Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2001/1 E. 2003/1 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2001/1
Karar No
2003/1
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/1057 Esas KARAR NO:2024/1543 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:10/09/2020 NUMARASI:2018/285 Esas, 2020/382 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:12/12/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin hazır yemek yapımı ve servisi işiyle iştigal ettiğini, İkizler Koleji isimli özel okulun işletmeciliğini yapan davalı ile arasında 31/08/2016 tarihli Toplu Yemek Hizmeti sözleşmesi imzalandığını ve müvekkilinin bu sözleşme gereğince 19/09/2016 tarihinden itibaren davalının iş yeri adresinde mutfak kurarak sözleşme hükümlerine uygun tam ve eksiksiz şekilde yemek hizmeti verildiğini, müvekkilinin söz konusu süre içerisinde muhtelif faturalar düzenleyerek davalıya teslim ettiğini ve 2017 yılı Nisan ayına kadar söz konusu fatura bedellerinin davalı tarafından ödediğini, ancak dava konusu 6 adet faturanın ödenmediğini, müvekkilinin söz konusu fatura bedellerini tahsil edebilmek amacıyla davalı aleyhine ... Sayılı dosyasıyla genel haciz yolu ile takip başlattığını, davalının ödeme emrine itiraz ettiğini, davalının müvekkiline ödeme yapmaması nedeniyle müvekkilinin davalı ile olan hizmet sözleşmesinin ifası için dışarıdan mal aldığı tedarikçilerine ödeme yapamaması nedeniyle tedarikçiler tarafından müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin, borçlu olduğu tedarikçilerin davalıya İİK 89/1 uyarınca haciz ihbarnamesi gönderdiğini, davalının bu kapsamda 3.kişilere ödeme yaptığının davalı aleyhine başlatılan icra takibinden sonra öğrendiğini, bu nedenle müvekkilinin davalıdan alacağı olan toplam 180.350,88 TL nin davalının müvekkilinin borcu nedeniyle 3. Kişiye ödediği miktar olan 20.000 TL nin mahsubu sonucu oluşan 160.350,88 TL talep ettiklerini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, davalının asgari %20 inkar tazminatını ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesin talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takibe konu faturaların büyük bir kısmının tahsilat makbuzu karşılığı Okul Müdürü tarafından davacıya elden ödendiğini, davacının iddiasının aksine 18.11.2017 tarihli Toplu Yemek Hizmeti Sözleşmesinin müvekkili işveren tarafından haksız olarak feshedildiğine ilişkin beyanlarının gerçek olmadığını, yemek şirketinin hijyen kurallarına uyulmadığı hususunda veli ve öğrencilerinin şikayetlerinin arttığını ve davacı şirketin sigortasız işçi çalıştırdığını bu nedenle de sözleşmenin feshedildiğini, davacının dava dilekçesinde müvekkili şirketin 160.350,88-TL bakiye borcu bulunduğunu beyan etmiş ise de davacının ... şeklindeki şahsi mail adresinden müvekkili şirketin Okul Müdürü ve yine okul koordinatörü olan ...’in e-mail adreslerine 19.09.2017 tarihinde yolladığı e mailde bakiye borcun iddia ettikleri oranda ve miktarda olmadığını, davacının sözleşme ile üstlendiği okulun yemekhanesini sözleşme şartlarına uygun olarak tamamlayamadığını ve hizmeti gereği gibi yerine getiremediğinden müvekkili şirketçe sözleşmesi feshedildikten sonra, çok mağdur olduğunu ve kendisine yardım edilmesini talep ettiğini, müvekkilinin davacının bu talebini kabul ederek, davacının cari hesabından düşülmek üzere, aylık 5.000,00-TL ödemesi karşılığında davacının okulun bahçesine konteyner şeklinde kantin açmasını kabul ettiğini, davacının beş ay boyunca kantinin elektrik ve su giderleri müvekkilinden karşılanmak sureti ile kantini işlettiğini ve daha sonra konteyneri içindeki malzemelerle birlikte okulun bahçesine terk ederek gittiğini, bu nedenle; davacıdan alacakları olan aylık 5.000-TL den toplam 25.000,00-TL alacaklarının takas ve mahsubunu talep ettiklerini belirterek davanın reddini ve davacı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; Davacının takibe konu faturadaki hizmetleri borçluya bütünü ile teslim ettiği, davacının davalıdan sadır irsaliye ve teslim fişi ile vb. somut yazılı belgelerle veya tarafların ticari defter ve kayıtları gibi kesin deliller ile ispat yükünü yerine getirmesi gerektiği, davalı tarafından davacı tarafından kullanılan kantin için aylık 5.000,00 TL ücret alınacağı ve davacının elektrik,su borcunun ödendiği belirtilerek bu konuda mahsup talebinde bulunulmuş ise de taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri titizlikle irdelendiğinde sözleşme içersinde bu savunmanın ispatına yarar hükme yer verilmediği gibi sözleşme kapsamında aksi hükümlerin yer aldığı (madde 3 fıkra 12)anlaşılarak davalının mahsup define konu eylediği hukuki işlemin tespitine yarar kesin delil ileri sürememesine göre davalının bu noktada ileri sürdüğü savunmaların dinlenilebilir olmadığı, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre taraflar arasında açık hesap ilişkisinin var olduğu, davacı tarafından uyuşmazlık konusu edilen tüm faturaların davalı ticari defter ve kayıtlarına yansıdığı ve iddia edilen alacak tutarının 172.873,45 TL olduğu, banka marifeti ile yapılan ödemelerin toplamının 199.973,52 TL olduğu, yine davalı tarafından davacıya 20.000,00 TL de takip sonrası dava öncesi ödeme de bulunduğu, bu tutarın davacı vekili tarafından mahsup edilerek davanın ikame edildiği, uyuşmazlık konusu faturalardan ödenmeyen tutara isabet eden kısmın 160.478,33 TL