Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2006/7446 E. 2013/145 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2006/7446
- Karar No
- 2013/145
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1065 Esas KARAR NO: 2024/1896 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2021/601 Esas - 2022/218 Karar TARİH: 31/03/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 28/11/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin borçlu şirkete 19.10.2020 tarihinden 31.03.2021 tarihine kadar mal tedarik ettiğini, müvekkili şirket tarafından söz konusu malların satış faturaları düzenlendikten sonra son dönemlerde davalı borçlunun müvekkili şirkete malların bedelini ödemediğinden ticari ilişkinin sona erdirildiğini, cari hesap alacağına istinaden 113.499,38 TL tutarında kalan borcun ödemesi adına davalı-borçlu aleyhine Beykoz İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya ile takip başlatıldığnı, davalı borçlu tarafından takibe haksız olarak itiraz edildiğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, davalının müvekkili aleyhine takibe konu olan cari hesap alacağı için iade faturası düzenlediğini, müvekkili şirket tarafından haksız ve kötüniyetli olarak hazırlanan iade faturasına ilişkin olarak Büyükçekmece ... Noterliğinin 14.09.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile faturaya itiraz edilerek iade edildiğini, tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davalının itirazında haksız olduğunun açıkça görülecğini belirterek davalı borçlu tarafından yapılan borca, borç kaynağına, takibe, ferilerine ve faize yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, dava sonunda haksız bulunacak olan davalı-borçlunun %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri, arabuluculuk ve dava vekalet ücretinin davalıya tahmili yönünde karar verilmesini talep ettikleri ile dilekçeleri ekindeki Arabuluculuk Son Tutanağı, Cari Hesap Ekstresi, Faturalar, İhtarname, İade Faturası, Vekaletname görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Tebligatın usulsüz olduğunu, Beykoz İcra Dairesinin ... E. Takip sayılı dosyasına dayanak yapılan taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinde geçen davacıya ait faturalara konu bir kısım malların davalı müvekkiline teslim edilmediğini, davacının faturalarında geçen bu malların çeşitli oyalamalarla fiziki olarak teslim edilmediği için davalı müvekkilinin 09.09.2021 tarihli ve ... numaralı iade faturasını kestiğini, davacının davalının kestiği iade faturasını müvekkiline iade etmesinin bir kıymeti olmadığını, davacının iade faturalarına konu malları davalı müvekkiline teslim etiğini usulen kanıtlaması gerektiğini davanın reddini talep ettiklerini, takip öncesi işlemiş faizin dayanağının olmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri ile dilekçeleri ekindeki İade Faturası ve Vekaletname görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 31/03/2022 tarih ve 2021/601 Esas - 2022/218 Karar sayılı kararında; "Dava, açık hesap ilişkisine dayalı genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası fiziken celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. Davacının ticari defterlerinde yapılan incelemeye göre 04/06/2021 takip tarihi itibariyle davalının 113.499,38 TL borçlu olduğu, Davalının bağlı bulunduğu Beykoz Vergi Dairesinden alınan 28/09/2021 tarihli yazı ekinde bulunan BA formlarının incelenmesinde; 2020-2021 dönemlerinde davacı ... Plastik İth. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti den mal veya hizmet alımı yaptığını ilgili vergi dairesine bildirdiği anlaşılmıştır.Mahkememizce 22/12/2021 günü yapılması istenilen defter incelemesine davalı vekilinin hazır olmadığı duruşma olan 1 nolu celsede karar verildiği, davalı vekiline duruşma zaptının tebliği ile inceleme gün ve saati ihtar edildiği, davalı şirketin ticari defterleri dosyaya ibraz edilmediği gibi dava dosyasına ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişiyi bildirilmediği, 6100 sayılı Hmk'nın 222/3. maddesinde, 28/07/2020 tarihli resmi gazetede yayımlanan 7251 sayılı kanunla ticari defterlerin sunulmamasına ilişkin 23. madde ile değişiklik yapılmış ve ticari defterlerin davalı tarafından sunulmaması halinde davacının ticari defter kayıtlarının lehine delil olacağı belirtildiği, davalı tarafından düzenlenmiş olan söz konusu takibe konu faturalara 8 gün içinde itiraz edildiğine dair dosyaya bir bilgi veya belge kazandırılmadığı, davalı şirket tarafından davacıdan 2020-2021 yıllarında 4 adet belge ile KDV hariç 308.215,00 TL tutarında belge ile mal veya hizmet alımı yapıldığını bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirildiği, böylece bilirkişi davacı tarafın ticari defterleri ve vergi dairelerinin mahkememize göndermiş olduğu taraf BA-BS formalarının incelenmesi neticesinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan (taleple bağlı kalınarak) 113.499,38 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, form BA-BS beyannamelerinden davalının davacıdan fatura alarak kayıtlarına intikal ettirmesi karşısında artık ispat yükünün davalı tarafa geçmiş olduğu ve aksinin dosya kapsamı itibariyle ispat edilemediği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu ,2012/19-599 E. ve 2013/145 K. Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir. Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2006/7446 E. ve 2007/741 K. Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir."gerekçesi ile, '' Davanın KABULÜNE; davalı tarafından Beykoz İcra Dairesinin ... sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 113.499,38 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin 208,34 TL faiz hakkında talepte bulunulmadığı anlaşılmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından kabul edilen asıl alacak olan 113.499,38 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının dayandığı faturalara konu malların satışına dair taraflar arasında bir satış akdi olmadığını, yargılama aşamalarındaki beyanları ile bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlarında davacının fatura konusu malları müvekkili şirkete teslim etmediğini savunduklarını; yerel mahkemeden, davacının mal teslim belgesi olan irsaliyesini dosyaya sunmasını talep ettiyseler de, yerel mahkemenin bu taleplerini hiç dikkate almadığını, bilirkişi raporuna ... İş Emri Numarası üzerinden 16.02.2022 tarihinde yaptıkları itirazlarına ise kararda hiç yer verilmediğini; mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporuna yaptıkları itirazları neden reddettiğini ve bilhassa bu itirazlarına esas teşkil eden savunmalarını ispatlar nitelikteki emsal içtihatların olaylarına neden tatbiki kabil olmadığını tatminkar bir şekilde karar gerekçesinde açıklaması gerektiğini, Uyap üzerinden yaptıkları kontrollerde ... İş Emriyle gönderdikleri mezkur bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinin ise sistemsel bir hata sebebiyle açılamadığını fark ettiklerini; hakimin itirazlarını incelemediği kanaatinde olduklarını, Yerel Mahkemenin gerekçesinde esas aldığı TTK md. 21/2'de geçen, faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde fatura münderecatının kabul edildiği kanuni karinesinin, akdin inkar edilmediği hallerde geçerli ve tatbiki kabil bir hüküm olduğunu; bu hükmün (olaylarında olduğu gibi) satış akdinin inkar edildiği hallerde uygulanmasının mümkün olmadığını; mahkemenin, satış akdinin inkar edildiği hallerde evleviyetle aranması ve satıcıdan istenmesi lazım gelen mal teslimini temsil eden VUK açısından da tanzimi satıcı tarafından mecburi bir evrak olan irsaliyeyi istemediğini; davacının, taraflar arasındaki samimiyet ve eskiye dayanan ticaret sebebiyle bu malları müvekkiline teslim etmediğini, "bugün, yarın" gibi geçiştirmeler ve oyalamalarıyla edimini gerçekleştirmediğini; dolayısıyla dava değeri miktarınca satış akdini inkar ettiklerini; davacının, gerçekten de malları teslim etmediği, davaya cevap dilekçesinin deliller kısmında açıkça tanık deliline dayandıkları halde, tanık listesi vermeleri ve tanıklarının dinlenmesi taleplerinin yerel mahkemece dikkate alınmadığını; bu durum karşısında, davacının malı teslim ettiğini ispat etmesi, mahkemeye irsaliye ibrazı ile usulen pek kolayken, davacı irsaliye ibraz etmekten şiddetle kaçındığını, çünkü malları gerçekten de teslim etmediğini, davanın, usule aykırı olarak eksik inceleme ile yürütüldüğünü ve deliller toplanmadan hüküm kurulduğunu; TTK. M. 21/1 uyarınca, fatura düzenlenip verilmesi için, taraflar arasında önceden kurulmuş geçerli bir sözleşme ilişkisinin bulunmasının şart olduğunu; fatura düzenlenmesi ve mal teslimi hususlarının birbirlerinden farklı hukuki kavramlar olduğnu; salt fatura düzenlenmiş olması, bu faturaya yasal 8 gün içinde itiraz edilmemesi ve faturanın alıcının defterlerine geçirilmiş olması, malın teslim edildiğini ispatlamayacağını; TTK. m. 21/2’de ise, “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” hükmünün yer aldığını; buradaki kabul edilmiş sayılan "münderecat", satılan malın veya yapılan işin adedi, türü, tutar gibi, faturaya yazılmasının olağan hususlar olduğunu; yani, bu hükme göre de itiraza uğramayan fatura; malın teslim edildiğini ve satıcının teslim borcunu ifa ettiğini kanıtlamayacağını; uyuşmazlık halinde, malın teslim edildiğini, işin yapıldığını vs. borcun ifa edildiğini faturayı düzenleyip gönderenin (satıcının), usulüne uygun olarak ispat etmesi gerektiğini (Yargıtay 11. HD., T. 01.06.2009, E. 2240, K. 6610 sayılı ilamı, Y. 15. HD., E. 2000/129, K. 2000/718 sayılı ilamı, Yargıtay 11. HD., T. 5.5.2005, E. 2004/7832, K. 2005/4738 sayılı ilamı), faturaya itiraz edilmemesinin de sözleşme ilişkisinin varlığını göstermeyeceğini; eğer faturayı alıp da süresi içinde itiraz etmeyen tarafın, sözleşme ilişkisini inkar ederse, o zaman, TTK. m. 21/2’deki karinenin uygulanabilmesi için, aralarında, faturanın dayandığı geçerli bir sözleşme ilişkinin bulunduğunu ve malı alıcıya teslim ettiğinin ispat yükü; faturayı düzenleyip gönderen tarafın (satıcının) üzerinde olduğunu (Yargıtay HGK., T. 27.2.2008, E. 2008/3-175, K. 2008/202, Yargıtay 15. HD., T. 27.11.1996, E. 1996/5718, K. 1996/6288, Yargıtay. 