İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/921 E. 2025/334 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/921
- Karar No
- 2025/334
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/921 Esas KARAR NO : 2025/334 DAVA : İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/11/2024 KARAR TARİHİ : 11/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2025 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı-borçlunun “.... aşınmazı da üye sıfatı ile kullandığını, dava konusu icra dosyasının, ödenmemiş Asansör Parça Bedeli ve Sprink Bedeline ilişkin olup davalı/borçlununiş bu bedelleri ödemekle yükümlü olduğunu, şöyle ki; takibe konu iki alacak kalemi açısından Ana Sözleşme ve Tapuya Şerhli Yönetim Planında, kooperatif hizmetlerinin ifasında ve giderlerinin paylaştırılmasında, o hizmetlerden bağımsız bölüm malikleri ile her ne sebeple olursa olsun, bağımsız bölümden yararlananların, kiracı veya intifa hakkı lehtarlarının gidere katılması ilkesi kapsamında yükümlü olduklarının sabit olduğunu, üye ve kiracıların genel giderlere katılım payı kapsamında yapılacak ödemelerinin miktar, faiz, zaman ve ödeme esasları kooperatif ana sözleşmesi ve genel kurul kararları ile açıkça belirlenmiş olup, üye ve kiracıların ana sözleşme hükümleri ve genel kurul kararlarına uymalarının zorunlu olduğunu, müvekkilinin kooperatif genel kurul toplantılarında alınan kararların, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu çerçevesinde ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, söz konusu ilan üye olsun veya olmasın herkes için bağlayıcı olduğunu, davalı borçlunun ticaret siciline tescil edilerek yayınlanmış bir toplantı kararından haberdar olmadığı da söyleyemeyeceğini, genel giderlere katılım ilkesi kapsamında kooperatifin takibe konu olan alacağı likit, haklı ve davalı-borçlu tarafından bilinen bir alacak olduğunu, açıklanan nedenlerle davalı-borçlunun Bakırköy .... İcra Md. ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın iptali ile takip talebindeki koşullarla takibin devamını, haksız itirazı nedeni ile davalı-borçlunun asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra-inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı-borçlu üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Kooperatifler Kanunu m.15 kapsamında ortak sıfatını haiz olup taşınmaz malın devri ile ortak sıfatının sonlandığını, "Ortaklığa Müracaat Fişi"nde de görüleceği üzere taşınmaz mülkiyetine bağlı olarak kooperatif üyeliğine başvurduğunu, üyelik başvurusu sırasında edindiği ilgili taşınmazı 2017 yılında dava dışı 3. bir şahısa devrettiğini, gerek Kanun hükmü gerekse Ana Sözleşme uyarınca site içindeki taşınmazın devri ile müvekkilin üyeliğinin sonlandığının kuşkusuz olduğunu, ancak davacı kooperatifin Ana Sözleşmeye aykırı davrandığını ve kötü niyetle müvekkilin taşınmazı devretmiş ve üyeliği son bulmuş olmasına rağmen devir tarihinden yaklaşık 7 yıl sonra doğan 2023 tarihli alacak kalemleri için müvekkilden alacak talebinde bulunulduğunu, üyelik için devraldığı taşınmazın 2017 yılında devredildiğine ilişkin tüm belgelerin davacı Kooperatif'ten celbini talep ettiklerini, Ana Sözleşme'de hüküm altına alındığı üzere müvekkilin taşınmazı devretmesi ile birlikte çıkarma kararı alarak yönetim kurulu karar defteri ve ortaklar defterine kaydedilmesi gerektiğini, davacı tarafın Ana Sözleşme'de yer alan işbu hükme aykırı davranması sebebiyle müvekkilinden haksız ve mesnetsiz olarak alacak talebinde bulunulmasının usul, yasa ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dolayısıyla davacı Kooperatif'ten Ortaklıklar Defteri ile Yönetim Kurulu Karar Defteri'nin celbini talep ettiklerini, dava dilekçesinde her ne kadar müvekkilinin Kooperatif üyesi olarak taşınmazı kullandığı belirtilmiş ise de bu iddianın somut gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin 2017 