Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2014/792 E. 2017/613 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2014/792
- Karar No
- 2017/613
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/895 KARAR NO : 2024/1350 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/01/2020 (Dava) - 23/01/2024 (Karar) NUMARASI : 2020/61 Esas - 2024/55 Karar DAVA : Tazminat BİRLEŞEN İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2023/468 ESAS - 2023/426 KARAR SAYILI DOSYASI DAVA : Tazminat BAM KARAR TARİHİ : 26/09/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/09/2024 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/01/2024 tarih ve 2020/61 Esas - 2024/55 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/09/2013 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması neticesinde davacının yaralandığı, meydana gelen kazada ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ve bu aracın ... Sig.A.Ş.tarafından ZMMS ile sigortalandığını, müvekkilinin yaralanması sebebi ile tedavi gördüğünü ileri sürerek, tedavi giderleri için 1.000-TL, kazanç kaybı için 250-TL olmak üzere 1.250-TL maddi tazminatnı, kazanç kaybı ve özel ulaşım giderlerinin davalı sigorta şirketinden, tedavi gidelerinin davalı kurumdan olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000-TL manevi tazminatın davalılar araç sürücüsü ve araç sahibinden müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/09/2013 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle mahkememizin 2020/61 Esasında görülmekte olan dava sebebiyle alınan sağlık kurulu raporu ve aktüerya bilirkişi raporuna göre davacı alacaklarının daha fazla olması sebebiyle ve asıl dosyada bir defa ıslah yapabildiklerini ileri sürerek, ek dava ile fazlaya ilişkin ek dava ile 585,485,82 TL maddi zararın sigorta şirketinden poliçe limiti dahilinde olmak üzere davalılar ..., ... ve ... sigorta A.Ş.'den tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada müvekkilinin kusurunun olmadığını, kazanın meydana gelmesinde diğer araçların etken olduğunu, trafik işaretlerinin yetersiz olduğunu, kaza ile ilgili ceza davasının devam ettiğini, sonucunun beklenmesi gerektiğini, motosiklet sürücünün alkollü olduğunu, istenen tazminatların fazla olduğunu, davacının ev hanımı olduğunu kazancının bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosyada davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava şartı yönünden itirazda bulunarak ticari uyuşmazlıklardan arabuluculuğa başvurulmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddinin talep ettiği, zaman aşımı definde bulunarak ceza zaman aşımı süresinin dolduğunu, motosiklet sürücüsünün alkollü olduğunu, davacı talebinin fahiş olduğunu savunarak, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinin poliçe limiti ve sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, manevi tazminatın poliçe dahilinde olmadığını, davacının kask kullanıp kullanmadığının kazada etken olduğunu, tedavi giderlerinin ...'dan talep edilmesi gerektiğini, ...'dan herhangi bir ödemenin yapılıp yapılmadığının sorulmasını, kusur ve maluliyet oranı ile aktüerya hesabı yönünden raporlar alınması gerektiğini savunarak, manevi tazminat ve tedavi giderlerine ilişkin talebin reddine diğer tazminat talebinin yapılacak araştırma sonucuna göre karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosyada davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; 2918 sayılı yasanın 97 maddesine göre sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirmediğini, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, ek davada yeni bir alacak kalemi talep edilmesinin mümkün olmadığını, tedavi giderlerinin sigorta teminatı kapsamında bulunmadığını, geçici iş göremezlik talebinin sigorta teminatında bulunmadığını, taleplerin zaman aşımına uğradığını, sorumluluğun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, faiz talebinin yerinde olmadığını savunarak, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; olay günü aracını kullanması için ödünç olarak yakın arkadaşı ...'a teslim ettiğini, kazadan hemen sonra ...'ın kendisini arayarak kazayla ilgili bilgi verdiğini, olay yerine geldiğinde yaptığı gözlemde trafik lambalarının bulunmaması ve levhalarının da yetersiz kalmasından dolayı idarenin de kusurunun bulunduğunu düşündüğünü, kaza esnasında davacının bulunduğu ve erkek kardeşi ... idaresindeki ... plakalı aracı kullandığı esnada ...'ın alkollü olduğunu, davalı ...'