İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1123 E. 2023/1079 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1123
Karar No
2023/1079
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1123 KARAR NO : 2023/1079 DAVA : Tazminat(Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/06/2023 KARAR TARİHİ : 29/11/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı vekili 24/08/2023 havale tarihli dilekçesi ile; Müvekkil şirketin bir sağlık turizmi şirketi olduğunu, dava dışı ... A.Ş. ile aralarında organik bağ bulunduğunu, şirket sahiplerinin ve bulundukları konumun aynı binada olduğunu, yurt dışından gelen hastaları başvurma sebeplerine göre başka hastanelere yönlendirdiğini veya organik bağı bulunan ... isimli hastanede tedavi ettirdiğini, davalının ... Tıp Merkezinde; Arapça ve Fransızca bilmesi sebebiyle satış departmanında müşteri temsilcisi olarak işe başladığını ve en son takım lideri olarak çalıştığını, davalının müvekkil şirkete çeşitli platformlardan aktarılan ve mali değeri olan "lead"lerde yer alan müşteri bilgi ve iletişim numaralarını şirket bünyesinde kullanılan ... isimli programda "yanlış numara/yanlış bilgi/ulaşılamadı" olarak işaretleyip bu müşteri bilgilerini dava dışı ... ile paylaştığını ve sanki bu müşterilerle dava dışı ... aracılığıyla satış işlemi gerçekleştirilmiş gibi göstererek dava dışı ...'ya haksız şekilde komisyon kazandırdığını, yapılan tespitler akabinde davalının iş akdinin haklı nedenle işveren tarafından feshedildiğini, 29/09/2021 - 02/11/2022 tarihleri arasında davalının bilgisini değiştirip dava dışı ... hesabına yazdığı satışlardan elden edilen komisyon bedelinin toplam 75.383,00-Euro olduğunu, hem davalı hem de ... hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na "Nitelikli dolandırıcılık ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu, bu yargılamanın Bakırköy .... Asliye Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı dosya ile devam ettiğini, bununla birlikte dava dışı ... aleyhine "Sebepsiz zenginleşme" nedeniyle Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde tazminat davası açıldığını, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile davalı tarafından rekabet yasağının ihlal edildiğinin ve haksız fiili sebebiyle müvekkil şirketi uğratmış olduğunu zararın tespitiyle 4.500,00-DOLAR cezai şartın, 1.000,00-Euro zararın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek bankalara uygulanan en yüksek mevduat faizi ile davalıdan tahsilini ve hesaptaki paraların aktarılmasını önlemek bakımından ihtiyati tedbir talebi konulmasına, davanın kabulüne, davalı tarafından rekabet yasağının ihlal edildiğinin ve haksız fiili sebebiyle müvekkil şirketi uğratmış olduğu zararın tespitine, sonradan arttırılmak üzere 4.500 Dolar cezai şartın (belirsiz alacak) davalının rekabet yasağını ihlal ettiği andan itibaren işleyecek bankalara uygulanan en yüksek mevduat faizi ile davalıdan tahsiline, ıslah ile arttırılmak üzere davalının haksız fiili nedeniyle müvekkil şirketin uğramış olduğu 1.000 Euro zararın (kısmi dava) haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek bankalara uygulanan en yüksek mevduat faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır. Dava, sözleşme ile belirlenen rekabet yasağına uymama nedenine dayalı cezai şartın tazmini talebine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 115/2 maddesi uyarınca; "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." (Aynı yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 11.12.2017 tarihli 2016/13916 Esas 2017/7878 Karar sayılı kararı) Yargıtay 11 HUKUK DAİRESİNİN 28/03/2016 TARİH VE 2015/8730 Esas, 2016/3427 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, belirsiz alacak davası açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır. "...Dava, işçinin rekabet yasağına aykırı davrandığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olup, davacı dava dilekçesinde, davalının işveren şirkette ürün müdürü olarak çalıştığını, işten ayrılmasının akabinde davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren rakip bir firmada çalışmaya başladığını ileri sürmüş ve taraflar arasında imzalanan İş Sözleşmesinin Rekabet Yasağı başlığı altında düzenlenen hükümlerine aykırı davrandığını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000 TL'nin tahsilini istemiştir. Davacı delilleri arasında bulunan 30/10/2013 tarihli "Rekabet Yasağı" başlıklı sözleşmenin işçi borçları bölümünün 2 no'lu bendinde "..personelin iş bu taahhüdüne aykırı davranışı veya ihlali halinde personel, rekabet yasağı kuralına maruz kalan iş verene iş bu sözleşmenin imzalanması ile birlikte 20.000,00 TL bedelli teminat senedindeki bedeli ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder," hükmü