Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2015/2 E. 2017/1 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2015/2
Karar No
2017/1
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2021/12 KARAR NO : 2023/1109 KARAR TARİHİ : 24/11/2023 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MERSİN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/11/2020 NUMARASI : ... ... DAVACI : ... - V.No: VEKİLLERİ : Av. ...- Av. ...- ... Av. ...- Av. ...- DAVALI : ... - VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 24/11/2023 YAZIM TARİHİ : 24/11/2023 Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/11/2020 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılan ticari iş nedeniyle davalı hakkında Mersin 7. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, takip konusu faturalardaki işi borçluya yaptığını, müvekkilinin faturalardaki işi tam ve eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, borçlunun itirazında ileri sürdüğü hususların haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalı şirketin takip konusu alacak kadar müvekkiline borçlu olduğunu belirterek davanın kabulüne, borçlunun takibe yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının takip konusu alacak ve takibe konu fatura içeriklerini kabul etmediklerini, müvekkilinin davacı şirkete borcunun bulunmadığını, faturaların müvekkili şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, faturalara konu malların müvekkiline teslim edildiğine dair dosyaya belge ibraz edilmediğini, teslimine ilişkin bilgi ve belge olmadan tek başına faturanın alacaklı olduğunu ispata yeterli olmadığını, takibin haksız olduğunu belirterek öncelikle yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın Aksaray Nöbetçi Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, haksız ve yersiz davanın esastan reddine, davalı lehine %20 oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; davacı ticari defterlerinin zayi olduğuna dair Mahkeme kararı sunduğu, bu durumda davacı alacağını ticari defterleriyle ispatlayamayacağından davacının, alacağını ya davalı defterleriyle yada başka yazılı belgelerle ispatlaması gerektiği, davalının ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla adresi itibariyle talimat yazıldığı, davalının ticari defterlerini sunmadığı, davacı davalıya ürünleri gönderdiğine dair kargo taşıma irsaliyelerini ve teslim tutanaklarını sunduğu, kargo taşıma irsaliyelerinde gönderilen ürünün ne olduğunun belirtilmediği, dolayısıyla kargo taşıma irsaliyelerinin davacı lehine delil olamayacağı, bilirkişi raporunda davacının alacaklı olduğu tespit edilmişse de; bilirkişi raporunun soyut, yoruma dayalı ve delillerle örtüşmediğinden bilirkişi raporunun karara esas alınamayacağı, davacı vekiline yemin delilinin hatırlatıldığı, davacı vekilinin yemin teklif etmesi üzerine davalı şirket yetkilisinin yemin icra ettiği, davacı fatura konusu malları davalıya teslim ettiğini ve davalıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığından davacının davasının reddine, davacının kötü niyetli olduğu dosya kapsamında anlaşılamadığı gerekçesi ile davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; Gelir İdaresi Başkanlığı'nın Fom BS belgesi ve bildirim alındısı belgelerinde de anlaşılacağı üzere bu dava ve icra takibinin konusunun faturaların karşılıklı mutabakata varılarak teyit edildiğini, bu durumun davalının faturaları defterlerine işlendiğini gösterdiğini, dosyaya gelen aras kargoya ilişkin teslim tutanakları ile fatura konusu malların davalıya teslim edildiğinin ortaya çıktığını, faturalar ile kargo tarihleri ile uyuştuğunu, fatura konusu malların ne olduğunun fatura içeriğinde de açıkça yazdığını, markası, ağırlığı, miktarı ve ne olduğunun belli olduğunu, teslim edilen malların 2.500.kg'den fazla olduğunu, bu nedenle gerekli görülürse vasıflarının incelenerek ağırlıkları ile ilgili bilirkişi incelemesinin yaptırılması gerektiğini, taraflar arasında akdi bir ilişki olduğunu, ispat yükünün davalının defterlerini ibraz etmemesi nedeni ile davalıya geçtiğini, müvekkili gibi davalının da cevap dilekçesinde ve delillerinde kendi ticari defterlerine de dayandığını, bu nedenle defterlerini ibraz etmekten kaçınamayacağını, mahkeme ara kararından dönmesi gerekirken dönmemiş olması ve davalı tarafa yemin ettirmiş olmasının davadaki haklılığını ortadan kaldırmayacağını, sırf davalı tarafın gerçekleri gizleyerek yemin etmiş olması nedeni ile davanın reddine karar verilmiş olmasının usulsüz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, faturaya dayalı olarak açılmış takibe yönelik itirazın iptali davasıdır. Davacı yan; faturaya bağlı olarak malların teslim edildiğini, işin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmiş olduğu ileri sürdüğü, davalı taraf ise; davacı şirkete borçlarının bulunmadığını, faturalara konu malların teslim edilmediğini, teslime ilişkin herhangi bir belgenin de bulunmadığını savunduğu görülmüştür. Dava, mahkemece kabul edilmiş akabinde dairemizce malların teslimine ilişkin belgenin sunulması için davacıya hak tanınması ve yine davalı şirketin bulunduğu yer mahkemesine talimat yazılarak ticari defterler sunulduğu takdirde rapor alınarak davanın aydınlığa kavuşturulması zorunluluğu ve yine yemin hususunun da değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle iş bu karar kaldırılmıştır. Mahkemece yapılan yeniden yargılamada; davacıyanın ticari defterlerinin zayi olduğunu öne sürerek buna ilişkin bir mahkeme kararı sunduğu, davalı defterlerinin incelenmesi için yazılan talimatın defterler sunulmadığından bila ikmal döndüğü, davacı yanın sunduğu kargo firması irsaliyelerinde kargo içeriği yer almadığının anlaşıldığı, davacı yanın yemin deliline başvurduğu ve davalı şirket yetkilisinin davacı iddialarının aleyhine yemin eda etmesi karşısında mahkemece davanın reddedildiği anlaşılmıştır. