Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2015/18300 E. 2017/4738 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2015/18300
- Karar No
- 2017/4738
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BAM 8. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/661 KARAR NO : 2024/1306 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/02/2024 NUMARASI : 2024/86 Esas 2024/138 Karar DAVACI (istinaf eden) :...... VEKİLİ :...... DAVALI :...... :...... VEKİLİ :...... DAVANIN KONUSU : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 05/12/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/12/2024 Yukarıdaki esas ve karar numarası ayrıntılı olarak belirtilen İlk Derece Mahkeme kararının incelenmesi için istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya içeriğindeki tüm bilgi ve belgeler okunup, tetkik edilip heyetçe yapılan müzakerede, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 355 maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı incelenerek aynı kanunun 353 maddesi gereğince duruşma yapılmaksızın yapılan inceleme sonunda gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Gebze İcra Dairesinin 2019/41252 Esas sayılı dosyasından İİK nun 89. maddesi gereğince borçlu Makimsan Danışmanlık Petrol Ürünleri İnşaat Taahhüt Taşımacılık Turizm Temizlik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin müvekkilde doğmuş doğacak hak ve alacağı olduğundan bahisle 1-2-ve 3 haciz ihbarnamesi 1-2-ve 3 haciz ihbarnamesi çıkarıldığını, müvekkilinin borçlu Makimsan Danışmanlık Petrol Ürünleri İnşaat Taahhüt Taşımacılık Turizm Temizlik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile uzaktan yakından hiçbir alacağa dayalı ilişkileri olmadığını, Makimsan Danışmanlık Petrol Ürünleri İnşaat Taahhüt Taşımacılık Turizm Temizlik Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi müvekkilden doğmuş doğacak hiçbir hak ve alacağı olmadığı, 89/1-2 haciz ihbarnameleri müvekkile usulsüz olarak tebliğ edilmiş müvekkil süresi içersinde itiraz edemediğini, davalı ... İİK'nun 89 maddesini kullanmak suretiyle kötü niyetli olup, haksız zenginleşme istemi içerisinde olduğunu, bu davanın ispat külfetinin davalı ...'e ait olduğunu, dosyada alacağın varlığına ilişkin bilgi ve belgenin bulunmadığını, davacı üçüncü kişinin iddiasını ispat ederken ileri sürdüğü vakıaların aydınlatılması için davalı alacaklının doğruluk ödevine (HMK m.29) uygun hareket ederek takip borçlusunun üçüncü kişiden neden alacaklı olduğunu açıklaması gerektiğini, Mahkemece bu yönler gözetilmeden ispat yükünün olumsuzu kanıtlama olanağı bulunmayan davacıda olduğunun kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, İİK nun 89/3 maddesi gereğince borçlu duruma düşen müvekkilin borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DOSYADA TOPLANAN DELİLLER: Gebze İcra Dairesinin 2019/41252 Esas sayılı dosyası. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ; Mahkemesince; Davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflarınca Gebze İcra Dairesinin 2019/41252 esas sayılı dosyasından İİK nun 89 maddesi gereğince 89/1-2-3 tebligatlar gönderildiğini, bu tebligatların müvekkilin belirtilen adreste bulunmaması sebebi ile usulsüz olarak 21 e göre tebliğ edildiğini, müvekkilin ancak 89/3 ün tebliğinin son günlerinde tebligattan haberdar olduğunu, taraflarınca süresi içerisinde menfi tespit davası açıldığını, mahkeme tarafından arabuluculuk yoluna başvurulmadığı gerekçesi ile davanın usulden red olduğunu, bilindiği üzere yapılan son değişiklikler ile menfi tespit davalarının arabuluculuğa tabi olduğunu, ancak bu düzenleme yeni gelmiş olup, şu anda net bir durumun mevcut olmadığını, taraflarınca dava açılırken bu durumun farkedildiğini ancak taraflarına gelen 89/3 ihbarnamesinde açıkça taraflarına dava açmak için 15 günlük süre verildiğini, taraflarınca 3. şahsın açtığı menfi tespit davasının söz konusu olduğunu, bu davaların arabuluculukla elde edilecek menfaatin dışında olduğunu, zira alacaklı ve borçlunun başkası olduğunu, usuli bir işlem olduğunu, bu sebeple mahkemenin red kararının yerinde olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak yapılacak olan yargılama neticesinde davanın kablüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SEBEPLER: Dava İİK.’nun 89/III maddesine istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasıdır. Gebze 4. İcra Müdürlüğünün 2019/41252 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı alacaklı tarafından dava dışı borçlu aleyhine bir adet senede dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibe başlandığı, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. Takip hukukunda, borçlunun kendi elindeki alacakları yanında üçüncü kişilerde bulunan mal ve alacakları da haczedilebilir. Borçlunun üçüncü kişilerdeki bir kıymetli evraka bağlı olmayan maaş ve ücretler dışındaki alacakları 2004 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre menkul hükmünde olduğundan menkul haczine ilişkin usule göre de haczedilebilir. Alacaklının, borçlunun üçüncü kişideki alacağının haczi talebi üzerine icra müdürü alacağı haczedip, icra tutanağına geçirip üçüncü kişiye bildirir. Böylece borçlunun üçüncü kişideki alacağı haczedilmiş olur. 