İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1069 E. 2025/194 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1069
- Karar No
- 2025/194
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/1069 Esas KARAR NO : 2025/194 DAVA : Tapu İptali Ve Tescil( Tam Islah İle İrade Bozukluğu Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 15/06/2020 KARAR TARİHİ : 19/02/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil (Tam Islah İle İrade Bozukluğu Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu 15/06/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ortağı olduğu .... Firması ile davalı şirket arasında mevcut kumaş alım-satımı ticari ilişkisi kapsamında teminat olarak Esenler ilçesi .... mahallesinde kain .... ada 6 nolu parsel üzerinde bulunan 45/252 hisse payına sahip zemin katta yer alan 2 adet dükkanı teminat olarak bila bedel davalı şirkete inançlı işlem kapsamında devredildiğini, bilahere davalı şirket tarafından kendilerine kumaş verilmemeye başlandığını, bu bağlamda inançlı işlem ile tedarikçi firmaya devredilen taşınmazın davalı şirket adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi .. Esas -... Karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı vererek dosyayı mahkememize göndermiş, yargılamaya mahkememizin ... Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmuştur. Dava konusu taşınmaza ait tapu kaydı ve satış evrakının celp ve tetkiğinde; taşınmazın 160.000-TL bedel karşılığında davalı şirkete satılıp devredilmiş olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesi ve yargılama aşamasındaki beyanlarında özetle; öncelikle taşınmazın inançlı işlem ile bila bedel devredildiği hususunun doğru olmadığını, davalının ortağı olduğu ... firmasının müvekkili şirkete olan borcu ve ayrıca bankalara olan borcunun müvekkili şirket tarafından ödenmesi nedeniyle borcuna mahsuben taşınmazın devredildiğini, davacının ortağı olduğu şirketin halen müvekkili şirkete borcu bulunduğunu; nitekim İstanbul .... ATM'nin .... Esas sayılı dosyasında ... tarafından düzenlenen 15/08/2024 tarihli raporda da belirtildiği üzere söz konusu şirketin müvekkili şirkete halen 11.321.218-TL borcunun bulunduğunun sabit olduğunu, yargılama aşamasında tam ıslah olarak ileri sürülen irade bozukluğuna dayalı iddiaların doğru olmadığını ve tam ıslahın, karar aşamasında kötü niyetle yapıldığını bu nedenlerle tam ıslah talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından davanın, inançlı işleme dayalı olarak ve ticari ilişki kapsamında borcun teminatı olarak devredilen taşınmazın iadesi kapsamında tapu iptal ve tescil davası olarak açıldığı, bilahere davacı vekili tarafından mahkememize sunulan 27/01/2025 tarihli tam ıslah dilekçesi ile dava ıslah edilmek suretiyle dava konusu taşınmazın irade bozukluğu nedeniyle devredildiğini, bu nedenlerle inançlı işleme dayalı olarak değil; irade bozukluğu nedeniyle davalı adına olan tapu kaydının iptaliyle müvekkili adına tesciline karar verilmesi talep edilmiştir. Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 27/01/2025 tarihli tam ıslah dilekçesinde, davalı tarafın dilekçede belirtilen hileli davranışlarını öğrendiğinde davalı tarafa Bakırköy .... Noterliği'nin 13/11/2019 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesini çektiğini, bu bağlamda davacı tarafın irade bozukluğuna konu hile ve korkutmaya dayalı davalı tarafın davranışlarını 13/11/2019 tarihinde öğrendiği, TBK 39/1.maddesine göre ''yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.'' Kanuni düzenlemeye göre irade bozukluğunun ileri sürülmesinin bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, davacının kendi beyan ettiği öğrenme tarihi (13/11/2019)'nden itibaren irade bozukluğunun tam ıslah kapsamında ileri sürüldüğü 27/01/2025 tarihi itibariyle bir yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, mahkememizce değerlendirilmiştir. Her ne kadar davacı taraf; irade bozukluğuna ilişkin davranışların öğrenilmesinden sonra Bakırköy .... Noterliği'nin 13/11/2019 tarih 19953 yevmiye numaralı ihtarnamenin çekildiğini, dolayısıyla bir yıllık sürenin geçmediğini iddia etmiş ise de; söz konusu ihtarnamenin davacı tarafından çekilmediği, ihtarnamenin ayrı bir tüzel kişiliği bulan ...San. Tic. Ltd. Şti' tarafından çekildiği, ihtarnameye konu taşınmazın farklı bir taşınmaz olduğu, söz konusu taşınmazın dava konusu olmayan Güngören ilçesindeki bir taşınmaz olduğu ve ihtarnamenini içeriğinde de irade fesadına ilişkin herhangi bir ibarenin yer almadığı, dolayısıyla söz konusu ihtarnamenin TBK 39/1.maddesi kapsamında bir yıllık süreyi kesen ihtarname olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı mahkememizce kabul edilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından davalı aleyhine önce inançlı işleme dayalı olarak tapu iptal ve tescil davası açıldığı, bilahere yargılama aşamasında mahkememize sunulan 27/01/2025 tarihli tam ıslah dilekçesi ile dava sebebinin irade bozukluğuna dayalı tapu iptal ve tescil olarak değiştirildiği, TBK 39/1.maddesi kapsamında irade bozukluğuna dayalı bildirim veya davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, davacı tarafın kendi beyanına göre irade bozukluğuna dayalı olayların öğrenme tarihinin 13/11/2019 tarihi olduğu, bu tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra irade bozukluğunun 27/01/2025 tarihinde ileri sürüldüğü, ilk dava dilekçesi ile inançlı işleme dayalı olarak dava açıldığı, dolayısıyla ilk dava dilekçesinde irade bozukluğunun ileri sürülmemesi nedeniyle ilk dava tarihinin baz alınamayacağı, bu nedenlerle davacı tarafından tam ıslah kapsamında açılan davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı tarafından tam ıslah kapsamında açılan davanın hak düşürücü süre yönünden REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 615,40-TL ilam harcından peşin alınan 170,78-TL harcın 54.100,00-TL tamamlama harcı toplamı olan 54.270,78-TL harçtan mahsubu ile bakiye 53.655,38-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 397.129,28-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 5-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair, tarafların yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/02/2025 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır *Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.