yılında taşınmazı devretmiş olup buna ilişkin devir belgelerini sunacaklarını, bununla birlikte taşınmazın hali hazırdaki maliklerinin tespiti için ilgili Tapu Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak güncel tapu kaydının celbine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı Kooperatif tarafından taşınmazı devralan dava dışı 3. Şahsa karşı alacak talebinin yöneltilip yöneltilmediği, yöneltildi ise ödeme alınıp alınmadığına ilişkin olarak davacı tarafa süre verilerek açıklama yaptırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin ortaklıktan kaynaklanan şahsi sorumluluğunun ayrıldığı tarihten itibaren 2 yıl ile sınırlı olup talep edilen alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, dosyada mevcut Ana Sözleşme'nin 20. Maddesi ile; Kooperatif ile ilişkisi kesilen ortağın sorumluluğunun, ayrıldığı tarihten itibaren iki yıl devam ettiği hüküm altına alınmıştır. Müvekkilin ortaklığının devir tarihi olan 2017 yılında sona erdiği ve sorumluluğunun da ilgili madde gereğince 2019 yılında sonlandığının açık olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddini, huzurdaki davanın kötü niyetle ikame edildiği anlaşıldığından davacı kooperatif aleyhine para cezasına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyası ile asansör parça bedeli ve sprink bedeline dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı tarafın davalı aleyhine 24.664,18 TL asıl alacak, 4951,42 TL gecikme farkı ve takip tarihinden itibaren işleyecek aylık %3 faiz üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, takip dayanağının "sprink bedeli ile asansör parça bedeli" olduğu, davalı tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmektedir. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. Dava şartları yönünden mevcut dosyada bir eksiklik bulunmadığı görülmüştür. - İtirazın iptali davaları İİK 67. maddesinde düzenlenmiş olup icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır. Davacı alacaklı icra takibinde dayandığı belgelerle bağlıdır. Takip konusunu değiştiremez ancak alacağın varlığını kanıtlamak için süresi içerisinde mahkemeye bildirdiği delil listesindeki delillerin mahkemece incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekir. -Somut olayda davacı tarafın iddiası davacı kooperatifin hizmetlerinin ifasında ve giderlerinin paylaştırılması amacıyla belirlenen ve kooperatif tarafından genel kurul kararı ile belirlenen asansör parça bedeli ile sprink bedelinin üye sıfatıyla davalıdan tahsili gerektiği yönünde iken davalı tarafın iddiası taşınmazın devredildiği ve bu nedenle yeni malikten iş bu bedellerinin tahsili gerektiği noktasındadır. -Mahkememiz dosyası davacı tarafından talep edilen asansör parça bedeli ile sprink bedellerinin kooperatif kayıtlarına ve piyasa rayiçlerine uygun olup olmadığının belirlenmesi ve davacı kooperatif kayıtlarının incelenmesi amacıyla 1 kooperatif alacakları alanında uzman hesap bilirkişi ile makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek rapor alınmasına karar verilmiş, düzenlenen 27/03/2025 tarihli raporda özetle; davalının, 1163 sayılı kanun ve ana sözleşme çerçevesinde, davacı kooperatifin taşınmazlarından İstanbul ili, Bağcılar ... pafta, ... ada, .... parsel no lu, 92.845,19 metrekare arazi üzerinde kurulu davacı kooperatifin, M Blok, Kat 1.