ın alkol almadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 08/06/2017 TARİHLİ KARARI: İlk derece mahkemesince; "...1-Tedavi gideri yönünden davanın kabulü ile 24.605,70 TL tedavi giderinin 22.974,70 TL sinden davalılar ... ve ... dan 02.09.2013 kaza tarihinden, ... Sig. AŞ 05.03.2014 dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davalı ... tedavi gideri 1.631 TL sinden dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte sorumlu olmak üzere davalı ...ndan alınarak davacıya verilmesine, 2-Kazanç Kaybı yönünden davanın kabulü ile 92.079,78 TL kazanç kaybının davalılar ... ve ... 02.09.2013 kaza tarihinden itibaren, davalı ... Sig. AŞ 05.03.2014 dava tarihinden itibaren yasal faizinden sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Manevi Tazminat yönünden manevi tazminat talebinin Kısmen Kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın 02.09.2013 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ait istemin reddine..." şeklinde karar verilmiştir. Karar, davalı vekili, davalılar sigorta şirketi ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. İZMİR BAM 11. HUKUK DAİRESİNİN 23.12.2019 TARİHLİ KALDIRMA KARARI: 11. Hukuk Dairesince; "... İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalından alınan rapora karşı istinaf itirazında bulunan davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, Uz.Dr. ... tarafından düzenlenen 03.07.2017 tarihli Tıbbi Mütalaa' yı istinaf başvuru dilekçesi ekinde sunmuştur. İlk derece mahkemesince İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalından alınan maluliyet raporunda; tıbbi belgeler ve davacının muayane bulgularından, kaza sonucunda, davacının sol bacağında tibia ve fibula kemiklerinde açık kırıklar ile doku kaybının meydana geldiğinin, birden fazla ameliyat geçirdiğinin, sol dizinde hareket kısıtlılığı, sol bacakta kısalık ve atrofi geliştiğinin tespit edildiğinin, Sosyal Güvenlik Kurumu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği' ne göre davacının kaza tarihindeki yaşı esas alındığında % 30, rapor tarihindeki yaşı esas alındığında % 30,2 oranında maluliyeti bulunduğunun görüş olarak bildirildiği, raporda tıbbi iyileşme süresinin belirtilmemesi nedeniyle ek rapor alındığı ve ek raporda tıbbi iyileşme süresinin 20 ay olduğunun belirtildiği, hesap bilirkişi heyetinden alınan raporda, davacının rapor tarihindeki yaşı esas alınarak belirlenen % 30,2 maluliyet oranına göre hesaplama yapıldığı, davalı vekilinin sunduğu tıbbi mütalaada ; Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği' ne göre davacının kaza tarihindeki yaşı esas alındığında ve düz işçi olduğu kabul edildiğinde maluliyet oranının % 20 ile %30 arasında olacağı, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Yönetmeliği' ne göre ise % 15 ile % 30 arasında olacağı, yeni yapılacak muayanesiyle düzenlenecek sol diz eklem hareket açıklığı, kısalık bulunup bulunmadığını, bulunuyorsa, santimetre olarak şiddetinin, dizilim bozukluğu bulunup bulunmadığının, bulunuyorsa açısal şiddeti ve yürüme bozukluğu bulunup bulunmadığını gösterir ortopedi raporu alınması gerektiğinin görüş olarak bildirildiği görülmektedir. İlk derece mahkemesince, doktor, trafik polisi, sigorta hesap uzmanından oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan raporda; trafik polisi bilirkişinin , kazanın oluşumunda davalı sürücünün tamamen kusurlu olduğunu görüş olarak bildirdiği, doktor ve hesap uzmanı olan bilirkişilerin, davacının eşi ile birlikte çiçek ve zeytin yetiştiriciliği yaparak, asgari ücret üzerinden para kazandığı iddialarının belgelendirilmemesi nedeniyle, ev hanımı olan davacının aylık gelirinin asgari ücret kabul edilerek, ve davacının maluliyet raporunun düzenlendiği yaşına göre belirlenen % 30,2 maluliyet oranı ile ek raporda belirlenen 20 ay iyileşme süresine, tedavi , ulaşım ve refakatçi gideri olarak sunulan belge ve faturalar ile tıbbi belge ve raporlarla birlikte irdeleyerek hesaplama yaptığı, raporda Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Hastanesinde davacının tedavisini yapmakta olan Yrd.Doç.DR. ... tarafından düzenlenen 28.02.2014 tarihli davacının durumunu bildirir raporda, tedavinin başlangıcından sona ermesine kadar bakımını sağlayacak bir yardımcıya ihtiyacı olacağının belirtilmesi ve bu raporun dosyadaki tıbbi belgelere uygun görülmesi nedeniyle iyileşme süresi boyunca bakıcı gideri hesaplandığının belirtildiği ve 22.134,20 TL bakıcı gideri, makbuzla belgelendirilen davacın evinde yapılan enjeksiyon gider toplamı 75,00 TL, faturalarla belgelendirilen toplam 1.285,00 TL özel ambulans gideri, belgelendirilememiş ise de tıbbi