İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/217 E. 2024/646 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/217
- Karar No
- 2024/646
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/217 Esas KARAR NO : 2024/646 DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/06/2023 KARAR TARİHİ : 16/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine bono alacaklısının hilafı hakikat beyanları ile ihtiyati haciz kararı alındığını, akabinde Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı dosyasından aleyhe icra takibine geçildiğini, huzurda söz konusu icra dosyasında müvekkillinin borçlu olmadığının tespiti için işbu davanın açıldığını, davalının Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D. İş numarasıyla müracaat ile 01/05/2022 düzenleme tarihli 20/05/2023 vade tarihli 15.000,00-USD bedelli bono vadesinde ödenmediğini, borcun ödenmesi için defaaten uyarmalarına rağmen ödeme yapmadığımızı vs. iddia ve hilafı hakikat beyanda bulunduğunu ve ihtiyati haciz kararı elde ettiğini, taraflar arasında 01/03/2022 tarihli Kira Sözleşmesi akdedildiğini, davalının, müvekkilinin kira sözleşmesine ilişkin ödeme yapmaması, sözleşmeye aykırılık ve benzeri durumlarına karşılık davaya konu bonoyu teminaten aldığını, müvekkilinin 01/03/2022 tarihli Kira Sözleşmesi gereğince her ay kira bedelini ödediğini, müvekkilinin kira sözleşmesi gereğince her ay düzenli olarak tüm ödemelerini gerçekleştirdiğinden davalının işbu senedi takibe koyma şartları oluşmadığını, davalının elinde haksız yere bulunan bu bonoyu iade etmesi beklediklerini ancak davalı tarafından müvekkili tarafından verilen teminat iade edilmediğini , davalı elinde bulunan bonoya ilişkin ihtiyati haciz kararı alarak icraya koyduğunu, kötüniyetli bir irade gösterdiğini, taraflarınca şifahen öğrenildiği üzere davalının tüm kiracılarından, kira ödemelerinin tarafına yatırılmaması durumuna karşılık senet alarak aldığı senetleri ihtiyati haciz yoluyla takibe koyduğunu, bu yolla hem kiracılarından kira bedelini almakta hem de haksız şekilde tahliye tehdidi altında harici ödeme aldığını, Doktrin ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde icra takibine girişen alacaklı ‘kötüniyetli’ kabul edildiğini ki somut olayda da davalının kötüniyetinin aşikâr olduğunu, haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde de mevcut bulunması gerektiğini, aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da kötüniyet söz konusu olduğunu, somut olayda, müvekkili hakkında ödenmiş bir senet hakkında ihtiyati haciz kararı alınıp ve uygulandığını, bu durumda, haciz işleminin hak veya alacağa dayannadığını, davalının, haksız haciz yapan olarak kötüniyetli olduğunu ve bu kapsamda aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, tüm bu sebepler ile elinde haksız yere bulundurduğu bonoyu iade etmeyen davalı aleyhine işbu menfi tespit davasını ikame ettiklerini, menfi tespit davaları arabuluculuk dava şartına tabi olmadığından davamızı bu şekilde ikame ettiklerini, mahkemeden telafisi güç zararlara engel olunması üzere teminatsız veya uygun görülecek teminat mukabili olarak 'ihtiyati tedbir' kararı tesisi talep ettiklerini ve bu nedenlerle fazlaya ilişkin tüm talep ve dava açma hakları ve davalının cevap dilekçesine karşı delil sunma hakları saklı kalmak kaydıyla; telafisi çok güç zararlara engel olma adına öncelikle Büyükçekmece .... İcra Dairesinin .... Esas sayılı dosyası hesabına yatan paranın Alacaklıya ödenmemesi üzere tedbir kararı verilmesini, Büyükçekmece .... İcra Dairesinin .... Esas sayılı dosyasından ve takip konusu bonodan borçlu olmadıklarının tespitini, yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. CEVAP;Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili aleyhine haksız ve hukuka aykırı olarak dava başlatıldığını, huzurdaki haksız ve kötüniyetli davaya karşı yasal süresi içerisinde cevap verme gereği hasıl olduğunu,öncelikle görevsizlik itirazlarının olduğunu ve bu husus ile ilgili olarak sayın mahkeme dosyasına dilekçe sunduklarını, davaya konu