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde öngörülen usule göre üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderilmesi üçüncü kişideki borçlunun alacağının borçluya ödenmesini önleyen bir muhafaza tedbiridir. Takibin kesinleşmesi üzerine ve alacaklının talebi ile icra müdürü borçlunun üçüncü kişideki alacağının haczine karar vererek haciz tutanağı düzenler. İcra müdürü 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde öngörülen süreci işleterek birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerini düzenler. Üçüncü kişi, ikinci haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde bu ihbarnameye itiraz edebilir. Tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci haciz ihbarnamesine itiraz etmez ise borcun üçüncü kişi zimmetinde sayılması kesinleşir. Üçüncü kişi yedi gün içinde ikinci haciz ihbarnamesine itiraz etmemesi nedeniyle zimmetinde sayılması kesinleşen borcu, icra dairesine ödemez ise icra dairesi alacaklının talebi ile üçüncü kişiye üçüncü haciz ihbarnamesi gönderir. Üçüncü haciz ihbarnamesi ile üçüncü kişiye ikinci haciz ihbarnamesine de yedi gün içinde itiraz etmediği için zimmetinde sayılması kesinleşen, borcu (parayı) (üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren) onbeş gün içinde icra dairesinin banka hesabına ödemesi veya aynı onbeş gün içinde takip alacaklısı aleyhine menfî tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye zorlanacağı bildirilir. Bu kapsamda üçüncü kişi tarafından açılacak menfi tespit davası, takip alacaklısına karşı açılır. Uygulamada söz konusu menfi tespit davasında, takip borçlusunun da davalı olarak gösterdiği de olmaktadır. Menfi tespit davası yalnızca takip alacaklısına karşı açılmışsa takip alacaklısı bu davayı takip borçlusuna ihbar edebilir. Takip borçlusunun menfi tespit davasına feri müdahalede bulunması da mümkündür. Üçüncü kişi tarafından açılacak menfi tespit davasının konusu, takip borçlusunun kendisinde hiç ya da haczedilen miktarda alacağının bulunmadığı, yani takip borçlusuna borcunun olmadığı, malın yedinde bulunmadığı, haciz ihbarnamesi tebliğinden önce ödendiği veya borcun sona erdiğine ilişkin iddiadır. Takip alacaklısı, takip borçlusu ile üçüncü kişi arasındaki ilişkiye yabancı olduğu gibi üçüncü kişi de takip alacaklısı ile takip borçlusu arasındaki ilişkiye yabancıdır. 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme belirlenirken 6100 sayılı Kanun'un göreve ilişkin hükümlerine bakmak gerekir. 2004 sayılı Kanun'unda söz konusu dava bakımından görev yönünden özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu nedenle genel kurallara göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir. 6100 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğu, bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu kabul edilmiştir. Uyuşmazlıkların çözümünde asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Özel mahkemede görüleceğine dair açık bir kanuni düzenleme bulunmayan her davanın, genel mahkemelerde görülmesi esastır. 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme konusunda Kanun'da özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Buna göre davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığının kabulü gerekir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2023/5228 Karar No : 2023/6468) Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. (Yargıtay 3. HD 05.04.2017 tarih 2015/18300 E., 2017/4738 K. sayılı kararı). Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise; davaya konu uyuşmazlığın İİK.’nun 89/III maddesine istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davası olduğu, uyuşmazlığın çözümünde yukarıdaki ayrıntıları ile açıklandığı üzere görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmıştır. O halde mahkemece, uyuşmazlıkta Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, bu yönde hiçbir araştırma yapılmadan karar verilmesi isabetsizdir. Yukarıda açıklanan sebeplerle, davacının istinaf başvurusunun belirtilen sebeplerle kabulü ile HMK' nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine iadesine karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun belirtilen sebeple KABULÜ ile, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/86 Esas 2024/138 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf kabul sebebine göre istinafa başvuran tarafın diğer istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine geri verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında celse açılmadığından vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dair, İİK 363/1, HMK nın 353/1-a maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.05/12/2024 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır