Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2014/771 E. 2015/126 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2014/771
Karar No
2015/126
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/1542 KARAR NO: 2025/554 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 11/01/2022 NUMARASI: 2017/828 Esas - 2022/15 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 24/03/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nın 10/10/2013 tarihinde Acıbadem Caddesi üzerindeki postanenin önünde minibüsten inip park halinde duran aracın yanında karşıdan karşıya geçmek için beklediği sırada, karşı şeritten gelen ve orta refüjün üstünden kendisine doğru adeta uçarak gelen ... plakalı araç ile park halindeki ... plakalı araç arasına sıkışarak yaralandığını, olaya sebebiyet veren asli kusurlu aracın ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç olduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunu, ...'un da tali kusurlu olduğu hususunun, İstanbul Anadolu 63. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/771 E. ve 2015/126 K. sayılı dosyası ile kararlaştırılmış olduğunu, kazaya ... idaresindeki ... plakalı aracın sebebiyet verdiğini, kazadan beri davacı ...'nın çalışamadığını, bedensel zararları nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, kaza nedeniyle davacının eşi ve çocuğunun da etkilendiğini, kazaya karışan araçların davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi bulunduğunu belirterek şimdilik davacı ... için 10.000,00 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat, davacı ...'nın eşi ... için 15.000 TL, çocuğu ... için 15.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 80.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile davacı ... için maddi tazminat talebini 143.974,39 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın davalı nezdinde trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalı şirketin sorumluluğunun 250.000,00 TL limitle sınırlı olduğunu, davacının manevi tazminat taleplerinden davalının sorumlu olmadığını, davacının kalıcı sakatlığı olup olmadığının tespitinin gerektiğini, geçici iş göremezlik ve tedavi giderlerinden davalı şirketin sorumlu olmadığını, davacının faiz talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce davalı şirkete başvuru yapılmadığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, manevi tazminat talebinin teminat kapsamı dışında olduğunu, davalının tedavi ve bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını, davalının sorumluluğunun teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davacının faiz talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının ... plakalı araçla trafik kurallarına uyarak hareket ettiğini, özen ve dikkat yükümlülüğüne uymasına rağmen kazanın gerçekleştiğini, kusur oranının kesinleşmesi ve zararın ortaya çıkması gerektiğini, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, sigorta ödemelerinin talep edilen tutardan düşülmesi gerektiğini belirtmiş; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacı ...'nın (boşanmadan önceki soyadı ...) uğramış olduğu bedensel zararlar için hesaplanan 6.811,40 TL geçici iş göremezlik zararı, 134.232,89 TL sürekli iş göremezlik zararı, 2.930,10 TL bakıcı / tedavi gideri olmak üzere 143.974,39 TL toplam maddi tazminatın davalılar ..., ..., ..., ... için 10/10/2013 kaza tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta ve ... Sigorta için dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, davacıya ödenmesine, ... manevi tazminat davasının kısmen kabulüne; 30.000,00 TL manevi tazminatın 10/10/2013 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... tarafından davalı ... Sigorta ve ... Sigorta aleyhine açılan manevi tazminat davasının reddine, davacı ... tarafından davalılar ..., ..., ..., ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne; 10.000,00 TL manevi tazminatın 10/10/2013 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacı ... tarafından davalı ... Sigorta ve ... Sigorta aleyhine açılan manevi tazminat davasının reddine, davacı ... tarafından açılan manevi tazminat davasının reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... vekili ve katılma yolu ile davalılar ..., ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, müvekkili sürücüye söz konusu kaza nedeniyle kusur izafe edilmesi ve bu suretle hazırlanmış olan bilirkişi raporları uyarınca karar verilmesinin mümkün olmadığını, dosya içerisine girmiş olan ve trafik polislerince kaza yerinde düzenlenmiş olan kaza tespit tutanağında da görüldüğü üzere ... plakalı araç sürücüsünün kazada tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, yerel mahkemece bu hususun dikkate alınmayarak ceza yargılaması sonucu alınmış olan ve müvekkilini %25 kusurlu bulan raporun dikkate alınarak bu rapor uyarınca hesaplama yapılmasının gerçeğe ve hukuka aykırı olduğunu, hukuk hakiminin, ceza hakiminin kusur değerlendirmesi ile bağlı olmaması gerektiğini, Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen malüliyet oranının tıbbi veriler doğrultusunda denetlenebilir olması gerektiğini, geçici iş göremezlik süresi için