Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2014/17645 E. 2017/1204 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2014/17645
- Karar No
- 2017/1204
- Karar Tarihi
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1695 KARAR NO : 2024/1687 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/06/2022 (Karar) NUMARASI : 2020/400 Esas, 2022/394 Karar DAVA : İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... nolu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi sigortalısı olan davalı şirketin maliki olduğu ... plakalı kamyon, 08.08.2010 tarihinde ehliyetsiz sürücü ... sevk ve idaresinde iken ...- Erzurum yolu üzerinde seyir halinde iken bakım evi önünde uçuruma yuvarlanması sonucu ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrasında sürücü ...'nin vefat ettiğini, kaza sonrası trafik ekiplerince tutulan kaza tespit tutanağına göre kazanın oluşumunda ... plakalı aracın sürücüsü ...’nin asli ve tek kusurlu, olduğunun ve ehliyetsiz olduğun tespit edildiğini, müteveffa ...’nin mirasçılarının mahkemenin 2016/...esas sayılı dosyasıyla müvekkili şirket aleyhine ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı davası açıldığını, dava 2017... karar sayılı karar ile sonuçlandığını ve müvekkil şirketçe tazminat ödenmesine karar verildiğini, kararın davacı tarafça Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2018/... esas sayılı dosyasıyla icraya konulduğunu, 15.01.2018 tarihinde 201.892,06-TL müvekkili şirketçe icra dosyasına banka aracılığıyla ödendiğini, Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2019/... esas sayılı dosyasıyla rücuen tazminat talepli icra takibi yapıldığını, davalı borçlu bu icra takibine itiraz ettiğini ve icra takibinin durdurulduğunu, Erzurum .... İcra müdürlüğünün 2019/... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazlarının iptali ile takibin devamını, davalının asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffa, şirket yetkililerinin bilgisi ve izni olmadan kazaya karışan ... plaka sayılı aracı kullanmak suretiyle şantiyeden ayrıldıktan sonra kaza meydana geldiğini, kendisinin iş tanımında araç kullanma söz konusu olmadığını, sadece araçlara ait bakım, tamir ve onarımdan sorumlu olduğunu, somut olayda kazanın 08/08/2010 tarihinde vuku bulduğunu, huzurdaki dava 03/11/2020 tarihinde ikame edildiğinin, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı 3. Kişiye 15/01/2018 tarihinde ödeme yapılmış ise de söz konusu dava açılış tarihi itibari ile de rücu talebi yönünde kanunda öngörülen 2 yıllık süreden sonra ikame edildiğini, açıklanan nedenlerden dolayı zamanaşımı defi nedeniyle davanın usulden reddini, sürücünün ağır kusuru ile olduğunu, araçtaki bir bozukluk yada işletenin yada eylemlerinden sorumlu olduğu bir kişinin olayda kusuru söz konusu olmadığını, haksız ve kötüniyetli olarak takip yapan davacı şirket aleyhine % 20'den az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerine bırakılmasını savunmuştur. YEREL MAHKEME KARARI; Mahkemece, "... Dosya gerçek zararın hesaplanabilmesi aktüerya bilirkişisine tevdii edilmiş, İtirazın iptali talebine konu Erzurum ...İcra Dairesi'nin 2019/... Esas sayılı takip dosyasında rücuen talep edilen miktarın hak sahiplerine ödenen toplam 175.000,00-TL tazminat ile 26.892,06-TL fer'ileri olmak üzere toplam takip asıl alacağının 201.892,06-TL olduğu, bu miktara ödeme tarihi olan 15.01.2018 ile takip talep tarihi olan 06.09.2019 tarihine kadar işlemiş 29.819,18-TL yasal faiz olmak üzere toplam takip çıkışının 231.711,24-TL olduğu, toplam takip çıkışının dosya kapsamına ve yapılan hesaplamalara uygun, yerinde olduğu tespit edildiği, takibin aynı tutarlar ile devamına karar verilebileceği hususunda görüş bildirildiği görülmüş tüm dosya kapsamına göre her ne kadar davalı vekili, müvekkilinin aracı tamir için müteveffaya bıraktığını beyan etmişse de bu hususa dair müteveffanın ustalık belgesinden başka bir delil sunulmadığı, kaldıki cevap dilekçesinde şantiyedeki araçların, tamir için işyerine gitmesinin külfetli olacağından bakım ve onarımın şantiyede araçların başında yapıldığını, davalının araçlar üzerindeki hakimiyetini tamir esnasında uzun süreli