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu. Davacı vekili dilekçesinde; Gelir İdaresi Başkanlığının Form BS belgesi ve Bildirim alındısı belgelerinde de anlaşılacağı üzere bu dava ve icra takibi konusu faturalar karşılıklı mutabakata varılarak teyit edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı yan, davalıya karşı faturaya dayalı takip yapmış yani alacağın temelini faturanın oluşturduğu anlaşılmıştır. Fatura; satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır. (VUK Madde 229) Faturanın içeriğinde nelerin yer alması gerektiği ise VUK 230'da belirtilmiştir. Fatura tek başına, akdi ilişkinin varlığını kanıtlamaya yeterli değildir. [Yargıtay (Kapatılan)19 HD. 07/04/2004 tarih 2003-5758/4015 sayılı kararı da benzer mahiyettedir.] Davacı-alacaklının takibin dayanağı yaptığı faturanın, davalı borçlunun defterinde kayıtlı olması halinde, davalının faturaya dayalı yaptığı itirazın iptaline karar verilebilir. [Yargıtay (Kapatılan) 19. HD. 23/01/2004 2003-2711/468 sayılı kararı da benzer mahiyettedir.] Hukuki ilişkinin davalı tarafından inkar edilmesi halinde, davacının tek taraflı düzenleyip davalıya gönderdiği faturanın tek başına davayı ispat için yeterli görülmesi mümkün değildir. [Yargıtay (Kapatılan)13 HD. 11/12/2003 - 9794/14636 sayılı kararı da aynı görüştedir] Fatura düzenleyen aleyhine kesin delil teşkil eder. Bu nedenle HMK'nun 202 ve 203.maddelerindeki yazılı istisnalar dışında yazılı delil ile kanıtlanmaktadır. İtiraza uğramayan faturalar taraflar arasında aksi iddia edilebilen bir kanuni karine gibi ortaya çıkar. (Adnan Değenekli, İtirazın iptali davaları 2013) Bu karine faturayı düzenleyen ve faturayı alan tacir arasında söz konusudur, üçüncü kişilere aksettirilemez. Faturanın delil olabilmesi için; taraflar arasında temel borç ilişkisi bulunmalı, fatura şekil şartlarına uygun olmalı, fatura muhatapa elden ..., kargo veya noter aracılığıyla tebliğ edilmiş olmalı, faturaya 8 gün içerisinde itiraz edilmemiş olmalıdır. Ayrıca faturada yazılı bedelin ödenmesi halinde bu husus da TTK 21/1 maddesi uyarınca ayrıca gösterilmelidir. Uyuşmazlığın çözümü için önceki kaldırma kararımızda bahsi geçen, ispat yükü ve yemin hususlarına ilişkin yasal düzenleme ve kavramların da kısaca açıklanmasında yarar vardır. Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 187/1 maddesi). İspat için başvurulan araçları ifade eden deliller HMK’da belge ve senet, yemin, tanık, bilirkişi incelemesi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller hâkimin bağlı olduğu ve takdir yetkisine sahip olmadığı delillerdir. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki uyuşmazlık konusu olan “yemin delili” de kesin deliller içerisinde yer almakta olup hâkimi bağlamaktadır (Kuru,Baki/Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013, s. 406-413). Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı YİBK da aynı mahiyettedir.) Bir ispat vasıtası olan yeminin konusu HMK’nın 225. maddesine göre; davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Görüleceği üzere yemin, tarafın kendisinden kaynaklanan (ondan sadır olan) vakıalar hakkında teklif edilebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yemin teklifi” başlıklı 227. Maddesine göre yemin teklifini, ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. Somut olayda ise; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle dava konusu faturalarda yazılı bulunan malları davalıya teslim edildiği iddiası ile başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğu ileri sürülerek iş bu davanın açıldığı, davacı ticari defterlerinin zayi olduğuna dair Mahkeme kararı sunulduğu, bu haliyle davacı yanın alacağını ya davalı defterleriyle yada başka yazılı belgelerle ispatlaması gerekeceği, davalının ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla yazılan talimatın bila ikmal döndüğü, kaldırma kararı doğrultusunda davacının davalıya ürünleri gönderdiğine dair kargo taşıma irsaliyelerini ve teslim tutanaklarının davacı yanca mahkemeye sunulduğu, kargo taşıma irsaliyelerinde yer alan açıklamalarda gönderildiği iddia olunan ürün veya ürünlerin ne olduğunun yer almadığı, bu haliyle kargo irsaliye belgelerinin davacı yan lehine delil teşkil etmeyeceği, bilirkişi raporunun net, yansız ve herkes tarafından kabul görecek bir mahiyetten ziyade subjektif yorum taşıdığı ve karara esas alınamamasının yerinde olduğu, davacı vekiline mahkemece yemin delilinin hatırlatıldığı, davacı vekilinin yemin teklif etmesi üzerine davalı şirket yetkilisinin yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca yemini icra ettiği anlaşılmakla, mahkemece verilen kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2- 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 269,85.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 54,40.TL'nin mahsubu ile bakiye 215,45.TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 238.730,00.TL'nin altında kalması nedeniyle 24/11/2023 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. ... Başkan ... e-imzalıdır. ... Üye ... e-imzalıdır. ... Üye ... e-imzalıdır. ... Katip ... e-imzalıdır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2015/2, K. 2017/1, T. 03.03.2017, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2015-2-e-2017-1-k-890fed3b4f5d