bono için Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhinde kambiyo senedine özgü takip başlatıldığını , mahkemece celp olunan icra dosyası incelendiğinde başlatılan kambiyo senedine özgü takibe konu edilen ''senet'' olduğunu, kambiyo senetlerine dayalı menfi tespit davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle görevsizlik itirazlarını mahkemeye sunduklarını, davaya konu olan hususun 01/05/2022 düzenleme tarihli 20/05/2023 vade tarihli 15.000,00-USD bedelli bono olduğunu, davacı tarafın, dava dilekçesinde davaya konu bononun teminat amacıyla alındığına değindiğini ancak bu hususun gerçeği yansıtmadığını, bono üzerinde teminat amacıyla alındığını gösteren herhangi bir not söz konusu olmadığını, davacı tarafın, müvekkilinin alacaklı olduğu ve dava konusu olan bononun tahsilini geciktirmek amacıyla hareket ettiğini ve huzurdaki işbu haksız ve kötüniyetli davayı müvekkili aleyhine başlattığını, dava konusu edilen 01/05/2022 düzenleme tarihli 20/05/2023 vade tarihli 15.000,00-USD bedelli bonoyu ödememe kastıyla hareket eden davacı tarafın, anılan bonoyu kira sözleşmesi ile ilişkilendirerek müvekkilinin alacağını tahsil etmesini engellemeye çalıştığını, mahkememiz dosyasında icra dosyasına ödenen borcun alacaklıya ödenmemesi yönünde ara karar kurulduğunu ve icra takip dosyasına yatırılan alacaklarının taraflarına ödenmediğini, davacı tarafın, bonoyu zamanında ödemediği gibi haksız eylemleri ile bono alacaklarının tahsilatını da huzurdaki haksız ve hukuka aykırı dava ile uzattığını, Bilindiği üzere, Kambiyo senetleri Türk Ticaret Kanununda kıymetli evraka ilişkin olarak ayrılan üçüncü kitabın dördüncü kısmında '' Bunlar poliçe, bono ve çektir. Bono ya da emre yazılı senet ikili bir ilişkidir. Bono düzenleyen tarafından düzenlenerek kime ya da kimin emrine ödenecek ise ona verilir. Burada düzenleyen lehtara karşı borç tanımasında bulunmaktadır. Kambiyo senetlerinin birçok ortak özelliği söz konusudur ve bunlardan bir tanesi de Soyutluk kavramıdır. Kıymetli evrakta soyutluk genelde senette yer alan taahhüdün hukuki sebebinin açıklanması ya da açıklanmaması yüzünden gündeme gelmektedir. Taahhüdün mutlaka bir nedeni vardır; ancak bu neden senette gösterilmemiştir. Kıymetli evrakta yer alan taahhüdün varlığı kapsamı ve içeriği bakımından sadece senet belirleyicidir. Kambiyo senetleri düzenlemeleri ile birlikte alt ilişkiden ayrı yeni bir hak doğururlar. Ortaya çıkan bu hak yeni bir ilişki anlamına geldiğinden kendisinin düzenlenmesine neden olan alt ilişkiden bağımsız yani ayrı kabul edilir. Dolayısıyla alt ilişkiden kaynaklanan sakatlıklar veya hükümsüzlükler kambiyo ilişkisini etkilemez. Alt ilişki herhangi bir sebeple geçersiz olsa bile kambiyo ilişkisi geçerli sayılır. İşte kambiyo senetlerinin düzenlenmelerine neden olan olaydaki sakatlıklardan etkilenmemesine esasen soyutluk ilkesidir. '' şeklinde düzenlendiğini, somut olayda davacı tarafın, 01/05/2022 düzenleme tarihli 20/05/2023 vade tarihli 15.000,00-USD bedelli bononun borçlusu olduğunu ve anılan bononun vadesinde ödenmediğini, vadesinde ödenmemesi üzerine taraflarınca yasal takip yollarına başvurulduğunu ve davacıya karşı icra takibine girişildiğini, icra ödeme emrinin davacıya ulaştığını ve davacının herhangi bir itirazda bulunmayarak icra takibinin kesinleştiğini, bono da alacaklı temel ilişkinin varlık ve geçerliliğini kanıtlamak zorunda kalmaksızın, sadece senede dayanarak ifa talep edebileceğini, temel ilişkinin geçerli olmadığını ispat yükünün borçluda olduğunu, huzurdaki dosyada da davacı tarafın icra takip dosyasına herhangi bir itirazda bulunmamasına rağmen tedbir kararı ve borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini, davacının taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, taleplerinin ve davasının tümüyle reddinin gerektiğini, davacı tarafın, dava konusu bononun teminat amacıyla verildiğini iddia ettiğini ve hususun tanıklarla ispat edileceğini ileri sürdüğünü, davacı tarafın anılan bonodan kaynaklı borçlu olup olmadığını tanıklarla kesinlikle