İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/466 E. 2023/970 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/466
Karar No
2023/970
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/466 Esas KARAR NO : 2023/970 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/05/2022 KARAR TARİHİ : 09/10/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalıya 27.12.2021 tarihinde ..... nolu faturası ile dökülme karşıtı şampuan ile saç bakım losyonu sattığını, müvekkili şirketin 27.12.2021 tarih ve ..... nolu fatura ile KDV dahil 236.000.00 TL faturayı E- fatura tebliğ edildiğini ancak fatura karşılığını alamadığını, davalının müvekkili şirketin parasını ödemeyince, Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ...... esas dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının borcun tamamına ve ferilerini itirazda bulunduğunu, 16.05.2022 tarihli arabuluculuk işlemlerine başlandığında, taraflarına ödeyeceğini söylediği halde, bu zaman kadar, müvekkilinin alacağı ödenmediğini, davalının itirazlarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalının kötü niyetli olarak itiraz da bulunduğu için, %20 inkâr tazminatına çarptırılmasını, davanın kabulü ile davalının itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesi ve yapılan yargılama masrafların ve ücreti vekaletin , davalıdan alınıp müvekkili şirkete ödettrilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; itirazın iptali davasında ispat yükünün kural olarak davayı açan alacaklı tarafa ait olduğunu, ancak davacının işbu dosya arasına sunduğu evraklara bakıldığında akdi ilişkiyi ispatlar bir yazılı belge bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu takibe dayanak faturadan kaynaklı olarak davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığını, zira, taraflar arasında fatura tanzimini ve mal teslimini gerektirecek herhangi bir ticari ilişki ve bu ticari ilişkiyi ispatlar bir sözleşme bulunmadığını, kesilen faturanın müvekkiline tebliğ edilmediğini, davacı yanca kesilen ve ekte sunulan faturanın e-arşiv fatura olduğunu, davacı yanca takibe dayanak tutulan e-arşiv fatura müvekkiline fiziken, kağıt ortamında teslim edilmediğini, Faturanın üzerinde de müvekkiline ait herhangi bir e-mail adresi de bulunmadığını, faturanın e-tebliğ şeklinde tebliğ edilmediğini, faturanın tebliğine ilişkin olarak Gelir İdaresi Başkanlığı'na yazılan yazıya istinaden verilen cevapta da belirtilen tarihlerde müvekkiline ilişkin Ba - Bs kayıtlarının mevcut olmadığını, davacı yanın müvekkilinden takip öncesi işlemiş faiz talep etmesinin mümkün olmadığını, zira, faturaya dayalı alacaklarda ayrıca bir temerrüt ihtarnamesi yok ise salt faturanın tebliği borçluyu mütemerrid hale getirmeyeceğini, işbu haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, davacı işbu davaya konu takibi başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğundan 2004 sayılı İİK md. 67/2 uyarınca dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Küçükçekmece ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı dosyası, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, Küçükçekmece ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasına vaki davalı itirazının İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Küçükçekmece ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 236.000,00 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren 2.950,00 TL faizi ile birlikte toplam 238.950,00 TL'nin tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmıştır. İncelenen dosya, iddia, savunma, sunulan deliller, celbedilen dava dosyaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın halli için inceleme yapılması gerektiğinden dosyanın bilirkişiye tevdine dair ön inceleme duruşmasında ara karar kurulmuş ve bilirkişi ücretinin davacı tarafça yatırılması için ihtaratlı kesin süre verilmiş, dosyanın bilirkişiye gönderileceği de dikkate alınarak duruşma tarihi buna göre belirlenmiştir. Davacı tarafça kesin süre içerisinde delil avansı yatırılmamıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Delil ikamesi için avans” başlıklı 324. maddesinde; “(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir. Anılan madde gerekçesinde de; “…“Harç ve avans ödenmesi” başlıklı 125. maddede davacının dava masraflarının karşılığı olarak avans ödemesi öngörülmüştür. Bu avans, davacının delillerinin toplanması için yapılması gereken harcamaları da kapsar. Bu maddede ise daha çok davalının delillerinin toplanması için ödenmesi gereken avans düzenlenmiştir. Öte yandan davacının avansı yönünden “Dava şartları” başlıklı 119. maddede hüküm getirilmiştir. Davacının avansı yatırmış olması dava şartlarındandır. Şu hâlde davacı avansının yargılamanın devamı sırasında yetersiz kalması hâlinde, uygulanacak hüküm, bu maddeden ziyade 125. madde hükmüdür.” ifadelerine yer verilmek suretiyle, gider avansının davacının dava masraflarının karşılanması amacıyla, delil avansının ise daha çok davalının delillerinin toplanması amacıyla getirildiği belirtilmiştir. 