belgelere göre hastanelere farklı tarihlerde gidiş ve geliş sayısına göre yapılması gereken özel araç gideri 292,20 TL olmak üzere toplam ulaşım giderinin 1.577,50 TL, eczane faturalarına göre toplam 819,00 TL ilaç ve medikal malzeme gideri ve 92.079,78 TL geçici ve sürekli iş göremezlik hesaplandığının belirtildiği, 6111 sayılı yasayla değiştirilen 2918 sayılı yasanın 98.maddesi uyarınca, davalı ...nun 819,00 TL ilaç ve medikal giderleri ile davacının hastanede yattığı süreçte yapılan refakatçi giderlerinden sorumlu olduğunun , davacının hastanede yattığı toplam 80 gün ve SUT esas alınarak yapılan hesaplamaya göre 800,00 TL refakatçi gideri hesaplandığının , bakıcı gideri olarak hesaplanan 22.134,20 TL' nin 800,00 TL' sinden davalı ...' nın sorumlu olduğunun, ulaşım giderlerinden ise sorumlu olmadığının görüş olarak bildirildiği, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini arttırarak, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte, 92,079,78 TL kazanç kaybı alacağı ile 24,605,70 TL toplam tedavi masrafları olmak üzere toplam 116,685,48 TL maddi tazminatın 1.631.00 TL' sinin ...ndan, kalan 115.054,48 Tl maddi tazminatın davalı ... Sigorta ve diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istediği, ilk derece mahkemesince raporlar benimsenerek, ıslah dilekçesindeki talebe göre, maddi tazminat davasının kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01.06.2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Yönetmeliği' ne uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda; kaza 02.09.2013 tarihinde meydana geldiğinden maluliyet oranının Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre belirlenmesi gerekirken mahkemece Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre belirlenen maluliyet oranının hükme esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi' nin yerleşik içtihatlarında, zarar, haksız fiilin gerçekleşmesi ile ortaya çıktığından kaza tarihindeki yaşına göre oluşan maluliyet oranı esas alınarak zarar tespitinin yapılması gerektiği kabul edilmekte olup, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunda seçenekli olarak, davacının kaza tarihindeki yaşına göre %30 , rapor tahindeki yaşına göre ise % 30, 2 oranında maluliyeti bulunduğunun tespit edildiği belirtildiği halde, hesap raporunda davacının rapor tarihindeki yaşına göre belirlenen % 30, 2 oranındaki maluliyetine göre yapılan hesaplama hatalı olduğu halde, mahkemece hatalı hesap raporunun hükme esas alması da doğru görülmemiştir. Ayrıca, Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Hastanesinde davacının tedavisini yapmakta olan Yrd.Doç.Dr.. ... tarafından düzenlenen 28.02.2014 tarihli davacının durumunu bildirir raporundaki, davacının tedavisinin başlangıcından sona ermesine kadar bakımını sağlayacak bir yardımcıya ihtiyacı olacağının belirtilmiş olmasına rağmen, her ne kadar ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, heyetteki doktor bilirkişi tarafından bu raporun dosyadaki tıbbi belgelere uygun görüldüğü kabul edilerek hesaplama yapıldığı belirtilmiş ise de bu değerlendirme yeterli olmayıp, mahkemece İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalından düzenlenecek raporda maluliyet oranı, iyileşme süresi ile birlikte davacıdaki yaralanmanın ve tedavisinin niteliğine göre bu rapordaki tespitin doğru olup olmadığının değerlendirilmesinin istenmemesi ve refakatçi gideri ile belgelendirilen tedavi malzemeleri ile ilaç giderleri için ödeme yapılıp yapılmadığının ...' dan sorulmaması da hatalıdır. Bu durumda, dosya kapsamı ve istinaf sebeplerine göre duruşma açılmasına gerek görülmeyerek dosya üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda, yukarıda açıklanan nedenlerle eksik, hatalı değerlendirmeye dayalı maluliyet raporu ile hesap raporuna göre hüküm kurulması ve ...'dan belgelerin istenmemesi hukuka uygun bulunmamakla, davacının kaza tarihindeki yaşına ve kaza tarihindeki yönetmeliğe göre alınmayan maluliyet raporu ile bu rapora göre düzenlenen hesap raporu esasa münhasır delil mahiyetinde olmadığından ve esasa münhasır ...'dan bilgi ile belge temin edilmemesi..." gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca KABULÜNE, kararının KALDIRILMASINA karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 23/01/2024 TARİHLİ KARARI : İlk derece mahkemesince; "...Asıl dava dosyası yönünden; 1-Tedavi gideri yönünden davanın kısmen kabulü ile, 2.536,50-TL tedavi giderinin, 292,50-TL'sinden davalılar ... ve ...'dan 02.09.2013 kaza tarihinden, ... Sigorta AŞ 05.03.2014 dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davalı ... tedavi giderinin 2.244-TL'sinden 05.03.2014 dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte sorumlu olmak üzere davalı ...ndan alınarak davacıya verilmesine, 2-Kazanç kaybı yönünden davanın kabulü ile, 92.079,78-TL kazanç kaybının davalılar ... ve ... 