Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2015/706 E. 2019/1200 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2015/706
- Karar No
- 2019/1200
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO 2021/713 KARAR NO: 2024/808 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2018/1278 KARAR NO: 2020/452 KARAR TARİHİ: 07/10/2020 DAVA: Sıra Cetveline İtiraz (Kayıt Kabul) KARAR TARİHİ: 05/06/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Bankası A.Ş. Dudullu Ticari Şubesi tarafından müflis ... Tic. A.Ş'ye muhtelif tarihlerde Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi uyarınca krediler kullandırıldığını, müflis hakkında İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/706 E. sayılı dosyasından 10/02/2016 tarihinde iflas kararı verilmiş ve İstanbul Anadolu ... İflas Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosyasından tasfiye işlemlerine başlandığını, müflis firma hakkında iflas kararı verilerek iflas dosyasının açılmasını takiben müvekkil bankanın müflisten olan toplam alacağının masaya kaydı talep edildiğini, masaya kaydı talep edilen alacaklarının reddi üzerine İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/537 E sayılı dosyasından açılmış ve halen derdest olan kayıt kabul davasından düzenlenen bilirkişi raporu neticesinde kendilerince iflas masasına müflisten olan 500.000-USD bedelli ... referans numaralı aval kabul kredisinden doğan alacakları açısından iflas masasına alacak kaydı talebinde bulunulduğunu, iflas idaresinin kendilerine 22/10/2018 tarihinde tebliğ edilen kararı ile alacaklarının kanıtlanamadığı ve yargılamayı gerektirdiğinden bahisle reddine karar verildiğinin bildirildiğini beyanla müvekkil bankanın müflisten iflas tarihi itibari ile talep edilen 500.000 USD (iflas tarihi olan 10/02/2016 tarihi itibari ile TCMB USD kuru 1.3208 karşılığı 660.400.00 TL) tutarındaki ... referans numaralı aval kabul kredisinden doğan ve reddedilen alacağının yapılan başvuru tarihi itibari ile masaya kaydına, aynı konu ile İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/537 E sayılı dosyasından derdest bulunan dava olması nedeni ile bu davanın anılan dava ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının alacak kayıt dilekçesinde alacak dayanağı belge suretlerini ibraz ettiğini ancak bu belgelerin alacağın miktar ve varlığı yönünden kesinleştiğini gösteren yeterli belge niteliğinde olmadığını, davacının talep ettiği alacağın miktarının ve varlığının tespitinin ancak tarafların kayıtlarının incelenmesi ile mümkün olduğunu, alacağın varlığının ve miktarının yargılamayı gerektirir nitelikte olduğunu, bu nedenle iflas idaresinin red kararının haklı ve yerinde olduğunu beyan ederek haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 07/10/2020 tarihli kararı ile; "...Mahkememizin 06/11/2019 tarihli celsesinde 3 nolu ara kararında HMK 324. Maddesi uyarınca gerekli ihtaratın yapılması suretiyle davacı tarafa bilirkişi ücretinin yatırılması hususunda verilen kesin sürede delil avansının yatırılmadığı, bu nedenle 19/02/2020 tarihli duruşmada davalı tarafından yeniden süre verilmesi talebine muvafakatının da olmadığı nazara alınarak davacı tarafın bilirkişi incelemesine delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Davaya konu banka alacağının belirlenebilmesi için kredi sözleşmeleri ve banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerekli olup, davacı tarafın da bu delile dayandığı ancak bilirkişi incelemesi için yatırılması gereken ücretin mahkememizce sonuçları hatırlatılarak yapılan ihtarına rağmen süresinde yatırılmadığı, bu haliyle davacı alacağının varlığı ve miktarı hususunun dosya üzerinden tespiti mümkün olmadığından mevcut dosya içeriğine göre ispatlanamayan davanın reddine..." karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/537 E. Sayılı dosyası kayıt kabul davasının yargılaması sırasından alınan 07/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu 500.000-USD bedelli ... referans numaralı aval kabul kredisinden doğan alacağın bilirkişi tarafından hesaplandığını, mahkemece İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/537 E. 2019/1200 K. Sayılı dava dosyasını celp ederek yargılamaya devam edilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, dosyanın sübuta ermesi için usulü işlemler yapılarak 19/02/2020 tarihinde bilirkişi ücretinin dosyaya yatırıldığını, mahkemece davanın 07/10/2020 tarihinde reddedildiği göz önüne alındığında ise celse talikine sebep