03.04.2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde: “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. (2) Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (3) Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. (4) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” düzenlemesi yer almaktadır. Yönetmeliğin 45. maddesinde, gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, Yönetmelikte gider avansının içinde delil avansı için gerekli giderler de gösterilmiştir. Gider avansının yatırılmaması hâlinde açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilir (Yön. m. 45/3); delil avansının yatırılmaması hâlinde ise, o delilden vazgeçilmiş sayılır (Yön. m. 45/3). Bu durumda Yönetmeliğin 45. maddesinin birinci fıkrası ile dördüncü ve beşinci fıkraları arasında uyum bulunmadığından, HMK’nın 324. maddesi gözetilerek Yönetmeliğin 45. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarının öncelikle uygulanması gerekir (Pekcanıtez H./Atalay O./Özekes., M.: Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 13. Bası, Ankara 2012, s. 354 ). Yapılan açıklamalar ışığında, somut olayda, davacıdan kesin süre içinde yatırılması istenilen bilirkişi masrafının delil avansı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. II- Tarafların dayandığı delillerin toplanması amacıyla Mahkemece verilen kesin süreye ve kurulacak ara kararın mahiyetine değinmekte fayda vardır. Türk yargı sistemine göre hukuk yargılamasında hâkim kendiliğinden bir davayı inceleyip uyuşmazlığı çözemez. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak da hâkim, tarafların istekleri ile bağlı tutulmuştur [HMK, m. 24, 25, 26; mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK, m. 72, 74, 75]. Kamu düzeninin gerektirdiği hâller dışında hâkimin re’sen yargılamayı sürdürmesi olanaklı olmadığından ve tarafların davayı hazırlama ve takip etmeleri gerektiğinden hâkimin davacının yapmadığı bir işlemi kendiliğinden ikmal etmesi olanaklı değildir (Taraflarca hazırlama ilkesi). Az önce açıklanan genel kuraldan ayrık olarak, usul hukukunda hâkimin re'sen araştırma yapabileceği hâllere de yer verilmiştir. Bu gibi durumlarda olayın özelliğine göre hâkim, incelemelerin gerektirdiği masrafların taraflarca ödenmemesi hâlinde sonradan haksız çıkan taraftan alınmak üzere, Maliye Hazinesinden karşılanmak suretiyle gereğini yerine getirir (Re'sen araştırma ilkesi, HMK m. 325, HUMK m. 415). III- Taraflarca yapılması gereken işlemler, bunlar için yasada öngörülen süreler ile bunların yargılamaya etkisine ilişkin düzenlemeler ile yargısal uygulamanın irdelenmesi gerekmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için konulmuş süreler ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Mahkemeler için konulmuş olan süreler hak düşürücü nitelikte değildir. Mahkemelerin süresinden sonra yapmış oldukları işlemler de (örneğin, mahkemenin vermiş oldukları kararlar da (HMK, m. 294/4) geçerlidir (Kuru, B./Aydın, B.: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medenî Usul Hukuku, s. 614, İstanbul 2020). Eş söyleyişle hâkim, gecikmeli de olsa süreye bağlanmış olan işlemi yapabilir. Dolayısıyla, gecikmeli de olsa yapılan işlem, oluşturulan karar hukuken geçerlidir ve süresinde yapılmış gibi hukukî sonuç doğurur. Şu hâlde, süreye ilişkin normların kabulüyle medeni usul hukukunda gerçekleştirilmek istenen amaçlar; adaletin bir an önce sağlanması, keyfiliğin önlenmesi, mahkemenin aynı işle uzun süre meşgul olmasının, başka ifadeyle diğer dava ve işlere yeterince zaman ayıramaz duruma düşürülmesinin önlenmesi; uluslarüstü ve ulusal nitelikteki emredici normlar uyarınca davanın makul sürede sonuçlandırılmasının sağlanması, yargılamanın belli bir düzen ve kestirilebilir bir sürede yürütülmesi, başka bir anlatımla yargılamanın adil şekilde yapılmasının sağlanması olarak özetlenebilir. Somut olay yönünden delil avansı niteliğinde olan bilirkişi giderinin davacı tarafça verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı ve celse kaybına sebebiyet verildiği ve davacının yemin deliline dayanmamış olduğu dikkate alındığında davacı, davasını ispatlayamamış olup, ispatlanamayan davanın reddine, davacının icra takibini kötü niyetle yaptığına dair de bir delilin bulunmadığı anlaşılmakla şartları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın reddine, 2-Kötü niyet tazminatının şartları oluşmadığından reddine, 3-Alınması gerekli 269,85 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 2.885,92 TL harcın mahsubuyla bakiye ‭2.616,07‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-AAÜT gereğince hesap edilen 37.842,50 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair,6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davalı asil ve davalı vekilinin yüzünde davacı tarafın yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/10/2023 Katip ... ¸(e-imzalıdır) Hakim ... ¸(e-imzalıdır)

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/466, K. 2023/970, T. 09.10.2023, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-466-e-2023-970-k-8640a09bb96c