02.09.2013 kaza tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta AŞ 05.03.2014 dava tarihinden yasal faizinden sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Manevi tazminat yönünden, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 10.000-TL manevi tazminatın 02.09.2013 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ait istemin redine, Birleşen İzmir 3.ATM'nin 2023/468 Esas - 2023/426 Karar sayılı dosyası yönünden; 1-Kazanç kaybı yönünden davanın kısmen kabulü ile, 583.475,40-TL kazanç kaybının tamamından davalılar ... ve ... 02.09.2013 kaza tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta AŞ (250.000-TL poliçe limiti ile sınırlı olduğundan asıl dosyada verilen miktarın mahsubu ile bakiye 157.920,22-TL olduğundan) 157.920,22-TL kısmından sorumlu olmak üzere birleşen dosya dava tarihi 07.06.2023 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Tekraren istenen ulaşım masrafı talebinin reddine, Davacının fazlaya ait isteminin reddine, Tahsilde tekerrür oluşturulmamasına..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin 02/09/2013 tarihli kazadan hemen sonra 9 Eylül Üniversitesi Hastanesinde tedaviye alındığını, ağır dereceli, parçalı kırığı nedeniyle ameliyat geçirdiğini, ilk tedavisinde yaklaşık 1 hafta 10 gün kadar hastanede kaldığını, daha sonra eve çıktığını, 17/09/2013 tarihinde kontrolleri için tekrar hastaneye gittiğini ancak 27/12/2013 tarihine kadar, kaza nedeniyle oluşan kırık ve tedavisi için yapılan ameliyatı neticesinde hastanede yatılı kalmak zorunda kaldığını, 21/04/2014 tarihinde 4. Ameliyatını geçirdiğini, bu tarihten sonra da hastanede yatılı kalmak zorunda olduğunu, müvekkilinin 9 aylık bir süreyi hastanede yatılı olarak tedavi, ameliyat süreci ve ameliyattan sonra fizik tedavi ve iyileşme süreci geçirdiğini, müvekkilinin tedavi süresi boyunca yaklaşık 9 ay hastanede yattığını, evine gidemediğini, banyosunu, özel ihtiyaçlarını hastane ortamında yerine getirmeye çalıştığını, müvekkilinin hastanede yattığı süreçte yaşadığı dayanılmaz acılar, evinden uzak kalması, birinin bakımına ihtiyaç duyması dışında da kazadan itibaren ayağını hiç bir şekilde kıvıramadığını, müvekkilinin kaza nedeniyle uğradığı iş göremezlik oranının da yükseldiğini, paranın alım gücünün düştüğü bir zamanda, müvekkilinin bunca acısına ve ömür boyu taşıyacağı yüksek oranlı engelliğine rağmen yerel mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminatın çok hafif değerde kaldığını, müvekkillinin bakıma muhtaç olduğu açıkken, yerel mahkeme tarafından ATK raporunda kişinin başka birisinin sürekli ya da geçici süreyle muhtaç durumda olmadığı tespiti nedeniyle müvekkilinin, 29/04/2016 tarihli hesap bilirkişisi tarafından tek tek hastanede yatırılan ve evde devam e den tedavi süreçlerinde, bir kişinin bakım ve yardımına muhtaç olduğundan hesaplanan refakatçi-bakıcı giderlerine hükmedilmediğini, yerel mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, yerel mahkeme tarafından, ... sigortanın sorumlu olduğu tazminat miktarına, ek dava tarihi olan 07/06/2023 tarihinden itibaren faizin işletilmesine karar verildiğini, ıslah hakları mevcutken ikinci ıslah haklarının yasal değişiklikler nedeniyle ortadan kaldırıldığını, yasaların kişilerin adil yargılanma haklarını ortadan kaldırır nitelikte yorumlanmaması gerektiğini, dava açıldığında sigortaya başvuru zorunluluğu olmadığını, dava açmakla birlikte sigortaya başvuru şartının gerçekleştiğini, birleşen İzmir 3. ATM'nin 2023/468 esas sayılı dosyası, İzmir 5. ATM'nin 2020/61 esas sayılı dosyasına ilişkin açılmış bir ek dava olduğunu bu dava ile bağlı olduğunu, ayrı bir kazaya ayrı bir poliçeye bağlı açılmış bir dava olmadığını, bu nedenle ... Sigorta yönünden, sorumlu olduğu tazminata işleyecek faiz tarihinin ilk davanın açıldığı 05/03/2024 tarihi olduğunu, yerel mahkemece 07/04/2023 tarihinde hesap bilirkişisinden alınan raporda, diğer davacıların 675.847,68 TL tutarındaki maddi zararın giderinden sorumlu olduğu şeklinde tespitlerin mevcut olduğunu, bu bilirkişi raporuna göre ek dava açıldığını, davalı tarafların kendilerini vekille temsil ettirdikleri gerekçesi ile takdir edilen vekalet ücretlerinin yasal mevzuata aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, plakası tespit edilemeyen siyah renkli aracın sebebiyet verdiği kazada, trafik lambalarının bulunmaması ve levhalarının yetersiz kalmasından dolayı idarenin kusurunun bulunduğunu, motosikleti kullanan ...'ın alkollü olduğunu, bu hususta raporların mevcut olduğunu, müvekkilinin kazanın hemen sonrasında yapılan alkol muayenesinde alkol almadığının tespit edildiğini, müvekkilinin hız sınırlarını aşmadığını, kaza esnasında motosiklet sürücüsü davalı ...'ın alkol oranının tespiti ve kusurunun araştırılması gerektiğini, kazada müvekkilinin herhangi bir kusuru ve kural ihlalinin bulunmadığını, kazanın oluşu ve davacının kazadaki yaralanması ile özellikle ikinci aşamadaki tedavisi arasındaki illiyet bağı bulunmadığını, davacı tarafça dava dilekçesinde, tedavi giderleri ve kazanç kaybına ilişkin talepte bulunduğunu, sürekli ve geçici iş gücü tazminatı talebinin bulunmadığını, asıl davada yer almayan taleplerin ek dava konusu yapılmasının mümkün olmadığını, davalı ...'nın ev hanımı olduğunu, çalışmadığını, kazanç kaybı olmadığından geçici iş göremezlik vs talepleri hakkının olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte hükmedilen tazminat miktarlarının ve tedavi giderlerinin fahiş olduğunu, davacının maluliyet yönünden istinafının bulunmadığını, bu nedenle hesaplama yapılmasının mümkün olmadığını, zarar görenin dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuruda bulunması gerektiğini, sigortaya başvuru yapılmadan dava açılması halinde davanın reddinin gerektiğini, kaza tarihinin 02/09/2013 ile ek davanın açıldığı tarih arasındaki sürede alacağın zaman aşımına uğradığını, ek davanın zaman aşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi açısından, tarafların sosyal ve ekonomik durumunun belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya içerisinde bulunan 07/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda, toplamda 1.244,00 TL tedavi giderlerinin içerisinde 1.285,00 TL ulaşım giderinin de bulunduğunu, ulaşım giderlerinin tedavi giderleri kapsamında olmadığını, belgelendirilmemiş masraflar olarak tanımlanan tedavi giderlerinin trafik kazası ile illiyet bağı olan ... ödeme sisteminde karşılığı olan faturası veya ödeme dekontu gibi bir belgeye dayanan giderler olarak değerlendirildiğini, müvekkili kurumun tedavi giderlerinden sorumluluğunun genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları ile sınırlı olduğunu, ayrıca karara esas raporda, kurum tarafından yapılan ödemelerin hesaplanan tutardan mahsup edilmediğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. Vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen İzmir 3. ATM'nin 2023/468 esas 2023/426 karar sayılı davasının başvuru şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğinden davanın usulden reddinin gerektiğini, birleşen iş bu davadaki taleplerin zaman aşımına uğradığını, yerel mahkemece çift poliçe teminatının kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, eski genel şartlara tabi bu dosyada TRH-PROGRESİF rant yöntemine göre hesaplama yapılmasını kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamında olmadığını müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının ev hanımı olduğunu, gelir getiren bir işte çalışmasının söz konusu olmadığını, tedavi müddeti boyunca mahrum kaldığı herhangi bir kazanç kaybı bulunmadığını, mahkemece davacının geçici iş göremezlik zararının bulunmadığının gözetilmesi gerektiğini, ulaşım ve yol giderleri gibi zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat taleplerinin, ZMSS Genel Şartları uyarınca poliçe teminatı dışında olduğunu, davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, trafik kazası nedeniyle kazanç kaybı, tedavi gideri ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davacı, davalı ..., davalı sigorta şirketi ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun yapılan incelemesinde; 6100 sayılı HMK.'nun 341-(2) maddesinde; "miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir" hükmü mevcuttur. Ayrıca, 6100 sayılı HMK.'nun Ek 1. maddesi 1. fıkrasında; HMK.'nun "341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların On Türk Lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz" hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında; HMK.'nun "341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır. Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2024 yılı için HMK.'nun 341-(2) maddesindeki kesinlik sınırı 28.250,00-TL olmuştur. Davalı yönünden istinaf incelemesine konu edilen kısım 2.244 TL olup, karar tarihi itibarı ile HMK.'nun 341-(2) maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altındadır. Bu durumda ilk derece mahkemesince verilen karar kesin niteliktedir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi ise sonuca etkili değildir. Buna göre; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.) Açıklanan nedenlerle; karar tarihi itibariyle miktar olarak kesin olan mahkeme kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı ve davalılar ... Sigorta ile ... vekillerinin istinaf başvurusunun yapılan incelemesinde; 1-) Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde hüküm, temyiz edenin aleyhine bozulamayacağı gibi, Yargıtayın temyiz eden tarafın lehine verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de temyiz eden tarafın bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Bu yasağa "aleyhe hüküm verme yasağı" denir. (KURU, Baki; İstinaf sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ağustos 2016, s. 739-740) Aynı durum, Bölge Adliye Mahkemesi kararları için de geçerlidir. Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır. ( Yargıtay 3. HD, 01.12.2021 tarih, 2021/3379 - 121289 E. - K. Sayılı ilamı) Somut olayda; mahkemece 2014/792 E. - 2017/613 K. ve 08.06.2017 tarihli ilam ile tedavi giderleri ve kazanç kaybı yönünden verilen hüküm davalılar ... ve ... tarafından istinaf edilmemiş olduğundan bu davalılar yönünden ilk hükümde tespit edilen söz konusu bedeller davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşturur. Mahkemece verilen ikinci hükümde, tedavi giderleri yönünden bu kural gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davacının istinaf başvurusu haklı görülmüştür. 2-) 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Davaya konu edilen kazada, davacının sağ bacağında oluşan kırık sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen giderilmesinin gerektiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın oluş biçimi, kazanın meydana geldiği olay tarihindeki paranın alım gücü, davalı yanın içine düşebileceği mali güçlükler ve manevi tazminatın yukarıda ifade edilen amacı da göz önünde bulundurularak davacı için takdir edilen manevi tazminatın hak ve nesafet kuralları çerçevesinde biraz az olarak belirlendiği görülmüş, bu konudaki davacı istinaf itirazları haklı bulunmuş, davalı istinaf itirazlarının ise reddi gerekmiştir. 3-) 2918 sayılı KTK’nın 109 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar” hükmüne, yine aynı maddenin 2 nci fıkrasında ise; “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir” hükmüne yer verilmiştir. Uygulamada ve doktrinde benimsendiği üzere söz konusu düzenlemenin amacı, tazminat sorumluluğunu gerektiren ve aynı zamanda ceza kanunlarına göre suç teşkil eden bir eylemin farklı zamanaşımı sürelerine tabi olması engellenerek adalete ve hukuksal güvenliğe aykırı sonuçların önüne geçilmesi düşüncesidir. Ceza (uzamış) zamanaşımının amacı, haksız fiil/suç mağdurlarını korumaktır. Ceza zamanaşımının tazminat davalarında uygulama yeri bulabilmesinin en önemli şartı, suç teşkil eden eylemle ilgili ceza zamanaşımı süresinin, tazminat alacağına ilişkin zamanaşımı süresinden daha uzun olmasıdır. Dolayısıyla, haksız fiil/suç mağduru bakımından 6098 sayılı ve 2918 sayılı Kanunlardaki 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerini kısaltacak şekilde bir yorum, kanunun getiriliş amacıyla bağdaşmaz. Öğrenmeden kasıt, zararın ve tazminat sorumlusunun öğrenilmesidir. Öğrenebilecek durumda olmak zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması için yeterli değildir. Zarar ve sorumludan hangisi daha sonra öğrenilirse zamanaşımı son öğrenme gününden itibaren işlemeye başlar. Ceza zamanaşımı süresi, 2 yıllık zamanaşımı süresinden uzun, 10 yıllık zamanaşımı süresinden kısa ise ceza zamanaşımı süresinin 10 yıllık süreye bir etkisi olmayacaktır. Burada zarar gören, zarar ve sorumlu kişiyi ne zaman öğrenmiş olursa olsun ceza zamanaşımı süresi içinde tazminat davası açabilecek, ancak on yıllık süre dolmamışsa, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl içinde dava açma hakkı korunacaktır. Örneğin, ceza zamanaşımı süresinin sekiz yıl olduğu bir olayda, zarar gören, zarar ve sorumlu kişiyi yedi yıl sonra öğrenmişse iki yıl içinde, dokuz yıl sonra öğrenmişse bir yıl içinde tazminat davası açmak zorundadır. Sonuç olarak, TBK’nın 60 ıncı ve TBK’nın 72 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 2918 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasının temel amacı gözden kaçırılmamalıdır. Bu amaç ise suç