ispat edemeyeceğini, Bu nedenlerle tanıkların dinlenmesine muvafakatlerinin olmadığını, davacı tarafın, dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu iddialarının hiçbirini somut delillerle ispat edemediğini, dava dilekçesinde haksız ve kötüniyetli beyanların dışında beyan bulunmamakla beraber müvekkilinin alacağına kavuşması kötüniyetli olarak engellendiğini, bu nedenlerle, öncelikle görevsizlik itirazlarının kabul edilerek görevsizlik kararı verilmesine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde tedbir talebinin ivedi olarak kaldırılmasına, yargılama neticesinde huzurdaki haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, kira sözleşmesi kapsamında verilen bono yönünden borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır. Büyükçekmece ... Sulh Hukuk Mahkemesi ... E. .... K. Sayılı ilamı ile iş bu davanın Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine giren kira ilişkisine dair kira sözleşmesinde ve bonoda herhangi bir ibare yer almadığı, uyuşmazlığın kambiyo senedinden kaynaklanması nedeniyle görevsizlik kararı verilerek Mahkememize tevdi olmuş ve .... esas numarasına kaydı yapılmıştır. Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının dosyamız davalısı olduğu, borçlusunun dosyamız davacısı olduğu, toplam 15.000,00-USD alacak için ilamsız takip yapıldığı, icra takibinin senede dayandığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde, taraflar arasında 01/03/2022 tarihinde kira sözleşmesi akdedildiği, müvekkilinin Kira Sözleşmesi gereğince her ay kira bedelini ödemesine rağmen davacı tarafından teminat olarak verilen bononun haksız yere davalı tarafından takibe koyulduğu iddia edilmiştir. Dava dilekçesi ekinde sunulan ve davacının dayandığı 01/03/2022 tarihli sözleşme incelendiğinde, taraflar arasında taşınmaz kiralanmasına ilişkin sözleşme akdedildiği, sözleşmede kiralama bedelinin yazıldığı görülmekle taraflar arasında bir kira ilişkisinin bulunduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının taraflar arasında kira ilişkisi olduğu iddiasına dayandığı, kira ilişki nedeniyle sözleşmeyle hüküm altına alınan ve davacı tarafından kira bedelinin ödenmesine rağmen davacı tarafından verilen teminat olarak verilen bononun takibe haksız olarak konulması sebebiyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlık noktasında Mahkememizin görevli olup olmadığı hususunda değerlendirme yapmak gerekecektir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkindir. HMK m.114/1-c gereğince görev dava şartı olup HMK'nin 115/1 uyarınca taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilmelidir. Taraflar da yargılama süresince Mahkemenin görevli olmadığını ileri sürebilirler Davaya konu senedin teminat senedi olup olmadığının ispatı ayrı bir konu olmakla birlikte davacının davayı öne sürme şekline göre uyuşmazlığın temeli kira ilişkisinden kaynaklandığına göre, görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. (Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/1272 esas 2024/1194 karar sayılı ilamı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2015/3106 Esas, 2015/6695 Karar sayılı kararı) 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin kurallardan olup, yargılamanın her aşamasında istek üzerine, ya da re'sen gözetilmesi gerekir. Taraflar arasında temel olarak kira ilişkisi uyuşmazlık konusudur. Bu açıklamalardan sonra, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yerinin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatiyle Mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın HMK 114/1-c maddesi gereğince Mahkememizin görevsizliği nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 3-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, 4-Büyükçekmece ... Sulh Hukuk Mahkemesi ile Mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dosyanın MERCİ TAYİNİ İÇİN İLGİLİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYESİ MAHKEMESİ DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/09/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır