İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/809 E. 2025/59 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/809
- Karar No
- 2025/59
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/809 KARAR NO : 2025/59 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/10/2024 KARAR TARİHİ : 23/01/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1800'lü 16' dan fazla dilde, bağımsız, dürüst, ön yargıdan uzak bir şekilde haber sunan bir ajans olduğunu, müvekkili şirketin 2018 yılında Türkiye'de kurulmuş bir iştirak şirketi olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında 1/04/2021 yürürlük tarihli ..... koşulları çerçevesinde bir .... Hizmetleri Sipariş Formu adı altında bir sözleşme imzalandığını, sözleşmeye istinaden davalı şirketin müvekkili şirkete ilk yıl için aylık olarak toplam 38.000 TL ödemesi yapmasının kararlaştırıldığını, sözleşme yürürlükteyken ve başlangıç döneme devam ederken davalı şirketin Bakırköy .... Noterliği'nin 15/10/2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname "fesih ihtarnamesi) ile sözleşmeyi tek taraflı olarak fesh ettiğini bildirdiğini, müvekkilinin bu ihtarnameye karşı Bakırköy .... Noterliğinin 27/10/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile "Cevabi İhtarname) yanıt verdiğini, kendisinin sözleşmenin ifasında herhangi bir eksik veya kusuru olmadığını, davalı şirketin tek taraflı nedensiz feshinin bir sonuç doğurmayacağını, 31/03/2023 tarihinde sona erecek olan başlangıç dönemi boyunca müvekkili şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirmeye devam edeceğini ve faturaların ödenmemesi halinde her türlü hakkının saklı olduğunun ihtar edildiğini, müvekkili şirketin belirtiği gibi davalı şirkete 31/03/2023 tarihi sonuna kadar hizmet vermeye devam ettiğini, müvekkili şirketin sözleşme kapsamında faturaları kesmeye devam ettiğini, davalı şirketin kesilen faturaların hiçbirini ödemediğini, müvekkili şirketin ödenmeyen faturalardan doğan alacağın tahsili için son bir ihtarname gönderdiğini, davalı şirketin ihtarnameye cevap vermediğini, arabuluculuk sürecinin başlatıldığını, arabuluculuk çerçevesinde anlaşmanın sağlanamadığını, davalı şirketin fesih beyanı hukuken bir hüküm doğurmadığından davalı şirket tarafından sözleşme kapsamında ödenmemiş bakiyle borcunun faiziyle birlikte davalı şirketten tahsilini talep ettiğini, davalı şirket borcunu ifa etmemekte kusurlu olduğundan müvekkilinin uğradığı aşkın(munzam) zararın da temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep ettiğini, açıklanan nedenlerle, fazlaya dair her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere, davanın kabulüne, müvekkili şirketin şimdilik 875.276,80 TL (KDV dahil) anapara ve dava tarihi itibariyle 220.592,61 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 1.095.869,41 TL (KDV dahil) alacağının, faize faiz işletilmemek kaydıyla, dava tarihinden itibaren işletilecek sözleşmesel aylık %1 temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, müvekkilin munzam zararının arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren işletilecek faizi ile birlikte belirsiz alacak davası şeklinde şimdilik 100 TL olarak davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı taraf sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilen Sözleşme Bakırköy ..... Noterliği'nin ... yevmiye nolu 15.10.2021 tarihli ihtarnamesi ile usule ve hukuka uygun şekilde fesih iradesi bildirilerek feshedilmiş olup fesih tarihi itibariyle sözleşmeye dayalı olarak herhangi bir hizmet de alınmadığını, nitekim fesih tarihi sonrası düzenlenen faturalara süresi içinde hukuka uygun olarak faturaya ve fatura içeriğine itiraz edilmiş ve kabul edilmeyerek iade fatura tanzim edildiğini, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli davanın reddini talep ettiklerini, davacı ile 01.04.2021 tarihinde yürürlüğe giren Sözleşme’nin "Yargı Yetkisi" başlıklı maddesinde her iki taraf arasında anlaşmazlık yaşanması halinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri'nin yetkili olduğu düzenlendiğinde bahisle yetki itirazında bulunduklarını, munzam zararın belirsiz alacak olarak talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı'nın Sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle sözleşme, Bakırköy ..... Noterliği'nin ... Yevmiye nolu 15.10.2021 tarihli ihtarnamesi ile usule ve hukuka uygun şekilde fesih iradesi bildirilerek feshedilmiş ve sözleşme uyarınca düzenlenen faturalara müvekkil şirket tarafından süresi içerisinde itiraz edildiğini, alınmayan hizmete dayalı olarak düzenlenen faturalar iade edildiğini, en büyük haber kaynaklarından biri olan davacının bu eylem ve söylemleri