İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2012/8984 E. 2011/411 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2012/8984
Karar No
2011/411
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/764 Esas KARAR NO : 2025/481 DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) DAVA TARİHİ : 11/09/2024 KARAR TARİHİ : 15/05/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... SİGORTA A.Ş nezdinde sigortalı olan sürücüsü davalı...'in sevk ve idaresindeki...plakalı aracın, 23/09/2023 tarihinde saat 11:00 sıralarında trafik kaza tespit tutanağında da görüldüğü üzere Koçyiğit sokak ile Doğu sokak'ın kesişiminde yer alan kavşakta müvekkilinin aracına çarptığını, davaya konu kazanın meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazası sebebiyle müvekkilinin aracı olan ... plakalı ... marka 2016 model aracın ön kısmında ciddi hasarlar meydana geldiğini, bu hasarlar ... Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.Ş. isimli yetkili ve resmi serviste onarıldığını ve fatura edildiğini, bu kaza nedeniyle davalı... Sigorta A.Ş. nezdinde sigortalı olan ... plakalı aracın sürücüsü %10 kusurlu olduğunu, davacı müvekkilinin aracının değer kaybına uğradığını belirterek davamızın kabulüne,fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla HMK'nun 107 kapsamından sonradan bilirkişi raporu ile belirlenecek olan dava değeri üzerinden artırım yapılmak üzere eksik harç tamamlanmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10.000-TL araç değer kaybının kaza tarihi olan 23.09.2023 tarihinden itibaren işlemeye başlamak üzere avans faizi yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte KTK 88. Maddesi uyarınca davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ... SİGORTA'ya davacı tarafa uygun bir şekilde başvurunun yapılmamasından dolayı davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, davanın kabul edilmesi durumunda davanın mahkemesinin görevli olmamasından dolayı görev yönünden itiraz edildiğini, davalı kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığı, kusur oranlarının sağlıklı ve hakkaniyetli olarak tespiti maksadıyla kusur bilirkişisine yeniden hesaplama yaptırılması gerektiğini, davacı aracın geliş istikametinde kaza yerinin hemen 2 metre önünde hız tümseği olmamasına rağmen hızını azaltmadığını, eşdeğer iki yolun kesiştiği kavşaklarda soldan gelen araçlar sağdan gelen araçlara yol vermek zorunda olduğunu, dava konusu aracın kaza sonucu tamir gören yerlerinin önceden tamir görüp görmediğinin, eğer gördü ise bunlar da göz önünde bulundurularak bir değer kaybı hesabı yapılması gerektiğini beyan ettiğini, bu nedenlerden dolayı öncelikle haksız davanın reddine, mahkemeniz aksi kanaate ise kazadaki kusur oranlarının tespiti ve gerçek değer kaybını belirlenmesi maksadıyla ayrı ayrı bilirkişiden rapor aldırılmasına; aksi halde kusur oranının hakim tarafından belirlenebileceği gerekçesiyle belirlenecek oranda indirim yapılarak belirlenecek rakam üzerinden hüküm kurulmasına, dava masrafları ve avukatlık masraflarının karşı taraf yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin İstanbul Mahkemesi olduğu, bu nedenden dolayı öncelikle mahkemenin yetkisine itiraz edildiğini, davacının dava dilekçesinde göstermiş olduğu delilleri somutlaştırması gerektiğini,...plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde... poliçe numarasıyla 26.06.2023-2024 tarihleri arasında sigortalandığını, dava konusu kaza 23.09.2023 tarihinde meydana geldiğini, kaza tarihi itibariyle ZMM poliçe limitleri maddi hasar araç başına 120.000,00 TL olduğunu müvekkili şirketin sorumluluğu her şekilde sigortalısının kusuru ve poliçe limitleri ile sınırlı olacağı, davalı şirket tarafından huzurdaki başvuruya dair hasar sebebi ile başvuru sahibine ait aracın kasko sigortacısına...Sigorta AŞ'ye 25.04.2024 tarihinde 91.091,35-TL rücuen tazminat ödemesi yapıldığını, davacının davayı ikame etmeden önce müvekkili şirkete usulüne uygun başvuruda bulunmadığını, bu sebeple huzurdaki başvurunun dava şartı yokluğu nedeniyle reddinin gerektiği, davacının aracının geçmiş hasar kayıtlarının incelenmesinin gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında trafik poliçesi limiti dahilinde olduğunu, davacının faiz talebinin yerinde olmasından dolayı reddinin gerektiğini belirterek öncelikle huzurdaki davanın usulden reddine, Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise yine izah olunan nedenlerle davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi talep etmiştir. Davalı...e dava dilekçesi ve duruşma gününün usulune uygun olarak tebliğ edildiği, davaya