veya haksız eylemden zarar görenin menfaatini korumaktır. Bu itibarla, olay tarihinden itibaren işlemeye başlayan ceza zamanaşımı süresi dolmuş olsa dahi, anılan kurallar uyarınca, zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusunu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayan 1 ve 2 yıllık ve herhalde haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işlemeye başlayacak on yıllık zamanaşımı süresi içine tazminat davası açılabilir. (Yargıtay 4. HD, 28.12.2023 T., 2021/18154 E. - 2023/14263 K.; Yargıtay 4. HD, 30.10.2023 T., 2022/15142 E. - 2023/11539 K. ) Dava dosyasının incelenmesinde; davacının kaza nedeniyle meydana gelen iş gücü kaybı hususunda 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim tarafından düzenlenen 20/04/2015 tarihli raporda Sosyal Güvenlik Kurumu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre davacının %30,2 oranında meslekte kazanma gücünde azalma olmuş olacağı ve yine alınan 01/12/2015 havale tarihli ek rapora göre iyileşme süresinin 20 ay olduğu, mahkemece bu rapor esas alınarak hüküm tesis edildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/1694 Esas, 2019/1883 Karar ve 23/12/2019 tarihli kararına göre davacının dava konusu trafik kazası nedeniyle işgücü kaybı oranının kesin olarak belirlenmesi için kaza tarihinde yürürlükte bulunan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre alınacak rapor uyarınca karar verilmesi gerekirken yanlış yönetmelik hükümlerine göre alınmış maluliyet raporu uyarınca karar verilmesi doğru görülmeyerek kararın bozulduğu, mahkemece bozma sonrası Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan 19.10.2022 tarihli raporda; davacının %33,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı ve iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, bu rapor esas alınarak düzenlenen 07/04/2023 tarihli aktüer raporu uyarınca davacı zararının 675.847,68 TL olarak tespit edildiği, davacının bunun üzerine ek dava ile kalan kısmın tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu trafik kazasının 02.09.2013 tarihinde meydana geldiği, eylemin 5237 sayılı TCK’nın 89 uncu maddesi uyarınca taksirle yaralama suçunu oluşturduğu, aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davacının zararını mahkemece Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu'ndan en son alınan 19.10.2022 tarihli maluliyet raporu ile öğrendiği, bu tarihten itibaren 2 yıllık kısa zamanaşımı süresi dolmadan 07.06.2023 tarihinde birleşen davanın açıldığı gözetildiğinde; zararın öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde kazanın meydana geldiği tarihten itibaren de 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolmadığı anlaşıldığından davalıların bu yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. 4-) Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükme esas alınan aktüer ve adli tıp bilirkişi raporlarının somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, aktüer hesaplamanın Yargıtay içtihatlarından belirtilen hesaplama tekniğine uygun şekilde yapıldığı anlaşılmakla, açıklanan nedenlerle davalılar ... ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nun 353/1-b maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nun 341-(2) ve 346-(1) maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Davalılar ... ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nun 353/1-b maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 3-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜNE; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/61 Esas - 2024/55 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-1-b-2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE, "Asıl dava dosyası yönünden; 1-Tedavi gideri yönünden davanın kısmen kabulü ile; 22.974,70 TL tedavi giderinin tamamından davalılar ... ve ...'ın 02.09.2013 kaza tarihinden itibaren, davalı ... sigortanın ise 292,50 TL'sinden 05.03.2014 dava tarihinden itibaren, davalı ...'nın ise 2.244,00 TL'sinden 05.03.2014 dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere alınarak davacıya verilmesine, 2-Kazanç kaybı yönünden davanın kabulü ile 92.079,78 TL kazanç kaybının davalılar ... ve ... 02.09.2013 kaza tarihinden itibaren, davalı ... Sig. A.Ş. 05.03.2014 dava tarihinden itibaren yasal faizinden sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Manevi Tazminat yönünden manevi tazminat talebinin Kısmen Kabulü ile 20.000 TL manevi tazminatın 02.09.2013 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ait istemin reddine, 4-Maddi tazminat talebi yönünden; alınması lazım gelen 7.859,37 TL harçtan, peşin alınan 345,85-TL harcın ve ıslah ile alınan 394,26 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.119,26 TL'nin (tamamından ... ve ..., 6.309,95-TL'sinden ... Sigorta A.