kaybetmediği, davalının aracı sürücüye tamir için bıraktığı ispatlanamadığından davalının araç üzerinde hakimiyetinde kopukluk olmadığı ve işleten sıfatıyla sorumluluğunun devam ettiği anlaşılmıştır. Sigortacı; ZMSS kapsamında ödediği tazminatı, zarara neden olan sigorta ettirenden, halefiyet prensibi gereğince, ZMSS Genel Şartları B.4. hükmünde belirtilen durumlardan herhangi birisi varsa geri alabilir. ZMSS Genel Şartları’nın B.4. maddesinde sayılan ve sigorta şirketine rücu imkânı veren nedenler, tazminatı gerektiren olayın, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş olması ve tazminatı gerektiren olayın, aracın KTK hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan kimseler tarafından sevk edilmesi sonucunda meydana gelmiş olması olup dava konu kazada işletenin yetersiz ehliyetli sürücüye aracı kullandırması durumunda ZMMS kapsamında ödemiş olduğu tazminatı halefiyet prensibi gereğince talep edebileceği, dosya kapsamında alınan hesap raporunda talep edilen tutarın gerçek zarara uygun olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. " gerekçesiyle "Davanın kabulü ile, Erzurum ..İcra Müdürlüğünün 2019/...Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile, takibin 201.892,06-TL asıl alacak, 29.819,18-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 231.711,24-TL üzerinden devamına, Asıl alacağın %20'si olan 40.378,41-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF İTİRAZLARI: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müteveffanın, şirket yetkililerinin bilgisi ve izni olmadan kazaya karışan ... plaka sayılı aracı kullanmak suretiyle şantiyeden ayrıldıktan sonra kaza meydana geldiğini, kendisinin iş tanımında araç kullanma söz konusu olmadığını, sadece araçlara ait bakım, tamir ve onarımdan sorumlu olduğunu, somut olayda kazanın 08/08/2010 tarihinde vuku bulduğunu, huzurdaki davanın 03/11/2020 tarihinde ikame edildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı 3. kişiye 15/01/2018 tarihinde ödeme yapılmış olmasına rağmen söz konusu davanın açılış tarihi itibari ile de rücu talebi yönünden kanunda öngörülen 2 yıllık süreden sonra ikame edildiğini, açıklanan nedenlerden dolayı zamanaşımı defileri nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, KTK'nın 104. maddesi uyarınca tamir için bırakılan araçla tamircinin kaza yapması halinde kaza anında malikin araç üzerindeki hakimiyeti bulunmadığından işleten sıfatı olmayacağını ve kaza sonucu meydana gelen zarardan da sorumlu tutulamayacağını, bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, müteveffa ...'nin görev tanımı dışına çıkarak tamamen kendi inisiyatifi ile davalı şirket yetkililerinin bilgisi ve muvafakati dışında onraım yapmaya çalıştığı aracı deneme sürüşüne çıkardığını, araç malikinin aracın tamiri süreci tamamlanıncaya kadar aracın başında beklemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mahkemenin "davalının araç üzerindeki fiili hakimiyetini kaybetmediği" varsayımının pratiği olmayan ve hukuken korunabilecek bir bakış açısı olamayacağını, davalı şirketin onlarca araçtan oluşan makine parkına sahip olduğunu, her arızalanan makinenin araca yüklenerek tamir servisine götürülmesinin fiilen imkansız olduğu gibi, yaşam pratiklerine de aykırı olduğunu, onarım için davet edilen her bir ustanın başına ayrı bir şirket yetkilisi koyup onu denetlemenin imkansız olduğunu, her davada davacı iddiasını ispatlamak zorunda iken, somut olayda kurtuluş beyyinesine davalının maruz kalmasının da hukuki olmadığını, davacı tarafın iddiası dışında hiçbir delil sunamadığını, yerel mahkemenin davalının delil sunamadığını varsaydığını, cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmalarına rağmen mahkemece tanıklarının dinlenilmediğini, delilleri toplanmadan karar verildiğini, müvekkilinin meydana gelen kazada kusurunun olmadığını, mahkemece alacağın likit ve tartışmasız olduğu gerekçesiyle müvekkili aleyhine inkar tazminatına hükmedilerek çelişkiye düşüldüğünü, kaldı ki gerekçeli kararda inkar tazminatına hükmetme sebebinin de tartışılmadığını, sadece hüküm fıkrasında bir cümle yazıldığını, tüm bu nedenlerle tehir-i icra taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, trafik kazası sebebiyle ödenen maddi tazminatın rücuan tazmini istemine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekili dava dilekçesinde müvekkili şirketin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi sigortalısı olan davalı şirketin maliki olduğu kamyonun, ehliyetsiz sürücü ... sevk ve idaresinde iken ...