Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 1953/18 E. 1954/11 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
1953/18
Karar No
1954/11
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1628 KARAR NO : 2024/2279 KARAR TARİHİ : 18/12/2024 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/04/2023 NUMARASI : 2023/307 Esas 2023/288 Karar DAVA : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 18/12/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/12/2024 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... Şti.'nin , davacı şirket nezdinde ... Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, Tire/İzmir'den Bingöl'e gönderilmek üzere yüklemesi yapılan 1.458 koli Domates Salçası ve 1.300 koli Siyah Zeytin emtiasının 63 E 9426/ 63 E 0981 plakalı araç ile davalıların sorumluluğu altında yapılan taşıma işlemleri esnasında nakliye aracının lastiğinin patlaması sonucu meydana gelen 14/07/2021 tarihli yangın hadisesi nedeniyle hasarlandığını, davalı borçluların emtiaları sağlam, eksiksiz ve hasarsız bir vaziyette, yüke ilişkin yazılı hiç bir çekincelerini içermeyen temiz taşıma senedi ile teslim aldığını, dava konusu emtialarda meydana gelen hasara istinaden gerekli tüm incelemeler ve araştırmaların yapılmış olduğunu, inceleme ve araştırma sonucunda tanzim edilen 21 MAP 092 no'lu eskpertiz raporuna göre davalıların sorumluluğu altında yapılan taşıma işlemleri esnasında hasarlanan emtialarda 220.683,32 TL'lik zarar meydana geldiğinin tespit edildiğini, neticede davacı sigorta şirketi tarafından sigorta poliçesi teminati kapsamında bulunan hasar bedeli olarak dava dışı satıcı ... Ltd. Şti'ne 28/01/2022 tarihinde 105.683,22 TL tazminat bedeli ödendiğini ve dava dışı ... firmasından Temlikname alındığını ve izah edilen nedenlerle davalı-borçluların Tire İcra Müdürlüğü'nün 2022/1349 Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış oldukları haksız ve kötüniyetli itirazlarının iptali ile takibin icra takibindeki takip talebinde belirtilen şartlarda devamına karar verilmesini, davalı-borçluların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemelerine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraflara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. MAHKEMECE: "...Dava, uyuşmazlık 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın haksız fiile (yangına) sebebiyet veren davalıya meydana gelen hasarın rücuen tahsili istemi ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptalinden kaynaklanmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklindedir TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir. TTK'nın 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûen ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E., 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir.17.01.1972 tarih ve 1970/2 E., 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Türk Borçlar Kanununun 49 ve devamı maddelerine de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır. Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarihli ve 37 E./9 K. Kararına göre de "Sigortacının sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği dâvada hukuk mahkemesine başvurması gerekir." Buna göre, TTK'nın 1472. maddesine dayalı rücuen tazminat davaları, sigorta şirketince halefiyet hakkına dayalı olarak açılmış olup, sigorta poliçesinden doğmadığından, mutlak ticari dava olduğu söylenemez. Bu davalarda davacı sigorta şirketinin halefi olduğu sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine göre, görevli mahkemenin belirlenmesi gerekir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 29.11.2016 tarih ve 13158 E., 9204 K. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 11.02.2016 tarih ve 1084 E., 1497 K., aynı dairenin 20.09.2016 tarih ve 6280 E., 7990 K., 20. Hukuk Dairesi'nin 10.02.2016 tarih ve 2015/15593 E., 2016/1517 K. sayılı ilamları da aynı yöndedir. Davacı sigorta şirketi olup, uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerektiğinden görevsizlik kararı vermek gerekmiştir. ' gerekçesi ile; HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK'nun 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın taşıma sözleşmesinden kaynaklanan hasar/tazminat ödemesinin sorumlu taşıyıcılardan rücuen tahsili için yapılan takibe itirazın iptaline ilişkin olduğunu, takip dayanağının davalılar tarafından yapılan taşıma işlemleri esnasında emtiaların zayi olması nedeniyle oluşan zararın taşıyıcı sorumluluk poliçesinden tazmin edilmesini ve 6102 sayılı TTK madde 1472 maddesi gereğince sorumlu taşıyıcılardan rucüen tazmini talebini içerdiğini, anılan davanın olmaması ve tazminat ödenmemesinin neticesinde malları hasar gören tacir ... Şti. tarafından taşıma işini üstlenen üst taşıyıcı sigortalı ... Şirketi ile taşıma işini gerçekleştiren alt taşıyıcının davalılara karşı Ticaret Mahkemelerinde ticari işten kaynaklanan davayı açabileceğini, taşıma işlerinden kaynaklı uyuşmazlıkların TTK madde 4 ve madde 5 gereği ticari dava uyuşmazlığının konusunu oluşturduğundan ve davalıların sorumluluğu altında yapılan taşıma işlemleri esnasında hasarlanan emtialara ilişkin olarak davacı müvekkil sigorta şirketi tarafından taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesi teminatı kapsamında ödenen tazminat bedelinin sorumlulardan rücuen tahsil edilmesi gerektiğinden görevli mahkemenin Ticaret Mahkemeleri olduğunu belirterek, yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak dosyanın görevli mahkeme olan İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. TTK'nın 4. Maddesinde; "- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./1.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. (2) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. TTK nın 5. Maddesinde ise;" (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Somut olayda; davacı sigorta, sigortalısı şirketin mal sahibi olan şirketle yaptığı taşıma sözleşmesi ve sigortalısı şirketin alt taşıyıcılarla yaptığı taşıma sözleşmesine dayanarak iş bu davayı açmış olup, öncelikle taşıma sözleşmesi ilişkisi TTK'nın 850 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup taşıma sözleşmesinden kaynaklanan dava mutlak ticari davadır. Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticaret mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. Bu nedenle davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. Her ne kadar mahkemece davanın halefiyete dayalı olarak açıldığı belirtilerek Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtilmiş ise de; uyuşmazlığın taşımadan kaynaklı olması nedeniyle davanın mutlak ticari dava olmasının yanı sıra, davacının sigortalısı ve taşınan malın sahibi de ticari şirkettir. Uyuşmazlık taşıma ilişkisinden kaynaklanmasa dahi her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması nedeniyle de dava ticari bir davadır. Mahkemece yargılama devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜNE; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/04/2023 tarihli, 2023/307 Esas 2023/288 Karar sayılı kararının HMK'nın 355. ve 353/1-a-3 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, 2-HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince dosyanın görevli İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf eden davacı vekilinin yatırmış olduğu; a-427,60 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesi tarafından davacıya ödenmesine, b-1.169,40 TL istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderlerinde değerlendirilmesine, 4-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-3 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf eden ilgilisine iadesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a-3 ve 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/12/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 1953/18, K. 1954/11, T. 10.02.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-1953-18-e-1954-11-k-6c0affa44b55