cevaplarını bildirmediği anlaşılmıştır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı tazminatı istemine ilişkindir. Davacı 23/09/2023 tarihli trafik kazasında ...plakalı aracın işleteni olup, davalı...plakalı aracın sürücüsü,... işleteni, sigorta şirketi ise aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyendir. KTK' nın 97. Maddesi gereği başvuru şartı incelendiğinde 21/11/2024 tarihli davacı vekili tarafından sunulan dilekçesinin ekinde yer alan belgelere göre davacı tarafından davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu görülmüştür. Zamanaşımı defi değerlendirildiğinde; 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Davaya konu trafik kazası 23/09/2023 tarihinde meydana gelmiş, olayın, maddi hasarlı trafik kazası olması nedeniyle, uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Bu itibarla, davaya konu talepler yönünden 2 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olup, dava dilekçesine konu edilen maddi tazminat taleplerinin, 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Kaza tarihinin 23/09/2023, dava tarihinin 11/09/2024 olduğu görüldüğünden davaya konu tazminatın 2 yıllık süre içerisinde talep edildiği görülmüştür. Davalı sigorta vekilinin yetki itirazı değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK.'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin 1. fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. ", Yine aynı Yasa'nın 16. maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalrda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır Ancak, HMK.'da kesin yetki halleri açıkça sayılmış olup, haksız fiile ilişkin davalardaki yetki, kesin yetki olmayıp, bir seçimlik yetkidir.Diğer taraftan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7.maddesinde ise "Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." ifadesine yer verilmiştir. Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman şeçme hakkı davalılara geçer. Somut olayda, rizikonun, yani kazanın İzmir ilinde gerçekleştiği, davacının yerleşim yerinin de İzmir olduğu görüldüğünden, HMK' nın 16. Maddesi uyarınca davacının davasını İzmir ilinde açarak yetkili mahkemeyi doğru olarak seçmiş olduğu anlaşıldığından, davalının yetki itirazına mahkememizce itibar edilmemiştir. Davalı ...Sigorta Anonim Şirketi' nin sorumluluğu değerlendirildiğinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesine göre “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”. Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3 maddesinde de “sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür." şeklinde sigorta şirketin sorumluluğunun kapsamı ifade edilmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası motorlu bir aracın kara yolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Kazaya karışan... plakalı araç 26.06.2023-2024 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk trafik sigortası ile davalıya sigortalıdır. Kaza 23/09/2023 tarihinde meydana gelmiş olup, risk periyodu içerisinde olduğundan davacının talep ettiği değer kaybı bedelinden davalı araç sürücüsünün kusuru oranında sigorta şirketi sorumlu olacaktır (Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD'sinin 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. ). Davalı... ve... 'in sorumluluğu incelendiğinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “ işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, yaşanan trafik kazasında davalı...plakalı aracın işleteni ve diğer davalı... aracın sürücüsüdür. Araç sürücüsü kendi kusurundan sorumlu olacak olup (TBK madde 49), işleten, sürücünün kusuru oranında yukarıda değinilen maddeye göre dava dilekçesi ile talep edilen maddi zarar kaleminden sorumlu olacaklardır. TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce bilirkişiden davacının maliki olduğu aracın tramer kaydı da celp edilerek kusur ve değer kaybı bedelinin belirlenmesi için rapor aldırılmıştır. Bilirkişi heyetinin 25/02/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre ; "KUSUR DAĞILIMI İLE İLGİLİ OLARAK: Davalı... 