Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2015/2 E. 2017/1 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2015/2
Karar No
2017/1
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:15/09/2021 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:28/03/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davacı şirketin sahibinin ... oluğunu, davacı şirketin 2018 yılında kurulduğunu, faaliyet konusunun kaba inşaat ve kalıp işi olduğunu, davacının sahibi ... ile icra dosyasındaki diğer borçlu ...'in babası ...'in 30 yılı aşkın dost olduklarını, ...'in, ...'in babası ile bir çok inşaat yaptığını, 2020 yılı başı pandemi öncesinde ...'in, borçlarını ödemek için bankadan kredi alacağını,, kendi şirketi olan bir diğer borçlu ... LTD ŞTİ'nin bilançosunun yeterli olmadığını, bilançosu düzgün olan ve ... Belediyesi ... Dönüşüm projesi kaba inşaat ve kalıp işini alan davacı şirkette ortak görünmesi ve kentsel dönüşüm işinin sözlşemesini göstermesi halinde kredi kullanabileceğini söylediğini, ...'in babası ile dostluğu olan ...'in ise babası hatırına güvenerek ...'i bedelsiz olarak ve emaneten 05/03/2020 tarihinde davacı şirkete %50 pay ile ortak ettiğini ve babası ile oaln yakınlığı sesebiyle güvendiğinden şirket müdürlüğü yetkisi tanıdığını, ... ve ... bankaya gittiklerinde banka şube müdürünün iki şirketi grup şirketi sayacaklarını söylemesi üzerine ...'in bunu kabul etmediğini, bu nedenle, 15/06/2020 tarihinde sahibi olduğu emanet ve bedelsiz verdiği %50 hisseyi geri aldığını, ...'in müdürlüğünün 12/06/2020 tarihli müdürlükten alınma kararı ile sona erdiğini, , ...'in 05/03/2020 ile 12/06/2020'ye kadar şirketin imzaya yetkili temsilcilerinden biri olduğunu, ... ve ... Ltd Şti'nin alacaklı ... İnşaat..... Ltd Şti'den mal aldığını ve karşılığında çek verdiğini, çeklerin karşılıksız çıktığının bilindiğini, ekte sunulan ... görüşmesinde de bu hususun anlaşıldığını, bir çok çekin karşılıksız çıktığının bilindiğini, ...'in davalıya verdiği çeklerin karşılıksız çıkması üzerine, davacı şirketin yetkilisi olduğu dönemde düzenlenmiş gibi sahte bono verdiğini, bonoda davacıya atfen atılan kaşenin müvekkiline ait olmadığını, Antalya CBS'ye suç duyurusunda bulunduklarını, davacı ile davalı arasında bono vermeyi gerektiren bir ticari ilişki olmadığını, davacının davalıya borcunun olmadığını beyan ederek; menfi tespit talebinde bulunmuştur. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davacının iddialarının hayal ürünü olduğunu, davacı ve dava dışı senet borçlusu ... Ltd. Şti., ... İnşaat San. Ve Tic. A.Ş.' nin yüklenicisi olduğu kentsel dönüşüm projesinde ortak olarak, inşaat ve kalıp işlerini tamamlama konusunda anlaştıklarını, bu inşaat işleri için ortaya çıkacak tüm hak edişler davacı şirket adına düzenlerken, işbu inşaat işleri için ortaya çıkan tüm borçlandırıcı işlemler de ... Ltd. Şti. Adına düzenlendiğini, bu düzenin amacının borçlanma sonrası şirketlerin mali sıkıntıya girmesi halinde borçlardan sorumlu olan şirketi batırmak ve hak edişlerin ve alacakların güvende kalmasını sağlamak olduğunu, davaya konu icra dosyası ile ... İnşaat San. Ve Tic. A.Ş.' ye gönderilen 89/1 cevabında da işbu durum açıkça göründüğünü, cevabi yazıda icra dosyaları borçlularından sadece davacı adına hakediş mevcut olduğu beyan edildiğini, nitekim durumun bir süre davacı ve ortağı ... Ltd. Şti.' nin istediği gibi gitmişse de neticede ... Ltd. Şti. Maddi olarak sıkıntıya girmiş ve piyasada mevcut çekleri yazılmaya başladığını, ... Ltd. Şti.' ye ait çeklerin yazılmaya başlamasının hemen ardından ... Ltd. Şti. Yetkilisi ... davacı şirketteki şirket yetkililiği görevini bıraktığını, tarihlere dikkat edildiği takdirde şirket yetkililiğinden çekilme tarihinin kasıtlı olarak seçildiği görüleceğini, icra takibine dayanak senedin borçlularından biri ... San. Ltd. Şti. Olmakla birlikte aynı senette şirket yetkili ... ve davacı ... İnş. Turz. Tic. Ltd. Şti. İse TTK md. 724 uyarınca aynı senette müşterek müteselsil aval olarak yer aldıklarını, tanıkların beyanları ile de sabit olacağı üzere mal alımı esnasındaki tüm pazarlıklarda şirketteki her iki yetkili de müvekkilin iş yerine gelerek yukarıda bahsedilen inşaatta kullanılmak üzere mal pazarlığı yaptıklarını, müvekkilden istenen mal