Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2015/2 E. 2017/1 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2015/2
- Karar No
- 2017/1
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/248 KARAR NO: 2024/241 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/12/2020 ESAS NO: 2017/497 KARAR NO: 2020/863 DAVA: İtirazın İptali DAVA TARİHİ: 30/05/2017 KARAR TARİHİ: 21/02/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; Müvekkil ile davalı arasında 29/09/2016 tarihinde düzenlenen sözleşmeye istinaden müvekkilinin yüklenici olarak, davalının da işveren sıfatıyla müvekkili tarafından davalı şirkete Kaynak Yönetim Testleri (PQR) ve Kaynakçı Sertifikalandırma (WQT) hizmetlerinin ve sair hizmetlerin verilmesi hususunda anlaştıklarını, müvekkilinin davalıya verdiği denetim hizmetinin ve sahada yaptırdığı testlerin hizmet bedeli olan 28.259,16 TL bedelli 30/10/2016 tarihli fatura kestiğini, davalıya Bakırköy ... Noterliği'nin 03/01/2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile tebliğ edildiğini ancak 3 iş günü içerisinde fatura borcunun davalı tarafça ödenmediğini, davalı tarafça müvekkiline bugüne kadar herhangi bir ödeme de yapılmadığını, bunun üzerine alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlattıklarını, davalı borçlunun itiraz ederek icra takibini durduğunu, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili arasında 29/09/2016 tarih ve 16463 teklif numaralı sözleşme akdedildiğini, sözleşmenin davacı tarafından müvekkil şirkete ait numuneler üzerinde test yapılarak sonuçlarının alınmasından ibaret olduğunu, müvekkil şirketin 3 numune üzerinde test yapılacağı düşüncesi ile davacı şirket ile iş ilişkisine başladığı ve davacı şirkete 3 numunenin gönderildiğini, bu hizmet için istenilen bedelin 14/11/2016 tarihinde 3.748,00 TL olarak davacının hesabına ödendiğini, davacı tarafın müvekkil şirkete 17.902,00 TL'lik fatura gönderilmesi üzerine kendileri görüşüldüğü ve faturanın iade edildiğini, davacı tarafça yine müvekkil şirkete 03/01/2017 tarihli ihtarname ekinde 28.259,16 TL bedelli fatura gönderildiğini ve tekrardan kabul edilmediğinin bildirilmesi üzerine müvekkil aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını, davacı tarafından müvekkilinden onay alınmaksızın numuneler üzerinde üçten fazla test yapıldığının iddia edildiğini, faturada belirtilen ücrete nelerin dahil olduğun belirtilmediğini, davacının personelinin müvekkil şirkete gelmediği halde faturaya personel ücreti eklendiğini, davacı tarafça müvekkiline hangi hizmetin verildiği ve bu hizmetin bedelinin ne olduğunun bilinmediğini ve tüm bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece "Dava, davacının fatura alacağının davalıdan tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Davacı tarafça düzenlenen Teklif Sözleşme Formu'nun davalı şirket tarafından imzalandığı, davacı tarafça sözleşme gereği Muayene Personeli Hizmeti ve Mekanik Testler Hizmetinin verildiği, yaptırılan teknik bilirkişi incelemesi sonucu davacı tarafça verilen hizmetin sözleşmeye göre karşılığının 5300 USD olduğu, davalı taraf hizmeti aldığından bedelini ödemesi gerektiği, davalı taraf her ne kadar hizmet alındığına ilişkin bilirkişi incelemesine esas belgelerdeki şirket çalışanı ...'a atfen atılan imzaların çalışan ...'a ait olmadığı savunmasında bulunmuş ve ... kaşe ile imzası bulunan örnekler sunmuş ise de, davacı tarafça sunulan belgelerde ... kaşe ve imzası bulunmadığı, ... Mak. San. firması kaşe ve yetkilisinin imzası bulunduğu, bu itibarla davalı tarafın bu savunmasına itibar edilmemiş, yine davalı taraf hizmet veren kişilerin isimleri ile Konya'ya yolculuk bileti ve konaklama kayıtlarının sunulmasını istemiş ise de, taraflar tacir olup basiretli iş adamı gibi hareket etmeleri gerekmekte olup davalı eli belgeler ile hizmet alındığı ispat olunduğundan davalı tarafın bu savunmasına da itibar edilmemiştir. Davalı tarafın bilirkişi raporuyla da sabit olan hizmeti aldığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bilirkişi hizmet bedelini Teklif Sözleşme Formu gereği USD üzerinden hesaplamış olup, toplam 5300 USD olarak bulmuştur. İcra takibi TL üzerinden yapılmıştır. Fatura tarihi 30/11/2016 olup bu tarihteki Merkez Bankası döviz satış kuru 3.4236 TL'dir. Davacı tarafça takip tarihinde talep edilebilecek asıl alacak miktarı (5300*3.4236=18.145,08) 18.145,08 TL olup, yine takip tarihine kadar işlemiş faizde (vade tarihi:07/12/2016, takip tarihi:10/01/2017, faiz oranı:10,5=179,94) 179,94-TL olup hesaplanan bu değerler üzerinden davanın kısmen kabulüne, davalı tarafça bilinebilir ve likit olan borca ödeme yapılmadığı halde haksız olarak itiraz edildiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, hizmeti tam olarak verdiklerini, ilk raporda hizmetin verildiğini tespit edildiğini, davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Tensip zaptının 3. ve 4 .md.lerinde de belirtildiği ve ihtar edildiği şekli ile tarafların 2 hafta içerisinde delilerini bildirmeleri , bildirilmiş olup da ibraz etmedikleri delilleri en geç ön inceleme safhasında ibraz etmeleri kendilerine ihtar edildiği halde davacı taraf 7. Celseden sonra -her ne kadar adı öyle olmasa da- delil dilekçesi vermiş ve ekinde de dosyaya daha önce sunmadığı deliller ibraz etmiştir. Bu nedenlerle her şeyden evvel bu delillere dayanılarak karar verilmesi usuli bir hatadır. Ayrıca davacı tarafın usule aykırı olarak mahkemeye sunduğu ve rapora esas teşkil eden 14.07.2020 t.li dilekçe ekindeki evraklar (deliller) (bize tebliğ edilmediği için ancak raporu irdelerken fark ettiğimiz ) test talebini içerir formlardaki imzanın orada ismi yazılı olan personelimize ait olmadığını ve gerekirse imza incelemesi yapılmasını içerir talebimizi örnek imzalarla beraber 12.11.2020 t.li dilekçemiz ile belirtmememize rağmen sayın mahkemece dikkate alınmamış ve hüküm kurulmuştur. Davacı icra takibi ve davada 6.990 USD istemiş olup Bilirkişi raporunda 1.400 USD Muayene Personeli Hizmetive 3.950 USD Mekanik Testler bedeli olmak üzere toplam 5.300 USD alacak tespit edilmiştir.. Öncelikle rapordaki toplam miktarı kalem kalem toplayınca 3.900 USD yapmakta olup bilirkişi hesap hatası yapmış ve mahkemece de bu husus göz ardı edilmiştir. Yine bilirkişi ilk raporunda yolculuk, konaklama gibi giderlere ilişkin makbuzların olması gerektiğini belirtir iken karara esas raporunda bu hususlara hiç değinmeden ve dediği belgeler de olmadan iddiaları kabul ederek toplam 1.400 USD Muayene Hizmet personeli giderini kabul etmiştir. Oysa ki bu hizmet ancak müvekkilim işyerinde yapılabilir. Davanın başından beri böyle bir işyeri ziyareti ve muayenenin olmadığını ısrarla söylüyoruz. Ve dosyaya da buna ilişkin sunulmuş bir belge yoktur. Ayrıca davaya konu faturada belirtilen bir takım hizmetler fatura kesiminden (30.11.2016) sonra yapılmış olup, örneğin işyerine 06-15-22-25 Aralık 2016'da geleceğini nasıl hesap etmiş ki faturasını baştan kesmiştir. Esasen fatura kesilmiş, sonrasında bir takım evraklar hem de davanın ortasında tamamlanmıştır.'' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz." kuralı nazara alınmıştır. Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi taleplidir. Davaya konu Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından dava dışı borçlular ile davalı borçlu aleyhine 12/01/2017 tarihinde 28.259,16 TL asıl alacak ve 337,93 TL faiz olmak üzere toplam 28.597,09 TL üzerinden 7 örnek nolu ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 21/01/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu vekili tarafından 24/01/2017 tarihinde takibe, borca, faize, ödeme emrine, yetkiye, faiz oranına ve tüm fer'îlere itiraz edildiği ve davalı borçlunun itirazının süresinde olduğu, davacının yasal süresi içinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır. Takibin dayanağı, 30/10/2016 tarihli 28.259,16 TL bedelli, kaynak yönetim onayı ve toplam hizmet bedeli açıklamalı faturadır. Taraflar arasında 29/09/2016 tarihinde düzenlenen sözleşmeye istinaden davacı tarafından davalı şirkete Kaynak Yönetim Testleri (PQR) ve Kaynakçı Sertifikalandırma (WQT) hizmetlerinin ve sair hizmetlerin verilmesi hususunda anlaşma sağlandığı görülmektedir. Davacı vekili, dava dilekçesinde delil olarak icra dosyası, ihtarname, ticari defter ve belgeler, teklif sözleşme formları delillerine ve yemin deliline dayanmıştır. Davalı taraf ise davacının hizmet sunmadığını iddia etmektedir. Mahkemece davacı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılmış, mali müşavir bilirkişisinden alınan raporda; '' Takip ve dava konusu 30.11.2016 tarih ... sayılı 28.259,16 TL tutarlı fatura, “kaynak yöntem onayı” açıklamasıyla Davalı ... A.Ş. adına düzenlenmiş olup söz konusu faturanın yevmiye defterine 30.11.2016 tarihinde ... yevmiye numarasında kaydedildiği görülmüştür. davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonunda, davacı ile davalının arasında 29/09/2016 tarihinde Teklif Sözleşme Formu imzalandığı, dosyaya sunulan test raporlarından davacı şirketin üstlendiği denetim ve raporlama hizmetlerini yerine getirdiği hususunda bir kanaat oluştuğu, davacı şirketin icra takip tarihi itibariyle 28.259,16 TL anapara ve 267,00 TL işlemiş faiz olmak üzere 28.526,16 TL alacaklı bulunduğu'' mütala olunmuştur. Davalı defterlerinin incelenmesi için alınan talimat raporunda özetle; Davalı şirketin 2016-2017 yıllarına ait ticari defterlerinin incelenmesinde ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapılmış olduğu, tarafların tacir olduğu, karşılıklı hizmet alım / hizmet satışından kaynaklanan ticari bir ilişkinin var olduğu 2016 yılında yazılan yevmiye kayıtlarından görüldüğü, 2016 yılında davacı yanca düzenlenen 25/10/2016 tarihli ... seri nolu, 3.748,27 tutarlı faturanın davalı şirket tarafından kayıtlarına alındığına, söz konusu fatura bedelinin 14/11/2016 tarihinde ... yevmiye numarası 3.748,00 TL olarak davacı yana ödendiği ve bu işlemin kayıtlara yazıldığı, 2017 yılında 2016 yılından kalan /devir eden 0,27 kuruşun 31/12/2017 bakiye düzeltme açıklaması ile hesabın kapandığı, bunu dışında taraflar arasında herhangi bir işlem hareketinin olmadığı, davalı yanın ticari defterlerinden görüldüğü, davacı yanca takip konusu yapılan 30/11/2016 tarihli ... seri nolu 28.259,16 TL tutarlı (KDV) dahil faturanın yazılı kaydına davalı yanın ticari defterlerinde rastlanmadığı'' kanaatiyle rapor tanzim etmiştir. Metalurji Yüksek Mühendisi / Kaynak Mühendisi / Tahribatsız Muayene Uzmanı bilirkişi ... tarafından sunulan 28/02/2020 tarihli bilirkişi raporu özetle; ''Davacı yüklenici ile davalı işveren arasında 29/09/2016 tarihli Teklif Sözleşme Formu'nun karşılıklı imzalanmadığı sadece davalı tarafından imzalandığı ancak Teklif Sözleşme Formu'nun 12.teklifin kabulü maddesinde iş bu formun tüm sayfalarının imzalanıp orijinal nüshalarının yükleniciye ulaştırılmasıyla birlikte belirtilen şartlar sözleşme niteliği taşıdığı ve madde 2.3 te belirtilen süre sonuna kadar 1 yıl geçerlidir denildiği, işi ifası hususunda sözleşmenin 3.maddesinde yer alan hizmet konularına yönelik davacı veya davalı tarafından dava dosyasına sunulan herhangi bir kanıt olmadığı, kayıt ve dokümanlar olmadan sözleşmenin 7.maddesi birim fiyatlara göre davacı tarafından verildiği ifade edilen hizmetler ve bunlara ait ilgili fatura ödeme bedellerinin hesaplanamayacağı'' kanaatiyle rapor tanzim ettiği görülmektedir. Davacı taraf, teknik incelemeye dayalı