Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2015/11099 E. 2016/4981 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2015/11099
Karar No
2016/4981
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/783 KARAR NO : 2024/1367 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/12/2022 NUMARASI : 2018/430 Esas - 2022/777 Karar DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI :1- S.S. 41 NOLU İZMİT GÖLCÜK MİNİBÜSÇÜLER VE OTOBÜSÇÜLER MOTORLU TAŞIYICILAR KOOPERATİFİ - ... ... VEKİLİ : Av. ... -... DAVALI : 2- S.S. 142 NOLU HİSAREYN OTOBÜSÇÜLERİ VE MİNİBÜSÇÜLERİ MOTORLU TAŞIYICILAR KOOPERATİFİ - ... ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : 3- S.S. 65 NOLU YAZLIK YUVAM OTOBÜSÇÜLERİ VE MİNİBÜSÇÜLERİ MOTORLU TAŞIYICILAR KOOPERATİFİ - ... - ... DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 17/07/2018 KARAR TARİHİ : 10/10/2024 KR. YAZIM TARİHİ : 18/10/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların müvekkilinin yolcu taşımacılığı yaptığı güzergahtan yolcu alarak haksız rekabet ile kâr elde ettiklerini, UKOME'ye yapılan başvurulara rağmen tecavüzlerin devam ettiğini, davalıların davranışlarının TTK ve KTK hükümlerine aykırı olduğunu beyan ederek; müvekkilinin İl Trafik Komisyon kararının alındığı 23/06/2003 tarihinden itibaren uğradığı şimdilik 1.000,00 TL zararın işleyecek reeskont avans faizi ile davalı kooperatiflerden müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı 65 Nolu Koop cevap dilekçesinde özetle; D100 Karayolu Gölcük Devlet Hastanesi sapağı ile Ford köprüsü arasında kalan yerlerde yolcu alınmasına engel bir durum olmadığı, UKOME tarafından belirlenen ücretle yolcu taşımacılığı yaptıkları savunmaları ile davanın reddini talep etmiştir. Davalı 142 Nolu Koop vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı, müvekkilinin haksız rekabet olabilecek bir hareketinin olmadığı, müvekkilince alınan yolcuların Toplu Taşıma Yönetmeliğine uygun olarak alındığı savunmaları ile davanın reddini talep etmiştir. Davalı 41 Nolu koop vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız rekabet ile ilgili dava açma süresinin zamanaşımına uğradığı, müvekkilinin bu davada hasım olarak gösterilemeyeceği, müvekkilinin haksız rekabete neden olabilecek bir eyleminin olmadığı savunmaları ile davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın kabulü ile 99.301,12-TL maddi tazminatın dava tarihi olan 17.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı S.S 41 Numaralı İzmit-Gölcük Otobüs ve Minibüs İşlt. Mot. Taş. Kooperatifi vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu dava kısmi alacak davası olup ıslah dilekçesinin dosya kapsamına sunulduğu ve ıslah harcının yatırıldığı tarih olan 28.09.2022 tarihinden 5 yıl geriye doğru gidince 28.09.2017 tarihine ulaşılmaktadır. Dolayısıyla 28.09.2017 tarihinden önce doğmuş olan alacakların tamamı zamanaşımına uğramıştır. Davacı 2009 yılında dava ikame ederek uğradığı haksız rekabet zararının tazminini talep etmesi gerekirken; işbu davanın 2018 yılında ikame edilmesi hususu değerlendirildiğinde zamanaşımına uğradığı sabit olup davacı yan faiz talebini Kocaeli Valiliğinin 23.06.2003 tarihli kararı tarihine dayandırmakla, haksız rekabetin bu tarihten itibaren başladığı, 2009 yılına kadar sürdüğü iddiaları karşısında, davacının fiili ve zararı 2009 yılında öğrendiği kabul edilse bile; bir yıllık süre bakımından en geç 2010 yılına kadar veya üç yıllık süre göz edilerek 2012 yılına kadar davanın ikame edilmiş olması gerektiğinden davacı tarafın 2003'ten itibaren haksız rekabet fiilinin oluştuğuna dair iddiaları hukuka aykırı bulunduğunu, yerel mahkemenin davacının bu yöndeki iddialarına göre verdiği kararın kaldırılması gerektiğini (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/11099 E. 2016/4981 K. 03.05.2016 T.), işbu dosyaya mübrez bilirkişi raporunda haksız rekabetin müvekkil kooperatif tarafından gerçekleştirildiği belirtilip mahkeme de bu yönde hüküm tesis ederek hukuka ve hakkaniyete uygun olmayan hesaplama yöntemi kullanıldığı, bilirkişinin hukuki mesnetten yoksun bu raporu doğrultusunda hüküm tesis edildiğini, beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılması, davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı S.S. 142 Nolu Hisareyn Otobüscüleri ve Minibüsçüleri Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle, davacı tarafın tazminat talebi zamanaşımına