19. HD., T. 1.2.1994, E. 1994/249, K. 1994/712, Yargıtay 19. HD., T. 30.11.1992, E. 1992/2335, K. 6296, Yargıtay 11. HD., T. 25.04.1991, E. 4906, K. 2054, Yargıtay 11. HD., T. 02.10.1990, E. 5629, K. 6059, Yargıtay 11. HD. T. 28.03.1990, E. 4189, K. 4283, Yargıtay 11. HD., T. 15.03.1988, E. 9061, K. 1850, Yargıtay. 3. HD., T. 29.5.2000, E. 2000/4885, K. 2000/5011 sayılı ilamı, Yargıtay 3. HD., T. 13.6.2012, E. 11680, K. 15068, Yargıtay 15. HD., T. 07.03.2008, E. 2007/2029, K. 2008/1483, Yargıtay 19. HD., T.17.03.2003, E. 457, K. 2266, Yargıtay 15. HD., T. 14.02.1996, E. 1996/594, K. 1996/799, Yargıtay 11. HD., T. 06.11.1990, E. 6490, K. 7054 , Yargıtay HGK., T. 14.3.1980, E. 1978/11-1147, K. 1980/1418 sayılı ilamları), İleri sürerek, yukarıda arz edilen sebeplerle, öncelikle tehir-i icra kararı verilmesini, usule, yasaya, emsal içtihatlara ve hadiseye uygun düşmeyen İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/608 E. 2022/218 K. numaralı kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve inkar tazminatı istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dava konusu takip dosyası kapsamından, davacının davalı aleyhine, açık hesap açıklaması ile 113.499,38-TL asıl alacak, 208,34-TL işlemiş faiz toplamı 113.707,72-TL alacağın tahsili amacıyla 01/06/2021 tarihinde ilamsız takip başlattığı, davalının yasal sürede vaki itirazı üzerine takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının 113.499,38-TL asıl alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, tarafların uyuşmazlık dönemine ilişkin BA-BS formları celbedilmiş, davalı yanın davacıya gönderdiği, ancak davacı tarafından kabul edilmeyip ihtarname ile iade edilen 09/09/2021 tarihli 113.499,38-TL bedelli iade faturası dosya dosya arasına alınmış, taraf defteleri üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, davalı yanca defterler ibraz edilmediğinden, davacı defterleri ile dosya üzerinde yapılan mali bilirkişi incelemesi sonucu alınan rapor ve diğer deliller birlikte değerlendirilerek istinafa konu karar verilmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, taraflar arasında iade faturasına konu ettikleri tutar yönünden akdi ilişki bulunmadığı, davacının düzenlediği faturalara itiraz edilmemiş olmasının akdi ilişkinin varlığını ispata yeterli olmadığı, davacının dava konusu tutar kadar malı davalıya teslim ettiğini ispatla yükümlü olduğu, ancak dosyaya irsaliye sunulmadığı, rapora yaptıkları itirazların mahkemece değerlendirilmediği yönündedir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanak ve gerekçe içeriğine göre; davacı tarafından takip konusu yapılan açık hesaba konu tüm faturaların davacı defterlerinde kayıtlı oldukları gibi, davalı tarafından tanzim edildikleri yıl ve ay içerisinde vergi dairesine beyan edildikleri, davacının düzenlediği ve davalı tarafından vergi dairesine beyan edilen son faturanın 10/03/2021 tarihli satış faturası olduğu, bu tarihten sonra davalının davacıya 31/03/2021 tarihinde ödeme yaptığı ve takip tarihi itibariyle davacının kendi defterlerine göre davalıdan 113.499,38-TL alacaklı göründüğü, davalının açık hesaba konu tüm faturaları vergi dairesine alım olarak beyan etmiş olması nedeniyle, bu faturalara konu malın davalıya teslim edildiği yönünde fiili karine oluştuğu, teslimin gerçekleşmediğini veya ödeme yapıldığını ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalının takip tarihinden sonra 09/09/2021 tarihinde düzenlediği, davacının yasal sürede iade ettiği ve defterlerine kaydetmediği 113.499,38-TL tutarındaki iade faturasının teslimin gerçekleşmediğini ispata yeterli olmadığı, davalının ödeme savunmasında da bulunmadığı, dava değeri itibariyle e-fatura olarak tanzim edilen iade faturasına konu ürünlerin teslim alınmadığı hususunun tanıkla ispatının mümkün olmadığı, bilirkişi raporuna yapılan itirazların hukuki mahiyette oldukları ve mahkeme gerekçesinde değerlendirildikleri, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.753,14-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.938,28-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.814,86-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.