-25 NUMARALI BAĞIMSIZ BÖLÜM ’ünün FERDİLEŞME İŞLEMİNDEN ... (... oğlu) adına 02.02.2014 tarih ve ... no lu yevmiye ile, ...cilt, .... no lu sayfa da tapu kütüğünde tescil edildiği ve davalının iş bu taşınmazın maliki olduğu, Davalının, davacı kooperatif nezdinde .... üye numarası ile ortaklığının bulunduğu, kooperatif hazirun cetvelindeki kayıtlarında kayıtlı üye olduğu, Taraflarar arasında üyelik yönünden uyuşmazlığın bulunmadığı,(Davalının bu yönde dava dosyasına herhangi bir somut belge sunmadığı) kooperatifin üyesi bulunduğu hususunun davacı tarafından da kabul edilmiş olması nedeniyle, davalının halen davacı kooperatifin ortağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekeceği,(Her ne kadar davalının; “Ana Sözleşme'nin 20. Maddesi ile; Kooperatif ile ilişkisi kesilen ortağın sorumluluğunun, ayrıldığı tarihten itibaren iki yıl devam ettiği hüküm altına alınmıştır” şeklinde itirazı bulunmakta ise de, üyeliğini devir ettiği yönünde herhangi bir somut belgenin dava dosyasına sunulmadığı,) koooperatif üyelerinden tahsil edilecek ödemelerin, kooperatif genel kurul kararı ile kararlaştırılması gerektiği, ayrıca genel Kurullarda alınan kararların sözleşme niteliğinde bulunması nedeniyle, toplantıya katılsın yada katılmasın tüm üyeleri bağlayacağı, temerrüde düşürmek için genel kurul kararlarının kooperatif ortağına tebliğinin zorunlu olmadığı, davacı kooperatifin icra takibine konu ettiği alacak dayanağının, davalının üyesi bulunduğu kooperatifin 03.06.2023 tarihinde yapılan 2022 hesap yılı Genel Kurulu Mad:8 deki kararı ile kararlaştırılmış alacak olması ve anılan bu genel kurul kararlarının iptal edildiğinin davalı yanca ileri sürülmemesi sonucu bu genel kurul kararının kesinleştiği dikkate alındığında, kooperatif üyesi sıfatı sabit olan davalıdan, genel kurul kararı ile kararlaştırılan ve kararlarla uyumlu bulunan bu ödemelerin (Tahmini bütçede mevcut olup) davalıdan tahsilini talep edilebileceği, davalı yanca takip konusu alacakların ödediğine dair dava dosyasına somut bir ödeme belgesi sunulmadığı, davalı ile aynı hak ve ödevlere haiz örnek üyeler ... no’lu ortak cari hesapları incelenmiş olup, davacı kooperatifin genel kurullarda alınan kararlar kapsamında borç /alacak tahakkuklarını usulüne uygun yaptığı, bu nedenle davacı kooperatifin eşitlik prensibine uyduğu, davacı kooperatifin 12.08.2024 icra takip tarihi itibariyle davalıdan genel kurul kararlarıyla uyumlu olarak toplamda: 24.664,18 Tl alacaklı bulunduğu, davacı kooperatifin, her ne kadar takip talebinde asıl alacağına %3 oranında gecikme farkı olarak (Asıl Alacak 24.664,18 Tl üzerinden) talep edilmiş ise de; %1,5 faizi oranı talep edilebileceği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür. -Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Bir yapı kooperatifi ortağının ortaklığı istifa , ihraç, devir, ölüm ve kooperatifin ticaret sicil kaydının silinmesi hallerinden biriyle sona ermektedir. -Bu nedenle sahip olduğu kooperatif dairesinin mülkiyetini tapu tescili yoluyla üçüncü bir kişiye devreden ortak, tescille birlikte ortaklığını da devir etmek durumundadır. Bunun için devir edenle devralan arasında, mülkiyetin devriyle birlikte ortaklığın da devir edildiğine dair bir ortaklık devir senedi yapılmasına ve tarafları keyfiyeti yazılı olarak kooperatife bildirmesine ihtiyaç vardır. Zira devir edenin kooperatifte daire dışında haklarının olması yada devir alanın mülkiyetin devriyle birlikte ortaklığı devir almak istemesi mümkündür. (Kooperatifler Kanunu Madde 8,14) -Emsal Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 17/02/2003 tarihli .... Esas, .... Karar sayılı ilamında özetle; Yapı Kooperatiflerinde, kooperatif tarafından yaptırılan ve müstakil tapu ile ortağı adına tescil edilen taşınmazın ortak tarafından üçüncü kişilere satışı halinde ortaklık payınında satın alana geçmeyeceği, payın ayrıca devredilmesi gerektiği, ortaklık payının devredilmedikçe kooperatif karşısında taşınmazı satan ortağın, ortaklık sıfatı ve sorumluluğunun devam edeceği ifade edilmiştir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin 2021/1376 Esas 2025/162 Karar Sayılı İlamı) -Somut olayda, kooperatif üyeliği nedeniyle kazanılan bağımsız taşınmazı üçüncü kişiye devreden davalı tarafça, yasa ve ana sözleşme hükümleri çerçevesinde üyeliğin devrine dair herhangi bir belge dosyaya ibraz edilememiştir. -Bu kapsamda yapılan incelemede davacının takibe konu