uğradığını, davacının iş bu davayı açtığı 2018 yılı ile, yerel mahkemenin tazminata hükmettiği geriye dönük üç yıllık süre içerisinde hangi eylemlerin haksız rekabet oluşturduğu, haksız rekabetin yasal dayanağının bu tarihler için var olup olmadığı araştırılmayarak eksik incelemeye dayalı ve hatalı karar verildiğini, müvekkil kooperatifin haksız rekabet olarak nitelendirelebilecek bir eylemi olmadığını, ayrıca ne kooperatifler kanununda ne de diğer düzenlemelerde kooperatif üyelerinin rekabet yasağı kapsamındaki davranışlarından bizzat kooperatifin tüzel kişiliğinin sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmadığı, kooperatifin hukuken sorumlu olması mümkün olmadığı, müvekkil kooperatifin düşük ücretle yolcu taşıdğı iddiası da gerçek dışı olup davacı tarafından ücretlerin düşük olduğu iddia edilmiş ise de ne kadar düşük olduğu belirtilmediği ayrıca müvekkil kooperatifin düşük ücretle yolcu taşıdığı iddiasını kanıtlanamamış, soyut iddia ve beyanlar dışına çıkamadığını, beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı 65 Nolu Yazlık Yuvam Otobüsçüleri ve Minibüsçüleri Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın talebi zamanaşımına uğramış olup davanın reddi gerektiğini, davacının haksız rekabet iddiasına ilişkin alacak talebini kabul etmemekle birlikte yerel mahkeme tarafından zamanaşımına uğramış bir talebin kabul edilmesi hukuka aykırı olup söz konusu kararın kaldırılması gerektiğini beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/12/2022 tarih, 2018/430 Esas - 2022/777 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; haksız rekabetten kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; Davacı vekili, davacının SS 46 Nolu İhsaniye Minibüsçüler Otobüsçüler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifinin üyesi olarak İhsaniye - Gölcük arasında taşımacılık yaptığını, davalı kooperatiflerin araçlarının davacının üyesi olduğu kooperatifin güzergahında özellikle D 130 Karayolu Gölcük Devlet Hastanesi sapağı ile Ford Fabrikası Köprüsü arasında kalan yerden yolcu aldıklarını, haksız rekabette bulunduklarını, haksız rekabette bulunduklarından dolayı Kocaeli 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/387 Esas 2016/4 Karar sayılı ilamı ile haksız rekabetin menine karar verildiğini, haksız rekabetten kaynaklanan tazminat davasının kooperatif üyelerinin dava açması gerektiğinden bahisle aktif husumetten reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini belirterek haksız rekabetten kaynaklanan maddi tazminat isteminde bulunduğu, davalılar zamanaşımı itirazında bulunarak haksız rekabetin olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmişler, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir. TTK.'nun; amaç ve ilke başlıklı 54. maddesinde " Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. " denilmiştir. Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ilgili ticari uygulamalar başlıklı TTK.nun 55/1maddesi “aşağıda sayılan haller haksız rekabet hallerinin başlıcalarıdır: 1- e “...iş şartlarına uymamak, özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur.” TTK. 56 /1 “Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a-Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b-Haksız rekabetin men’ini ., d-kusur varsa zarar ve ziyanın tazminini isteyebileceği düzenlenmiştir. Bu davalardan haksız rekabetin tespiti, men’i, ref’i davaları bakımından, zarar tehlikesinin varlığının davacı tarafça ispatı yeterli görülmüş, ancak maddi ve manevi tazminat davaları bakımından davacının zararı ve miktarını TBK 50 maddesi gereği ispatı gerektiği düzenlemesine yer verilmiştir. Haksız rekabete dayalı tazminat davasında ilke, haksız rekabet nedeniyle davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Diğer davalardan farklı olarak haksız rekabette, bu tür zararın ispat edilmesi zordur. Bunu dikkate alan kanun koyucu TTK 56/e maddesinde eylemin mali bakımdan karşılıksız kalmaması için, haksız rekabette bulunan tarafın davranışı sonucu elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını da maddi tazminat olarak hükmetme yetkisini yargıca bırakmıştır. TBK'nun 50.maddesinde, uğranılan zarar tam olarak ispat edilemiyorsa hakimin olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri de göz önünde tutarak zararın miktarının hakkaniyete uygun olarak belirleyeceği düzenlenmiştir. Bu kurallar bir bütün olarak değerlendirildiğinde yasa koyucu en başından bazı davalarda zararın belirlenmesinin güçlüğünü görmüş, ancak eylemin de maddi yönden karşılıksız kalmaması için yargıca hakkaniyet kuralları uyarınca zarar miktarını belirleme yetkisi vermiştir. 