İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/573 E. 2024/10 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/573
Karar No
2024/10
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/573 Esas KARAR NO : 2024/10 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/06/2022 KARAR TARİHİ : 09/01/2024 K.YAZIM TARİHİ : 13/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine başlatılan takibe dayanak yapılan ... , ... şubesine ait, keşide tarihi 30/11/2018 olan, ... çek seri nolu ve 30.000,00 TL miktarındaki çekin üzerindeki imza müvekkiline ait olmadığını, bu çeke istinaden, Bakırköy .... İcra Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile karşılıksız çek keşide etmek suçundan cezalandırılması için dava açıldığını, çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmaması nedeniyle müvekkilinin borçlu bulunup bulunmadığının tespiti için dava açtıklarını, davaya konu çek düzenlenme tarihinin altında yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını, çek üzerindeki imza ile dava dilekçesi ekindeki vekaletname suretindeki imzanın birbirine benzer olmadığının açık olduğunu, müvekkilinin imzasının taklit edildiğini, davalı ile müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, çekte cirosu bulunan firmalar ile de herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmesi ile bu durumun sübut olacağını, müvekkilin Diyarbakır ....Noterliği 24.03.2015 tarih ... yevmiye numaralı imza sirküsünde, ... şubesinde, ... Bankası ... Şubesinde,... Bankası ... Şubesinde,Diyarbakır Ticaret Sicil İl Müdürlüğünde, imza örneklerinin bulunduğu belge asılları mevcut olduğunu, yargılama neticesinde de müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ile davalının alacağının %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davanın 30.000 TL dava değeri üzerinden açıldığını, Bakırköy ....İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra dosyasının takip çıkışı 85.194,74 TL olduğunu, Bakırköy ....İcra Müdürlüğü ... E.sayılı icra dosyasından;... 20.11.2018 keşide tarihli ... seri nolu ve ,... 30.11.2018 keşide tarihli ... seri nolu 2 adet çek hakkında kambiyo takibi yapıldığını, takip çıkışının 85.194,74 TL olduğunu, davacı tarafın dilekçesinde "müvekkilinin borcu bulunmamaktadır" dediğini, buna rağmen huzurda görülen menfi tespit konulu davayı 30.000 TL üzerinden kısmi olarak ikame edildiğini, HMK 107. Maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." şeklinde düzenlendiğini, dava dilekçesinde belirsiz alacak olarak açıldığına ilişkin bir ibare olmadığını, mevcut şartlarda belirsiz alacak davası şartlarının oluşmadığının sabit olduğunu, eksik harcın davacı tarafından tamamlanması aksi halde davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının çekteki imzanın kendisine ait olmadığına dair itiraz iddia ettiğini, başlatılan icra takibine itiraz etmediğini, davacı tarafın her ne kadar dava dilekçesinde müvekkil banka aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiş ise de müvekkil ziraat bankası iyiniyetli olduğunu, imzaların sıhhatini inceleme veyahut taraflar arasındaki ilişkiyi bilebilmesinin mümkün olmadığını, davacının tazminat talebi haksız ve yersizdir olduğunu, bu durumun yargıtay kararları ile de sabit olduğunu, müvekkil bankanın müşterisi olmaması sebebi ile sistemden imza kontrolünün yapılamayacağını, davacının menfi tespite ilişkin taleplerinin reddi gerektiğini, sonuç olarak davanın reddine , yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi ... tarafından mahkememize sunulan bilirkişi raporunda özetle; İnceleme konusu çekteki keşideci imzası ile ...'ın karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından saptanan yüksek derecedeki uyumsuzluk ve benzemezlikler nedeni ile ... Şubesine ait ,alacaklısı ... Gıda San. ve Ltd. Şti, keşidecisi ... İnş. Tic.Ltd. Şti., olan 20.11.2018 keşide tarihli, 30.000 (Otuz bin)TL bedelli, ... nolu çekteki keşideci imzasının karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla, ...'ın eli ürünü olmadığı kanaati ile rapor sunmuştur. Huzurda görülen dava menfi tespit davasıdır. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372) Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce (alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunması şartı ile) ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonrada ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu halde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Hakan Pencanıtez, Oğuz Atalay, Meral Sungurtekin Özkan, Muhammet Özekes, İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164). Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik unsurlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Zira bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle, bir illete bağlı olması gerekmez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def'i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini içeren davada ispat yükü, kural olarak senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirket tarafından hakkında Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti istemli olarak huzurda görülen dava açılmıştır. Davacı vekili tarafından takibe dayanak yapılan ... Şebesi'ne ait keşidecisinin ... İnş ... İth. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti., lehtarının ... İnş. Gıda Sav. Ve Tic. Ltd. Şti., keşide yerinin Diyarbakır, keşide tarihinin 20/11/2018 olduğu ... seri numaralı, 30.000,00 TL bedelli çekteki keşideci imzasının müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı iddia edilmiştir. Mahkememizce söz konusu çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığının tespiti için ilgili kurumlardan ilgilinin ıslak imzalı evrak asılları celp edilerek bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Yapılan bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen bilirkişi raporunda çekteki kesideci imzasının, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla davacı şirket yetkilisi olan ...'ın eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek dosyanın Adli Tıp Kurumu'na sevki talep edilmiş ise de dosyada mübrez bilirkişi raporunun tekniğine uygun ve denetime elverişli olarak düzenlendiği; yapılan inceleme sonunda tereddüte yer bırakmayacak şekilde keşideci imzasının davacıya ait olmadığı tespit edildiğinden davalının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir. Tekniğine uygun ve denetime elverişli olarak düzenlendiği kabul edilen bilirkişi raporu doğrultusunda takibe dayanak yapılan çekteki keşide imzasının davacı şirket yetkilisine ait olmadığının tespiti ile açılan davanın kabulüne; çekin lehtar tarafından cirolanmak suretiyle davalıya teslim edildiği tespit edildiğinden şartları oluşmayan davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-AÇILAN DAVANIN KABULÜ ile davacının ... Şebesi'ne ait keşidecisinin .... Gıda İth. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti., lehtarının ... Gıda Sav. Ve Tic. Ltd. Şti., keşide yerinin Diyarbakır, keşide tarihinin 20/11/2018 olduğu ... seri numaralı, 30.000,00 TL bedelli çek nedeni ile davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2-Davacının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 2.049,30 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 512,33 TL nispi harçtan mahsubu ile bakiye 1.536,97 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından sarf olunan (2.000,00 TL bilirkişi ücreti + 528,00 TL posta ücreti tebligat, müzekkere masrafından ibaret) 2.528,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 11,50 TL vekalet harcı, 80,70 TL başvurma harcı ve 512,33 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Sarf olunmayan delil/gider avanslarının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, 7-Kendisini vekil ile temsil ettiren davacı taraf lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/1. maddesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 1.560,00 TL'nin dava tarihi itibariyle huzurda görülen davanın arabuluculuğa tabi olmaması nedeni ile davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yokluğunda, davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/01/2024 Katip ... ¸E-imza Hakim ... ¸E-imza

Atıf: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/573, K. 2024/10, T. 09.01.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-573-e-2024-10-k-d232586ee7ee