Ş., 153,29 TL'sinden ... sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, 5-Manevi tazminat talebi yönünden; alınması gerekli 1.366,20 TL harcın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Maddi tazminat yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 17.900-TL vekalet ücretinin (..., ..., ... Sigorta AŞnin tamamından, ... nın ise 2.244-TL'sinden sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Maddi tazminat yönünden davalı ... ve ... Sigorta AŞ kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine, 8-Manevi tazminat yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 9-Manevi tazminat yönünden davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 10-Davacı tarafından bozmadan önce 1.305,20-TL, bozmadan sonra 5.211-TL olmak üzere toplam 6,360,20-TL yargılama giderinin (5.034,95-TL'sinden davalılar ..., ..., ... Sigorta A.Ş. 122,31-TL'sinden davalı ... sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 11-HMK 333 md gereğince davacı tarafça peşin yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Birleşen İzmir 3.ATM'nin 2023/468 Esas - 2023/426 Karar sayılı dosyası yönünden; 1-Kazanç kaybı yönünden davanın kısmen kabulü ile, 583.475,40-TL kazanç kaybının tamamından davalılar ... ve ... 02.09.2013 kaza tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta AŞ (250.000-TL poliçe limiti ile sınırlı olduğundan asıl dosyada verilen miktarın mahsubu ile bakiye 157.920,22-TL olduğundan) 157.920,22-TL kısmından sorumlu olmak üzere birleşen dosya dava tarihi 07.06.2023 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Tekraren istenen ulaşım masrafı talebinin reddine, davacının fazlaya ait isteminin reddine, Tahsilde tekerrür oluşturulmamasına, 2-Alınması lazım gelen 39.857,20-TL harçtan, peşin alınan 1.999,73-TL harcın mahsubu ile bakiye 37.857,47-TL'nin (tamamından davalılar ... ve ..., 10.246,29-TL'sinden ... Sigorta AŞ sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 87.686,56 TL vekalet ücretinin (tamamından davalılar ... ve ..., 25.267,24 TL'sinden ... Sigorta AŞ sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalılar ... kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen kısım üzerinden hesaplanan 2.010,42-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan ilk masraf 2.205,23-TL, posta gideri 156-TL olmak üzere toplam 2.361,23-TL yargılama giderinden davanın red ve kabul oranına göre taktiren 2.353,12-TL'nin (tamamından davalılar ... ve ..., 634,69-TL'sinden ... Sigorta AŞ sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-HMK 333 md gereğince davacı tarafça peşin yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine," ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 4-İstinaf İncelemesi Yönünden Harç ve Yargılama Masrafları; a-İstinaf eden davalı ... harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, b-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince ilgili taraflara iadesine, Asıl dava yönünden; davacı tarafından yapılan istinaf başvuru harcı toplam 1.169,40 TL ve tebligat ve posta gideri 570,00 TL olmak üzere toplam 1.739,40 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Birleşen dava yönünden; davacı tarafından yapılan 1.169,40x2=2.338,80 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, c-Asıl dava yönünden davalı sigorta şirketi istinafında; alınması gerekli 6.463,23 TL istinaf karar harcının davalı sigorta şirketinden tahsili ile hazineye gelir kaydına, Birleşen dava yönünden davalı sigorta şirketi istinafında; alınması gerekli 10.787,53 TL istinaf karar harcının davalı sigorta şirketinden tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davalı ... Sigorta A.Ş. Tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, d-Asıl dava yönünden davalı ... istinafında; alınması gerekli 6.463,23 TL istinaf karar harcının davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Birleşen dava yönünden davalı ... istinafında; alınması gerekli 39.857,20 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 11.712,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 28.144,65 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, e-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, f-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, g-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/09/2024