56’ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, haksız rekabet fiili aynı zamanda 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları için de geçerli olur. (6102 sayılı yasanın 60.maddesi) Kesin hüküm 6100 sayılı yasanın 303 maddesinde düzenlenmiş, buna göre her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. (6100 S.k. M.303/1) Kesin hüküm için aranan üç unsur gerçekleşmese dahi, kesin hüküm bazen kesin delil veya duruma göre güçlü delil oluşturularak değerlendirilir. (Prof. Dr. Ejder Yılmaz, HMK Şerhi, Ankara, 2013, s.1347) Gerçekten Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.2003 tarihli 2003/20-266/285 E/K sayılı kararı da aynı yöndedir. Somut olayda; Kocaeli İl Trafik Komisyonunun 23/06/2003 ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi UKOME Başkanlığının 08/06/2005 tarihli kararları doğrultusunda davacının üyesi olduğu S.S.46 Nolu İhsaniye Minibüsçüler Otobüsçüler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifine tahsisli özellikle D 130 Karayolu Gölcük Devlet Hastanesi Sapağı ile Ford fabrikası arasında kalan yerlerde davalı kooperatiflere ait taşıma araçlarının davacıya tahsisli bu güzergahta yolcu bindirmek suretiyle davalıların haksız rekabette bulundukları, anılan eylemlerin 6762 sayılı TTK'nin 56 vd. m. ile özellikle 57/10 (6102 sayılı yasanın 56/1-e maddesi)maddesinin ihlali mahiyetinde olduğunun Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/01/2016 tarih ve 2009/387-2016/4 sayılı kararını temyizen inceleyen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/13176 esas 2018/1119 karar sayılı ilamı ile kesinleştiği; anılan tespitin eldeki dava yönünden dosya davacısının farklı olması nedeniyle, az yukarıda açıklandığı üzere eldeki dava yönünden kesin delil mahiyetinde olduğu (Prof. Dr. Ejder Yılmaz, HMK Şerhi, Ankara, 2013, s.1347, Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.2003 tarihli 2003/20-266/285 E/K sayılı kararı) anlaşılmıştır. Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/01/2016 tarih ve 2009/387-2016/4 sayılı dosyasından alınan 30.08.2013 tarihli trafik bilirkişisinin raporunda yapılan tespitlere göre; 2012 yılının 11 ve 12. Ayları ile 2013 yılının ilk 6 ayına ait fotoğraf ve videolar ile de davalıların anılan ihlallerinin devam ettiği, yine eldeki dosyada dinlenen tüm tanık beyanlarında da davalıların daha sonra da anılan güzergahlardan yolcu bindirmeye devam ettikleri, bu şekilde davalıların anılan eylemlerinin dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı yasanın 56/1-e maddesindeki “…İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur.” Şeklindeki düzenleme nazara alındığında haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı yasanın 60.maddesi düzenlemesine göre; 56’ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Eldeki olayda davacının üyesi olduğu S.S.46 Nolu İhsaniye Minibüsçüler Otobüsçüler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi tarafından davalılar aleyhine açılan Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/01/2016 tarih ve 2009/387-2016/4 sayılı ilamında Kooperatifler'in 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 1. m. belirtildiği üzere, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerinin ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarının iş gücü ve parasal katkılarıyla, karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle korumak amacıyla kurulduğu, kooperatif yönetim kurulu tarafından bu kapsamda dava açma konusunda yetki verilmiş ise de, bu yetkinin, üyelerinin zararlarının tazmini için dava açma yetkisini kapsar mahiyette olmadığı, davacı kooperatif tarafından açılan davanın, davalıların haksız eylemleri nedeniyle üyelerinin elde edeceği gelir ve kârdan mahrumiyet nedeniyle açılmış ve üyelerinin zararlarını telafi etmeye dönük tazminat istemine yönelik davalarda aktif husumetinin olmadığı, bu davaları zarara uğrayan kooperatif üyelerinin açabileceği yönündeki görüşünün Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/13176 esas 2018/1119 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, bu şekilde davacının dava açma hakkı olduğunu 15.02.2018 tarihli Yargıtay ilamı ile öğrendiği, eldeki davanın 17.07.2018 tarihinde açıldığı, davalıların zamanaşımı itirazları olduğu ve eldeki davanın 6100 sayılı yasanın 107.maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak açıldığı, belirsiz alacak davalarında zamanaşımının dava tarihi ile kesildiği nazara alındığında dava tarihinden önceki 3 yıl için tazminat talep edebileceği yönündeki ilk derece mahkemesinin kararı isabetlidir. Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; haksız rekabete dayalı tazminat davasında ilke, haksız rekabet nedeniyle davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Diğer davalardan farklı olarak haksız rekabette, bu tür zararın ispat edilmesi zordur. Bunu dikkate alan kanun koyucu TTK 56/e maddesinde eylemin mali bakımdan karşılıksız kalmaması için, haksız rekabette bulunan tarafın davranışı sonucu elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını da maddi tazminat olarak hükmetme yetkisini yargıca bırakmıştır. TBK'nun 50.maddesinde, uğranılan zarar tam olarak ispat edilemiyorsa hakimin olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri de göz önünde tutarak zararın miktarının hakkaniyete uygun olarak belirleyeceği düzenlenmiştir. Bu kurallar bir bütün olarak değerlendirildiğinde yasa koyucu en başından bazı davalarda zararın belirlenmesinin güçlüğünü görmüş, ancak eylemin de maddi yönden karşılıksız kalmaması için yargıca hakkaniyet kuralları uyarınca zarar miktarını belirleme yetkisi vermiştir. Somut olayda davacı, kendi zararını veya karşı tarafın kârını isteyebilecektir. Mahkemece, davalıların elde edebileceği kârın tespitine gidilerek yolculardan alınacak taşıma ücretlerine göre hesaplama yapılması hatalı olduğu gibi (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/11722 esas 2018/4156 karar sayılı ilamı), yine mahkemece zararın tespiti amacıyla bilirkişi raporları alınmıştır. Bilirkişilerce yapılan hesaplamada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/01/2016 tarih ve 2009/387-2016/4 sayılı dosyasında alınan 30.08.2013 tarihli trafik bilirkişisinin tespitleri baz alınmıştır. Anılan raporda bilirkişi 2012 yılının 11 ve 12. Ayları ile 2013 yılının ilk 6 ayına ait fotoğraf ve videolar ile davalıların yaptığı ihlalleri tespit etmiş, daha sonra yaz ve kış aylarına ilişkin ortalama yolcu sayıları tahmin edilerek anılan ihlallere oranlanarak sonuca gidilmesi de hatalıdır. Yine davalıların taşıma yapabileceği nokta ile davacının güzergahına dahil olacak şekilde yolcu taşıdığı nokta tespit edilerek yolculuğun haksız rekabet teşkil eden kısmında taşıyabileceği yolcu sayısı dikkate alınmadan hesaplama yapılması da hatalıdır. Kaldı ki dosyada dinlenen tanıklar aynı güzergahı kullanan tüm otobüslerin yolcu aldığını beyan etmeleri karşısında davalılar tarafından taşıma hizmeti verilmemiş olsaydı dahi tüm taşıma işinin davacı tarafından yapılacağı varsayımı ile bir hesaplama yapılmasının doğru olmadığı gibi; dosyadaki tespitler ve davalıların haksız rekabet teşkil eden fiillerinin devamlılığı, davacının kullandığı güzergahtan yolcu almamaları gerekirken almaları, 2015-2018 arasında davaya konu güzergahtaki yolcu ücretleri, davacının anılan ücret için yakıt, amortisman gibi zorunlu giderlerinin oluşu, mesafeye göre bir bilet ücreti uygulanıp uygulanmadığı hususlarının belirsiz olduğu, dosyada mevcut yolcu taşımalarının, araç maliyetin tamamını karşılayacak ve kâr oluşturacak düzeyde olmadığı, davalı kooperatifler tarafından aynı güzergahta yolcu alan araç sayısı, çalıştığı gün ve saat, yolcu aldığı duraklar ve binen yolcu sayısının bilinemediği, davacının hizmet verdiği güzergahın davalılara tahsisli duraklara mevcut verilerle, çakışan veya ortak duraklarda davalı kooperatif araçlarına binen yolcuların bu duraklara kadar seyahat edip etmediğinin veya davacının üyesi olduğu kooperatif duraklarında binip binmediğinin belirsiz kaldığı, davalı kooperatifler tarafından taşınan tüm yolcuların davacının üyesi olduğu kooperatif araçlarıyla taşınabileceğinin bir olasılık olarak mümkün olmadığı, talep edilebilecek maddi zararın ancak, davacı kooperatif güzergahı üzerindeki bir durakta davalı kooperatiflerin işlettiği araçlara binen ve yine davacının üyesi olduğu kooperatif güzergahı üzerindeki bir durakta inen yolcu sayısının kısa bir süre sonra yolcu binen durağa gelen davacı kooperatif araçlarındaki boş koltuk adedi kadar yolcu bindirme/taşıması mümkün olup, bu yolculardan elde edilecek