düzenlenmiştir. Bu noktada şu da açıklığa kavuşturulmalıdır ki, şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmelidir. Çünkü, alacağın belirlenebilmesi mümkün iken, böyle bir davanın açılmasına Kanun izin vermemiştir. Böyle bir durumda, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar yokluğundan dava reddedilmeli, ek bir süre verilmemelidir. Zira, burada talep açıktır, bu sebeple 6100 sayılı Kanun'un 119/1-ğ maddesinin uygulanarak süre verilmesi mümkün değildir; aslında açılmaması gerektiği halde belirsiz alacak davası açılmış olduğundan, bu konudaki eksiklik de süre verilerek tamamlanamayacağından, dava hukuki yarar yokluğundan reddedilmelidir. Buradaki hukuki yarar, sonradan tamamlanacak nitelikte bir hukuki yarar değildir. Çünkü dava açıldığında o sırada mevcut olmayan hukuki yarar, bunun da açıkça mahkemece bilindiği bir durumda, tamamlanacak bir hukuki yarar değildir. Aksinin kabulü, aslında açık olan talep sonucunun süre verilerek davacı tarafından değiştirilmesi ve bulunmayan hukuki yararın sağlanması için davacıya ek imkan sağlanması anlamına gelecektir ki, buna usûl bakımından imkan yoktur, böyle bir durum taraflar arasındaki eşitlik ilkesine de aykırı olacaktır. Bunun yanında, şayet açılan davada asgari bir miktar gösterilmişse ve bunun alacağın bir bölümü olduğu anlaşılmakla birlikte, belirsiz alacak davası mı yoksa belirli alacak olmakla birlikte kısmi dava mı olduğu anlaşılamıyorsa, bu durumda 6100 sayılı Kanun'un 119/1-ğ maddesinin aradığı şekilde açıkça talep sonucu belirtilmemiş olacaktır. Talep, talep türü ve davanın niteliği açıkça anlaşılamıyorsa, talep muğlaksa, aynı Kanun'un 119/2. maddesi gereğince, davacıya bir haftalık kesin süre verilerek talebinin belirsiz alacak davası mı, yoksa kısmi dava mı olduğunun belirtilmesi istenmelidir. Verilen bu süreden sonra, davacının talebini açıklamasına göre bir yol izlenmelidir. Eğer talep, davacı tarafından belirsiz alacak davası şeklinde açıklanmış olmakla birlikte, gerçekte belirsiz alacak davası şartlarını taşımıyorsa, o zaman yukarıdaki şekilde hareket edilmeli, hukuki yarar yokluğundan dava reddedilmelidir. Somut davada, dava dilekçesinin içeriğinden sadece cezai şartın tahsilinin istendiği sabittir.Gerek dava dilekçesinde, gerekse 05/04/2017 tarihli cevaba cevap dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı açıkça beyan edilmiştir. Davacı ile davalı arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranış halinde davalının ödeyeceği cezai şartın 20.000,00 TL net olarak belirlenmesine rağmen, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı olmayıp İDM.'nce verilen karar yerinde olup davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında detaylı şekilde tartışılıp değerlendirildiği, mahkeme gerekçesi ve tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu dairemizce belirlendiğinden, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir." T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİ, ... Esas,... Karar Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; dava rekabet yasağına aykırılık nedeni ile cezai şart talebine ilişkin olup davacı davasını belirsiz alacak davası şeklinde açmıştır. Taraflar arasındaki cezai şarta ilişkin madde 8 de cezai şart miktarı "yetmiş beş bin dolar" olarak belirlenmiştir. Yukarıda bahsi geçen kararlar da dikkate alındığında şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmesi gerektiği, alacağın belirlenebilmesi mümkün iken, böyle bir davanın açılmasına Kanun izin verilmediği, bu durumda, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar yokluğundan dava reddedilmesi gerektiği ve ek bir süre verilmesinin anlamsız olduğu sabittir. Kaldı ki burada talep açık olup, bu sebeple 6100 sayılı Kanun'un 119/1-ğ maddesinin uygulanarak süre verilmesi mümkün değildir; aslında açılmaması gerektiği halde belirsiz alacak davası açılmış olduğundan, bu konudaki eksiklik de süre verilerek tamamlanamayacağından, dava hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın cezai şart alacak talebine ilişkin açmış olduğu davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-(h) ve 115/2.maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 1-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsil edilerek Hazine'ye irat kaydına, 2-İş bu dava yönünden davacı ve davalı tarafça sarf olunmuş yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar tesisine yer olmadığına, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 29/11/2023 Katip ... ¸E-imza Hakim ... ¸E-imza "iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."

Atıf: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1123, K. 2023/1079, T. 29.11.2023, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-1123-e-2023-1079-k-ef161f4f338b