ettiği alacak miktarı genel kurul tarafından belirlenmiş, genel kurul kararınının iptaline dair herhangi bir dava açılmadığı görülmektedir. Genel kurul kararı iptal edilmedikçe taraflar yönünden bağlayıcı olacaktır. Bu durumda bilirkişinin kooperatif kayıtları ve özellikle genel kurul kararını inceleyerek hazırladığı raporun, dosya kapsamına uygun, yeterli olduğu, yine davacı kooperatif tarafından üyelere yansıtılan bedellerin fahiş olmadığı, piyasa rayiçlerine uygun ve makul olduğu görülmüştür. -Bu doğrultuda davacı tarafın 27,35 TL asansör parça bedeli, 24.436,83 TL sprink bedeli yönünden davalı aleyhine başlatmış olduğu takipteki iş bu bedellerin yerinde olduğu anlaşılmakla itirazın kısmen iptaline karar vermek gerekmiştir. -Yine davacı tarafın aidat borçlarına işletilen faiz yönünden yapılan incelemede; 6101 sayılı Kanun'un 7. maddesine göre, görülmekte olan davalarda da uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nın 120. maddesine göre taraflar arasında serbestçe kararlaştırılan temerrüt faizi, yasal faizin %100'ünü aşamaz. Bu kural emredici nitelikte ve kamu düzenine ilişkindir. Davacılara gönderilen takip talebinde ve öncesindeki ihtarnamelerde aylık %3 gecikme faizi uygulanmış olup bu oran TBK 120’de öngörülen sınırı aştığından emredici kurala aykırı olması nedeniyle mutlak butlanla batıl bir karardır. Bu kapsamda takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek aylık %1,5 faiz üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir. -İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir. -"Likit alacak" kavramına gelince;eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz eder- se, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir. -Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir. -Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Örneğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere , “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilin- mekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir." -Yargıtay'ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır. ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2022/1637 Esas 2023/686 Karar sayılı ilamı) -Somut olayda alacak, davacı tarafın aidat isteminin asansör parça bedeli ile sprink bedeli istemine dayandığı, iş bu bedellerin fahiş olup olmadığı olmadığı ile piyasa rayiçlerine uygunluğunun bilirkişi raporlarıyla belirlendiği sabittir. Bu haliyle alacağın varlığı ve miktarı yargılamaya muhtaçtır. Talep edilecek alacak miktarı teknik bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporuyla tespit edilmiş olduğundan, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 227,35 TL asansör parça bedeli, 24.436,83 TL sprink bedeli olmak üzere toplam 24.664,18 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek aylık %1,5 faiz üzerinden devamına, 2-Alacak likit ve belirlenebilir olmadığından icra inkar tazminatın taleplerinin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.684,81-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.257,21- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 13.000,00 TL bilirkişi ücreti, 332,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 13.759,60-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%83,28) göre hesap edilen 11.459,14-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yargılama sırasında sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 24.664,18-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddine karar verilen miktar üzerinden hesap edilen 4.951,42-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun ... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 3.600,00 TL'nin davanın kabul red oranına (%83,28) göre hesap edilen 2.998,12-TL'sinin davalıdan, 601,88-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/04/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır