İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/216 E. 2024/226 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/216
- Karar No
- 2024/226
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/216 Esas KARAR NO : 2024/226
DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/09/2024 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ilaç ve takviye vitamin sektöründe öncü firmalar arasında yer aldığını, başta Dubai, Irak, Makedonya, Avrupa ülkeleri ve Türkiye olmak üzere birçok ülkede faaliyet gösterdiğini, Türkiye pazarında da güçlü bir ekip ile pazara entegre olmak isteyen müvekkili şirketin ekibini genişletmekte olduğunu ve Türkiye'de birçok istihdam alanı sağladığını, müvekkili şirket aleyhine haksız ve mesnetten yoksun iddialar ile icra takibi başlatıldığını ve tebligat usulsüzlüğü nedeniyle kesinleştiğini, bu doğrultuda, işbu davayı ikame etme zarureti hasıl olduğunu, müvekkili şirket hakkında davalı tarafından Bakırköy .... İcra Dairesinin .... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, Bakırköy .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında müvekkiline ödeme emri gönderildiğini, müvekkili şiketin mersis adresine tebligat çıkarılmışsa da müvekkili şirketin adresin daima açık olmasına rağmen .... memurunun görevini ihmal etmesi sonucunda Tebligat Kanunu madde 35 uyarınca tebligatın muhtara yapıldığını, ilgili muhtarlık tarafından müvekkili şirkete bilgilendirme yapılmadığından dolayı müvekkili şirket tarafından süresi içerisinde itiraz edilemediğini, davalı tarafından düzenlenen faturanın taraflar arasında akdedilen sözleşmeye şartlarına aykırı olarak düzenlendiğini ve müvekkili şirket tarafından faturaya itiraz edildiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında 23.11.2023 tarihinde danışmanlık sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşme kapsamında davalı şirketin müvekkili şirketin yönetim ve ticari faaliyetlerinin yürütülmesi gereken iş ve işlemler konusunda danışmanlık hizmeti vermesi gerektiğini, müvekkili şirketin danışmanlık hizmeti alınması hususunda beklediği hizmeti alamadığını, müvekkili şirket de ticari faaliyetinin aksamaması ve muhtemel zararların önüne geçilmesi adına sözleşmenin 7. maddesi uyarınca sözleşmeyi feshettiğini, müvekkilinin işbu sözleşme maddesi kapsamında fesih işlemini gerçekleştirdiğini, davalı şirket tarafından 10.01.2024 tarihli, .... numaralı fatura düzenlediğini ve müvekkili şirkete gönderildiğini, ancak işbu faturanın müvekkili şirket tarafından kabul edilmediğini yasal süresi içerisinde 15.01.2024 tarihinde kep üzerinden ilgili faturanın iptali yapıldığını, bununla birlikte, icra takibine konu faturaya itiraz edildiğine dair İstanbul .... Noterliği 17.01.2024 tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarname ile itiraz edildiğini, ancak tüm bu itirazlara rağmen davalı tarafından kötü niyetli bir şekilde icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından fesih bildiriminden itibaren müvekkili şirkete kayda değer hiçbir hizmet vermediğini, davalı tarafın sözleşmeye aykırı bir şekilde 10.01.2024 tarihinde fatura düzenleyerek hiçbir hizmet vermediği müvekkili şirketten haksız kazanç elde etme girişiminde olduğunu, müvekkili şirketin yabancı yatırımcı olarak ülkemizde ticari faaliyetlerini yürütmeye çalışan bir kuruluş olduğunu, davalı şirket tarafından adeta haksız kazanç elde edilebilecek bir mecra olarak görülmek suretiyle icra takibinin başlatıldığını, bu nedenlerle sunulan sözleşme ile whatsapp mesaj görüntüleri de dikkate alınarak davalının başlattığı icra takibinin yargılamanın sonuna kadar tedbiren durdurulmasını, işbu dava ikmal olununcaya kadar müvekkili açısından telafisi güç zararların meydana gelmesini öncelemek açısından öncelikle teminatsız olarak ancak sayın mahkeme aksi kanaatte ise de hesaplanacak ve takdir olunacak teminat karşılığında icra-i işlemlerinin durdurulmasını, müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespiti ile davalıdan dava değerinin % 20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, İİK