verilmediğini, davanın uzamasının engellenmesi ile davaların sonuçlandırılması prensibi uyarınca yatırılan avansa göre kesin sürenin amacına ulaştığını, bu durumda toplanacak delillere göre davanın sonuçlandırılması gerektiğini ayrıca yargılamanın uzamasında taraflarınca yapılan işlemlerin hiçbir etkisinin bulunmadığı beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır.Sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davası açma süresi, İİK 235.maddesi uyarınca 15 gündür ve özel dava şartı niteliğindedir. Bu süre iflas masasına başvurulduğu sırada tebliğ masrafının yatırılması halinde sıra cetvelinin tebliğ tarihinden aksi halde son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/706 E. 2016/84 K. sayılı kararı ile 10/02/2016 tarihinde ... Tic. A.Ş.'nin iflasına karar verildiği, tasfiye işlemlerinin İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğü anlaşılmıştır. Davacı (temlik eden ... Bankası A.Ş.) vekili 56 kayıt no ile iflas masasına 660.400.00 TL alacak kayıt talebinde bulunmuş, iflas idaresi tarafından alacağın tamamı reddedilmiştir. Davacının iflas masasına yaptığı başvuru sırasında masraf yatırıp yatırmadığı tespit edilememiş ise de, ek sıra cetveli 30/10/2018 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ve 13/10/2018 tarihli ... Gazetesinde ilan edilerek, davacı (temlik eden ... Bankası A.Ş.) vekiline 22/10/2018 tarihinde tebliğ edildiğinden, gerek ilan gerekse tebliğ tarihi nazara alındığında davanın 30/10/2018 tarihinde hak düşürücü süre içerisinde açıldığı tespit edilmiştir. İİK'nın 195/1. maddesinde "Borçlunun taşınmaz mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur." hükmü yer almaktadır. İİK'nın 195. maddesinde müflisin borçlarının iflasın açılması ile muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüş olduğuna göre, iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibariyle hesaplanıp, belirlenmesi gerekmektedir. İflasın açılması ile ipotekle temin edilen alacaklar hariç, diğer alacaklar muaccel hale gelir ve iflasın açıldığı tarihe kadar işleyen faizler ve takip masrafları da asıl alacağa eklenerek masaya yazılır. Kayıt kabul davalarında ispat yükü kural olarak hakkının tanınmasını isteyen davacı alacaklıda olup, davacı alacağının mevcudiyetini gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlamalıdır. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/12/2014 tarihli 2014/10328 E. 2014/7923 K. sayılı kararı)Dava dilekçesinde, işbu dava konusu alacağın İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/537 E. sayılı dosyasından açılmış ve halen derdest olan kayıt kabul davasından düzenlenen bilirkişi raporu neticesinde tespit edildiği belirtilerek, her iki dosyanın birleştirilmesi talep edilmiş ancak mahkemece talebe konu dosya getirilmemiş ve incelenmemiştir.Yapılan yargılama neticesinde ise kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, davacı alacağının varlığı ve miktarı hususunun dosya üzerinden tespitinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece, bilirkişi incelemesi yönünde oluşturulacak ara kararda verilecek kesin sürenin tüm unsurları ile açıklanması ve sonucunun ihtar edilmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/06/2021 tarihli 2017/3-3179 E. 2021/806 K. sayılı kararında; "...Her ne kadar Mahkeme ile Özel Daire arasındaki çekişme eksik delil avansının belirtilen kesin süreden sonra ancak talik edilen duruşmadan önce yatırılması hâlinde ihtar edilen sonuçların diğer taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturup oluşturmayacağı noktasında düğümlenmekte ve uyuşmalık da bu çerçevede belirlenmiş ise de konumuzun çözümlenmesi için öncelikle Mahkemece verilen kesin sürenin usulüne uygun olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır.Mahkemenin 29.05.2013 tarihli duruşmasında verilen ara karar incelendiğinde; bilirkişi incelemesinin belirli bir şekilde hangi konuda yapılacağı anlaşılamadığı gibi tayin edilecek bilirkişilerin ve heyetin kaç kişiden teşekkül edeceği, hangi uzmanlık alanına sahip kişilerden oluşacağı ve her bir bilirkişiye ödenecek ücretin ne kadar olduğu ayrı ayrı belirtilmemiştir. Zira çözümü; uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren sorun açıkça belirtilmeden ve inceleme yaptırılacak konunun kapsamı ile sınırları açıkça gösterilmeden bilirkişi görevlendirilemez. Ayrıca ara kararda verilen süreye uyulmaması durumunda davacı tarafın bu istekten vazgeçmiş sayılacağının ihtar edilmesine karşın, mahkemece diğer