bulunduğu, 02/04/2018 tarihli 3.000,00 TL'lik ödemenin ise dava sonrası yapıldığından icra dosyasının infazında nazara alınması gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun ... sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 140.478,33 TL asıl alacak üzerinde devamına, davacı vekilinin takip öncesi işlemiş faiz talebinin TBK 107.Maddesi gereğince reddine, davalı borçlu tarafından davanın devamında yapılan 3.000,00 TL lik ödemenin kararın icra müdürlüğünce infazında nazara alınmasına, kabule konu asıl alacağa taraflar arasında ticari işin sözkonusu bulunması nedeni ile 3095 sayılı yasa 2/2.maddesi gereğince azami %9,75 olmak üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, kabule konu asıl alacağın likit olması nedeniyle asıl alacağın %20'si oranında (28.095,00 TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; takibe konu faturaların büyük bir kısmının müvekkili tarafından alacaklı olduğunu iddia eden tarafa ödendiğini, ancak bu ödemelerin büyük bir kısmının tahsilat makbuzu karşılığı okul müdürü tarafından davacıya elden ödendiğini, müvekkilinin davacının iddia ettiği miktarda borcu bulunmadığını, sadece bir kısım borcunun kaldığını, borç miktarının ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğunu, davacının okul müdürü ve okul koordinatörüne gönderdiği e mailde bakiye borcun iddia ettikleri oranda ve miktarda olmadığını, davacının elden aldığı miktarlarını bu mail kayıtlarında kabul ettiği gibi 03.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili tarafından bizzat elden yapılan ödemelerin davacının da kabulünde olduğunun tespit edildiğini, hal böyleyken Mahkemece ikinci seçenek hesaplamanın kabul edilerek hüküm kurulduğunu, davacının elden ödemeleri kabul etmesi karşısında kararın hakkaniyete, usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece üç adet bilirkişi raporu alındığını, her raporda farklı sonucu ulaşıldığını, raporlar arasındaki farklar dikkate alındığında bu raporların denetime elverişli olduğundan bahsedilemeyeceğini, davacının kabulünde olan elden ödemelerin Yerel Mahkemece hesaba katılmamasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili tarafından sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, tanık dinletme taleplerinin Mahkemece usul ve yasaya aykırı bir şekilde reddedildiğini, müvekkili tarafından yapılan 3.000,00 TL lik ödemenin dosya hesabına katılmamasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu ödemenin de takas ve mahsubunun yapılması gerektiğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatını kabul etmediklerini, sözleşmenin feshinden sonra davacının cari hesabından düşülmek üzere aylık 5.000,00 TL ödemesi karşılığında davacının okul bahçesinde konteyner şeklinde kantin açmasına müsaade edildiğini, Mahkemece bu hususların dikkate alınmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf nedenleri olarak; Mahkemenin kısmen kabul kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, ancak, takip talebinde % 9.75 reeskont avans faizi talep edilerek fazlaya dair ve faiz oranlarındaki artıştan talep hakları saklı tutulmuş iken, değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken azami % 9.75 oranında değişken faiz oranının uygulanmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına şeklinde düzeltilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacının ... esas sayılı takip dosyasında toplam 180.350,88 TL üzerinden icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin 30/01/2018 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde 06/02/2018 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, davanın İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süresi içerisinde 160.350,88-TL harca esas değer üzerinden açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar yasal süresinde davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Taraflar arasında Toplu yemek Hizmeti Sözleşmesi imzalandığı uyuşmazlık konusu değildir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davacının davalıdan icra takibine konu faturalardan kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı ve miktarı noktasında toplanmaktadır.İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporlarında davacının işletme defteri tuttuğu ve takip konusu 6 adet faturanın defterinde kayıtlı olduğu, davalının ise 2016 yılında işletme hesabı, 2017 yılında bilanço esasına göre defter tuttuğu ve 2017 yılı yevmiye defterinin süresinde noter kapanış tasdikinin yapıldığı icra takibi ve davaya konu 6 adet faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır.TTK'nın 21/2 fıkrası "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmünü düzenlemektedir. Ticari işletmesi ile ilgili bir faturayı alan tacir, faturaya aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde itirazda bulunmazsa o fatura münderacatını aynen kabul etmiş sayılır.YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir.Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK ‘nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay15.HD'nin 2017/1445 Esas, 2018/1438 Karar sayılı kararı) Somut olayda, tarafların ticari defter ve kayıtlarının HMK'nun 222. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak tutulduğu, davalının ticari defterlerine göre, icra takibine konu 6 adet faturayı defterlerine kaydettiği, davacının 2016-2017 yıllarında düzenlediği KDV dahil toplam 360.451,85 TL tutarındaki faturaların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, dava dosyası içeriğinde mevcut davacı banka ekstrelerinden davalının toplam 199.973,52 TL ödeme yaptığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, ödemelerin her iki tarafın defterinde kayıtlı fatura toplamından mahsubu sonucunda davalının davacıya 160.478,33 TL borcunun bulunduğu, davacının davalının İİK 89/1 uyarınca 3. Kişilere ödediği 20.000,00 TL kabul ettiği ve takip bedeli fatura bedelinden düştüğü dolayısıyla davacının alacağının 160.478,33 TL tutarındaki fatura alacağından 20.000,00 TL'nin mahsubu sonucunda 140.478,33 TL olduğu anlaşılmıştır. Faturayı, yasal süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden davalının, fatura münderecatını aynen kabul etmiş olduğundan, bu fatura nedeniyle borçlu olmadığını ve borcu ödediğini, dava değeri de gözetilerek HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delil ile ispat ispatlaması gerekir ise de, bu anlamda ispat külfetini yerine getirdiği söylenemez. Sonuç olarak, davacının, takibe konu faturaya dayalı alacağının varlığını hesap edilen 140.478,33 TL yönünden ispatladığının kabulü gerekmiştir.Bununla birlikte davalı,müvekkilinin, davacının cari hesabından düşülmek üzere, aylık 5.000,00-TL ödemesi karşılığında davacının okulun bahçesine konteyner şeklinde kantin açmasını kabul ettiğini, davacının beş ay boyunca kantinin elektrik ve su giderleri müvekkilinden karşılanmak sureti ile kantini işlettiğini ve daha sonra konteyneri içindeki malzemelerle birlikte okulun bahçesine terk ederek gittiğini, bu nedenle; davacıdan alacakları olan aylık 5.000-TL den toplam 25.000,00-TL alacaklarının takas ve mahsubunu talep etmiş ise de bu yöndeki iddiasını ispata yarar bir delil sunulmadığından Mahkemenin bu yöndeki değerlendirmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Diğer taraftan, Mahkemenin, davadan sonra yapılan 3.000,00 TL ödemenin icra Müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına dair kararında da usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Fatura ile belirlenmiş alacak likit olduğundan Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir.Bu nedenlerle davalının istinaf başvurusu yerinde değildir.Davacı vekili katılma yolu ile istinafında değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken azami % 9.75 oranında değişken faiz oranının uygulanmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararı bu yönüyle istinaf etmiştir. Davacı vekili icra takibinde takip tarihinden itibaren değişken -yıllık 9.75 reeskont avans faizi talep etmiştir. Bu nedenle Mahkemece degişen oralardan avans faizine hükmedilmesi gerekirken % 9.75 azami faiz oranı üzerinden karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak HMK 353/1.b.2 gereğince yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından davanın kısmen kabulüne dair karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/285 Esas, 2020/382 Karar sayılı ve 10/09/2020 tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-a)Davanın KISMEN KABULÜNE; b) Davalı borçlunun ... sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 140.478,33 TL asıl alacak üzerinde DEVAMINA, c)Davacı vekilinin takip öncesi işlemiş faiz talebinin TBK 107.Maddesi gereğince REDDİNE, d)Davalı borçlu tarafından davanın devamında yapılan 3.000,00 TL lik ödemenin kararın icra müdürlüğünce infazında naza alınmasına, e)Kabule konu asıl alacağa taraflar arasında ticari işin sözkonusu olması nedeni ile 3095 sayılı yasa 2/2.maddesi gereğince değişen oranlarda AVANS FAİZİ UYGULANMASINA, f)Kabule konu asıl alacağın likit olması nedeniyle asıl alacağın %20'si oranında (28.095,00 TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, g)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 9.596,07 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.836,65 TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.759,42 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, ğ)Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 35,90 TL başvurma harcı ve 1.836,65 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, h)Davacı tarafından yapılan 195,00 TL yargılama gideri ile 2.200,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.395,00 TL'nin kabul red oranına göre hesaplanan 2.098,18 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, ı)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, i)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, j)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 19.872,55 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, İstinaf Giderleri Yönünden; 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.399,02 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.971,42 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 6-Davacı tarafından karşılanan 221,40 TL istinaf harçları ile 31,50 TL istinaf yargılama giderleri olmak üzere toplam 252,90 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 8-Karar kesinleştiğinde HMK'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının taraflara İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.2 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.12.12.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2001/1, K. 2003/1, T. 12.12.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2001-1-e-2003-1-k-81f618922203