madde 72/2 uyarınca müvekkilinin telafisi mümkün olmayan zararlar ile karşılaşmaya devam etmemesi adına huzurda görülen dava sonuna kadar Bakırköy .... İcra Dairesinin .... esas sayılı icra takibinin ve icrai faaliyetlerin tamamının mahkemece verilecek kararın kesinleşmesine kadar teminatsız olarak veya mahkemece takdir edilecek teminat mukabilinde müvekkilinin mallarına konulan hacizlerin kaldırılmasını, takibin tedbiren durdurulmasını ve icra müdürlüğü hesabına giren herhangi bir para var ise bunun alacaklıya ödenmemesini, haklı davanın kabulü ile müvekkili şirketin Bakırköy .... İcra Dairesinin .... esas sayılı dosyası kapsamında davalı şirkete borçlu olmadığının tespitini ve müvekkili şirkete ait tüm taşınır ve taşınmazlara, banka hesaplarına uygulanan hacizler ile başkaca uygulanmış tüm hacizlerin ve nihayetinde ise müvekkili şirket aleyhine tesis edilen tüm icrai işlemlerin kaldırılması ile müvekkili şirketin davaya konu icra dosyasında borçlu sıfatının kaldırılması ve müvekkili şirket yönünden takibin iptalini, herhangi bir nedene dayanmayan ve kötü niyetle başlatılıp müvekkili şirketin mağduriyetine neden olan bu icra takibinden dolayı alacağın % 20 den aşağı olmamak üzere davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, bu tazminata icra dosyasının takip tarihinden itibaren faiz uygulanmasını, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı taraf üzerine tahmilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK 5/a maddesi uyarınca menfi tespit davalarının da dava şartı arabulucuğa tabi olduğunu, ancak davacının başvurucu olduğu bir arabuluculuk tutanağı olmadığını, davacının dayandığı ve tensip zaptında geçen arabulucuk tutanağı başvurucusunun davalı müvekkili olduğu bir başvuru olduğunu, şayet davacı taraf davayı ikame etmeden önce bir arabuluculuk başvurusu yapmış olsaydı farklı şartlar altında yeni bir uzlaşı zeminin olabileceğini, dolayısıyla tensip zaptında atıf yapılan arabulucu tutanağının hem icra takibinden önce olması hem de başvurucusunun davacı şirket değil müvekkil olması sebebiyle dava şartını yerine getirmediği kanaatinde olduğunu, bu nedenlerle öncelikle zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddini, davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. Dava şartları bakımından HMK.nın 114 ve 115. maddeleri bakımından re'sen yapılan inceleme sonucunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış olup, mahkeme tarafından resen gözetilir. HUAK m. 18/A (2) hükmünde dava şartı arabuluculuğa mutlaka dava açmadan önce başvurulması zorunlu tutulmuştur. HMK 114/2 ye göre; "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." denilerek özel kanunlarla da özel dava şartı getirildiğinden resen inceleme yapılacağı sabittir. 6102 sayılı TTK' nın 5/A maddesi; " (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. " şeklindedir. Dosya kapsamı üzerinden yapılan inecelemede; davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu arabuluculuk son tutanağının başvurucusunun işbu dosyanın davalısı olduğu, davacının işbu dava açılmadan önce herhangi bir arabuluculuk başvurusunda bulunmadığı, davacının aleyhine başlatılan icra takibi neticesinde açmış olduğu işbu menfi tespit davasında dava dilekçesi ekinde daha önce aleyhine yapılan başvuruya ilişkin arabuluculuk tutanağını sunmuş olduğu ancak aradan geçen süre ve davanın niteliği itibari ile dava açılmadan önceki koşullar uyarınca davacının ayrıca arabuluculuğa başvurması gerektiği halde başvurmadan dava açtığı anlaşılmakla, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının arabuluculuk dava şartı bulunmadığından HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harcın davacı tarafça peşin yatırılan 1.379,87-TL peşin harçtan mahsubu ile 952,27-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacı tarafa İADESİNE, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT 7/2.maddesi gereğince takdir olunan 12.928,07-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/11/2024
Katip ... ¸e-imza
Hakim ... ¸e-imza