- Erzurum yolu üzerinde seyir halinde olduğu sırada bakım evi önünde uçuruma yuvarlanması sonucu ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrasında sürücü ...'nin vefat ettiğini, kaza tespit tutanağına göre ...’nin asli ve tek kusurlu olduğu ve ehliyetsiz olduğunun tespit edildiğini, kaza sonrası müteveffa sürücü ...’nin mirasçılarına mahkeme kararı ile hüküm altına alınan destekten yoksun kalma tazminat miktarını müvekkili şirketçe icra dosyasına ödendiğini, sonrasında icra dosyası ile rücuen tazminat talepli icra takibi yapıldığını iddia ederek itirazın iptalini talep ettiği, davalı vekili cevap dilekçesinde müteveffanın, şirket yetkililerinin bilgisi ve izni olmadan kazaya karışan aracı kullanmak suretiyle şantiyeden ayrıldıktan sonra kaza meydana geldiğini, sadece araçlara ait bakım, tamir ve onarımdan sorumlu olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, ileri sürerek davanın reddini ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, davacının mahkeme kararı ile hüküm altına alınan tazminat miktarını icra kanalıyla dava dışı şahıslara ödeme tarihinin 15.01.2018 olmasına, uyuşmazlığa konuda davanın dava tarihinin 03.11.2020, icra takip takip tarihinin 06.09.2019 tarihi olmasına, 6098 sayılı TBK'nın 154. Maddesi gereğince icra takibine başvurulmasının zamanaşımını kesen sebeplerden sayılmasına. icra dosyasında borcun tahsiline ilişkin her işlemde zamanaşımını süresinin kesilerek yeniden işlemeye başlamasına, somut olayda ise icra takip dosyasında yapılan son işlemin 25.09.2019 tarihli olduğu dolayısıyla 25.09.2019 tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımının yeniden işlemeye başlamasına göre 25.09.2021 tarihinde zamanaşımının dolacağı, davacının da yeniden başlayan 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde 03.11.2020 tarihinde somut davayı ikame etmesine, 2918 sayılı KTK'nın 109/4 maddesinde trafik kazası nedeniyle mali sorumluluğu bulunan tarafların ödemiş oldukları tazminatın asıl sorumlulurına rücu için özel olarak düzenlenen motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu haklarının, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrayacağına (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2014/17645 E. 2017/1204 K.) ilişkin düzenlemeye istinaden davacının icra takip tarihi itibariyle rücu hakkının zamanaşımına uğramamasına (Dairemizin 2021/524 E. 2023/801 K. Sayılı emsal kararı) göre; davalı vekilinin aşağıda belirtilenler dışındaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. 2918 sayılı KTK'nın 104. maddesi uyarınca, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişiler, gözetim, onarım, bakım, veya buna benzer amaçlarla kendilerine bırakılan araçların neden olduğu zararlardan dolayı, işleten gibi sorumlu tutulmuşlardır. Bu şekilde oluşan zararlardan, aracın asıl işleteni veya o araç için trafik sigorta sözleşmesini yapan sigortacının sorumlu olmayacağı da açıkça belirtilmiştir. Aynı madde hükmünde ayrıca, bu gibi mesleki faaliyette bulunanların, kendilerine teslim edilen araçların yönetmelikte gösterilen biçimde defterini tutmakla, maddenin ikinci fıkrasında da bu meslek sahiplerinin kendilerine teslim edilen motorlu araçların tümünü kapsayacak şekilde trafik sigortası yaptırmakla yükümlü tutuldukları açıkça belirtilmiştir. Kanunda mesleki faaliyetin kapsamına göre bir ayrıma gidilip gidilemeyeceği konusunda açıklık yoksa da, mesleki faaliyette bulunan teşebbüsün az veya çok organize olması aranmalıdır. Zira kanun, bu çeşit teşebbüs sahiplerinin işleten gibi sorumlu olacağını kabul ederken, zarar görenlerin en az araç maliki gerçek işletenler (ya da sigortacıları) karşısında olduğu kadar güvence altında olacaklarını varsaymıştır. Bu nedenle teşebbüsün, aracın zarara neden olacak biçimde usulsüz kullanımlarını önleyecek şekilde düzenlenmiş olup