'in maliki olduğu,... plaka sayılı araç sürücüsü ...'in 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 46/a maddesinde belirtilen kuralları ihlal ettiği, kazanın oluşumunda tek erken olduğu, Davacının maliki olduğu, ...plaka sayılı araç sürücüsü ...'nin atfi kabil kusurunun olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır. DEĞER KAYBI BEDELİ İLE İLGİLİ OLARAK: Dava konusu aracın üzerinde yapılan onarım işlemleri ve geçmiş hasar kayıtları dikkate alındığında teknik olarak (hukuki değerlendirmesi Mahkemenizce yapılması kaydıyla) değer kaybı meydana geldiği, Aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değeri ile aracın tamir edildikten sonraki satış değeri arasındaki farka göre değer kaybı bedelinin 52.500,00 TL olduğu," şeklinde rapor sundukları görülmüştür. Bilirkişi tarafından değer kaybına ilişkin hesaplama; trafik kazası sebebiyle davacının malik olduğu araçta oluşan değer kaybının aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları ile önceki hasarları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki farka göre değerlendirme yapıldığından itiraz mahkememizce kabul edilmemiştir. Kaldı ki 6704 sayılı yasayla değişik 2918 sayılı KTK nun 90.maddesinde yer alan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olan hükümlerinden tarafı olmadığı zmms sözleşmesindeki şartların davacı açısından bağlayıcı olmaması ve Anayasa Mahkemesi'nin nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre 6704 Sayılı Kanunun 3.maddesiyle değiştirilen 90. maddesinin birinci cümlesinde yeralan “ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yeralan “ve genel şartlarda ’’ ibaresinin iptal edilmiş olması sebebiyle uygulanmayacağından hükme esas alınmıştır. Mahkememize sunulan bilirkişi raporu, açıkça itiraza uğramayan ve kolluk görevlileri tarafından tutulan kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğundan kusura ilişkin değerlendirme hükme esas alınmıştır. Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile araçtaki değer kaybı bedeli için talep ettiği 10.000-TL alacağını artırarak toplam 52.500.00-TL 'nin davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olacak şekilde, diğer davalılar ... ve...'den müştereken ve müteselsilen kaza tarihi olan 23/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Tüm bu nedenler ile;23/09/2023 tarihli çift taraflı trafik kazasında...plakalı aracın sigorta şirketi ve işeteni davalı sürücü... ' in kusuru oranında sorumlu olacağından, davalı ... ' in tam kusurlu olduğu ve davacının maliki olduğu araçta mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuna göre 52.500,00 TL değer kaybının bulunduğu, dava tarihinden önce davacıya ödeme yapılmadığı, ancak davacının kasko sigorta şirketine davalı ...a Sigorta A.Ş. tarafından 91.091,35 TL ödeme yapıldığı, yapılan ödeme sonucu davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limiti ile davacı vekilinin bedel arttırım dilekçesi nazara alınarak davanın kabulüne, kabul edilen maddi tazminat kalemine davalı sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda, diğer davalılar ise kaza tarihinde temerrüte düşeceğinden bu tarihten itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Arabuluculuk ücreti yönünden;6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar, sayılı ilamı aynı doğrultudadır.) Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davacı tarafça karşılanması gerekmektir (İzmir BAM 20. H.D. 2024/762 Esas, 2024/687 Karar, Yargıtay 4. H.D. 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar ). HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; -52.500,00 TL değer kaybı tazminatının davalı sigorta şirketinden (bakiye kalan 28.908,65 TL poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 10/04/2024 tarihinden diğer davalılar... ve ...' den ise kaza tarihi olan 23/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 3.586,27 TL karar ve ilam harcının yatan 1.153,60 TL peşin harç ve tamamlama harcından mahsubu ile eksik kalan 2.432,67 TL' nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalı sigorta şirketi 1.339,52 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) Hazine'ye irat kaydına, 3-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 1.153,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 1.031,50 TL posta ve diğer giderler ile 7.000,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 9.612,70 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalı sigorta şirketi 5.293,14 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) davacıya verilmesine, -Davalı sigorta şirketi tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderinin davalı sigorta şirketi üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalı sigorta şirketi 28.908,65 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) davacıya verilmesine, 5-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına, 6-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/05/2025 Katip ... E imza Hakim...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2012/8984, K. 2011/411, T. 26.06.2023, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2012-8984-e-2011-411-k-5ce1b17bf28a