hesaplanan tazminattan ve bakıcı/tedavi giderlerinden müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bu hususta sorumluluğun tamamen sosyal güvenlik kurumuna ait olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalılar ... ve ... vekili katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesi vermişlerdir. Ancak HMK'nın 347. maddesine göre istinaf dilekçesi, kararı veren mahkemece karşı tarafa tebliğ olunur. HMK'nın 348. maddesine göre ise istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir. Anlaşılacağı üzere katılma yolu ile istinaf kararı tarafa tanınmış bir hak olup davalının, diğer davanın istinafına karşı katılma yolu ile istinaf hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle Davalılar ... ve ... vekilinin katılma yolu ile istinaf talebi değerlendirme konusu yapılmamıştır. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 10/10/2013 günü saat 09.20 sıralarında ... Sokak üzerinden gelip Acıbadem Caddesi'nde sol tarafına dönüş yapmak isteyen davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili ile Acıbadem Caddesi üzerinde gidiş istikametine göre sağ tarafından gelen, Küçük Çamlıca istikametinden Kadıköy istikametine seyir halinde olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobille çarpışmasının ardından ... plakalı otomobilin sol tarafında bulunan orta refüjü aşarak bölünmüş yolun karşı istikamet platformu üzerinde bulunan davacı yaya ...'a çarparak yayanın yol üzerinde park halinde olan ... plaka sayılı kamyonet ile ... plaka sayılı otomobilin arasına sıkışması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş ve tıbbi olarak denetlenebilir olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olan işleten sürücü ve ile ZMMS poliçesi ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalı sürücünün de geçici iş göremzelik zararlarından sorumluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle davalı Cevat vekilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğunun sona erdiği ve bu zarardan SGK'nın sorumlu olduğuna ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). Ceza Mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunda, "... sürücü ...'ın asli kusurlu olduğu, Sanık sürücü ...'un tali kusurlu olduğu, Mağdur yaya ...'ın kusursuz olduğu" bildirilmiştir. Mahkemece alınan kusur raporunda sürücü ...'ın asli ve %75 oranında, sürücü ...'un tali ve %25 oranında kusurlu olduğu, mağdur yaya ...'ın kusursuz olduğu belirlemesi yapılmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078 E. - 2022/10550 K. sayılı kararları). Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay HGK'nun 11/10/1989 gün ve E:1989/11-373, K:472, 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) 6098 s. TBK'nın 74. maddesi gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin "hukuka aykırılığını" ve "illiyet bağının varlığını" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar. Ceza Mahkemesince, "..sanık ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile seyir halinde iken ... mah. ... sokaktan acıbadem caddeye doğru sola dönerken acıbadem caddeden kadıköy istikametine giden diğer sanık ...'un yönetimindeki ... plakalı sayılı araçla çarpıştığı, çarpmanın etkisiyle sanık cevat karakurt'un ... plakalı aracının orta refüje çıkarak karşı şeritte karşıdan karşıya geçmek için bekleyen mağdur funda candaş'a çarptığı, mağdur ...'ın hayati tehlike geçirecek ve vücutta kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, bu şekilde sanıkların üzerine atılı suçları işledikleri anlaşılmış olmakla, trafik ihtisas dairesi, bilirkişi raporlarında sanık ...'ın kazada asli kusurlu olduğu, sanık ...'un kazada tali kusurlu, mağdur ...'ın kusursuz bulunduğu,..." gerekçesi ile karar verilmiştir. Mahkemece verilen para cezası sanık sürücü ... yönünden temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Sanık ... yönünden ise temyizde onama kararı ile kesinleşmiştir. Gerek öğretide gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.01.1975 gün ve E:1971/T-406, K:1975/1; HGK'nun 23.01.1985 gün ve E:1983/10-372, K:1985/21; HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları). Somut olayda Ceza Mahkemesi kararına esas alınan olayın meydana geliş şekline ilişkin maddi vakıa kesinleşmiştir. Mahkemece alınan kusur raporunda Ceza Mahkemesinde kesinleşen maddi olgu esas alınarak kusurun belirlendiği, hükme esas alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Bu nedenlerle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalılar ..., ... vekilinin katılma yolu ile istinaf talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Alınması gereken 12.567,30 TL harçtan peşin alınan 3.141,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.425,48‬ TL harcın davalı ...'tan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davalılar ... ile davalı ... tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar harcının iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.24/03/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2014/771, K. 2015/126, T. 27.04.2011, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2014-771-e-2015-126-k-7a71a7a052df