olmadığı, benzer işyerlerinin normal çalışma düzenleri, teşebbüsün mali gücü, bırakılan araçları özel deftere kaydedip kaydetmediği ve trafik sigortası yaptırıp yaptırmadığı gibi hususlar üzerinde durularak bir değerlendirme yapılmalıdır. Ekonomik gücü zayıf, düzensiz, basit yerlerin ne araç ne de zarar görenler için bir güvence olamayacağı gözardı edilemez. Ayrıca, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüs sahiplerinin işleten gibi sorumlu tutulabilmeleri için, araç üzerindeki hakimiyetin eylemli olarak teşebbüs sahibine geçmesi gerekir. Bu durum, her somut olayın özelliğine göre ayrı değerlendirilmelidir. Kısa süreli basit onarımlar gibi kesinlikten uzak, duraksamalı durumlarda, hakimiyetin geçtiği kabul edilmemelidir. Zira, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişilerin işleten gibi sorumlu tutulmalarının nedeni, bunların motorlu araç üzerindeki fiili hakimiyetin kesin olarak sahibi bulunmalarından kaynaklanmaktadır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/5436 E. 2021/8806 K.) Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İlk derece mahkemesi tarafından, davalının araçlar üzerindeki hakimiyetini tamir esnasında uzun süreli kaybetmediği, davalının aracı sürücüye tamir için bıraktığı ispatlanamadığından davalının araç üzerinde hakimiyetinde kopukluk olmadığı ve işleten sıfatıyla sorumluluğunun devam ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişilerin işleten gibi sorumlu tutulmaları için, öncelikle bu yerin yukarıda belirtilen şekilde teşkilatlanmış, güven veren bir tamirhane olması, aracın fiili hakimiyetinin de kesin olarak tamirhaneye geçmesi gerekmektedir. Kısa süreli tamiratlar, bu şekilde bir terk iradesini göstermez. Açıklanan nedenlerle; aracın tamirdeyken davaya konu kazayı yaptığına dayanan ve bu hususu usulünce ispat etmesi halinde, KTK'nın 104. maddesi ve ZMSS Genel Şartları gereği hukuki sorumluluktan kurtulacak olan davalının ispat yükü altında olduğu dikkate alınmak suretiyle, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/... soruşturma nolu dosyasının aslının dosya içerisine kazandırılarak, soruşturma dosyasındaki tanık beyanları ve diğer deliller ile davalı tarafça süresi içerisinde bildirilen tanıkların dinlenerek, dava konusu zarara neden olan aracın tamir için dava dışı tamirhane sahibi müteveffa ...'in tamirhanesine bırakılıp bırakılamayacağı ve aracın hangi tamirat için (ve ne kadar süreyle) tamirhane sahibi müteveffa ...'e teslim edildiği tespit edildikten sonra, tamirhane sahibi dava dışı üçüncü kişi olan müteveffa ...'in işleten gibi sorumlu olup olmayacağının, diğer bir deyişle, davacı sigortacının ve davalının sorumluluğunun devam edip etmediğinin, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda yeniden değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Kabule göre de; 2709 sayılı 1982 Anayasasının Madde 141/1-3 f. " Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." Anayasanın 141/3. maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK’da da yer verilmiştir. HMK'nın 297. maddesine göre, hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK’nın 298/2. maddesinde ise “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz” hükmü düzenlemiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “Yasanın anladığı anlamda oluşturulacak hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların bu dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur”. Bu kapsamda somut davada yapılan değerlendirmede mahkemece; davanın kabulü ile davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmiştir. Mahkemenin gerekçesinde hüküm altına alınan icra inkar tazminatının hangi hukuki sebeplerle kabul edildiğinin hiçbir şekilde gerekçede açıklanmamış olması yerinde görülmemiştir. HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde "...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda; yukarıda ayrıntılı biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının reddine. 2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına, 5-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE, 6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere ...tarihinde oy birliğiyle karar verildi.