deliller incelenmeden ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. Dolayısıyla mahkemenin bilirkişi ücretinin süresi içerisinde yatırılmaması durumunda uygulanacak olan yaptırıma ilişkin ihtarı dahi isabetsiz olmuştur.Eş söyleyişle, davacıya verilen kesin süre HMK’nın 94. maddesi ile yargısal uygulamada öngörülen şartları taşımadığından hukukî bir sonuç doğurmaz.O hâlde, Mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde HMK’nın 94. maddesinde belirtildiği gibi usulüne uygun olarak bilirkişi incelemesi amacıyla ara karar kurulup, müteakip işlemler de tamamlanmak suretiyle varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun olmayan kesin süreye sonuç bağlamak suretiyle davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmesi isabetsizdir." ,Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/02/2019 tarihli 2017/2428 E. 2019/1416 K. sayılı kararında; "...Mahkemece, 09/06/2016 tarihli celsede bozma ilamı öncesinde alınan rapor ve ek raporun davalı savunmalarının değerlendirilmesi yönünde yeterli olmadığı gibi denetime elverişli bulunmadığı belirtilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, uzmanlığı belirlenen bilirkişi kuruluna ücret takdirine, savunmaya ilişkin olmakla bilirkişi ücretinin delil avansı olarak davalı tarafça iki haftalık kesin süre içerisinde karşılanmasına karar verilmiş, aksi halde davalının bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı ihtar edilmiştir. Ancak, verilen bu ara kararda bilirkişilerce incelemenin yapılacağı konu, yani hangi hususta bilirkişi incelemesinin yapılacağı belirtilmemiş, bilirkişi heyetine verilen görev açıklanmamış olup bilirkişi ücretinin yatırılmasına ilişkin verilen kesin süre ihtarının geçerli olduğu kabul edilemez. Kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için, bilirkişi incelemesine konu hususların açıklanması, tarafların yükümlülüklerinin belirlenmesi, kesin süreye riayet edilmemesi halinde sonuçlarının ihtar edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, somut olayda mahkemece bilirkişi ücreti kesin süre içerisinde karşılanmadığı için bilirkişi incelemesi yaptırılamadığı, HMK nın 94/2 ve 3. maddeleri dikkate alındığında davalı tarafın savunmalarının ispatlanamadığının kabulü doğru olmamıştır. Davalı vekilinin bilirkişi tayinine ilişkin bu ara karar sonrasındaki celseye mazeret bildirerek katılmadığı bir sonraki celse tarihinde ise bilirkişi ücretinin yatırıldığı da anlaşıldığından davalı savunmaları ile davacı şirket lehine yapılan ödemelere dair defter ve belgeler incelenmek, davalının tüm delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken davalı delilleri toplanmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir." şeklinde açıklanmıştır.Mahkemenin bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ara kararında inceleme konusu senet yönünden bir açıklık olmadığı gibi, banka kayıtlarında incelemenin hangi gün yapılacağı belirtilmemiş, ara kararın 4.maddesinde temlik alan vekiline hangi hususlarda yükümlülük yüklendiği, temlik alan vekili tarafından yapılması gerekli olan işlemlerin neler olduğu açıklanmamıştır. Bu durumda verilen kesin sürenin usulüne uygun olduğu söylenemeyecektir. Ayrıca yukarıda açıklandığı gibi işbu davanın İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/537 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna dayanılarak açıldığı ifade edilmesine rağmen söz konusu bilirkişi raporunun ve dosyanın getirtilerek incelenmemesi de doğru görülmemiştir. Zira kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığının kabulü halinde dahi sair delillerin incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği açıktır. Kayıt kabul davasının tabi olduğu basit yargılama usulünde, 6100 sayılı HMK'nın 320. maddesinde de ifade edildiği şekilde; Mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinleyerek daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hakim, tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır; tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür. Somut dosya kapsamında yasal düzenlemeye uygun şekilde ön inceleme duruşması yapılmadığı tespit edilmiştir.Netice itibariyle; ön inceleme duruşması yapılmadan, davanın esasıyla ilgili deliller toplanmadan ve usulüne uygun ihtarat yapılmadan eksik inceleme sonucunda karar verilmiş olması sebebiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1278 E. 2020/452 K. sayılı 07/10/2020 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/06/2024