kendileri ile çalışmayı çekilmez hale getirmesinin yanında .... Şirketler Grubumuz bünyesinde faaliyet gösteren şirketlerin maddi zarara uğraması ile birlikte itibar kaybına sebebiyet verdiğini, zararın tazmini açısından yapılacak idari ve adli başvuru haklarımızı saklı tuttuklarını, bu minvalde öncelikle Türk Medeni Kanunu’nun ikinci maddesinde benimsenen dürüstlük kuralı ilkesi gereğince taraflardan birinin haklı nedene dayandığı durumlarda fesih bildirimi her iki tarafı da bağlayıcı ve etkili olacağını, davacı tarafından düzenlenen faturalar, hem hukuken sona ermiş bir sözleşmeye hem de sağlanmayan hizmetlere ilişkin olup davacının düzenlemiş olduğu tüm faturalara ve fatura içeriklerine süresi içerisinde itiraz edildiğini, hukuka aykırı olarak düzenlenen işbu faturaların kabul edilmeyerek itiraz edildiği hususu düzenlenen iade faturaları nedeniyle Davacının da malumu olduğunu, davacının dava tarihi itibariyle asıl alacak ve temerrüt faizi kapsamında toplamda 1.095.869,41-TL alacağının olduğunu iddia ettiğini, ancak müvekkil şirketin temerrüte düşebilmesi için ifa etmesini gerektirir bir borcunun bulunmadığını, munzam zarar borçlunun temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsa idi, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farkı ifade ettiğini, munzam zarar alacaklısının, Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için ispat yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini, munzam zararın varlığı için, mevcut bir borcun olması, borcun ödenmesinde temerrüde düşülmesi, temerrüt faizini aşan bir zararın mevcut olması, kusurlu hareket edilmesi ve temerrüt ile munzam zarar arasında illiyet bağının bulunması ve bu hususun davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, munzam zararın talep edilebilmesi için ortada ispatlanmış, kesinleşmiş bir alacağın mevcut olması gerektiğini, davacının iddia ettiği borç doğmamış olup müvekkil şirkete sağlanmayan bir hizmetin karşılığı talep edildiğini, borcun mevcut olmaması sebebiyle de temerrüte düşülmesi söz konusu olmadığını, açıklanan nedenlerle, öncelikle usuli itirazlar yönünden davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davacının müvekkil şirket aleyhine yönelttiği tüm haksız talep ve iddialarını içeren işbu haksız ve kötü niyetli davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır. Dava, Alacak(Ticari Satımdan Kaynaklanan) isteminden ibarettir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17.maddesinde ise; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen yeniliklerden bir tanesi de yetki sözleşmelerine ilişkin olup, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir. Madde metninde tacirden anlatılmak istenen, işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olmasıdır. Sözleşmenin konusunun ticari iş olması, gerçek kişilere yetki sözleşmesi yapma imkanı vermemektedir. Aksi kararlaştırılmadıkça, dava yalnız yetki sözleşmesinde belirlenen mahkemede açılır. Taraflar, yetkili kıldıkları mahkemenin yanında, kanunen yetkili kılınan genel veya özel yetkili mahkemelerin de yetkisinin devam etmesini isterlerse, bu durumun yetki sözleşmesinde ayrıca belirtilmesi gerekir. Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; HMK'nın yukarıda belirtilen maddeleri nazara alındığında; açılan davada dava şartları mevcut olup, davalının usulüne uygun yetki itirazı bulunmaktadır. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin yargı yetkisi başlıklı hükmüne göre, taraflar arasındaki ihtilaflarda İstanbul(Çağlayan) Mahkemelerinin yetkili olacağı kararlaştırılmıştır. Yetki anlaşması olması, uyuşmazlığın para alacağına yönelik olması, kesin yetkinin bulunmaması sebepleriyle yetkili mahkemenin yetki anlaşması gereğince İstanbul Adliyesi olduğu anlaşılarak, davalı vekilinin yerinde görülen yetki itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Mahkememizin yetkili olmaması nedeniyle, yetki sözleşmesi dikkate alınarak HMK'nın 114/1-ç ve 115. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince davacının yetkisizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili İSTANBUL(ÇAĞLAYAN) NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE gönderilmesini talep etmesinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 331/2 maddesi gereğince yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet yetkisizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine, 4-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın yetkili İSTANBUL(ÇAĞLAYAN) Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İSTANBUL(ÇAĞLAYAN) Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/01/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır