneitlen organik bağ olan ve dolandırıcılık kastıyla kurulan şirketler olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, sözleşmenin feshi ile tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davacı tarafın özellikle davaya konu taşınmazın tapuda geçerli olarak yapılan devrinin iptalini gerektirecek iddialarını kesin delillerle ispatlayamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı (iflas nedeniyle) tasfiye halinde ... Tic. AŞ. vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/06/2021 tarih ve 2017/468 Esas 2021/310 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı (iflas nedeniyle) tasfiye halinde ..... AŞ. vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 615,40.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10.TL harcın davacı (iflas nedeniyle) tasfiye halinde ... AŞ.'den alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı (iflas nedeniyle) tasfiye halinde ... AŞ. tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 08/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.