bilirkişi raporundan sonra 10/07/2020 tarihli beyan dilekçesi ile dava dilekçesinde ve delil listesinde belirtmediği ve daha önce sunmadığı belgeleri sunmuştur. Davalı taraf, teknik incelemeye dayalı bilirkişi raporundan sonra 03/03/2020 tarihli beyan dilekçesinde davacının bundan sonra bilgi ve belge sunamayacağını sunarsa da buna muvafakatlerinin olmadığını beyan etmiştir. Davacının belge sunması üzerine alınan 27/10/2020 tarihli bilirkişi ek raporu özetle; ''29/09/2016 tarih ve ... nolu onaylı Teklif Formu madde 3'te tanımlanan Kaynak Yöntem Testleri (PQR) ve Kaynakçı Belgelendirme (WQT) başlığı altında davacı tarafından verilecek hizmetlerin a-Muayene Personel Hizmeti, b-PQR Onayı, c-Kaynakçı Sertifikası Bedeli, d-Tahribatsız Muayene, e-Mekanik Testler olduğu, yer alan kayıtlar (Test Raporları) ve davalı tarafından kaşe imzalı PQR Onayı Başvuru Formu ve davacı ve davalı temsilcileri tarafından karşılıklı imza altına alınan 17/10/2016 tarihli tutanak üzerinden yapılan inceleme neticesinde a-Muayene Personeli, e-Mekanik Testler başlıklı hizmetlerin yerine getirildiği, sunulan raporların içerisinde b,c,d maddelerine ilişkin herhangi bir kayıt, rapor vb.döküman olmadığı dolayısıyla bu hizmetlerin gerçekleştirilmediği, bu doğrultuda 7.1 maddesinde belirtilen birim fiyat üzerinden a ve b maddesi kapsamında yer alan hizmetlerin sözleşme gereği toplam 5.300 USD bedelin ödenmesi gerektiği'' mütalaa olunmuştur. Mahkemece, davacı tarafın faturaya konu hizmetin bir kısmını yerine getirdiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalının, ihtilaf konusu faturaya ilişkin hizmet verilmediği savunması, dava konusu faturanın davalının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespiti ile somut olay yönünden hizmetin verildiği ve fatura nedeniyle alacaklı olduğu hususunda ispat yükü davacı üzerindedir. Mahkemece 05/06/2017 tarihli tensip zaptında, ''HMK nun 119,121 ve 129/2 maddesi gereğince delillerin dava dilekçesi ve cevap dilekçesi ile birlikte sunulması zorunlu olup,tarafların HMK 194.madde uyarınca dayandıkları vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırıp, hangi delillerin hangi vakıanın ispati için gösterildiğini açıklamaları,belgelerini dilekçelerine ekleyerek vermeleri,davacının delillerinin toplanması için gider avansının kullanılacağı,davalının gerekiyorsa tespit edilen gider avansını yatırması gerektiği,bildirilmiş olupta henüz eklenmemiş deliller varsa HMK 140/5.maddesi gereğince ön incelemede bu konudaki eksikliklerin tamamlanabileceği,aksi takdirde bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının ihtarına, davalı cevap dilekçesi verdiği takdirde cevap dilekçesinin davacıya tebliği ile tebligata HMK nun 136.maddesi uyarınca cevaba cevap dilekçesinin 2 haftalık sürede verilebileceğinin yazılmasına karar verilmiş, davacı tarafça cevaba cevap dilekçesi verilmiş ise de delil sunulmamıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun "Dava dilekçesinin içeriği" başlıklı 119. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde "Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri"nin gösterilmesi gerektiği düzenlendiği gibi "Cevap dilekçesinin içeriği" başlıklı 129. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de "Davalının savunmasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri"nin bulunması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Görüldüğü üzere davacı dava dilekçesinde talep sonucunu haklı göstermeye yarayan yani davanın temelini oluşturan maddi vakıaları yazmak zorundadır. Aynı ilke uyarınca davalı da cevap dilekçesinde savunmasının dayanağını oluşturan vakıaları sunmak zorundadır. Böylece davacı iddiasını, davalı da savunmasını somutlaştırmış olacaktır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 317. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, basit yargılama usulünde, dava ve cevap dilekçesi dışında cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verilemez. Bu çerçevede, taraflar dilekçeleriyle birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek, ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de, bunların bulunabilmesini sağlayacak bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadırlar (m. 318). Dilekçe sayısı, bu usulde görülecek işlerin basit olması ve kısa sürede karara bağlanmasını sağlamak amacıyla sınırlandırıldığından, birer defa dilekçe vermek durumunda olan tarafların daha dikkatli davranmaları gerekmektedir. Basit yargılama usulünde iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı, yazılı yargılama usulünden farklı olarak dava açılmasıyla ve cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar (m.319). Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 322. maddesi atfı ile basit yargılama usulünde de uygulama alanı bulan HMK’nın “Ön İnceleme duruşması” başlıklı 140. maddesinin 5. fıkra; “139 uncu madde uyarınca yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Burada vurgulanması gereken husus özellikle 140. maddede “dilekçelerinde gösterdikleri” ibaresinin kullanılmış olmasıdır. HMK’nın 140. maddesinin gerekçesinde belirtildiği üzere taraflar, delil olarak dayandıkları belgeleri dilekçelerine ekleyerek vermek ya da başka yerden getirilecekse, bunu belirtmek zorundadırlar. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas no: 2020/(22)9-700 Karar no: 2022/207, 24.02.2022) Uyuşmazlık, davacının, davalıya takibe konu faturadaki hizmetleri sunduğunu kanıtlayıp kanıtlamayamadığından kaynaklanmaktadır. Davalı taraf, faturaya konu hizmeti almadığını ileri sürmektedir. Fatura düzenlenmesi, hizmetin ifa edildiği anlamına gelmemektedir. HMK 119. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi gereği davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini göstermesi, bu çerçevede, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirtmesi, bildirmesi, ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de, bunların bulunabilmesini sağlayacak bilgilere dilekçelerinde yer vermeleri bir zorunluluktur.(m. 318). Bu bağlamda; davacının dava dilekçesinde hizmeti verdiğine dair delillerini sunması gerekmektedir. Yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere göre; basit yargılama usulüne tabi yargılamada davacının dava dilekçesinde ve delil listesinde belirtmediği ve sunmadığı belgeleri, hizmet verdiğini kanıtlamak üzere tahkikat aşamasında sunması yasal olarak mümkün değildir. Mahkemece iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında bu belgelere itibar edilmesi hatalı olmuştur. Davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayanmıştır. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (YİBK'nun 03/03/2017 tarihli ve 2015/2 E. 2017/1 K. sayılı kararı). Yemin delili, kesin deliller içerisinde yer almakta olup, hakimi bağlamaktadır. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, diğer delilleriyle iddiasını veya savunmasını ispatlamaya çalışıp bunu başaramadığı taktirde son çare olarak yemin deliline başvurur. Somut olayda, davacı dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığından ve yukarıda belirtildiği gibi iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında iddiasını başka delillerle kanıtlayamadığından davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp, HMK'nın 225. vd. maddeleri hükümleri de dikkate alınarak oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.Mahkemece açıklanan hususlar dikkate alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Taraflar vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/497 E. 2020/863 K. Sayılı 22/12/2020 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/02/2024