bağlantısının yüklü miktarda olmasından dolayı müvekkilin, öncelikle ipotek almak istemiş ancak bu sağlanmayınca kendisini garanti altına almak amacıyla işbu takibe konu senedi teslim aldığını, senet tanzimi sırasında her iki şirkete ait imza sirküleri müvekkil tarafından kontrol edilerek imzayı atan ...' in şirkette yetkili olduğu tespit edildiğini, neticede senet tanzim edilerek her iki şirket adına ve şahıs adına davaya konu senet ... tarafından düzenlendiğini, bahsedildiği üzere borçlandırıcı işlemlerin tamamı ... Ltd. Şti. Adına düzenlendiğinden işbu ticari ilişki için düzenlenen kayıtlar da ... Ltd. Şti. Adına olduğunu, müvekkil şirkete ait ticari defterler incelendiği takdirde görüleceği üzere ... Ltd. Şti. ile müvekkil arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, ticari ilişki neticesinde ortaya çıkan borç için borçlu şirket yetkilisi tarafından davaya konu senet keşide edildiğini, usulüne uygun düzenlenmiş kambiyo senedi vasfı taşıyan işbu bono ile birlikte borç ilişkisi kurulmuş, davacı da borçlu konuma geçtiğini, tüm bunlar ile birlikte icra takip dosyası incelendiğinde de görüleceği üzere, senet borçlusu ... Ltd. Şti.' nin borca itirazı mevcut olmadığını, kendisine yönelik icra takibinin kesinleştiğini, icra hukuk mahkemeleri veya genel yetkili mahkemelerde açılmış herhangi bir davanın söz konusu olmadığını, haciz işlemlerine devam edildiğini, aval verenin sorumluluğunun kefalete neden olan borç ilişkisinden değil bonodan doğduğunu, davacının iddia ettiği şekli ile ... Ltd. Şti. Yetkilisinin hatır ilişkisi sonucu ... Ltd. Şti.' ye yetkili olması da ticari hayatın olağan akışına aykırı olmakla, işbu iddia şahsi def' i niteliği taşıdığından, ... Ltd. Şti.' nin işbu beyan ile borçtan kurtulması mümkün olmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; ".... davacı iddiasını usulünce delillerle ispatlayamamıştır. Ancak, dava dilekçesinde, "yemin" deliline de dayanmıştır. İspat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biri de yemin delilidir. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümlenmesine etkili olan bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında kanunun belirlediği şekilde mahkeme (hakim) önünde beyanda bulunmasıdır. Bir başka deyişle; Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı YİBK) Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğindedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2015/22-2376 esas, 2019/370 karar) Bir ispat vasıtası olan yeminin konusu HMK'nın 225. maddesine göre, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Görüleceği üzere yemin, tarafın kendisinden kaynaklanan (ondan sadır olan) vakıalar hakkında verilebilir. Davacı taraf iddiasının temelini, yetkili olmadığı halde yetkili olduğu dönemde yapılmış gibi ... tarafından imza atıldığını iddia etmektedir. Dava, icra takibinde alacaklı olan şirkete karşı açılmıştır. İmzanın birisine ait olup olmadığına ilişkin husus, ilgili kişiden sadır olan bir husustur. Davalıdan sadır olan bir husus olmadığından bu konuda kabule göre davalıya yemin teklif edilemez. Bu nedenle, yemin hakkı hatırlatılmamıştır. Senet alacaklısı davalı ile senet borçlusu ... İnşaat ....... Ltd Şti arasındaki hukuki ilişki durumu, şekle ait bir noksan olmadığından, aval geçerlidir. İddianın, davalının yetkili olmadığı bir dönemde, yetkili olduğu döneme ilişkin imza atmasının davalının da bildiği, beraber aynı kasıtla yaptıkları bir an için düşünülse dahi yemin teklif edilemez. Çünkü, HMK m. 225 gereği, Yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yemine konu olamaz. (Davacı vekili dava dilekçesinin 4 numaralı paragrafında, (diğer borçludan alacağını alamayan davalının, keşideci davacı adına senedi imzalayan ...'in yetkili olduğu 05/03/2020 ile 12/06/2020 sonrasında yetkili olmadığı dönemde senet tanzim ettirmiştir) ifadesi kullanmıştır.) Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar ışığında, davanın usulünce ispat edilemediği kanaatiyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. İİK'nın 72/IV. maddesinde davanın alacaklı lehine sonuçlanması halinde ihtiyati tedbir kararının kalkacağı ve hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı hükmü getirilmiştir. Bu madde hükmüne göre menfi tespit davasının reddi halinde davacının tazminatla sorumlu tutulması için kötü niyetli ve davalı alacaklının talepte bulunması zorunlu olmayıp İİK'nın 72/III. maddesine göre ihtiyati tedbir kararı verilerek uygulanmış ve menfi tespit davasının redle sonuçlanmış olması yeterlidir. Somut dosyada, davacı taraf, dava açmadan önce yine mahkememizin ... değişik iş esas sayılı dosyasında ihtiyati tedbir kararı almıştır ve teminatı da yatırmıştır. Bu hususta icra müdürlüğüne de yazı yazıldığı anlaşılmaktadır. Somut davada da, tensipte ihtiyati tedbir kararı yenilenmiş ve/ancak değişik iş dosyasında teminat alındığından tekrar teminat alınmamasına karar verilmişir. Tedbir uygulandığından ve dava ret ile sonuçlandığından, davacı aleyhine tazminata hükmedilmiştir. Son olarak belirtmek gerekir ki; Yargıtay 19. HD., ... Esas, ... Karar sayılı, 04.06.2020 Tarihli, "Bölge Adliye Mahkemeleri'nin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik" vermiş olduğu ilamında; ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına karar verilmiştir.(Benzer yönde Yargıtay 11. HD., 2020/4396 E, 2021/3198 K; 2020/6050 E, 2021/4519 K) Davacı ise dosyada, arabuluculuk kurumuna başvurmuştur. Dava ret ile sonuçlandığı için, hazinece ödenen bedelin davacıdan alınmasına karar vermek gerekmiştir. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki; kabul ile sonuçlansaydı dahi, içtihatlar gereği, dava tarihi itibariyle, dava konusu talep, zorunlu arabuluculuğa başvuru koşuluna tabi değildir. Buna rağmen ticari davalarda zorunlu arabuluculuğa başvurulması halinde kabule göre bu ücret davalıya yükletilemez. Kabule göre, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen bu gider davacı üzerinde bırakılmalıdır. (Emsal olarak; Diyarbakır BAM 6. HD., 2020/641 E, 2021/327 K; Samsun BAM 5. HD., 2021/220 E, 2021/287 K; 2021/353 E, 2021/411 K) "şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin aval veren olduğunu, ...'in senedin tanzim tarihini sanki yetkili olduğu dönemde imzalamış gibi attığını, bu hususun soruşturma dosyasındaki beyanlarından da açık olduğunu, davacı şirketin davalı şirket ile bir alışverişinin bulunmadığını, bu hususta Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında da benzer bir olaydan dolayı dava bulunduğunu, senedin ön yüzünde müvekkilinin avalist olduğuna yönelik bir ibare bulunmadığını, bononun davalının ticari defterlerine işlenme tarihinin tespit edilmesi gerektiğini, burada aval verenin ehliyetsizliğinin söz konusu olduğunu, hile ve muvazaaya ilişkin tanıklarının dinlenmediğini, whasapp yazışmalarının değerlendirilmediğini, ...'in yetkili olması durumunda da kendisiyle işlem yapma yasağının bulunduğunu, çünkü senette ki asıl borçlunun yani ... LTD. ŞTİ'nin yetkilisinin ... olduğunu, ödememe protestosu çekilmediğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacı adına bonoya imza atan ...'in bononun tanzim tarihinde davacı şirket yetkilisi olmasına, resmi belgede sahtecilik suçundan ... ve davalı şirket yetkilisi hakkında yürütülen Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasında, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesine ve bu karara yapılan itirazın Antalya 4. Sulh Ceza Hakimliği'nin 17/02/2021 tarih, ... D.İş sayılı kararı ile reddedilmesiyle takipsizlik kararının kesinleşmesine, davacının bononun sonradan geçmişe dönük şekilde düzenlendiğini, aynı kuvvette kesin delillerle ispatlayamamasına, TTK'nın 702. maddesi uyarınca, davacı aval verenin borcunun bağımsız bir borç olup, aval ile teminat altına alınan borcun geçersiz olması halinde bile, avalin sorumluluğunun devam etmesine, aval veren kişinin teminat altına aldığı borcun, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerli olacağından, davacı avalin şekle ait noksanlıklar dışında temel ilişkiye yönelik herhangi bir itirazda bulunamamasına, bu nedenle davacı aval verenin bononun teminat amaçlı düzenlendiği ve karşılığının bulunmadığına yönelik itirazlarının dikkate alınamayacak olmasına, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddiaların istinaf yargılamasında HMK'nun 357. maddesi uyarınca ileri sürülemeyecek olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2015/2, K. 2017/1, T. 04.06.2020, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2015-2-e-2017-1-k-4b56d7bd8d23