bilet ücretinden, yolcunun bindiği duraktan indiği durağa kadar marjinal araç işletim giderinin düşülmesi sonucu elde edilecek gelir olabileceği, bunun ise dosyada mevcut bilgi ve belgelerle hesaplanabiliyor olmadığı, diğer davacıların açtığı dosyalarda bulunan bazı raporlardaki hesaplamaların bu dosyadaki hesaplamalar ile farklı olduğu da nazara alınarak bu kapsamda davacının zararının bulunduğu açık olmakla birlikte miktarının tam olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmaktadır. (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/2866 esas 2020/2223 karar sayılı ilamı) Bu durumda davacının talep ettiği zarar miktarının doğru bir şekilde hesaplanmasının eldeki verilerle mümkün olmadığı, zarar miktarının tam olarak tespit edilememesi halinde ise 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi gereğince hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru olmamış (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/7395 esas 2017/1254 karar sayılı ilamı) ve 6098 sayılı yasanın 50/2.maddesi göz önüne alınarak ve yukarıdaki açıklamalardaki hususlar göz önüne alınarak davacının zararının 60.000,00 TL olduğu kanaatine varılmış, mevcut hesaplamadan ve bedelin 6098 sayılı yasanın 50/2.maddesi göz önüne alınarak hakkaniyet gereği belirlenmiş olması nedeniyle davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekmiş, yine davacının vaki talebi ve husumetin davalı kooperatiflere yöneltilmiş olması gözetildiğinde, davalı kooperatiflerin haksız rekabet suretiyle elde etmiş olabileceği menfaatin hüküm altına alınan tutara eşdeğer olabileceğin kabulü gerekecek olması da nazara alınarak bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Gerekçeli karar başlığında; davalı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Bu nedenlerle; davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun yukarıdaki nedenlerle kısmen kabulüne, diğer istinaf istemlerinin reddine, yerel mahkemenin kararının anılan nedenlerle kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ; 1-Davalıların ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KISMEN KABULÜNE, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/12/2022 tarih, 2018/430 Esas - 2022/777 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA, a-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 60.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 17/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 4.098,60-TL harçtan peşin ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 1.695,81-TL nin mahsubu ile 2.402,79-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, c-Davacı tarafından işbu dava uğruna yatırılan 35,90-TL başvuru harcı, 35,90-TL peşin harç ve 1.659,91-TL tamamlama harcı olarak yatırılan toplam 1.731,71-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ç-Davacı tarafından işbu dava uğruna sarf edilen posta masrafı ve bilirkişi ücreti 3.196,80-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, d-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 maddesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, e-HMK'nın 333/1 maddesi ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 207. maddesi gereğince, karar kesinleştiğinde gider avansından kullanılmayan kısmın yazı işleri müdürü tarafından ilgilisi hesap numarası bildirmiş ise, hesabına aktarılmasına; aksi halde, masrafın gider avansından karşılanmak suretiyle PTT vasıtasıyla adrese ödemeli olarak gönderilerek iadesinin sağlanmasına, 2-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına, b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalılara iadesine, c-Davalılar tarafından yapılan 492,00-TL İstinaf Kanun yolu masrafının davacıdan tahsili ile davalılara ayrı ayrı verilmesine, Davalı S.S. 65 Nolu Yazlık Yuvam Otobüsçüleri ve Minibüsçüleri Motorlu Taşıyıcılar Kooperatif tarafından yapılan 132,50-TL posta masrafının davacıdan tahsili ile davalıS.S. 65 Nolu Yazlık Yuvam Otobüsçüleri ve Minibüsçüleri Motorlu Taşıyıcılar Kooperatife verilmesine, ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d-Davalıların yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davalılara iadesine, e-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/10/2024 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2015/11099, K. 2016/4981, T. 30.08.2013, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2015-11099-e-2016-4981-k-a3a6a8544abf